For the New and Unseen

Oyun 3 - Iblisler, Seytanlar ve bir Rituel.

Grup ilk sokun etkisini uzerlerinden attiktan sonra yine beraber bir butun olarak savasmaya basladilar, Eglath kilicini her savurdugunda yaratigin zayif noktalarini hedef aliyor arkadaslarina saldirmalari icin firsatlar doguruyordu. Rasputin ise tam istedigi stratefik bir bolgede dururken, tanrisindan bir koruma buyusu bahsetmesini istedi, elleri beyaz isiklarla dolarken zihninde bir sovalyenin gumus zirhinin goruntusu belirdi, elindeki isiklar yok olurken arkadaslarinin zirlari uzerinde belirdi. Pespese gelen darbeler Demoni cilgina cevirdi, dev kollarini buyuk bir siddetle savuruyor ama her seferinde dusmanlari ya tam zamaninda egiliyor yada yana cekiliyorlardi. Tam bu sirada Obsidiustan gelen olumcul bir buyu yaratigin gogsunu boylu boyunca yardi, dayanilmaz bir koku etrafa yayildi ayni zamanda yaratigin kani havada suzulup tam arkalarinda duran ceset yiginina karismaya basladi. Obsidius bir yandan yaratigin menzilinden cikmaya calisirken bir yandan da arkalarinda gordugu manzaraya dehsetle bakiyordu, yari yenmis ve parcalanmis cesetler gorunmeyen bir guc tarafindan cekilircesine bir araya toplanmis, 3 korkunc gorunumlu, azda olsa insani andiran zombiler ortaya cikmisti. Ortaya cikan bu 3 yaratik dehset verici bir hizla savasa katildi, onlara en yakinda duran Rasputin, midesini altust eden bu koku ve goruntu karsisinda iradesinin her damlasini konsantre olmak icin kullaniyordu, zombilerden bir kacindan darbe aldi ama pek umursamaadi, tum gucunu Eglath ile birlikte demon uzerinde yogunlastirmisti. Lakashtari bu sirada yeni cikan yaratiklarin arkadaslarina yaklasmasini engellemek icin, hatirladigi bir buyuyu kullandi fakat bu yeni yaratiklar zihin ataklarina karsi oldukca dayanikli gorunuyorlardi. Eglath sonunda kendine denk bir dusman bulmanin heyecaniyla hicbirseye aldiris etmeden savasiyordu, babasindan ogrendigi bir taktikle kilicini yukari kaldirdi, butun gucuyle vurmak ister gibi yapip yaratigin tek kolunu savunmak icin kaldirdigini gorunce, kilicin momentumunu sagina cevirip butun gucuyle ileri atildi. Kilic hedefini bulmus demin acilan kesikten iceri girip sirtindan cikmisti. Rolf un genzinden seytani bir ciglik yukseldi.Bir Orcu devirebilecek bu darbe yaratigi sarsmis ama oldurmemis, kilici yaratigin icinde sapli haldeykende Eglath’i savunmasiz birakmisti. Dev kasap bicagi intikam alircasina indi, Eglath kolunun altindan gogsune dogu muthis bir yanma ve sicak kanin yayildigini hissetti, tam bu anda da kilicini cikarmayi basardi. Lakashtari saskinlik icinde ceset yiginin hala bir araya toplanmaya devam ettigini gordu, uc zombi daha meydana gelmis ve onlara dogru kosmaktaydi. Biri tam onune kadar geldi, pencesini savurdu ama onun icin neredeyse agir cekim gibi olan bu ataktan kolayca siyrildi. bu arada Rasputin’in etrafi zombilerle dolmus, onun yanindan gecenler Eglath’a kadar ulasmis, dengesini bozmaktaydilar. Bu sirada Obsidius bir alan buyusuyle Rasputin’in onundeki zombileri paramparca etti, sadece ayaklari kalmisti. Ama tam bu sirada 3 zombi daha meydana