For the New and Unseen

Oyun 2 - Beklenmedik Yardim

Savasin ilk sokunu atlatan grup, haydutlarin bulundugu oda ile koridor arasindaki kapiyi Rasputin ve Eglath ile tutarak defansif bir sira olusturdu. Kex’in ise belliki kafasinda baska bir plan vardi, vahsi gozlerini icerdeki Orc’a dikmis butun gucuyle o tarafa kosmaya calisti. Ama Rasputin gibi oda iple bagli olduklarini unutmustu, Rasputin’i de yaninda suruklemeye calistiysa da, o ayaklarini bir dwarf edasiyla yere simsiki sabitledi ve kopegin bi yere gitmesine izin vermedi. Tam bu anda gokgurultusu gibi bir gurlemeyle Orc gruba dogru charge etti, onundeki masalarin uzerinden sanki yoklarmis gibi kosarak gruba kadar geldi. Elindeki dev baltayi Rasputin’e dogru salladi, son anda kafasini egebildiyse de Rasputin ciddi yaralanmisti, bir anda sanki kani damarlarinda fokurdamaya baslamis gibi hissetti, butun vucudu degisim geciriyordu, Eglath’in saskin gozleri onunde Rasputin’in vucudu bir kurdu andiran ozelliklere sahip olmustu.
Obsidius ve Lakashtari her zaman oldugu gibi grubun arka tarafinda guvenli bir mesafeden buyuleriyle destek vermekteydiler, ama dusman bastirmaya baslamisti, kapidaki savunmayi asmalari an meselesiydi.
Tam bu sirada Rasputin arkalarinda bir tehlike sezdi, goz ucuyla arkasina baktiginda, geldikleri koridorun agzinda karanlik bir figur elinde crossbowuyla onu hedef almisti. Assassin acimasiz bir gulumsemeyle oku ateslemek uzereydi ki, hic beklenmedik bir sey oldu, mor bir karanlik biranda koridorun girisini sardi, hicbirsey gorunmuyordu. karanligin icinden bir ok firladi ve Rasputin’in kafasinin uzerinden zararsiz bir sekilde duvara saplandi. bu Mor karanligin icinden simdide celigin celige vurma sesleri geliyordu. on saflarda savas olanca hiziyla devam ederken, arkadaki golgelerin arasindan firlayan assassin kendisini zerre kadar farketmemis olan Obsidius’un arkasina kadar geldi ve uzun boneswordu sirtina sapladi, obsidius sokla kendini one atti ve arkasina baktiginda assassini gordu. ama gordugu baska bir sey daha vardi, garip mor bir karanlik icinden, daha once sadece kitaplarda okudugu mistik bir yaratik firlamisti, bu bir drowdu, iki elinde bir kilic ve dagger la firlayan drow hem golge kadar sessiz hemde gozun yakalayabileceginden daha hizli hareket ediyordu, gozleri as once icinden ciktigi karanlik kadar mor bir alevle yaniyordu. sasirma sirasi Assassindeydi, celikler parladi, kipkirmizi kan yerlere dokuldu. Rasputin durumu farketmis oda bu gruba katilmaya karar vermisti, asssassine dogru charge etti ama iskaladi, durumu kritiklesen assassin gozleri rasputinde sabitlenmis bir sekilde, tekrar goruseceklerini soyledikten sonra koridorun girisine teleport oldu ve merdivenleri hizla cikmaya basladi.
Rasputin feci yaralanmis olan obsidius icin tannrisina bir sifa buyusu mirildandi ve tekrar gozlerini on saflara cevirdi.
Bu sirada Obsidius kendisini mutlak olumun pencesinden kurtarmis olan bu esrarengiz yabanciya tesekkur etmek istedi, fakat drow onu duymayacak kadar konsantre olmustu, gozlerini on saflara dikmis ve bir kac buyu sozu mirildaniyordu. Eglath etrafini saran gri bir sis bulutunu gorunce iyice sasirdi, gercekten garip seyler oluyordu burda, geriye dogru bir goz atti bunu yapan obsidius degildi, ama onun yaninda biri vardi, kisa karanlik yuzlu bir yaratik ama gorunuse gore onlardan yana savasiyordu. biraz daha dikkat edebilse bu yuz hatlarini daha once nerde gormus yada okumus olabilecegini hatirliyacakti ama su anda savasmasi gereken bir orc vardi. gordugu kadariyla da bu gri sis dusmanlarini kendisini etkilediginden cok daha kotu etkilemisti, etraflarinda ne oldugunun farkinda degilmis gibilerdi. Orc saga sola emirler yagdiriyor bir yandan da dusmanlarinin sesini duydugu yerlere buyuk savas baltasini basariyla savurmaya devam ediyordu.
