For the New and Unseen

Oyun 26 - pespese savaslar, yeni dunyalar, karanlik gucler

Grup yanlarindaki Goliath’larla beraber dagin yamacinda kayalarin arkasinda pusuya yatmis, ilerden agir agir onlara dogru gelen kafileyi izlemekteydi. Kafilenin sayilari onlardan fazlaydi ama avantaj simdilik gruptaydi. Kafile altlarindaki yikintilarda kamp kurdugunda, grup daire seklinde dagilarak kampin etrafini sardi. Bu sirada Obsidius dagin yamacinda kalarak bu vahsi barbarlarla arasinda olabildigince mesafe birakmaya calisiyordu. Grup avina gecenin karanliginda adim adim yaklasirken Eglath’in bastigi bir tas yerinden oynayinca en yakindaki nobetci sesi duydu. Ayni anda oklar vizildadi savas naralari koptu ve hengame basladi. Eglath ve Rasputin hemen yanlarinda beklenmedik bir suprizle karsilastilar. Bu hayalet gibi yanlarinda bir berilip bir kaybolan Arueth’ti ve iyi bir zamanda belirmeyi secmisti bu kez. Savas hizli ve vahsiydi, kafilenin basinda Himar adinda goliathlar icin bile oldukca iri bir barbar vardi. Ayi kabilesinden oldugu belliydi. Dev baltasiyla savas alanini yariyor, onunden kacamayanlari ikiye ayiracakmis gibi baltasini savuruyordu. Ilk kayiplari Rackhmar’in adamlari verdi, kafilenin yikintilardaki savunma pozisyonu iyiydi ama gafil avlanmislar ve grubun amansiz savas yetenekleri altinda geri cekilmeye baslamislardi. Eglath, Rackhmar ve bir adamiyla beraber Himar’a karsi savasiyorlardi, adam aldigi yaralardan etkilenmiyor gibiydi. Tam bu sirada Eglath’in ayagi karda bir kac santim kaydi ve gardi dustu. Bunu goren Himar kendinden beklenmeyecek bir ceviklikle buyuk baltasini indirdi. Eglath ikiye ayrildigina emindi ama bunun yerine kendisini Himar’in arkasinda dikilirken buldu. Bir sekilde baltanin altindan kacmis ve buraya teleport olmustu. Sansini sorgulamadan kilcini adamin savunmasiz sirtina soktu. Savas bittiginde Eglath’in basi donuyor zonkluyordu, soyle bir etrafa bakti, dusmanlarinin ve dostlarinin kanlari beyaz karlar tarafindan yutulurken bosluga dustu, yuzune carpan karlari hissetmedi. Uyandiginda kamptaydi, etrafinda arkadaslari vardi. Dogruldu, herkes etrafina toplanmisti. Rasputin garip bir hastaliga tutuldugunu, onu iyilestiremedigini soyleyip duruyordu. Eglath kilicinin acligini hissedebiliyordu, bir sekilde kilici onu ikiye ayrilmaktan kurtarmis ama tum enerjisini kullanmis gibiydi. Ama kaybedecek zaman yoktu, onlar dinlenirken Luskan’dan cikan buyucunun kafilesi ufukta gorunmustu. Grup Rackhmar’la bir plan uzerinde konusmaya basladilar.
