For the New and Unseen

Oyun 4 - Uzun bir yol, Seytani bir pusu

Ormanda agaclarin icinde olmasina ragmen soguk sonbahar havasi yuzune sert bir sekilde vuruyordu, ama doganin bu lutfuna minnettardi dogrusu zira arkasinda gizlenen kalabaliktan tam bir les kokusu yayiliyor, sansina ruzgar kokuyu dagitiyordu. aklini tekrar onundeki plana verdi, herseyi en bastan gozden gecirdi.

O gece malikanede yasanan basarisizligindan sonra Astrid’le temas kurmus ve ozel bir istekte bulunmustu, bu hic hosuna gitmiyordu. Astrid’in hemen kabul etmesi daha da sinirlerini germisti zira Astrid’e borclu kalinmazdi. Mektubu alir almaz yola cikti, zaten grubun yeni guzergahi belli olmustu, tek yapmasi gereken gidip ona tahsis edilen hobgoblinleri almak ve tuzagini en olasilikli noktaya kurmakti. Nesme’ye cok yakin kuramazdi, hem gizlenmek icin yeterince sik bir orman yoktu hem de yollar kalabalikti. Silverymmoon sinirlarinin icine kurmasina imkan yoktu Lady Alustriel’in koruyan gozunden kacmak soz konusu degildi. Arada ise Evermoors vardi, elindeki hatiri sayilir gucteki hobgoblin ordusu bile evermoorsta kamp kurmazdi, troller tarafindan parcalanip yenmek goblinlerin bile korkacagi bir sondu. Elindeki harita uzerinde saatler harcamis ve sonunda Silverymoon dan 7-8 saat uzakliktaki bir ciftligi gozune kestirmisti. Gencler yola aliskin degildi ve evermoors yakinlarinda kamp yapmakta kolay olmayacakti o nedenle bu ciftlikte kalmalari yuksek ihtimaldi. Pusuyu bu ciftlikte kuramaya karar verdi.

Sert bir ruzgar dusuncelerini tekrar dagitti, hesaplarina gore ertesi aksam burda olacaklardi, gonderdigi gozculerde bir kac saat once gelmis ve tahminlerini dogrulamisti. Zek her ne kadar planindan eminse de, bulabilecegi her avanatji kullanmakti niyeti, grubun eve girmesini ve yemek yemesini bekleyecekti, aksamin yorgunlugunun etkisini gosterecegi siralarda ise onlari evden disari cekecek olan oyununu ortaya koyacakti. Yuzunde herhangi bir duygudan yoksun bir gulumseme belirdi, bileginin altindaki hancerini yokladi. Hizlica arkasini donup son kez hobgoblinlerin sefine komutlarini tekrar iletti. Onlarin onceligi digerleriydi, rahip kendi aviydi. komutlar goblin siralari arasinda dolasti ve herkese ulastiginda emin olundugunda gecenin karanliginda gizlenen seytani grup tekrar avlarini beklemye koyuldu.

##
4 gun once
Bir onceki gunu, yaralarini sarip dinlenerek geciren grup, sabah erkenden kalkti. Herkes kendini dune gore oldukca iyi hissediyordu, onlerinde uzun ve eglenceli bir yol vardi, kimbilir yollarda nelerle karsilasacaklardi. Rasputin arkadaslarina kilerden getirdigi peynir ve salamlarla guzel bir kahvalti hazirladi. bunlardan biraz da yanina almaya karar verdi. kisa sure sonra herkes yol icin hazirdi.

evden cikan grup Xarvos’la bulustu, binanin onunde oldukca buyuk bir at arabasi duruyordu. arabaya 4 at baglanmisti, guclu atlardi bunlar. 3’u kahverengi biri sut beyazi. yaklastiklarini goren bir gorevli hizli adimlarla iceri gitti ve birkac dakika icinde Xarvos ile beraber tekrar gozuktuler. Xarvos onlara ne yone girmeleri gerektigini ve gecmeleri gereken kopru ve onemli noktalari tek tek tarif etti. Sehre bati kapisindan girmelerini tavsiye etti, Pardraig’i burda bulmalari cok daha olasiydi. Onlara atlara iyi bakmalarini ve oraya varinca atlari ve arabayi Pardraig’e teslim etmelerini istedi. Ayrica Pardraig’in onlari gormek icin can attigini, onlar gibi yetenekli genclere ihtiyaci oldugunu da ekledi.

