For the New and Unseen

Oyun 35 - Yem

Demir parmakliklari araladi ve yasli deliyi iceri iteledi. “yanlis bir yere basip yanmani istemeyiz degil mi” yasli adam cevap vermiyordu, bir koseye kivrilip yatti. parmakliklari kapatti ve kilitledi. Elini kilicinin uzerindeki kurt kafasinda gezdirdi, cok fazla sey bugun olacaklara bagliydi ama oglana guveniyordu, nede olsa kendi kaniydi.

##
Grup Silverymoon’da dinlenip guc toplar toplamaz madenlerin son katina geri dondu. Hedef Harrowzau’ydu ve onu gecerek Rasputin’in babasina ulasacaklardi. Acikliga ciktiklari sirada karsilarinda Thenaris’i 2 death brotherhood yaratigi ile savasirken buldular. Elinde obsidian kadar siyah ve lavlar gibi kirmizi bir longsword vardi. Kilicini ilk yaratigin gogsune soktu, ikinci yaratik tirpani ile Thenaris’in kafasini ucurmak uzereydi ki Thenaris bir anda kayboldu ve yaratigin arkasinda ortaya cikarak kafasini kopardi. yaratiklarin ikiside oldugunde Thenaris bir an dengesini kaybetti ve dizustu coktu daha sonra tekrar kalkarak yakinlardaki bir kayaliga yaslandi. Grup hizla yanina yaklasti. Thenaris Rasputin’i bir kenara cekerek bunun son gorusmeleri olabilecegini, burda Harrowzau’yu yenerlerse Silver Death’leri bir daha duymayacagini soyledi. Grubun ana dusmani Xaxis ile ilgili biraz bilgi alan Thenaris ortadan kaybolmadan once Harrowzau’yu sadece zayiflatmalarini ama asla oldurmemelerini soyledi. Soyledigine gore Silver Deathlerin yasami bu yaratikla direk baglantiliydi. Grup onlerindeki savasi tartarken bir yandan da koruma buyulerini yapiyor ve olabildigince avantajli baslamaya calisiyorlardi. Daha once kurtarmis olduklari fire elementallarda Harrowzau ile savasmakta, lavlarin arasindan gelen diger elementallarla beraber dikkatleri gruptan uzak tutmaktalardi. Gencler bir onceki savasta yaptiklari gibi Obsidius’a yapisik gitmeye karar vererek savasa atildi. Harrowzau ile ilk etapta arasindaki mesafeyi koruyan grup Obsidius ve Lakashtari’nin ataklarina bel baglamis durumdaydi. Yaratik bir ara onlara yaklasmayi denediyse de aynen geri itilip hareketsiz hale getirildi. Harrowzau’nun essiz aurasi onu etrfinda bir death brotherhood oldugu surece zarar almaz kiliyordu. Grup bu durumda Death Brotherhood yaratiklarini teker teker avlamaya karar verdi. Bu sayede Harrowzau’nun aurasi sonunda etkisiz kalacakti. Elementallar ortaligi karistirmakta cok ise yariyor, gruba gelebilecek bir cok zarari kendileri karsilayarak grubun isini kolaylastiriyorlardi. Rasputin babasinin bulundugu kucuk tunelin girisini gorebiliyordu. Savas kontrol altindaydi, derken bir patlama oldu, Lakashtari neredeyse yere dusuyordu. Tam karsilarindaki duvar parcalanarak acildi, iceriye lavlar akmaya basladi. Rasputin’in gitmek istedigi tunele dogru lavlar agir agir ilerliyordu. Grup saskinligi uzerinden atar atmaz yeni bir coskuyla saldirmaya basladi. Lakashtari Eglath’tan gelen motivasyonla Harrowzau’nun aurasini yoketmeye odaklanmisti. Obsidius iyice kontrolden cikmis ates buyuleriyle ortaligi yakip yikiyordu, dusmanlarinin resistanslarini yok sayiyor, arkadaslarini ise kendi atesinden koruyordu. Artik Obsidius’un etrafinda toplanmayi birakmislardi. Rasputin gurzunu yanindaki yaratigin kafasina gecirip arkadaslarina dondu ve “Lavlar tunele dolmadan babama gitmeliyim” dedi. Eglath “Git!” dedi, bir yandan gozlerine akan terleri siliyordu, yuzunun sol tarafi biraz yanmisti. Bir barbarin gulumseyebilecegi kadar gulumsedi “Biz burayi hallederiz!” dedi. Obsidius salyalar akitarak atesler sacmaya devam ediyordu, Rasputin’e pek ilgi gostermedi. Lakashtari alevlerle dalgalanan saclari arasindan Rasputin’e onaylayan bir bakis atti. Rasputin kosarak tunele girdi ve gozden kayboldu. Eglath kilicini kaldirdi, yanindaki yaratigi boylu boyunca kesti. Actigi yaradan iceri obsidius’un alev dalgalari hucum etti ve yaratigi icten kavurdu. O sirada Eglath’a dogru gelen bir baskasi beynine aldigi bir darbeyle yere yigildi. Eglath Lakashtari’ye dondu, orb’undan dumanlar tutuyordu, basiyla onayladi. Tam o anda karsilarindaki duvar tekrar patladi. Bu kez lavlar magaranin ortasina kadar gelmisti, Rasputin’in gittigi tunelin agzindan asagiya dogru akmaya baslamislardi. Grubun zamani azaliyordu. Eglath Harrowzau’ya charge etti. Yeni gelen lavlarin arasindan 4 fire elemental firladi ve Harrowzau’ya saldirdilar. Lakashtari elementallarin arasindan siyrilarak kendisini Obsidius’u guvenli aurasina atti. Sirtlarini sol taraflarindaki duvara vermislerdi, gozleri tuneldeydi, gitmeleri gerekiyordu, burasi her an baslarina yikilacak gibiydi. Eglath Harrowzau ile karsilikli carpisiyordu. Thenaris’in gelmeyeceginden suphelenmeye baslamisti. Yaratigin staffi kafasina inecekken yavasladi, Lakashtari konsantrasyonunu saglayabilmek icin aci ceker bir haldeydi, Obsidius firsati gorup yaratigin kafasinda bir alev topu patlatti. Harrowzau kafasini geri attiginda Eglath aradigi firsati buldu ve kilicina genis bir daire cizdirerek yaratigin karnini yardi. Kulaklari sagir eden bir ciglikla beraber muthis bir patlama magarayi doldurdu. Obsidius ve Lakashtari’nin yaninda durduklari duvar buyuk bir gurultuyle patladi. Ikiside patlamanin etkisiyle karsi duvara sertce carpip yere dustuler. Lavlar Eglath’in ayaklarinin dibine kadar gelmisti, panik halde etrafina bakindi ve o anda Thenaris’i gordu. Sagindaki kayalarin arasindan bir anda ortaya cikti, tek elinde kilici diger elinde ise parlak yesil bir kristal tutuyordu. Fire elementallara dogru donup elinin tek hareketiyle dordunu de parcalara ayirdi. Harrowzau’ya dogru kostu ve kristali yukari kaldirdi. Yaratik bir ciglik atarak geriledi. O anda Eglath ile gozgoze gelen Thenaris “Kos” dedi. Eglath’in beklemeye niyeti yoktu, kosarak Obsidius ve Lakashtari’yi ayaga kaldirdi. Lavlar tunelden asagiya kopurerek akiyordu. Obsidius’un aurasindan yararlanarak lavlarin icine zarar almadan daldilar ve tunelden asagiya kosmaya basladilar.
Rasputin dar tunelde uzun sure kosmus, yanmis olu yada olmek uzere madencilerin yanindan gecmisti. Babasini nasil taniyacagini bile bilmiyordu ama dusunecek zamani yoktu. Tunelin sonuna geldiginde nefes nefeseydi, karsisinda demir bir kafes ve icinde bir kosede sinmis yasli bir adam vardi. Heyacandan ne diyecegini bilemiyordu. “Baba” dedi “Benim”. Adam ona tanimaz ve biraz cildirmis gozlerle bakiyordu. Sayikliyip duruyordu. “ihanet etti bize, bizi kandirdi!!! (Khhhollum!! Khhhollumm!! :D )” Rasputin babasinin haline inanamiyordu, bir kolu kesilmisti ve tek gozu kordu. Arkadaslarinin kosan ayak seslerini duydugunda gurzuyle kilidi kirdi. Eglath ona yetismisti, “Lavlar geliyor, gitmeliyiz” dedi. Babasini ordan cikardilar ve etraflarini lavlar sarip geride kalan zavalli madencileri yutarken onlar guvenle Lady Alustriel’in yatak odasina isinlandilar.
Lady Alustriel grubun zamansiz gelip gitmelerine alismis ve uygunsuz bir durumda yakalanmamak icin magical bir alarm kurmustu, boylelikle grup rituele basladiginda en azindan toparlanmak icin bir 5 dakikasi oluyordu. Yanindaki cuceyi tekmeledi, “gitmen lazim misafirlerim gelicek” dedi. Cuce karmakarisik sac ve sakalinin arasindan gorunen tek gozuyle garip garip bakti. “Bu saatte mi? burda mi? n…” Alustriel onu susturdu ve hizlica odadan gonderdi. giyinip masasinin basina gecip calisiyor numarasi yapmaya basladi.
Grup yine odaya palas pandiras girmisti, Alustriel yerinde zipladi. Rasputin masaya kostu, “Lady’m bu benim babam, kendisini silver deathlerin zindanlarindan kurtardim ama durumu hic iyi degil, akli gitmis” dedi. Lady Alustriel grubu biraz sakinlestirdikten sonra babasi icin rahipleri ayarlayacagini soyledi. Babasinin taniyabilecegi birini sordugunda Rasputin Galimore’dan bahsetti. Lady onuda buraya getirtecegini soyledi. Bu sirada Grup icin kotu haberleri vardi, yakin zamanda bir haberci gelmisti, Xaxis Mithral Hall’a saldiriyordu ve Bruneor Battlehammer cucelerin buyuk krali Eglath’i ve tebasini (ehehe) yardima cagiriyordu. Mithrall Hall’a davet edilmek buyuk bir onurdu. Grup zaten cucelere kendilerini oldukca yakin hissediyorlardi bu nedenle en yakin zamanda yola cikmaya karar verdiler. Lady Alustriel Mithrall Hall’in girisini kendi baslarina bulmalarinin imkansiz oldugunu bu nedenle bir kac gun icinde onlari oraya goturecek bir cuce kafilesinin gelecegini soyledikten sonra grubu yolcu etti. Dinlenip ertesi gun ugramalarini soyledi.
Grup o gece deliksiz uyumustu, yorgunluktan oluyorlardi. Ertesi sabah erkenden evin kapisi yumruklandi. Alustriel onlari acil cagiriyordu. esyalarini toplayip hemen evden ciktilar, bir an portal staff’i ile gitmeyi dusunduler ama vazgectiler. Alustriel’in odasina vardiklarinda Galimore onlari bekliyordu. Rasputin’e sarildi “Seni gormek cok guzel evlat” dedi. Eglath o arada Rasputin’in kulagina “heheheh simdi bu senin baban degil dermis eheehe” dedi Rasputin sesli gulmustu ama Galimore ciddiydi. “Rasputin bu senin baban degil” dedi. Hepsi oylece bakiyorlardi, Galimore devam etti. “Bu adamcagiz bir madenciymis, zamaninda madende birisi yanina gelmis ve ona bir takim esyalar vererek yerine gecmesini soylemis, karsiliginda bir cok sey vaad etmis. kabul ettikten kisa bir sure sonra muhafizlar adami yakalamis ve bir zindana atmislar. adam gercegi soylemis ama inanmamislar, yillarca agir iskence gormus ama sonuc alamayinca madenlere geri gondermisler. Malesef bu senin baban degil” Rasputin cokmustu, o kadar badire atlattiktan lavlara karsi kostuktan sonra yine babasini bulamamisti. Galimore’a dondu “Bana babami anlat” dedi. Galimore "Baban su siralar oldukca yasli olmali, saclari coktan beyazlamistir ama eskiden kizil kahve rengiydi. Baktiginda insani hapseden Derin acik mavi gozleri vardi, yapiliydi ama orta boyluydu. Khazid’hea nin son sahibiydi (http://forgottenrealms.wikia.com/wiki/Khazid’hea Kazidhea ). Grupta herkesin agzi acik kalmisti, Galimore’un bahsettigi kisi Thenaris’in ta kendisiydi, ama Thenaris Silver Death’lerin basiydi. Rasputin sacini basini yoluyor ama hicbir anlam cikaramiyordu, Galimore’a Thenaris’ten bahsettiler ama Galimore adamin adini tanimadi. Yillar once babasini ararken Neverwinter’da Silver Death’lerin basina yasli birinin gectigi dedikodusunu duymus ama adami asla gormemisti. Rasputin Thenaris’in genc oldugunu soyledi, belkide babasi degil kardesiydi. Alustriel’in calisma odasi bagirislar ve tartismalar icinde yutuldu.

##
cimenler agir cizmelerinin altinda eziliyordu, yanlarindan gecerken basiyla hafif bir selam verdi, bir kac adim iceri girdikten sonra kilicini cekti. o merdivenlerden inerken kopan kafalardan biri merdivenlerden seke seke asagi iniyordu.
##

View
Oyun 34 - Baba icin

Grup bir hafta sonra herkes toparlandiginda silver death magarasinin yanina ormanin icine geri teleport oldu. Bir kac dakika sonra sanki hep orada beklemis gibi Thenaris ortaya cikti. Thenaris’in onderliginde madenlerin gizli girisinin bulundugu, dagin sag yamacinda bir oyuga girdiler. Thenaris gruptan son kata inmelerini ve orayi temizlemelerini istiyordu. Rasputin babasini burada bulacakti. Ilk iki kati mumkun oldugunca gizlilik icinde gecmelerini onerip ortadan kaybolmadan once, yapacaklari son savasta onlara yardimci olmaya calisacagini soyledi.
Grup tunellerden ilerlemeye baslamisti. Ilk kat oldukca kalabalikti ve ana tuneller mesalelerle aydinlaniyordu. Obsidius Arueth’in yoklugunda grubun hobbiti olmus (:D ) sessizce onden ilerlemekteydi. Ana tunellere iyice yaklastiginda etraftan gecenleri incelemeye basladi. El arabalariyla madenciler sikca geciyordu, onlarin aralarina karisma olasiliklari pek yoktu, fazla dikkat cekecekleri asikardi. Tam geri donmek uzereyken ileriden bir muhafiz grubunun yaklastigini gordu. 5 kisiydiler ve yanlarinda bir golem vardi. Hepsi kum renklerinde zirhlar giymis ve agizlarini bir ortuyle kapatmislardi. Obsidius nefes bile almadan parali asklerlerin gecmesini bekledi. 10 dakika daha bekleyen Obsidius, adamlarin halka seklinde donduklerini farkedince grubun yanina geri dondu. Tunelden cikislarini iyi zamanlamalari gerekecekti. Muhafizlarin bir sonraki gecisinde hepsi tam ters yone dogru hizli adimlarla ilerlemeye basladilar. Muhafizlar tekrar onlerine cikmadan bir kac dakikalari vardi. Biraz ilerlediklerinde baska bir muhafiz grubunun ileride dolastigini gorduler. Gozlerine kestirdikleri bir kayaligin arkasina saklanarak iki grubunda gorus alanindan ciktilar. Bir sonraki zaman geldiginde karsilarindaki ilk koridora daldilar. Sanslari yaver gitmis ve alt kata gecisi bulmuslardi. Girisi kapayan kapi acikti, asagiya dogru yollandilar.
ikinci kat daha karanlik ve daha tenhaydi. Obsidius ciktiklari tunelin ucuna kadar gidip beklemeye basladi. bir sure sonra bu kattaki muhafizlar gecmeye basladi. silver death ve death brotherhood dan olusan bir gruptu bu, Obsidius sessizce gecmelerini bekledi. Gectiklerinde onlarin pesinden sessizce sola dogru devam etti. Tam bir acikliga cikmak uzereydiki tunelin yukarisindan gelen baska bir grup ile karsilasti. Hizla geri donup bir kayanin arkasina saklandi. Ikinci grubun icinde havada suzulen bir kuru kafa vardi ve bu Obsidius’un ilgisini cekmisti. Grup gectikten sonra kuru kafayi incelemek isteyerek ileri cikti. Fakat yaratik ayni anda birseyler sezerek ona dogru dondu. Obsidius kendini yere atti ve surune surune kayalarin arasina geri dondu. Bir yandanda blurr buyusunu yaparak gorunmez oldu. muhafizlar bir kac dakika daha etrafa bakindiktan sonra yollarina devam ettiler. Obsidius arkadaslarinin yanina donup gitmeye hazir olduklarini isaret etti. Rasputin sola gidelim derken Eglath once sag tarafi kontrol etmelerinde israrciydi. Oncelikle sag tarafa ilerlediler. hemen onlerine cikan ikinci bir tunele girdiler fakat bu bir kazi tuneliydi ve ici madencilerle doluydu. Adamlar bir sure gruba baktilar ama sonra islerine devam etmeye karar verdiler. Grup burdan geri cikarak once ilk geldikleri tunele sonrada sola dogru ilerlemeye basladilar. acikliga ciktiklarinda duvar diplerinden lavlarin iceri sizmaya basladigini gorduler. etrafi kolacan ede ede ilerliyorlardi amaclari karsilarindaki tuneldi fakat bunun icin bir onceki muhafiz gurubunun arkasindan gecmeleri gerekiyordu. Obsidius ustun gizlilik yeteneklerini kullanarak koseden durumu kolacan etmeye karar verdigi sirada yine ayni ucan kuru kafa ile goz goze geldiler. Aralarinda en az 100 metre mesafe vardi ve ortam oldukca karanlikti ama yinede yaratigin yanindaki silver deathler onlara dogru ilerlemeye baslamisti. Hizlica karar vermeleri gerekiyordu, arkadaki muhafiz grubunun gorus alanina girmeleri an meselesiydi. Obsidius koridora firlayarak karsi duvardaki lavlara dogru kostu, elindeki staff sayesinde atesten etkilenmiyordu, lavlarin icine dalarak gozden kayboldu. Bu sirada grubun geri kalani kayalarin diger tarafindan dolasarak hizli adimlarla iki grubunda gorus alanindan cikmaya calisiyordu. karsilarindaki tunele gitme plani simdilik imkansizdi bu nedenle daha ilerdeki baska bir girisi denemeye karar verdiler. Kisitli zamanlari vardi, Obsidius’u arayan grup asagi dogru ilerler ilerlemez one atildilar ve kendilerini baska bir kayaligin arkasina attilar. Bu sirada tunelin yukarisindan gelen ucuncu bir grup oldugunu farkettiler. hareket edebilecekleri alanlar gitgide daraliyordu. en yakindalarindaki oyuga girip beklemeye basladilar. Bu sirada Obsidius muhafizlarin onu aramayi birakmasindan sonra ilk girmeyi planladiklari tunele dogru gitti ve asagiya inisin burda oldugunu gordu. Bu sirada Lakashtari kendisiyle telepatik bir iletisim kurmaya calisiyordu. Obsidius olduklari yerde kalmalarini, onlari almaya gelecegini soyledi. Yine muhafizlarin gecislerini dikkatle bekleyerek grubun geri kalaninin bulundugu oyuga ulasti. Burdan sonra hepberaber, kayalardan kayalara gizlenerek ilerlediler ve stresli dakikalar sonunda asagiya giden tunele ulastilar. Tunelin agzindan hatiri sayilir bir sicaklik geliyordu. Dikkatlice asagiya indiler, bu kat bir cok yerden lavlar tarafindan yutulmaktaydi. Acikliga geldiklerinde sol taraflarinda oldukca uzun ve genis bir tunel vardi, sonunda ise death brotherhood’dan bir cok yaratikla beraber daha once gormedikleri buyuk bir yaratik fire elementallarla savasmaktaydi. Bu Thenaris’in bahsettigi Harrowzau olmaliydi, yok etmeleri gereken yaratik buydu. Grup oncelikle tam karsilarindaki kisa koridora dogru ilerledi, burdan bazi sesler gelmekteydi. Biraz ilerlediklerinde zincirlerle tutsak edilmis 3 elemental ve onlarinda basinda death brotherhood’dan 6 yaratikla karsilastilar. Grup bir savas narasiyla yaratiklara saldirdi, yaratiklarin alev buyulerinden korunmak icin hepsi Obsidius’un yaninda savasiyordu. Obsidius durumun ciddiyetinin farkinda olsa da yaratiklarin bu kadar yakininda durmak zorunda olmasi onu rahatsiz etmekteydi. Rasputin ve Eglath onde duruyor, yanlarina yaklasanlari kilic ve gurzleriyle darmadagin ediyorlardi, uzaktan savasanlara ise Obsidius ve Lakashtari cevap veriyordu. Bugun moraller yuksekti, kimse iska gecmiyordu. Yaratiklarin tek avantaji insan ustu drencleri ve regenerasyon yetenekleri idi. Grup guclerini teker teker her birinin uzerinde yogunlastirarak yaratiklari birer birer indirdi. Savas bittiginde gucleri tukenmisti ama kayiplari yoktu. Yaratiklardan dusen bir tirpan ve gurzu cantalarina atip fire elementallarin zincirlerini kirdilar. Fire elementallar gruba hicbir ilgi gostermeksizin diger buyuk savasin oldugu tarafa dogru ilerlediler. Grup bithap dusmustu portal staffini kullanarak Silverymoon’a isinlandilar. amaclari burada dinlenip geri gelmekti.

