For the New and Unseen

Oyun 21 - Bir kirilmadik zaman kalmisti :)

Bir sure Neverwinter’a mi yoksa Luskan’a mi gitmeleri konusunu dusunduler ama Obsidius ve Lakashtari Luskan konusunda israrciydi, hem isimlerini temizlemek hem de paralarini geri almak istiyorlardi. Gerekli hazirliklari yaptilar, Galimore ile vedalastilar. Ogleden sonra kasabanin biraz disinda portali tekrar cizdiler ve icine girdiler. Obsidius tasi eline aldi ve gereken kelimeyi soyledi.

Bir an sonra kendilerini karanlik bir alanda buldular, sessizce etraflarini izlemeye basladilar, Obsidius ve Arueth’in karanlikta gorebilen gozleri onlara yanliz olduklarini soyluyordu. Derken Rasputin bir mesale yakti. Mesalenin yayilan isigiyla beraber karsi duvarlar aydinlandi ve etraflarinda runeler parlamaya basladi. Pencereleri kapatilmis genis bir hangarda olduklarini ve etraflarinin bir cok baska portal ile cevrili oldugunu gorduler. Bir sure durumu gozden gecirdiler, burasi Astrid’in kullandigi bir ulasim merkezine benziyordu. Disarida onlari neyin beklediginden ve nerede olduklarindan haberleri yoktu, pencerelerden iceri isik sizmamasi cok garip bir durumdu. Ilk olarak portalari bozmak bir opsiyondu fakat Obsidius hizlica bir incelediginde koruma buyulerinin yapildigini gordu. Bu fikirden o an icin vazgectiler. Dikkatlice yuruyerek disari cikmaya karar verdiler. Arueth kapidaki tuzagi etkisiz hale getirdikten sonra disari baktiklarinda havanin kararmis oldugunu gorduler, garip bir durumdu, oldukca doguya gitmis olabileceklerinden suphelenip yildizlari incelediler ve cok mesafe katetmis olamayacaklari kanisina vardilar. Daha sonra bulunduklari sokaga detayli bir sekilde baktilar.
Oldukca varos derme catma bir mahalledeydiler, etraflarindaki evler kapkara ve yikik dokuktu, havaya les ve hastalik kokusu hakimdi. Etrafta birinin yasadigina dair bir iz yoktu. Luskan’da olup olmadiklarina dair hicbir fikirleri yoktu. Aralarinda tartisip dururken etraflarinda kosan ayak sesleri duymaya basladilar ama sahibini goremiyorlardi. Carparak kapanan bir kapi, bir tislama. Gergin bekleyisi bozan yine Lakashtari olmustu, onune gelen ilk eve dogru gidip kapisini yumruklamaya basladi. Herkes soylenmeye baslamisti. Eglath’da bir an yapmamasini soylemeyi dusundu sonra vazgecip yaninda durdu her ihtimale karsi. Lakashtari’nin kapiyi 3. kez calma girisimi sirasinda kapi menteselerinden koparak iceri dogru dustu. Lakashtari saskinlikla karanlik bir odaya bakarken, burnuna carpan korkunc koku ile beraber iki yasli kol ona dogru atildi. Cevikligi sayesinde kollarin onunden hizla cekildi ve yaslica bir adam boylu boyunca sokaga yigildi. Ustu basi yirtik pirtik belliki cok fakir bir adamdi ve korkunc sesler cikararak inliyordu. Herkes agizlari acik adama bakiyorlardi, Eglath gayri ihtiyari kilicini cikarmaya baslamisti ki, adam haykirmaya basladi, yuzu sagindan ve solundan sismeye baslamisti. Lakashtari 3 adim geri getti, adamin gozleirnden biri yerinden firladigi ve icinden bir yilanin kafasi ciktigi anda Eglath dev kilici ile adamin basini vucudundan ayirdi. Adamin kafasi ile beraber onlarca kucuk yilani da ikiye ayirmisti. Adamin bassiz bedeni dustugu yerde kivranmaya devam ediyordu, goz acip kapayana kadar boylu boyunca yarildi ve icinden yuzlerce ufak yilan fiskirdi. Kimse gorduklerine