geldi ve parcalananlarin yerini aldi. zombiler her saniye kalkmaya devam ediyor, genc grup kontrol altina aldigini dusundugu savasta geri adim atmaya basliyordu. Lakashtari ye dogru giden bir zombinin onune cikan rasputin balyozuyla kafasini patlatti, bu atagin hiziyla kendi etrafinda donup agir silahinin momentumunu kullanan Rasputin ona dogru gelen bir zombiye etlerini kemiklerinden ayiracak sekilde vurdu. Ama zombiler bitecek gibi gorunmuyordu ve oda Demon’a odaklanmalari gerektigine emindi. Lakashtari bu sirada zombilerden gelen ataklardan siyriliyor ama kendiside olumcul vurusu yapacak firsati bir turlu yakalayamiyordu. nefesini geri kazanmak icin durdugu bir sirada, tum arkadaslarinin kanlar icinde savastigini ve her gecen saniye yeni yaralarindan kanlar sizdigini gordu, bu hantal yaratiklardan nasil bu kadar darbe alabildiklerine hayret etti, kendi uzeri evden ciktigi anki kadar piril pirildi, saci bile bozulmamisti, tam bu anda ona dogru savrulan bir penceden hafifce egilerek kurtuldu. Eglath dusmanini tanimis artik bu isi bitirmek icin yapmasi gerekeni biliyordu, tekrar yaratigin gogsundeki yarayi hedef aldi ve bu sefer kilicini asagidan yukari dogru savurdu ve demon’in vucudunu cenesinin altina kadar yardi. Hiriltili cigliklar icinde bogazini tutmaya calisan Rolf, buyuk bir gurultuyle yere devrildi ve ayni anda kirmizi bir toz bulutuna donustu. Daha ne oldugunu anlayamadan grup 6 yeni zombinin saldirisina ugradi, ama obsidius hazirlikliydi, staffini onune aldi ve ellerinden cikan alevleri izledi, bir kac saniye icinde alevler ellerinden kayboldu ve tum zombilerin altinda tekrar patladi. odanin icini alev ve duman kaplamis goz gozu gormuyordu, alevlerin icinden sadece bir tek zombi cikti ve onuda Rasputin balyozuyla yere indirdi.

##bu sirada disarda"
Arueth demonlari digerlerinden cok daha iyi taniyordu, tamamiyle tahmin edilemez yaratiklardi ozellikle en asagi seviyelerden olanlar kimseye baglilik tasimazdi. kendi irki genelde daha yuksek rutbelilerle ilgilenir ama bu demonlari kontrol edebilmek icin cok ihtiyatli davranirlardi. bu nedenle bu savasa katilmak istemedi, yeni katildigi grubun Nesme’de bir sure daha isinin oldugunu anlayan Arueth, bu zamandan faydalanmak ve artik sehirde daha fazla gorunmemek icin, ormana haydutlarin magarasinin etrafina geri dondu. panter dostunu buyulu kapiyi korumasi icin geride birakti, nasil olsa Arueth’i bulmak hayvan icin sorun degildi. Magaranin oraya gidip, bir kac gun once gordugu drow’un izini surmeye karar verdi, en azindan gittigi yonu cikarabilmeyi umuyordu.
##

grup kendini buyulu kapidan guc bela disari firlattiginda saat sabahin onuydu, Arueth yoktu ama panteri ordaydi, hayvan onlara soyle bir baktiktan sonra hizla uzaklasti. Grup bu olaya fazla aldirmadi, uzerlerine sinen bu igrenc koku sayesinde Arueth onlari kitanin obur ucundan bulabilirdi. Az once bu sokaga geldiklerinde guzel bir kahvalti yapmis hepsi gayet dinc ve temiz gorunuyordu, simdi ise hepsi birer harabeydi, Lakashtari haric. hepsi kanlar icinde bitap vaziyette ona baktilar, oda omuzlarini silkip devam etti.
