For the New and Unseen

Oyun 5 - Assassin, Silverymoon ve yeni bir hayat.

Zek dustugu yerden kalkti ve rahiple arasinda acilan bir kac metreyi hizla kapatti. Dusmaninin aldigi darbelerden sonra hala ayakta olmasina inanamiyor gibiydi. Kilicinin agirlastigini hissetti kollari beyninin verdigi komutlara yeterince hizli tepki vermiyordu, o anda bilmedigi ise savas alanindaki tum goblinlerinde ayni durumda olduguydu, kiliclarini sallamak normalden
de zor geliyor sanki suyun icinde yuruyormus gibi hissediyorlardi. bir kac saniye boyunca ne Zek nede hobgoblinler’in kiliclari hedeflerini buldu. O sirada sadece Lakashtari’nin tam
karsisinda duran hobgoblin bir gariplik oldugunu gorebiliyordu zira karsisinda duran kadinin gozlerinden atesler cikiyor, saclari garip mental bir gucle dalgalaniyordu, sanki derin bir
transa girmis gibiydi. bir kac saniye sonra Lakashtari normal gorunumune geri dondu ve ortamdaki bu guc ortadan kalkti.
Arueth’in etrafi goblinlerle sariliydi, sag tarafini goz ucuyla kontrol etti ve Obsidius’un kargasadan yararlanip kactigini gorunce rahatladi, simdi panteri Antres ve o 3 goblinle karsi
karsiyalardi, biraz eglenmeye karar verdi ve daggerini tutan elinin ufak bir hareketiyle etrafini bir anda koyu mor bir karanlik sardi.Etrafindaki Goblinler panik halde etraflarina
bakindilar, hicbir sey goremiyorlardi.
Eglath hala savas alaninin ortasinda duran toz bulutunun icinden ok gibi firladi ve evin yan tarafinda savasmakta olan arkadaslarina katilmak icin o koseyi tutan gobline charge etti. kilici
goblin daha ne oldugunu anlamadan yaratigin gogsune girdi. Eglath kaslarinin insanustu kuvvetiyle kilici yukari dogru cekti ve yaratigin belden yukarisini ikiye ayirdi. Tum konsantrasyonunu
onundeki dusmanina verdigi icin, arkasinda Arueth’in yarattigi karanliktan panik halde cikan goblinleri gormedi. bir kilic sirtina girdi, ikinci bir kilic ise baldirini boydan boya yardi,
tam sirtinda patlayan bir topuz cigerlerindeki tum havayi aldi ve Eglath bilincsiz bir sekilde yere yigildi.
Rasputin’e olusan bu bir kac saniyelik yavaslik yetmisti, Zek’in sayif atagini kolayca savusturdu ve topuzunu tekrar tam hedefe indirdi. Zek ayaklari uzerinde zar zor dengesini sagladigi
anda uzaklardan gelen bir magic missile tam yuzunde patladi ve onu karanliklara bogdu. Rasputin Zek’e soyle bir bakti ve olmedigine emin olduktan sonra topuklari uzerinde hizla dondu ve ona
dogru kosmakta olan hobgobline topuzunu gecirdi. Afallayan hobgoblinin bu sefer tam ensesinde bir magic missile daha patladi oda Zek’in yanina dogru yere dusmeye basladi. iste bu
saniyelerde kendi basindaki goblinden kurtulan Lakashtari Zek’in bir daha ayaga kalkmayacagindan emin olmak icin ezici telepatik guclerini yerde yatan adama yoneltti, ayni anda da yere
dogru dusmekte olan goblinin kilicina odaklanip yonunu degistirdi. savunmasiz yatan Zek once basini tutarak bir ciglik atti sonra sag bacagina giren kilicin acisiyla bir tane daha. Rasputin
Lakashtari’ye dondu ve “Onu Oldurme!!!” diye var gucuyle bagirdi.
Kargasa sirasinda yaralarina disini sikarak Lakashtari’nin hemen arkasina kadar gelen Obsidius, onu kimsenin farketmemis olmasindan da yararlarnarak Rasputin’in etrafindekilere ezberinde
kalan bir kac buyuusunu gonderiyordu. Tam bu sirada onundeki Lakashtari Eglath’in yerde yatan hareketsiz bedeni uzerinden gecen goblinleri gordu ve saklanmak umuduyla geri adim atip
Obsidius’un ustune basti. Obsidius sansina kufrederek yeni gelen goblinlerin onu takip etmemelerini umdu. Ama umudu bosunaydi, tam onunde beliren goblin kosede saklanan buyucuyu gorur
gormez kilicini salladi, Obsidius kacmaya calisirken karnina giren krampla iki buklum olunca belkide kafasini koparacak olan kilic zararsizca ustunden gecti. Lakashtari bu sefer ileri
atildi ve Rasputin’e dogru kostu, bu sirada goz ucuyla Eglath’in kendi kanindan olusan bir gol icinde yattigini gordu ve ici buruldu.