San, beraber yolculuk ettigi parali askerlerden oldukca rahatsizdi. Hayatlarinda hic yikanmamiscasina les gibi kokmalari bir yana, insandan cok hayvan gibi davraniyorlardi. Iki gundur yari pismis domuz etlerini elleriyle yiyip, birbirleriyle guresiyor, surekli yaninda osuruyorlardi. Kendisini zehirli bir gaz bulutuyla yolculuk eder gibi hissediyordu. Halbuki Zendebar’a bu isi tek basina halledebilecegini defalarca soylemisti, birkac barbardan korkmuyordu. Sonucta buyusunun alevleri ortaya ciktiginda hepsi ya kacar ya da kararirdi. Luskandaki dilencilerde denemis ve gormustu. guclerinin heryeri kasip kavurdugunu dusundugu bir hayalin ortasinda siritarak yururken kendisini goliath kafilesinin onunde buluverdi. Karsisinda 4 goliath vardi, daha cok olacaklarini dusunmustu, ayni zamanda Himar’in burda olmadigi belliydi. Himar neden gelmedi diye sordu. Karsisindaki Eglath’di, Eglath hizlica cevap vermek icin sahip oldugu tum zekayi kullanarak “yolda geliyor” dedi. San bunun uzerine “iyi bekleyelim o zaman” diyince Eglath’dan fisilti gibi bir “http://www.youtube.com/watch?v=rlL6cQAzLdE” sesi cikti. Huzursuz ve sessiz bir kac dakikanin ardindan karsilikli islerin nasil gittigiyle ilgili garip sorular soruldu ve en sonunda Eglath, Himar’in gelmesine daha zaman olabilecegini, komutlari kendisininde alabilecegiini soyledi. Cok ucuz bir numaraydi tutacagini hic dusunmemisti ama San kendinden emindi ve az once adamlarindan biri tam yaninda osurmustu, artik gitmek istiyordu. Eglath’a yollardaki pusularin ejder ve oglak kabileleri tarafindan kuruldugunu bu nedenle en kati sekilde cezalandirilmalarini, kaybedilen her ayi kabilesi askeri icin 10 kadin ve 10 cocuk gebertmelerini soyledi. Eglath not aliyordu, “kac cocuk kac kadin?” diye sordu, San sabirsiz sekilde “10 be adam 10” dedi. Eglath, “toplamda 10 kadin ve cocuk mu? yoksa her birinden 10ar tane mi?” diye sorunca San kulaklarina inanamadigini farketti. “Elinizdeki butun orduyuda hemen neverwinter’a gondereceksiniz, Luskan’dan guvenli gecisinizi sagliycaz” diyerek devam etti. Eglath, “ordu daha tam hazir degil, kac adam lazim size?” diye sordu, San “Ne varsa gonderin iste” dedi. Eglath “ne kadar adam yeterki acaba?” diye sorunca San “Himar’a anlat o anlar” diyip etrafindakilere isaret ederek geldigi yoldan geri donmeye basladi. Eglath adamlar uzaklastiginda aldigi notlari yere firlatip buyucunun arkasindan bir kac kufur salladiktan sonra basini tutarak arkaslarinin yanina geri dondu. Yolda Rackhmar’dan Ten Towns’da yaklasik 3bin kisilik bir barbar ordusu oldugunu, 1000 kadarinin ayi kabilesi, 500’unun sadik yandas kabileler oldugunu soyledi. Diger kabileler ise daginik haldeydi ama diger yariyi olusturuyorlardi. Kampa donduklerinde durumu degerlendirdiler. Ayi kabilesi kafilesini devre disi birakmislar ve buyuculeri de oyalamislardi, bu onlara bir kac ay zaman kazandiracakti. Su anda ise baska bir sorun vardi, Eglath kilici icin bir kurban bulmak zorundaydi ve ayni zamanda gun isindikca kendini hasta hissetmeye baslamisti. Luskan’a dogru donus yolunda bulunduklari tepelikleri arastirarak gitmeye karar verdiler. Aksama dogru bulduklari patikayi takip ettiklerinde oldukca derin ve genis bir cukur buldular. Cukurun ortasinda daha once gormedikleri