For the New and Unseen

Intro

D&D Forgetton Realms.

rasputin obsidius Eglath ve Lakashtari, ana sehre 3 gun uzaklikta bir ticaret kasabasinda dogup buyuyen 4 maceraperesttir. cocukluktan beridir birbirlerinden ayrilmayan 4luden Eglath ve Lakashtari yavas yavas yakinlasmaya baslamistir. yanliz henuz iki tarafta digerine bunu itiraf edebilmis degildir. bu 4 kanka yasadiklari koyun buyuk bir ticaret yolu uzerinde de bulunmasi nedeniyle yolculara, savascilara ve ticarete cok yakin buyumusler ve kendilerini bilinmez bi maceraya atmak icin can atmaktadirlar. sadece hayal kurmaklada kalmayip ilgi alanlari uzerinde calismaya ve karsiligin yorucu ve uzun isler yaparak kasabanin belli basli ustalarindan egitimde almaktadirlar. egitimlerinde ilerlemeye basladiktan sonra kasaba sakinlerinden is almaya baslarlar, baslarda genellikle getir gotur isleri olsada yilmazlar devam ederler, zira amac kasabada yeterince guvenilir olduklarini ispatlayip, sehire gidebilecekleri gorevler alabilmektir.
Buyuk bir ticaret konvoyunun geldigi bir hafta, gunun yorgunlugunu bir birayla atmaya calisan rasputin, kendisine dogru kasabananin en buyuk hani olan EjderAlevi’nin sahibi Adarc’in hizla geldigini gorur. Birasini usulca yere koyup, yasli tombul hanciyi suzmeye baslar. Adarc hizla yaklasir ve soyle der, butun bekciler konvoy nobetinde, git o caylak arkadaslarini da al yaninada bir ise yarayin. rasputin sarap ficilari tasiyacaklarina neredeyse emin hemen cevap verir, ben hallederim hanci kac fici var. Adarc, ficilar tepedeki depoda at arabasinda hazir, ama sorun o degil, benim beceriksiz usak arabaya erisememis, gorunuse gore arabanin etrafinda bir iki kurt dolaniyor. sen ve digerleri gidin bana getirin su arabayi, 1 aylik harcliginiz bu aksam benden. rasputin donup kalmistir, kurtlar? belki de boz kurtlar? yok canim muhtemelen birkac it diye gecirir icinden ama yine de heycanlidir, bu adamakilli aldiklari ilk istir. Butun yorgunlugu uzerinden bi anda silinen rasputin adimlarini obsidiusun evine dogru hizlandirir, Eglath ve Lakashtarii da zaten en son ufak handa icerken birakmistir.

rasputin kosarak eve daldiginda obsidius sabahtan beri bir turlu duzgun sekilde yapamadigi bir buyu uzerinde calisiyordu ve artik son denemelerini yapiyordu. tabi rasputin’in iceri girmesiyle tum konsantrasyonu bozuldu ve buyu ufak bir toz bulutu cikarmak disinda bir ise yaramadi. tam agzina geleni soylemek icin rasputina donmustu ki, rasputin’in gozlerindeki isigi gorunce duraksadi. uzun zamandir rasputin’i boyle heyecanli gormemisti.

rasputin hancinin anlattiklarini aktarirken, obsidius’un siniri de heyecana donusmeye basladi. hemen gerekli bir kac kese, buyu kitabi ve asasini alip gidelim dedi rasputin’a. Eglath ve Lakashtari nerde, haberin var mi? handa olmalari lazim diyen rasputin kapidan hizli adimlarla cikip hana dogru yoneldi. obsidius de beklemeden pesine takildi…