Tum grup bu yeni durumun verdigi ustunlugu farkedip ataklarini hizlandirdi. Lakashtari onunde ve arkasinda patlak veren savaslar ve olusan mistik sis ve karaltilardan bir turlu konsantre olamamis, istedigi gibi saldiramamisti. Obsidius ise biraz once aldigi yaraya cok sinirlenmis, yeni ogrendigi ve denemek icin sabirsizlandigi ates buyusunu test etmeye karar vermisti. asasini havaya kaldirdi ve buyu sozlerini okumaya basladi. parmaklari arasinda belirmeye baslayan alevler daha sonra iki elini de sardi ve son buyu kelimesini de soyledikten sonra ellerinden alevler kayboldugu gibi dusmanlarinin altindan puskurerek ortaya cikti. Bir anda alevler icinde kalan Orc ve haydutlarin lideri ates tarafindan kavruldular. on saflardaki duzen bir anda dagildi. Bu sirada Tharis te savasa dahil olmustu ama isler iyi gitmiyordu, drow’u gormus ve bu beklenmedik dusmanin kim oldugunu dusunmekteydi, ihanete mi ugruyorlardi? bu adami daha once hic gormemisti. yani basinda Lorac alevler icinde haykirarak olmustu, kendisi son anda saga dogru atladi ve alevlerden kurtuldu. Ama dusmanlari pesindeydi, donusumunun verdigi cilginlikla Rasputin bir o dusmandan bir oburune charge ediyor ve daha once sahip olmadigi bir gucle gurzunu indiriyordu. once onunde durma aptalligini gosteren haydutun kafasini kirdi, tamamiyle afalliyan ve kanlar icinde kalan haydutun gozlerinden bu sefer obsidius’un gonderdigi beyaz isik kumeleri girdi ve anlik bir POP sesiyle kafasini patlativerdi. Lakashtari de ritmini yakalamisti oda digerleriyle beraber icer dogru charge etti ve dusmanlarinin zihinlerine saldirarak savunmayi daha da geri puskurttu, Tam bu sirada Eglath sola dogru kacan bir haydutu kovalamakta, rasputin ve Arueth ise Tharis’i koseye sikistirmislardi. Rasputin bu yeni gelen dosttan nedense hoslanmamisti ama savastaki cabukluguna hayran olmamak elde degildi.
Eglath haydutun saklandigina emin oldugu odanin kosesine gitti ama garip bir sekilde orda kimse yoktu, duvara ve kitapliga bir goz atti ama garip bir sey goremedi. bu sirada icerki odada Obsidius arkasindan bir panterin firladigini gorunce artik sadece agzi acik bakmakla yetindi, bu gece gercekten garip seyler oluyordu. bu yaratik dogal bir panterede benzemiyordu. Hayvan haydutlarin yatak odalarinin bulundugu yere dogru atildi ve obsidius bogusma sesleri duydu. digerlerine “burda biri var” diye bagirdiktan sonra daha iyi gorebiliecegi bir pozisyon alip buyulerini gonderdi. onu duyan Lakashtari hizla gerisin geri dondu ve cevik bir deparla haydutun kacis yolunu tikadi. Telepatik gucuyle haydutun beynini sikistiran Lakashtari acimasizca onu ezdi ve haydut can verdi.
Savas bitmis, dusmanlarin biri haric hepsi oldurulmustu, herkes nefes nefeseydi uzerleri baslari kan icindeydi. bir anda bir sessizlik oldu herkes birbirine bakiyor bir yandan da yeni gelen ve onlara savasta oldukca buyuk bir avantaj saglayan Arueth’e bakiyorlardi. o anda hepsi birden fisiltiya benzeyen sesler duymaya basladilar birde sanki akan suyun sesi. hepsi bir anda ayaklarinin altindaki siyah taslara dogru baktiklarinda savas alanindaki tum kanlarin agir agir ama durmaksizin siyah taslarin arasindan suzuldugunu gorduler. bir kac dakikalik saskinlik icinde zeminde hic kan kalmamisti.