kadar buyuk buzdan bir el ve bir kafa gomulmus halde durmaktaydi. Rasputin elin buyuklugune hayret ederek parmaklardan birine dokundu ve bir anda el yumruk haline geldi. Henuz kimse hareket edemeden bir deprem heryeri sarsmaya basladi. Grup ayaklari uzerinde durmak icin caba sarfederken deprem devam ediyor ve onlerinde 20 adam boyunda bir titan yukseliyordu. Once kacmayi dusundulerse de Titan’in yumruklariyla dusen ciglar onlari bellerine kadar kara gomunce baska sanslari kalmamisti, ya savasacak yada oleceklerdi. Dev buzdan canavarla saatler boyunca dovusen grup, soguga olan resistanslari ve Obsidius’un alevleri sayesinde savastan galip cikti ve Eglath’in kilici bir kez daha beslendi. Ertesi sabah ise Eglath’in halsizligi ve atesi hala devam ediyordu. Yolda Rackhmar’la ayrildiktan sonra Luskan’a geldiler. Once hana girdiler, Bara onlari gorunce biraz laflamak istedi ama Eglath’in durumu gozlerinden okunuyordu. Bara durumdan suphelenmisti. Grup odasina cekildikten sonra kapiya geldi ve Eglath’i gordu, neyi oldugunu sordu, neler yaptiklarini da sorduktan sonra cikti. Ertesi sabah plan Astrid yani Zendebar’i bulmakti. Hep beraber handan cikmak uzereydiler ki Bara Eglath’a bir kac dakika yanliz konusmak istedigini soyledi. Digerleri handan cikarak kuleye dogru yol aldilar. Eglath Bara’nin yanina geldiginde adam cok bitkin gorunuyordu, butun gece uyumamis gibiydi. Kilicin Eglath’da olup olmadigini sordu, telasla konusmaya devam ediyor, neredeyse hoplayip zipliyordu ama Eglath hicbirsey duyamiyordu, basi donmeye baslamisti. kendine geldiginde tekrar handaki odasindaydi, hersey bir ruyaymis gibiydi. kalkti asagiya indi, handa kimse yoktu. Kapida kapali yaziyordu. Barin arkasina gecip hanciyi aradi ama Bara hicbiryerde yoktu. Olmus olabileceklerin agirligi uzerine cokuyordu. Kilicla konusmaya calisti, ne oldugunu sordu. Once hic ses gelmedi, sonra kilic “bizi korumak zorundaydim” dedi. Eglath cokmustu odaisna geri cikti. Bu sirada yarim saat Eglath’tan hic haber cikmayinca Lakashtari telepatik olarak ona ulasmaya calisti. Eglath handa oldugunu ve oraya gelmeleri gerektigini soyledi. Hizla hana kostular ve hani bombos bulduklarinda bir terslik oldugunu anladilar. Odaya kostuklarinda Eglath’i yatakta omuzlari cokmus, elleriyle yuzunu kapamis halde buldular. “Sanirim onlari oldurdum” dedi “Hepsini”… yarim saat kadar sonra Rasputin ve Obsidius Bara’nin esyalarini inceleyip geri donduler ve hicbirsey bulamadiklarini soylediler. Yapacak bir sey yoktu, gorevlerine devam etmeleri gerekiyordu, ayrica handan ne kadar cabuk kaybolurlarsa onlar icin o kadar iyiydi. Buyucu kulesine dogru yollandilar. Ordan onlari San karsiladi, Eglath’in iluzyon kolyesi uzerinde oldugundan onu taniyamamisti. Zendebar’in onlari malikanesinde bekledigini iletti ve yola koyuldu. Malikaneye girdiklerinde icerisi sessizdi, grup tetikteydi, kimliklerinin ortaya cikmis olabilceginden cekiniyorlardi. San “Zendebar” diye ortalarda bagirirken tam arkasinda buyucu robelari icinde ama yuz yerinde alevler icinde bir kurukafa bulunan bir yaratik belirdi. Kimsenin agzini acmaya vakti olamadan San’in bogazi boydan boya kesilmis, dikkatsiz cirak yerde kendi kaninda bogulmaya baslamisti. Bu kez arkalarinda tanidik bir ses geldi, bu