Sarip sarmalanmis bir orc cesediyle kapali bir vagonda gitmeyi pek cazip bulmayan Eglath dizginlere gecti ve arabayi Nesme’nin uzun ahsap koprusunden karsiya gecirdi. Obsidius’ta onunla beraber on taraftaydi, guzel ve gunesli bir sonbahar sabahiydi. Kuzeye donduler ve buyuk irmagi sag taraflarina aldilar. Lakashtari icerde oturmus meditasyon yapar gibi gorunuyordu, aslinda ici gecmis kendini sabah gormekte oldugu ruyalara kaptirmisti. Rasputin ise vagonun arkasindaki perdeden disariyi seyre dalmis, caglayan irmagin gurultusu ve arabanin ritmik sallantilari arasinda dusuncelere dalmisti. Ikiside vagonun arkasinda bir anda belirip, goz acip kapayana kadar Lakashtari’nin karsisinda yerini alan Arueth ve ayaklarinin dibindeki panterini daha uzun zaman farketmeyecekti.

##
Arueth bir onceki gunu ormanda iz surerek gecirmis, drow’un izini saatlerce ugrastikran sonra belli belirsiz bulabilmisti. izler cok seyrek ve belirsizdi, tabiki buna sasirmadi. hava kararmaya basladiginda izleri kuzey doguya gittiklerini farkedebilecek kadar takip edebilmisti ama karanlikta daha fazla ilerlemeye niyeti yoktu, simdiden onu izleyen gozleri farkedebiliyordu. hizla geri dondu ve geceyi ormanin kenarlarinda ama sehre girmeden gecirdi. ertesi sabah yola cikacaklarini biliyordu, yol uzerinde onlara katilabilecegini dusundu. bir kac saat meditasyon yaptiktan sonra sabahin ilk isiklariyla yola cikti ve yol uzerinde bir agacin altinda at arabasini beklemeye koyuldu.
saat 9’a dogru 4 atli buyuk arabayi gordu ve agacin altinda hafifce dogruldu. Arabayi eglath kullaniyordu, obsidius’ta yanindaydi. araba iyice yakinlasinca onlara dogru el salladi ve araba yanindan gecip giderken eli havada asili kaldi. Yeni dostlarinin ihtiyatsiz hallerine sasiran Arueth hizla oldugu yerden firlayip vagonun arka tarafina tutundu. Rasputin vagonun diger tarafindan disari bakiyordu, tam merhaba diyecekti sonra vazgecti muhtemelen genc rahip sicrayacak ve tokezleyip asagi dusecekti. kendini sessizce iceri cekip Lakashtari’nin karsisina oturdu. gorunuse gore buda uyuyordu! Arueth kahkahasini bastirip ayaklarinin dibindeki sadik tuylu dostunu oksadi. yolculuk eglenceli olacaga benziyordu.
##

