For the New and Unseen

Oyun 12 - Zakreash kaciyor parti kovaliyor

Obsidius’un ritueli ile kendilerini universitenin soguk odalarindan birinde bulan grup hic vakit kaybetmeden solugu Pardraig’in yaninda aldi. Bu sirada Obsidius Celthric’ten enchant edilen staff’i ile yeni bir teleport scroll’u almayi ihmal etmedi. Pardraig’e olani biteni hizla anlatirken, kalenin neredeyse bos oldugunu, yanlarinda biraz destek kuvvet olursa kaleyi alabileceklerini soylediler. Cucenin gozleri parladi. Zakreash’in kalesi savunmasiz durumdaydi, bu cuce icin paha bicilmez bir firsatti. Rasputin’den kalenin detaylarini ogrendikten sonra genclerle ertesi sabah bulusmak uzere vedalasti ve hizla ofisinden cikip konseyle gorusmeye gitti. Lady Alustriel sehirde degildi bu da aslinda Pardraig’in isine geliyordu zira High lady bu tarz bir saldiriyi pek onaylamayabilirdi. Adimlarini hizlandirdi, daha sabaha kadar 200 askeri hazir etmesi gerekiyordu.
Gencler Pardraig’in yanindan cikip yine market alanina yoneldiler. Yarin onlari buyuk bir savas bekliyordu ve gerekli hazirliklari yapmalilardi. Lakashtari Alchemist fire stokunu gozden gecirdi ve sadece bir tane kalmis oldugunu gordu. 10 tane daha almaya karar verdi, zira onemli seydi Alchemist fire. girdigi dukkanda once tomarla altin sacarak 5-6 tane alchemist fire aldi, daha sonra daha cok almak istedigi icin Keshan’in ona verdigi kolyeyi adama gosterdi. Saticinin gozleri buyudu ama hemen ilgilenmez bir tavir takinarak “eh iste bir 150 altin eder” dedi. Lakasthari en son bir pazarlikla 3-4 Alchemist fire karsiliginda kolyeyi adama satti. Adam kolyeyi aninda cebine atip Lakashtari’ye bir avuc dolusu healing potion da sattiktan sonra bir de bunlari tasimasi icin 1000 altinlik bag of holding satti. Lakashtari ve arkadaslari ciktiktan sonra 1 haftalik kazancini cikaran satici kepenkleri kapatip icmeye gitti.
Daha fazla oyalanmayip eve gidip yatan grup ertesi sabah erkenden kalkip Pardraig’i bulmaya gitti. Kapiya vardiklarinda Dahhim onlari karsiladi ve Pardraig’in yarim saat kadar once 200 askerden olusan bir orduyla kuzeye dogru at surmeye basladigini soyledi. Grup hemen atlari hazirlayip peslerinden yola koyuldu ve biraz hizli giderek bir saat icinde orduyu yakaladilar. O gun pardraig ile beraber at surup onlerindeki savasla ilgili konustular. Pardraig onlari savasin ortasinda istemiyordu bu nedenle daha once iceri girdikleri gibi yine farkettirmeden girmelerini, girdikten sonra da once onlara kalenin kapisini acmalarini, yapabilirlerse iceriden gelebilecek destek birliklerinin onunu kesmelerini ve kulenin cesitli yerlerindeki olasi okculari etkisiz hale getirmelerini istedi. Grup, ozellikle de Eglath meydanda savasmak istemelerine ragmen, yapmalari gereken gorevin de onemi acikti ve caresiz Pardraig’i onayladilar.
