For the New and Unseen

Oyun 11 - Parti kaciyor Zakreash kovaliyor

Tahmin ettikleri kadar zor bir catisma olmamisti, sasirtici bir sekilde ortaligi ayaga kaldirmadan iskenceciyi saf disi birakmislardi. Ancak nedense moralli ve iyimser olmalari gerekirken bir karamsarlik vardi uzerlerinde. Hucrelerdeki esirleri ne yapacaklarina bile bir turlu karar veremiyorlardi, her kafadan bir ses cikiyordu. Rasputin kimseyi birakmayalim, gereksiz gurultu cikaracaklar ve yakayi ele verecegiz derken Lakashtari ise insanlari bu sekilde hucrelerde birakamayacaklarini soyluyordu. Tam Eglath ve Obsidius da tartismaya girecekken Rasputin derin bir ic gecirdi ve “Peki dedi, senin dedigin olsun, serbest birakalim sunlari da daha fazla zaman kaybetmeyelim”. Tam elinde anahtarlarla kendisine en yakin hucreye dogru gidiyordu ki, Lakastari “Bu cok mantiksiz” dedi, “birakirsak bizi yakalatabilirler, bence hucreleri acmayip isimize bakalim”. Grupta kimse bu ani degisiklige anlam veremedi, aptallasmis sekilde Lakashtari’ye bakiyorlardi. Rasputin ise kendisiyle dalga gecip gecmedigini anlamaya calisiyordu, Devil ile yasadiklari kazadan beri zaten sinirleri tepesindeydi, kavga cikarmamak icin kendini zor tutuyordu. Ama Lakashtari dalga gecmiyordu, genc rahip kendini zorlayarak sakinlesti, “Hadi gidelim o zaman!”. Lakashtari yeniden fikir degistirmeden buradan uzaklasmalari gerekiyordu.
Rasputin hucreleri tek tek dolasarak parmaginda yuzugu olan adami buldu. Karsisina gecip once dostmus gibi davrandi ama adam Rasputin’i hemen tanidi ve tehditler savurmaya basladi. zindanin icinde olmasina ragmen Rasputin’e koklerini kurutana kadar onlari tek tek avliyacaklarini soyleip durdu. Rasputin adamdan birsey ogrenemeyecegini anlayip onu orda birakti. Iskencecinin uzerindeki degerli esyalari alip ortadaki kuyuya atmak icin goturduklerinde ise kuyunun dibinde yatmakta olan ve boynunda iki disli bir kolye bulunan adami gorduler. Rasputin’in ailesini tanima olasiligi bulunan bu adam iskence gorup oldurulmustu. Vakit kaybetmeden diger katlara ilerlemeye karar verdiler.
Arka taraftaki hucrelerin oldugu koridorun iki ucunda yukariya cikan merdivenler vardi. Grup elinden geldigi kadar sessiz bir sekilde merdivenlere yoneldi. Hucrelerden kimseyi cikarmamislar, sadece Eglath’in kapisini kirdigi hucrede bulunan diger Goliathi yanlarina almislardi. Ashum gruba elinden geldigince yardim edecegini soyleyerek Eglath’in kiliclarindan birini sag eline alarak tartti. Oldukca bitkin durumdaydi, ama bu gruba kendini borclu hissediyordu, ustelik cok uzun zamandir hucredeydi. Eger olecekse bir savasci gibi carpisarak olmeyi yeglerdi, hucrede veya iskence masasinda degil.
Merdiveni tirmandiklarinda kalenin ana girisini gorebildiklerini farkettiler, iceriden kapidaki nobetcileri gorebiliyorlardi. Bu geldikleri kat kalenin girisiydi ve zamaninda oldukca gorkemli oldugu belliydi. duvar diplerinde yuksek banklar, onlarin uzerinde eski tozlu tablolar vardi. Girisin ortasindan uzun lime lime bir kirmizi hali boylu boyunca geciyordu. Diger ucta ise genis bir kapi vardi ve kapinin onunde 4-5 adam tezaurat yapmaktaydi. Zindandan yukari cikan adamlardan biri yaninda tasidigi ciliz insani iceri dogru firlattiginda buyuk tezahuratla beraber kurt ulumalari duyuldu.