inanamiyordu, Eglath’in etrafini sarmislardi. Eglath kilicini savuruyor, onlarcasini eziyordu ama cok fazlalardi ve isirmaya calisiyorlardi. Obsidius ve Lakashtari bir anda silkelenip kendilerine geldiler ve birkac alan buyusu ile yaratiklarin cogunu hakladilar. Geri kalanlarda hizla kacarak evlerin ve yerdeki deliklerin icine girip kayboldular. Grup bu korkunc deneyimin sokunu yasarken Lakashtari yasli adamdan geriye kalanlar arasinda bir kac altin sikke ariyordu ama bu igrenc bulamactan birsey cikacagi yoktu. Olduklari yerde durumu konusmaya devam ettiler, ne yapacaklarina karar vermeye calisiyorlardi, bu sirada Obsidius’un aklina ogrenmis oldugu bir buyu geldi. buyuden bir el yaratabilir ve bu eli kullanarak icerideki portallari bozabilirdi. Bu fikir hepsine akillica geldi ve tekrar iceri girmeye karar verdiler. Lakashtari bu sirada baska bir evin kapisini calmak icin ilerlemeye baslamistiki Eglath onu tuttugu gibi hangara soktu.
Hepsi icerde bir kosede toplandilar ve Eglath’i da disariyi kolacan etmesi icin kapinin disinda biraktilar. Obsidius yarattigi eli en uzak kosedeki portala gonderdi ve yavas yavas ilk runeleri bozmaya basladi, runeler zarar gorur gormez portalin etrafinda 3 Specter yoktan beliriverdi. Bir sure buyulu ele bakan specterlar daha sonra party’ye dogru donup gozden kayboldu. Grup bunun hayra alamet olmadigini anlayabilecek kadar cok savas gormustu. Hemen bir savunma pozisyonu alip hangarin kapisini da yumruklayarak Eglath’i iceri cagirdilar. Eglath kilici elinde iceri daldi, kara alevlerden olusan dev greatswordunu kullaniyordu, etrafa bakti kimse yoktu, “eee?” diyordu ki tam karsisinda dusmani belirdi. Korkunc bir ciglik hepsinin kulaklarini kapamaya calismasina neden oldu. Sersemlemislerdi, bu sirada diger iki Specter de Lakashtari ve Obsidius’un yani basinda belirdiler. Eglath kilicini savurdu ve yaratigin icinden gectigini gordu, tatmin olmamis gibiydi. icindeki savasma istegi sondu. Digerleri ellerinde ne varsa karsilarindaki olum gibi suzulen siluetlere savurdular. magic missile’lar, alevler, ucusan oklar, mental buyuler ve Rasputin’in isildayan hammer’i buz gibi soguk hayalet ellerle savasiyordu. Herkesin saskin bakislari icerisinde Eglath kilicini indirip oylece durdu, arkadaslarina bakip yarali olan varmi diye inceliyordu, Specterlardan zerre kadar etkilenmis degildi. Taki arkasindaki bir Specter’in acimasizca sirtinda actigi yaraya kadar, buyuk bir hisimla yaratiga donen Eglath’in havaya kaldirdigi bos ellerinde silahi beliriverdi ve Specter’i neredeyse boydan boya kesti. Yine de sadece yarisi madde duzleminde bulunan bu yaratik almasi gereken zarari almiyordu. Grup sahip olduklari defansif pozisyon avantaji sayesinde bir muddet sonra Specter’lardan birini geldiyi diyara geri yolladi. Bu noktada geri kalanlarla arkadaslarinin ilgilenebilecegine karar veren Rasputin kasabaya geri donup Galimore’u kisa sureligine buraya getirmeyi ve tum portallari yokedene kadar yardim istemeye kadar verdi. Parlak bir fikirdi zira ellerinde iki lokasyon arasi teleport olmalarini saglayan bir portal vardi ve Galimore istedigi zaman geri donebilirdi. Arkadslarinin arasindan gecip Obsidius’tan tasi ve sifreyi istedi, daha sonra portalin icine girerek arkadaslarinin devam ettirdigi savasa bir kez daha bakip gozden kayboldu.
