For the New and Unseen

Oyun 6 - Ejderha Magrasina yolculuk, Loviatar Tarikati, tutsak Paladin

Sabah sekiz sulariydi kapi calindi. Arueth her zamanki gibi erkenciydi, digerleri ya uyuyor yada yatak keyfi yapiyorlardi. Son iki gun rahat ve dinlendirici gecmis, Silverymoon’un guvenli sokaklarinda bol bol dolasmis, dukkanlara girip cikmis, yeni insanlarla bol bol bira ve sarap yuvarlamislardi. Arueth pelerinini uzerine gecirdi, bir anda uzayan sakallarini hayranlikla seyretti sonra israrla calan kapiya gitti. Kapiyi actiginda karsisinda Dahhim’i buldu. Lord Pardraig acilen onlari gormek istiyordu, hazirlanip Moongate garnizonuna gelmelerini rica etti ve ordan ayrildi. Sehre geldiklerinden beri gruptaki herkesin keyfi yerindeydi ve Pardraig’in soyleyeceklerini ogrenmek icin sabirsizlanarak olabildigince hizli yola ciktilar. Pardraig masasinda parsomen tomarlarinin altinda kalmis homurdanip duruyordu, iceri girdiklerinde onlara oturmalarini isaret edip, yazmakta oldugu yaziya geri dondu. tombul elleri ve yazi islerindeki beceriksizligi nedeniyle kagidi duzgun bir sekilde bitirmesi yarim saat aldi. kendinden memnun bir sekilde isini bitirince genclere dondu. Havadan sudan sohbet kisa surdu, Pardraig parsomenlerin arasindan uzunca bir liste cikardi ve uzerinden gecmeye basladi. Kuzeyden alinacak raporlar vardi, birde supheli durumlar nedeniyle gozlenmesini istedigi bir kasaba. ama bunlardan once Pardraig gruptan etrafta dolanan Ejderha Magarasi efsanesinin uzerine gitmelerini istedi, bu ugurda maceraya atilan gencler donmemisti ayrica kendi gonderdigi iki gumus sovalyeden de haber yoktu. Pardraig gruba magaranin tahmini yerini de gosterdikten sonra dikkatli olmalarini ve isler sarpa sararsa baslarindan buyuk bir ise kalkismadan kendisine haber vermelerini istedi. Ayrica sag kurtaracaklari her kayip icin aileler 500 altin vermeye hazirdi, bu oldukca yuksek bir meblag idi, Rasputin ve Lakashtari’nin gozleri parladi. Bir ejderha gorebilecegi ve isin iki gumus sovalyenin bile halledemeyecegi kadar zor olma olasiligi Eglath’in hevesini kabartmisti. Pardraig ayni zamanda Astrid ile ilgili de konseyle gorustugunu ve su an nerede olabilecegi ile ilgili bilgilerin toplandigini soyledi, tahmini bir lokasyon belirlendiginde gruba haber vericekti.

Grup hic vakit kaybetmeden Pardraig’in hazirlattigi 7 at ile yola cikti. dogu kapisindan hizla cikip kuzey dogu yonunde 6 saat yol aldilar ve daglarin eteklerine ulastilar. burdan sonra yoldan sola saparak daglarin eteklerinde genclerin ve iki sovalyenin izlerini aradilar. Arueth’in panteri Antares iz surmekte hic zorlanmadi ama asil problem takip ettikleri grubun magarayi bulmak icin surekli yon degistirmesi hatta ara ara geldikleri yoldan geri donmeleri idi. bir saatlik bir arayistan sonra grup tam onlerindeki tepenin yamacinda 15 metre kadar yukarda bir aciklik gordu. burasi yeni olusmustu ve tepenin yamacinda bir delik seklinde gorunuyordu. Hava hizla karardigi icin Rasputin geceyi disarda gecirmeyi ve gunduz iceri girmeyi teklif etti, bir sure bu konuda tartistiktan sonra kamp yapmaya karar veren gruptan Obsidius ve Arueth yamaca tirmanarak delige bir goz atmaya karar verdiler.