Kalenin kalaninda kac dusman oldugunu bilmediklerinden sessizce yukari devam ettiler. Mumkun oldugunca dikkat cekmeden asayi alip cikmayi planliyorlardi. Ust katta merdivenler bir koridor ve odalara aciliyordu. Kulak kabarttiklarinda bir ciglik duydular, bir elf cok aci cekiyordu besbelli ve yardim icin bagiriyordu. Ses hemen koridorun basindaki odadan geliyordu ama kapi kapaliydi, iceride ne oldugunu hayal bile edemiyorlardi. Hemen karsisindaki oda ise bos gibiydi, kapisi aralikti. Kisa bir sure tereddut ettikten sonra ust kata devam etmeye karar verdiler. Koridorda bir cok oda vardi ve her an birinden bir dusman cikabilirdi, elf de buyuk olasilik kurtarilamazdi artik. Ayni anda odada elf, yari kurt yari insan bir yaratik tarafindan kiskivrak yakalanmis rituel kasesindeki kani icmeye zorlanmaktaydi. Elinden geldigince direndiyse de gucu yetmedi ve kafasi kan dolu kasenin icinde kayboldu.
Ust kata cikan merdivenden once Arueth cikti, bir hayalet gibi hic ses cikarmadan ilerlemisti. Arkasinda ise digerleri ellerinden geldigince ses yapmadan merdivene dizildi. Merdiven genisce bir salona aciliyordu ve gizlice iceri baktiklarinda hepsi nefesini tuttu. Bu asagidaki giris kadar buyuk bir salondu ve girise gore cok daha bakimli be ihtisamliydi. Duvar diplerindeki banklarda uzun ve kaliteli mumlar yaniyordu. Duvardaki buyuk tablolar antikaydi ama uzerlerinde toz dahi yoktu. Odanin ortasinda 8-10 metre uzunlugunda bir yemek masasi vardi, yemek masasinin saginda ve solunda ise koca catiyi ayakta tutan uzun sutunlar yukseliyordu. Salonun sol tarafinda oldukca genis iki oda gorunmekteydi. Grubun nefesini tutmasina neden olan ise icerisinin ihtisamindan cok odanin sonundaki dev tahtta oturan kisiydi. Orda simdiye kadar gormus olduklari en iri yaratik duruyordu. Odanin ucunda bir tahtta oturan 4,5 metre boyunda bir adamdi bu. Taht da en az kendisi kadar ihtisamliydi ve ustundeki duvarda aradiklari asanin uc kismina cok benzeyen bir madalyon asiliydi. Zakreash’i bulduklarina hic birinin suphesi yoktu, neden “Titan” dendigini de gorebiliyorlardi. Zakreash onlari gorurse isleri bitikti, ancak dev kral dikkatini onunde ayakta durmakta olan bir Drow’a yoneltmisti, oldukca sinirli gorunuyordu. “Bana bak Drow” dedi, “Kalemi yeteri kadar savunmasiz biraktim zaten, bu kadar korkulan bir kral olmasaydim diger kabileler coktan saldirip kaleyi ele gecirmis olurdu. Adamlarimi geri cagirmak zorundayim, daha fazla risk alamam”. Drow ise sakin gorunuyordu, tahtin karsisinda bir saga bir sola yurumeye basladi. “Sakin ol Zakreash, karsinda herhangi bir tehlike yok, sana karsi koyan herkesi ezdin zaten, ustelik hazine odani da agzina kadar altinla doldurdun.” Zakreash yatismamisti “Silverdeath’ler kapima dayandiklarinda o altinlarin ne yarari olur elf!” dedi ama sonra konuyu degistirdi “Barbarlar ne zaman geliyor?” Grenda cevap verdi “kolelestirilen bir kac kabile bir kac aya yola cikacak cok surmeden burda olurlar”.Tam tahta donup “Yakinda…” diye soze baslarken durdu, merdivenlere dondu. “Kim var orda?”