##bir kac dakika oncesi#
Assassin’in gizlice magaradan iceri girdigini goren Arueth gizlenmis oldugu agactan sessizce asagi indi ve hizlica pesi sira magaraya girdi. Sadik hayvani hemen pesindeydi. bir kac basamak indiginde Assassin’in elinde bir crossbowla birine hedef aldigini gordu. bu adamda bir gariplik vardi, bir hafta kadar once diger assassinle beraber gelmislerdi. bu haydutlardan oldukca farklilardi ama uzun zamandir beraber calistiklari barizdi. sinsi katillerdi. Durumu hizli bir sekilde okuyan Arueth ellerini hafifce oynatti ve Assassin bir anda mor bir karanligin icinde kaldi.
###

##Bu siralarda sehirde#
Xarvos gereginden fazla gazyagi lambasi ile aydinlatilmis odasindaki misafirlerine tekrar bir goz gezdirdi. yaklasik bir saattir dil dokuyordu ama kimseyi tam ikna edemediginin farkindaydi. Thorak iclerinde durumu en iyi karsilayanlardan biriydi, sonucta zorlu bir yasam surmustu gercekciydi ve oglunun da sonsuza kadar bu kasabada kalamayacaginin farkindaydi. Alfred yasli kadinlar gibi dirdir etmis, Rasputin’in cok genc oldugunu soyleyip durmustu. Xarvos dayanamamis patlamis, kendisinin 13 yasinda orduya katildigini, 15inde ilk dusmanini yere serdigini hatirlatmisti. Quoros sessizdi, her zamanki gibi, Xarvos onun belkide hic umursamadigini dusundu ama emin degildi. Quoros hislerini belli edecek son insandi.
Xarvos tekrar masanin basina dondu, kendi kafasinda bu sorunun baska bir cozumu yoktu buyuzden oyle yada boyle onlarda onun gozunden bakacaklardi.
“oglanlarin sucsuz oldugunun farkindayim ama bu sonucu degistirmiyor, istersem onlari hapse de atabilirim bunu biliyosunuz.” bu hafif tehditin havada bir sure asili kalmasina izin verdi sonra devam etti. “Gencler burda hem kendi baslarina hemde benim basima bela aciyorlar, Lord Pardraig’e bir mektup yaziyorum, onlari himayesi altina alicak hem boylece kendilerini gelistirebilecekleri bir yerde olurlar.” Xarvos tum deneyimli yillari boyunca tecrebusesiz gencler kadar kimseden rahatsiz olmamisti. dikkatsiz davranirlar, kolay yonlendirirler ve kontrol edemedikleri guzlerini kullanmakta birbirleriyle yarisirlardi. Burda bir ticaret sehrini idare etmeye calisiyordu ve son istedigi kaostu. "Bu gece burda bekliycez beyler, eger sizinkiler geri donerse hersey soyledigim gibi, bir iki gune yola cikarlar ha eger donmezlerse zaten sorun yok demektir, itirazi olan var mi?’
Quoros ilk kalkan oldu, hafifce selam verip bir sey soylemeden cikti. Alfred onun pesinden gidecek gibi oldu ama Xarvos en azindan ikisinin kalmasinda israrciydi. Thorak la beraber oda bekledi.
Xarvos son olarak ekledi, “evlerdeki daginiklik icin uzgunum, tamamen formalite icabi. zarari karsilarim”
##