Iki dost yamaci tirmandilar, Arueth uzerindeki pelerinin verdigi kamuflajla tastan tasa muthis bir ceviklikle hoplayip ziplayan dev bir cuce gibi gorunmekteydi. Obsidius ise daha emin adimlarla gidiyordu. girise geldiklerinde ikiside daga sirtlarini verip yavasca iceri baktilar. Iceride gordukleri bir kac saniye onlari nefessiz birakti. 5-6 metre genisliginde ve en az 4 metre yuksekligindeki magara kemiklerle doluydu, etrafa gelisi guzel yigilmislardi. tam durumu konusmak icin birbirlerine donduklerinde bir kayanin kayaya surtunme sesiyle beraber ayak sesleri duydular, hemen gizlenme yerlerine geri cekilip goz ucuyla izlemeye devam ettiler. magaranin sag tarafinda iki monk belirdi, aralarinda surukledikleri koca bir cuval vardi. Adamlarin uzun cubbelerinin sirt ve gogus kisimlarinda bedenlerine girmis metal cubuklar vardi ama bundan rahatsiz olmus gibi gorunmuyorlardi, ayni zamanda elleri tamamiyle deforme olmus pence halini almisti. kafalari keldi ve vucudlarini gorunen yerlerinde dovmeler vardi. Onlerindeki kemik yiginina kadar yurudukten sonra ellerindeki cuvali bosaltmaya basladilar. Cuval gorunuse gore taze kemiklerle doluydu. isleri biten iki monk magaranin sag tarafinda gozden kayboldu ve tekrar o garip surtunme sesini duydular.
Bir sure daha kulak kabartip ayak sesi gelmediginden emin olduktan sonra magaraya girmeye karar veren Arueth ve Obsidius, ilk once yeni bosaltilan kemikleri incelediler. Arueth kemiklerin arasinda kanla kapli beyaz bir kutu ve icinde kusmuk buldu (:)), ne olduguna anlam veremeyip yerine birakti. monklarin gittikleri yone dogru bakan Obsidius karsisinda duz bir duvardan baska birsey goremedi. Gizli bir kapi olduguna hemfikir olan ikili bu gece icin kampa donmeye karar verdi. Onlar kampa donduklerinde Eglath ile Rasputin de kampin etrafini gezmeyi bitirmislerdi ve daha cok ayak izinin disinda bir sey bulamamislardi. Emin olduklari bir sey vardi, ayak izleri sadece magaraya dogruydu, her kim iceri girdiyse disari ciktigini gosteren bir iz yoktu. Lakashtari kampin uzerine kamuflaj rituelini yapti ve kamplari bir anda gozden kayboldu.
##
Tahta kolu cekip gizli kapiyi kapatan iki monk, karanlik koridorda rahatlikla yonlerini bularak zindanlara dogru gittiler, yarin sabahki yemek icin yeni bir tutsak secmeleri gerekiyordu.
##
Ertesi sabah grup erkenden yamaca tirmanip magaradan iceri daldi, dun geceden bu yana bir degisiklik yoktu. daha sonra kendilerini gecen gece Obsidius’un da baktigi duvarin onunde buldular. Rasputin kollarini kaldirdi ve ellerini kayanin uzerinde yavasca gezdirmeye basladi. bir yandan da birseyler mirildaniyordu. Arueth’de parmaklarini olasi girinti ve cikintilar uzerinde gezdirdi ama 20 dakika ugrasmalarina ragmen birsey bulamadilar. Tam bu anda Lakashtari onunla telepatik bir baglanti kurmaya calisan bir varlik hissetti. “Lutfen hanim efendi, bana yardim edin”. Lakashtari sasirmisti, arkadaslarina birisinin onunla konustugunu soyledi. Bir mesaj daha geldi “Iceride niyetleri iyi olmayan varliklar var dikkatli olun, aradiginiz kapiyi aktive eden nokta duvarin sol tarafinda tam kosede yerden 1 metre kadar yukarida” Lakashtari bilgiyi arkadaslarina aktardiktan sonra sordu “kimsiniiz siz?” cevap geldi “Benim adim Frederic hanim efendi, ben burda tutsak dusmeden once bir Helm Paladin’i idim” Bu sirada Arueth kapiyi acan kucuk noktayi buldu ve iceri ittirdi. Obsidius’un tam onundeki duz duvar sekil degistirerek ciglik atarken carpilmis bir agzin goruntusune donustu, ve agzin icinden bir koridor gorunmekteydi.