Daha once yaptiklari gibi ormandan iceri kisa bir sure girip atlari biraktilar. Bir kac saat daha yuruyup kaleyi sagdan gorebilecek bir alana girdiler. Burada Pardraig grubun ayrilmasini istedi ve onlara cok guvendigini, zaferin onlarin elinde oldugunu da hatirlatarak stres yapmadan dikkatli gitmelerini soyledi. Tam Eglath detaylar ile ilgili bir seyler soracakti ki kaleden savas borulari otmeye basladi, askerler kiliclarini cekti ve hepsi bir anda kale duvarlarina dogru hucuma gectiler. Grup olabildigince dikkatli ve bir okadar da gergin bir halde daha once girdikleri gizli gecidi bulup iceri dogru suzuldu. Bu kez zindanlara giden koridoru pas gecip direk soldan ilerleyerek giris katina varmayi umarak ilerlediler. Bir yandan da koridorlari olasi baska gizli gecitler icin surekli kontrol ediyorlardi. Onlerine daha once oldugu gibi orulu bir duvar ve mekanizmayi calistiracak bir kol cikti. Arueth hizlica kontrol edince bir tuzak oldugunu gordu, hemen etkisiz hale getirip gizli gecidi araladi. sessizce kayan duvar arkasinda los ve pis kokulu bir oda ortaya cikardi. etraftaki esyalardan buranin bir talim odasi oldugu anlasilabiliyordu. Bir an iceri girecek gibi olduktan sonra hemen solundan gelen hiriltili soluklari duydu ve oldugu yerde durdu. Lakashtari’nin Robe’unun cebinden cikardigi aynayi alarak iceriye iyice bir goz attiktan sonra arkadaslarina donup geri donmelerini isaret etti. Zira iceride 10-15 kadar adam yuzleri odanin kapisina donuk hazir beklemektelerdi, belliki birinin gelmesini yada bir isareti bekliyorlardi. Arueth grupta tartisma cikmamasindan emin olmak icin iceride 30 kisi oldugunu soyleyip koridordan yukari dogru devam etti. Tam bu sirada yerin sarsildigini hissettiler, havada korkunc uluma sesleri yankilandi ve sanki iki dev birbiryle carpismis gibi buyuk bir gumburtu koptu, celigin celige vurma sesleri yankilanmaya basladi, bir kac saniye sonra bir baska carpisma sesi daha geldi. Grup yanlis bir seyler oldugunu sezmisti ama su anda onlerindeki ise odaklanmaliydilar. Bir sure sonra yukari dogru giden yol ayrimindan devam ederek ikinci kara ciktilar. ikinci katin bos koridorlarindan birine cikan gizi kapiyi actiktan sonra etrafi soyle bir gozden gecirdiler ve gorunuse gore etraf sakindi. bu kat ufak odalarla doluydu ama kimseye farkedilmemek icin bu odalari incelemekten vazgectiler. Biraz dusunup durumu tarttiktan sonra en iyi fikrin Arueth’in tek basina 2. katin diger tarafindaki merdivenlere gitmesi ve asagi inerek giris katindaki kapiyi kimseye gorunmeden acmaya calismasi idi. Arueth hemen harekete gecti, kucuk odalarin yanindan gecti, bazilarindan inlemeler bazilarindan ise hiriltilar yukselmekteydi, butun odalari gecip sessizce alt kata inen Arueth karsisinda giris kapisini buldu. Giris katinin tamami simdilik bos gorunuyordu. golgeleri takip edip kapiya yaklastiginda disarida kopan kiyameti tum vahsetiyle gorebildi.
##
Pardraig askerlerini dogrudan ana kapiya dogru yoneltmisti, bir yandanda sagdaki ve soldaki gruplar merdivenlerle surlara tirmanacakti, kalede gorunen savunma o kadar azdiki Pardraig agzi kulaklarinda guluyordu. Ta ki sol taraflarindaki agaclarin yirtilircasina cikardiklari catirtilari duyana kadar. 150 kadar kurt ve kurt adamdan olusan vahsi birlik Pardraig’in sol kanadina balyoz gibi indi, ilk siralardaki sovalyeler keskin penceler ve disler arasinda saniyeler icinde paramparca olmuslardi. Pardraig bir cuceydi ve oldukca deneyimli bir cuceydi, sesini butun karmasanin ustune yukseltip komutlarini ardi ardina siraladi ve durumu aninda kontrol altina aldi, askerlerin sag kanat icinde hazirlikli olmalarini emretmisti zira dustukleri bu tuzagin nasi isledigini cok iyi biliyordu. Tam tahmin ettigi gibi sag taraflarindan da 150 kadar yaratik ormanin icinden yildirim gibi cikip askerlere dogru hucum ettiler ama sag kanat Pardraig sayesinde hazirlanmis ve mizraklarini cikarmis beklemekteydiler. onlarca kurtadam kendi momentumlarini durduramayarak ilk siralardaki keskin mizraklara saplanip cansiz yere yigildilar. Pardraig tuzaga dusuruldugunun farkindaydi ayrica kalenin kulelerinden de oklar yagmaktaydi ama asil soru tuzagi kuranin kim olduguydu, bu genclerden olusan grubun oyununa mi gelmisti yoksa daha buyuk bir oyun mu donuyordu? Eger buradan sag cikmayi basarirsa neler olup bittigini ogrenecegine yemin etti.