Grup tamamen buz kesmisti. Farkedilmislerdi. Rasputin uzerindeki zirhin zincirlerini iyi baglamadigi icin kendisine kufretti, ne cok ses cikariyordu. Hemen ust kata dogru kostular, bu sirada ses cikarmamaya calisiyorlardi ama iyice panik olmuslardi. Drow’un onlarin pesinden gelmesi uzun surmezdi. Merdivenler belli ki en ust kata aciliyordu. Oda oldukca genis ama bostu. Duvarlarda 5-6 tane dar merdiven nobetci kulelerine acilan kapilara baglanmisti. Kacacak bir yere ihtiyaclari vardi, Rasputin merdivenlere bakmalarini soyledi, Arueth ve Obsidius hemen bir kac merdiveni tirmanarak odalara baktilar. Bunlar savunma amacli yapilmis gozetleme kuleleriydi ve en fazla 2 kisi sigarlardi, ise yaramaz diye dusunduler. Bu sirada Arueth de odanin kosesindeki kapiya yoneldi, drow geliyordu ve kacacak bir yer bulmalilardi.
Grenda iceriye farkettirmeden kimin girmis olabilecegini merak ediyordu, Astrid kendisini Pardraig’in emrindeki bir gruba karsi uyarmisti fakat anlattiklarina gore onlar daha cok palas pandiras ortamlara dalip heryerin altini ustune getiren tiplere benziyorlardi. Drow irkindan gelen yetenekler sayesinde oldukca hizli ama kesinlikle ses cikarmadan merdivenleri tirmandi.
Drow ilk saldiriyi yapmisti, Eglath’in nereden geldigini bile gormedigi kilic darbeleriyle kanlar icinde kalmasi grubu iyice karistirdi. Goremedikleri bir dusmana karsi ne yapabilirlerdi. Bu sirada Eglath ve Obsidius Arueth’e su kapiyi ac artik diye bagirdi. belki kacabilirler veya drow’u daha dar bir alanda savasmaya zorlayabilirlerdi. Arueth hizla tuzaklari kontrol etti ama birsey yoktu, sanslari yagver mi gidiyordu yoksa? Ancak devil ile karsilastiklarindan beri peslerini birakmayan sanssizlik yine oradaydi, kapiyi acti ve acar acmaz vahsi bir avcinin agir kokusunu aldi. Karsisindakinin bir boz ayi oldugunu anlamasi icin kapiyi tamamen acmasina bile gerke yoktu. Dev hayvan sahibi disinda hazine odasina girecek herhangi birine saldirmak icin egitilmisti ve kapi acilir acilmaz charge etti. Oda Drow’un bahsettigi hazine odasiydi belli ki, agzina kadar altinla doluydu, ama bir koruma olacagini hesaplayamamislardi, aslinda kaleye geldiklerinden beri pek birsey hesaplayamamislardi, nedense hersey bi aceleye gelmisti. Tam bir bu eksikti derken merdivenden tum kati sarsan ayak sesleri duyuldu, Zakreash de geliyordu.
Ashum ve Eglath girisi kapattilar ama Drow cok hizliydi, her iki elindeki scimitarlari gozun yakalayabilecegindende hizli savuruyor, olumle dans ediyordu. Eglath ve Ashum’dan kurtulup Lakashtari’ye dogru ilerlemeye basladi. Bu sirada odadan firlayan ayi da Arueth’i parcalamaya calisiyordu. Ilk soku atlatan Arueth hemen etrafini mor bir karanlikla kapladi ve ayidan korunmaya calisti. Yarali Goliath dusmanina vucudundaki butun gucle saldirdi ve Eglath’in kiliciyla sert bir darbe indirdi. Drow bu saldiridan etkilenmisti seytanca gulumsedikten sonra bir kac saniye boyunca kiliclarini pespese Ashum’a dogru savurdu. Ashum tam kendini kurtardigi anda boynundaki aciyi hissetti, boynunu boydan boya kesen kilici gorememisti bile, cansiz yere yigildi. Bir kac saniye sonra Zakreash merdivenlerde belirdi, dev yaratigin elleri donusmeye baslamis neredeyse dev penceler halini almisti.
