For the New and Unseen

Oyun 15 - Lakashtari kurtuluyor, Keshan kaciyor, Hellgate keep'e yolculuk basliyor

Grup aceleyle garnizon binasina yoneldi. Eglath iyice sabirsizlanmisti, elinde olsa Pardraig’in yanlarina verdigi adamini omzuna alip garnizona kosacakti. Saatler gibi gecen bir kac dakika sonrasinda garnizona varip nobet listesini aldilar. Tahmin ettikleri kadar kisa bir liste degildi, bu kadar adami bulup konusmak hem uzun surecek hem de Pardraig’e gore ellerine bir sey gecirmeyecekti: Herkes nobetciler araciligi ile bir kagit veya paket gonderebilirdi.

Cok zamanlari yoktu, zaten Eglath’i tutmak da giderek zorlasiyordu. “Keshan’in kellesini istiyorum, once pataklayip sonra kafasini koparacagim” diye kendi kendine soyleniyordu. Parmagindaki yuzukten yon saptamayi umuyordu ama anlasilan yuzugun digeri artik Lakashtari’nin parmaginda degildi. Keshan’in akrabalarini da icine alan bir kufur daha savurdu. Bu sirada daha sakin kalabilen grup uyeleri Arueth’in Keshan ve Lakashtari’nin izini kaybettigi yere gidip aramaya karar verdiler ve hemen yola ciktilar.

Arueth ikiliyi son gordugu noktaya kadar gruba onculuk etti, ondan sonra hepsi bir iz veya Lakashtari’den bir esya aramaya basladi. Antares’in veya Kex’in yanlarinda olmasini hic bu kadar istememislerdi, samanlikta igne ariyorlar ve tabii ki bulamiyorlardi. Eglath yoldan gecen ya da dukkanlarinda bekleyen bir kac kisiye de sorular sormayi ihmal etmedi, acelesi oldugundan Nesme’den geldigini bile soylemeden hemen konuya girip Keshan ve Lakashtari’yi soruyordu. Sehrin oldukca zengin bir kesiminde olduklarindan insanlar tarafindan ciddiye alinmiyorlardi, herkes o cevrede bu tip olaylar olmayacagini soyleyip duruyordu.

Sonunda pes ettiler, sokagin ortasinda toplanip biraz tartistilar, “Pardraig’e gidelim”, “hana donup sorusturalim”, “verelim ne istiyorsa ugrasmayalim” gibi fikirler ortaya atildi. Sonunda hana gidip oradan aramaya baslamaya karar verdiler, belki birileri Keshan’i tanirdi. Han’a girip barmene yoneldiler, zaten ortama pek uymayan bir kiliklari vardi, ustelik kosturmaktan iyice yorulmuslardi, bir an once bilgi alip Keshan’in pesine dusmek istiyorlardi. Her zaman oldugu gibi Eglath soze girdi: “Buradan mavi bir hatun ile cikan bir adam vardi, taniyor musun? Nerede oturur?” Barmen “Evet, taniyorum, Keshan Bey iyi musterilerimizdendir” dedi. “Onu neden ariyorsunuz ki?”. Eglath tam bir bahane uyduracakti ki, Arueth kendinden en beklenmeyen seyi yapti, konusmanin ortasina daldi: “Arkadasimizi kacirdi, nerde oldugunu ogrenmemiz lazim”. Barmenin tavirlari bir anda degisti, “Keshan Bey saygideger musterilerimizdendir, boyle bir sey yapmasi mumkun degil.” dedi. “Ayrica arkadasinizi beraber cikarlarken gordum, pek de kaciriliyor gibi degildi, halinden gayet memnundu” diye ekledi. Arueth’in bu hareketi Eglath’in iyice tepesini attirmis, barmenin uzerine iyice egilmisti “Lakashtari’nin o herifle isi olmaz, basbayagi kacirildi. Nerde oturuyor soyle de gidelim” dedi tehditkar bir sesle. Sesi biraz da yuksek cikmisti, handaki bakislar onlara dogru donmus, konusmalar azalmisti. Barmen “Hanin huzurunu kaciriyorsunuz, lutfen cikin yoksa guardlari cagiracagim” dedi, Eglath’in cussesinden pek etkilenmis sayilmazdi. Eglath iyice delirmisti, “Cagir ulan, Keshan denilen adami guardlarla beraber arariz o zaman” diye bagirdi. Tam bu sirada yakinlardaki bir masadan onlara dogru seslendi biri: “Barmen, arkadaslari buraya gonder, bir de bolca bira yolla masaya!”. Tanimadiklari bir adamdi bu, gur sakallari vardi ama guvenilir birine benziyordu :) Barmen istemeye istemeye denileni yapti, ama hala gruba ters ters bakiyordu. Eglath da ona ters ters bakti.