Arueth’in karanlik buyusu oldukca kisa surmus ve bu avantajdan pekde istedigi gibi yararlanamamisti, goblinler agir zirhliydi ve ataklarini kalkanlariyla kolaylikla onluyorlardi. bu arada panteri Antareste oldukca darbe almisti. O anda aklina bir fikir geldi ve bu kez sol elini soldan saga dogru yavasca gezdirdi. Savas alaninin ortasindaki toz bulutu elinin hareketini takip edercesine onlara yaklasti ve etraflarini sardi, goblinler tekrar hicbirsey goremez olmuslardi. Arueth aradigi avantaji ele gecirmisti.
Rasputin Zek’in olmesini engellemek icin uzerine atilip bir kac buyuk kanamayi durdurdu. O anda Zek gozlerini acti ve Rasputin’e “beni oldurme, Silverymoon’a gotur. basima buyuk bir odul
var pisman olmazsin” dedi. Rasputin hizla ayaga kalkip Eglath’a dogru kostu. Yolunun ustundeki goblinleri iterek ve savurduklari kiliclardan kacaran kendini Eglath’in yanina atti. artik
gozlerindeki yasam enerjisi tamamiyle kaybolmak uzere olan arkadasi icin bir dua mirildandi, disleri gicirdiyor elleri titriyordu. Eglath’in gozlerindeki isik geri geldi, tam yerinden
dogrulmak uzereydi ki, goz ucuyla Arueth’in toz bulutu icerisinden firlayan goblinleri gordu ve ayni anda kendisini yere birakip baygin taklidi yapmaya devam etti. Goblinler Eglath’in
uzerinden atlayip Rasputin’e saldirdilar, iste o anda Eglath ayaklari uzerine firladi ve yaratiklara arkadan saldirdi. Ayni anda Lakashtari de onundeki iki hobgobline dogru kulaklari sagir eden bir ciglikla odaklandi, yaratiklar bir kac saniye ayakta oylece durdular sonra kulaklarindan ve gozlerinden akan kanlarla beraber yere yigildilar. bir kac saniye sonra tek duyulan ses sag kalan tek goblinin ormana dogru kacarken cikardigi seslerdi, bu da Obsidius’un hedefi bulan son magic missile’i ile son buldu.
Grup ayakta zor duruyordu, herkes sayisiz yara almis, Eglath olumun ucundan donmustu. Rasputin’in ise akli basinda degildi, gunlerdir bilmedigi bir sebepten bir assassin tarafindan takip
edilmis, sirf bu yuzden iki masum insan olmustu. Zek’i ayak bileginden yakaladigi gibi evin icine kadar surukledi. odalardan birine atip kapiyi arkasindan kapatti. grup bir sure onun
pesinden gitmedi. Rasputin Zek’i yataga bagladi, ustunu basini aradi. iki mektup buldu, biri yine Astrid’den geliyordu, digeri ise uzerinde mavi “S” muhuru olan bir mektuptu ve icinde
“Oglani yok et” yaziyordu. Onun disinda bulduklarini da kendi cantasina atti. Bu sirada grubun geri kalani da icer geldi. Eglath “uyandir sunudu da ogrenelim derdi neymis” dedi, Rasputin’de
Zek’e yaklasip sarsti. agir yarali olan adam yavasca gozlerini acti. Rasputin sabredemiyordu, “kimsin sen? neden beni takip ediyorsun?” diye bagirdi, adam cevap vermedi. Topuzunu havaya
kaldirdi, adami korkutmayi umuyordu ama Zek sadece siritti. Grupta herkes Rasputin’i tandigi icin, kimse ona engel olmuyordu zira rahip savunmasiz birini oldurmezdi. Bu yuzden topuz Zek’in
suratinda patladiginda herkesin agzi acik kaldi. Adam’in gozlerindeki isik sondu ve Rasputin oylece kalakaldi, onlara dondu ve “sadece korkutmak istemistim” dedi. Eglath “bi dahakine bana
birakta bir iki yumruk atiyim” diyip odadan cikti.
o aksami talihsiz ciftciyi gomup, goblinlerin cesetlerini yakarak gecirdiler sonrada yorgun ve rahatsiz bir uykuya daldilar. Rasputin icin ise uyku cok sonralari ve kabuslarla geldi.