Durumu hizia gozden geciren grup, savasa dahil ettikleri boz ayiyla beraber sanslarinin oldukca azaldigini farkedince kacmaktan baska bir care goremediler. ciktiklari merdivenin karsisindaki merdivenlerden asagiya dogru duzenli bir sekilde kacmaya basladilar. Eglath tam Zakreash ile kapismak uzereydi ki, zira zor bir duelloyu asla geri cevirmezdi, Rasputin onu bir buyuyle merdivenlere kadar geri cekti. Eglath sinirli sinirli Rasputin’e donmustu ki etrafina bakinca durumun ciddiyetini gorup merdivenlerden asagi kostu. Rasputin arkasindan bagirdi “Eger asagida kimse yoksa staff’in parcasini al!” Eglath butun nefesini harcayarak merdivenleri 3er, 5er atlayip alt kata indi ve tahta dogru kostu. Eglath’i Obsidius izledi hizlica asagi inip Eglath’in pesinden ilerledi. Tam o anda tahtin sag tarafindaki simsiyah duvari farketti, belkide bir kacis noktasi bulmustu. Lakashtari Obsidius’u takip etti ama o bir alt kata dogru devam ederek 2. kati bir kolacan etti, kafasini koridora cikardigi anda buyukce bir kurtadamin koridorda dolastigini gorunce tekrar hemen yukari cikti ve Obsidius’un pesinden ilerledi. Arueth merdivenlere dogru ilerlerken herkesin gecmesini kahramanca bekleyen Rasputin’i gordu ve arkadasina yardim etmek icin kucuk bir hareketle merdivenlerin girisini toz bulutuyla kaplayip asagi indi. Rasputin odada bir dark elf, bir giant ve bir boz ayiyla yanliz kalmisti. Arueth’in buyusunu memnuniyetle karsilayip merdivenlerden asagi kostu.
Zakreash drow’a dondu “Kim bunlar Grenda? bana guvende oldugumu soylemistin”. Grenda “basbelasi bir grup, Pardraig’in adamlari burdan cikmalarina izin vermemeliyiz” diyip geldigi merdivenlere dogru hizla ilerledi. Zakreash bir sure daha odada kalip ayisini sakinlestirdikten sonra hazine odasina geri gonderip kapiyi kapatti. Sonrada korkunc bir donusum gecirip dev bir kurda donustu ve merdivenlere dogru insan ustu bir hizla ilerledi.
Asagida Eglath irkinin verdigi gucu kullanarak yuksek tahta tirmanmayi basarmis ve staff’in parcasini almisti. Obsidius ise hizla siyah duvara dogru kosup gerekli olan kelimeleri hatirlamaya calisti. Bu sirada digerleride merdivenlerden inmis bir kacis yolu icin ona bakmaktalardi. “Bu taraftan” Diye seslendi ve sagdaki merdivenlerden onlara dogru gelmekte olan drowu gorunce bir anda “etdrakhto solastik Takhaktro kaslem” diyerek shadowfell’e giden kapiyi acti. Lakashtari Obsidius’a dogru kosuyorduki Obsidius bir anda siyah duvarin icinde kayboldu, bir an icin icini korku saran Lakashtari bir kac saniye sonra Obsidius’un tekrar gozukmesiyle rahatladi ve hemen duvardan iceri bir adim atti. Lakashtari’yi Arueth takip ediyordu oda kapidan iceri bir adim atip Lakashtari’nin yanina sikisti. icerisi zifiri karanlikti ve Arueth bile onlerindeki yolu goremiyordu, bu garip bir durumdu. Rasputin tam o tarafa dogru gidecektiki arkasindan korkunc bir hirlama duydu, metrelerce uzunlukta dev bir kurt merdivenlerden inmis ona dogru kosuyordu. Rasputin gecide dogru butun gucuyle kostu kostu ve iceri atladi, Arueth ve Lakashtari’yi de gecen genc rahip bir adim otede durmayi planliyordu fakat bir adim otesinde zemin yoktu, “AAAAAAAaaaAaa” diye bagirarak asagiya dogru dusmeye basladi. Disarda bir tek Eglath kalmisti ve aksi gibi tahtin tepesindeydi. Drow’un iyice yaklastigini gorunce akrobatik bir hareketle asagi inmeye calisti ama yuzunun uzerine yere kapaklandi. Neyseki dusmesi ona zaman kazandirmis hemen ayaga kalkinca son anda kapidan gecmisti. Yanliz Goliath olmasinin verdigi iri cusse hem Arueth’in hemde Lakashtari’nin dengesini bozmasina neden olmus ve hep beraber onlarda asagiya dogru dusmeye baslamislardi. Obsidius bir saniye daha iceri bakti, dev bir kurt ve olumcul bir dark elf ona dogru kosmaktaydi. Ayagini gecitten cekip kapinin kapanmasini saglarken bir yandanda hic arastiramadiklari bu enterasan kaleyi bir daha gorup goremeyeceklerini dusundu. Karanlikta kalinca arkadaslarinin pesinden kendini bosluga birakti.