Kasabada belirdiginde gozune dolan gunes isigi onu bir an sasirtti ama ilgilenecek zaman yoktu hemen ileri atildi, kosmaya basladi. Arkasinda bir ses duyar gibi oldu, soyle bir dondu ama gorunurde bir sey yoktu kosmaya devam etti. kasbaya daldi Galimore’u en son gordugu hana yoneldi. Kapiyi kirarcasina acarken bir yandan Galimore! Galimore! diye bagiriyordu. Adam saskin saskin Rasputin’in yanina kostu, ne oldugunu sordu. Rasputin’in soru cevaplayacak zamani yoktu acele gelmesi gerektigini yardim lazim oldugunu soyleyip yakasina yapistigi gibi pesinden cekistirmeye basladi. Tam handan cikip portala dogru kosmaya baslamisti ki gordugu manzara karsisinda tokezleyip durdu, Galimore’u tutan eli dustu. kafasi karismis bir sekilde “Eglath?” dedi.
Hangarda savas olanca hiziyla devam ederken, Rasputin’in yoklugunda tum iyilestirme yuku Eglath’a kalmisti. neredeyse hicbir silahin tam etki yapmadigi bu yaratiklardan kurtulmak oldukca zor olsada bir sure sonra grubun celik gibi direnci hakim geldi ve kalan iki Specteri de gonderdiler. Ama Rasputin hala gorunurlerde yoktu, simdiye kadar donmus olmasi gerekirdi. Obsidius Arcane ogretilerinin ona verdigi gucle az once yokettikleri portal’in specterlar disinda birde alarm tetiklediginden neredeyse emin oldu. Durum buyken burada kalamazlardi, ya Rasputin’i bekleyecekler yada staff of portals ile pesinden gideceklerdi. Sonunda Rasputin’i kaderine birakamayacaklarina karar verip kasabaya donmeye karar verdiler. Herkes tekrar Obsidius’un basinda toplanmisti, rituel basladiginda Obsidius Staff’in anormal bir sekilde kalp gibi attigini hissedebiliyordu. Staff’a cok yuklendiklerinin farkindaydi ama yapacak bir sey yoktu. Etraflarindaki tas ve toprak parcalari once titresmeye sonra yerden havalanmaya basladi. havadaki elektrik hissedilmeyecek gibi degildi, diger portallarin runeleri bir isildiyor bir yokoluyorlardi. onlar hangardan yokolurken buyuk bir gurultuyle bulunduklari kisim coktu. Kasabanin disinda bir onceki portali yarattiklari yerin yaninda ortaya ciktilar, buyuk bir gurultu koptu ve etraflarindaki bir kac agac orta yerinden yarilarak devrildi. Cikardiklari gurultuye kasabadan bir kac kadin cigligi karsilik verdi. Hava hala karanlikti ve evlerden hala biraz duman tuttugu gorulebiliyordu. Hicbirsey yapmadan once kasabadan ayrildiktan sonra ne kadar zaman gecmis olabilecegini hesaplamaya calistilar. Bir sure sonra 6-8 saat arasi bir zaman gecmis oldugunu farkettiler. Hangarin oldugu tarafta yirmi dakika kadar oyalandiklarini dusununce hepsini bir tedirginlik aldi. Kasabadan hangara isinlanmalari aninda gerceklesmemis arada zaman kaybolmustu. Buda demek oluyorduki cok buyuk ihtimalle su anda Rasputin daha kasabaya gelmemisti bile. Arueth ve