Masaya oturdular ama rahat hissetmiyorlardi hala, sessizce dinlemeye basladilar, bir yandan da barmenden kurtulmalarina seviniyorlardi, adam kesin Keshan’in adamiydi. Yeni tanistiklari adam oldukca candan bir sekilde soze basladi: “Adim Kaptan Boulveig, anladigim kadariyla bu Keshan sizin de caninizi yakmis. Onu nerede bulabileceginizi soyleyebilirim ama bana bir iki guvence vermeniz lazim: Birincisi onun agzini burnunu kiracaksiniz!” Burada grup iyiden iyiye heyecanlandi, hem bir ipucu bulmuslardi hem de adam en az onlar kadar Keshan’dan nefret ediyordu. “Tabii ki! Iyice benzetecegiz, isterseniz siz de gelebilirsiniz.” diye hep bir agizdan bagiristilar. Adam hafifce gulumsedi ve devam etti: “Ikincisi, benden aldigi yarim milyon altini geri getireceksiniz. ucuncusu de bana bir silah lazim acil olarak, sizden bir silah odunc alayim” Bu son istek biraz garip gelse de bir anlik bir tereddut (ve failed insight check :) ) sonrasi kabul ettiler. Adam gozune Eglath’in kocaman kiliclarindan birini kestirmisti zaten, ama Eglath diger kiliclardan birini verdiginde itiraz etmedi. Bu sirada kapidan iki guard girdi, barmenin basiyla grubu isaret etmesiyle masaya yoneldiler. “Burada huzursuzluk cikariyormussunuz” dedi biri, “Lutfen sorun cikarmadan bizimle disariya gelin”. Boulveig araya girerek “Gencler benimle” dedi, “iki bardak bir sey iciyoruz, kimseyi rahatsiz etmiyorlar.” Guard caresiz yanindaki arkadasina bakti, ondan da bir destek gormeyince omuz silkip uzaklasti.

“Konumuza donelim” dedi Boulveig, “Keshan’i ben de sizin kadar yakalamak istiyorum, hile ile oyunlarda benden bir ton altin aldi. Bir kac adamima onu takip ettirdim, buralarda sikca dolanir zaten. Size bir adres verebilmek isterdim ama bir evi yok malesef, burada aklini celdigi kadinlarin evinde gecirir gecelerini genelde. Geceleri dogu kapisindan cikip Silverymoon disinda bir yere gidiyor, oglen saatlerinde de tam 2’de sirtinda bir cuval tasiyarak geri Silverymoon’a donuyor. Sehir disinda takip ettiremedim, sehir icinde de olay cikartmak istemiyorum. Guardlarla arasi iyi cunku serefsizin. Yaninda da korumalari oluyor hep. Eger dogu girisine yakin bir yerde pusu kurarsaniz ustune cullanabilirsiniz.” Grup bu ise cok sevinmisti, Kesahn’in hangi saatte nerede olacagini bilmekten daha iyi ne olabilirdi? Hemen tesekkur ederek oradan ayrildilar, simdiden dogu kapisinin cevresini bir kolacan etmek istiyorlardi. Cikmadan hemen once onu nerede tekrar bulabileceklerini sordular, sonucta yarim milyon altinini geri getireceklerdi. Bunu onlar sorana kadar kendisinin soylememis olmasi o sirada hic birine garip gelmedi. “Limanda bulabilirsiniz gemimi” dedi Boulveig, “Kizil Ejder adi, buyukce bir gemidir, gozden kacirmaniz imkansiz.” Bu bilgiyi de alinca hizla kapidan cikip dogu kapisina yoneldiler…