Once eve gidip dinlenmeyi dusunduler ama daha yeni kalkmislardi ve onca adrenalin ve yaralarinin sizisindan gozlerini kapamayi dahi dusunemiyorlardi. hayatlarinda ilk kez bir demon gormusler ve yenmeyi basarmislardi. bu sirada obsidius elindeki kadife kapli siyah kitabi ara ara acip karistiriyor ve onlari Bellamin’in dukkanina gitmeleri icin durtukluyordu. sonunda pes edip o tarafa dogru buyucuyu takip ettiler. bes on dakika sonra golgealevi denen, simsiyah bir sivi icinde bir gorunup bir kaybolan altin alevlerden olusan cam sise Obsidius’un elindeydi. Rituel icin gerekli nesne buydu ama nasil kullanacagi konusunda kafasinda hala soru isaretleri vardi, bunun canini sikmasina izin vermedi, iksiri kiyafetinin gizli ceplerinden birine kaydirip simdi ne yapacaklarina dair tartisan arkadaslarinin yanina dondu. biraz dinlendiler, Rasputin hepsiyle tek tek ilgilendi, elindeki yuzugu Bellamin’e gostermis ama buyucu bilememisti, biraz siniri bozulmus ama ayni zamanda yuzugun gozunde artan degeri nedeniyle keyiflenmisti. Lakashtari’de ayni sekilde yuzugunden anlayan bir buyucu bulabilmis degildi, Bellamin onda yuzugun yapildigi tasi dahi taniyamadigini, yuzugun buyulu olup olmaidigindan da emin olmadigini soyledi.
Bir sure dinlendikten sonra gidip cesedi almaya karar veren grup haydutlarin magarasina dogru tekrar harekete gecti. Magaraya vardiklarinda herseyi biraktiklari gibi buldular, Eglath aralarinda bir Orc’u paketlyebilecek boyutta olan tek kisi oldugundan ise koyuldu. bu arada Obsidius vakit kaybetmeden karanlik kapinin onune gitti, Rasputin de hemen arkasindaydi. Rasputin “Napiyon Yarrr…dim lazim mi?” diyemeden Obsidius kitapta yazan kelimeleri harfi harfine tekrarladi: “EtDrakhto Solastik Takhaktro Kaslem”. grup aninda ayaklarinin altinda yerin belli belirsiz hareket ettigini hissettiler, ve fisiltilar basladi, once herkes bunu sadece kendisinin duydugunu sandi, sonra fisiltilar etrafta dolasip yankilanmaya basladi, Lakashtari gayri ihtiyari ellerini kulaklarina goturmeye baslamisti ki sesler ortaya ciktiklari gibi bir anda yokoldular. herkes gozlerini tekrar kapiya diktiginde, Obsidius demin kapinin durdugu yerde acilan koridordan asagiya dogru gumusi bir isikla aydinlanmis olan merdivenlerden iniyordu. Lakashtari hemen arkasindan atildi, Rasputin de onu takip etti. Eglath icinden bir kufur edip Orc cesediyle ilgilenmeye devam etti taki yarim dakika sonra Lakashtari’nin panik halinde neredeyse ayaklarini yerden kesicek siddette gelen mental mesajini alana kadar, baslari beladaydi. Orc cesedini yere firlatip merdivenlerden kostu.

Obsidius merdivenlerin sonundaki kapiyi actiginda hic beklemedigi bir manzarayla karsilasti. genis obsidian tastan yapilmis oda gayet kalin tastan 4 sutunla desteklenmisti. tum dikkatini ceken ilk sey duvarlardan cikan su kanallariydi, bu kanallar duvarlarin altindan ve ustunden cikiyor tam karsilarindaki kapali kapinin yanlarindan kayboluyordu, ama garip olan aslinda ortada bir su kanalinin olmamasiydi, duvarlardan cikan su havada akiyordu. Gri siyah ve icinde gumusi pariltilar olan, gorunuse gore vahsice caglayan ama hic ses cikarmadan akan garip bir suydu bu. Obsidius’un omzunun arkasindan bakan Lakashtari’de gormustu, gercek ustu bir goruntuydu bu. Bu sirada Obsidius baska birseyi daha farketti, yukarida garip bir sekilde kaybolan dusmanlarinin kanlari su an girdikleri odanin zemininde golcukler olusturmustu. Rasputin’de en arkadan neler olup bittigini