Grup o gun oglen yanlarindan gectikleri bir ciftlikte durakladi. biraz su alip, atlari dinlendirdikten sonra yollarina devam ettiler. Bu surede Arueth vagonun icinde kalmaya ve ciftciyi gereksiz yere korkutmamaya ozen gosterdi. O aksam atlar iyice yoruldugunda yakinlarinda kalabilecekleri bir ciftlik yoktu. bu yuzden irmak kenarinda konakladilar. Obsidius atesi yakti, herkes toplanip yemeklerini yediler. gece nobetlerini gozleri geceleri iyi goren Arueth ve Obsidius tutacaklardi, gun boyunca da at arabasinin icinde dinlenebilirlerdi zira arabayi Eglath ve Rasputin sirayla kullaniyorlardi. Lakashtari ise bir cok savasci erkegin arasinda bulunmanin verdigi rahatlikla krakerlerini kemiriyor ve keyfine bakiyordu (#:)#)
O gece Eglath cok garip bir ruya gordu. yine kamp alanindaydi ve yaninda arkadaslari vardi. bir sure sonra bir atli dort nala yanlarina geldi ve Eglath’i aradigini soyledi. Ruya bu ya bu atlidan cok korkmus at arabasinin arkasina saklanmisti. Haberci kendisine bir kutu uzatti ve oradan uzaklasti. herkes kutuya supheyle bakiyordu, Obsidius buyulu olup olmadigina bakti ama bir sey sezemedi, Arueth herhangi bir tuzak olmadigina emin oldugunu soyleyince Eglath kutuyu acti. Garip bir ruyaydi bu, kutunun icinde limonlu bir tart vardi ve kapagin ic tarafinda dogum gunun kutlu olsun yaziyordu. Bir anda silkinip uyandi ve etrafina bakti, herkes uyumaktaydi. bunun bir ruya olduguna emin olduktan sonra uykusuna geri dondu. cok garipti onun dogum gunu aylar once gecmisti.
Ertesi gun erkenden tekrar yola ciktilar ve ogle saatlerine kadar durmadilar. Oglen bu kez irmak kenarinda mola verdiler. gunesli bir gundu, Lakashtari balik tutmaya karar verdi ve elleriyle yaptigi mizragiyla irice birtane yakaladi. Rasputin de hevesle atildiysada once sopayi kayaya carpip bicagi kaybetti, ikinci denemesinde de fazla guc kullaninca sopayi orta yerinden kirdi. Tekrar yola ciktiklarinda Lakashtari hafifce pisirdigi baligi herkesle paylasti, tadi oldukca iyiydi. Ilk iki gun yol kalabalik sayilirdi, atlilar, at arabalari, ciftciler yanlarindan gecti.
yanliz ayni zamanda bu iki gun yolculugun aslinda o kadar da eglenceli olmayacaginin da sinyallerini vermisti. Gece ahsap bir arabada uyumak rahatsiz bir durumdu, etraftan gelen sesler arada bir onlari uyandiriyor ayni zamanda Eglath ve Rasputin surekli horluyorlardi. Aksam hava karardiktan sonra kalacak bir yer ariyorlardiki, astiklari son tepeden sonra ilerde isiklar gorduler. Nehrin kenarlarinda isiklar dansediyordu. Arueth ve Obsidius bu isiklarin varmalari gereken kopru olabilecegini soylediler. ama ayni zamanda yolun sol tarafinda da bir kamp atesi vardi. Eglath arabayi yavaslatti ve Arueth hizla asagi atlayarak karanliklarda kayboldu. bir 10 dakika sonra geri dondugunde ileride tuccar gibi gorunen iki cucenin kamp yaptigini soyledi. Eglath cucelerle sohbet etmenin ortamdaki sikici havayi biraz dagitacagina inanarak kamplarini orda kurmalarini onerdi.
Hutin Farcarver ve Dmos Gemcutter gencleri icten bir merakla karsiladilar, kamplarina davet edip, Mithrall Hall’dan getirdikleri kendi biralarini paylastilar. gece gec saatlere kadar sohbet edip ictiler, Arueth yine vagonda kalmayi tercih etmisti. Cuceler grubun Silverymoon ile ilgili bilmek istedikleri belli basli seylerden bahsettiler, daha sonrada yol hikayelerinden savas efsanelerine konustular da konustular. Eglath’a bu sohbet cok iyi gelmisti, yada ictigi bira cok iyi gelmisti, emin degildi. Dmos cok konusmuyor ara ara at arabasina bir goz atiyordu, 4 gencte yanlarinda oturmaya basladiklarindan beridir, Dmos at arabasinin nadiren cok hafifce sallandigini gozden kacirmamisti. arada bir gozuyle o tarafi inceleyip muhabbete devam etti.