##
Arueth durumu gorunce once ne yapacagini bilemedi, ordu iki yandan sikistirilmisti, kapiyi acsa kaleye girmeleri manasizdi, girseler bile girmeye calisirlarken cok daha fazla kayip verebilirlerdi. O bunlari dusunurken salonun diger tarafindaki odadan firlayan 10-15 kisilik bir grup savas naralari atarak kapiya dogru kosmaya basladi. Arueth kendisini farketmediklerini gorunce hizlica merdivenlere kadar geri cekildi. Merdivenlerden durumu izleyince bu grubun kale kapsini acip savasa katilarak Pardraig’in kale tarafindaki acik olan kanadina saldirdiklarini gordu. Hizlica yukari kosup grubun yanina gelen Arueth asagidaki durumu anlatti, hararetli bir tartisma basladi, Arueth kesinlikle asagiya inip, savasa yeni katilan gruba arkadan saldirmalarini istiyor, digerleri ise yukaridaki okcu kulelerini halletmeleri gerektigini soyluyorlardi. tartisma devam ederken zaman geciyor savas olanca siddetiyle devam ediyordu. En sonunda Arueth okcu kuleleriyle kendisinin ilgilenecegini soyleyip onlari asagiya savasa katilmaya gonderdi. Merdivenlere kadar beraber gittikten sonra grup asagiya hizli adimlarla giderken Arueth peslerinden soyle bir bakti ve yukariya dogru devam etti.
##
ust katta karanlikta bekliyordu, asagida konustuklarini duymustu ve verdikleri karari memnuniyetle karsiladi. Grubu bolen maceracilara bayilirdi, isin daha da guzel tarafi yukari gelen drow’du, kacak bir drow kadar onu eglendirecek cok az sey vardi. sabirla bekledi. Arueth diger merdivenlerin basinda gorundugunde ellerini kiliclarinin uzrine koydu ve bekledi. Arueth etrafi soyle bir incelemis ama bir sey gorememisti. “Cok yazik” diye dusundu Grenda ve izlemeye devam etti. Atueth cantasindan Lakashtari’den aldigi Alchemist fire’lardan iki tanesini cikarip ilk kule merdivenini tirmandi ve kapagi aralayip iki okcunun oldugu kucuk odaciga siseleri firlatti. Butun kulenin alev aldigi anda kapiyi kapatip asagi atladi ve adamlarin aci icinde haykirislarini dinledi, ilk kule tamamdi. “Cok sinsice” dedi Grenda. Arueth topuklari uzerinde hizla dondu ve Drow’u gordu. simsiyah deri zirhlar giyiyordu ve iki elinde de oldukca essiz scimitarlar vardi. tembelce odanin karsisindaki duvara omzunu yaslamis onu izliyordu. “kendi evinden kacan korkak bir drow’dan daha iyisini beklemek dogru olmazdi heralde” dedi. Arueth “Menzoberanzan benim evim degil, ordan da irkimdan da nefret ediyorum” diyerek cevap verdi. “Eh evet evin olmadigi dogru zaten senin evdekilerin kanlariyla sokaklari yikamistik” diyen Grenda “Gercek bir drow’la yuzlesecek cesaretin var mi kacak?” diye devam etti ve adim adim Arueth’e yaklasti. Arueth de iclerinde mor alevler yanan gozlerini karsisindaki soguk katil gozlerinden ayirmadan dusmanini odanin ortasinda karsiladi. bir kac saniyeligine hava agirlasti, ustlerindeki kulelerdeki adamlarin bagirislari boguklasti, asagida yuzlerce kilicin zirhlara vurarken cikardigi sesler sanki artik cok uzaklardaydi. O anda onlari goren biri olsa iki katilin, iki olum tacirinin, iki kilic ustasinin birbirini tarttigini dusunurdu ama aslinda bu iki drow’un, fiziksel ozellikleri ne kadar ayniysa icleri de bir okadar farkliydi. Kiliclar isildadi ve dans basladi. Ilk darbe Arueth’den geldi pesi sirada Grenda’dan, olculu darbelerdi, dusmanlarini tartiyorlardi. Pesi sira olumcul ataklar birbirini izledi, Arueth