For the New and Unseen

Oyun 8 - Yalanlar, Suphe ve kuzeye yolculuk

Grup Silverymoon’a varir varmaz Rasputin arkadaslarindan ayrildi, cani sikkin ve sinirliydi, kendini ihanete ugramis hissediyordu. Grubun geri kalani ise onu yanliz birakmak istemiyor, devil’in etkisi altinda olma ihtimalini de goz onunde bulundurarak basina bir sey gelebileceginden korkuyorlardi. Obsidius Rasputin’e eslik etmeye karar verdi, aslinda Eglath’in biraz zorlamasi ile olmustu. Eglath Lakashtari ve Arueth ile birlikte kurtardiklari tutsaklari da alarak moongate kapisindaki pardraig’in garnizon binasina yoneldiler. Rasputin Obsidius’a tapinaga gidecegini soyleyerek basindan savmak istediyse de Obsidius gitmiyordu, birlikte tapinaga girdiler. Rasputin daha once tapinakta bir kac gece gecirmis, labirent gibi binanin her kosesini gezmis dolasmisti, obsidius ise Helm’in tapinagina ilk kez giriyordu. Rasputin adimlarini hizlandirarak bir o koseyi bir bu koseyi dondu ve bir kac dakika icinde Obsidius genis bir holde yapayanliz kaldi, napmis etmis onu atlatmisti Rasputin.
En kisa yoldan disari cikip oncelikle market alanina dogru gidip kendisine kapsonlu bir robe aldi Rasputin. Kafasindaki kristali tamamen orttukten sonra Vault of Sages’e dogru gitti. Orda daha once oraya cizimini buraktigi Zek’in yuzugu icin toplanan bilgileri dinledi. Sage’lerin sozu bittiginde tesekkur etti ve mistik dukkanina ugramayi aklindan gecirdi. O sirada gozleri karardi.
Eglath garnizona geldiklerinde etrafta telasli bir kalabalik oldugunu farketmisti, kapinin onunde Dahhim’i gordu ve ne olup bittigini sordu. Dahhim konseyden onemli birinin Sir Tohe’nin vefat ettigini soyledi. Eglath’in yuzundeki ifadeyi gorunce biraz daha aciklama ihtiyaci hisetti, “Lord Pardraig, supheli bir olum oldugunu dusunuyor”.Bir sure sonra Rasputin’i kaybeden Obsidius da onlara katildi ve rahibi elinden kacirdigini soyledi. Hep beraber Hizlica Pardraig’in odasina vardilar, cuce iceride volta atiyordu, gencleri gorunce sevindi, oturmalarini soyledi. Sir Tohe’nin Xaxis ile beraber Lady Alustriel’in en yakin dostu oldugunu ve olumunun tam da Lady’nin sehirde olmadigi bir gecede gerceklestigini soyledi. acikcasi olduruldugunu dusunuyordu. Hemen sonra gorevi ve neler oldugunu sordu Pardraig, arkalarinda 3 genc birde sovalye gorebiliyordu, digerlerine ne oldugunu da sordu. Eglath baslarina gelenleri anlatmaya basladi, herkes tedirgindi cunku Rasputin’in basina gelenleri anlatip anlatmamak konusunda tereddut yasiyorlardi. Sonunda Eglath Devil’dan da bahsetti, Lakashtari ve Arueth onu susturmaya kalkinca Pardraig onlari odadan atti ve Eglath’la basbasa konusarak tum olan biteni ogrendi. Durumun ciddiyetini anlayinca ona simdi ayrilmasini kendisi tekrar cagirdiginda en cok guvendigi kisilerle beraber tekrar kendisini bulmasini soyledi.