Ertesi sabah Rasputin arabayi ilk kullanmaya baslayan oldu zira Eglath oglene dogru anca uyandi. Kopruyu gecip doguya dogru yolculuga baslayan grubu oldukca zorlu 3 gun beklemekteydi. Ilk gece konakladiklarinda, Arueth ve Obsidius ormanda dolasan figurleri gorebiliyor, diger herkes ise seslerini duyabiliyordu. Gece ise hersey daha kotuye gitti, Arueth kamplarinin hizasinda ormanin icinde toplanan onlarca figur gormekteydi. Insan siluetindeydiler ama daha uzun kollari vardi ve korkunc kokuyorlardi. Eglath ve Obsidius’ta Arueth’in yaninda nobet tuttu o gece ama saldiriya ugramadilar. Ertesi sabah heskesin sinirleri gergindi, kimse dogru durust uyumamisti, gun boyu yolculuk sessiz ve nesesiz gecti. O geceki kamp ise daha beterdi. Ormanda biriken ve her an saldiracakmis gibi duran trollerin yaninda kamplarinin etrafinda dolasip duran kurtlar ortaya cikti. Arueth bir kacini panteriyle uzaklastirsa da, grup yine tum gece uykusuz kalmisti. 5. gun artik Lakashtari at kokusuna dayanamadigindan yakiniyor, Obsidius ve Eglath ne gece ne gunduz adam gibi uyuyabildiklerinden, butun yolu yari baygin bir sekilde gidiyorlardi. Rasputin at surmekten bikmis, Arueth ise at arabasina kapali kalmaktan cok bunalmisti. Yanliz aksama dogru Evermoors’u geride biraktiklarini gordukce bu gece rahat bir uyku uyuyabileceklerine dair umutlari artti. Hatta aksam 7ye dogru ilerde bir ciftlik gorduklerinde hepsi bir anda rahatladi, ciftlik onlara sicak yemek ve yatak sunmanin yaninda 5 gundur uzak kaldiklari medeniyetinde simgesiydi su anda.
Ciftci Yirnol onlari kapida karsiladi, oldukca buyuk bir ciftlik evi vardi, nerdeyse bir o kadar buyuk bir ahirda hemen evin yani basindaydi. Yirnol onlara elinden geldigince misapirperver davraniyordu, esi ve kizini bir sene once bir hastaliktan kaybetmis ve son alti aydir kardesininde zorlamasiyla artik ise yaramayan ciftligini yolcularin silverymoon’dan onceki son ugrak yeri yapmisti. Simdilerde yolcularla sohbet etmek ona cok iyi geliyordu. bir kuzu kesip kizartti yemekten sonra da tutun ikram etti. Arueth yine karavandaydi ama bu kez Eglath drowa bir kuzu budu goturmustu. Arueth tesekkur edip eti panteriyle paylasti. herkesin uykusu bastirdigi bir anda ciftligin citlerine bir atli yanasti. Yirnol hemen ustunu basini duzeltip ozur dileyerek adama dogru ilerledi, birgun de iki musteri buyuk nimetti. Yirnol adama yaklasti “buyrun efendim, sizi misafir etmek isterim, eminim yorulmussunuzdur dedi” yabanci bir kac saniye eve dogru bakti sonra “sanirim yemegi kacirdim?” dedi. Yirnol “evet kuzu kizartmistim ama sizede birseyler hazirlarim merak etmeyin lutfen buyrun dedi” bu sirada yabanci atindan inmisti. Yirnol yerlere kadar egilip selam verdigi sirada gozunun onunde birsey isildadi. kafasini kaldirdiginda sag gozunde anlik bir aci hissetti ve sonrada bir bosluga dusme hissi vucudunu sardi, ama yerdeki cimenler onu yakalayama gelmedi,. Yirnol etrafini saran karanligin icinde dustu.. dustu.
Evde Rasputin Yirnol’un evden cikmasinin ardindan boynundaki rahatsizligi ilk kez farketti, ailesinden kalma kolyesiydi nedeni, hissedilir bir sicaklik yaymaya baslamisti. Bir anda sicradi ve disari bakti, digerleride onun bakislarini izleyip disaridaki yabanciyi izlemeye basladilar. Arueth’te bu sirada vagonun perdesinin arasindan yabanciyi gormus ama cok gec tanimisti, bu adam daha once Orc’un magarasinda savastigi assassindi.

##
Zek atindan iner inmez ciftcinin selam vermek icin egildigini gordu, bu firsati kacirmayan tecrubeli katil,bileginin altindaki hanceri yildirim hiziyla cikardi ve Yirnol tam ayaga kalktigi sirada sag gozune sapladi. hancer adamin beynine kadar girdi ve adam o anda oldu, ama Zek durumu abartmaya niyetliydi hatta bundan oldukca keyif aliyordu. diger eliyle belindeki bicagi cekti ve coktan olmus olan adamin bogazini kesti. ciftciyi saclarindan yakalayip bir sure ozellikle evden rahatlikla gorulebilecek sekilde tuttuktan sonra birakti. bir kac saniye sonra gordukleri onu tatmin etmis, hedefi tam onikiden vurmustu. hizla atinin arkasina gecip gozden kayboldu.