rasputin ve obsidius kendilerini Nesme’nin bu aksam her zamankinden de kalabalik olan sokaklarina attilar. Nesme, kitanin kuzey batisinda Surbin irmagi ile Evermoors ormani arasina kurulmus ortaboy bir kasabaydi. 2 gun uzaklikta doguda kalan buyuk baskentlerden Silverymooon’a giden tum ticaret konvoylarinin son ugrak noktasiydi. Nesme ayni zamanda Silverymoon icin hem kuzeyden hemde batidan gelebilecek tehlikelere karsi gozculuk gorevini ustleniyordu, kendi boyutundaki bir kasabaya gore donanimli sayilabilecek bir guard unitesi vardi, zaten gelen buyuk konvoylarin mutlaka kendi korumalari ve parali askerleri olurdu o nedenle isleri kolay sayilirdi. Ayrica son yillarda kimse Orc raidlerinden yada barbar istilarindan bahsetmez olmustu, bunlar cok uzak efsaneler olmaya baslamislardi bile. Silverymoon kuzeyin en buyuk sehri ve kitanin guzel insanlarinin koruyucu semboluydu, kendine ait buyuk bir ordunun yani sira efsanelere gore Mythal denen anchient buyulerle de korunmaktaydi.

Sonbaharin bu serin aksaminda, sarkilarin, naralarin, kahkahalarin birbirine karistigi bir gurultu arasindan siyrilan iki genc, sehrin kuzey ucuna daha yakin olan “Ufakhan” a vardilar. icerisi ufak bir somine atesiyle hem aydinlanip hem isinmaktaydi. Baharatli patates ve yukusak koyun eti kokusu yuzlerine tatli tatli carpti. rasputin bi an ac oldugunu hissetti ama obsidius onu durtukleyip Eglathle Lakashtariin aylak aylak oturduklari masaya dogru cekistirdi. pff su buyuculerin hep acelesi vardi zaten, nolurdu simdi bi kuzu butuna gomulseydi..

Çok sevdigi tavuk kanatlarinin son parçalarini kemirmekte olan Eglath, rasputin ve Obsidius’u kapida görünce kafasiyla Lakashtaria geldikleri yönü isaret edip bankin üzerinde yana dogru kaykildi, fakat acele acele kendisine dogru seyirtmeleri Eglath’in de kafasinda soru isareti olusturmustu. Yeterince yaklastiklarinda Obsidius’a sordu: “Hayirdir?”…

Hanci Brod, iceri yildirim gibi dalan delikanlilari merakla suzdu, iyi cocuklardi, cok calisiyorlardi, ona cok kez agir islerde yardim etmiserdi. Bugun isler iyiydi, gidip onlara biraz daha kanat goturmeye karar verdi, oglanin yediklerine bakilirsa iki kova kanat yetmemis gibiydi…

obsidius, Eglathin soran bakislarina, sonrasinda da bos tabaklara bakti. bu kadar seyi ikisi yemis olamaz diye dusunurken Eglath sabirsizca sordu yine: anlatacak misiniz neler oluyor? bir obsidius’e bir rasputin’a bakiyordu. Lakashtari da butun dikkatini onlara vermisti. obsidius tam anlatmaya baslarken hancinin gonderdigi yeni kanatlar masaya geldi, cok lezzetli gorunuyorlardi. birden rasputin’in karnindan kuvvetli bir gurultu geldi. obsidius’u kolundan cekerek masaya oturdu: once bir seyler yiyelim… obsidius cocuklugundan beri yemekle arasi olmayan zayif bi adam olarak rasputin’in bu tip hareketlerine pek anlam veremese de alismisti. bu kadar onemli bir gelisme varken nasil yemek dusunebiliyordu? rasputin kanatlara saldirirken, obsidius de ondan aldigi bilgiyi Eglath ve Lakashtari’a anlatmaya basladi…