Pardraig’in yanindan ayrilinca hep beraber market alanina dogru ilerlediler. Rasputin’in gidebilecegi yerleri dusunerek en iyisinin marketin onunden dogru gecerek Vault of Sages’e bir goz atmak olduguna karar verdiler. Sanslarinin da yardim etmesiyle Rasputin’i Vault of Sages’in onunde buldular, ne yaptigini sorduklarinda karisik ve dalgin cevaplar verip tekrar tapinaga gidecegini soyledi. Bu kez Eglath Rasputin’e eslik etmeye karar verdi. Obsidius ve Lakashtari de vault of sages’e girerek, hem devil hemde Lakashtari’nin sirtinda olusan dovme ile ilgili bilgi aldilar. Lakashtari eve gitmeden once market alanina ugrayip ellerindeki kullanilmayacak silahlari ve zirhlari satmak istedi. Bu arada Obsidius ta universiteye giderek Celthric’ten fey yaratiklarla ilgili biraz bilgi aldi ve nerelerde bulabilecegini sordu, Celthric kuzey ormanlarini denemesini tavsye etti. Bu sirada Lakashtari uzunca ve cetin bir pazarliktan sonra bir cok magical item karsiliginda bir avuc Alchemist fire satin aldi. Ayni zamanda zindanda Rasputin’den dusen iki yuzugude dukkan sahibine sorunca kadin onu dukkanin uzak bir kosesine cagirip, bunlarin iskence yuzukleri oldugunu ve Silverymoonda bunlari satamayacagini soyledi. Buyuk ihtimalle Luskan’da bu yuzuklere iyi para verebileceklerini soyledi. Obsidius universiteden ciktiktan sonra vakit kaybetmeden Eglath ve Rasputin’e katilmak icin tapinaga gitti, nedense Rasputin onunda gelmesi icin cok israr etmisti. Tapinaga vardiktan bir sure sonra, basrahiplerden biri yanina yaklasti ve ona siyah bir ortu icinde bir kitap verdi, ayni zamanda kitabin ona Rasputin tarafindan birakildigini da soylediler. Obsidius eve gittiginde sakin kafayla bakmak icin kitabi gizledi.
O aksam Lakashtari’nin eve gitmeye niyeti yoktu o yuzden gecen sefer gittikleri evlerinin yanindaki hana ugradi. Icerisi kalabalik ve hareketliydi, buna memnun oldu ve bara gidip yiyecek biseylerler ve bir bira soyledi. Daha sonra kendini bos bir masaya birakti. Bir muddet sonra tam yemekler gelmistiki, kaytan biyikli, uzun, yapili ve oldukca yakisikli bir savasci kendisine yaklasti ve oturmak icin izin istedi. Adamin adi Keshan idi ve bir parali askerdi. Ikilinin muhabbeti saatler gectikce koyulasti, biralar su gibi akiyor, adam yasadigi heyecanli maceralarini ballandira ballandira anlatiyordu. Lakashtari’de kendi baslarindan gecenleri en ince detayini atlamadan anlatti, arkadaslarindan bahsetti, Nesme’deki hayatindan bahsetti.
Bu siralarda Eglath, Obsidius ve Rasputin geceyi hep beraber tapinakta geciremeyeceklerini anlayinca mecburen eve dogru yoneldiler. Eve gittiklerinde Arueth’den bir not vardi, onemli bir gelisme olmustu ve bu yuzden onlara sonra katilacakti. 3 eski dost sessizce odalarina cekildiler. Obsidius butun gece Rasputin’in zindandayken warlock’un gizli odasindan almis oldugu kitabi inceledi.
Gece cok gec olmustu, Lakashtari Keshan’a tesekkur edip ayrilmak istedi ama Keshan ayrilmaya pekde hevesli gorunmuyordu, onu once kalmasi icin ikna etmeye calisti ama olmayacagini ve o kadar bira icmesine ragmen pekte sarhos olmamasina sasirarak israrindan vazgecti. Onun yerine kirmizi bir kese cikarip icinden ucunda yakut bir cicek olan altin bir kolye cikardi. yakutun etrafi parlak taslarla suslenmisti. Lakashtari’nin agzi acik kaldi, aklinin cakir keyif kismi kolyenin guzelligine hayran hayran bakiyor, ayik kismi ise evde muhtemelen nerde kaldigini merak etmis olan ama ismini su an bir turlu hatirlayamadigi iri yari savasciyi dusunuyordu. Keshan’in kolyeyi takmasi konusundaki israrlarini kibarca reddetse de mucevheri yinede aldi ve tesekkur edip yanindan ayrildi. Sonbaharin serin gecesi yuzune carpinca biraz daha kendine gelen Lak, kafasi guzel bir sekilde eve gidip yataga atti kendini, bir kac saniye icinde de sizdi.