gormek icin baktigi sirada, en yakinlarindaki kan birikintisinden bir iskelet eli yavasca cikti. Hepsi ayni anda gayri ihtiyari bir adim geri attilar. Simdi butun golcuklerden gorunuse bakilirsa kan rengi iskeletler yukselmekteydi. Lakashtari yukariya mental bir ciglik gonderdi “EGLAAAAATTTHH!!”, mesajin tasidigi guc Rasputin’in saclarinin havalanmasina yol acmis ama o bunu farketmemisti. Gozleri fal tasi gibi acik karsilarinda meydana gelen bu korkunc sahneye buyulenmis gibi bakmaktaydi. iskeletler yukseldikce, etraflarinda kan kaslara ve et parcalarina donusmeye basladi, goz yuvalarini dolduran kan, curumus gozlere donustu, bir kac saniye icinde bir oda dolusu uzerlerinden kan damlayan zombi ve tam ortalarinda havada suzulmekte olan, parca parca robeu icinde yuzu gorunmeyen ruhani bir varlikla karsi karsiya kaldilar. Rasputin iclerinde ilk tepki veren oldu, merdivenden inerken crossbow’unu kurmus hazir beklemekteydi, karsisinda gordugu cehennemden cikma sahne karsisinda ister istemez tetigi cekti ve sessizligi bozdu. yuvasindan cikan ok tok bir sesle en yakindaki zombinin omzuna isabet etti. Tam bu anda savas patlak verdi, arka siralardaki iki zombi okcu oklarini Obsidius’a firlatti, Obsidius aldigi ok yarasiyla ilgilenemeden, sipsivri disleri ve dev penceleri olan iki zombi uzerine cullandi, birinin pencelerinden guc bela kurtulan genc buyucunun sansi ikinci zombinin penceleri indiginde yaninda degildi, yaratik butun gucuyle kiyafetlerine yapisti ve onu hizla kapidan sola dogru cekti, Lakashtari’nin hemen onunde Obsidius bir cuval gibi cekip alinmis ve ortadan kaybolmustu. Tam bu sirada ortadaki ruh kulaklari sagir eden bir ciglik patlatti, Lakashtari bu sok dalgasinin etkisiyle koridora geri uctu ve merdivenlere sert bir sekilde dustu. Rasputin’in cleric disiplini undeadlere karsi ustunluguydu, Lakashtari’nin actigi yeri doldurdu ve savas tum hiziyla basladi. Bu sirada Eglath’da medivenlerden kosarak inmis o hizla kapinin onunde duran zombiye charge etmisti. bir kac saniye icinde grup farkettiki bunlar sabah kolaylikla geldikleri cehenneme geri gonderdikleri undeadlere hic benzemiyorlardi, Eglath kilicini yaratiga soktu ve sirtindan cikardi, onu neredeyse parcalara ayirmisti ama yaratik dev disleriyle ona siritmakraydi, pencelerini Eglath’in zirhina gecirdi ve onu kapidan saga dogru surukledi, Eglath yaratigin korkunc gucuyle onun gibi bir devi kolaylikla surukleyisini hayretle izledi. Lakashtari bu sefer de gozleri onunde Eglath’in yaratiklar tarafindan goturuldugunu gorunce cildirdi, icinde cok nadir hissettigi bir nefret dalgasiyla odanin ortasinda duran ruhun iradesini kirmak icin bir buyuyu aklina getirdi, tam bu anda Ruh kapkara bir olum dalgasini uzerlerine gonderdi, hepsi bu soguk ve siyah bulutu ta kemiklerine kadar hissettiler ve Eglath az once parcalanmak uzere olan ve kendisini penceleriyle yakalamis yaratiktan kopan parcalarin tekrar yerlerine geri gelisini seyretti. Grup birbirinden ayri dusmus, Eglath ve Obsidius koselerde yaratiklarin pencesinde kalmis, Lakashtari ve Rasputin ise Kapi tarafinda sikismis hem oklarin hemde korkunc Ruhun hedefinde kalmislardi. Iste tam bu anda Lakashtari Ruh’a buyusunu gonderdi, az once aldigi darbe nedeniyle buyu basarisiz olacak gibiydi ama o anda icindeki nefret onu ve etrafindaki herseyi icine alacak sekilde parladi, bir sok dalgasi butun magarayi koklerinden sarsti ve sonunda yaratigin aci icinde korkunc cigligi duyuldu, Lakashtari