Astrid’di. Grounuse gore Bara’nin verdigi iluzyonlar Astrid’i kandiramamis ama Zendebar olarak bilindigi buyucu kulesinde ortaligi karistirmamak icin acik vermemisti. Gruba Himar’i nasil oldurebildiklerine sastigini soyledi. Rasputin bu buyucunun de ciragi kadar kendini begenmis oldugunun farkindaydi, belki bu kendileri icin bir avantajdi. Konusmalar devam ederken Lakashtari etrafi inceledi, ortamda bir garip buyucu, Astrid ve bir golem vardi. Golem oldukca iri yariydi ve insana benzetilerek yaratilmisti, vucudunun etrafinda orumcek aglarina benzeyen yapiskan maddeler vardi. Astrid kararini vermisti onlari once oldurecek sonra sorgulayacakti. Golem yeri sarsarak one atildi ama ayni anda Eglath’da onu karsiladi, iki devden Eglath daha hizli ama Golem daha gucluydu. karanliklardan cikan garip buyucu bir anda kendisinin siyah bir benzerini yaratti. Rasputin Golem’in dev kolunun altindan kurtulup Astrid’e saldirdi. Grup neredeyse mukemmel bir kordinasyonla savasmaya baslamis, Obsidius’un bir buyusuyle Astrid tum iradesini kaybetmisti, bunu firsat bilen Eglath dev kilicini nefret dolu bir sekilde adamin kafasina indirdi, onu orada oldurebilirdi ama bir parlama oldu ve Astrid yokoldu. Onunla sonra ilgilenmeleri gerekecekti, Golem aldigi yaralara asla aldirmadan yada yavaslamadan saldiriyordu, Lakashtari yaratiklardan birini bir duvarla koseye sikistirmisti ama yaratik teleport olarak duvarin onune cikti. Bunun uzerine Lak bir buyu sozuyle duvari yikti ve yaratik duvarin altinda kaldi. Rasputin bu korkunc yaratiklarin yaninda savasirken ailesinden gelen kolyenin cok siddetli bir sekilde titresip yandigini hissedebiliyordu. Bu bir tek anlama gelirdi, bu yaratiklar Silver Death’e hizmet ediyordu. Yaratiklardan birini yokettiklerinde arkasinda sadece giydigi robe’u birakarak dumana donustu. Digeri ise duvardan gecerek odadan kacti. Hepsi beraber Golem’e donduklerinde yaratigin artik savasmadigini gorduler, geri donmus ilerdeki cift tarafli kapilara dogru umursamaz adimlarla ilerliyordu. Eglath hemen atilip yaratigi yere civilemeye calisti ama basaramadi, Rasputin beline yapisti ama Golemin insan ustu bir gucu vardi. Sonunda kapiya ulasti ve acti. cierisi bir calisma odasiydi ama biraz dagilmis gorunuyordu, yerler kanla lekelenmisti. Astrid (Zendebar) masasinin arkasinda yigilmis bir halde oturuyor ve elinde bir wand tutuyordu. gruba simdi konusma zamani dedi. Grup burnundan soluyordu, konusmak degil adamin kafasini almak icin gelmislerdi ve soyliyecegi yalanlardan hicbiri onlari bundan caydiramazdi. Ama Zendebar’in elindeki kozlar bitmis degildi. Onlara Lady Alustriel’i kurtarmalarinda yardim edebilecegini ve bazi sartlar karsiliginda Silverymoon konseyinde Lady’nin ve kendilerinin isimlerini temize cikarabilecegini soyledi. Grup ise onu orda oldurmeyi ve ofisinden cikacak belgeleri kullanmayi dusunmekteydi. Zendebar ofisinde hicbirsey bulamayacaklarini, herseyin kendisinde bittigini soyluyor elindeki wandi bir tehditten cok bir defans olarak ileri geri salliyordu. uzun suren konusmalar sonunda Lakashtari’ye Xaxis’i icine hapsetmeyi basarirsa onu su ankinden daha guclu hale getirecegini soyledi, Lak buna zerre kadar inanmamisti. Rasputin’e Silver Death’in asil tehdit olmadigini, az once savastiklari Death