##Devami Haftaya##

View
Oyun 33 - Dostlar icin zamana karsi yaris

##13. gun (Ermana giden email)##
soguk ve islak zindanda 13. geceydi. yine bir oksuruk nobetiyle iki buklum oldu, cigerlerinden gelen kanin tadini alabiliyordu. elleri bagliydi. Hergun icirdikleri korkunc karisim aklini toplamasina engel oluyordu. kirik kaburgalar, yuzunun sol tarafi ve kesik parmagi acimasizca sizliyordu. 3 gun once Obsidius’un inlemelerini duymaz olmustu, buraya geldiklerinden beri onu gorememisti. Rasputine iskence yapan adam, simdi onun durdugu yerde yillar once babasinin durdugunu soylemisti ve onun babasina gore cok sansli oldugunu eklemisti. Babasinin buraya 3 kisi tarafindan anca zapt edilerek getirildigini, canta gibi tasinarak goturuldugunu soyledi. Rasputin’e hergun ertesu gun olecegini soyluyordu. Rasputin zamaninin azaldigini hissediyordu.

##
Cok zamanlari kalmadigini anlayan Grup once Silverymoon’a isinlanip Lady Alustriel’e Astrid’in cesediyle beraber iki buyucuyu teslim etti. Daha sonra portal staffini tekrar kullanarak ormanin icine tekrar isinlandi ve ellerindeki haritayi kullanarak saatlerce arkadsalarinin tutsak tutuldugu yeri aradilar. Saatler hizla akip giderken hicbirseye ulasamadilar. Astrid’in masasinda bulduklari mektuplardan yola cikarak madenlere gitmeye karar verdiler. Belki madenlerin basindaki adamin bu isle direk baglantisi olabilirdi. bir kac saatlik cetin bir yuruyusten sonra madenlerin oldugu kasabaya vardilar. Burasi Neverwinter’in kuzey dogusundaydi ve gorunuse gore sehirle arasinda surekli at arabasi trafigi donuyordu. Sehrin beyaz zirhli guardlari maden kasabasinin etrafini da korumaktaydi. Madenin dagin yamacindaki dev agzindan giren cikanlarin haddi hesabi yoktu. Disari cikanlar genelde el arabalari tasimaktaydilar ve yanlarinda parali askerlere benzeyen korumalar vardi. Grup kalabaliga karisarak iscilerden birini durdurdu. Parali asker olmak istediklerini soyleyerek madenlerle ilgili bir kac soru sordular ve yetkili birilerine nasil iulasabileceklerini ogrenmeye calistilar. Sivesi her dakika degisen garip adamin bildigi cok birsey yoktu, sehirde bir han oldugunu ordan yazildiklarini ve direk ise geldiklerini soyluyordu. Daha sonra binalardan birinden cikan amirini gorunce grubu ona yonlendirip ayrildi. Grup bu gobekli amire dogru yaklasti ama bu adami kandirmanin cok bir yolu yoktu bu nedenle Lakashtari adamin icine girdi. hizlica bir plan yaparak madenlere dogru ilerlemeye basladilar. Amirin disindakileri yeni parali askermis gibi gostereceklerdi. madenin agzina dogru cikarken amirin tanidigi bir kac kisiyle karsilassalarda durumu idare ettiler. Amirin mudurunu ariyorlardi ve kime sordularsa “altinlarinin ordadir” cevabini aliyorlardi. Tek sorun altinlarin nerede oldugunu bilmemeleriydi. Magaranin agzindan girerlerken karsilarindaki masada bir gorevlinin iceri girenlerin degerli esyalarini ve para keselerini topladigini gorduler. Amirin icindeki Lakashtari aninda duraklamisti, herkes ilerlemesini isaret ediyor dikkat cekmemek icin ecel terleri dokuyorlardi ama Lakashtari kimildayacak gibi degildi, onundeki masanin etrafindan dolasabilecek yollar bakiniyordu, hicbir degerli esyadan vazgecemeye niyetli degildi. Bu sirada arkalarindan birinin amire seslendigini duyduklarinda buz kestiler. Yavas yavas donduklerinde karsilarinda deri zirhlar icinde orta boylu genc bir adam vardi, kizil kahve uzun saclari yuzunun cogunu orten kukuletasinin icinden asagiya uzaniyordu. dogal olamayacak kadar parlak mavi gozleri kukuletanin karanligindan onlara bakiyordu. “Beni takip et” diyerek magaradan disari dogru yurumeye basladi. Grup bir saniye tereddut etsede cok fazla bir secenekleri olmadgini dusunerek adami takip ettiler. Sonucta eger adam aradiklari kisiyse ne alaydi, eger baslarina bela olacak baska biriyse de icabina bakarlardi. Adam onlari buyuk binalardan birinin arkasina goturdu, sonunda durdugunda herkesin eli silahlarindaydi. Adam “benim adim Thenaris” dedi. “Rasputin ile bulusacak olan kisi bendim ama bazi isler ters gitti. Birseylerden suphelendigim icin yerime birini yerlestirmistim, kamp yerini uzaktan izliyordum. Astrid’i gorunce hic sasirmadim. Neyseki onun icabina bakmissiniz, tebrik ederim” Grup adamin bu bilgiyi nasil bu kadar cabuk ogrendigine hayret etti. Adam “Rasputin ve Obsidius’un nerede tutuldugunu biliyorum, benim adamlarim tarafindan tutuluyor” diye devam etti. “Tabiki bu benim elimde olan bir durum degil, bir sure islerimi gizlilikle halletmeye karar verdim. Eger Rasputin’i kurtardiktan sonra onunla yaptigimiz anlasmayi onurlandirirsaniz size nerde olduklarini gosteririm.” Grup onceliklerinin onlari kurtarmak oldugunu ama sonrasinda aralarindaki anlasma neyse kendi paylarina duseni yapacaklarini soyledi. Thenaris bir sure amirin icindeki Lakashtari’ye bakti. “iyi numara, onuda yaninda getir ben daha sonra icabina bakarim” dedi. Beraber tekrar ormanin icine daldilar. uzunca bir yuruyusten sonra siradan bir kayaligin yanina geldiler. Thenaris buranin uzun zamandir onlarin mekani oldugunu ve icerisinin kalabalik oldugunu soyledi. Onlara gizli bir gecit gosterecegini, gecitten gectikten sonra saga donmelerini ve koridoru takip etmelerini soyledi. Olurda sola donerlerse diger silver deathlere rastlayacaklardi ve Thenaris bunun asla olmamasini rica etmekteydi. Olabildigince az adaminin zarar gormesi konusunda israrciydi ama asagida arkadaslarini koruyan muhafizlarin mutlak oldurulmelerini istedi. Ayrica karsilarina cikacak Silver Deathlerin duvarlardan gecebildiklerini bu nedenle savasin cabuk bitmesinin yararlarina olacagini soyledi. Grup arkadaslarinin yerini buldugundan iceri girmeden once biraz dinlenmeye karar verdi. Hazir olunca gizli gecidi kullanarak icerideki yapinin tuvaletlerinden birinden ciktilar. Thenaris’in soyledigi gibi sag koridoru kullanarak asagiya indiler. Merdivenlerde hazirlanirlarken Monk gruptan once giderek gizli bir sekilde asagiyi inceledi. Gorunuse gore asagida 4 Silver Death ve bir Golem vardi. Silver Deathlerden ikisi yerde yatan Rasputin’i dovmekteydi. diger ikisi odanin ortasinda Golem’in iki yaninda duruyordu. Monk en ufak bir ses cikarmadan biraz daha ilerledi ve zindaninda hareketsiz yatan Obsidius’u gordu. bir kac saniye daha ortami inceledikten sonra arkadaslarinin yanina cikti. Durumu alattiginda Eglath ve Lakashtari’yi artik tutacak bir kuvvet kalmamisti. Merdivenlerden asagiya bir kac saniyede inip dusmanlarini hazirliksiz yakaladilar. Druid bir pantere donusmus on saflardaki dusmanlarinin uzerinden atlayarak Rasputin’in yanindakilere kadar ulasmisti. Eglath Silver Deathlere charge ederken, Kris Golem’i teketek alasagi edebilecegine guvenerek ortama girdi. Lakashtari icerideki Kaos’a kaos katiyor, Monk ise sanki bir dusmandan digerine isinlaniyordu. Beklediklerinden daha cetin bir savas olmus, Rasputin’in iyilestirme yeteneklerinin yoklugunu Druid ve Monk’un exotic yetenekleri sayesinde hissetmemislerdi. Hicbiri kacamadan 4 Silver Death’i de yere serip hep beraber Golemi parcaladilar. Rasputin’in yanina vardiklarinda sayikliyordu ama ayikti. Eglath bir kac kaburgasinin kirik oldugunu ve kesik parmaginin iltahaplandigini anlamisti, yuzunun yan tarafida bakilmaz haldeydi. Obsidius’un yanina gitti, buyucu rahibe gore cok daha kotu durumdaydi, cok kan kaybetmis, ac ve susuz kalmisti, bundan sonraki bir kac saati dahi atlatamayabilirdi. Sirtindaki ve baldirindaki yaralar cok ciddiydi bilincide yerine gelmiyordu. Hala savas sirasinda Lakashtari’nin zorla icirmeye calistigi healing potionlari kusmaktaydi. Fazla gurultu cikarmamaya dikkat ederek geldikleri yoldan geri ciktilar. Rasputin yari baygin, "babaam, babacigguumm, astriiiiddd aaannaannii.. " diye sayiklamaktaydi.
Gecitten tekrar gun isina ciktiklarinda Thenaris onlari beklemekteydi. ikisininde kurtulmus oldugunu gorunce gulumsedi. Rasputin’e babasinin hala yasadigini ve madenlerin en alt katinda tutsak oldugunu soyledi. Anlattigina gore fiziksel ve zihinsel olarak pek iyi durumda degildi. Daha sonra onlara verdikleri sozu hatirlatti. Eglath once arkadaslarini iyilestireceklerini sonra ne soz verdilerse tutacaklarini soyledi. Thenaris egilerek selam verdi ve en gec bir hafta sonra bekledigini soylerek agaclarin arasinda kayboldu. Lakashtari Silverymoon’a portal acti, Lady Alustriel bu kez Rasputin ve Obsidius’un harap olmus bedenleriyle karsilasmisti. Silverymoon’da gecirdikleri bir hafta boyunca Rasputin’in kirik kemikleri iyilesirken, Obsidius bulundugu komadan zorda olsa cikti. Ikiside kendilerini cok yorgun hissetmekteydiler, 15 gunluk iskence vucutlarinin direncini tamir olmaz sekilde kirmisti. cok cabuk yoruluyorlar, uzun sure konsantre olmakta zorlaniyorlardi (uuuu bu bir nedir? ;) ). Ama Rasputin daha fazla bekleyemeyeceginden emindi babasi oralarda bir yerlerdeydi ve onu bulmaya bu kez cok yakindi.

##Devami Haftaya#

View
Oyun-32 Eglath'in liderligi, Rasputin ve Obsidius'un kaderi

Silverymoon’a geri isinlanan grup sonunda kilictan kurtulmus olmanin huzuru icindeydi ama kaybedecekleri vakit yoktu. Eglath yoklugu farkedilmeden kabilesine donmeli, Rasputin’de Thenaris’i kacirmamis olmanin umuduyla Neverwinter’a dogru yol almaliydi. Eglath Alustriel’den babasini kendisine gondermesini rica etti. Daha sonra hep beraber Ten Towns’daki evlerine isinlandilar. Rasputin ve onunla gitmeye karar vermis olan Obsidius Eglath ve Lakashtari ile vedalasti ve yola koyuldular.

##burasi Ozgur ve Erman’a ozel gonderdigim email’dan##

Rasputin Thenaris’in onu bekleyecegini soyledigi kayaliga dogru hizli adimlarla ilerliyordu, Obsidius ona yetismek icin neredeyse kosmak zorundaydi. Kayaliklara vardilar, dar patikadan yavas yavas yukari tirmandilar. yukaridaki acikliga geldiklerinde Rasputin’in gece konustugu adami bir atesin basinda buldular. Rasputin bir yandan adamin yanina dogru giderken bir yandan da “Gitmemissin…” diyerek soze basladi ama adamin yanina vardiginda cumlesi yarim kalmisti, Onunde oturan adamin yuzu kafatasinin icerisine gocmus kanli bir pelteden ibaretti ve kalbinde mucevher kapli bir hancer sapliydi. Rasputin’in faltasi gibi acilmis gozlerini goren Obsidius ileri dogru hareketleniyorduki yaylarindan firlayan arbalet oklarinin sesi kulaklarini doldurdu. Koca bir ok Obsidius’un kurek kemiklerinin arasina saplandi, bir baska ok baldirina girmisti. Rasputin’in oldugu yone baktiginda rahibin elleri ve ayaklari uzerine dusmus oldugunu gordu. Tepesinde ise 3 metrelik bir golem durmaktaydi, orumcek aglariyla kapli bir golemdi bu. Dizlerinin uzerine kalkti ve scorching burst buyusunu yapmaya baslamisti ki kafasinin arkasinda bir balyoz patladi. ellerinden cikan alevler yandaki bir kayayi kavurup karartirken, Obsidius yere yigildi.

Rasputin zor nefes aliyordu. Obsidius’a isabet eden oklari gordugunde bir hisimla gurzunu cikarmisti ama o anda dev golem karsisinda yoktan meydana geldi ve kaya kadar sert yumrugunu gogsune indirdi. Yere kapaklanmisti, cigerleri kanla doluydu, tekrar dogrulmaya calisti, bir yandan da bir duayi aklina getirmeye calisiyordu. Derken Golem’in yumrugu kafasinda patladi. Yerin ayaklarinin altindan kaydigini hissetti, bir an sonra yuzu karlara gomulmustu, etrafi kipkirmiziydi. O sirada “Yeter” diye bir ses duyuldu. Golem bir adim geri atti. Tanidik bir sesti bu, Rasputin elinden gelen tum gucuyle vucudunu cevirdi ve sesin geldigi yone dogru bakti. Zendebar yuzunde tatminkar bir ifadeyle ona dogru ilerliyordu, atesin basindaki adama vardiginda hancerini kalbinden cekip aldi. Rasputin’in yanina geldi. “Babani ariyormussun, bana soylemen yeterliydi” diyip bir kahkaha atti. Sonra kalkip barbar koyune dogru bakti. “Cok yaklasmistim, ordumu elimden cekip aldiniz, ama hersey burda bitmedi.” egilip Rasputin’in baba yadigari kolyesini boynundan koparip aldi. “Eglath sevgili arkadaslarinin yardima muhtac oldugunu ogrendiginde kosa kosa cikacak o deliginden, bunun icin gerekirse seni parca parca ona gondericem, ve o tuzagima dustugunde bende benim olani geri alicam” Rasputin bilincinin kapandigini hissediyordu, son bir kez Obsidius’a bakti kimildamiyordu. Zendebar’in “baglayin onlari” dedigini duydugunda karanliga gomulmustu.