az once basarisiz olacagina neredeyse emin oldugu buyunun, yaratigin yuzunu orten kukuletanin on tarafindan neredeyse bir balyoz gibi girip diger tarafi parcalayarak ciktigini gordu. iste bu an grup icin bir donup noktasiydi, Eglath’i tutmakta olan yaratiga charge eden Rasputin, yaratik dislerini geciremeden onu muthis bir gucle yere serdi. Obsidius’un ise sansi tam tersine gitmekteydi, arkadaslari kendisine erisemeyince yaratigin uzun disleri Obsidius’un boynunu parcaladi. bu korkunc yarayla beraber savrulan Obsidius yaratigin elinden kurtuldu ama iki zombinin arasinda kalmis ve arkadaslarina ulasma sansi yoktu, ayrica boynundaki yaradan kan fiskirmaktaydi. Dislerini sikip duydugu aciyi kafasinda arka plana itti, aklina bir ates buyusu getirip kapinin hemen onundeki alana yapti, eger kendisi arkadaslarina gidemiyorsa en azindan yaratiklarida onlardan uzak tutabilirdi, sonucta burdan canli cikacagina ihtimal vermiyordu. diger tarafta Eglath Rasputin’in yardimiyla kurtulmus, Lakashtari’nin atagiyla dogan firsati gormustu. kilicini kaldirip savunmasi dagilmis Ruh’a indirdi. kilici ruhun parca parca kiyafetleri arasindan oylesine gecerken, yaratik gumus toz ve dumana donusup yokoldu. Ana dusmani indirdilerse de savasi kazanmaktan daha cok uzakti grup, zombiler daha once sahit olmadiklari bir vahsetle saldiriyorlardi, grupta herkes verdigi her darbe karsisinda en az bir darbe almis, hepsi kanlar icinde ve guclerinin son damlalariyla savasmaktalardi. Obsidius tekrar ayni zombi tarafindan yakalanmis sutunun arkasina uzaklara cekilmisti, eger kurtulamazsa bu sefer yaratigin kafasini koparip alacagina nerdeyse emindi. Rasputin onundeki diger bir zombiyle savasiyordu, zombi iki elini balyoz gibi kullanip Rasputin’i duvara firlatti, aralarinda mesafe olusmasini firsat bilen Rasputin charge etti ve yaratigin kafasini balyozuyla ezdi ama tam bu anda zombi muthis bir gucle patladi, son anda sutunun verdigi korumayla kurtulan Rasputin, bu patlamadan haberdar olmayan Eglath’a dogru bakti, bir seyler soylemek istedi ama cok gecti. tam bu sirada demin yokettigi ruhtan cesaret alan Eglath kilicini hemen onundeki nispeten daha zararsiz gorunen zombiye savurdu, Lakashtari ve Rasputin’in arada verdigi darbelerden iyice zayiflamis olan bu zombi, Eglath’in kilici altinda ikiye ayrildi, ama Eglath’in sevinci cok kisa surdu, muthis bir gurultuyle patlayan zombi Eglath’i karsi duvara kadar firlatti. vucuduna kemik parcalari giren Eglath, baska herhangi birini bayiltabilecek bu darbeden silkinip kalkti ve onlara hala ok yagdirmakta olan okculara dogru topallayarak devam etti. Lakashtari kapinin girisinin yaratiklardan temizlenmesiyle iceri dalmis, okculardan korunmak icin sutunlari kullanip, buldugu her firsatta onlara buyuler gondermekteydi, ama bugun onun gunu degilmis gibiydi sanki demin Ruh’u yokeden buyusu onunda enerjisini bitirmis gibiydi. Bu sirada Rasputin, Obisidius’un suruklendigini bildigi sutuna dogru kostu, yaratigi dislerini Obsidius’a gecirmek uzereyken yakaladi, olanca gucuyle vurduysa da fanatik bir vahsetle savasan yaratik Obsidius’un boynunu parcaladi, kanlar icinde yere yigilan genc buyucu baygin gorunuyordu. Rasputin tekrar saldirdi, zombinin ayaklarina savurdugu balyozuyla yaratigi devirdi ve sonrada gogsunu ezdi. Obsidius’a soyle bir goz atip, bu yaralardan olmiyecegine karar verdikten sonra Eglath’a yardim etmeye karar verdi. Bu sirada Eglath, okcularla arayi yariladi tam da bu noktada