For the New and Unseen

Oyun 23 - Silverymoon'a ziyaret

Ertesi sabah Bara’nin notunu okuduktan sonra ne yapacaklarini dusunurken akillarina Silverymoon’da yaptirdiklari ama alamadiklari Ejderha pullarindan silahlar ve zirhlar geldi. Yeni edindikleri kamuflaj kolyelerine de guvenerek Silverymoon’a gitmeye karar verdiler. Ilk etapta ormandaki kalelerine gidip, oradan atlarla silverymoon’a gecmenin daha akillica olacagini dusunup Obsidius’a portali acmasini isaret ettiler. Obsidius her zamanki gibi rituele basladi, staff her zamankinden daha guvenilmez duruyordu. Kalelerinde tekrar ortaya ciktiklarinda herkes tek parca olduguna sevinmekteydi ki Obsidius’un yerde yatan bedenini gorduler. Nefes aliyordu ama uyandirmak mumkun degildi. Rasputin biraz inceledikten sonra derin bir komada oldugunu arkadaslarina soyledi, yapabilecek bir sey yok gibiydi. Akillarina hemen Silverymoon’daki Helm tapinagi geldi. Belki oradaki rahipler yardim edebilirlerdi. Oncelikle kalenin hala guvenli olup olmadigini kontrol eden grup hos bir suprizle karsilasti. Pardraid odalardan birinde gurultulu bir sekilde horluyordu. Uyandiginda gencleri gordugune cok sevindi. Silverymoon’dan tamamen ayrildigini isler duzelene kadar Mithrall Hall’a gidecegini soyledi. Onlari gormek umuduyla bir sure kalede kalmisti, ertesi gun gidecekti. Uzun uzun durumu anlatip dertlestikten sonra birseyler yediler. Cuceyi son kez gorecek olmak herkesi uzmus Eglath’i ise yikmisti. Genc savascinin bogazi dugumleniyordu. En sonnunda kacinilmaz son geldi ve vedalastilar. Herkes cuceye siki siki sarildi ve karsilikli iyi sans diledier. Sira Eglath’a geldiginde Pardraig cantasindan bir bag of holding cikarip verdi. Eglath icine baktiginda Ejderha boynuzlarini gordu ve gozleri doldu. Neler yasanmisti, ne cok sey geride kalmisti. Tesekkur edip ayrildilar. Pardraig’in gitmesinden sonra vakit kaybetmek istemeyen grup hemen rituellerini yaparak birer at yaratip Silverymoon’a dogru yola ciktilar. Sahip olduklari kolyeler sayesinde kapidan gecmeleri cok kolay olmustu. Once Helm’in tapinagina ugradilar ama sonuc olumsuzdu, Obsidius yarim etmek mumkun degildi, zamana birakmak zorundaydilar. Hana gidip o gece dinlendiler. Bu sirada Eglath’in kilici ile ilgili de en iyisinin bir an once bir kac seviye yukseltip kontrol altina almasina karar verdiler. Tabi bunun icin kurbanlara ihtiyaclari vardi. Ertesi sabah Guardlarin yanina giderek gore olup olmadigini sordular. Haberlere gore Everlund’daki savas basariyla sonuclanmisti ama bazi demon gruplari kuzey dogudaki dag siralarina dogru kacmislardi. 10 demon kellesi getirenlere yuklu miktarda odeme yapilacakti. Grup bu gorevi seve seve kabul ederek Obsidius’un da komadan uyanmasiyla kuzey doguya dogru at surmeye basladi. Daha once de Devil ile karsilastiklari bu daglarda demonlarin izini surmeye basladilar. ikinci gunun sonunda bir duzine demon’un ayak izlerini bulup takip etmeye basladilar. Izler bir dagin etegindeki ufak bir delikte son buluyordu. bel hizasinda bir tunele benziyordu bu. Iceriye surunerek girdiler. Tunelin diger tarafindan ciktiklarinda genisce bir magarada buldular kendilerini. Etraf karanlik ve nemliydi, tam karsilarindan bir caglayanin uzak sesi geliyordu. Karanliga gozleri alistiginda etraflarini cevreleyen duvarlarda acik yesil renklerde parlayan yosunlar oldugunu gorduler. Etraflarini inceledikleri sirada onlerinde kayalarin yuvarlanma sesleriyle dikkat kesildiler. Bir kac saniye sonra iki demon gorunuse gore onlerindeki bir ucurumdan tirmanmislar arkalarina baka baka onlara dogru kosuyorlardi. Grup hemen silahlarini kaldirdi ve ilk saldiriyi yapti. Demonlar onlari gorduklerine sasirmisti buda icerdeki baska birseyden kactiklari anlamina geliyordu. Eglath yeni kiliciyla beraber ilk demona buyuk bir hevesle saldirdiysa da grup halinde iyi senkronize olamayinca Obsidius’un magic missile’leri yaratigi canini aliverdi. Eglath Obsidius’a bir kac guzel soz sarfettikten sonra diger yaratikla ilgilenmeye basladi. Bu kezde Obsidius ve Lakashtari’nin yaratigin altina actiklari zonelar yuzunden Eglath daha bir fiske vuramadan yaratik dustu. Eglath sinirden yerinde zipliyordu. Tam o sirada onlerindeki ucurumdan garip bir hayvanin sesi yukseldi. Hicbirinin tanidigi bir ses degildi bu. ucurumun kenarina dogru ilerlediler. Ucuna geldiklerinde altlarinda 200 metre capinda dev bir magaraya bakmakta olduklarini gorduler. magaranin tam merkezinde bir gol, karsisinda ise bir selale