Tanrisi dualarina cevap vermiyordu. Ertesi sabah herkes biraz toparlanmis olarak kalktiklarinda Rasputin’i hala baygin yatarken ve yaralarindan kan sizarken buldular.
Tatsiz bir kahvaltidan sonra tekrar yola cikti grup, Rasputin vagonda yatiyordu, uzerine bir karamsarlik cokmustu. Eglath arabayi kullaniyordu. 5-6 saat kadar sonra tirmanmakta olduklari
dagi geride biraktiklarinda ayaklarinin altindaki vadide Silverymoon’u gordu. vagonun perdesini araladi ve herkese bakmalarini isaret etti. iki tarafi capcanli, yesilin her tonunun yaninda
kizil ve sarilarla suslenmis ormanlarla kapli vadinin tam ortasinda mucevher gibi parliyordu Silverymoon. Bembeyaz bir sehirdi, surlari guneste mithril gibi parliyor, sehrin guney
kismindaki kuleler goklere uzaniyordu. Sehir oval bir sekle sahipti ve irmak sehrin icinden guney tarafindan geciyordu. Eglath hayranlikla sehri seyrederken atlari tekrar harekete gecirdi.
yaklasik bir saat sonra kendilerini bu ihtisamli yapinin buyuk kapilarinda buldular. Ardina kadar acik duran kapiilarin onunde yaklasik bir duzine guard dolasiyordu. Bunlardan cogu
kahverengi deri zirhlar giymis belliki alt rutbe askerlerdi, aralarinda bir kac gumus sovalye de vardi. guardlardan ikisi onlara yaklasti. Eglath Lord Pardraig’i goreceklerini soyleyince
guardlardan biri kapiya dogru hizla ilerledi ve ordaki grubun icine girip birseyler soyledi. iki gumus eldivenli el kumelenmis guardlari iki tarafa dogru ittirip aralarindan firladi. Gur
kizil kahve saclari ve sakallari ozenle taranmis ve orulmus, bastan asagi gumus zirhlarla donanmis, belinde dev bir cekic kafasinda da gorkemli bir kask olan kirisik suratli bir cuceydi
Lord Pardraig.
Eglath kendini tanitip neden geldiklerini belirtince sinirli hali yatisan Pardraig, Xarvos’a bir kac kufur salladiktan sonra guardlarindan biri olan Dahhim’i yanina cagirip genclere Dancing
Goat hanina kadar eslik etmelerini soyledi. kendisi de bir kac saat sonra onlara katilacakti ama su anda karsilamasi gereken onemli kisiler vardi. gencler cucenin yanindan gecerken,
Pardraig Arueth’e bir pelerin uzatti ve “sehirde bunu giysen iyi olur elf, hem senin icin hem bizim icin” Arueth saskin bir sekilde pelerine bakti sonra hafifce Obsidius’a dogru bakti.
Obsidius pelerinin magical oldugunu sezebiliyordu ama bunu Arueth’e gizlice soylemenin bir yolu yoktu. zaten gerekte kalmamisti Arueth pelerini uzerine gecirdi. Giydigi anda kafasindan koyu
kahverengi gur saclar, yuzunden beline kadar inen sakallar cikiverdi, Arueth tiknaz bir cuceye donmustu, soyle bir etrafina bakti, herkes gulumsemesini gizlemek icin baska taraflara
bakmaktaydi.