Eglath Galimore’u bulmaya kasabaya gitmeye karar verirken, Lakashtari ve Obsidius portalin hemen yanina kamp kurmaya karar verdiler. Lakashtari zaten cok yorulmus ve savasta oldukca hirpalanmisti. Yatmadan once kurduklari kampin etrafina bir kamuflaj buyusu yapti. Obsidius ise portalin basinda oturup elindeki staff of portals’i incelemeye koyuldu. Eglath ve Arueth once hana baktilar ama Galimore’u en son kasabadakilere yardim ederken gormuslerdi. Kasabada bir kac saat dolastilar ama adama rastlayamadilar. En sonunda kendi evini toparlamaya calisan bir genc onlara Galimore’un ormana avlanmaya gittgini, bir kac saate gelecegini soyledi. Onlarda etrafta insanlara yardimci olmaya devam ettiler. bir kac saat sonra hana tekrar baktiklarinda Galimore’un donmus oldugunu gorduler. Handa oturup once ona Rasputin’in gelip gelmedigini sordular, oda gelmedigini soyledi. Eglath fazla detaya girmeden, Rasputin gelirse onunla gitmemesini, acil bir durum filan olmadigini, mumkunse onu durdurmasini soyledi. Galimore’un kafasinin karistigi belliydi ama kabul edip ayrildi. Eglath ve Arueth de Obsidius ve Lak’in yanina donduler. Hep beraber Rasputin’i beklemeye basladilar. Sabah olup gun iyice agardiginda artik iyice huysuzlanmaya baslamislardi, Eglath tam tekrar hana gidip kontrol etmeye karar verdigi anda bir isik ve ses patlamasi oldu. Gozlerinin onunde Rasputin bir anda belirdi ve onlar daha agzini acamadan ileri dogru kosmaya basladi. Eglath pesinden “Rasputin” diye bagirdi ama patlamadan sonra kendi sesini bile duyamiyordu. Rasputin yinede soyle bir geriye dogru bakti ama Lakashtari’nin yaptigi kamuflaj buyusu nedeniyle bir sey goremedi ve yoluna devam etti. Eglath kamptan firlayarak pesinden kosturuyordu ama Rasputin hemen onunde canini disine takmis kosuyordu ve su haliyle ona yetismesi mumkun degil gibiydi. Rasputin Galimore! diye bagirarak hana girdi, Eglath daha arayi kapatamadan da Galimore’u cekistirir vaziyette handan cikti. Eglath’in geldigi yone dogru kosmaya basladigi sirada onu gordu ve tokezleyerek oldugu yerde kaldi. “Eglath?”
“Ha Eglath ya! olum bi etrafina baksana” diye cevap verdi Eglath ama Rasputin anlamsizca bakiyordu, “Sende mi gectin portaldan?” dedi. Eglath zekasinin elverdigi olcude “yok o oyle degil, gel sen sakin ol, obur taraf halloldu, bu portaldan burdan cikinca obur tarafa ordan gec geliyomussun, o yuzden biz staffi kullaninca ondan daha hizli gelip senden sonraki zamandan oncesinden geldik” dedi. Rasputin “Evet” diye cevaplayip kafasinda az bucuk durumu oturttuktan sonra Obsidius ve digerlerini bulmaya gittiler. Galimore neler dondugu konusunda en ufak fikri olmadan belkide herseyin kontrol altinda oldugunu birinin agzindan duyabilmek icin onlari takip ediyordu.