vardi. Sesin sahibi etrafta gorunmuyorsa da golun etrafindaki onlarca ceset tahmin yurutmeleri icin yeterliydi. Etrafa hayran hayran bakarken yosunlarin uzerinde dengede duramayan Eglath’in ayagi kaydi, tam asagi ucuyoduki Rasputin onu yakaladi, ama onun da ayagi kayinca bu kez Obsidius onlari tuttu. Dikkatlice tekrar yukari cikip ucurumun kenarindan uzaklastilar. cantalarindan uzunca bir ip cikarip bir kayaya bagladiktan sonra teker teker asagi inmeye basladilar. Sonucta buraya demon kafasi almaya gelmislerdi ve asagida hazir oldurulmus bir cok demon vardi. Asagiya inip cesetler arasinda dolasmaya ve kelleleri toplamaya basladilar. Hepsi tetikteydi ve bir gozleri surekli suyu tariyordu. Uzun sure beklemelerine gerek kalmadan korktuklari baslarina geldi. Golun ortasindan Rasputin boyunda bir surungen kafasi belirdi, sonra bir ikincisi ve sonra ucuncusu ve dorduncusu. Dev bir beden sudan yavas yavas cikmaya basladi, bu bir hydra idi. Boyutlari daha once karsilastiklari ejderhayi bile geride birakiyordu. Rasputin vakit kaybetmeden cuce yapimi cekicine uzandi ve tum gucuyle yaratiga firlatti. Cekik yaratigin gogsunde patladi ve geri sekerek Rasputin’in eline geri geldi. Yaratik bu guclu darbeyi hissetmis gibi degildi. Bunu goren Rasputin taktik degistirerek arkadaslarina dondu ve “Kaciiin!” dedi. Hydra 4 kafasindan birden zehir ve alev puskurdugunde herkes duvardaki ipe dogru hareketlenmeye baslamisti. Eglath adimlarini durdurdu, geri dondu ve kilici elinde Hydra’ya meydan okudu. Digerlerine “Ipe gidin ben bunu oyalarim” diye bagirdi. Digerleri duvara dogru kosarken Hydra dev vucudunun verdigi avantajla bir kafasiyla Eglath’a saldirirken diger kafalari ile de digerlerine saldirmayi basariyordu. Eglath yaratigi tutmanin imkansizligini farkedince ipe dogru dondu. Hizla yukari tirmanmaya basladilar, yaratigin kafa hizasini gecmeye calisiyorlardi. Yaratikta onlara asitli tukurukler firlatiyordu. En sonunda guvenli bir noktaya geldiklerinde Obsidius tepesindeki sarkitlari gorup sansini denemeye karar verdi. Bir magic missile bir digerini izledi ve buyuk bir catirtiyla kopan bir sarkit yaratigin kuyruguna saplandi. Buyuk bir aciyla bagiran Hydra gerisin geri gole dogru dondu. Bu sirada Obsidius bu kez cok daha buyuk bir sarkiti hedef aldi, magic missiller havada ucustu ama sarkit dusmedi, tekrar denedi. Bu kez magarayi sarsan bir catirtiyla dustu ve bicak gibi keskin hucu hydra’nin baslarindan birini govdesinden ayiriverdi. Herkes bir sevinc cigligi atmaya baslamisti ki imkansiz gerceklesti. Hydra’nin kesilen basinin oldugu boynu ikiye bolunerek yeni birer bas meydana getirdi. Artik koca hayvanin 5 kafasi vardi. Hydra nefret dolu bir haykirisla yukari baktiginda grup topuklari kiclarina deger vaziyette magaradan disari cikmisti bile. Gorunuse gore bu canavar bugun yasayacakti. Disari cikip dinlendiklerinde ellerinde gorevi bitirecek kadar kafa olmadigini gorduler. Parlak bir fikirle Obsidius’u tekrar Hydranin magarasina indirmeye ve yaratik cikarsa iple hizla yukari cekmeye karar verdiler. Gayet basit gorunuyordu. Obsidius bunun hic iyi bir fikir olmadigina emin vaziyette asagiya dogru inmeye basladi. Kendisini oltanin ucundaki solucan gibi hissediyordu. sessizce yere indi, demonlarin arasinda dolasmaya basladi, kolaylikla kafasini alabilecegi bir tane ariyordu. Rasputin yukaridan seslenerek kesmekle ugrasmamasini direk kucaklayip yukari cikarmasini soyledi. Obsidius onundeki demon cesedini kucaklamistiki golun ortasinda sanki bir bomba patladi, dev hayvan kendinden beklenmeyecek bir ceviklikle pusuya yattigi yerden firlayip savunmasiz Obsidius’a 5 kafasindan birden alev ve zehir puskurttu. Yukaridakiler paniklemisti, hizla ipe asildilar, ellerinden geldigince hizli cekiyorlardi. bir sure sonra alev ve toz bulutunun arasindan obsidius gorundu, baygindi, kayalara vura vura yukseliyordu. Elleri atesten kararmis ve sertlesmisti, bu sayede sarildigi demona yapismis onu da birakmamisti. Rasputin hemen bir kac guclu dua mirildanarak onu kendine getirdi ve hemen magarayi terkettiler.
ertesi gunu yolda gecirip silverymoon’a vardiklarinda Eglath endiseliydi, kilicini besleyebilmis degildi ve 3 gunu kalmisti. En iyisi yollara dusmek diye dusundu, yollarda mutlaka bela bizi bulur
##Devami Haftaya##

Comments

Thathorian

I'm sorry, but we no longer support this web browser. Please upgrade your browser or install Chrome or Firefox to enjoy the full functionality of this site.