Sabah erken saatlerde kapi caldi, Eglath kapiya bakinca Dahhim’in gelmis oldugunu gordu. bir kac dakika izin isteyip iceride hemen is bolumu yapti, Rasputin’i yanliz birakmak istemediginden Obsidius’u onunla tapinaga gonderdi, Lakashtari’nin de hala horultulari geldigi icin Eglath Pardraig ile gorusmeye kendisi gitmeye karar verdi. Obsidius Eglath ile gidemedigi icin biraz cani sikilmisti ama yapacak birsey yoktu.
Eglath Dahhim’i takip etmeye basladi, yanliz bu kez garnizona degil universiteye dogru gidiyorlardi. Eglath neden universiteye gittiklerini sorunca Dahhim Lord Pardraig’in orda oldugunu soyledi. Universiteye vardilar, Celthric onlari karsiladi ve Eglath’i once buyulu bir aynanin icinden universitenin yuksek kulelerinden birine daha sonra da sayisiz koridordan bir saga bir sola bir asagi bir yukari dolastirdi. En sonunda tum yon duygusunu kaybeden Eglath kendini genis bir konuk odasinda buldu, iceride Pardraig beyaz yuvarlak bir masanin etrafinda oturuyordu. Eglath’a eliyle gelmesini isaret etti. Eglath’in soran bakislarini gorunce Lady Alustriel ile goruseceklerini soyledi. Eglath’in tepesi atmisti, High Lady ile gorusecekti ve simdi haberi oluyordu, ustune basina ceki duzen verdigi sirada, tam karsilarindaki bir kapidan iceriye Lady Alustriel girdi. Kizil kahve saclari beline kadar dalga dalga inen, iki buyuk zumrute benzeyen gozleri ve purussuz yuzundeki gulumsemeyle insana huzur veren bir kadindi. Ayaklarina kadar inen beyaz robeu o yururken dalgalaniyor sanki havada suzuluyormus hissaiyati yaratiyordu. Bu Eglath’in hayatinda gordugu en guzel ve en soylu kadindi. konusmalari yarim saat kadar surdu, Lady Alustriel sordukca Eglath Rasputin’in durumunu soyleyip soylememek arasinda gidip geliyor, onu kurtarmak istiyor ama devil’in birseyler sezip soyledigi gibi onu oldurmesinden korkuyordu. Lady Alustriel zihnini okurmuscasina onu telkin etti ve onlara yardim edebilmek icin herseyi ogrenmesi gerektigini soyledi. Eglath anlatti, hicbir detayi atlamadi. High lady bir sure dusuncelere daldiktan sonra Eglath’a devil ile ilgili bildikleri yada ogrenebilecekleri her turlu detaya ihtiyaclari olacagini soyledi, ozellikle de ismine. Eglath’in o an Obsidius’ta bulunan kitaptan haberi yoktu bu nedenle ellerinde hicbir bilgi olmadigini ama Sage’lere gidip sorusturmaya basladiklarini soyledi. Alustriel odasina cekilmeden once bundan sonra yapilacaklar ile ilgili onemli bilgiler verdi. Oncelikle devil ile ilgili her turlu bilgi onemliydi, ayni zamanda devil’in Rasputin uzerindeki kontrolunun kuvvetini bilemeyecekleri icin, onu bu islerden uzak tutmalari gerekiyordu. Simdilik normal hayatlarina devam etmeleri onlar icin en iyisiydi. Eninde sonunda devil ile tekrar karsi karsiya gelmeleri gerekecekti ama bunu silverymoon’da yapamazlardi zira silverymoon bu tarz yaratiklara gecit vermeyen buyulerle korunmaktaydi. Alustriel onlara yardim edebilecek birini arastiracagina soz verip Eglath ile vedalasti, ona moralini bozmamasini eninde sonunda her sorunun cozulebilecegini soyleyip gulumsedi. Eglath’in icine bir umut doldu, selam verip Pardraig ile beraber Lady’nin yanindan ayrildilar. Celthric onlari kapida karsilayip nereye gitmek istediklerini