Herkesi garip bir sessizlik almisti, karsilarindaki dostmuydu dusman miydi? bir Drow’a benziyordu ama aslinda hicbiri daha once drow gormemisti. sessizligi bozan Eglath ve Lakashtari oldu, ikiside yabancilara karsi paranoyak Obsidius ve ukala Rasputin’e gore daha sicaklardi. Arueth onlara bu haydutlari takip etmekte oldugunu soyledi, kendince sebepleri vardi. grupta ona nasil kandirildiklarini ve suclamalarin onlara kaldigini anlattilar. tanisma fasli kisa surdu etrafta arastirilacak cok sey vardi. Arueth kosedeki kasalari acmak icin ilerledi, bu konularda becerikli oldugu belliydi. Ahsap kasayi actiklarinda, bir cok altin, onlarca calinti kolye ve yuzuk ve bunlarin yaninda iki muhurlu mektup buldular. Arueth mektuplari tanidi, bunlarin esrarengiz drow ziyaretci ile Lorac arasinda alip verildigini gormustu. hemen acip okudu

Ilk mektup

Karavan 10 gun icinde geliyor, 4lu konvoy, ejderalevinde kalacaklar.
hata istemiyorum

Astrid

L.X. lacivert muhur

ikinci:

Sana olan inancimi bosa cikarmadin Lorac. Hizmetlerin karsiliksiz kalmayacak, sana Tharis ve Zek’i gonderiyorum.

Astrid

L.X. lacivert muhur

L.X. muhrunu tanimisti, demekki gercekten dogru iz uzerindeydi.

Bu sirada Obsidius tastan kitapligi incelemekteydi, kitapligin arkasindan gelen arcane buyuleri hissedebiliyordu, ayni buyuler zeminin altindan da gelmekteydi. Rasputini yardima cagirdi beraber kitapligi ittiler. karsilarinda karanlik bir bosluk vardi, Obsidius karanlikta cok iyi gorebilen gozleriyle tas duvarin ortasinda kitap seklinde bir bosluk oldugunu sezebildi. dokundugunda burda gercekten de bir kitap oldugunu gordu. kitabi buyulenmis gibi bir elinden bour eline alan Obsidius, kadifemsi dis kabinda ellerini gezdirdi, bu kitapla ilgili cok sey okumustu.

bir gecede yeterince gariplik yasamis olan grup, ganimetlerini topladiktan sonra hancinin sandigiyla beraber ordan ayrildi. yolda at arabasini da alarak sehre geri geldiler. Ejderalevinin orda iki guard grubu durdurdu ve silahlarini teslim etmelerini istedi. kendilerinden emin silahlarini teslim eden grup Guardlarin basi Xarvos’un huzuruna cikti.

Xarvos yaninda Thorak ve Alfred ile beraber onlari bekliyordu. Grup olanlari anlatirken, Hanci Adrac kasasinin icindekilerin calinmadigindan emin olmaya calisiyor, tum olanlari grubun arkasindan seyreden Arueth ise fazla dikkat cekmemeye calisiyordu, guardlar tarafindan drow oldugu coktan farkedilmisti, sehirde soylentilerin yayilmasi fazla zaman almazdi, her zamanki gibi bu sehirde de zamani kisitliydi.

Xarvos genclere tesekkur ettikten sonra, onlardan Orc’un cesedini getirmelerini ve eger kabul ederlerse en yakin zamanda Silverymoon’a yola cikmalarini istedi. Cesedi Lord Pardraig’e ileticekler oda emrindeki rahiplere oluyu sorgulamalarini emredicekti. ricadan ote diretme gibi duran bu gorevi yuklu bir miktar odemeyide goz onunde bulundurarak grup kabul etti, aslinda eskiden beri silverymoon’u gormek istiyorlardi ama bu biraz acele olmus, bir gecede cok fazla gelisme olmustu. Aslinda o anda hepsi sadece uyumak istiyordu.