Grup at arabasini kapidaki guardlara teslim edip, Dahhim’in pesinden Silverymoon’a girdi. Akla mantiga karsi gelen bir sehirdi Silverymoon, belli bir mimari stili yoktu, her ev sanki bir
baskasi tarafindan insa edilmisti, bazi evlerin ayakta duruyor olmasi bile mantiga aykiriydi. Obsidius icin daha az sasirticiydi bu olay, burdaki binalar buyuyle yaratilmisti suphesiz,
buyunun fizik kanunlarina ihtiyaci yoktu. Dahhim onlari limanin kenarindan dogru goturdu, liman buyuklu kucuklu teknelerle doluydu, buyuk yolcu yelkenlilerinden, kucuk balikci teknelerine
kadar. limanin tam ortasinda ise daha hayret verici bir olay meydana gelmekteydi, bir duzine insan ve bir at arabasi irmagin tam ustunde havada yollarina devam ediyorlardi. Irmak hepsinin
altindan onlara dokunmadan devam ediyordu. Bu yolda karsilastiklari cucelerin bahsettikleri Moonbridge olmaliydi. Burdan kuzeye donduler ve buyuk market alanina girdiler. Aksam saatleriydi
ve dukkanlar kapanmisti ama burasi yinede oldukca gorkemliydi, meydanin etrafi dericiler, demirciler ve mistik dukkanlariyla doluydu. ayni zamanda meydan ise tezgahlarla doluydu, bunlarin
sebze meyve ve hayvan pazari oldugunu soyledi Dahhim. gidecekleri hanin bulundugu sokaga donmeden once Dahhim karsilarindaki bir diger meydanin ortasinda bulunan ve bir kaleye benzeyen
tapinagin ise “house of Invincible” yani Helm’in tapinagi oldugunu soyledi. Rasputin burayi aklinin bir kosesine kaydetti, bu gece bitmeden tapinaga gelmeli ve dua etmeliydi. Dahhim grubu
tavernaya birakti ve Lord Pardraig’i beklemelerini rica ettikten sonra onlardan ayrildi. Onlarda hanin uzak bir kosesindeki bos bir masaya dogru yoneldiler. Han oldukca kalabalikti,
genellikle tuccarlar ve alt kademe askerler burda zaman geciriyordu, masalar temizdi ve yemek guzel kokuyordu. Herkes masaya dogru ilerlerken Rasputin ve Arueth bara dogru baktilar, barin
arkasinda bir half-orc vardi, asil dikkatlerini ceken ise barin sag tarafinda iki orta yasli adamin hararetle birseyler tartismalariydi. Rasputin hemen o tarafa dogru yoneldi, Arueth de su
an sac ve sakal yiginin altina gomulen elf kulaklariyla dikkat kesilerek bara yaklasti. Adamlar bir hafta once yasanan bir depremden ve rivayete gore deprem sonrasi daglarda ortaya cikan
dev bir magaradan bahsediyorlardi. bu magaranin ejderha magarasi oldugu soyleniyordu, belkide ejderha olmustu ve hazinesi oraya gelecek talihlileri beklemekteydi. gunler once genclerden
olusan bir grup bu magarayi bulmaya gitmis ama daha haber alinmamisti. Arueth bu deli sacmasi haberleri duyduktan sonra yemek masasina geri dondu. Rasputin ise adamlarla bir sure daha
sohbet etti. Eglath arkadasinin yol boyunca suren yorgun ve yikilmis halinden cok endiselendigi icin sik sik bara gidip Rasputin’i kontrol etti, iki adam sorunca da onemli bir gorev icin
Nesme’den cikip Silverymoon’a geldiklerini, yolda saldiriya ugradiklarini ve Rasputin cok pahali bir yuzugu oldugunu da soylemeden edemedi. Rasputin Eglath’i kibarca kovaladiktan sonra
adamlarin, barmenin ve yan masalarin elindeki yuzuge bakislarindan dolayi izin isteyip masaya donmek zorunda kaldi.
Hanci siparis ettikleri leziz yemekleri getirdi, onlarda bir yandan yiyip bir yandan ileriki gunlerde neler yapacaklarini, onlerindeki secenekleri tartisiyorlardi. En sonunda en iyisinin
once Lord Pardraig’i beklemek olduguna karar verdiler.