elindeki dev kilicin kabzasindaki zincirlerden tutarak kilicini etrafinda bir kere cevirip tam ilerisinde duran okcuya firlatti. Kilic dev bir mizrak gibi yaratiga girdi, zincirleri tum gucuyle geri ceken Eglath, yaratikta parcalar kopararak kendisine dogru geri ucan kilicini yakaladi. bir kac dakika icinde okcularda yere serildi, grupta herkes bayilmak uzereydi, sabah bir leke bile almadan savastan cikan Lakashtari bile kanlar icindeydi ustu basi yirtilmis, basi zonkluyordu. Obsidius ise kendi kanindan bir havuzun ortasinda yatmaktaydi. Rasputin bir on dakika kadar ugrasip onu kendine getirdi. tam bu sirada odanin diger tarafindaki kapi yavasca asayiga dogru kayarak acildi. zor bela ayaga kalkan Obsidius arkadaslarininda yardimiyla diger odaya ilerledi. Havada akmakta olan sular bu odada odanin merkezindeki bir cembere dolmaktaydi. cemberin ortasinda tas yuvarlak bir zemin verdi, zeminin uzerinde soluk renkli runelar gorunuyordu. sular saglarindan ve sollarindan duvardan cikiyor cembere giriyor, onlarin odanin kalan kisimlarina ulasmalarini egnelliyorlardi. Ayni zamanda odanin tam karsisinda tavandan 5. bir su akiyor yine cembere doluyordu, grup bu selale gibi akan suyun arkasinda oldukca buyuk siyah tastan bir sandik gordu, sandigin uzeri altin kaplamalarla suslenmisti ve gorunuse gore bir kilidi yoktu. Etraflarindaki sular yokolmadan bu kasaya ulasma ihtimalleri yok gibi gorunuyordu. Rasputin, bu sividan elindeki bir kavanoza almak istediyse de, kavanozun suya degdigi nokta siyah bir kule donusup yere dokuldu, kavanoz uzerinden karanligin hizla ellerine dogru geldigini goren Rasputin hemen geri cekildi.
Obsidius ne yapmasi gerektigiyle ilgili arkadaslariyla konusmaya karar verdi, bu ritueli yapmasi gerekiyordu, rituel ise ondan bu dunyanin renklerinden golgealevi ile arinmasini soyluyordu. Obsidius kararsizdi. golgealevi cok guclu bir iksire benziyordu ve o ise neredeyse olumden donmus ve cok zayifti. ama merak ve basarmak istedigi seye duydugu hasret onu cemberin icine girmeye zorladi. Cembere adim atar atmaz, etrafindaki rune lar isildadi. ne yapacagini dusunmek icin iksiri acmaya karar veren Obsidius, siseyi eline aldi, kapagini acmayi denedi, ama bu iksirin nasil bir magical prosedur ile yapildigini bilmeyen Obsidius, kapagi acmak icin butun gucunu denedi, sonunda elinin dondugunu hissettiginde sevinci kisa surdu, kapak acilmamis ama sisenin boyun kismi kirilmisti. golgealevi hava ile temas eder etmez dev bir ates topu seklinde patladi ve bir saniye icinde Obsidius’u yutuverdi. Arkadaslari sok icinde nefeslerini tutmus sekilde kaldilar, Rasputin bir iyilestirme buyusu dusunmeye calisiyor ama konsantre olamiyordu, butun gucunu harcamisti arkadasinin etlerinin kavrulmasini ve cigliklar icinde diz cokusunu korkuyla izledi. Iste o anda cemberin etrafindaki karanlik su 2 metre kadar havaya yukselip cemberin etrafinda donmeye basladi, bir hortum gibi hizla donen sular bir kac saniye sonra obsidius’un bulundugu noktada delicesine donmeye basladi. yarim dakika boyunca bu gercek ustu sahneyi sadece izleyebilen grup sularin bir anda durup yere dokulmeleriyle kendilerine geldiler. Obsidius cemberin ortasinda dizlerinin uzerinde duruyordu. derisi tamamiyle renksiz ve gri gounuyordu. Eglath arkadasinin tamamen kule dondugunden neredeyse emindi. Lakashtari bakamiyordu, aglamak uzereydi. Derken Obsidius kimildadi, Rasputin yildirim gibi yanina kostu, arkadasi sicak degildi hatta garip bir