rasputin masaya gelen tabaklari birer birer bosaltirken Obsidius ve Eglathin muhabbeti sadece bir ugultu olarak geliroydu kulaklarina. Obsidiusun hareketlerine bakacak olursa Adarc’in kendilerinden istedigi seyi anlatiyor olmaliydi ama suanda önemi yoktu, önemli olan sadece yeni siparis ettigi domuz kaburgalarinin masaya ne zaman gelecegiydi. Masadakiler rasputinin bu durumuna alismislardi ne de olasa onu yillardir taniyolardi ve rasputin her zaman böyleydi. Ama onlarin bilmedigi ve rasputin anlatmadikca asla bilemeyecekleri ‘O’ aksam tapinakta, cult’a kabul töreninde yasananlardi…

bir on dakika sonra “kucukhan” in kapilarindan ufak tefek celimsiz bir cocuk girdi, bayagi hirpalanmis bir goruntusu vardi, sag bacaginin alt tarafi sargiliydi ve sekiyordu. yuzunde de sislikler vardi, dudagi bi kac yerinden patlamis gibi duruyordu. 4 genc arasindan kafasi tabaga gomulmemis olan bir tek Lakashtari’di ve cocugu da ilk o gordu, onu hemen tanidi, Adarc’in ciragi Horster’di. Horster Lakashtari’i gordu ve elinden geldigince hizli masaya dogru segirdi. Masaya geldiginde Lakashtari somine atesine yaklasmasiyla cocugun aydinlanan yuzunun tahmin ettiginden de kotu durumda oldugunu gordu. tam ne oldugunu soracakti ki, cocuk alel acele, “Adarc sizi bulmami soyledi, saraplari tukeniyor bugun cok misafiri var, o at arabasini hemen getirmenizi istiyor” dedi…….

obsidius aceleyle masadan kalkti, hadi daha fazla oyalanmayalim derken aklinda bi iki kurt nasil bu kadar sorun cikarir ki sorusu vardi. her neyse, kisa yoldan kurtlari def eder, bi gecede bir aylik harcliklarini kazanirlardi. uzun zaman sonra biraz heyecan ve hareket de fena olmazdi zaten.

tepedeki deponun yerini biliyordu hepsi, handan cikip o yone dogru yurumeye basladiklarinda rasputin hala elindeki domuz kaburgasini siyiriyordu…

UfakHan ile Thorak’in demircisinin arasindaki karanlik sokakta golgelerin icinde iki cift goz, iki kukuletali figur kipirtisiz beklemekteydi, Larc onlara gozculuk gorevi vermisti, onlarinda ne Larc’in sozunden cikmaya nede en ufak detayi atlamaya niyeti vardi. Handan once cirak cikti, durumu pek iyi degildi kukuletali figur hafifce siritti sonra arkasindan gelen 4luyu gorunce ciddilesti. bunlar alisilagelmis muhafizlardan degillerdi, ikiside dikkat kesildiler. Genclerdi hararetle konusuyorlardi, gorunusure gore Adarc muhafizlara fazladan para yedirmek istememis sehrin genclerinden yararlanmak istemisti. Kisa sure dusundu, muhafizlar kadar iri kiyim degillerdi, aslinda celimsiz bile sayilirlardi, ama asil sorun muhafizlardan daha akilli olabilirlerdi. Her halukarda bu bir komplikasyondu ve bunlari dusunmek kendi isi degildi. onun isi gozlemekti. Yanindaki ileri dogru bir adim atti, onlari takip etmeye niyetli oldugu belliydi. Tharis yildirim hiziyla ayak bileginden cektigi obsidian dagger’i Zek’in cenesinin altina yapistirdi. Zek oldugu yerde durdu ama ona bakmadi.Tharis keyiflenmisti, kafasiyla hanin arkasini isaret etti ve ses cikarmadan gozden kayboldu. Zek elindeki zehirli hanceri cikardigi gibi hissettirmeden geri kinina koydu ve bi kac saniye sonra Tharis’in pesinden oda golgelere karisti.

Comments

Thathorian

I'm sorry, but we no longer support this web browser. Please upgrade your browser or install Chrome or Firefox to enjoy the full functionality of this site.