sordu, Pardraig garnizona diyince ikiside bir saniye icinde yokolup, garnizonun onunde tekrar gorunduler. Pardraig buyuculere ve hic hoslanmadigi buyulere bir iki kufur savurup iceri girdi, Eglath da pesi sira takip etti. Iceri girdiklerinde Pardraig Eglath’a eger Lady Alustriel yardim edecegini soylediyse icini rahat tut diyip elindeki listeye tekrar bir goz atti ve kuzeyde yapilmasi gereken bir is oldugunu soyledi, Eglath dinlemeye devam etti. Moonwood’un dogusunda bir dag yamacinda Pardraig’in eski bir arkadasi gozculuk gorevi yapiyor ve kuzeydeki olusumlarla ilgili aylik raporlar gonderiyordu, bu ayki raporlarin bizzat alinmasini istiyordu Pardraig zira son uc dort aydir raporlar hicbir aktivite gostermiyordu ve bu pek olagan bir durum degildi. Pardraig adama guvendigi icin bir ihanetten cok muhtemelen isi savsakladigindan supheleniyordu. Eglath’tan gidip adami biraz sorgulamalarini ve eger gozculuk isini gecistiriyorsa ogrenmelerini istedi. Eglath dalgin bir sekilde olur diyip Pardraig’in yanindan ayrilip tapinaga Obsidius ile Rasputin’in yanina gitti.
Lakashtari sonunda uyanmis basi agriyordu, asagi inince salonda oturan Arueth’i gordu. Herkesin nerde oldugunu sordu ama Arueth de daha yeni gelmisti, haberi yoktu. Pardraig’e gittiklerini dusunup Arueth’i de pesine takarak hizla ilerledi. Moongate’e vardiginda kapinin onunde Dahhim vardi, Lakashtari’yi gorunce telaslandi neden geldigini sordu. Lak arkadaslarini aradigini soyleyince Dahhim bir yarim saat once ciktiklarini soyledi ona. Tam geri donup tapinaga dogru gideceklerdiki arkalarindan biri “Lakashtari” diye seslendi. donup baktiginda Keshan’i gordu, Lak panik halde ondan nasil kurtulacagini dusunurken, yakisikli savasci havadan sudan sohbet etmeye baslamisti bile. Arueth aradaki gerginligi farkedip ortamdan biraz uzaklasti. Lakashtari bu arada acelesi oldugunu anlatmaya calisiyor arkadaslarini aradigini soyluyordu, Keshan ona yardim etmeyi teklif etti. O anda Lak yaninda bir dark elf varken yardima ihtiyaci olmadigini soyleyiverdi. Hem Arueth’in hemde Keshan’in gozleri buyudu “Dark elf’mi nerde” diye silahina davranan Keshan etrafa supheli gozlerle bakarken, Arueth saskin gozlerle Lak’a bakip pelerinin uzerinde olmasindan dolayi rahatladi, Keshan’in ona bakinca tek gordugu sac ve sakal yumagi bir cuceydi. Lakashtari durumu toparlamaya calistiysa da Keshan ortamda bir dark elf olabilecegi icin onu yanliz birakamayacagini soyleyip pesine takilmisti bile. Lakashtari caresiz tekrar eve dogru yoneldi. Keshan’a tesekkur edip eve girdikten sonra kapiyi kapatip bir on dakika daha bekledi. Adamin gittiginden emin olunca tekrar disari cikip hizlica tapinaga dogru gitti. Arueth durumun biraz karisik oldugunu sezip sessizce takip etmeye karar verdi. Tapinaga vardiklarinda Eglath ve Obsidius’u konusurken buldular, Rasputin ise iceride meditasyon yapmaktaydi. Eglath universiteyi, kuleleri, buyulu aynalari ve Lady Alustriel ile konusmasini anlattikc Obsidius oldugu yerde sinirden ziplamaya baslamisti, Eglath ile gidip bunlari gorecegine Rasputin’e bakicilik etmek zorunda kalmisti. Rasputin’in uzakta ve dinlemediginden emin olduktan sonra Eglath’a kisaca kitaptan bahsedip cok detay