####

Eglath konseye gitmeden once Ejderhanin hazinesiyle ilgili bir plan yapmisti, bir yandanda pesini hic birakmayan ve surekli kendisine soz verilen 1 milyon altini isteyen Kris ile ugrasmak zorundaydi. Adam her gecen dakika daha da israrci oluyordu. Eglath Rakhmar’dan en guvendigi bir kac adamini ona getirmesini istedi, adamlar geldiginde onlarla beraber ejderhanin magarasina isinlandilar ve cuvallara doldurabildikleri kadar altin ve degerli esyayi Konsey binasinin mahsenine geri getirdiler. Eglath bu arada yanindaki adamlarin ejderhanin hazinesinden uzerlerine zirh ve kilic almalarina izin verdi. Kris artik kapilari yumruklamaya baslamisti. Sonunda Eglath Kris’i kenara cekti ve eger simdi ona 1 milyon altin verirse kapidan cikar cikmaz soyulacagini belkide oldurulecegini soyledi, sen buralarin tanrilarini bilmezsin diye de uyardi. Ama Kris laf dinlemiyordu, en sonunda Eglath ona 200bin altin degerinde bir cuval verdi ve basindan savdi. Kris cuvalini yuklendigi gibi kendini disari atti, cok mutluydu. Kendini hemen sehir duvarlarinin arkasina gole yakin bir yere dogru atti, burada buyukce bir kaya belirleyip kuzeye dogru 50 adim saydi ve bir agacin altina geldi. Hazinesini gommek icin harika bir yerdi. Karlari kazmak icin egildigi sirada basinin arkasindan ani bir aciyla bayildi. Gozlerini actiginda cigerlerine su doldu, bir kac saniye neler oldugunu anlayamazken, boguldugunun farkindaydi. Gorunuse gore golun dibindeydi ve ayagina bir ip baglanmisti. Ipin diger ucu ise golun dibindeki bir kayaya bagliydi. Fazla vakti olmadigini anlar anlamaz ipi asilarak kopardi ve yukari dogru yuzmeye basladi. Neyseki iyi bir yuzucuydu ve cok gecmeden yuzeye cikmayi basardi. Kilici golun dibinde kalmisti ama su an alamayacak kadar bitkindi, Eglath nasil olsa ona yeni bir tane verirdi, cok dert etmedi. Kendini karaya ceker cekmez cuvalini koydugu agaca kostu ama ortada ne cuval vardi nede altinlar.

Bu sirada Eglath Konsey toplantisina girmek uzereydi. Oncelikle Rakhmar ile konusarak bir cok konuda fikrini aldi, insanlarin ne yapacagi ve kalacaklari yer, ordunun ne olacagi ve baslarina kimin gececegi, Frost giantlarla olan savasin nasil devam edecegi, para, zirh ve maden olayini nasil cozecekleri. Lakashtari’de bir yandan kulagina, kapilardan harac kesmesi ve sehir duvarlarini saglamlastirmasi konusunda baski yapmaktaydi. Eglath iyice daraldigini hissetti politika yabanci oldugu bir konuydu. Sonunda konsey toplantisi basladi, insanlarda bu kez temsil ediliyordu, yeni liderleri Eglath sayesinde eski gunlere geri donme umudundaydilar. Tabiki Ayi kabilesi de ordaydi ve Eglath’in her cumlesine karsi cikiyor ve asagliyorlardi. Eglath konseyde insanlara sehirlerden birini verecegini ve balik ticaretini yenden acacagini bildirdi. Insanlar artik kole olmayacakti. Toplanan baliklarla Forst giantlara gidilecek ve ticaret umuduyla baris saglanmaya calisilacakti. Ordu Xaxis’e karsi olan savasta kullanilacak bu nedenle de basinda bir kumandan olacakti. Eglath artik paralarinin oldugunu bu nedenle ilk etapta maden kaynagini baska bir yoldan saglamaya calisacagini soyledi. Bu sirada Ayi kabilesinin yeni lideri bir altin cuvalini masaya atti ve “Iste yeni liderimiz altinimizi boyle degerlendiriyor” diye bagirdi. Iddia ettigine gore bu cuvali birinin sirtinda sehiri terkederken yakalamislardi. Eglath cuvali direk tanimis ve Kris’e ne oldugunu merak etmeye baslamisti. Adam baska kanli bir cuvali gostererek tasiyanin basini ona dogru firlatti. Eglath bir saniye kalbinin atmadigini hissetti, sonra cuvalin icinden cikan drow kafasini gorunce rahatladi. Adamlara bunla ilgili bir sey bilmedigini soyleyip konuyu kapatti. Ayi kabilesi burdan sonra konseyi terk etmis ama geri kalanlar Eglath’i dinlemeye devam etmisti. Bir kac saat sonra tatmin olmus bir sekilde ilk konsey toplantisindan cikti Eglath.

Ertesi gun sehre ziyaretci akini olmaya baslamisti, gelenlerin cogu Eglath’in huzuruna cikiyor ve tebriklerini iletiyorlardi. Iclerinden bir druid kendini ejderhalara adamis bir elfti, Eglath’in oldurdugu ejderhanin ruhunun artik onunla beraber oldugunu soyluyor ve onu incelemek icin izin istiyordu. Bir baskasi ise buzullarin tepesindeki gizli bir tapinaktan gelme bir monktu ve boyle buyuk bir savasci ile duelloda karsilasmanin kendisi icin buyuk onur olacagini soyluyordu, karsiliginda hizmetlerini kendisine sunuyordu. Eglath etraftakilerin duello konusundaki hevesini bildigi icin monku reddetmedi ama baska bir gune erteledi. O gun ogleden sonra sehir korumalarindan bir tanesi yanina gelerek sehrin disinda garip bir duruma, kanli bir catismanin izlerine rastladiklarini soylediler. Eglath’in bakmasi konusunda israrciydilar. Eglath Lakashtari,Druid ve Monk ile beraber bahsedilen yere gitti. Kayaliklara vardiklarinda etraftaki karlar bir cok yerde ezilmis, ozellikle 3 noktada ise buyuk miktarda kanla lekelenmisti. Kayalardan bir tanesi atesle kararmisti. Eglath’in icinde garip bir his vardi, birseyler tersti. uzun sure once sonmus atesin basina geldiginde burdaki iki kan golunun birinin ortasindaki kolyeyi gordu. Karnina bir bicak saplanmis gibi hisetti bir anda, bu Rasputin’in baba yadigari kolyesiydi. Hemen geri donup yanmis kayaya bakti, obsidius’un buyusu olmasi cok muhtemeldi. Elf druid izleri incelemeye basladi, Rasputin’e ait oldugunu dusundukleri kan golunun onunde iki buyuk ayak izi farketmisti, bunlarin dogal bir yaratiga ait olmadigini soyledi, ayni zamanda ayni alanda orumcek agi obekleri vardi. Eglath’in kafasi karismisti, burda bir orumcek varsa ayak izleri nerdeydi, belkide arkadaslarini orumcek aglarina sarip goturmuslerdi, evet en mantiklisi bu olmaliydi. Monk bu teoriyi begenmise benzemiyordu, Eglath’a pespese gecmisle ilgili sorular sormaya basladi, onlara zarar vermek isteyen kimler vardi, ne cesit adamlardi, hatirladiklari degisik birseyler yokmuydu, orumcek aglari hic mi bir sey ifade etmiyordu. Eglath’in aklina pek birsey gelmiyordu, izleri takip ettiler, arkalarda bir patikadan asagi iniyorlardi. devam ettikce daha cok orumcek agi ve gectikleri yerlerdeki kayalarda bir seyin surtunmesiyle olusmus cizikler ve yariklar vardi. Monk ortamda dort donuyordu, gozden kacirdiklari birsey olduguna emindi. Izlerin ilerde bir cemberle cevrilmis bir noktada yokolduklarini gorduler. Burdan isinlandiklarini tahmin ettiler. Bu sirada monk hala Eglath ve Lakashtari’yi zorlamaktaydi ama birsey cikacak gibi degildi. Derken Eglath’in aklina bir golem gelir gibi oldu, Druid ve Monk ayni anda “Golem iste bu cok mantikli baska bir sey olamaz kesin golemdir bu golem evet evet” diyerek Eglath’i desteklediler. Eglath arkadaslarini kaciranin artik Astrid (Zendebar) oldugunu biliyordu. Ten Towns’daki islerini elinden geldigince cabuk bitirip arkadaslarini aramaya kosmak zorundaydi. Ama yapacak cok is vardi, hizla kasabaya geri donduler, bundan sonraki bir hafta boyunca politik konularin bir kismini halletmeyi basaran Eglath, herseyi duzene sokmaya basladigini dusundugu bir gun bir mektup aldi, mektupta ne bir isim nede bir not vardi sadece bir parmak ve parmagin uzerinde bir yuzuk. Yuzun Rasputin’in baba yadigari yuzuguydu. Eglath artik zamanin kalmadigini anlamisti. portal staff’inin resetlenmesini bekledikten sonra Silverymoon’a isinlandi. Burda Alustriel ile konusarak Astrid’i sordu. Alustriel adami kisa bir sure sonra serbest birakmisti ve nerede oldugunu bilmiyordu. Eglath Ten Towns’daki mevcut maden sikintisini asmak icin Alustriel ile pazarlik yaparak Sundabar sehrinden maden satin aldi. Bunun icin gerekli olan altinlari ejderhanin hazinesinden saglayacaklardi. Silverymoon’da Pardraig’i de buldular ve ona Ten Towns’da ordularin basinda komutanlik teklif ettiler. Pardraig onur duydugunu soyleyip kabul etti. Butun isler halloldugunda Pardraig’i de alip Ten Towns’a geri donduler. Bir hafta daha ordaki islerle ugrasmak zorunda kalmisti Eglath, bu sirada babasi gelmis ve demircilik islerini ustlenmisti. Madenlerde ayni zamanda sehre ulasmisti. Arkadaslarinin kacirilmasindan 15 gun sonra Eglath yola cikmak icin hazirdi. Bu sirada Monk yapmalari gereken duello icin sikistirip duruyordu, Eglath sonunda daha fazla erteleyemedi ve o gun birbiriyle karsilastilar. Eglath daha once bir Monk ile karsilasmamisti, adam simdiye kadar gordugu herkesten daha hizli oldugu gibi ayni zamanda gucluydu. Eglath’in en guclu ataklarindan birinden son saniyede kurtulmus ve pespese yumruklarla onu yere sermisti. Etraftakiler Monk’u kutladilar ama Eglath bu gereksiz oyun nedeniyle kaybettigi itibari nedeniyle sinirlenerek ordan uzaklasti. Ertesi gun yanina Kris,Lakashari,Monk ve Druid’i de alarak yola cikti. Arkasinda rakhmar’i sehri yonetmesi icin birakmisti. Her beraber Luskan’a isinlandilar, oncelikle sehirde dikkat cekmeden dolasarak sokaklardan bilgi topladilar. Ogrendiklerine gore garip bir karavan yaninda siyah zirhli adamlarla sehirden cikmisti, yolda bu kafileyi gorenler olmustu ama fazla birsey bilmiyorlardi. Astrid ile yuzlesip yuzlesmemeye karar vermeden once Bara’yi gormeye karar verdiler. Bara onlari pek sicak karsilamamisti ama onlarla yinede kisa sure konustu ve Astird’in sehirde oldugunu soyledi. Sonunda grup oncelikle giden karavani atlariyla takip edip izlerini surmeye karar verdiler. yarim gun kadar yolculuk ettikten sonra sol taraflarinda yukselen dagin yamacindaki buyuk ormana daldilar. Bir iz bulmayi umdularsa da ellerine bir sey gecmemisti. Druid grubu geride birakip pantere donuserek ilerileri arastirmaya karar verdi. Bir kac saat dolastiktan sonra dagin yamacinda bir maden sehrine rastladi. Gorunuse gore Neverwinter’a baglantiliydi ve oldukca buyuk bir maden isletmesi donmekteydi. Grubun yanina geri dondu, gorduklerini anlatti ama arkadaslarinan bir ize rastlamamisti ve zaman geciyordu. Sonunda tekrar portal staffini kullanarak teleport olmaya ve Astrid ile yuzlesmeye karar verdiler.
En iyisinin hazirliksiz yakalamak adina Astrid’in calisma odasina isinlanmak oldugunu dusunerek hazirliklarini yaptilar ve isinlandilar. Astrid calisma odasinda masasinin arkasinda oturmaktaydi, grup bir anda onunde ortaya cikinca bir ciglik atarak geri dustu. Masanin onunde iki buyucu daha vardi. Astrid, “oldurun” diye bagirdi ve savas basladi. Buyuculer oldukca hazirliksiz yakalanmislardi, belliki hicbir saldiri beklemiyorlardi ve Astrid’in onlarin geldiginden haberi olmamisti. Kisa suren bir savas sonrasinda Astrid yere kapaklandi, Eglath adami tam bayiltacakken Druid’in ayarsiz bir buyusu Astrid’i diger dunyaya postaliyiverdi. Bilgiye ihtiyaci olan grup diger iki buyucuyu korkutarak savasi bitirdi ve onlari sorgulamaya basladilar. Bir yandanda Astrid’in masasini karistiriyorlardi. Astrid’in yazmakta oldugu bir mektubu gorduler, mektupta Rasputin’in ayaginin kesilmesini ve Eglath’a gonderilmesini istiyordu. baska mektuplar parca parca bilgiler ve arkadaslarinin tutuldugu bolgenin genis bir haritasini buldular. Hala tam olarak nerede olabileceklerini bilmiyorlardi ve buyuculerden birinin dedigine gore Astrid her 24 saatte bir oradakilerle konusuyordu ve bu konusma gerceklesmezse arkadaslari olecekti. Onlari bulmalari icin bir gunleri vardi.

##Devami Haftaya##

View
Oyun 31 - Labirentler, Mortughar, Azmodan

Ilk karsilastiklari yer tanidik gorunuyordu, iceri girdiklerinde bir savasi uzaktan seyrediyorlardi. bir kac saniye icinde hepsi nerede olduklarini biliyordu, burasi Rasputin’i etkisi altina alan Devil ile savastiklari yikintilardaki portal odasiydi. Kisa bir sure sonra savas goruntusu kayboldu ve karsilarinda o zaman yanlarinda savasirken onlara ihanet etmis olan Sirad durmaktaydi. Grup bu haine bulasmak istemedigi icin onlerindeki portallara dogru ilerlediler. Savasci butun bu sure boyunca yardim diledi, onu kurtarmalarini istedi, sozler verdi yalvardi ama grup orali olmadan sectikleri bir portaldan ciktilar. ciktiklari yerin sag tarafi yemyesil bir bahce, sol tarafi ise kavruk bir colle kapliydi. Birlestikleri noktada bir kuyu ve kuyunun tepesinde biri melek biri seytan tasvirinde iki heykel bulunuyordu. Kuyuya baktiklarinda siyah ve beyaz sivilarin birbirine karismadan yuzdugunu gorduler. Lakashtari disindaki herkes karsi duvardaki portallara gitmek istiyordu ama Lak kuyudan icip icmemek araasinda kalmisti. En sonunda icerideki sudan biraz alip heykellere firlatmaya karar verdi. Firlattigi su heykellerde hicbir etki yaratmamisti ama Arueth sicrayan sulardan son anda kacabildigi icin mutluydu. Eglath Lakashtari’yi cekistirip portallara surukledi ve tekrar sanslarini denediler. Bir kez daha yanlis tercih yapmislardi ve bu kez karanlik bir magaradaydilar, onlerinde simsiyah gurzuyle bir rahip yuzlerce demon ile savasmaktaydi. sayilarinin cokluguna ragmen rahibin gucu karsisinda demonlar darmadagin olmaktaydi. Obsidius okuduklari kitaptan bu adamin Ramis isimli Brostraumu’nun Eglath’tan onceki sahibi oldugunu anlamisti. Onlar daha hareket edemeden rahibin sag tarafindaki duvar patlayarak acildi ve iceri Mortughar girdi, rahip tepki veremeden dev bir mizrak vucudunu deldi ve siyah bulutlar sacan silah ellerinden yere dustu. Az sonra goruntu kaybolmus ama rahib gitmemisti. vucudundan sarkan deri parcalariyle onlara dogru gelmeye baslamis bir eliyle Eglath’in kilicini gosteriyordu. Uzun bir savas oldu, Ramis surekli olarak kendini heal ediyordu ve grup onu durduramiyordu taki Obsidius’un butun ofensiz ozelliklerini birakip sadece dusmaninin heal olmasini engelleyen buyusune odaklanmasina kadar. Magaranin sonundaki portaldan gectiklerinde yine yanlis secim yapmis olduklarini farkettiler. Bu kez altigen bir odada hapislerdi ve portallar odanin ortasinda duruorlardi. Her bir duvarda 9 harf bulunmaktaydi ve ortadaki portallarinda rengi mavi yerine kirmiziydi. Portallardan yaratiklar cikmaya basladigi sirada Obsidius “Heralde bunlardan birini soyle ittirecez” diyerek harflerden birine dokundu. duvardaki diger harfler yokolurken Obsidius’un sectigi harf yerine oturdu. Hepsi Obsidius’a bakiyordu, oda “valla sans” dercesine onlara geri bakti. Eglath Rasputin ve Lakashtari yaratiklarla savasirken Obsidius hemen diger duvardaki harfleride bularak “ihanet” kelimesini olusturdu ve portallar kirmizidan maviye donduler. Yeni portali sectiklerinde baska bir odada buldular kendilerini. Iceri girdiklerinde tavandaki 12 noktadan zehirli bir sivi akmaya basladi. Sivi bir kac saniyede tum odayi kapladi, ayak bileklerine geliyordu ve yurumeyi oldukca guclestiriyordu. Grup Lakashtari’nin buyulu diskini kullanarak zehirli sivinin yavaslatici etkisinden bir kac kisiyi kurtarmayi basardilar. Boylelikle Lakashtarinin diski ve zekice yaptiklari taktik sayesinde zehirli sivi bel hizasina ulasmadan bu odanin sonundaki portallara ulasmayi basardilar. Portaldan gectiklerinde kendilerini baska bir karanlik odada buldular. kulaklarina zincirlerin sangirtisi gelmekteydi, Rasputin’e bu ses oldukca tanidik geldi ama ismini koyamniyordu. Kisa bir sure sonra etraflarindaki mesaleler yandi ve onlerinde uzun sure once dovusup kendi dunyalarinda yendikleri devil durmaktaydi. Bu kez Devil’in dunyasinda karsilasiyorlardi. Obsidius hizli bir sekilde bir ates buyusu firlatarak Devil’in onundeki undead minionlardan bir kismini oldurdu, Rasputin ve Eglathda Kris ile beraber charge ettiler. bir kac saniye icinde tum minionlar yere serilmis sadece Devil kalmisti. Fakat grubu kotu bir supriz bekliyordu, az once yere yiktiklari undeadlerin kemiklerinden bir anda ikiser tane yeni undead olusuverdi. O andan sonra tum buyulerini ve ataklarini Devil uzerine yogunlastirarak undeadlerden uzak durmaya calistilar. Devil kendi zincir ataklarini grup ile beraber cevrelerindeki undeadler icinde kullaniyor, sayilarinin katlanarak artmasini sagliyordu. Grup organize bir taktikle Devil’i en hizli sekilde yere serdiklerinde etraflarinda neredeyse adim aticak yer kalmamisti. Devil’in olmesiyle tum undeadlerde parcalara ayrilarak yere yikildi. Grubun bu kez onunde sadece bir portal vardi. Icinden gectiklerinde kendilerini Mortughar’in odasinda buldular. Odanin duvarlari hareket eden bir maddeden olusuyordu ve daha da korkuncu duvarlardan disari dogru cikmaya calisan yaratiklardi, agizlari ciglik atar sekilde carpilmis, elleri kollari disari uzaniyor ama kendilerini kurtaramadan tekrar gomuluyorlardi. Kilic Eglath’in onunde tekrar belirerek Mortughar ile yuzlesti. Gorunuse gore Mortughar cehennemi kilictan korumaya calisiyordu, Azmodan’in kilic ile yaptigi savaslar sirasinda aldiklari kayiplari toparlamalari cok zor olmustu. Kisa suren konusmanin ardindan savas basladi, Mortughar duvarlardan kendi etrafina 4 ruh cekti. Bu ruhlari buyulerinde yada kendini iyilestirmekte kullanmaktaydi. Ama binlerce yillik bir demon olmasina ragmen asla bir savasci degildi, onun isi yalanlarla, oyunlarla ve hain taktiklerleydi. Grup cok uzun surmeyen bir savas sonunda galip geldi. Kilic Mortughar’in uzeirnden dusen simsiyah zirh ve gurzu almalarini soyledi gruba, bunlari Azmodan’in mekanindaki alevlere atmalarini istiyordu. Mortughar’in odasindaki buyuk portaldan gecen grup kendisini bir lav denizinin ortasindaki bir adada buldu. Karsilarinda boyu cehennemin kizil goklerine ulasan Azmodan duruyordu, simsiyah zirhi disinda tum vucudu lavlardan olusmaktaydi. Grup Azmodan’i gordunu an B planin ise yaramayacagini anlamisti, bu guclu seytani su anda yenmelerinin bir yolu yoktu. Kilic Eglath’in icinden cikarak Azmodan’a geri dondu ve Grup Alustriel’in onlara verdigi tas ile hizla ordan uzaklasti.
##Devami Haftaya##