sekilde soguktu. yuzu ve elleri gorebildigi kadariyla tamamiyle gri bir renk almisti. “iyiyim” dedi Obsidius. gozleriyle kasayi gosterdi. Rasputin Obsidius orda birakip kasaya kostu, herhangi bir kilit gorunmuyordu, direk acti. bir sok dalgasi grubun yuzune carpti, kasanin icinde bir canta vardi, agzi bagliydi. Rasputin cantayi acti, cantada iki kilic, bir dagger, bir zirh ve birde robe vardi, bunlarin hepsi cantada minyatur birer oyuncak gibi duruyordu. esyalari teker teker cikaran Rasputin, hepsinin cantadan cikar cikmaz gercek boyutlarina geldigini gorunce pek sasirmadi, bu cantayi daha once duymustu, bag of holding idi. cikardigi esyalari digerlerinin inceleyip uzerlerindeki buyuleri cozmelerini bekledi. Derken cantanin icinde kalan son longsword’a bakti, bu kapara bir kilicti, keskin taraflari alev seklinde testere gibi tirtikli yapilmisti, diger longsworda gore daha buyuk gorunuyordu. Rasputin kilici alip disari cikarir cikarmaz kilic siyah bir alevle kaplandi ve ellerini yakti. Kilici elinden dusuren Rasputin geri cekildi, grupta bu arada tehlikeyi sezmis birar adim geri atmislardi, hepsi birbirine bakmaktaydi gucleri tamamen tukenmis nerdeyse zor ayakta duruyorlardi, korku icinde onlerinde gercekleseni izlediler. Rasputin’in elinden firlayan kilic yere dusmek yerine havada asili kaldi, kilictan cikan siyah alevler once dev bir kola daha sonrada 4 metre boyunda bir govdeye donustu. Bu, 3 metre kanatlari olan dev bir seytanin ta kendisiydi. kara bir alevli buluttan olusan sekil hepsini teker teker inceledikten sonra konustu. “You are not worthy. Leave me to my eternal rest.” Kilicini kaldirip Rasputine dogru tuttu “Do not tempt me”. Alevler tekrar kilicin uzerinde birlesti ve daha sonra havada suzulerek sandiga dondu. Rasputin sokun etkisinden cikip firladigi gibi sandigi kapatti ve digerlerine gozleriyle kapiyi isaret etti. grup kapidan cikip giderken su kanallarindan sular damlamaya baslamisti.

Cesedi alip zor bela Xarvos’a birakan grup, adamin yarin icin at mi istersiniz at arabasimi seklindeki anlamsiz sorularina “fark etmez at arabasi olsun” seklinde cevap verip, Rasputin’in evine dogru ilerledi. Evde hepsi bir koseye devrildiler. Rasputin gun boyu arkadaslariyla ilgilendi. bir kac gun icinde yasadiklari inanilir gibi degildi ve sehre donduklerinde hayat hicbirsey olmamis gibi devam ediyordu. hepsinin kafasi dusuncelerle doluyken uyumalari aksamustunu buldu. Rasputin uyumadan once minyatur korkulugunu cikarmisti, gece baska bir saldiri olmadan ona haber vermesi icin bu buyulu nesneyi satin almisti. ertesi sabah hepsi erken kalktilar, evde kahvalti ederlerken, Rasputin nesesini geri kazanmis yine cebindeki yuzugu cikarmisti. Obsidius’a uzatti. Obsidius tekrar yuzugu tanimlamayi, yapiminda kullanilan buyuleri tanimaya calisti ama yuzuk kesinlikle cok yuksek seviyeydi ve kendi yeteneklerini asiyordu. Rasputin bundan memnun oldu ve yuzugu parmagina takti. Yuzuk parmagini resmen yakiyordu, kendisini unutturacak gibi degildi ama Rasputin yinede takmaya devam etti. Lakashtari ise elindeki yuzuge hala kuskuyla bakiyordu, takmadan cebine atti. Hepsi bu sehri geride birakip neredeyse 7 gun surecek bu yolculuga cikmak icin heveslilerdi, kimbilir bu yol onlarin karsisina daha neler cikaracakti.

“Devami Haftaya”

Comments

Thathorian

I'm sorry, but we no longer support this web browser. Please upgrade your browser or install Chrome or Firefox to enjoy the full functionality of this site.