Dikkatlice iceri girdiler, magaraya girdiklerinden beri sicaklik oldukca dusmustu, ayrica havada belli belirsiz bir rituelin tekrarlanan dizeleri ve her ne kadar inanmak istemeselerde birilerinin aci icindeki cigliklari vardi. girdikleri noktada doksan derece acilarla ayrilan 3 koridor vardi, tum koridorlar zifiri karanlikti, Lakashtari ve Eglath digerleri gibi karanlikta gormek konusunda hic de iyi degilleri. bu sirada telepatik bir mesaj daha geldi. “Ben solunuzdaki koridorun sonundayim, lutfen gelin” Lakashtari arkadaslarina yeni gelen bilgiyi fisildadi, Arueth ve Rasputin bunun iyi bir fikir olmadigini soyluyorlardi, bir tuzak oldugundan eminlerdi. Grup yinede sol tarafa dogru devam etti. soldaki koridor kisa bir sure sonra saga dogru donup biraz genisledi, bu noktada tam karsilarinda buyuk cift tarafli bir kapi ve kapinin her iki tarafinda cehennemden cikma boynuzlu kopeklere benzeyen iki heykel gorduler. heykellerden hissedilir bir sicaklik yayilmaktaydi ve kipkirmizi gozleri sanki onlari izler gibiydi. yeni bir mesaj geldi “Sahipleri gunlerdir bir rituel ile mesgul, sizin geldiginizi bilmiyor, bu nedenle size zararlari dokunamaz yanlarindan gecebilirsiniz” yine kisa sureli durumu tartisan grup ilerlemeye karar verdi. heykellerin arasindan gectiler ve kapiyi araladilar.
Icerideki gercek ustu manzara bir sure herkesi oldugu yere civiledi. buyuk bir odanin ortasinda full plate zirhlari icinde bir paladin havada asili duruyordu. vucudunun sayisiz yerinden girip cikan zincirler duvarlarda sabitlenmisti. zincirlerin uzerlerinden hala kan damliyordu ve paladin’in asili oldugu yerin alti kan golune donmustu. ayni zamanda odanin zemininde de eski cesetler vardi, iskelete donmuslerdi. yirtik pirtik cubbelerinden ve kemiklerin yanindaki metal cubuklardan Arueth ve Obsidius bunlarin o monklardan olduguna emindiler. Telepatik ses bu kez herkesin duyacagi kadar yakindi, “Sakin iceri adim atmayin, bu zincirler cok guclu bir buyunun bir parcasi iceri girerseniz sizi paramparca ederler.” Grup paladine kim oldugunu, neden orda oldugunu, burdaki yaratiklarin kim oldugunu sordu. Frederic 100 yil kadar once buraya arkadasini bulmak icin geldigini ama cok gec kaldigini, kaninin son damlasina kadar savasirken burda koseye sikistigini ve sonunda da bu yaratiklarin oyuncagi oldugunu anlatti. bu zindandaki varliklar Loviatar’in fanatikleri idi, Loviatar iskence ve aci tanrisiydi. Tam bu sirada Paladin’in icinden gecen zincirler ileri geri testere gibi hareket etmeye basladi, 30 saniye kadar suren bu iskence boyunca tum grup adamin cigliklarini kafasinda isitti. Bu iskence surekli olarak 100 yildir devam etmekteydi. Paladin anlatmaya devam etti, zindanda bir warlock ve bir cleric vardi. her ikisinde de birer ozel kristal duruyordu, bu kristallerden biri onun ruhunu oburu ise bedenini hapis tutmaktaydi, grupran iki yaratigi da oldurmelerini ve kristalleri buraya getirip birbirine vurarak parcalamalarini istedi, ancak bu sayede kalan onuruyla olebilirdi.Rasputin duyduklarina inanmaz bir sekilde gruba burdan hemen gitmeleri gerektigini, Lord Pardraig’e gidip haber vermelerini, burasinin onlarin boyunu asacagini soyleyip duruyordu. Tam bu sirada Rasputin’in isteksizligine sinirlenen ve paladine aciyan Lakashtari kimseye hissettirmeden konsantre oldu ve Rasputin’e tanrisindan gelmis gibi gorunecek bir mesaj gonderdi, “Sovalyemi kurtar rahip, ben sana guclerimi bu nedenle verdim!” Rasputin sok icinde oldugu yerde kaldi, durumun heycanindan gelen mesaji sorgulamadi bile, ve herkesin saskin bakislari icinde “yuruyun paladin kardesimizi kurtarmamiz gerekiyor, buraya oturmaya gelmedik” diyip odadan firladi. Lakashtari memnun bir sekilde Rasputin’i takip etti, geri donulmez zincirleme bir felaketi baslattigindan haberi yoktu. odanin ortasindaki varlik arkalarindan bakip son andaki bu ilginc gelismeyi memnuniyetle karsiladi, ozgurluk yakindi.