vermeden hemen gidip sagelerle konusmalari gerektigine ve hatta Lady Alustriel ile tekrar gorusup, elindeki kitaptaki bilgileri iletmeleri gerektigine ikna etti. Obsidius da kime guevenecegini bilemiyor elindeki bilgileri mumkun oldugunca ihtiyatli paylasiyordu. Lakashtari hareketsizlikten sikilmis “hadi gidelim” diye soylenip dururken Eglath onun Rasputin ile kalmasi gerektigini soyledi. Lakashtari biraz soylendikten sonra kabul etti ve onlar ayrilmadan once eger disarda kaytan biyikli ve fazla merakli bi adamla karsilasmalari halinde yuz vermemelerini soyledi. Eglath ve Obsidius bos ifadelerle Lakashtari’yi suzduler sonrada omuz silkip devam ettiler. Once Vault of Sages’e ugrayarak onceki gun sorduklari devil ile ilgili bir sey bulup bulamadiklarini sordular. Sage o konuda daha erken oldugunu ama rahip arkadaslarinin arastirmasini bitirdiklerini soyledi. Iki arkadas bir sure birbirlerine baktiktan sonra Eglath arastirmayi alip Rasputin’e verebileceklerini soyledi. Sage buna istekli degildi, arkadaslarinin kendisinden baskasina teslim edilmemesi icin tembihledigini soyledi. Bir sure daha israr ettilerse de birsey degismeyince bu sefer Eglath ayni arastirmayi kendileri icin yapip yapamayacaklarini sordu. Sage gorevi geregi buna hayir diyemezdi ve hali hazirda elinde belgeler oldugu icin bu belgeleri bir saat icinde kopyalayabilecegini soyledi. Obsidius gereken parayi vermeden once orjinalleri bir gozden gecirmek istedi. Sage bir kac dakika sonra elinde 100lerce sayfadan olusan persomenlerle yanlarina geldi. Gorunuse gore Rasputin bu calisma icin 50 altin pesin odemisti. Obsidius hizlica bir gozden gecirdigi sayfalarda bir staff tan bahsedildigini farketti ama adam gibi birsey ogrenmesi icin saatlerini harcamasi gerekiyordu. Sage sayfalari tekrar toplayip bir saat icinde kopyanin hazir olacagini soyledi. Eglath ve Obsidius ordan cikip tekrar universiteye yoneldiler. Orada bir sure Celthric’i bekledikten sonra yine aynalardan ve garip koridorlardan gecerek Eglath’in bir kac saat once geldigi konuk odasina geldiler. Oda bu kez bostu. Celthric onlari odanin sonundaki bir kapiya kadar goturdu ve yavasca kapiyi calarak iceri girdi. Lady Alustriel iceride calismaktaydi, Eglath’i gorunce gulumsedi ve iceri buyur etti. Eglath Obsidius’u tanistirdiktan sonra ellerinde bazi bilgiler oldugunu soyleyip sozu Obsidius’a birakti. Obsidius son derece gergin oldugunu hissetti, karsisindaki kadin kitanin en guclu buyuculerinden biriydi. Once Devil’in ismini ogrendiklerini soyledi, isim LorudDreth Irothun Manil idi. Lady nereden ogrendiklerini sorunca kitaptan bahsetmemek icin birseyler gevelemeye basladi. Eglath araya girerek “kitaptan bahsetsene Obsidius” diyince soylemekten baska caresi kalmadi. Eglath’a sinirli bir bakis atarak ellerindeki kitabi Lady Alustriel’e verdi. Eglath bir yandan da Sage’lere gittiklerinde Rasputin’in bir staff hakkinda arastirma yaptigini ogrendiklerini soyledi. Belgeleri Sage’lerden alamadiklarini ama kendilerine bir kopya hazirlattiklarini soyledi. Alustriel bunu duyar duymaz hizla birseyler mirildandi ve oturdugu koltukta bir anda yokoldu. Obsidius guclu buyucunun ne kadar uzaklara teleport olabilecegini merak etti.