View
Oyun 30 - Cehenneme yolculuk

Lakashtari’nin eli ayagina dolasiyordu, Eglath kanlar icinde yatiyor gozu acik ona bakiyordu. Kapkara bir buyulu kure cantasindan dusmus Lakashtari’ye dogru yuvarlanmaktaydi. Bir an once Eglath’in icinden cikan bir seyin kurenin icinde girdigini mi gormustu? hayal gormus olmaliydi. Kure onu cagiriyordu, guc vaat ediyordu, olumsuzluk. Lakashtari “Rasputiiiiiin!” diye bagirdi. Obsidius ve Rasputin hazir bekliyorlardi. kapiyi kirarcasina iceri girdiler. Rasputin hemen bag of holdingle kureyi ortadan kaldirdi. kurenin cantanin derinliklerinde kaybolmadan once “Eglath’ida kendimle goruyorum” dedigini duyar gibi oldular. Iclerini bir korku sarmisti. Rasputin hemen diriltme buyusunu denedi, bekliyorlardi ama bir hareket yoktu. Lakashtari aglamaya baslamisti, Obsidius deli gibi volta atiyordu, ayaklarini surudugu yerde alevler cikacak gibiydi. Rasputin dusunmeye calisiyordu, bir seyler ters gitmisti. Kitap diye dusundu, Bara’nin kitabi. Kitap Bara’nin barinda kalmisti. Lakashtari portal staffini cikardi, bir an sonra Bara’nin gizli odasindaydilar. Obsidius sayfalari cevirmeye basladi, kitabi uzun uzadiya inceleyecek zamanlari olmamisti. Lakashtari’nin plani akla yatkin gorunmustu ama kafasinda hep bir suphe vardi, cok kolay gorunuyordu, bu kadar kolay olmamaliydi ve olmamaistida.. herkes endiseyle beklerken aradigi sayfayi buldu, Kilicin sahibi olduruldugunde kilicin son kurbani oldugu yaziyordu, kilic sahibinin ruhunu cekiyordu. Bu hic iyi degildi, is sarpa sarmisti. Lady Alustriel’e gitmeye karar verdiler, cabuk olmalari gerekiyordu.

Xaxis’in eski malikanesindeki buyuculer ve ciraklarin hepsi gelip gecerken kacamak bakislarla onlari suzmekteydi. Neyseki bekleyis uzun surmedi ve grup Alustriel’in salonuna davet edildi. Agir agir ilerlediler, Lakashtari yururken Eglath’in bedenini tasiyan disk te yaninda suzulmekteydi. Lady Alustriel onlari ve Eglath’in cansiz bedenini gordugunde duydugu sok ve aci yuzunden okunuyordu. agir agir Eglath’in yanina geldi ve bogazindaki korkunc kesigi gordu. Gruba donup, “bunu her kim yaptiysa umarim 7 cehennemde sonsuza dek yanar” dedi. Lakashtari sicradi ve hickiriklara boguldu, Obsidius ve Rasputin’in de yuzu karanlikti. En sonunda Rasputin durumu tum detaylariyla Lady’ye anlattiginda Alustriel kendine oturacak bir sandalye aradi. Articaft ile ilgili bildikleri herseyi anlattilar, Lady Alustriel onlardan bir saat zaman istedi ve odadan cikti. Geri geldiginde yuzu asikti, duruma yardimci olabilecek hicbirsey bulamamisti. En sonunda tek sanslarinin artifact ile konusmak oldugunu soyledi. Gruptan kimse buna hevesli degildi ama koca kitada guvende olabilecekleri bir yer varsa oda burasi olmaliydi, Alustriel eski gucune kavusmus ve hala kitadaki en guclu buyucuydu. Hala kure halinde bulunan silahi bag of holding den cikardi ve calisma masasinin uzerine koydu, bir buyu sozu mirildandiginda etraflarinda oda kayboldu ve gri siyah bir hiclikte buldular kendilerini. Karsilarinda uzun boylu, sik giyimli bir adam duruyordu, bir lord yada prens gibi gorunuyordu, gozleri disinda. Gozleri kara bir maviydi ve belli belirsiz siyah siyah tutuyordu. “Neden beni rahatsiz ediyorsun buyucu? eger beni kendin icin istemiyorsan neden?” dedi adam, Alustriel “Hayir” dedi “Sen karanlik tarafindan yapilmissin, benim seninle bir isim olamaz”. “Hicbirse bilmiyorsun” diye cevap verdi ruh. “Eglath’i geri istiyoruz” Dedi Alustriel, “bize ne istedigini soyle”. “Neden Eglath?” diye sordugu sirada Eglath’in goruntusu belirdi, “Ya Bara’ya ne dersin” Dediginde ise Bara gorundu ama onun gorunmesiyle herkesin basini cevirmesi bir oldu, Bara’nin gozleri yoktu ve bir elinin 3 parmagi kesilmisti, diger kolunun ise omza kadar derisi yuzulmustur.ciglik cigliga bagirmaktadir ama hic ses duyulmaz. “Naptin ona!!! Canavar!” Diye bagirir Alustriel. Ruh omuzsilker, “Burasi sikici, biraz eglendim, yakinda diger arkadasiniza da gelicem, ama aramizdaki bagi dusunerek bekliyorum”… “Sana ne istedigimi soyliyim zavalli olumlu, bu les dunyada tikili kalmaktan biktim usandim, tutkularinizla, ihtiraslarinizla oynamak, ihanetleri izlemek artik bana keyif vermiyor” “Beni yaraticima gondermenizi istiyorum, Azmodan’a”

Lady Alustriel’in agzindan bir ciglik yukselir, “Azmodan? nasil olur bu?”. Lakashtari ve Obsidius bosbos bakarken, Rasputin soguk soguk terlemektedir, tapinaktaki kitaplarda okudugu Azmodan cehennem lordlarindan biri ve ordularinin kumandanidir, cehennem lordlari dunyadan surulmeden onceki yaradilis savaslarini komuta etmistir. simdiye kadar Rasputin onun sadece eski bir isim oldugunu dusunmekten oteye gitmemistir, “Eminim o tarafa bir kapi acabilecek kadar yeteneklisindir, tek ihtiyacin olan Azmodan’in kalesine kadar gidebilecek cesur kahramanlar, aha bak onlarda burda iste, hahahahaha” “Eglath’i bedenine geri vericem ve bu yolculukta bende onunla olucam, bundan sonra Eglath’tan ayrilmamin tek yolu Azmodan’in huzuruna varmak, ondan sonra Eglath ile birlikte evinize sagsaglim donebileceginizi garanti ediyorum” “Karar vermeden beni bir daha rahatsiz etmeyin” dedikten sonra Alustriel’in odasina geri donerler. Alustriel odadan hisimla cikar ve yarim saat sonra elinde koca bir kitapla geri doner. “Bir yol daha var” Der onlara, “Eger bu silah bahsettigi seyse, yani Hand of Azmodan ise, Azmodan bu silahi kendisi kalesinin derinlerindeki lavlarda yapmis, eger silahi oraya atabilirseniz yaratildigi yerde yokedebilirsiniz.” Alustriel bunlari soylerken pek mutlu gorunmuyordu. “Yanliz bunu yapabilmeniz icin oncelikle kilici Azmodan’a vermeniz ve Eglath ile butun bagini koparmaniz gerekiyor” “Tabi bu durumda kilici tekrar ele gecirmek icin Azmodan’i yenmekten baska careniz kalmiyor” Rasputin Alustriel’e bos bos bakiyordu, saka yapiyor heralde diye dusundu. “Bu kitapta diyorki Kithorai, the staff of light, Azmodan’i bin yil hapesebilecek guce sahip, ama basarili olabilmesi icin Azmodan’in zayiflatilmasi gerekiyor (bloodied olmasi yani). Bunu basarabilirseniz kilici ondan koparabilir ve alevlere atabilirsiniz. Eger olurda alevlere ulasamazsaniz buraya geri donersiniz ve kilici biz saklariz, tum tarih kitaplarina da Azmodan’a geri gonderildi diye yazariz.”

Alustriel derin bir nefes verdi ve dediki, “Eglath eminim iyi bir dosttu ve onurlu bir savasciydi ama her ne kadar Bara’yi ve onu ordan kurtarmak istesemde ben derimki bunu yapmayin, birakin Eglath bu silahi sakli tutmak icin bir fedakarlik olsun”

Grup bunu kabul edecek degildi, ne pahasina olursa olsun Eglath’i geri getirmeye karar verdiler. Sonunda Alustriel ve kilicin icinden kurtulan Bara ritueli tamamladilar. Portal onlerinde sonuk bir halde durmaktaydi. Derken onlerinde bembeyaz isiltilar icinde bir melek belirdi, goz acip kapayana kadar kanatlari yokoldu ve zirhlarini siyah golgeler kaplamaya basladi. Portalin yanina geldiginde kara sovalyeye donusmustu, bu kilicin daha once gordukleri yansimasiydi. O dokundugunda portal karardi ve kizil bir renk aldi, ayni zamanda bir anda canlandi ve hareket etmeye basladi. Kilic onlara dondu ve karsilacaklari dusmanlarini anlatti, kale kapilarini koruyan ikizlerle carpisacaklardi ve daha sonra onu dunyaya gonderen Morthugar ile. Alustriel gruba ikier tane kar beyazi ekmek verdi, bu ekmeklerle cok hizli bir sekilde kendilerini yenileyebileceklerdi. Portalin uzerindeki runeler kendi kendilerine hareket edip yavas yavas yerlerini alirken kilic gruba kendi gecmisini anlatti.

“Angellar ve Demonlar arasindaki kadim savas surerken yaratti beni Azmodan, buyuk zaferler kazaniyordukki Flamerg (imperius vari bir melek) Azmodan’i devirdi ve beni kendisi icin aldi. Onun yaninda muhtesem zaferler kazandim, Onur ve adalet icime islemeye baslamisti ama iste orda savas sona erdi.Savas bittikten sonra sefil bir hale dustum, anladimki ben baris icin yaratilmadim, neyseki Yrssar adinda bir demon Flamerg’i kandirdi ve beni caldi, ve beni dunyaniza getirdi, taki Ramis adinda bir rahib onun kalbini desip beni sahiplenene dek. O andan sonra tek amacim Azmodan’a geri donebilmek oldu, ve inan cok yaklasmistim, Ramis ile beraber underdarkta yillarca dovustuk, onu gitgide daha derinlere indirdim, artik Azmodan’in varligini sezebilecek kadar yakindim, ama ihanete ugradim, Morthughar beni shadowrealma surdu. Orda binlerce yil kaldim taki size ulasana kadar. Simdi Morthughar bunun hesabini vericek ve ben Azmodan’a geri donucem.”

Zamani geldiginde portaldan hep beaber gectiler. Bir an sonra etraflarinda kizil bir kiyamet kopuyordu. kizil bir colun ortasindaydilar, zehirli bir kum firtinasi yuzlerini yakiyordu, etraflari lav irmaklariyla, volkanlarla ve binlerce demonla doluydu. Demonlarin yuzu onlara dogru doner donmez ciglik atarak uzerlerine gelmeye basladilar. Ayni anda kilicin aksi metaryalize oldu ve elini kaldirarak onlara en yakin yuzlerce demoni kul ediverdi. Digerleri aninda durdular ve baslarini egip kacismaya basladilar. Kilic onlara dondu ve ileriyi gosterdi. Ufukta dev bir kale vardi, kapilari 30 metre yuksekliginde olmaliydi, korkunc gorunuyordu. Hepsinin bogazi kurumustu, burda nefes almak bile zordu ama kilic durmadi. Kosmaya basladi, grupta onunla beraber kostu. onlar kostukca etraflarindaki demon denizi dagiliyor, dagilacak kadar hizli davranamayanlar kavruluyordu. zonunda kadim bir koprunun uzerine geldiklerinde ikizleri gorduler. Kapinin iki yaninda duran sirtlan ile centaur karisimi karanlik yaratiklardi. ayaklarinin dibinde onlarca demon dolasiyordu. Kilic onlara ikizlerin birbirinden nefret ettigini bunu kullanmalarini soyledi. Bir saniye sonra onlar kapiya demonlar da onlara dogru charge ediyorlardi. demonlari alan buyuleriyle hizlica savastan silen grup, ikizlere dondu. uzun bir savas oldu, iki tarafta kanlar icindeydi, ikizlerin ikisini de oldukca yaralamislardi. Bir tanesine son darbeyi indirdiklerinde ise digerinin de oldugunu gorduler. Ikizlerin olmesiyle onlerindeki kapi acilmisti. agir agir iceri girdiler, kapi arkalarindan kapandi. etraflarinda dev heykeller ve kulaklarinda fisiltilar vardi. Bir an sonra onlerinde Morthugar metaryalize oldu, keci kafali, kanatli, kirmizi gozlu hiclik kadar siyah bir yaratikti. Elinde iki siyah zar tutuyordu. Kilicin aksi onlerinde ortaya cikti ve tam birseyler soylemek uzereydi ki Morthugar onu elinin tersiyle yoketti. Gruba dondu, “Oynayalim” diyerek zarlari yere firatti. Zarlar yerde donerek ilerlediler ve durduklarinda yokoldular, morthugar ve odanin kapilariyla beraber. simdi karsilarinda sadece 3 adet portal vardi. Eglath kilica seslendi ama sadece cok ciliz bir cevap alabildi. Morthugar’in labirentindelerdi ve dogru portala bulamadiklari surece daha da olumcul odalara surukleneceklerdi.