Rasputin ne kadar sure dustugunu bilemiyordu ama ona cok uzun gelmisti, asagiya dogru dususu bir sure sonra daha yumusak bir aci kazanmis ve hizi azalmisti. Bir sure sonra bir delikten disari firlayip 3 metre gibi bir yukseklikten yere dustu. Tam tek parca olduguna saskin bir sekilde ayaga kalkiyorduki Eglath tam tepesine dustu ve ikisi birden toza gomulduler. Eglath’i Arueth, Lakashtari ve en son olarak Obsidius izledi. Rasputin butun grubun dususunu yavaslatmis ama kendisi de baya hirpalanmisti. Bir kac dakika oturup nefeslerini geri kazandilar ve gozlerini karanliga alistirmaya calistilar. gorunuse gore dar bir magaradaydilar, onlerinde neredeyse bir catlak kadar genis bir koridor vardi. Fazla secenekleri olmadigindan bir mesale yakip ilerlemeye basladilar. Sonucta kacmisda olsalar Staff’in bir parcasini almislardi, yanliz staff’in tamamini alamamis olmalari Devil’in sozunu tutmayacagini neredeyse garanti ediyordu o yuzden canlari biraz sikkindi. Tek sira halinde biraz ilerledikten sonra bir yol ayrimina geldiler. Hesaplarina gore sagdaki tunel doguya dogru gidiyordu ve onlarinda gitmek istedigi yon buydu. O tarafa dogru ilerlediler. Kisa bir sure sonra girintili cikintili ufak bir genislige geldiklerinde bir kac saniye rahatladilarsa da etrafin orumcek aglari ve dev kozalarla dolu oldugunu gorduklerinde baslarina gelecegi sezmislerdi. Bir anda heryerden firlayan buyuklu kucuklu orumcekler vahsi bir sekilde gruba saldirdi. Orumceklerden 3 tanesi insan boyutundaydi ve koyu kirmizi ve parlak yesil renklerdeydiler. Surekli olarak dev dislerini gruba gecirmeye kalkiyor olmasalar gorulmeye deger yaratiklardi. Grubun savas pozisyonu alacak durumu yoktu dar koridora sikismislardi. En arkada duran Eglath arkasinda Kralice orumcegi buldu ve kilicina elini atti, iste o anda aceleyle kacarken kiliclarindan birini Goliath’tan almayi unuttugunu hatirladi. Bir kufur savurup digerini aldi. Obsidius bir alev buyusuyle kucuk orumcekleri temizledi. Arueth de en onde iki orumcekle birden savasiyordu. Biraz one dogru ilerledi ve Rasputin’in de savasa girmesine izin verdi. Fakat az once onu isiran orumcegin zehri bir anda etkisini gosterince Arueth bayildi. Rasputin gurzunu tum gucuyle baska bir orumcegin kafasina indirmek uzereydiki hayvan bir anda onunden yokolup magaranin karsi tarafinda belirdi. Rasputin’in gurzu yerdeki kayalara carpti ve paramparca etti. Bir sure sonra ayilan Arueth tekrar ayaga kalkti ama bu seferde uzak bir koseden orumceklere olum yagdiran Lakashtari zehirlenmisti ve bir anda bayildi. Eglath kraliceyle dise dis savasiyordu ama arkadaslarinin koridordan cikmasiyla beraber diger buyuk orumceklerden biri tam arkasinda belirdi ve onu isirdi. Lakashtari bir sure sonra kendine geldi ve bu kez Arueth’in kan revan