#
Lakashtari Rasputin’i tapinakta takip edip duruyor, Rasputin ise bu durumdan hosnutsuzlugunu surekli belli ediyordu. Ne zaman meditasyona baslasa Lak gelip iyi olup olmadigini soruyor konsantrasyonunu bozuyordu. Bir sure sonra artik dayanamarak ona Bas rahip ile gorusecegini soyleyip ilerideki depolardan birinin kapsinin onune geldi. Lakashtari de hemen pesindeydi. Ona donup "Bashrahibin odasina girmen yasak beni burda beklersen sevinirim " dedikten sonra iceri daldi. Tam deponun sessizliginin keyfini cikariyordu ki ortamda baska bir varlik daha hissetti ve bir anda karanliklara gomuldu.
#
5 dakika kadar sonra Lady Alustriel gittigi gibi bir anda karsilarinda belirince ikiside gayri ihtiyari sicradi. Kadin elinde belgeleri tutuyordu. Belgeleri aldigini ama orjinallerin Rasputin tarafindan biraz once alindigini soyledi. Ellerini kitap ve parsomenler uzerinde gezdirerek buyu sozleri mirildandi. Parsomenlerde bahsi gecen “Staff of Portals” idi ve uzun zaman once kaybolmus bir artifactdi. Alustriel biraz arastirma yapacagini ve onlara en kisa zamanda yardim edebilecek birini bulacagini soyledi.
ikiside universiteden ayrilip tekrar Vault of Sages’e gittiler. O sirada Lakashtari’de onlara yetisti. Lak’i tek basina goren ikili Rasputin’in gene kactigini anlamisti zaten. Lakashtari de sagelere giderek dun sordugu dovmesiyle ilgili bilgi aldi ve ucret konusunda yine siki bir pazarlik yapip ordan ayrildi.
Rasputin’i aramak icin eve giden grup iceri girdiklerinde rahibin salonun ortasinda durdugunu ve etrafinda yuzlerce parsomenin havada asili donduklerini gorduler. Kapi acilir acilmaz Rasputin onlara dondu ve etraftaki kagitlarin hepsi bir anda alev alip kule donduler. Hemen Rasputin’in yanina kosan grup rahibin yine hicbirsey hatirlamadigini gordu. Sehirde kalmanin herkes icin sikinti olmaya basladigina hem fikir olan grup kuzeydeki yeni goreve hemen cikmaya karar verip atlari almak icin Pardraig’in ofisine dogru ilerlemeye basladilar. bir 10 dakika kadar yurudukten sonra en arkadan gitmekte olan Lakashtari “pssst” diye birinin seslendigini duydu ve sesin sahibini tahmin ederek adimlarini hizlandirip ondekilere yetisti. Bu sirada Rasputin gecen iki gunde neler yaptiklarini ve kimlerle gorustuklerini Eglath’a sordu ama Eglath’in kacamak cevaplar verdigini gorunce ustelemedi.