##Devami Haftaya##

View
Oyun 29 - Zafer, ask , karanliktaki hancer

Eglath etrafindaki buzlari butun gucuyle kirdi, etrafinda toplanan destroyerlara karsi en azindan kendini savunabilecekti. Lakashtari’nin durumunda o kadar bile umut yoktu, destroyer yaklasirken hapsoldugu buzun icinden tek yapabildigi dehsetle seyretmekti. Bu sirada Ejderha pencelerini savurmaya devam ediyordu. Rasputin BuzOlum’un arkasinda iki elli topuzuyla yaratigin dikkatini uzerine cekebilmek icin elinden geleni yapiyordu. Obsidius icinde kalan son enerji kirintilarini kanalize etmeye calisiyor ve buyulerine devam ediyordu. Ilk dusen Lakashtari oldu, destroyer’in dev kilici hem hapsoldugu buzu hemde onu kirdi. Eglath ilk destroyerin dev kilicindan son anda siyrildi, bu sirada ejderhadan acimasiz pir pence yedi, hemen arkasindan ikinci destroyer geldi ama o bile koca savasciyi yere sermeyi basaramamisti. Taki Ejderha ikinci bir penceyle gogsunde dev bir yara acana kadar. Soguk tas zemine sertce dustu. Tam o anda Obsidius’un alevleri Ejderhanin sirtinda patladi ve bir duzine buzdan pul kayarak yere dustu. Ayni anda Rasputin’in topuzu ayni noktaya, ciplak ete buyuk bir gucle indi. Kulaklari sagir eden bir catirti duyuldu ve Ejderhanin kafasi geriye dogru yilan gibi kivrilip kukredi. Dev yaratigin bedeni agir agir yere duserken vucudundan cikan parlak mavi bir isik huzmesi yerde bir kadin siluetine donustu. Hersey goz acip kapayana kadar olmustu. Martell’in hayaleti aralarinda belirdi, bir buyu yaparak Eglath ve Lakashtari’ye tekrar can verdi ve bir an sonra Melisandre’nin yaninda belirerek uzun kilicini cekti. Lady hala canliydi, vucudu buz kristallerinden olusan bir zirh icindeydi. Martell kilicini tereddut etmeden kadinin kalbine soktu, kulaklari sagir eden bir ciglik hepsini yere yikti. Gozlerini actiklarinda Martel onlerindeydi. “Laneti kaldirdiniz, size minnettarim” dedikten sonra ucurumdan gelen ufak bir esintiyle suruklenerek yokoldu. Heryer karardi, magaradaki isiklar sondu. Koca ejderha ve kadin yerde yatiyor, arkalarindaki dev hazine ise onlari bekliyordu.

Gunun geri kalaninda Eglath Ejderhanin kafasini kesip bag of holding e koydu. Lakashtari Melisandre’nin uzerindeki yuzugu aldi ve parmagina takti. Yuzuk neredeyse parmagini donduracak kadar soguktu, taktigindaki degisim inanilmazdi, tum grup ona hayretler icinde bakiyordu. saclarinin arasinda mavi buz kristalleri dolasan su ana kadar gordukleri en guzel kadina bakmaktaydilar. Lakashtari yuzugu sevmisti, yuzukten gelen enerjilere konsantre oldugunda baskalarinin benligine girebilecegini de farketti. Kendisi gibi bir manipulasyon uzmani icin bulunmaz bir artifactti bu.
Obsidius bir buzdagi gibi gorunen hazine yigininin etrafinda dolasirken bir noktadan dogru bir cekim hissetti. Elini kaldirip buzun uzerine koydugunda elinin etrafinda genis bir daire erimeye basladi. Bir adim geri atti supheli bakislarla olanlari izliyordu. Bir an sonra iceride atesten bir cember belirdi ve buzlari eriterek yavas yavas disari cikip yukseldi. Herkesin saskin bakislari icinde Obsidius’un kafasinin bir kac santimetre uzerine yerlesti. Cemberin uzerinde minyatur bir ates kusu donmekteydi. Obsidius ates buyucusunun setinin bir parcasini daha buldugunu anladi. bundan baska bir sey isteyemezdi. Diger degerli hazineleri buzdan cikartmalari gunun kalanini almisti. Sonrasinda toplanarak geldikleri yonden geri ciktilar. Cikarken bulduklari bir kopek cesedini dirilten Rasputin, canlandirdigi hayvani beline bagladi, bu eski anilari canlandirmisti, herkesin keyfi yerindeydi. Kasabaya geldiklerinde kafalarinda bir plan olusmustu, BuzOlum’un olduruldugunun haberini yaymaya ve olusan tepkiyi gormeye karar verdiler. Ayni zamanda ejderhayi olduren kahramanlarin Ayi kabilesinide devirecegi dedikodusunu eklemeyi unutmadilar. agir agir ilerleyerek ana sehre vardiklarinda soylentilerin ne kadar hizli yayildigina ve ne kadar genis bir etkisi olduguna inanamamislardi. Sehir barbarlarla kayniyordu, her kosede hararetli bir tartisma, bagirislar cagirislar vardi. Ayi kabilesinin adamlari digerlerini susturup ezmeye calisiyorlardi. Eglath bu duruma seyirci kalacak degildi, en yakinindaki guarda adami birakmasini soyledi, o andan sonrasi bayir asagi gitmisti, yumruklar havada ucusuyordu. Barbarlardan biri Lakashtari’yi kaldirip omzuna atti ve goturmeye basladi. Bir an sonra Lakashtari mavi bir buluta donusup ortadan kayboldu ve onu tasiyan barbar arkasini hizla donerek sarsak adimlarla Eglath ile dovusen baska bir barbarin ensesine sert bir yumruk indirip adami bayiltti.Eglath adama bakiyordu, adam Eglath’a carpik curpuk disleriyle siritmaktaydi “Bonum Eglath Bon Ben Ben” dedi barbar. Eglath hafiften tirsmisti ama admain gozlerindeki mavi isiltiyi gormemek olanaksizdi Lakashtari adamin icine girmisti. Etraflarinda toplananlarla beraber guardlari baya bir hirpalamakta olan grup bir an sonra onlara dogru gelen orduyu gordu. agir zirhlar giyyorlar ve mizraklar tasiyorlardi. Eglath halkinin amacsizca olmesinden yana degildi, bu nedenle etrafindaki herkese dagilmalari ve savasacaklari zamanin yakin oldugu soyledi ve digerleri ile beraber karanliklara karisti. Kacmakta biraz geciken bir barbar ordunun ona yetismesiyle bir kac saniye icinde kanli parcalara ayrilmisti. Bir sure sonra izlerini kaybettirince hana girip o geceyi gecirdiler. Ertesi sabah handan ciktiklarinda artik zamanin geldigini biliyorlardi. Uzerlerindeki her turlu kamuflaji cikarip en gorkemli zirhlarini giyerek merdivenlerden indiler. Handaki insanlar onlara dogru kafalarini cevirdiklerinde gordukleri manzara suphe birakmayacak kadar acikti, sehrin bekledigi kahramanlar bunlardi. Grupla beraber sehrin sokaklarina bir barbar nehri akti. Merkezdeki acikliga geldiklerinde Eglath kendisine yuksek bir platform buldu ve uzun yillardir ayri kaldigi irkina seslenmeye basladi. Uzerlerindeki kotu yonetimi indirmeye geldigini ilan etti. Dusmanlarinin gelmesi uzun surmedi, Ayi kabilesinin basi yaninda adamlariyla kalabaligi yararak geldi. Bu sirada Rakhmar Eglath’in cantasindan cikardigi ejderha boynuzlarini gosteriyor, Eglath’in liderlik icin hakkinin yadsinamaz oldugunu bagiriyordu.iki barbar arasindaki gerilimli atismalar bittiginde o gunun aksami irkin reisligi icin duello yapilacagi kararlastirilmisti. Grup Eglath’in babasinin eski evine dondu. Evde huzursuzca kararlastirilan saati beklerken kapi caldi. Kapida bir cocuk vardi ve Rasputin’e bir not getirmisti. Rasputin notu okuduktan sonra evden ayrildi. birisi onunla gorusmek istiyordu. Notta belirtilen yere vardiginda karanliklardan bir adam cikti, Rasputin’in kolyesi siddetle isinmaya baslamisti. Rasputin elini cekicine atti ama adam elini kaldirip durmasini isaret etti, sonrada yerlere akdar egilerek selam verip kendini tanitti. Rasputin ordan ayrildiginda kafasi karmakarisikti ve ne yapacagi konusunda hicbir fikri yoktu. Adamin teklifi oldukca ilgi cekiciydi, babasina ulasmaya hic bu kadar yakin olmamisti. Ama Eglath’i birakabilecek miydi? icini kotu bir his kapladi, adamin soyledigi son bir kac cumlenin de bunda etkisi vardi. Adimlarini hizlandirdi, bir sure sonrada eve dogru kosmaya basladi. Kapiyi kirarcasina iceri girdiginde Eglath’i kanlar icinde buldu. Bir an icin gec kaldigini dusundu, sonra barbarin gevsek gevsek yemek yemekte oldugunu gorunce uzerindeki kanin onun olmadigini anladi. Rasputin evden ciktiktan bir sure sonra iki assassin tarafindan saldiriya ugramislardi ama grup bir kac assassine boyun egmek icin tepmemisti bunca yolu. Rasputin yasadigi konusmayi ve onundeki secenekleri paylasmak istedigi kadar paylasti arkadaslariyla. Uzerinde fazla konusacak zaman bulamadan duello saatinin geldigini farkettiler. bir kac dakika sonra alana vardilar. iki barbarda birbirinden korkunc ve ihtisamli gorunuyordu. savas bir anda basladi, sanki iki titan savasiyor yer sallaniyordu. Barbarin Insan ustu gucune ve deneyimine ragmen Eglath’in gencligi ve kilictaki yetenegi sonunda galip geldi. Kilicini cektiginde kalabaliktan gokgurultusu gibi bir cosku koptu. Eglath coktan omuzlara alinmisti. etraflarinda kiyamet kopmustu sanki. Buna ragmen Rasputin ve Obsidius kipirdamadan duruyorlardi, etraflarindaki hersey silinmisti, onlerinde kara zirhlar icinde bir adam belirdi, Eglath’in kiliciydi bu. Ikiside birbirlerine baktilar. kilc onlarin Eglath’i kilictan ayirmak icin yaptiklari plani gecde olsa kesfetmisti ve ihanetlerle arasi iyi degildi. Sabah olmadan Eglath’in yanindan ayrilmalarini istiyordu. Bu sirada Lakashtari ise baska bir alemdeydi ve karsisinda kirmizi gozlu bir prens duruyordu. Kilic ona digerlerine gozuktugunden farkli gorunmustu. Ona isterse Eglath ile kalabilecegini ve Eglath onunla tamamen butunlestiginde kilica ihtiyaci olmayacagini, isterse onu kullanabilecegini soyledi. Eger bu yolu secerse Obsidius ve Rasputin’i Eglath’dan uzaklastirmasi gerektigini de ekledi. Lakashtari “ben arkadaslarima asla zarar vermem” diye cevap verdi. Kilic hafifce gulumsedi ve “tabiki” dedi “anliyorum, o halde onlari gitmeye ikna etmelisin yoksa onlara ben zarar vericem”. Gerceklige geri donduklerinde Lakashtari, Obsidius ve Rasputin’i buldu. “bir fikrim var” dedi. Eglath onlari buldugunda biraz sasirmis gibiydi, kimse mutlu gorunmuyordu. bir kac saniye sonra ise hepsi normale donmustu sanki, onu kutluyorlardi. Lakashtari ona her zamankinden daha yakin davraniyordu, mutlu olmustu Eglath, babasinin mirasini geri almisti, amacini gerceklestirmisti ve en yakin arkadaslari yanindaydi. O gece neredeyse sabaha kadar ictiler ve sarhos oldular. Eglath rahibin ickiden neredeyse hic etkilenmemesine cok sasirdi. Babasinin evine vardiklarinda karanliklardan firlayan bir adam Eglath’a sarildi ve onuruna nagralar atarak uzaklasti. Eglath yataginda sizdiginda hayatinda ilk kez kendini tamamlanmis hissediyordu, gelecek gunler icin umutluydu. Lakashtari’yi dusunuyordu, sanki onunde duruyordu Lakashtari, saclarinin arasinda kar taneleriyle ona bakiyordu. Garip bir hissiyat vardi bu ruyada, bir sey yanlisti, boynundan asagiya bir sicaklik iniyordu, elini attiginda avcu kanla doldu. Gozlerini kaldirdiginda Lakashtariyi gordu ve elindeki kanli hanceri. Karanlik onu almadan once “Neden?” diyebildi.

View
Oyun 28 - Gecmisin sayfalarinda yolculuk, Buz Olum.