her zamanki gibi ortami toza bulayarak karsisindaki katilin kilictaki avantajini kirmayi basardi. Grenda’nin usta kiliclari Arueth’i bir turlu bulamazken, Arueth en olmadik anda bir ortaya cikiyor bir kayboluyordu. Grenda durumun iyi gitmedigini anlayinca bir iki savunma atagi yapip gerisin geri merdiven bosluguna kosup kayboldu. Arueth heyecanlanmisti “hadi nerdesin? ne oldu bakiyorum kaciyorsun? hahaha” diye arkasindan bagirdi ama ses yoktu. Onun kendisini uzerine cektigini dusunerek pesinden gitmekten vazgecti ve hemen diger okcu kulesine yoneldi. merdivenleri hizla tirmanip bu kuleye de iki alchemist fire gonderip kapagi kapadi. Tam merdivenden asagi indigi anda Grenda golgeler arasindan tekrar firladi ve Arueth’e charge etti. Arueth atagi gecistirdi ama toz bulutunun disinda kalmisti, hemen elini soldan saga kaydirarak toz bulutunu tekrar uzerine cekti ama gec kalmisti. Grenda kendi etrafinda donerek iki usta isi kiliciyla iki olumcul darbe indirdi ve son darbeyle Arueth bilincsiz kanlar icinde yere yigildi.
Grenda guluyordu, kisa surede olsa eglenmisti simdi sira bu gence odulunu vermeye gelmisti. Baygin Arueth’i kafasindan tutup merdivenlerden asagiya surukledi.
##
Grubun kalani merdivenleri kosar adim inip hizla kendilerini disari attilar ama karsilarindaki manzara icin hazirlikli olmalari beklenemezdi. Etraflarinda her turden vahsi yaratik, kapana kisilmis orduya pence ve disleriyle olumune saldiriyorlardi. kurtlar, kurtadamlar, insan seklinde kertenkeleler, ayilar, kaplanlar. Pardraig’in ordusu yari yariya azalmis gorunuyordu, Her yer cesetti, asker ve hayvan cesetleri ustuste yatiyordu. dikkatlerini toplayabildiklerinde iceriden cikan grubun tam onlerinde savastigini gorduler, 3 buyuk kurt 2 kurtadam, 2 kertenkeleadam ve 3 insandan olusuyorlardi. Acilisi Obsidius dev bir fireballla yapti ve herkesi bir anda kavurdu. 3 adami indirmis, digerlerini de agir yaralamisti, savasin hararetinden dusmanlarin arasindaki bir askeri farkedememis ve onuda malesef yakmisti. Alev topunun icinden ilk firlayanlar buyuk kurtlar oldu. Eglath ve Rasputin’e saldirdilar. Arkalarindan kurtadamlar ve kertenkeleler takip etti, onlar ise Obsidius ve Lakashtari’yi kendilerine hedef aldilar. Grup karsilarindakilere gore oldukca deneyimliydi ve yavas yavas cok da zorlanmadan yaratiklari indirmeye basladilar. Bu sirada genclerin kale kapisindan cikip on taraftan gelen yeni birliklere saldirdigini goren Pardraig aradigi firsati buldu ve tum orduya duzenli sekilde geri cekilme emri verdi. Aninda kumelesen ordu yavas yavas geri cekilmeye ve yaratiklari uzerlerine cekmeye basladilar. Bu durum savas taktikleri konusunda deneyimsiz genc grup uzerinde moral bozuklugu yaratti ve savastiklari yaratiklari bir yandan oldurmeye calisirken bir yandan da Pardraig’e geri donmesini bagirmaya calistilar, Pardraig’in neden geri cekildigine anlam veremiyorlardi. Lakashtari’nin gozu ise okculardaydi, sagdan ve soldan bi kac okcunun durdugunu gormustu ama tamami durmamisti, hala oklar yagiyordu. Arueth’i yanlis tanimiyorsa bu kadar zaman icinde onlari saf disi birakmis olmaliydi. bu da basinin belada oldugu anlamina geliyordu. Ona telepatik olarak ulasmaya calisti ama onlerinde savas cok hareketliydi ve yaratiklar surekli ona saldiriyorlardi. Kapidaki savas butun sertligiyle devam etti, kurtadamlarin regenerasyon ozellikleri ve dayanikli derileri savasin uzamasina ve tehlikede olan arkadaslarina yardim edememelerine neden oluyordu