Dahhim’den atlari hazirlamasini istedikten kisa bir sure sonra yola cikan grup yine dogu kapisindan cikip 2 saat kadar yolu takip ettiler. Daha sonra kuzey yonunde ana yoldan ayrilarak Moonwood’a dogru yoneldiler. 5-6 saat sonra hava iyice kararinca kamp yapmaya karar verip nispeten korunakli bir kayanin yan tarafina kamp kurup geceyi gecirdiler. Arueth ve Obsidius yine nobet tuttular ama gece sorunsuz ve sakin gecti. Ertesi sabah erkenden birseyler atistirip yola cikan grup bir kac saat sonra sag taraflarina dagin yamacini sol taraflarina ise Moonwood ormanini aldiklari bir vadide ilerlemeye basladilar. Burda ova ara ara 50 metreye kadar daraliyordu.
Arueth gruba yavaslamalarini soyledikten sonra besyuz metre kadar ileride yolda bir kadin gordugunu soyledi, kadinin yaninda yerde yatan biri daha vardi. Grup atlari durdurup Arueth’in onden gitmesine izin verdi. Arueth atindan inip ormana dalarak bir sure ilerledi, agir agir gizlenerek yoluna devam ederek yoldaki kadina yaklasti, daha yolun yarisina gelmisken kadin yerde yaninda yatan adami kafasindan tutup ormanin icine dogru suruklemeye basladi. Arueth kadinin genc bir elf kizi oldugunu gorebiliyordu, ilginc olan kizin uzerinde neredeyse hic elbise yoktu, upuzun saclari vucudunu kaplamaktaydi. yaninda surukledigi adamin canli olup olmadigini goremedi. bir kac saniye daha bakip daha sonra gruba geri dondu ve durumu anlatti. Yapacak bir sey olmadigina hem fikir olduktan sonra ihtiyatli bir sekilde yollarina devam ettiler, Obsidius ormanda hafif bir hareket seziyordu ve takip edildiklerine neredeyse emindi. Herkes bir tuzak olasiligi ile tetikteydi. elf kizin ve yerdeki adamin oldugu yere geldiklerinde yerde kan izleri gorduler, yine de adamin olmus olup olmadigi belli degildi. Tam bu anda yakinlardaki bir agacin arkasindan birdenbire demin Arueth’in gordugu elf kiz belirdi ve grubun ortasinda giden Obsidius’a dogru hizla ilerledi. bir yandan da “kardesim yaralandi bana yardim edin” diyip duruyordu ve elleri kan icindeydi. Obsidius bir saniye bile elf kadina guvenmesede grup atlarini durdurmustu. Iste tam o anda Arueth’in atinin oldugu yerdeki buyuk yasli bir agac muthis bir catirtiyla devrilmeye basladi. Arueth dark elf olmasinin verdigi ceviklikle atin uzerinden arkaya sicrayip yere ayaklarinin ustune inerken ati ise dev agacin altinda kaliverdi. Saskin gozlerle agaca bakan Obsidius ise kendisine uzanan elfin uzayan ve agac dallarina donusen elini gormedi. Boynunda keskin bir aciyla kendisine gelip atindan yere dustu. Boynu parcalanmis neredeyse sah damari yirtilacakti ve bir yari agac yari elf bir yaratik karsisinda ona dogru tislamaktaydi. Ayni anda yikilan agacin iki yanindan kucuk birer fil boyutunda iki Owlbear kukreyerek gruba saldirdi. Ilk saskinligi uzerinden atan grup bir savas pozisyonu almaya calisti fakat aralari cok acikti ve dusman daginik duruyordu. Owlbearlardan biri Lakashtari’yi iki pencesiyle yakalayip havaya kaldirdi, salyalari akan koca agziyla isirmak uzereydiki Lak uzak bir yere teleport olup yaratiktan kurtuldu. Eglath durumu ciddi olan Obsidius’a yardim etmek icin Dyrad’a charge etti fakat Dyrad etraftaki agaclarin iclerine dogru bir adim atip kayboluyor baska bir agacin icinden birden ortaya cikiyordu. ikinci kez