Grup koridorda hizla geri giderek bu sefer sag taraftaki koridora dogru devam etti. Paladin’in soyledigine gore warlock burada olmaliydi. koridorun sonunda yanyana iki odaya geldiler. once sagdaki odayi actilar, burasi bir yatak odasiydi, iceride raflar kitaplar, parsomenler, bir yatak ve yatagin ustunde 9 kollu bir kirbac sembolu asiliydi. burda yatagin altinda bir sandik gorduler ama sandik buyulu bir tuzak ile korunmaktaydi. bu odadan ciktiktan sonra Arueth ikinci odanin kapisini araladi. iceride warlock yazi masasinin uzerinde egilmis calisiyor, adamin iki yaninda ise simsiyah zirhlar ve korkunc birer maske giymis iki olu sovalye duruyordu, kapinin gicirdamasiyla Arueth’e dogru donduler. Ayni anda Warlock masasindan kalkip gerisin geri dondu, yaratik bir insan boyundaydi, kafasi keldi ve tamamina metal cubuklar saplanmisti, yaratigin dudaklari yoktu ve yuzlerce disi varmis gibi gorunuyordu. Arueth once kilicinin ufak bir hareketiyle odayi bir toz bulutuyla kapladi sonra cesur bir hamleyle iceri dogru firladi, ilk Dread guardian’in yanindan cevik bir hareketle siyrilip warlock’un yanina kadar geldi ve ilk darbeyi indirdi. Ama garip gucler is basindaydi, kilici warlock’a degmeden hemen once cok yavaslamis istedigi etkiyi gostermemisti, warlock cehennemden cikma bir kahkahayla iki elini one dogru uzatti ve Arueth’in etrafini garip bir aurayla kapladi, hareketleri iyice yavaslayan Arueth, hemen ardindan warlock’un iki elinin ortasinda beliren dev mor topu son anda gordu ama yapabilecegi birsey yoktu, buyu gogsunde patladi ve onu karsi duvara carpip kendinden gecmis bir sekilde yere serdi. Eglath hemen pesi sira iceri daldi, odanin ortasina geldiginde butun gucuyle babasinin ona emanet ettigi sancagini yere sapladi. Barbar irkinin ona bahsettigi dev kaslarindan gelen insan ustu guc, sancagin odanin tas zeminini kirip yere saplanmasina neden oldu. onun hemen arkasindan Rasputin de iceri daldi ve dread guardian’lardan ilkine saldirdi. Obsidius ve Lakashtari yine uzakta duruyor, arkadaslarinin dusmanla aralarinda duvar olmasina izin veriyorlardi. dread guardianlar iki elleriyle kaldirdiklari neredeyse kendileri kadar buyuk olan kiliclarini acimasizca indiriyor, bir yandan da warlock curselerini kendisine yaklasanlara puskurtuyordu. Dread Guardian’larin etrafindaki mor aura gorunuse gore warlock’a hatiri sayilir bir kalkan saglamaktaydi, Obsidius’un kavurucu ates buyuleri bile yaratigi fazla etkilememisti. Rasputin bir yandan kara savascinin kilic darbelerinden kacinirken bir yandan da Arueth’i bir duayla ayaga kaldirdi. Arueth kendini yarattigi toz bulutunda gizleyerek warlock’a olumcul oklar gondermeye basladi, her zamanki gibi bunlarda yaratigin vucuduna girmeden once yavasliyor ve tam etki gostermiyordu. Lakashtari odanin girisinde elinden geldigince arkadaslarina yardim etmeye calisirken warlock’un gozlerini uzerinde hissetti. bir kac saniye sonra lanetlenmisti, hareketleri agirlasmis konsantre olamaz olmustu. aklina hemen ustasinin Nesme’de kendisine verdigi yuzuk geldi, belki onun yuzugu de Rasputin’inki gibi cok degerliydi ve onu olumlerden koruyabilirdi. yuzugu