##
…. ayni zamanlarda, silverymoon’un baska bir noktasinda, Lakashtari keskin bir küf ve yosun kokusu ile kendisine geldi. Gözleri kendine yeni gelmenin etkisi ile hicbirsey secemiyordu. İlk hissettikleri ellerinin ve agzinin baglı oldu idi. Aksam icmis oldugu iksirin etkisi ile basi hala donuyordu. biraz daha sakinlesip etrafini tanimaya calisti. etrafta cok sayida adam oldugu kesindi. ayak sesleri ve sahipsizce sallanmis kufurler duyuyordu. en son hatirladigi Keshan’a kolyesini sattigi icin uzgun oldugunu anlatmaya calistigiydi. Simdi farkina variyorduki icmis oldugu leziz sarap ona sadece basagrisi olarak donmemisti. Bir anda tum kontrolunu kaybetmis, elinde olmadan keshan serefsizinin kendisine saydigi hakaretler karsisinda dili tutulmus, dahasi adi herif kizin beline sarildiginde kendinden gecmis bir sekilde o da karsilik vermisti. Birlikte sanki egleniyormuscasina handan ayrilmislardi.
Lak kendini bu durumdan kurtara bilmek icin telepatik olarak arkadaslarina ulasmaya denemisti ama ictigi iksirin etkisi ile bunu da yapamadigini hatirladi.

Yavas yavas gozleri icinde bulundugu ortami secmeye basladi Gerci secilecek cok fazla sey yoktu. vucudu ahsap bir zemin uzerindeydi. Kapali bir ortamdaydi , bu ahsap bir kutu yada bir tabut olabilirdi. İcinden tabut olmamasi icin dua etmeye basladi. Belkide Nesme’deki tapinagindan ayrildigindan beri ilk kez birseyler icin dua etmisti. Aksam Shining scroll’a yalniz gitmesinin bir hata oldugunu dusundu. Zaten grup ne zaman birbirinde ayrilsa baslarina kotu birseyler geliyordu. Kalede Arueth’in onlardan ayrildiginda az daha olumden dondugunu hatirladi acaba Lak’i da benzer bir son mu bekliyordu? Acaba arkadaslari onu ariyormuydu?

Telepatik olarak arkadaslarina ulasmayi denedi ama hala kimseye ulasamiyordu. Gozunun onune aksan bardan Keshan ile sarmas dolas cikarken kendilerini izleyen zuppe gorunumlu tuccarlar ve keyifle onlara bakan hanci geliyordu. Bir yandan da hana gitmek istedigini belirttiginde kendisine eslik etmeyen Eglath’a kizmadan edemiyordu. Birden Eglath ile takmis oldukları yuzukler aklina geldi. Acaba eglath yakinlardamiydi onu hiissedebilecekmiydi, denedi ama hicbirsey hissetmedi. Parmagindaki yuzugude artik hissetmiyordu. serefsizler adam kacirma konusunda deneyimli olsalar gerek, yuzugude coktan almislardi.

  1. Kapiya vardiklarinda gece yarisini biraz gecmisti, o yuzden Keshan’in oradan en fazla bir saat icinde cikmis oldugunu saniyorlardi. Yolu takip ederek ilerlediler, ana yol cok kullanildigindan iz bulmalari imkansizdi, ancak yoldan ayrilan bir patika gorebilirlerdi belki. Keshan her gun bu yolu tepiyorsa bir iz birakmis olmaliydi. Umduklari gibi bir iz bulamadilar, bir kac saat yuruyup iyice yorulduktan sonra geri donmeye karar verdiler. Kapiya yakin bir yerde yolu gozleyip oglen Keshan gelirken kiskivrak yakalayacaklardi. Kapinin ilerisindeki tepelerden birinin dibine kamp kurdular, nobet her zamanki gibi once Arueth sonra Obsidius tarafindan tutuldu. Sabaha kadar kayda deger bir olay olmadi ancak uyandiklarinda hala hepsi yorgundu. Yolda insanlar gidip gelmeye baslamisti bile, kapidan uzaklasmalari gerekecekti, guardlarin olaya dahil olmasini istemiyorlardi zira. Oglene dogru iyice kalabalik olacagi belliydi, cok buyuk bir olay cikarmadan Keshan’a yaklasip korumalarinin dikkatini dagitmalari gerekiyordu. Arueth “Bu isi halledebilirim” dedi, “sadece kisa sure korumalarin dikkatini dagitmaniz gerek.” Eglath ise neden bu kadar dusunduklerini anlamiyordu, bodoslama dalip korumalarini da Keshan’i da unufak etmeleri cok daha cekici bir plandi, ustelik daha basitti. Grup onu zar zor ikna ettikten sonra Keshan’i gozlemeye basladilar. Gordukleri anda Rasputin ve Eglath sarhos gibi yaklasip bir itis kakis ile dikkatlerini dagitacaklar, Arueth de gizlice yaklasip Keshan’in bogazina daggerini dayayacakti. Plan netlesince tek yapmalari gereken beklemekti, beklediler, beklediler…