Kapaktan tekrar gectiklerinde hersey eskisi gibi duruyordu ve karsilastiklari yaratik yakinlarda gorunmuyordu. onlerinde uzanan koridordan ilerlemeye basladilar. Rasputin onden gidiyor, bir yandan mirildanarak ellerini taslarin uzerinde gezdiriyordu. Saga dogru acilan daha dar bir koridoru gecer gecmez eli yerinden oynayan bir tasa denk geldi. Guvenli oldugundan emin olduktan sonra tasi iceri bastirdiklarinda onlerinde gizli bir koridor acildi. dikkatlice takip ettiklerinde nispeten daha ufak bir odaya geldiler. iceri baktiklarinda calisma masasini, kitapligi ve bir sovalyenin gri hayaletini gorebiliyorlardi. Sovalye masasinin basinda bir deftere yazilar yazmaktaydi, onlar izlerken ayaga kalkti, defteri kapatip kitapliktaki yerine koydu. daha sonra hayali kapiyi acarak disari cikti. Herkes tedirgindi, sonunda Rasputin iceri bir adim attiginda etraflarindaki herseyin maddelestigine sahit oldular. sessiz koridorlar bir anda kalabalik sokaklar gibi gurultuyle dolmustu. Odayi duvarlardaki mesaleler kipirdayan alevlerle aydinlatiyor, masanin basindaki mumdan keskin bir leylak kokusu yayiliyordu. Bir sekilde gecmise adim atmislardi, ne kadar daha orda kalacaklari belirsizdi, hemen kitapliga dogru atildilar ve sovalyenin koydugu kitabi ordan aldilar. Bu bir gunluktu, hemen ilk sayfalarina bakip bir isim aradilar ama bulamadilar. Rasputin son sayfayi acip okumaya basladi. Kralin kizinin kaleye geldigini anlatmaktaydi, buz mavisi gozleri ve obsidian kadar siyah saclariyla ugruna destanlar yazilacak guzellikte bir kizdi. Tum kalenin onun kalbini kazanmak icin turnuvada savasacagini yaziyordu gunlukte. Bu sirada odanin kapisi gicirdayarak acildi ve herkes nefesini tutmusken kendilerini karanlik bos odada buldular. Rasputin’in elindeki kitap hizla eskiyerek okunulmayacak hale geldi. Rasputin kitabi dikkatlice kaldirip etrafa soyle bir bakindiginda baska bir gizli kapiyi kesfetti. Buradaki mekanizmalara hemen alismisti, zorlanmadan kapiyi acti. Kisa bir sure sonra baska bir genis odaya adim attilar. Bu odanin ortasinda cember seklinde cukur bir alan vardi. Ne oldugunu merak ettikleri anda etraflarinda hayaletler tekrar belirdi ve kendilerini bir arenanin icinde buldular. Biraz once gunlugunu aldiklari sovalye ile baska bir sovalye savasmaktaydilar. Rasputin elini tekrar kitaba goturdugunde yine orjinal haline dondugunu gordu. sayfalar acildi ve onlarin gozleri onunde yazilarla dolmaya basladi. Turnuvayi anlatmaktaydi, finalde hileyle yenildiginden Melisandre’nin onun aski oldugundan, lord kumandanin ona uygun olmadigindan ve Lady ile birbirlerini sevdiklerinden bahsetmekteydi. Etrafa iyice baktiklarinda odanin arka tarafinda buyuleyici guzellikteki kadini gorebildiler. Kadinin yaninda muhtesem zirhlar icinde bir baska sovalye durmaktaydi. Ozellikle griffon desenleri ve yildiz kabartmalariyla suslu kalkani goz aliciydi. Goruntuler yokoldugunda grubun icinde bu hikayenin sonu ile ilgili kotu bir his olusmaya baslamisti bile. Arkalarinda metalin tasa surtunme sesini tekrar hissettiklerinde yanlarindaki kapali demir kapidan gecmeye karar verdiler. gectikleri odada bir kapi daha vardi ama onu acamadan once Rasputin onlari tuzak olduguna dair uyarip, kosedeki bir gizli kapiyi acti. Herkes Rasputin’in tastan yapi ile kurdugu bagi ve yonunu muazzam sekilde bulmasini hayranlikla seyrediyordu. rivayete gore rahip taslarla konusabiliyordu. Yeni odaya girdiklerinde karsilarinda baska bir hayali goruntuyle karsilastilar. Bu kez bit katip odasinda buyukce bir kitaba yazilar yazmaktaydi. Bu odanin sovalyenin odasinda oldugu gibi gercege donusmedigini farkettiklerinde iceri girip katibin omzunun uzerinden yazilari okumaya karar verdiler. yazilanlara gore kale Melisandre ve lord kumandan arasinda ikiye bolunmeye baslamis ve etrafa bir gerginlik hakim olmustu. Bu sirada sovalyenin kitabinda ise Lady ile silah deposunda gizli gizli gorustuklerini ve yakinda onu lord kumandanin gazabindan kurtaracini yaziyordu. Goruntuler yokolur gibi olduktan sonra geri geldiginde katip ayaktaydi ve geldikleri kapinin hayaleti parcalanarak acildi. Iceriye deliye donmus onlarca insan cullanip katibi parcalamaya basladilar. iclerinden bir sovalye kilicini adamin gogsune sokarak onu cuvara civiledi. hayaller tamamen yokoldugunda katibin harab olmus cesedi ve onu oraya civileyen kilictan geriye kalanlar duvarda duruyordu. Grup bir sure sonra arenanin oldugu odaya geri dondu. Rasputin burayi da bir sure arastirdiginda gizli bir kapakla arkasinda bir kol buldu. Kolu indirdiklerinde arkalarinda bir koridordan 3 kere tok bir ses geldigini duydular. Sesin geldigi yone gittiklerinde karsilarinda bir koridor ve koridorun sonunda obsidian bir kapi buldular. kapiinin uzerinde cok koseli bir yildiz kabartmasi vardi. Bu en son gordukleri sovalyenin kalkanindaki yildizlara cok benzemekteydi. Kapiyi ne kadar zorlasalarda acamayinca tekrar arenaya geri donduler ve bu kez sol taraflarindaki odada oylece duran bir hayalet oldugunu farkettiler. Temkinli bir sekilde yaklastiklarinda hayalet onlara dogru dondu ve onlari eski bir nezaketle karsiladi. Adamin adi Martel’di ve BuzOlum icin orada olduklarini biliyordu. sovalyeyle konusmak grup uzerinde tedirginlik yaratiyordu, adamin hayalet olmasinin yaninda zarhinin kalbinin oldugu yeri parcalanarak acilmisti ve bostu. Adam onlara ne yaptiysa askindan yaptigini soyledikten sonra sorduklari bir kac soruyu cevapladi. Gorunuse gore bu kale 3bin yillikti ve hazin bir sonu olmustu. etraflarinda dolasan devasa undead destroyerlar Melisandre’nin cocuklari idi. Martel onlara ejderhanin yanina sagdaki koridordan gidebileceklerini ama eger sorularina cevap verip kendilerini ispatlarlarsa onlara yardim edecegini ekledi. Grup bunu kabul ettikten sonra Martel’in sordugu 5 sorudan 4’unu dogru olarak bildiler ve bunun karsiliginda Martel bilmedikleri bir dilde mirildanarak bir buyu yapti. Hepsinin sirtinda havada zayif bir isikla suzulen kanatlar olusmustu. Artik kendi baslarinaydilar. Oncelikle acamadiklari kabartmali obsidian kapiya tekrar gittiler ve Eglath destroyerlardan birini oyalarken, Rasputin’in detayli bir incelemesi sonucunda bulduklari diger bir kol ile kapiyi acmayi basardilar. Iceride onlarca belki yuzlerce iskeletin ortasinda bir kahramanin tozlasmaya baslamis cesedi ve hala yepyeni duran kalkani durmaktaydi. Raspurin kalkani aldi ve Eglath’in yanina geri geldiler.Kalenin hala arastirmadiklari kisimlari vardi ve oralarida inceledikten sonra ejderhaya gitmek niyetindeydiler. Ne varki destroyerlarin bir degil 3 tane olmalari ve rastgele bir yol izlemeleri bu isi oldukca riskli yaptigindan vazgecerek hayalet sovalyenin gosterdigi odaya dogru yoneldiler. Odaya girdiklerinde yine gecmisten goruntuler gelmeye baslamisti, Rasputin kitaba baktiginda sadece “Bu Gece” yaziyordu. Onlar izlerken girdikleri kapidan bu kez Martel’in hayaleti girdi ve karsilarindaki kapiyi koruyan iki adamla konusmaya basladi. hic bir ses duymadiklari icin ne konustuklarini anlamak imkansizdi ama bir kac saniye sonra korumalar kapiyi araladi ve Martel iceri girdi. Kapi aralandiginda iceride arkasi donuk lord kumandani ve karsida Melisandre’nin hayaletini gorebiliyorlardi. Kisa bir sure sonra iceri bu kez bir baska vahsi grup daldi, hem korumalarin hemde odadaki bir diger katibin uzerine cullandilar. Siradan hizmetli gibi gorunen adamlar ciplak elleriyle zirhli sovalyelerin kafalarini eziyorlardi, insandan cok vahsi birer hayvana benziyorlardi. Grup bu hayali vahseti geride birakarak onlerindeki kapidan gecti. Lord kumandanin odasi genisti, hayali bir somine yanmaktaydi. Iceri girdiklerinde Martel Kumandanin sirtindan kilicini cikariyor, Melisandre ise yavasca yaklasip Martel’i opuyordu. Bir an sonra Martel’in bedeni uzamaya ve genislemeye basladi. Iceride gordukleri destroyerlari andiriyordu. Martel gruba dogru donup onlarin tarafindan gelen vahsi kalabaliga saldirirken Melisandre odanin arkasinda gizli bir kapiyi acarak bir magaraya dogru gitti. Martel doga ustu gucuyle iceri girenleri kagit gibi kestikten sonra Lady’sini ayni kapidan takip etti. Grup goruntuler bittiginde kendilerini odanin karsisinda yikilmis bir delikle karsi karsiya buldular. Buranin bir magaraya ciktigi gorulebiliniyordu, hizla takip ettiler. Burasi dev bir magaraydi, daha once girdikleri hydranin magarasinin belki 3 yada 4 katiydi, belki daha da fazla. Onlerinde Martel hala ona dogru gelen insanlari keserken arkasinda Melisandre bir cemberin icinde rituel yapmaktaydi. Onun arkasinda ise magical bir bariyer icinde muazzam bir ejderha hapis durmaktaydi. Martel son adaminda kafasini ucurdugunda gogus zirhini bir el parcalayarak cikti, el Martel’in kalbini tutmaktaydi. Sovalye agir agir yere yigilirken, Melisandre kalbi yiyordu. Bir an sonra ejderhadan bir kukreme yukseldi ve dev hayvan buz mavisi bir ruzgara donuserek Melisandre’nin icine doldu. Hersey bittiginde magaradaki tum isik gitmis, buzlardan olusan kadin siluetinde bir yaratik onlerindeki koprude daha once ejderhanin bulundugu yere dogru yurumekteydi. Hayaller silindi ve kendilerini sessiz magaranin icinde buldular ve metrelerce ilerilerinde buzdan bir hazine tepesinin uzerinde mavi elbisesiyle uyuyan Melisandre vardi. Lady’nin bulundugu platforma sag taraflarindaki tas bir kopruden geciliyordu ve kadinin hemen onundeki aciklikta 4 donmus destroyer hareketsizce diz cokmekteydi. Grup her ne kadar korkusuz bir maceraci ruha sahipse de, karsilarindaki goruntu sicak bir karsilama vaat etmiyordu. uzun sure tartistilar, destroyerlarin donmus olmalarindan faydalanarak kafalarini parcalamayi yada aralarinda bulunan ucurumdan asagiya atmayi dusunduler. hala sirtlarindaki kanatlarin ne ise yaradigini da bilmiyorlardi. Ucmak icin olmadigi kesindi. Uzun suren tartismalardan sonra Rasputin ve Eglath onden, Lakashtari ve Obsidius ise onlarin pesi sira kopruden gecmeye basladilar. Yuzlerce metre altlarinda buz gibi suyun caglayan sesi kulaklarini bir savas sarkisinin donup duran melodileri gibi dolduruyordu. Rasputin ileri atildi ve en yakininda donmus halde duran destroyerin kafasina balyozunu indirdi. Etrafa sarapnel gibi buz parcalari sacildi. Yaratigin kafasi normalin disinda bir aciyla egilmisti. Derken etrafindaki butun buzlar catirdayarak kirilmaya ve parcalanmaya basladi. Goz acip kapayana dek destroyer canlanmis, yere sapli duran devasa satirini cekmisti. Bu sirada Eglath Melisandre’nin uykusundan uyanisini ve agir adimlarla hazine tepesinden asagiya dogru inisini izledi. O kadar zariftiki sanki suzuluyordu, uzerinde okyanus mavisi bir elbise vardi, Eglath daha once bundan daha guzel bir kadin gormemisti. Hemen arkasinda Obsidius ve Lakashtari hala koprunun uzerindeydiler ki Melisandre’nin uyanisiyla koprunun uzerinin buzla kaplanmaya basladigini gorunce kosarak Eglath ve Rasputin’in yanina geldiler. Saniyeler icinde kopru bel hizasinda buzla kaplanmis ve cikis yollari kapanmisti. Destroyer Rasputin’e dev satiriyla vurdugunda Eglath hala kilici elinde Melisandre’ye bakiyor, Obsidius heykellerden uzakta bir yer edinmeye calisiyor Lakashtari ise Eglath’in hatuna bakisina uyuz oluyordu. Melisandre tepeden indiginde bedeni buyuyup sekil degistirmeye basladi, bir kalp atisi sonra dev bir buz ejderhasina donusmustu. Daha once savastiklari kirmizi ejderha bu devin yaninda cocuk oyuncagi gibi duruyordu. Ve savas baslamisti, grup destroyerdan olabildigince uzaklasmaya calisirken, Eglath ve Rasputin Ejderhaya charge ettiler. Lakashtari bir yandan buyulerini salliyor bir yandan da pesinden agir agir gelen destroyerdan kaciyordu. Obsidius aninda bir koruma buyusu yaparak kendisini gizledi, tek yapmasi gereken dusmanlarina uzak durmasiydi boylece onu goremiyceklerdi. Ejderhanin buzdan pencelerinin dokundugu kisi yere civileniyor ve destroyerlar icin kolay bir hedef haline geliyordu. Ayni zamanda yere civiledigi dusmanlarina gonderdigi soguk dalgasi kemiklere kadar isliyordu, Grup soguga karsi oldukca dayanikliydi bu nedenle ejderhanin ataklarindan minimal zarar aliyorlardi ama asil sorun destroyerlar ve ejderhanin onlari her firsatta yere civilemesiydi. Zamaninda kacamadiklari anda destroyerlarin birinin isini bitirmesi an meselesiydi. Derken Rasputin’in ejderhaya indirdigi bir darbe ortadan yokolmasina yolacti. Etraflarina baktiklarinda buzdan kadin siluetinde bir yaratigin hazine tepesinde belirdigini ve bir buyu yapmakta oldugunu gorduler. Eglath ve Rasputin buzdan tepeyi tirmanmaya calisiyorlardi, bu sirada hizlanan destroyer Lakashtari’yi takip ediyordu. Melisandre’nin tepesinde buzdan bir kure belirdi ve bir kac saniye sonra havada suzulerek Rasputin’in tepesinde donmeye basladi, etrafinda bir kar firtinasi olusturmustu, bu nedenle yurumek guclesiyordu. Eglath ve Rasputin yari yola gelmisken yaratik savas alaninin ortasinda tekrar teleport oldu ve bu kez yine ejderha seklindeydi. Obsidius yanibasinda beliriveren ejderha nedeniyle resmen zipladi. Dev kertenkele kafasini geriye atip derin bir nefes cekmeye basladi, Obsidius hayvanin boynundaki pullarin parlak maviyle isildamaya basladiklarini gormustu, “Ejderha Nefesii!!..” diye bagiriyorduki kendisi nefesin ortasinda kaldi. Butun vucudu bir buz kalibinin icine hapsolmus kimildayamiyordu. Elinden gelen tum gucuyle buzu kirmayi denediyse de basaramadi. Bu sirada savas devam ediyor Ejderha Eglath ve Rasputinle karsilikli dovusuyordu. Eglath Obsidius’un icinde bulundugu buz kutlesine attigi yumrukla catlamasini sagladi ve kisa bir sure sonra buz kirildi. Obsidius titreyerek icinden ciktiginda saskinlik icinde staffinin hala buzla kaplanmis sekilde yerde yattigini gordu. Staffi eline alip butun gucuyle yere vurdu ve buz parcalarini dagitti. Bu sirada Lakashtari hala kaciyor, Rasputin’in tepesinde beliren buz kuresi ise ilk ciktigi yerde kalp gibi atiyordu, Rasputin patlayacagindan emin oldugu icin altindan kacmisti. Savasin kaotik havasina ragmen durum kontrol altinda gorunuyordu, daha ciddi zarar alan kimse yoktu. Derken Eglath olumcul kilici, Rasputin’in ejderhanin savunmasiz oldugu buyulerden olusan ataklari, Obsidius’un ortaligi alevler icinde kasip kavurmasi ve Lakashtari’nin essiz psisik gucleri Ejderhanin tekrar bir ciglik kopararak yokolmasina yolacti. Tekrar hazine tepesinin uzerine cikmisti, ama bu kez etraflarindaki diger iki destroyerinda buzlarinin parcalandigini gorduler. Buzlarindan kurtulur kurtulmaz uzerlerine atilmislardi, ortalik bir anda karisti, herkes saniyeler icinde ne tarafa gitmesi gerektigini bullmaya calisiyordu, Rasputin tepeye tirmanmaya karar verirken, Eglath kendini koprunun oldugu koseye kadar uzaklastirdi, Lakashtari pesinde iki destroyerla dort donuyor bir yandan yardim diye bagiriyordu. Bir baska buz kuresi ucarak tepelerine geldikten sonra Ejderha tekrar alana teleport oldu ve savas bu kez ejderhanin etrafinda donen 3 destroyerla devam etmeye basladi. Bazi zamanlar kacmaktan ejderhaya vuramadiklari oluyordu, bu sirada Rasputinde Ejderhanin nefesinden payini almis ve bilincsiz bir sekilde donakalmisti. Neyseki etrafindaki destroyerlar onun olmek uzere oldugunu sezmis ve diger hedeflere yonelmislerdi ve bunu firsat bilen eglath arkadasinin buzunu kirip bir duayla tekrar kendine getirdi.. Durum hala cok kotu gorunmuyordu, detroyerlardan uzak durmayi basarmislardi. Bir an sonra Ejderha tekrar kukredi ve son bir kez hazine tepesine isinlandi. Gitmeden once Obsidius’u yine bir buz kutlesine hapsetmisti ve buz kez durum pek icacici gorunmuyordu, buzun kirilmasi icin gereken zarar kendisinide oldurebilirdi. Melisandre buyusunu yaparken dorduncu destroyerda savasa katildi. Bu sirada Obsidius caresizce cirpinirken bir destroyerin ona dogru geldigini gordu. Elinden birsey gelmiyordu, yaratigin kilicini kaldirisini ve hem buzu hemde onu kirisini izledi, karanlik Obsidius’u hizla yutmustu. Diger bir kosede Eglath ve Lakashtari etraflarinda 3 destroyerla ne tarafa kacmalari gerektigini tartisiyorlardi. Yaratiklar yavasda olsa geliyorlardi. En sonunda kopruye dogru kostular ve sirtlarini ucuruma vererek ilerlemeye basladilar. Boylelikle uc tanesini sol taraflarinda tutmayi basarmislardi ama Ejderhanin geri gelisini hesaplayamamislardi. Onlar emin adimlarla ilerlerken onlerinde ortaya cikan dev yaratik ikisinide yere civiledi. Bir an onceki avantajlari simdi olumcul bir dezavantaja donusmustu. Eglath’a dogru gelen 3, Lakashtari’ye dogru gelen 1 destroyer vardi ve neredeyse varmislardi. Rasputin bu sirada Obsidius’un kirik bedenine en guclu dualarindan birini gonderdi ve buyucunun gozlerinin acildigini gorunce sevindi. Ama sevinci kisa surmustu, onunde ejderha derin bir nefes aldi ve hem Eglath, hem Lakashtari’yi buzdan bir tabuta hapsetti. Destroyerlar amansizca gelirken hayatlari bir bicagin keskin kenarinda dans ediyordu.