Obsidius durumu detaylica anlattiktan sonra staff of portal’s ile tekrar hangarin oraya gitmeye ve Galimore’un da yardimiyla portallari yoketmeye karar verdiler. Galimore kasabayi birakmakta isteksiz olsa da, isleri biter bitmez onu geri gondereceklerine soz verdiklerinden gelmeye razi oldu. Bu sirada uyanan Lakashtari kendisini fena halde hasta hissediyordu, bir kac dakika boyunca oksurdugunde elinde kan oldugunu gordu. Rasputin hemen durumunu inceleyip ciddi bir hastalik kaptigini anladi ve uzunca bir dua ile Lakashtari’nin bedenindeki hastaligi yok etti. Herkes toparlaninca gimek icin hazir oldular. Obsidius tekrar rituele basladiginda bu kez birseylerin iyice ters gitmeye basladigina emindi, etraflarinda bir enerji firtinasi olustu ve yakinlardaki agaclari kurutup cansiz bos cuvallara donusturdu. Rituelin sonu yaklastiginda etraflarindaki buyu bir gorunup bir kaybolmaya baslamisti, derken gruptaki herkes birer birer kayboldu. Once Lakashtari, sonra Eglath. Arueth, Rasputin ve Galimore. En son Obsidius kaldiginda kendisini hangarin karsisindaki bos arazide dururken buldu ve bu kez etrafinda kimse yoktu.
Arkadaslarina ne oldugu konusunda en ufak bir fikri olmayan Obsidius onunde bir kismi cokmus olan hangara dogru ilerledi ve iceriyi bir gozden gecirdi. Zemindeki butun portallar silinmisti. Biri gelip burayi temizlemis olmaliydi. karsi duvarda yerde baygin yatan Galimore’u gordu ve hemen yanina kostu. Zarar almamis gibi gorunuyordu ama baygindi.
Rasputin ellerinin altindaki yapis yapis islak ahsabi ve burnundaki bira kokusunu hissetti, sonrada kulaklarina coskun dalgalar gibi dolan hanin gurultusunu. ucta bir kosede oturuyordu, etrafinda sizmis tipler vardi. Yuregi agzinda etrafini suzdu ve handaki en eli yuzu duzgun adamin bir orca benzedigini gordu. Oldukca tekinsiz bir kalabaligin icindeydi. Uzerindeki uzun kiyafetlere sarinip yavasca kalkti. ikinci katta oldugu belliydi ve sol tarafinda bir balkon vardi. Hizla balkona cikti. Bulundugu yerden sehri boylu boyunca gorebilyordu. Burasi yuksek surlari olan, pis, tozlu ve kalabalik bir liman sehriydi. sehrin ortasinda oldukca yuksek bir buyucu kulesi duruyordu. Balkonun arka tarafina dogru baktiginda varoslari ve uzaktaki hangarlari gordu. Daha once ciktiklari yer orasi olmaliydi. Nasil olmustuda burda cikmisti bilmiyordu ama acilen burdan uzaklasmasi gerektigi kesindi. Iceri dogru tekrar goz atti, adamlara ve kemerlerindeki fantastik sekillerde ve bir o kadar lekeli ve kutlesmis bicaklara bir bakti sonrada kendisini balkondan asagiya birakti.
Eglath yatiyordu, bundan emindi, altinda bir silte vardi. Gozunu actiginda kirden kapkara koca bir burnun suratinin yakinlarinda oldugunu gordu, iki hizli el ise ceplerini karistirmaktaydi. Para kesesinin bu ellerden birisi tarafindan alindigini hayal mayal gordu. Haykirarak adami kendisinden uzaklastirdi ama o anda bunun yanlis hamle oldugunu anlamisti. Uyandigini anlayan hirsiz kapiya dogru firlayip kosmaya basladi. Eglath yataktan zor bela kalkmaya calisirken derme catma bir barakada oldugunu gordu. Kapiyi parcalyarak cikti, kapinin kolu elinde kalmisti. Adamin dondugu koseyi son anda gordu ve o tarafa dogru kosmaya basladi.