ortaya ciktiginda uzaklasmis oldugunu dusunen Obsidius’a arkadan saldirip onu kan revan icinde yere serdi. Rasputin bu kez Eglath ile degil Arueth ile beraber savasiyordu, ama bu ikisinin savas taktikleri birbirine pek uymuyor tam bir uyum saglayamiyorlardi. Eglath Lakashtari ve Obsidius Dyrad ile ugrasirken, Rasputin ve Arueth bir Owlbear ile resmen guresiyor, bu sirada bosta kalan Owlbear ise Eglath’a dogru hizla ilerliyordu. Eglath Savas tanrilarina haykirip Obsidius’a yerden kalkmasini emretti ve Obsidius yaralarinin aniden iyilesmesiyle beraber tekrar ayaga kalkti. Arueth elindeki tum numaralari kullanip savastigi yaratiga karsi avantaj yakalamaya calisiyordu, Rasputin ise onundeki Owlbear’in isini bitirip arkadakine yetismek icin elinden geleni yapmaya calisiyordu. Eglath ve Obsidius Dyrad’i yikmayi basardiklari anda onlara dogru gelen Owlbear Eglath’a dev pencesini tum gucuyle indirdi ve Eglath yere sert bir sekilde dustu. Simdi Lakashtari kendisinden neredeyse 2 kat daha buyuk yaratikla karsi karsiya kalmisti, hemen etrafina bakip Obsidius’u gordu ve kosarak arkasina saklandi. Obsidius “lan?” der gibi Lakashtari’ye bir bakis atip aklinda kalan buyuleri yaratiga siralamaya basladi. Savas uzadikca iki tarafta yorulmaya basladi, owlbear’larin sahip olduklari dev cusse aldiklari yaralara ragmen ayakta kalmalarini sagliyordu, grubun ise saniyeler gectikce gucu tukeniyor ve kullanabilecekleri taktikleri surekli azaliyordu. Owlbear Obsidius ve Lakashtari’ye dogru ilerledi, bu sirada Eglath’in uzerine basacaktiki kahramanca yaralarina disini sikip gozunu acan Eglath yerde yuvarlanip ezilmekten kurtuldu sonrada agir agir kilicina dayanarak ayaga kalkti. Bu sirada Arueth ve Rasputin sonunda savastiklari yaratigi yere sermeyi basarip son kalan yaratiga dogru kostular. Owlbear pencelerini amansizca savurarak kacmaya calisan Lakashtari’yi yere serdi. Lak kotu yaralanmisti yaralarindan oluk oluk kan sizmaktaydi. Grupta kimsenin silahini kaldiracak hali kalmamis, Eglath yari olu bir sekilde savasmaktaydi, Owlbear’da aldigi yaralardan zayiflamis penceleri hedefi bulmaz olmustu ama zaman grubun aleyhine isliyor her gecen saniye Lakashtari olume dogru olan yolculuguna devam ediyordu. Eglath, Lakashtari’nin yakininda olan Rasputin’e bakti ama Rasputin acimasiz bir yuz ifadesiyle Lakashtari icin dua etmmiyor yaratiga saldirmaya devam ediyordu, gurzuyle yaptigi son ataktan sonra icinden can cekilmiscesine bir anda yere yigildi Rasputin. Eglath ise herseyi goze alip yaratigin savrulan kollarindan siyrilarak Lakashtari’nin yanina kostu, yarasinin uzerine ellerini kapatip bir dua mirildandi. Lakashtari hafifce gozlerini acip ona kaygi dolu gozlerle bakan dev savasciyi gordu. “senin…ismini..hatirliyoruum..Eglath” dedi. Bu arada Arueth ve Obsidius son yaratigida zor bela yere sermeyi basarmis ama kendileride bitap bir sekilde yere cokmuslerdi.Herkesin kulaklari cinliyor etraf toz ve dumandan gecilmiyor, Rasputin nedeni bilinmez bir sekilde yerde yatiyor, Eglath ve Lakashtari ise bir kosede sarilmis duruyorlardi.
##Devami Haftaya##

Comments

Thathorian

I'm sorry, but we no longer support this web browser. Please upgrade your browser or install Chrome or Firefox to enjoy the full functionality of this site.