##
Ciftlik evinin kapisi yerinden sokulurcesine acildi, evden ilk cikan Rasputindi, hemen topuklarinda Eglath vardi. ikiside deliye donmus gozlerle adami gordukleri yere dogru son hiz kosuyorlardi. arkalarindan obsidius ve Lakashtari de evden disari firladi. Arueth ise eline crossbow’unu almis assassin’in tekrar ortaya cikmasini beklemekteydi. Tam bu anda yolun karsisindaki orman sinirinda buyuk bir hareketlilik oldu, calilarin arasindan ok gibi firlayan 6 hobgoblin fanatik bir chargela Rasputin ve Eglath’a dogru kostular. hemen arkalarinda ise yine tepeden tirnaga zirhli 4 hobgoblin daha ormandan cikti ve hizla onlara dogru ilerledi. bu dortlunun yanlarindan ise ikiser goblin kurt tepesinde savas cigliklari atarak gecti, kurdun uzerinde arkada duran goblinler ellerinde uzun yaylar tutmaktaydi.
Rasputin kendisine dogru gelen hobgolini gorunce hic hiz kesmedi, ciftligin tam ortasinda birbirlerine yetistiklerinde zirh ve celik seslerinden olusan muthis bir gurultu koptu, Hobgoblin’in saldirisi basarili olmus kilici Rasputin’in omzuna girmisti ama sevinci kisa surdu. Rasputin dev topuzunu tum momentumunu kullanarak yaratigin kafasina gecirdi, silah hobgoblinin kafasindaki kaski paramparca etti ve basinin sola dogru dogal olamayacak sekilde bukulmesine yol acti, kirilan kemik sesi gecede gokgurultusu gibi yankilandi
Ayni anda Eglath kendi dusmaniyla karsilasmis, hobgoblinin kilicini kendi kiliciyla kolaylikla karsiladiktan sonra etrafinda donup tum gucuyle kilicini indirmisti. Fakat atagi yaratigin kalkanina inmis, kalkani iceri gocertmis olsa da hobgobline bir zarar verememisti. Tam o saniyede Eglath’in omzunun uzerinden teget gecen bir magic missile yaratigin siritan suratinda patladi ve metrelerce ucmasina neden oldu. Rasputin dengesini sagladiktan sonra hemen onundeki ona dogru kosan hobgobline dondu ama tam bu sirada islik gibi gecen bir ok yaratigin gozune girip diger taraftan cikti. hobgoblin iki adim daha atip saskin bir surat ifadesiyle yuzustu yere dustu. Bu arada sag taraftan gecenin karanliginda citleri asip grubun arkasina dogru ilerleyen Zek’i kimse farketmedi.
Savas tum atesiyle devam ediyor, grup yine her zaman kullandiklari taktiklerle Rasputin ve Eglath’i onde tutarak Obsidius ve Lakashtari’ye rahatsiz edilmeden olum yagdiracak mesafeyi sagliyorlardi. bu arada Arueth de bir yandan vagonun icinden oklar yagdirmaya devam ederken bir yandan da bir kac buyuyle omuz omuza savasan Eglath ve Rasputin’i kollamaktaydi. Ama ortamdaki asil buyuler arka taraflardaki Obsidius’tan yagmaktaydi, once ilerdeki 4 hobgoblini orumcek aglarina sardiktan sonra hepsinin ortasina dev bir atestopu gonderdi. butun savas meydani bir anda dev alevlerle aydinlandi. goblinlerin cogu ciddi sekilde yanmis, Arueth’in buyuleri nedeniyle adamakilli goremedikleri Eglath ve Rasputin’le savasmata calisiyorlardi. Zek buyucuyu farketmis gozlerini uzerinde sabitlemisti, zaten bir sekilde rahibin dikkatini cekmesi ve grubun bu makine gibi calisan savas stilini bozmasi gerekiyordu.Eglath kendisine yanasan her yaratigi kilciiyla tanistiriyor ama karsiliginda da pespese darbeler aliyordu. Lakashtari de mental guclerini gordugu her yaratiga gonderiyor ama sayilarinin cokluguna inanamiyordu. Tam bu sirada grubun kordinasyonu bozulmaya basladi, orumcek aglarindan kurtulan yaratiklar, kurt uzerindeki okcularla beraber Eglath ve Rasputin’in sagindan dogru arkadaki Lakashtari ve Obsidius’a eristiler. Tam bu anda ortaya cikan Zek crossbowuyla buyucunun kaburgalarina bir ok sapladi, aci icinde o tarafa bakan Obsidius, “Zek evin arka tarafinda” diye bagirdi. sonuctan memnun olan Zek binanin arkasina gecip gozden kayboldu.