Saat 2yi gecmisti ancak Keshan’a benzeyen birini gormemislerdi. Biraz daha beklemeye karar verdiler ama saat 4 oldugunda bile ne Keshan ne de korumalari gorunmustu. “O hain barmen kesin Keshan’a haber ucurdu” dedi Arueth. Digerleri de ya ona katiliyor ya da Boulveig’in onlari aldattigini soyluyorlardi. Her iki halde de zamanlari kalmamisti, Rasputin “Caremiz yok, parayi ve kolyeyi verecegiz”. Hakli gibi gorunuyordu, mystic kapanmadan once kolyeyi almalilar, ayrica ellibin altini da hesaplarindan cekmelilerdi. Once gidip haznedari buldular, zaten almalari gereken birer cek defteri vardi. Nakit altini da yanlarina alarak mystic’in yolunu tuttular. Bu sirada Eglath homurdanip duruyordu, hem Lakashtari icin endiseleniyor, hem ona kiziyordu, nasil bu kadar sorumsuzca davranabilmisti? Mystic’e geldiklerinde kolyeyi hala orda bulduklari icin sevindiler, biraz pazarlik etmeye calistilar ama kafalari cok daginikti bu yuzden cok da ustelemeden kolyeyi aldilar. Keshan’in tanidigi zaman azalmisti, ama oncesinde Dahhim’i bularak yardim istediler, hana parayi biraktiktan sonra Moongate kapisina gitmeleri gerekecekti. Bu sirada gruptan birinin pelerinini Dahhim’e giydirerek onu Aureth’in yerine yanlarina alacaklardi. Uzaktan cok farkedilmezdi, iyice benzemesi icin Arueth eski zirhini, dagger’ini ve crossbow’unu da verdi. Dancing Goat Hanina gidip teslimati yaparlarken Arueth de arka kapida Keshan’in gelmesini bekleyecekti. Hemen hana kostular. Rasputin kolyenin ve altinlarin icinde oldugu buyuk cantayi barmene uzatti, “Emaneti getirdik, al bakalim”. Barmen pek anlamis gibi degildi, yine de cantayi alip tezgahin altina koydu.

Dogruca Moongate kapisina gidip nobet degisimini beklemeye basladilar. Burada gecen zaman yillar gibi gelmisti ama sonunda yeni nobetciler geldi. Nobet degisimi halledildikten sonra Eglath hizlica yeni gelenlere yaklasti: Bize bir mesaj gelecekti, sizde mi?" Guardlardan biri cebinden bir kagit cikardi, Eglath’a uzatti. Eglath kagidi onun elinden kapip hemen acti. Kisa bir not vardi: “Limana gelin”. Gec de olsa Boulveig’in onlari kandirdigini anlamislardi ama yapacak bir seyleri yoktu. Iyice umutsuzluga kapilmislardi, plan yurumemisti, yine kandirilmislardi ve Lakashtari hayatta mi onu bile bilmiyorlardi. Limana kosarken bir yandan da Arueth’in Keshan’i yakalayabildigini umut ediyorlardi, ama o anda bunu bilmeleri mumkun degildi. Limana geldiklerinde kalabaligin arasindan bir gemici onlara seslendi: “Hey, bu sizin sanirim!”. Buyukce bir tahta kutunun onunde duruyordu, grubun onu gordugune emin olunca arkasini donup gitti.