Lakashtari dar karanlik bir odadaydi, iceriye anca sigmaktaydi. Onunde ahsap iki tarafli bir kapi vardi. kapiyi biraz aralayip disari baktiginda bir evde oldugunu gordu. Etrafta daginik bir yatak, duvarda hayvan kafalari ve tam karsisinda Eglath’tan sonra gordugu en buyuk adamlardan birisi sirti ona donuk bir sekilde masada sapirtili sapirtili yemek yemekteydi. Lak suratina cekici oldugunu dusundugu bir ifade takinip kapiyi acti ve “Merhabaaa” dedi. Adamin onundeki tabak bir anda ucarak Lakashtari’nin kafasinin yanindaki duvarda parcalara ayrildi, muthis bir bogurtuyle gerisin geri donen adam aslinda bir half ogre idi. “Sani Guccuk Faagree!!!” diye bagirarak elini duvardaki dev kilicina goturdu. Lakashtari romantizmin ise yaramayacagini anlamasiyla kapiya dogru atildi ve kendisini disari firlatirken az once bulundugu yere havayi yararak inen kilictan kurtuldu. Disari firladiginda az daha bir adama carpiyordu, tam donup “Onune baksana!!” diyecekti ki kamyon carpmis gibi ayaklari yerden kesildi. Bir kac saniye yerde yuvarlandiktan sonra toz toprak icinde ayaga kalktiginda karsisinda sinirden kudurmus Eglath’i gordu.
Arueth gozlerini actiginda kendisini iki evin arasindaki bir boslukta buldu, aninda ayaklarinin uzerine firlayan drow. irkinin ona bahsettigi yeteneklerle bir anda bir golgeye donusup o sokaktan bir digerine sessizce suzulmeye basladi, bu sirada biraz ileride birilerinin bagirip cagirdigini duyabiliyordu.
Lakashtari neseyle gulumseyerek “Pesimde hayvan kadar bir adam var Eglath beni..” diye basladi ama Eglath “Paralar gidiyor kos kos!!” diyerek onu susturup yaninda tasiyarak hirsizin pesinden kosmaya devam etti. Ama az onceki carpisma yankesiciye yeterli avantaji vermisti, az sonra cikmaz bir sokakta bir baslarina kaldilar. Eglath sansina kufrederken arkalarindan bir ses geldi. “Hemen Barami Giri Var HARSIZZ! yogsa hepunizu gabertirum” Eglath zaten sinirlenmisti elini kaldirdigi anda golgeler elinde toplandi ve dev silah ortaya cikti. Tam karsilikli bir iki vurus yapmislardiki Ogre bacagini tutarak haykirdi. Arkasini dondugunde Arueth ile karsilasti. Deneyimli drow bicaklarindan birini adamin baldirina sokmustu. “Pilini pirtini al burdan defol” diye emretti Arueth. Ogre bacagindaki aciya disini sikarak silahini hemen indirdi. “Gusra bagmayin” diyip topallayarak uzaklasti. Eglath ve Lakashtari’nin saskin bakislari arasinda Arueth bicagindaki kani silip kinina koydu ve omuzlarini silkti.