Bir saat kadar sonra Obsidius evinde siyah kadife kitabin uzerinde uyuyakalmisti, sifrelemeleri neredeyse cozmustu, Lakashtari hana donerken usta Quoros ile karsilasmis, ustasi ondan kendisini takip etmesini istemisti. Bu sirada Eglath babasi ile evlerine gitmis, hayatinin hic bilmedigi bir yonunu ondan dinlemekteydi. Arueth sehirden yakin zamanda uzaklasacaginin verdigi biraz olsun rahatlikla kucuk han’a girdi ve biraz yemek ve bira soyleyip uzak bir kosede meditasyona basladi. ayni zamanda handa konusulanlara da kulak kabartiyordu. Orc ve kurt suruleri ile ilgili haberler almis yurumus, drowlarin cirit attiklari bile konusulur olmustu. Rasputin ise Alfred ile bir saat kadar sohbet etmis kendisi ve yasadigi bu donusum ve ailesi ile ilgili kendisinden bunca zaman saklananlari ilk kez ogrenmisti, kendini bu dusunceler icinde uykuya verdi.

##
Zek’in sinirden gozu donmustu, rahibi ve ekibini fazla kucumsemis olmaliydi. Tekrar etmeyecegim bir hata dedi kendi kendine. oldukca yetenekli bir drowla birlikte olduklarini ne Tharis ne de o farketmisti, bu yuzden magaradaki kaostan kurtulmakta sansli bile sayilirdi. duruma en son baktiginda Tharis;in ordan sag cikabilecegine ihtimal vermedi. tekrar konsantre olmaya calisti, su anki isi nispeten daha kolaydi, alt kat penceresinden giricek ve aralik birakacakti, sessizce yukari cikmak kolaydi zaten cocuk 3 saattir horultulu bir sekilde uyuyordu. Yasli adamla uzayan sohbetleri Zek’in sabrini oldukca zorlamisti.
plani her zamanki gibi kusursuzdu, genc rahip herseyden habersiz tam onunde uyuyordu, gumus hancerini kinindan sessizce cikardi ve cocugun tam kalbini hedeflendi. iste o anda beklenmedik bir sekilde rahip gozlerini acti. Sansina kufurler savuran Zek’in bir anlik saskinligi Rasputin’e yataktan asagiya kendini aticak zamani versede, Zek hanceri indirmekte gecikmedi. Hancer tam gogsune giren Rasputin yere yigildi. Zek hemen pesindeydi ve isi bitirmeye niyetliydi, bu cocukla cok fazla aksilik cikmisti. kilicini cekti ve ayni anda arkasindaki hareketliligi farketti. Tam donmek uzereyken Alfred uzerine atladi ve bogusmaya basladilar. Yasli adam Zek’in dengi olmaktan cok ote olsa da, anlasilmaz bir gucle savasiyor onu cocuktan uzak tutmak icin elinden geleni yapiyordu. Zek kiliciyla her saniye adamin vucudunda yeni ve daha derin bi yara acsada pek aldirdigi yok gibiydi. Bu sirada goz ucuyla rahibin ayaklandigini gordu, sandalyeyi kaldirmis firlatmak uzereydi. Zek o anda yakaladigi boslukla kilicini Alfred’in kalbine soktu. Adam bir kac saniye bogusmaya devam etti, o an Zek hayatinda ilk defa korktugunu hissetti. sonra Alfred’in kollari gevsedi ve dizleri uzerine dustu. Ayni anda ucarak gelen sandalye Zek’in kafasinda patlayinca, kendisini trabzanlardan asagi kata ayip aralik biraktigi pencereden kacti. Zek kufurler savurarak ordan uzaklasti ama tekrar goruseceklerini biliyordu, sonucta o yeminini yilar once etmisti.
###

Sabah oldugunda ilk uyanan Lakashtari oldu, hizlica handan asagi indi. Dun gece cok sinir bozucu gecmisti. Quoros’un ona verdigi zarfta ise inanilmasi guc seyler yaziyordu, ayrica bir de yuzuk vardi. yuzugu cebine atti. handa uzak bir kosede duran Arueth’i gordu. yanina gitti ve Eglath’a gidecegini soyledi. Eglath’i aldiklarinda oda gayet dusunceliydi, annesi ve babasiyla vedalasti. Elinde oldukca ihtisamli ve uzerinde ejderha motifleri olan bir sancak vardi. grup daha sonra rasputin’in evine gittiginde ise onlari daha buyuk bir supriz bekliyordu. Rasputin gece saldiriya ugramis, Alfred olmustu. Uzerlerindeki gerginlik bicakla kesilecebilecek turdendi.