Brotherhood’un ailesine olan tum katliamlardan sorumlu oldugunu anlatti. Anlattigi hikayeye gore Silver Death Zendebardan yardim istemis oda onlari daha sonra kullanmak icin Death Brotherhood la temasa gecirmisti. Ama daha sonra DB’nin istekleri durmak bilmemis ve sonunda Silver Death DB’nin kolesi haline gelmislerdi. Astrid Xaxis ile anlasmis ve Xaxis’in Silverymoon’u ele gecirmesi halinde Nevewinter’in onun olacagina dair soz almisti. Ama Xaxis genc grubun yarattigi kaostan yararlanip Silverymoon’u coktan ele gecirmis ve bu sirada hem Alustriel’den kurtulmus hemde Zendebar’i bir kenara atmisti. Grup bunlarin hepsini dinledikten sonra karsilikli cikarlar nedeniyle bu adama bir kez daha guvenip Alustriel’i kurtarmayi denemeye karar verdiler. Yanliz Zendebar ayni zamanda "staff of portals’ i da istemekteydi. Grup buna hic gonullu degildi ve Zendebar’in Alustriel’i kurtarmaya gitmeden staff’i ona vermeleri istegini direk reddettiler. Zendebarve grup arasindaki anlasma belki birden fazla pamuk ipligine bagliydi ama sanki iki tarafta buna siki siki tutunmustu. Zendebar Alustriel’in baska bir dunyada hapis oldugunu ve onlari oraya gonderebilecegini soyledi. Orda olacaklar yada oranin nasil bir yer oldugu hakkinda bir sey bimiyordu. Alustriel’in onlara Bara’ya vermeleri icin teslim ettigi parayi kullaraak Zendebar portal’i acti ve parayi geri vererek, isleri bittiginde ayni parayi kullanip “ev” diyerek geri donebileceklerini soyledi. Boylece azili dusmanlar, garip bir ittifak icinde veda etmeden ayrildilar.

Astrid’in actigi portaldan gectiklerinde kendilerini toprak bir yol kenarinda, etraflari ormanlar ve daglar ile cevrili buldular. Toprak yolun kuzey kisminda parlak metal zirhlari icinde bir adam gorunmektedir. yolun diger tarafindan ise atli bir araba gelmektedir, araba yanlarindan hizla gecer. Arabanin icinde kahverengi uzun robelar giymis, elleri cuzzamli gibi beyaz kumaslarla sarmalanmis, rahiplere benzeyen adamlar vardir. Araba savascinin oldugu yerde durur. adam arabadakilerle konusmaya baslar. grup o tarafa dogru yurumektedir. bu sirada ormanlik alandan bir kadin firlar. elinde mavi isik sacan bir asa vardir. Arkasindan da uzun boylu iri yari bir barbar ve en az o kadar iri baska bir savasci gorunur. kadin arabaya dogru yaklasir ve yukari cikar. bir kac saniye sonra mavi bir isik patlamasi olur ve kadin ciglik atar. goz acip kapayana kadar kiliclar cekilmistir. Caliliklarin arasindan birde kirmizi cubbeli bir buyucu cikar. Grup hizla harekete gecer ve at arabasina dogru kostururlar. Onlar vardiginda ortamda 4 cubbeli adam kalmistir. Yaklastiklarinda bu agiir cubbelerin altinda daha once gormedikleri yaratiklarin oldugunu gorurler. Elleri ve ayaklari pence seklinde, derileri ve yuzleri surungene benzeyen yaratiklardir bunlar. Parlak zirhlar icindeki sovalye basindaki ciddi bir yaradan yere yigilmis haldedir. Bu sirada kirmizi buyucu elinden alevler cikararak onlerindeki bir yaratigi yakar. Grup hic vakit kaybetmeden garip yaratiklara saldirir. Bu sirada calilardan bir yarim-elf, bir uzun kulakli cocuk birde cuce cikar. Yarali sovalyenin kilicinin yaratiklardan birinin bedeninde sikistigini goren grup bunu dikkate alarak savasmaya ozen gosterip cok da zorlanmadan kalan yaratiklari