parmagina takti ve takar takmaz sirtinda korkunc bir yanma hissetti, ciglik cigliga ellerine sirtina goturuyor ama erisemiyordu. Hersey Obsidius’un hemen onunde olmaktaydi, Lakashtari yuzugu takar takmaz, sirtindan once dumanlar cikmaya basladi, ne yapacagini bilemeyen Obsidius daha sonra Lakashtarinin sirtindan boynuna dogru ilerleyen ve ensesinde son bulan bir dovmenin belirdigini gordu. Lakashtari’nin acisi dinmisti ama soktan hareket edememisti. Savas butun hiziyla devam ediyor, celigin cinlayan sesi ve buyulerin patlayan isiklari koridorlari dolduruyordu. Lakashtari son yaptigi buyude de basarisiz olunca bir kufur savurup yanindaki duvara yumrugunu salladi ama saskinlik icinde elinin duvardan gecip gittigini gordu. ellerini havaya kaldirdiginda arkasini gorebiliyordu, bu durumu Obsidius ta farketmisti, tam birseyler soyleyecektiki Lakashtari bir adimda yanindaki duvarin icine girip kayboldu. Obsidius acik kalan agzini kapatip onundeki savasa tekrar odaklandi.
Lakashtari daha once inceledikleri diger odada hayalet gibi suzulmekteydi, bu yeni hali hosuna gitmisti. aklina hemen yatagin altindaki sandik geldi, once elini icine soktu ama haliyle iceridekilere dokunamiyordu, bu kez kafasini sandiga sokmaya karar verdi, cok akillicaydi ama bu seferde ne yazikki sandigin ici zifiri karanlik oldugu icin hicbirsey goremiyordu. tam kafasini sandiktan cikardigi anda vucudu tekrar maddelesti.
Eglath ve Rasputin dread guardian’larin etrafinda dans ediyor birbirlerine verdikleri isaretlerle tam zamaninda saldirilar yapiyorlardi. Arueth acimasizca oklarini gonderiyor, Obsidius ise ates buyuleri ile ortami yakip kavurmaya devam ediyordu. En son gonderdigi magic missile warlock’un elindeki staffini yere dusurdu, warlock hepsine dogru donup anlamadiklari bir dilde mirildandiktan sonra yere yigildi. Tam bu anda hepsinin uzerinden hafif bir ruzgar gecti ama kimse ne oldugunu anlayamadi. savasin bitmesinin ardindan grup odayi arastirmaya basladi, bu arada Rasputin’e bir mesaj geldi ""Warlock’un ruhani varligi cok kuvvetlidir, bedenini yoketmis olsaniz bile, bir yada birkacinizin iradesi uzerinde baski kurabilir, dikkatli ol genc rahip, burada iradesi en kuvvetli kisi sensin, kristaller sende durmali, bu bilgiyi herseyden emin olana kadar kendine saklamani tavsiye ederim" bunun uzerine Rasputin hizlica warlock’un uzerini arayip buldugu sari kristali cebine atti. Bu sirada Obsidius kulaklarini tutarak yere kapaklandi, kulaklari garip seslerle cinlamaktaydi, bir sure sonra ayni sorun Eglath’da da bas gosterdi, bir kac dakika icinde ikiside normale donduler. Etrafi dikkatlice arastirirken bir gizli kapi ve yeni bir oda buldular. odada yine sayisiz kitap, parsomen, raflar ve bir okuma masasi vardi. bu kez masanin uzerinde ortak dilde yazilmis bir kitap durmaktaydi. kitap acikti ve acik olan sayfayi gozden geciren Rasputin, kitabin olumsuz bir seytanin dunyaya getirilmesi ve kontrolu uzerine bilgiler icermekteydi. Rasputin kitabi almaya karar verdi ve kapatip cantasina atti. kitabi alirken acilan baska bir sayfadaki bahsedilen seytanin detayli cizimini ve vucudundan cikan zincirleri ise gormedi.