Obsidius’u duyan Rasputin defans hattini bozup topuklari uzerinde dondu ve evin arkasina dogru tum hiziyla kostu, bu arada solunda Lakashtari saginda ise Obsidius goblinler tarafindan sikistirilmaktaydi, Eglath bacaklarina aldigi darbeler nedeniyle kosamiyor, aldigi yaralara da disini sikmaktan baska birsey yapamiyordu. Rasputin binanin yan tarafina kosarak geldi ama burda kimse gorunmuyordu, aceleyle binanin arkasina da bir goz atti ama orasi da bostu. Tam bu anda sirtinda muthis bir aci hissetti ve kemik bir kilic sirtindan girip on tarafindan cikti. Zek bir zafer kahkahasi atmak uzereydi ki, kilicinin uzerinden bir buz tabakasinin yayildigini gordu, sok icinde ayaklarini kimildatamadigini farketti. O ve Rasputin olumcul bir mucadeleye kilitlenmislerdi. Arueth genc rahibin ciglini duyar duymaz vagondan disari atladi, zaten diger goblinler yerini kesfetmislerdi ve fazla bir avantaji kalmamisti. at arabasinin on tarafindan indi ve duruma bir kac saniye goz gezdirdi, Obsidius’un etrafi cevriliydi, Lakashtari gorunmuyordu, Eglath ise on tarafta hala yerini korumaya calisiyordu, rahibin yanina gidebilecegi bir bosluk aradi ama goremedi o zaman boslugu yaratmaya karar verip obsidius’u cevreleyen kalabaliga daldi. Bu sirada Lakashtari evin tuvaletinin oldugu kucuk kulubenin on tarafina gelmis grubun arkasina sizmaya calisanlari durdurmaya calisiyordu. Rasputin’in geri cekilmesiyle cesaretlenen bir hobgoblin ona dogru charge etti, Lakashtari son anda kacmaya calissada yaratigin kilici kolundan sirtina kadar giden bir yara acti, aci icinde dislerini sikan Lak, bir iki adim geri atip tum gucunu onundeki yaratiga cevirdi. bir kac saniye sonra ise Rasputin’in cigligini duydu, goz ucuyla arka tarafta assassin’in onu kotu yakaladigini gorebiliyordu. telepatik gucunu kullanarak herkese mesaj gonderdi, Rasputin’in basi buyuk beladaydi. Obsidius’un telepatik mesaja ihtiyaci yoktu, daha once bu assassinle karsilasmis ve benzer bir yarayi kendiside almisti, adam acimasiz bir katildi. Ama su anda Rasputin’in durumu basindaki sorunlarin en kucuguydu, arkadaslari kadar agir zirhlar giyemeyen Obsidius aldigi yaralardan neredeyse bayilacak kadar zayiflamis ama etrafindaki goblin kalabaligindan kurtulamamisti. elindeki son kozlardan birini oynayip Arueth’in yardima gelmesinden dogan karisikligi kullanip gorunmez oldu, hizla goblinlerin yanindan uzaklasip Eglath’in hala icinde bulundugu Arueth’in yaratti toz bulutunun icine girdi.
Rasputin’in kani damarlarinda fokurdamaya baslamisti, aciyi tamamen gormezden gelip kukreyerek kilictan uzaklasti ve donerek topuzunu saskinlik icinde kendisine bakan Zek’in gogsune indirdi. Topuzun muazzsam gucuyle yerinden firlayan zek metrelerce uctu. dustugu yerde hemen ayaklarinin uzerine kalkti ve ciddiyetle karsisindaki dusmanina bakti.gorunuse gore bu savas daha bitmekten cok uzakti.

Comments

benim staff’in alev aldigi kismi yazmamissin :P
bu arada Zek Rasputin disinda partinin geri kalanini da azili dusmani yapti, eger olur da burdan kurtulursa sag kalanlar pesini birakmaz :) adam tek basina bile yeterince dert, bi de bi ton goblin getirmis… neyse bu cuma Lakashtari atcak zarlari, dondururuz belki combatin gidisati :)

 

tuh kacirmisim onu hakketen, hepsi aklimda kalmiyor :P

Thathorian

I'm sorry, but we no longer support this web browser. Please upgrade your browser or install Chrome or Firefox to enjoy the full functionality of this site.