icinde yere serildigini gordu. Hemen cantasindan iki healing potion cikarip birini kendi icti, birini de Arueth’e icirdi. Arueth tam kendine gelmisti ki parlak yesil renkli orumcek yine zehir puskurttu ve Arueth tekrar kendinden gecti. Ama Lakashtari yilmamisti, arkadasini yanliz birakmayacakti, bir healing potion daha cikardi ve Arueth’e tekrar icirdi. Arueth bir kez daha bayilmis olduguna inanamaz halde tekrar ayaga kalkti, kiliclarini cekti tam saldiriyorduki bir zehir dalgasi daha geldi ve Arueth bu kez yuzustu yere yapisti. Lakashtari artik sinirden yerinde ziplamaya baslamisti. Obsidius bir yandan magic missile lerle zayiflayan orumcekleri iyice yaraliyor bir yandan da Eglath’i goz ucuyla kolacan ediyordu. Eglath da tam o anda kraliceye olumcul darbeyi indirmek uzereyken bayiliverdi. Obsidius sok icinde kralicenin Eglath’i bir kozaya sarmaya basladigini gordu ve panikledi, hizlica o tarafa donup uzaklasmaya baslayan kraliceye bir magic missile gonderdi. Eglath’in olumcul yaraladigi hayvan son gelen buyuyle cansiz yere dustu. Bir kac dakika icinde de diger orumcekler grubun buyu ve celikten olusan hafife alinamayacak gucu karsisinda dustuler.
Bir sure dinlenip kendilerine geldikten sonra tekrar ayaklanan grup koridorda ilerlemeye karar verdi. Obsidius ortamdaki kozalari acmak istiyordu ama artik sanssizliklarindan nevri donen Rasputin bagirip cagirarak Obsidius’u koridora dogru itekledi. Boylelikle Obsidius cok merak ettigi baska bir duzlemden gelme bir Shadar-kai cesedini karanliklara terkettigini bilemedi.
sendeleye sendeleye, dar araliklardan sikisarak sonunda metal bir kapiya kadar geldiler. kapinin dis tarafini tamamiyle calilar ortmustu ve iceri isik girmiyordu, ama elleriyle araladiklarinda gunes isigini gorebildiklerinde hepsi sevincten agliyacak haldeydi. Kolu cekip kapiyi actilar ve Obsidius’tan hemen cebindeki scroll’u acip onlari Silverymoon’a goturmesini istediler. Ama Devil araya girdi, Rasputin’in kontrolunu aldiktan sonra Eglath’tan Staff’in parcasini istedi. Eglath elinden gelen bir sey olmadigi icin istenileni yapti. Rasputin’i serbest birakmasini istemelerine ragmen Devil, staff’in tamamini bulamadiklari icin sozlerini henuz yerine getirmediklerini soyleyip isteklerini reddetti. Rasputin bir kac dakika daha once bilmedigi bir buyuyle yere bir cember cizdi ve parcayi dairenin ortasina koydu. Bir kac saniye sonra bir isik patlamasiyle parca yokoldu ve daire yanarak kayboldu. Devil gitmisti ve grup tek basinaydi. Obsidius Scroll’u cikardi ve on dakika sonra kendilerini universitenin bir odasinda buldular
##
“Devami haftaya”

Comments

Thathorian

I'm sorry, but we no longer support this web browser. Please upgrade your browser or install Chrome or Firefox to enjoy the full functionality of this site.