Bu siralarda Obsidius ise keyfi gayet yerinde yasli buyucu Bellamin’in dukkanina girdi. Golgealevi isimli bir nesne aradigini soyledi. Bellamin bunun ne oldugunu biliyordu ama ufak bir problem vardi ki, malzemelerine erisemiyordu. yasli bunak malzemelerini korumak icin bir demon summon etmis sonrada kontrolu kaybetmisti. Firsati goren yasli buyucu Obsidius’tan demonu ortadan kaldirmasini istiyordu. Obsidius normalde boyle bir seyle ugrasmazdi ama aradigi iksir onun icin onemliydi ayrica 3000 altin degerindeydi. Bellamin bu demondan kurtulmasi durumunda iksiri 300 altina verecegini soyluyordu. cokda hosuna gitmese de buyucuye evet diyip Lakashtari’den gelen telepatik mesajda bahsedilen yere onlarla bulusmaya gitti.

Bir sure olan bitenden bahsedildikten sonra, Obsidius gecen geceki magarada bulunan gizli kapiyi acmak icin bir iksire ihtiyaclari oldugunu, bunun icinde buyucunun onlardan istediini yapmalari gerektigini soyledi. o sirada her kafadan bir ses cikmaya basladi, Rasputin Orc’un cesedini alip gitmeyi oneriyor, Lakashtari ise kapiyi ve ardini merak ediyordu. Eglath savasta sirtlarini yasladiklari yetenekli ama bulmaca gibi konusan arkadaslari Obsidius’a guvenirdi o yuzden onunla hem fikirdi. Sonunda Rasputin yasli buyucuden karsilik olarak alabilecegi birsey aklina gelince bu goreve daha sicak bakmaya basladi. Arueth kibarca katilmayacagini ama bahsettikleri yerde onlari bekliyecegini soyledi. Eger baslari ciddi bir belaya girerse Lakashtarinin bir mesaj iletmesi yeterli olurdu.

Grup yasli buyucunun verdigi scroll’u kullanarak binanin icine bir kapi acti. pespese kapidan girip yokoldular, Arueth ise kapinin onunde panteriyle beraber etrafi izlemeye koyuldu.

Iceriye girer girmez suratlarina cehennemden cikma bir koku carpti, curumus ceset kokusuydu bu ve gorunuse gore ayaklarinin alti ve odanin orta kismi ceset parcalarindan gorunmuyordu. midelerini icerde tutmaya calisirlarken, Rolf the Butcher, karanliklarin icinden onlara dogru firladi. Boyu iki bucuk metre civarindaki yaratik en az 500 kilo olmaliydi, butun vucudu dev bogumlardan, surati ise devasa iki kirmizi goz ve yarimsar metrelik boynuzlardan olusuyordu. bir elinde kan icinde bir cekic, diger elinde ise yarim metrelik bir kasap bicagi vardi. Obsidius kendisine dev bir momentumla gelen yaratiga karsi kacmakla kusmak arasinda bir yerde donup kalmisti. Dev cekic ve bicak ayni anda indi, cekic darbesi yuzunden kafasini toplayamiyor, bir yandan da kocaman bicagin acitigi yaradan fiskiran kana bakiyordu. daha o bakarken yara kapanip iyilesti, goz ucuyla Rasputin’in dudaklarinin mirildadigini gormustu. Rasputin, Eglath ve Lakashtari kendilerine hakim olur olmaz savas pozisyonlarini alip canavara pespese darbeler indirmeye basladilar, ama gozle gorunur bir etki yaratabildikleri yoktu. Bu arada cekic ve balta darbeleri acimasizca inmeye devam ediyor Obsidius’un kani onlarin yuzlerine kadar saciliyordu.

##Haftaya devam##

Comments

Thathorian

I'm sorry, but we no longer support this web browser. Please upgrade your browser or install Chrome or Firefox to enjoy the full functionality of this site.