##Devami Haftaya##

View
Oyun 27 - BuzOlum'e yolculuk

karli patikanin tepesine geldiklerinde tipi yuzlerine sertce vurdu, burasi yolun geri kalaninin aksine tamamen aciktaydi ve firtina oldukca siddetliydi. acikligin ortasinda bir adam yuzustu yatmaktaydi, bulunduklari yerden olumu dirimi oldugunu anlamak imkansizdi. Obsidius mage’s hand buyusunu kullanarak uzaktan adamin kafasini kaldirmaya calisti. mide bulandiran bir sesle kafa bedenden ayrildiginda sorunun cevabi belliydi. burada bir tuzak olduguna emin bir sekilde acikligin ortasindan uzak durarak tek sira halinde ilerlemeye basladilar. Eglath en onden gidiyordu ve tam yolun yarsini gecmistiki attigi son adimda karin iceri goctugunu hissetti ve bir anda kendini 3 metrelik bir cukurda buldu. Baska bir zaman olsa butun grup kahkahalarla gulerdi ama bu kez farkliydi, Eglath’in cukura gomulusunun ardindan bir savas nagrasiyla beraber kar tepelerinin ardindan bes frost giant ortaya cikti. bir saniye birbirlerine baktilar, Eglath disindan kimsenin anlamadigi bir dilde bir kac sey soylediler, sonrada saldiriya gectiler. Eglath duymustu, bu tuzak barbarlar icin kurulmustu ve Eglath’ta cukurun icinde oldugu icin bir an tereddute dusmuslerdi ama sonra intikam diye bagirarak yine de saldirmislardi. Grup bir tuzak bekliyordu ve hazirlikliydi ama bilmedikleri bastiklari zeminin tahminlerinden daha da guvenilmez olduguydu. Obsidius kendisine daha guvenli bir nokta bulabilmek icin Giantlarin arasindan tam siyrilmistiki korkunc bir aciyla haykirdi. kirilan kemigin sesi butun grubun dikkatini o tarafa cekti. Obsidius’un bir ayagi ayi kapanina sikismis ve garip bir sekilde carpilmisti, etrafindaki kar fiskiran kani emiyordu. Rasputin egilerek Giant’in dev baltasindan kurtuldu ve durumu kontrol etti, Eglath cukurdan yukari tirmaniyordu, Obsidius oldugu yere civilenmis bacagini tutuyor, bir yandan da vahsice etrafina alevler gonderiyordu, Rasputin gozlerinden alevler ciktigini gorur gibi oldu.. Lakashtari gorus alaninda degildi, anladigi kadariyla acikliga hic cikmamisti ve bu nedenle muhtemelen hala geldikleri koridordaydi. Eline Cuce cekicini aldi ve onundeki devin diz kapagina indirdi, yaratik aciyla one dogru egilince bu kez de butun gucuyle suratinin ortasina patlatti. devlerin yaratti ufak cig nedeniyle yerine sabitlenmis kimildayamiyordu ama zaten istedigi yerdeydi. Bu sirada Eglath cukurdan disari cikti ve elinde kilici Brostraourama ile en yakinindaki deve dogru atildi, devin baltasi ona dogru savruldu ama Eglath’a oranla cok yavasti, zararsizca kara saplandi. Eglath kilicini genis bir kavis cizerek yukari cevirdi ve yaratigin sol tarafini bir mizrak gibi desti. bir yandan da dev dilinde ayi kabilesinden olmadiklarini haykiriyordu. Devler ne durdu ne yavasladi, hepiniz aynisiniz dedi biri. Derken Eglath’a bir guc dalgasi carpti ve geri firlatti, neye ugradigini anlayamadan baska bir cukurun icine dusmustu bile. Tam tirmanmaya calisiyordu ki bu kez bir dev pesi sira uzerine dustu hemen arkasindan da Obsidius. Devlerden biri shamandi ve buyu gucuyle herkesi ordan oraya savuruyordu. Lakashtari geldikleri patika tarafinda fazla dikkat cekmeden saldiriyordu, ataklarinin cogu psisik oldugundan devlerin nereden saldirildigini anlamalari pek mumkun degildi. Tam bu isten keyif almaya baslamistiki, tepelerden birinden kaya gibi yuvarlanarak inen bir dev Rasputin’e ulasmaya calisirken bir anda Lakashtari’nin onune cikti. Lakashtari hemen bir adim geri atip dusmanini tartti ve zaman kaybetmeden saldirdi. Eglath tepesine dev dusmesine sinirlenmekten cok sevinmisti en azindan bir sure yukari cikmak zorunda degildir burda dovusebilirdi. pesisira gelen Obsidius’la beraber yaratigin isini kolayca bitirdiler. bir kac dakika sonra etrafta sadece 3 devin cesedi ve ayagini tutan Obsidius yatar halde kalmislardi, diger devler grubun cok disli olduguna karar verip kacmisti. Rasputin osnunda kapali kaldigi kar yiginindan kurtulup Obsidius’un bacagi ile ilgilendi. Kirigi duzelttikten sonra elinden gelen en iyi iyilestirici dualari yaparak en azindan yuruyebilmesini sagladi. Hepsi yorulmustu ama o aciklikta dinlenmeyi goze alamiyorlardi. Bu yuzden diger patikadan devam ederek en asagiya, cigin dustugu ana yolun diger tarafina gecene kadar durmadilar. ana yolda bir sure sonra bir girintiye siginip geceyi gecirmeye karar verdiler. Ertesi gun yola ciktiktan 6 saat sonra ilk Ten towns kasabasinin siluetini gorebildiler. Iyice yaklastiklarinda kapilarda ayi kabilesinden bekciler oldugunu gorebiliyorlardi, ayni zamanda etrafta insanlarin kole gibi kullanildigini farkettiler, silah ve zirh tasiyanlar sadece barbarlardi. Eglath grubun diger uyeleri tarafindan zarzor iluzyon kolyesini giymeye ikna edildikten sonra kapilardan sorunsuz gecip iceride dolasmaya basladilar. Bu kasabada yasam oldukca vahsi ve kaotik gorunuyordu, iki adimda bir gordukleri kavgalar genelde kanli biterken, etrafta isleri yapan insanlar heran bir barbar tarafindan alinip kacirilabiliniyordu. Grup pazara ugrayip ejder kabilesinden biri oldugunu dusundukleri balik satan bir pazarciyla konustular. dikkatli davraniyor cok detayli sorulardan kaciniyorlardi. Bir sure sonra cok fazla bilgi edinemeden ama Ejder kabilesinin yasadigini ogrendikleri diger bir sehre dogru ilerlemeye basladilar. 1 saat kadar yol aldiktan sonra peslerinde hizla yaklasmakta olan bir adam oldugunu farkettiler. Iskillenen grup yavaslayarak adamin yaklasmasina izin verdi ama yanlarina geldiginde Rakhmar’i goreceklerini beklemiyorlardi. Diger bir kabilenin kiyafetlerini giyyor gibi gorunuyordu. Onu en son biraktiklarinda Wulfgar’in cekicini arayacagini soylemisti ama gorunuse gore son kalan yol arkadasini da kaybettikten sonra buraya geri donup elinden geleni yapmaya karar vermisti. Bu nedenle domuz kabilesinden birini oldurup yerine gecmisti. Onlari sehirde gorunce direk yanlarina gelememis, sehirden cikmalarini beklemisti. Rakhmar onlara barbarlarin insanlari kole haline getirdiklerini ve ricaretin oldukca azaldigini soyledi. Bu nedenle Ten towns oldukca fakirlesmisti ve savas icin gereken zir ve silahlar satin alinamiyordu. Ayi kabilesi diger barbarlari daglardaki frost giantlarin evlerine saldirmaya zorlayarak onlari buralardan suruyor ve magaralardaki madenleri insanlara cikarttiriyorlardi. Ayi kabilesinin liderinin yaninda iki insan yardimci da bulunuyordu ve gorunuse gore orduyu onlar egitiyordu. Rasputin bu adamlarin Silver Death’ten olabileceginden suphelendi. Grup Buzolum’u aradiklarini Rakhmar’a soylediklerinde, once onlara cilginlarmis gibi baktiysada sonrasinda babasinin magaranin gizli girisini ona cok kez gosterdigini ve ona orda hikayeler anlattigini itiraf etti ve onlari goturmeyi kabul etti. Gunun geri kalani boyunca ana yoldan cikarak karlara bata cika dagin eteklerinde dolastilar ve aksama dogru deniz kenarinda sessiz bir bolgeye geldiler. Rakhmar’in dedigine gore magaranin girisi metrelerce asagidaki bir tuneldendi. Grup onunla vedalasip buz gibi sulara atladi. 25 metre derinlige indiklerinde aradiklari girisi buldular ve iceri girdiler, icerisi suyun icinde genis bir tuneldi, bu yuzden acikligi bulana kadar 20 dakika daha yuzmeleri gerekti. Silverymoon’dan aldiklari su altinda nefes almalarini saglayan nesneler olmasa bu islem neredeyse imkansiz gibiydi. Bir sure sonra tunel bitti ve kendilerini soguk ve islak bir tunelde buldular. Kiyafetlerini kurulamak icin bir ates yakip beklemeye basladilar. Sudan ciktiklari yerin hemen etrafinda bir kac insan ve barbar iskeleti duruyordu ve bu diken ustunde olmalarina yatmisti. Iyice kurulandiktan sonra magarada ilerlemeye basladilar, dogal bir olusuma benziyordu ve oldukca genisti. bir kac saatlik arastirma sonunda Rasputin dar bir yolun garip bir sekilde bittigi yerde yukari acilan gizli bir kapak buldu. Yukari ciktiklarinda ise kendilerini oldukca eski bir yapinin icinde buldular. Burasi bir kale yada bir satonun tas duvarlarina ve odalarina benziyordu ama tamamen bos gorunuyordu. sag taraflarindaki koridordan garip bir surtunme sesi gelmekteydi, sanki agir mtealin tasa surttugunde cikan sese benziyordu. Tam etraflarini incelemeye calisirken onlerindeki goruntu bir anda degisti ve gri mobilyalar, tablolar ve mesaleler koridorlari doldurdu. Hepsi sok icinde etrafa bakiyordu, sanki garip bir pencereden gecmise bakiyorlar gibiydi. bir kac saniye sonra tum goruntuler geldigi gibi kayboldu ve yine karanlik ve bos koridorlarda saglarindan yaklasiyor gibi gelen garip sesle basbasa kaldilar. Sesin geldigi yone dogru ilerlemeye karar verdiler. dar koridor genis bir odaya aciliyordu ve iceri goz attiklari anda eski bir goruntu yine canlandi. Bir sovalye masasinin basinda oturuyordu, etraf mobilyalarla ve esyalarla doluydu, adam kalkip karsidaki koridora dogru ilerlerken goruntu kayboldu. Ve simdiki zamana geri donduklerinde ise karsilarinda daha korkunc bir goruntu mevcuttu. 3 metre uzunlugunda, normal olamayacak kadar zayif ve tepeden tirnaga kapkara zirhlarla kapli bir sovalye arkasinda 3 metrelik dev bir satiri surukleyerek agir agir onlara dogru geliyordu. Satirindan kara kizil alevler yukselmekteydi. Goz goze geldiklerinde yaratigin kaskindan alevler puskurdu ve ayaklari biraz daha hizli hareket etmeye basladi. Eglath kendi kilicini cekip yaratigi yari yolda karsiladi, kilicini savurdu ama saskin bakislari arasinda kilici bos havayi yardi. Yaratik sinsice donmus ve saldirisindan kurtulmustu. Bu sirada obsidius bir magic missile gonderdi ama buyu yaratiga carpmadan bir saniye once parcalanip yokoldu. Eglath agzi acik nasil bir yaratiga denk geldiklerini anlamaya calisirken dev satir kulaklari sagir eden bir gurultuyle Eglath’a carpti. Eglath oldugu yerden karsi duvara kadar ucmus ve kanlar icinde duvarin dibine yigilmisti. O an butun grup anlamistiki bu yaratik her ne ise kendi guclerinin otesindeydi. Eglath’i oldugu yerden kaldirip geldikleri koridora geri donduler. Bu sirada Lakashtari arka tarafta kalmis ve olup biteni gorememisti, cil yavrusu gibi kacisan arkadaslarina gulerek koridordan disari kafasini uzatti ve gordugu seyin sokuyla arkadaslarinin yanina kosmaya basladi. Hep beraber geldikleri tunelden asagiya atladilar ve kapagi geri kapattilar. Yaratigin kapagi firlatip acmasini bekliyorlardi ama bunun yerinde uzerlerinden gecip gittigini hissettiler. Bu gece burda dinlenip ertesi gun sanslarini tekrar denemeye karar verdiler.
#Devami Haftaya#

View
Oyun 26 - pespese savaslar, yeni dunyalar, karanlik gucler

Grup yanlarindaki Goliath’larla beraber dagin yamacinda kayalarin arkasinda pusuya yatmis, ilerden agir agir onlara dogru gelen kafileyi izlemekteydi. Kafilenin sayilari onlardan fazlaydi ama avantaj simdilik gruptaydi. Kafile altlarindaki yikintilarda kamp kurdugunda, grup daire seklinde dagilarak kampin etrafini sardi. Bu sirada Obsidius dagin yamacinda kalarak bu vahsi barbarlarla arasinda olabildigince mesafe birakmaya calisiyordu. Grup avina gecenin karanliginda adim adim yaklasirken Eglath’in bastigi bir tas yerinden oynayinca en yakindaki nobetci sesi duydu. Ayni anda oklar vizildadi savas naralari koptu ve hengame basladi. Eglath ve Rasputin hemen yanlarinda beklenmedik bir suprizle karsilastilar. Bu hayalet gibi yanlarinda bir berilip bir kaybolan Arueth’ti ve iyi bir zamanda belirmeyi secmisti bu kez. Savas hizli ve vahsiydi, kafilenin basinda Himar adinda goliathlar icin bile oldukca iri bir barbar vardi. Ayi kabilesinden oldugu belliydi. Dev baltasiyla savas alanini yariyor, onunden kacamayanlari ikiye ayiracakmis gibi baltasini savuruyordu. Ilk kayiplari Rackhmar’in adamlari verdi, kafilenin yikintilardaki savunma pozisyonu iyiydi ama gafil avlanmislar ve grubun amansiz savas yetenekleri altinda geri cekilmeye baslamislardi. Eglath, Rackhmar ve bir adamiyla beraber Himar’a karsi savasiyorlardi, adam aldigi yaralardan etkilenmiyor gibiydi. Tam bu sirada Eglath’in ayagi karda bir kac santim kaydi ve gardi dustu. Bunu goren Himar kendinden beklenmeyecek bir ceviklikle buyuk baltasini indirdi. Eglath ikiye ayrildigina emindi ama bunun yerine kendisini Himar’in arkasinda dikilirken buldu. Bir sekilde baltanin altindan kacmis ve buraya teleport olmustu. Sansini sorgulamadan kilcini adamin savunmasiz sirtina soktu. Savas bittiginde Eglath’in basi donuyor zonkluyordu, soyle bir etrafa bakti, dusmanlarinin ve dostlarinin kanlari beyaz karlar tarafindan yutulurken bosluga dustu, yuzune carpan karlari hissetmedi. Uyandiginda kamptaydi, etrafinda arkadaslari vardi. Dogruldu, herkes etrafina toplanmisti. Rasputin garip bir hastaliga tutuldugunu, onu iyilestiremedigini soyleyip duruyordu. Eglath kilicinin acligini hissedebiliyordu, bir sekilde kilici onu ikiye ayrilmaktan kurtarmis ama tum enerjisini kullanmis gibiydi. Ama kaybedecek zaman yoktu, onlar dinlenirken Luskan’dan cikan buyucunun kafilesi ufukta gorunmustu. Grup Rackhmar’la bir plan uzerinde konusmaya basladilar.
San, beraber yolculuk ettigi parali askerlerden oldukca rahatsizdi. Hayatlarinda hic yikanmamiscasina les gibi kokmalari bir yana, insandan cok hayvan gibi davraniyorlardi. Iki gundur yari pismis domuz etlerini elleriyle yiyip, birbirleriyle guresiyor, surekli yaninda osuruyorlardi. Kendisini zehirli bir gaz bulutuyla yolculuk eder gibi hissediyordu. Halbuki Zendebar’a bu isi tek basina halledebilecegini defalarca soylemisti, birkac barbardan korkmuyordu. Sonucta buyusunun alevleri ortaya ciktiginda hepsi ya kacar ya da kararirdi. Luskandaki dilencilerde denemis ve gormustu. guclerinin heryeri kasip kavurdugunu dusundugu bir hayalin ortasinda siritarak yururken kendisini goliath kafilesinin onunde buluverdi. Karsisinda 4 goliath vardi, daha cok olacaklarini dusunmustu, ayni zamanda Himar’in burda olmadigi belliydi. Himar neden gelmedi diye sordu. Karsisindaki Eglath’di, Eglath hizlica cevap vermek icin sahip oldugu tum zekayi kullanarak “yolda geliyor” dedi. San bunun uzerine “iyi bekleyelim o zaman” diyince Eglath’dan fisilti gibi bir “http://www.youtube.com/watch?v=rlL6cQAzLdE” sesi cikti. Huzursuz ve sessiz bir kac dakikanin ardindan karsilikli islerin nasil gittigiyle ilgili garip sorular soruldu ve en sonunda Eglath, Himar’in gelmesine daha zaman olabilecegini, komutlari kendisininde alabilecegiini soyledi. Cok ucuz bir numaraydi tutacagini hic dusunmemisti ama San kendinden emindi ve az once adamlarindan biri tam yaninda osurmustu, artik gitmek istiyordu. Eglath’a yollardaki pusularin ejder ve oglak kabileleri tarafindan kuruldugunu bu nedenle en kati sekilde cezalandirilmalarini, kaybedilen her ayi kabilesi askeri icin 10 kadin ve 10 cocuk gebertmelerini soyledi. Eglath not aliyordu, “kac cocuk kac kadin?” diye sordu, San sabirsiz sekilde “10 be adam 10” dedi. Eglath, “toplamda 10 kadin ve cocuk mu? yoksa her birinden 10ar tane mi?” diye sorunca San kulaklarina inanamadigini farketti. “Elinizdeki butun orduyuda hemen neverwinter’a gondereceksiniz, Luskan’dan guvenli gecisinizi sagliycaz” diyerek devam etti. Eglath, “ordu daha tam hazir degil, kac adam lazim size?” diye sordu, San “Ne varsa gonderin iste” dedi. Eglath “ne kadar adam yeterki acaba?” diye sorunca San “Himar’a anlat o anlar” diyip etrafindakilere isaret ederek geldigi yoldan geri donmeye basladi. Eglath adamlar uzaklastiginda aldigi notlari yere firlatip buyucunun arkasindan bir kac kufur salladiktan sonra basini tutarak arkaslarinin yanina geri dondu. Yolda Rackhmar’dan Ten Towns’da yaklasik 3bin kisilik bir barbar ordusu oldugunu, 1000 kadarinin ayi kabilesi, 500’unun sadik yandas kabileler oldugunu soyledi. Diger kabileler ise daginik haldeydi ama diger yariyi olusturuyorlardi. Kampa donduklerinde durumu degerlendirdiler. Ayi kabilesi kafilesini devre disi birakmislar ve buyuculeri de oyalamislardi, bu onlara bir kac ay zaman kazandiracakti. Su anda ise baska bir sorun vardi, Eglath kilici icin bir kurban bulmak zorundaydi ve ayni zamanda gun isindikca kendini hasta hissetmeye baslamisti. Luskan’a dogru donus yolunda bulunduklari tepelikleri arastirarak gitmeye karar verdiler. Aksama dogru bulduklari patikayi takip ettiklerinde oldukca derin ve genis bir cukur buldular. Cukurun ortasinda daha once gormedikleri kadar buyuk buzdan bir el ve bir kafa gomulmus halde durmaktaydi. Rasputin elin buyuklugune hayret ederek parmaklardan birine dokundu ve bir anda el yumruk haline geldi. Henuz kimse hareket edemeden bir deprem heryeri sarsmaya basladi. Grup ayaklari uzerinde durmak icin caba sarfederken deprem devam ediyor ve onlerinde 20 adam boyunda bir titan yukseliyordu. Once kacmayi dusundulerse de Titan’in yumruklariyla dusen ciglar onlari bellerine kadar kara gomunce baska sanslari kalmamisti, ya savasacak yada oleceklerdi. Dev buzdan canavarla saatler boyunca dovusen grup, soguga olan resistanslari ve Obsidius’un alevleri sayesinde savastan galip cikti ve Eglath’in kilici bir kez daha beslendi. Ertesi sabah ise Eglath’in halsizligi ve atesi hala devam ediyordu. Yolda Rackhmar’la ayrildiktan sonra Luskan’a geldiler. Once hana girdiler, Bara onlari gorunce biraz laflamak istedi ama Eglath’in durumu gozlerinden okunuyordu. Bara durumdan suphelenmisti. Grup odasina cekildikten sonra kapiya geldi ve Eglath’i gordu, neyi oldugunu sordu, neler yaptiklarini da sorduktan sonra cikti. Ertesi sabah plan Astrid yani Zendebar’i bulmakti. Hep beraber handan cikmak uzereydiler ki Bara Eglath’a bir kac dakika yanliz konusmak istedigini soyledi. Digerleri handan cikarak kuleye dogru yol aldilar. Eglath Bara’nin yanina geldiginde adam cok bitkin gorunuyordu, butun gece uyumamis gibiydi. Kilicin Eglath’da olup olmadigini sordu, telasla konusmaya devam ediyor, neredeyse hoplayip zipliyordu ama Eglath hicbirsey duyamiyordu, basi donmeye baslamisti. kendine geldiginde tekrar handaki odasindaydi, hersey bir ruyaymis gibiydi. kalkti asagiya indi, handa kimse yoktu. Kapida kapali yaziyordu. Barin arkasina gecip hanciyi aradi ama Bara hicbiryerde yoktu. Olmus olabileceklerin agirligi uzerine cokuyordu. Kilicla konusmaya calisti, ne oldugunu sordu. Once hic ses gelmedi, sonra kilic “bizi korumak zorundaydim” dedi. Eglath cokmustu odaisna geri cikti. Bu sirada yarim saat Eglath’tan hic haber cikmayinca Lakashtari telepatik olarak ona ulasmaya calisti. Eglath handa oldugunu ve oraya gelmeleri gerektigini soyledi. Hizla hana kostular ve hani bombos bulduklarinda bir terslik oldugunu anladilar. Odaya kostuklarinda Eglath’i yatakta omuzlari cokmus, elleriyle yuzunu kapamis halde buldular. “Sanirim onlari oldurdum” dedi “Hepsini”… yarim saat kadar sonra Rasputin ve Obsidius Bara’nin esyalarini inceleyip geri donduler ve hicbirsey bulamadiklarini soylediler. Yapacak bir sey yoktu, gorevlerine devam etmeleri gerekiyordu, ayrica handan ne kadar cabuk kaybolurlarsa onlar icin o kadar iyiydi. Buyucu kulesine dogru yollandilar. Ordan onlari San karsiladi, Eglath’in iluzyon kolyesi uzerinde oldugundan onu taniyamamisti. Zendebar’in onlari malikanesinde bekledigini iletti ve yola koyuldu. Malikaneye girdiklerinde icerisi sessizdi, grup tetikteydi, kimliklerinin ortaya cikmis olabilceginden cekiniyorlardi. San “Zendebar” diye ortalarda bagirirken tam arkasinda buyucu robelari icinde ama yuz yerinde alevler icinde bir kurukafa bulunan bir yaratik belirdi. Kimsenin agzini acmaya vakti olamadan San’in bogazi boydan boya kesilmis, dikkatsiz cirak yerde kendi kaninda bogulmaya baslamisti. Bu kez arkalarinda tanidik bir ses geldi, bu Astrid’di. Grounuse gore Bara’nin verdigi iluzyonlar Astrid’i kandiramamis ama Zendebar olarak bilindigi buyucu kulesinde ortaligi karistirmamak icin acik vermemisti. Gruba Himar’i nasil oldurebildiklerine sastigini soyledi. Rasputin bu buyucunun de ciragi kadar kendini begenmis oldugunun farkindaydi, belki bu kendileri icin bir avantajdi. Konusmalar devam ederken Lakashtari etrafi inceledi, ortamda bir garip buyucu, Astrid ve bir golem vardi. Golem oldukca iri yariydi ve insana benzetilerek yaratilmisti, vucudunun etrafinda orumcek aglarina benzeyen yapiskan maddeler vardi. Astrid kararini vermisti onlari once oldurecek sonra sorgulayacakti. Golem yeri sarsarak one atildi ama ayni anda Eglath’da onu karsiladi, iki devden Eglath daha hizli ama Golem daha gucluydu. karanliklardan cikan garip buyucu bir anda kendisinin siyah bir benzerini yaratti. Rasputin Golem’in dev kolunun altindan kurtulup Astrid’e saldirdi. Grup neredeyse mukemmel bir kordinasyonla savasmaya baslamis, Obsidius’un bir buyusuyle Astrid tum iradesini kaybetmisti, bunu firsat bilen Eglath dev kilicini nefret dolu bir sekilde adamin kafasina indirdi, onu orada oldurebilirdi ama bir parlama oldu ve Astrid yokoldu. Onunla sonra ilgilenmeleri gerekecekti, Golem aldigi yaralara asla aldirmadan yada yavaslamadan saldiriyordu, Lakashtari yaratiklardan birini bir duvarla koseye sikistirmisti ama yaratik teleport olarak duvarin onune cikti. Bunun uzerine Lak bir buyu sozuyle duvari yikti ve yaratik duvarin altinda kaldi. Rasputin bu korkunc yaratiklarin yaninda savasirken ailesinden gelen kolyenin cok siddetli bir sekilde titresip yandigini hissedebiliyordu. Bu bir tek anlama gelirdi, bu yaratiklar Silver Death’e hizmet ediyordu. Yaratiklardan birini yokettiklerinde arkasinda sadece giydigi robe’u birakarak dumana donustu. Digeri ise duvardan gecerek odadan kacti. Hepsi beraber Golem’e donduklerinde yaratigin artik savasmadigini gorduler, geri donmus ilerdeki cift tarafli kapilara dogru umursamaz adimlarla ilerliyordu. Eglath hemen atilip yaratigi yere civilemeye calisti ama basaramadi, Rasputin beline yapisti ama Golemin insan ustu bir gucu vardi. Sonunda kapiya ulasti ve acti. cierisi bir calisma odasiydi ama biraz dagilmis gorunuyordu, yerler kanla lekelenmisti. Astrid (Zendebar) masasinin arkasinda yigilmis bir halde oturuyor ve elinde bir wand tutuyordu. gruba simdi konusma zamani dedi. Grup burnundan soluyordu, konusmak degil adamin kafasini almak icin gelmislerdi ve soyliyecegi yalanlardan hicbiri onlari bundan caydiramazdi. Ama Zendebar’in elindeki kozlar bitmis degildi. Onlara Lady Alustriel’i kurtarmalarinda yardim edebilecegini ve bazi sartlar karsiliginda Silverymoon konseyinde Lady’nin ve kendilerinin isimlerini temize cikarabilecegini soyledi. Grup ise onu orda oldurmeyi ve ofisinden cikacak belgeleri kullanmayi dusunmekteydi. Zendebar ofisinde hicbirsey bulamayacaklarini, herseyin kendisinde bittigini soyluyor elindeki wandi bir tehditten cok bir defans olarak ileri geri salliyordu. uzun suren konusmalar sonunda Lakashtari’ye Xaxis’i icine hapsetmeyi basarirsa onu su ankinden daha guclu hale getirecegini soyledi, Lak buna zerre kadar inanmamisti. Rasputin’e Silver Death’in asil tehdit olmadigini, az once savastiklari Death Brotherhood’un ailesine olan tum katliamlardan sorumlu oldugunu anlatti. Anlattigi hikayeye gore Silver Death Zendebardan yardim istemis oda onlari daha sonra kullanmak icin Death Brotherhood la temasa gecirmisti. Ama daha sonra DB’nin istekleri durmak bilmemis ve sonunda Silver Death DB’nin kolesi haline gelmislerdi. Astrid Xaxis ile anlasmis ve Xaxis’in Silverymoon’u ele gecirmesi halinde Nevewinter’in onun olacagina dair soz almisti. Ama Xaxis genc grubun yarattigi kaostan yararlanip Silverymoon’u coktan ele gecirmis ve bu sirada hem Alustriel’den kurtulmus hemde Zendebar’i bir kenara atmisti. Grup bunlarin hepsini dinledikten sonra karsilikli cikarlar nedeniyle bu adama bir kez daha guvenip Alustriel’i kurtarmayi denemeye karar verdiler. Yanliz Zendebar ayni zamanda "staff of portals’ i da istemekteydi. Grup buna hic gonullu degildi ve Zendebar’in Alustriel’i kurtarmaya gitmeden staff’i ona vermeleri istegini direk reddettiler. Zendebarve grup arasindaki anlasma belki birden fazla pamuk ipligine bagliydi ama sanki iki tarafta buna siki siki tutunmustu. Zendebar Alustriel’in baska bir dunyada hapis oldugunu ve onlari oraya gonderebilecegini soyledi. Orda olacaklar yada oranin nasil bir yer oldugu hakkinda bir sey bimiyordu. Alustriel’in onlara Bara’ya vermeleri icin teslim ettigi parayi kullaraak Zendebar portal’i acti ve parayi geri vererek, isleri bittiginde ayni parayi kullanip “ev” diyerek geri donebileceklerini soyledi. Boylece azili dusmanlar, garip bir ittifak icinde veda etmeden ayrildilar.