oldururler. Hersey bittiginde ortamda garip bir sessizlik olur. Sessizligi once cocuk gibi gorunen kisa boylu elfimsi yaratik bozar. Elinde Eglath’in sancagini tutmaktadir. Cok guzel olduguyla ilgili birseyler gevelerken Eglath nazikce sancagi, cuzdaniyla beraber cocugun elinden alir. Ben Tasselhof Burfoot diyerek kendini tanittiktan sonra gucenmis bir halde Eglath’in cuzdaninin yere dusmus oldugunu, o almasaydi coktan kaybolmus olacagini soyler. Sonra Lakashtari’nin mavi olduguyla ilgili bir seyler gevelerken Lakashtari’nin Orb larindan birini bir elinden obur eline cevirmektedir. Cocugun samatasinin arasindan sesini duyurabilen yarim elf genclere tesekkur ettikten sonra, fazla oyalanamayacaklarini ormana geri donmeleri gerektigini soyledikten sonra sovalyeye destek vererek geri gider. Grup bu bilinmedik ama bir o kadarda tanidik dunyadaki muhtemel ilk ve tek dostlarina veda etme firsati bile bulamazken, kirmizi cubbeli, her an dusecekmis gibi hasta gorunen buyucu Obsidius’a yaklasir ve onu sok eden kum saati seklindeki gozbebeklerini uzerine diker. Sonra siz bu dunyadan degilsiniz diyerek yuzunde merakli bir ifadeyle arkadaslarini takip eder. Lakashtari Tasselhof’a kuresini hediye etmistir. Bu iyiligi karsiliksiz birakmayan Tass birkac dakika sonra ormanda kayboldugu yerden geri cikar ve Obsidius’a Astrid’in onlara verdigi gumus parayi geri firlatir, onu buldugu icin cok sansli olduklarinida ekledikten sonra geldigi gibi kaybolur. Grup yasadiklarini ve etrafi sindirmek adina gidecekleri yone dogru ormanlik alanda bir kamp yapmaya karar verirler. Sabahin ilk isiklariyla kendilerini bir nebze daha iyi hissettiklerinde, kaslarindaki agrilara aldirmadan tekrar paranin gosterdigi yone dogru devam ederler. patika onlari bir dagin yamacindaki kayaliklara getirdiginde Rasputin taslarla olan bagini kullanarak ellerini dagin duzgun yuzeyinde gezdirir ve bir kac dakika sonra genisce bir tasi kaydirarak bir tunelin agzini aralar. Grup vakit kaybetmeden tunelden devam etmeye baslar. tozlu ve orumcek aglari kapli tunel onlara Zakreash’in kalesine girerken gectikleri tuneli hatirlatir. Obsidius gece gorebilen gozleri ile on sirayi almistir ama ne yazikki etrafa olan dikkati kit oldugundan az ilerde bir delikten 2 metre asagi duser. Bu olaydan sonra bir mesale yakan Rasputin tunelin ortasinda bir kac metrelik bir delik gorur. Asagida ise Obsidius yatmaktadir. Onun yuzu koyun yattigi yerde ise baska bir koridor asagi dogru ilerlemektedir. Grup temkinlice asagiya inip yoluna bu yeni koridordan devam eder. Bir sure daha yol aldiktan sonra baska bir koridora baglanirlar ve bu koridorun asagisindan kulaklarina bir rituelin dizeleri olabilecek ama su ana kadar duymadiklari bir dilde sesler gelir. ayni zamanda ciliz bir mesale isiginin duvarlardaki yansimalari da gorulmektedir. Grup bu noktadan sonra daha temkinli ilerlemeye karar verir, yavas yavas metreleri geride birakirlarken ciliz bir kadin cigliginin yaninda garip bir hayvanin aci dolu kukremesini de duyarlar. Adimlarini hizlandirirlar ve son donemece geldiklerinde iceri bir goz atarlar. iceride uzak duvarda zincirlerle baglanmis Alustriel ve onunde daha once gordukleri ejderanlardan buyucu gorunumlu bir tanesi durmaktadir. Bu ejderan Lady Alustriel’den