##
Bu sirada 3. kattaki balkonundan savas alanina bakan Zakreash ise cucenin gun sona ermeden kale kapilarini tekrar zorlayacagindan emindi. Ordusunun kalanini guclu bir savunma hatti halinde geri cekiyor, bir yandan okcularin menzilinden cikiyor bir yandanda duzensiz ve kontrolsuz saldiran kurtadamlarin iyice yorulmasini bekliyordu. Cok kayip verecekti ama sag cikacakti bundan emindi. Hizlica odasina gitti ve gizli gecitten ust kara cikti, hazine odasina girip rituele basladi, cok zamani yoktu ya yardim alacakti yada burayi terkedecekti.
##
kurtadamlarin sonuncusunu da yere indirdiklerinde Lakashtari “Arueth’in basi belada” diye bagirdi. Eglath coktan merdivenleri tirmanmaya baslamisti, Rasputin ise arkalarindan kale kapisinida kapatip takip etti. Hizla 4. kata geldiler ama kimseyi bulamadilar. Rasputin ve Obsidius hizlica diger kulelerdeki okcularin isini bitirirken Eglath da Arueth’in izlerini takip etti. Bu sirada Lakashtari de etraftaki duvarlara surtune surtune gizli kapilar aramaktaydi. Arueth diger merdivenlerden asagi suruklenmise benziyordu, grup hemen tekrar toparlanip izlerin pesine dustu. 2. kata kadar indiklerinde izlerin bir odaya girdigini gorduler. Rasputin kapinin koluna asillip acti, Grenda’nin kurdugu tuzak iki kucuk ok firlatti ve Rasputin baygin halde yuzustu yere dustu. Arueth’i burada yatar halde buldular. Mucize eseri hala hayattaydi, kendine geldikten sonra Rasputin hemen Arueth’in yaralari ile ilgilendi. Arueth kendine geldiginde silahlarinin olmadigini gordu, ayrica parasi da yoktu, ustelik kendisini de hic iyi hissetmiyordu. Digerleri Arueth’in ensesine kazinmis isareti hemen gorduler ama bir sure soylemediler, bir zincir sembolu kazinmisti. Arueth kalkabilecek duruma geldiginde tekrar yola ciktilar. Bu kez hedef 3. kati arastirmak ve Zakreash’i bulmakti.
##
Grenda savasin iyi gitmedigini zaten tahmis etmisti, Zakreash’in ordusu kontrolsuzdu generalleri de kaleden cikamayacak kadar korkakti. Ellerini kemerinde asili duran bir cift yeni kilic uzerinde gezdirdi ve siritti. Tahminen bu drowla tekrar karsilacak yine eglenecekti. Gencler onun icin gizli bir gecidi de acik birakmislardi, ne kadar nazik bir hareketti bu. Karanlik gecitten girip gozden kayboldu
##
3. kat ve salonun en sonundaki taht bostu. Odalarin kapilari acikti terkedilmis gorunuyordu. Grup ihtiyatli bir sekilde ilerledi ve etrafta goz gezdirdi. Rasputin Tahtin etrafindaki duvarlarda gizli bir mekanizma aramaya karar verdi ve gercekten de icine dogdugu uzere bir tasin ozel oldugunu farketti. iceri dogru bastirdiginda yandaki odalardan birinden bir kayma sesi geldi. Herkes odaya dogru giderken Lakashtari ise dili disarda tahtin uzerine comelmis buyuk yakutlardan birini sokmeye calisiyordu. Biraz ugrasti ve bir tanesini soktu. Hemen gozunu oradaki bir zumrute dikti. Bu sirada grup diger odadaki calisma masasini ve uzerinde Astrid’in notlarini buldular ve goz gezdirdiler. Genel olarak bilmedikleri bir sey yoktu, gorunuse gore de deminki mekanizma bu odada gizli bir kapi acmisti. Herkes kapiya dogru yonelirken, Eglath Lakashtari’nin nerde olduguna bakindi. Tam o sirada salon tarafindan “AAhh elim” diye Lakashtari’nin sesi geldi.