Astrid’in actigi portaldan gectiklerinde kendilerini toprak bir yol kenarinda, etraflari ormanlar ve daglar ile cevrili buldular. Toprak yolun kuzey kisminda parlak metal zirhlari icinde bir adam gorunmektedir. yolun diger tarafindan ise atli bir araba gelmektedir, araba yanlarindan hizla gecer. Arabanin icinde kahverengi uzun robelar giymis, elleri cuzzamli gibi beyaz kumaslarla sarmalanmis, rahiplere benzeyen adamlar vardir. Araba savascinin oldugu yerde durur. adam arabadakilerle konusmaya baslar. grup o tarafa dogru yurumektedir. bu sirada ormanlik alandan bir kadin firlar. elinde mavi isik sacan bir asa vardir. Arkasindan da uzun boylu iri yari bir barbar ve en az o kadar iri baska bir savasci gorunur. kadin arabaya dogru yaklasir ve yukari cikar. bir kac saniye sonra mavi bir isik patlamasi olur ve kadin ciglik atar. goz acip kapayana kadar kiliclar cekilmistir. Caliliklarin arasindan birde kirmizi cubbeli bir buyucu cikar. Grup hizla harekete gecer ve at arabasina dogru kostururlar. Onlar vardiginda ortamda 4 cubbeli adam kalmistir. Yaklastiklarinda bu agiir cubbelerin altinda daha once gormedikleri yaratiklarin oldugunu gorurler. Elleri ve ayaklari pence seklinde, derileri ve yuzleri surungene benzeyen yaratiklardir bunlar. Parlak zirhlar icindeki sovalye basindaki ciddi bir yaradan yere yigilmis haldedir. Bu sirada kirmizi buyucu elinden alevler cikararak onlerindeki bir yaratigi yakar. Grup hic vakit kaybetmeden garip yaratiklara saldirir. Bu sirada calilardan bir yarim-elf, bir uzun kulakli cocuk birde cuce cikar. Yarali sovalyenin kilicinin yaratiklardan birinin bedeninde sikistigini goren grup bunu dikkate alarak savasmaya ozen gosterip cok da zorlanmadan kalan yaratiklari oldururler. Hersey bittiginde ortamda garip bir sessizlik olur. Sessizligi once cocuk gibi gorunen kisa boylu elfimsi yaratik bozar. Elinde Eglath’in sancagini tutmaktadir. Cok guzel olduguyla ilgili birseyler gevelerken Eglath nazikce sancagi, cuzdaniyla beraber cocugun elinden alir. Ben Tasselhof Burfoot diyerek kendini tanittiktan sonra gucenmis bir halde Eglath’in cuzdaninin yere dusmus oldugunu, o almasaydi coktan kaybolmus olacagini soyler. Sonra Lakashtari’nin mavi olduguyla ilgili bir seyler gevelerken Lakashtari’nin Orb larindan birini bir elinden obur eline cevirmektedir. Cocugun samatasinin arasindan sesini duyurabilen yarim elf genclere tesekkur ettikten sonra, fazla oyalanamayacaklarini ormana geri donmeleri gerektigini soyledikten sonra sovalyeye destek vererek geri gider. Grup bu bilinmedik ama bir o kadarda tanidik dunyadaki muhtemel ilk ve tek dostlarina veda etme firsati bile bulamazken, kirmizi cubbeli, her an dusecekmis gibi hasta gorunen buyucu Obsidius’a yaklasir ve onu sok eden kum saati seklindeki gozbebeklerini uzerine diker. Sonra siz bu dunyadan degilsiniz diyerek yuzunde merakli bir ifadeyle arkadaslarini takip eder. Lakashtari Tasselhof’a kuresini hediye etmistir. Bu iyiligi karsiliksiz birakmayan Tass birkac dakika sonra ormanda kayboldugu yerden geri cikar ve Obsidius’a Astrid’in onlara verdigi gumus parayi geri firlatir, onu buldugu icin cok sansli olduklarinida ekledikten sonra geldigi gibi kaybolur. Grup yasadiklarini ve etrafi sindirmek adina gidecekleri yone dogru ormanlik alanda bir kamp yapmaya karar verirler. Sabahin ilk isiklariyla kendilerini bir nebze daha iyi hissettiklerinde, kaslarindaki agrilara aldirmadan tekrar paranin gosterdigi yone dogru devam ederler. patika onlari bir dagin yamacindaki kayaliklara getirdiginde Rasputin taslarla olan bagini kullanarak ellerini dagin duzgun yuzeyinde gezdirir ve bir kac dakika sonra genisce bir tasi kaydirarak bir tunelin agzini aralar. Grup vakit kaybetmeden tunelden devam etmeye baslar. tozlu ve orumcek aglari kapli tunel onlara Zakreash’in kalesine girerken gectikleri tuneli hatirlatir. Obsidius gece gorebilen gozleri ile on sirayi almistir ama ne yazikki etrafa olan dikkati kit oldugundan az ilerde bir delikten 2 metre asagi duser. Bu olaydan sonra bir mesale yakan Rasputin tunelin ortasinda bir kac metrelik bir delik gorur. Asagida ise Obsidius yatmaktadir. Onun yuzu koyun yattigi yerde ise baska bir koridor asagi dogru ilerlemektedir. Grup temkinlice asagiya inip yoluna bu yeni koridordan devam eder. Bir sure daha yol aldiktan sonra baska bir koridora baglanirlar ve bu koridorun asagisindan kulaklarina bir rituelin dizeleri olabilecek ama su ana kadar duymadiklari bir dilde sesler gelir. ayni zamanda ciliz bir mesale isiginin duvarlardaki yansimalari da gorulmektedir. Grup bu noktadan sonra daha temkinli ilerlemeye karar verir, yavas yavas metreleri geride birakirlarken ciliz bir kadin cigliginin yaninda garip bir hayvanin aci dolu kukremesini de duyarlar. Adimlarini hizlandirirlar ve son donemece geldiklerinde iceri bir goz atarlar. iceride uzak duvarda zincirlerle baglanmis Alustriel ve onunde daha once gordukleri ejderanlardan buyucu gorunumlu bir tanesi durmaktadir. Bu ejderan Lady Alustriel’den cektigi enerjiyi diger ejderanlarin odaya tasidigi buyuk gumus yumurtalar uzerinde kullanmaktadir. sessizce yerlerini alan grup ejderanlari gafil avlar ve olumcul bir hizla saldiriya gecerler. Bir kac dakika icinde bu yaratiklarin buyuye karsi direncli olduklarini farkeden grup bu savasin uzun surecegini anlar. Onlerindeki iki savasciyla Eglath ve Rasputin ilgilenirken, arkadaki Aurak ve Bozak buyuculeri ile Lakashtari ve Obsidius savasmaktadir. Ilk etapta soldaki iki okcuyu kendi haline birakan grup, bu yaratiklarin zehirleyip attiklari oklara maruz kaldiktan sonra kendilerini defansif bir pozisyonda konuslandirirlar. Bu sirada diger odadan ise oldukca iri yari ve elinde iki elli kiliciyla baska bir ejderan saldiriya gecmistir. Kiliclar karsilikli keserken, etrafi elektrik ve ates buyuleri yakiyor ve Lakashtari yaratiklarla psisik bir savas veriyordu. Yaratiklar oldukca dayanikliydi ama grubun iyilestirme ozellikleri onlarda yoktu. bir saniye butun gencleri kan icinde birakiyorlar, bir sonrakinde Rasputin’in yada Eglath’in ayarsiz gucleri onlari hic bir sey olmamis gibi iyilestiriyordu. Grup vurdu, ejderanlar vurdu, buyuler patladi, dualar okundu, yaralar kapandi ve sanki bu savas saatlerce surdu ama sonunda grubun dayanikliligi bu yabanci dunyada da galip geldi. Son ejderanda dustugunde grup hizla Alustriel’i zincirlerinden kurtardi. Lady neredeyse bayilmak uzereydi, cok bitkin oldugu goruluyordu. Bu sirada biryandan herkes yumurtalara bakarken, diger odadaki inlemeyi tekrar duydular. kontrol ettiklerinde bunun gumus rengi bir ejderha oldugunu gorduler. O da zincirlere vurulmustu fakat durumu cok daha kotuydu, olmek uzereydi. O sirada iceri giren Lady Alustriel, kalan son enerjisi ile yaratigin etrafindaki zincirleri kiracak bir buyu yapti ve Eglath’in kollarina yigildi. Rasputin Obsidius’a isareti verdi, Lakashtari kucagina iki gumus yumarta aldi ve staff of portals’in mavi parlakliginda Zakreash’tan aldiklari kalenin altindaki ejderha magarasinda buldular kendilerini. Hepsi olduklari yere yigildilar, dinlenmek sartti.

##
“Kumandan Aruseme” dedi Xaxis, “bu kotuluk yuvasi kaleyi demonlardan temizledik, sizin sayenizde. izninizle basrahibim Sila ordumuza burada bulunan eski tanrilarin rizasiyla bir blessing yapmak istiyor.” Aruseme lafi dolandirmadi “Burada ne isimiz var Xaxis, neden burdayiz? buradaki demonlari gordum, o portaldan cikanlarla bir ilgisi yoktu bunlarin, niye bunca yil sonra bu yikintilari temizliyoriz?” Xaxis icerlememisti “biraz inanc lutfen sayin kumandan, tabiki tanrilar adina yapiyoruz, simdi izninizle ordumuzun zihnini ve kalbini acicak bu dua icin Sila’ya katilmaliyim”. Adimlarini siklastirdi, ordunun kamp yaptigi alan binlerce yil oncesinde bir avlu olmaliydi. 10bin askeri alabilecek kadar buyuktu. Sila’nin yanina geldi. Kadin gergindi. Xaxis gulumsedi ve baslamasini isaret etti. Sila anlamsiz kelimelerden olusan duasini okumaya basladiginda Xaxis uzun sure calistigi buyu sozlerini kolaylikla soyledi. Etraflarindan yayilan beyaz sis bir kac dakika icinde tum avluyu kaplamisti.
##

View

I'm sorry, but we no longer support this web browser. Please upgrade your browser or install Chrome or Firefox to enjoy the full functionality of this site.