1-2 saat sonra Lord Pardraig kapidan girdi, uzerindeki gumus zirhlari cikarmis ve siyah kahverengi seritlerden deri bir zirh giymisti. belinde yanindan ayirmadigi cekici asiliydi. Geldigi gibi direk bara yoneldi. Yururken yine yere o kadar sert vuruyorduki, adimlarini hanin uzak kosesinden hissediyordu grup. bira dolu koca bir masrapayi aldiktan sonra, kopuklerden bir firt cekti ve gozu handakileri taradi. Eglath da cucenin onlari daha iyi gorebilmesi icin ayaga kalkmisti. O tarafa bakar bakmaz ileri atildi. yine yeri sokercesine adimlar atarak yanlarina
geldi ve bos buldugu sandalyeye kendini atti. Genclere bir sure Nesme’yi ve Xarvos’u soran cuce, daha sonra baslarina gelenleri bir bir ogrenmek istedi. uzun bir sure sohbet ettiler,
kaliteli saraplardan ictiler ve bolca yemek yediler, ve bu arada baslarindan gecenleri anlattilar. Astrid’in mektuplarini gostediler. Pardraig ozellikle bu mektuplarla yakindan ilgilendi ve Astrid’in oldukca yuksek mevkide biri oldugunu bildiklerini, kuzeyde ne kadar pislik varsa yonettiginden suphelendiklerini anlatti. muhurdeki L.X harfleri ile ilgili ise birsey
bilmiyorlardi. Eglath bu isin izini surmek istediklerini soyleyince Pardraig iki gun icinde konseyin toplanacagini, bu toplantida bu konudan bahsedecegini soyledi. Astrid ile ilgili
bulduklarini grup ile paylasacak ve beraber hareket edeceklerdi. Bu sirada sehirde Pardraig’in misafiri ve sag kolu olarak kalacaklar, listesinde yapilmasi gereken isleri yapmasina yardim
edeceklerdi. Pardraig onlara Silverymoon ile ilgili biraz daha bilgi verdikten sonra herkesin yorgun oldugunu gorup onlari yeni evlerine goturdu. Handan sadece bir kac sokak ilerdeki
buyukce bir eve girdiler, etraftaki toz ve rutubetten uzun suredir kullanilmadigi belliydi. alt katta ve ust katta ucer odasi bulunan ev konforlu sayilirdi. Pardraig kendisini iki gun sonra
bugun girdikleri kapinin orda bulmalarini soyledi, o zamana kadar dinlenip sehri gezmelerini onerdi.
Rasputin disinda herkes yolun yorgunlugunu yataklara serilerek gecirirken, Rasputin yapilmasi gerekenin farkinda olarak evden cikti ve Helm’in tapinagina gitti.
Ertesi sabah gec kalkip kahvalti eden grup sehri dolasmaya cikti, meydanda Rasputin onlari bekliyordu, gorunuse gore butun gece uyumamisti ama yinede dunki nesesiz halinden eser yoktu,
canlanmisti. Rasputin ve Obsidius sehrin guney yakasina gecip universite’ye ve Vault of Sages’e ugramaya karar verdiler, Eglath, cuce Arueth ve Lakashtari ise meydandaki dukkanlarda
dolastilar. Sage’lerden bilgi almayi oldukca pahali bulan iki arkadas daha sonra universiteye ugradi. Bu arada Rasputin’in aklina birden elindeki yuzuk geldi ve Obsidius’a yuzuk uzerinde
tekrar calismasini rica etti. her sabah oldugu gibi tekrar konsantire olan Obsidius bu sefer birseyler sezdi ve yuzugun gucunu yakalamayi basardi. bu oldukca guclu bir yuzuktu, cok eskiydi
hatta o kadar eskiydi ki uzerindeki buyu dokusu zayiflamisti. universiteye ugradiklarinda oradaki bas buyuculerden biri yuzuge bakti ve yuzugun buyu dokusunun tutarsizlik gosterdigini,
Rasputin’in umdugu kadar guclu tepki vermeyebilecegini, hatta bir anda buyunun tamamiyle yokolabilecegini soyledi. yuzuk muhtemelen 1000lerce yillikti ve uzerindeki buyuyu yenilemenin bir yolu yoktu. Obsidius bu arada Celthric adindaki bir bas buyucu ile goruserek, bazi gorevler karsiliginda universiteden bilgiler edinebilecegini ogrendi. Ozellikle su ara Celthric’in Fey bir
yaratigin derisine ihtiyaci vardi, “elf olmamak kaydiyla” diye ekledi Celthric, Obsidius’un yuzundeki anlamsiz gulumsemeyi gorunce.

###
Luskan’in kapisindan gece kadar siyah bir at ruzgar gibi firladi. Binicisi avinin kokusunu almisti artik durdurulamazdi, Nesme’den gelen konvoy ilginc haberler getirmisti gercektende. drow’un gunleri sayiliydi.
###
“Devami Haftaya”

Comments

:) ilk paragraf super olmus. biz aramizda karar verdik, bundan sonra zarlari hep lakashtari atacak. sadece eglath mutlu olmaz bundan ama grubun guvenligi icin katlanacak artik.

 
Thathorian

I'm sorry, but we no longer support this web browser. Please upgrade your browser or install Chrome or Firefox to enjoy the full functionality of this site.