cektigi enerjiyi diger ejderanlarin odaya tasidigi buyuk gumus yumurtalar uzerinde kullanmaktadir. sessizce yerlerini alan grup ejderanlari gafil avlar ve olumcul bir hizla saldiriya gecerler. Bir kac dakika icinde bu yaratiklarin buyuye karsi direncli olduklarini farkeden grup bu savasin uzun surecegini anlar. Onlerindeki iki savasciyla Eglath ve Rasputin ilgilenirken, arkadaki Aurak ve Bozak buyuculeri ile Lakashtari ve Obsidius savasmaktadir. Ilk etapta soldaki iki okcuyu kendi haline birakan grup, bu yaratiklarin zehirleyip attiklari oklara maruz kaldiktan sonra kendilerini defansif bir pozisyonda konuslandirirlar. Bu sirada diger odadan ise oldukca iri yari ve elinde iki elli kiliciyla baska bir ejderan saldiriya gecmistir. Kiliclar karsilikli keserken, etrafi elektrik ve ates buyuleri yakiyor ve Lakashtari yaratiklarla psisik bir savas veriyordu. Yaratiklar oldukca dayanikliydi ama grubun iyilestirme ozellikleri onlarda yoktu. bir saniye butun gencleri kan icinde birakiyorlar, bir sonrakinde Rasputin’in yada Eglath’in ayarsiz gucleri onlari hic bir sey olmamis gibi iyilestiriyordu. Grup vurdu, ejderanlar vurdu, buyuler patladi, dualar okundu, yaralar kapandi ve sanki bu savas saatlerce surdu ama sonunda grubun dayanikliligi bu yabanci dunyada da galip geldi. Son ejderanda dustugunde grup hizla Alustriel’i zincirlerinden kurtardi. Lady neredeyse bayilmak uzereydi, cok bitkin oldugu goruluyordu. Bu sirada biryandan herkes yumurtalara bakarken, diger odadaki inlemeyi tekrar duydular. kontrol ettiklerinde bunun gumus rengi bir ejderha oldugunu gorduler. O da zincirlere vurulmustu fakat durumu cok daha kotuydu, olmek uzereydi. O sirada iceri giren Lady Alustriel, kalan son enerjisi ile yaratigin etrafindaki zincirleri kiracak bir buyu yapti ve Eglath’in kollarina yigildi. Rasputin Obsidius’a isareti verdi, Lakashtari kucagina iki gumus yumarta aldi ve staff of portals’in mavi parlakliginda Zakreash’tan aldiklari kalenin altindaki ejderha magarasinda buldular kendilerini. Hepsi olduklari yere yigildilar, dinlenmek sartti.

##
“Kumandan Aruseme” dedi Xaxis, “bu kotuluk yuvasi kaleyi demonlardan temizledik, sizin sayenizde. izninizle basrahibim Sila ordumuza burada bulunan eski tanrilarin rizasiyla bir blessing yapmak istiyor.” Aruseme lafi dolandirmadi “Burada ne isimiz var Xaxis, neden burdayiz? buradaki demonlari gordum, o portaldan cikanlarla bir ilgisi yoktu bunlarin, niye bunca yil sonra bu yikintilari temizliyoriz?” Xaxis icerlememisti “biraz inanc lutfen sayin kumandan, tabiki tanrilar adina yapiyoruz, simdi izninizle ordumuzun zihnini ve kalbini acicak bu dua icin Sila’ya katilmaliyim”. Adimlarini siklastirdi, ordunun kamp yaptigi alan binlerce yil oncesinde bir avlu olmaliydi. 10bin askeri alabilecek kadar buyuktu. Sila’nin yanina geldi. Kadin gergindi. Xaxis gulumsedi ve baslamasini isaret etti. Sila anlamsiz kelimelerden olusan duasini okumaya basladiginda Xaxis uzun sure calistigi buyu sozlerini kolaylikla soyledi. Etraflarindan yayilan beyaz sis bir kac dakika icinde tum avluyu kaplamisti.
##

Comments

Thathorian

I'm sorry, but we no longer support this web browser. Please upgrade your browser or install Chrome or Firefox to enjoy the full functionality of this site.