##
Bir anda bulundugu sey her neyse hareket etmeye basladi. bir sure tasindiktan sonra sert bir sekilde yere atildi. Lak’in cani yanmisti. Artik rihtima yakin bir yerde oldugundan emindi. burnundaki deniz kokusu daha da artmisti. Denizden esen ruzgarin ugultusunu duyuyordu. derken bulundugu kutunun kapagi acildi. Ruzgari ve temiz havayi cigerlerine cekerken kapagi acan kisinin üzerine dogru birsey biraktigini hissetti. temiz havanin tadini cikarmadan kapak yine kapandi. Etrafinda bir anda sessizlik oldugunu hissetti. Artik yalnizdi.

15-20 dk kadar sonra arkadaslarinin seslerini duydu. Onu kurtarmaya geldiklerini anladi. hic bu kadar mutlu hissetmemisti. Su kutudan bir kurtulsun Eglaht’in boynuna sarilacakti. Ve birde… bir daha para pesinde kosmama karari aldi, basina ne geldiyse ya altin yada degerli taslara olan meraki yuzunden gelmisti. Nesme’den ciktigi yolculuk onun icin artik sadece macera ve Rahip Lanaek ’i bulma yolculugu olacakti.
##

Koca kutuyu oyalanmadan actilar, icinde Lakashtari vardi ve sanslilardi ki hayattaydi. Elleri ve agzi bagli halde onlara bakiyordu, uzerine de bir kagit tutturulmustu. Eglath hemen kutunun icine uzandi, Lakashtari kendisini cozecegini dusunerek hem sevindi hem rahatladi, ama Eglath notu alip okumaya baslamisti, tabii ki Keshan’dandi. Lakashtari’ye tesekkur ediyordu, Eglath’in kilicini, kolyeyi ve altinlari kullanirken onu hatirlayacagini yazmisti. Eglath notu okurken bir yandan da Keshan’in kahkahalarini duyar gibiydi. Bu sirada yuzugu uzerinden digerinin yakinda oldugunu sezdi, ama uzaklasiyordu. O yone baktiginda bir geminin akintinin tersine dogru sehri terk etmekte oldugunu gorduler, geminin adi Kizil Ejder’di, en azindan Boulveig (ya da Keshan) bu konuda yalan soylememisti, belki de yalan soyleme geregi duymamisti. Kosarak gemiyi yakalayamayacagini anlayan Eglath grubun yanina dondu ve “Takip etmemiz lazim, bir seyler dusunun hadi” dedi umutsuzca. Grup bir yandan Lakashtari’yi cozerken diger yandan Obsidius phantom steed ritueline baslamisti bile. Eglath da bu sureyi firsat bilip Arueth’i almaya kostu, belli ki Keshan’i yakalayamamisti. Hanin arka kapisina geldiginde Arueth’i hala beklerken buldu. “Firla gidiyoruz” dedi, “Kaciyor serefsiz!”. Limana geldiklerinde rituel de bitmis, su uzerinde bile hizla ilerleyebilen phantom steedler onlari bekliyordu. Hemen atlara atlayip suya dogru surduler, limandakilerin saskin bakislari arasinda suyun uzerinde atlari surup geminin gittigi yone ilerlediler.

Gemiye yaklastiklarini yuzukten hissedebiliyordu Eglath. Hesaplayamadiklari sey ise geminin oldukca kalabalik olduguydu, menzile girer girmez uzerlerine oklar yagmaya basladi, Eglath tam boynuna saplanan bir okla az daha dusuyordu, 2-3 parmak yana gelse sah damarini parcalayabilirdi. Obsidius ve Arueth de oklardan nasiplerini aldilar, yine de geminin pesini birakmiyorlardi. Bu sirada geminin yan tarafinda disari toplarin ciktigini gorduler ve durup hemen atlari geri cevirdiler. Oklardan kacip az zarar alabilirlerdi ama top atesinde uzun sure dayanamazlardi. Nehrin kiyisina kacip agaclarin arasina girdiler. Takibi bir sure daha surdurduler ama umut olmadiginin hepsi farkindaydi. Dinlenmeleri gerekiyordu ama gemi dinlenmek icin durmayacak ve arayi acacakti, Silverymoon’a geri donmeye karar verdiler, Keshan’la baska bir zaman hesaplasacaklardi. Donus yoluna basladiklarinda daha doguda ufukta bir karalti, cakan simsekler ve ara ara kizil parlamalar gorduler. Ne oldugunu bilmiyorlardi, bir yanardag patlamasi gibi gorunse de dogal olmayan bir seyler vardi orada. Zaten yorgunluktan bitmis durumda olduklarindan, patlamalar da uzak oldugundan ustunde durmadilar ve donus yoluna koyuldular.