Grup Rasputin ve Eglath’i on tarafa koyarak gizli gecitten yukari dogru giden merdivenleri tirmandilar. daha oncekilere benzer sekilde bir duvar ve bir kol ile karsilastiklarinda herkes karsilarina Zakreash’in cikma olasiligina karsi hazirlanmisti. Eglath kolu cekti ve Buyuk kapi kayarak acildi. Karsilarinda ufak sayilabilecek bir oda vardi, sol taraflarinda oldukca buyuk bir sandik, tam karsilarinda ise acik mavi parlayan bir cember icinde Zakreash durmaktaydi. Iceri girdikleri anda onlara sirti donuktu ve karsi duvarda bir elf ile konusmaktaydi. “Ordunu hemen buraya gonder!!” diye bagiriyordu Zakreash ama o anda arkasindaki sesi duyup dondu ve duvardaki goruntu kayboldu. Genc grup Astrid’in yuzunu ilk kez gorme serefine erismisti.
Zakreash bu kadar dezavantajli bir konumda yakalanmayi beklemiyordu, once konusmak istedi, kime calistiklarini neden bu isi yaptiklarini sordu ama gunlerdir badireden badireye kosan, paranoyakligin dibine vurmus, defalarca bir cok varlik tarafindan kandirilmis genclerin konusmaya pek hevesi yoktu. Rasputin gurzunu savurdu, Eglath kilicini indirdi ve dev Zakreash ile savaslari o anda basladi. Yaratik cok buyuktu, penceleri buyuk siddetle iniyordu ama on saftaki Eglath ve Rasputin ayni siddette karsilik veriyorlardi. Aldiklari savas pozisyonu muhtesemdi, Zakreash arkadaki savunmasiz buyuculere ve drow’a erisemiyor agir zirhli dusmanlariyla savasmak zorunda kaliyordu. Savas devam ettikce bu dezavantaj Zakreash’in gozunu iyiden iyiye korkutmaya basladi, Moonwood ormanlarindaki hakimiyetini bir grup genc maceraci yuzunden kaybedecek degildi, bugun yasayip yarin irkindan yuzlercesiyle tekrar savasacakti. Kurda donustu ve gerisin geri donup az once Astrid’le konustugu duvari parcalayip 4. kata cikti. Eglath kendisinden kacan dusmandan hic hazetmezdi ve kilicini oyle bir nefretle savurduki dev kurdun sol arka ayagini neredeyse paramparca etti. Zakreash’in artik saniyeleri kalmisti ya kacacak yada olecekti. Hizla hazine odasina ilerledi kapiyi acti ve ayisinin yanindan dogru karsi duvara charge ederek duvari yikip karanliklar icinde kayboldu.
Grup pesinden kossa da Zakreash’in kacmasina engel olamamisti ve simdi yikilan duvarla aralarinda yarim tonluk dev bir ayi durmaktaydi. Lakashtari ayiyi bir buyuyle durtukledi, hayvan vahsi gozlerle onu suzdu. Simdi ne olacakti, Zakreash’i yakalayabilecekler miydi? Pardraig’in durumu neydi? bu kaleden kurtulabilecekler miydi? Hazine odasindaki sandikta neler vardi?
##
“Devami haftaya”
##

Comments

Thathorian

I'm sorry, but we no longer support this web browser. Please upgrade your browser or install Chrome or Firefox to enjoy the full functionality of this site.