Rasputin odayi biraz daha arastirip, bir kuru kafanin icinde gordugu bir avuc yuzugu cebine atti. daha sonra ise yine ufak bir sandikla karsilasti. yine buyu ile korundugunu anladigi sandigi bu sefer acmaya karar verdi. diger odada etrafa bakmakta olan grubun geri kalani sadece bir simsek catirtisi duydu ve Rasputin’in gizli odadan firlayarak yanlarinda yere dustugunu gorduler. Lakashtari once Rasputin’e dogru kostu sonra onu pas gecip icerdeki gizli odaya girdi. Sandigin ici agzina kadar altin doluydu ve ortasinda siyah bir Orb vardi. Lakashtari hemen Orb’u kucakladi. Rasputin ustunu basini silkip ayaga kalktiktan sonra herkese geride durmalarini soyleyip yandaki bos odaya daldi. bir kac saniye sonra kulaklari sagir eden bir patlama oldu ve kapi esiginden bakan grup Rasputin’in yandaki odanin kapisindan kapiyla beraber alevler icinde magaranin girisine kadar uctugunu gorduler. Anlasilan diger kasayida acmayi denemis ama bu kasadaki buyu dusundugunden kuvvetli cikmisti. patlamanin oldugu oda alevler icindeydi goz gozu gormuyordu, grup Rasputin’in yanina kostu, rahip bilincsiz yatmaktaydi. Patlama butun zindani temellerinden sarstigindan az ilerideki bir odada meditasyon yapmakta olan 20 monk grubun tam onundeki koridora kontrolden cikmis bir nehir gibi akmaya basladi. Grup Rasputin’i son anda ayaga kaldirip, magaranin cikisina dogru savasarak geri cekilmeye karar verdiler. Sans onlardan yanaydi, koridorlarin darligi cilgina donmus monk surusunun yaklasmasini engelliyor, gruba rahat bir savunma olanagi sagliyordu. En onde duran Eglath penceli ellerini uzatmis ona dogru kosan bir yaratigi dev kiliciyla tam ortadan ikiye ayiracakti ki, savastigi monkun arkasindaki iki tanesi yaratigi geri cekerek olumcul kilictan kurtardilar. Belli ki monklar beraber savasacak sekilde egitilmislerdi, kilic ve balyoz darbelerinden dans edercesine kaciyor, Obsidius’un yarattigi ateslerin icinden zarar almadan siyriliyorlardi. Iclerinde birtek Arueth crossbow’unun olumcul hiziyla dusmanlarini birbir yere sermekteydi. Monklar yorulmak bilmeden uzerlerine akti, Eglath ondeki birini kesiyor, onun yerini hemen iki tanesi aliyordu. Grubun avantaji monklarin silahsiz olmasi ve yumruklariyla dovusmeleriydi, her ne kadar etkili olsalarda ozellikle agir zirhli olan Eglath ve Rasputin bu yumruklardan cok az etkilendiler. dakikalarca suren savastan sonra bu ciglik cigliga savasan kalabalik yavas yavas tukendi ve sonunda tum koridor monk cesetleriyle doldu. Bir anlik sessizlik icinde tek duyulanlar, sagdaki odadaki yanginin citirtisi, monklarin ciktigi odadan gelen aci dolu haykirislar ve patliycak gibi atan kalplerinin sesiydi.
""Devami Haftaya""

Comments

Thathorian

I'm sorry, but we no longer support this web browser. Please upgrade your browser or install Chrome or Firefox to enjoy the full functionality of this site.