Grup sehre geri geldiginde moralleri ve sinirleri bozuktu, aslinda soyle bir bakildiginda Lakashtari’yi geri aldiklarina sevinmeleri gerekirdi zira karsi karsiya olduklari adamin keskin bir zekasi, hatiri sayilir tecrubesi ve onlarca adami vardi. Ayni zamanda sehirde unlu bir tuccar olarak bilindiginden aslinda pesinde olduklari ve en son Lakashtari ile gorulen Keshan diye biri de aslinda yoktu. Bu isi daha sonra tek baslarina Silverymoon’dan uzakta devam ettirmeyi kafalarina koyup onlerindeki goreve odaklanmaya karar verdiler.

Xaxis’e geri ugrayip gecen sabah gelemedikleri icin ozur dilediler ve baslarindan gecenleri anlattilar. Xaxis Lakashtari’nin kacirilmis olmasina cok sinirlendi ve durumla bizzat ilgilenecegini soyledi. Ertesi sabah yola cikmak uzere tekrar anlastilar. Daha sonra grup eve gidip dinlendi ve ertesi sabah erkenden dogu kapisina giderek, Sila, Durud ve Sarith ile bulustular. Sila bir buyucuydu, gri bir cubbe giyiyordu, 30lu yaslarda deneyimli birine benziyordu. Rasputin’i devil’dan gizleyecek ritueli yapacak kisi oydu. Sarith agir kalkani ve tepeden tirnaga zirhlariyla bir tank gibi gorunuyordu. Grubun son uyesi durud ise ehlilesmis bir barbar havasindaydi, iki elli buyuk baltasini omzuna asmis atinin uzerinden onlara bakiyordu. Tanistiktan sonra gencler Xaxis’in adamlarina atlarini birakmalarini zira cok daha hizli phantom steedler yaratacaklarini soylediler. on dakika icinde sekiz maceraci magical atlarin uzerinde dort nala ilerlemeye basladilar. Atlar yere degmeden ilerlediklerinden binicilerinde hic yorgunluk yaratmiyor ve normal atlara gore cok daha fazla mesafeyi durmadan katedebiliyorlardi.
Ilk gunun gecesinde Everlund’a vardilar, bu Silverymoon’dan biraz daha kucuk bir liman ve ticaret sehriydi. Rauvin nehri icerisinden gecmekteydi. Grup sehre girerek kendilerine bir han buldular. Handa biraz icip guzel bir yemek yediler, Rasputin bara giderek etrafta konusulanlari dinledi, gorunuse gore tuccarlardan bazilari evlerinde olu bulunmuslardi ayni zamanda yuksek seviye bir rahibin holy symbol’u calinmisti. “hmmm yan gorevler..” diye dusundu Rasputin ve arkadaslarinin yanina dondu. O aksami sakin bir sekilde handa gecirdikten sonra ertesi sabah gun dogmadan yola ciktilar. Everlund’dan ciktiklarinda onlerindeki manzarayi daha net gorebiliyorlardi, ormanin uzeri siyah dumanlarla, gokyuzu koyu gri bulutlarla kaplanmis, yildirimlarla aydinlaniyordu. Ormandan yukselen siyah bulutlarin arasindan arada bir alev sarisi renkler bir gorunuyor bir kayboluyordu. Rasputin Sila’ya bunun ne oldugunu sordugunda, Hellgate keep’ten geldiginden suphe olmadigi cevabini aldi. Ne anlama geldigi ile ilgili ise emin degildi, en kotu ihtimal Devil’in portali acmis olmasiydi. bes alti saat daha ilerledikten sonra ormanin kenarina geldiler ve burda gruba yeni katilan uclu ormanin icinden ilerlemelerinin kendileri icin daha iyi olacagini belirtti zira daglarda barbar kabileleri yasamaktaydi ve su an ek bir dusmana ihtiyaclari yoktu.