Obsidius Galimore’u uyandirmayi basarmis, etrafi dolasmaya baslamislardi, bir saat kadar sonra digerleri ile de bulustular ve hangarin oraya geri donduklerinde Rasputin’i onlari beklerken buldular. Hizlica bir durum degerlendirmesi yaptilar. Galimore buranin Luskan oldugundan emin oldugunu ve cok tekinsiz bir yerde olduklarini, biran once guneye dogru inmelerinin iyi olacagini soyledi. Rasputin daha once ciktigi handan bahsetti ve ilk durak olarak baska kimsenin daha iyi bir fikri olmadigindan yola ciktilar. hava aydinlikti ve sokaklar bir onceki gelislerine gore biraz daha canliydi. Bu Luskan icin her zaman iyi bir sey sayilmazdi, kisik gozler her adimda onlari izler gibiydi. Sonunda bir sorunla karsilasmadan hana geldiler. Ellerinde hala Silverymoon da Lady Alustriel’in verdigi isim vardi, bu hanciyi bulmalari gerekiyordu. Hana girdiler. Icerisi ahir gibi kokmasinin yani sira igne atsan yere dusmeyecek kadar da kalabalikti. Insanlari ve insanimsi yaratiklari yararak bara kadar ilerlediler. Birkac bira soyleyip, barmene aradiklari adami sordular. Biranin tadi sidik gibiydi. Aradiklari adam sehirde bilinen bir han isletiyordu ve yeride buyucu kulesinin hemen dogusundaydi. Buraya kadar hersey cok kolay olmustu, Rasputin bir an umutlanir gibi olduysa da o anda Eglath Lakashtari’nin arkasinda rahat rahat onun cantasini karistiran adami gordu. Adam hicbirsey bulamadigi icin cani sikilmis gibi gorunuyordu. Eglath kabaran bir nefretle adami ensesinden yakaladi. Yankesici hizla Eglath’in suratina bir yumruk savurdu. Eglath okkali bir tokatla karsilik verdi. Adam oldugu yerden ucarak hemen yandaki iri yari adamin sirtina yapisti. Adamin ickisi uzerine dokulunce bir hisimla dondu ve Eglath’a bir yumruk savurdu. Eglath geri cekilip bir tokatta ona indirdi. Rasputin’in “YOOO…” diye haykiran gozlerinin onunde bir bar kavgasi dalga dalga yayilmaya baslamisti. Rasputin “Disari!!!” diye haykirdi, bir yandan da karnina gelen bir yumrugu savusturmaya calisiyordu. Bunu goren Eglath yumrugu atan adamin agzina cizmesinin ucuyla saglam bir tekme gecirdi. Adam yandaki bir poker masasinin uzerine balyoz gibi dustu. Cilgina donen sarhos kalabaligin icinde santim santim anca ilerleyebiliyorlardi ve Eglath devasa boyuyla her santimetrede birilerini ya tokatliyor ya tekmeliyor yada kafa atiyordu. Lakashtari’ye dogru gelen bir sise, o egilince, yandaki baska birinin kafasinda patladi. Arueth yilan gibi kivrilarak kapiya kadar geldiginde digerleri daha hanin ortasina anca gelmisler Eglath arkasinda en az 8 baygin adam birakmisti. En sonunda kapidan firladiklarinda icerisi savas alanina donmustu. Balkondan asagiya biri dustu, Eglath dusen adamin kafasina gelisine bir tekme savurup yuzustu yere serdi. “Muhahahha” diye guluyordu. Soylene soylene handan biraz uzaklastiktan sonra tekrar durumu degerlendiren guruptan Arueth yakinlardaki bir ilan tahtasini gordu. Yaklastiklarinda Bir Goliath, bir Drow, Bir cleric, Bir Psion ve gumus derili bir buyucunun arandigi yaziyordu. Ayni zamanda baska bir ilanda cesitli isler icin cok sayida parali asker arandigi da yazmaktaydi. Araniyor ilanini caktirmadan duvardan alip ceplerine attilar ve ellerindeki adrese dogru yola koyuldular. Bu sirada Lakashtari handaki kargasada yerden yada bir masadan buldugu (hatirlamiyordu) bir kesenin agzini acti. Icinden 1000 altin ve bir not cikmisti. Not soyle diyordu “Bir haftan var hedef Taris Stormcaller, ya onun kafasi ya senin”

##Uzaklarda##
Muthis bir patlama kadim duvarlari sarsti, insanlar cigliklar atarken dev beyaz taslar yagmur gibi yagmaya baslamisti. Etrafta tozdan goz gozu gormuyordu.

##Devami Haftaya##

Comments

Thathorian

I'm sorry, but we no longer support this web browser. Please upgrade your browser or install Chrome or Firefox to enjoy the full functionality of this site.