Ormana daldilar, bir kac saat icinde etraflarini bir is ve yanik kokusu sardi. Gri bulutlarin ve yildirimlarin neredyse altindalardi. Az ileride bir acikliga geldiklerinde buradaki agaclarin atesten kavrulmus ve parcalanip etrafa sacilmis oldugunu gorduler. acikligin ortasinda bir krater olusmus ve kraterin etrafi kararmisti. Temkinlice ilerlemeye devam ettiler, artik etraflarini karar dumanlar sarmaya baslamisti. Az sonra daha genis bir acikliga geldiklerinde daha buyuk bir kraterle karsilastilar, buradaki agaclarin bazilari hala yaniyor bazilari ise uzerlerinde hic ates olmamasina ragmen parcalanmis yerde duruyorlardi. Kraterin etrafini incelediklerinde yerde derin oyuklar birakan dev ayak izlerini fark ettiler ve elleri silahlarinda beklemeye basldilar, belliki burdna cikan herneyse etraftaki agaclari parcalayarak gitmisti. Gergin bekleyis uzun surmedi, tam karsilarinda iki agac koklerinden havaya firladi ve yer kabararak onlara dogru ilerlmeye basladi, daha yerlerinden kipirdayamadan tam atlarina gelen tumsek buyuk bir gurultuyle patladi ve herkesi dort bir yana sacti, yerin altindan daha bir kac gun once savastiklari ejderha kadar buyuk ama ondan daha korkunc bir yaratik firlamisti. 4 dev bacaginin uzerinde duran en az 5 kiskac seklinde kolu olan vucudu mizrak gibi sivri dikenlerle kapli dev bir yaratikti bu, yaratigin korkunc cigligi kulaklarini sagir ederken ayaga kalkmaya calistilar, tam bu sirada agaclarin arasinda daha kucuk golgeler belirmeye basladi. Sagdan ve soldan gelen iki kirmizi satyr bir anda aralarinda belirdi, bu satyrlerin etraflarinda buyulu hancerler donmekteydi. Tam karsilarindan ise golge ve alev karisimi insan hatlarinda bir yaratik ortaya cikti, gozleri yoktu , elleri buyuk pencelere benziyordu ve etrafinda dolasan alevli golgeler kesin hatlarini gormeyi zorlastiriyordu. Dev yaratik bir ciglik daha atip onunde durmakta olan Sarith’e saldirdi, kollarindan ikisini savasciya gecirip kiskivrak yakaladi ve kendine dogru cekti. bu sirada diger kollariyla da Lakashtari’ye saldirdi ama sadece bir tanesini isabet ettirebildi ve Lak’i yakalayamadi. Bunun uzerine dev govdesini tekrar yere gomup inanilmaz bir hizla Lak’in altina kadar ilerleyip tekrar yuzeye cikti ve Lak’i havalara firlatip yere dusurdu. Neyseki Lak gururu disinda bir zarar gormemisti. Arueth hizlica etrafini toz bulutuyla kaplayip yaratigin gazabindan kurtuldu, Lakashtari’de ayaga kalkar kalkmaz Arueth’in yarattigi bulutun icine girdi. Eglath ve Obsidius’ta savasa katilmis grup yavas yavas toparlanmaya baslamisti ki golge ve alevlerden olusan demon bir elini rasputine bir elini Sila’ya dogru tutarak ikisine de kamci gibi birer uzanti gonderdi. Rasputin gurzunu kaldirdi ve habersizce onunde satyr ile savasan Durud’un arkasina dogru ilerledi, tam kafasina indirecektiki iradesi yaratigin buyusunu kirdi ve etkiden kurtuldu. Sila ise o kadar sansli degildi, yaratigin pencesinde hala kivranan Sarith’e magic missile’lar gonderdi. Savas pek iyi baslamamis, aldiklari onca darbeye ragmen pek bir karsilik verememislerdi, Dev yaratik bir ciglik daha atti ve yine saldirdi…
##Devami Haftaya##
Bu haftaki Adventure Log’a katkilarindan dolayi Obsidius ve Lakashtari’ye cok tesekkurler.

Comments

Thathorian

I'm sorry, but we no longer support this web browser. Please upgrade your browser or install Chrome or Firefox to enjoy the full functionality of this site.