For the New and Unseen

Oyun 15 - Lakashtari kurtuluyor, Keshan kaciyor, Hellgate keep'e yolculuk basliyor

Grup aceleyle garnizon binasina yoneldi. Eglath iyice sabirsizlanmisti, elinde olsa Pardraig’in yanlarina verdigi adamini omzuna alip garnizona kosacakti. Saatler gibi gecen bir kac dakika sonrasinda garnizona varip nobet listesini aldilar. Tahmin ettikleri kadar kisa bir liste degildi, bu kadar adami bulup konusmak hem uzun surecek hem de Pardraig’e gore ellerine bir sey gecirmeyecekti: Herkes nobetciler araciligi ile bir kagit veya paket gonderebilirdi.

Cok zamanlari yoktu, zaten Eglath’i tutmak da giderek zorlasiyordu. “Keshan’in kellesini istiyorum, once pataklayip sonra kafasini koparacagim” diye kendi kendine soyleniyordu. Parmagindaki yuzukten yon saptamayi umuyordu ama anlasilan yuzugun digeri artik Lakashtari’nin parmaginda degildi. Keshan’in akrabalarini da icine alan bir kufur daha savurdu. Bu sirada daha sakin kalabilen grup uyeleri Arueth’in Keshan ve Lakashtari’nin izini kaybettigi yere gidip aramaya karar verdiler ve hemen yola ciktilar.

Arueth ikiliyi son gordugu noktaya kadar gruba onculuk etti, ondan sonra hepsi bir iz veya Lakashtari’den bir esya aramaya basladi. Antares’in veya Kex’in yanlarinda olmasini hic bu kadar istememislerdi, samanlikta igne ariyorlar ve tabii ki bulamiyorlardi. Eglath yoldan gecen ya da dukkanlarinda bekleyen bir kac kisiye de sorular sormayi ihmal etmedi, acelesi oldugundan Nesme’den geldigini bile soylemeden hemen konuya girip Keshan ve Lakashtari’yi soruyordu. Sehrin oldukca zengin bir kesiminde olduklarindan insanlar tarafindan ciddiye alinmiyorlardi, herkes o cevrede bu tip olaylar olmayacagini soyleyip duruyordu.

Sonunda pes ettiler, sokagin ortasinda toplanip biraz tartistilar, “Pardraig’e gidelim”, “hana donup sorusturalim”, “verelim ne istiyorsa ugrasmayalim” gibi fikirler ortaya atildi. Sonunda hana gidip oradan aramaya baslamaya karar verdiler, belki birileri Keshan’i tanirdi. Han’a girip barmene yoneldiler, zaten ortama pek uymayan bir kiliklari vardi, ustelik kosturmaktan iyice yorulmuslardi, bir an once bilgi alip Keshan’in pesine dusmek istiyorlardi. Her zaman oldugu gibi Eglath soze girdi: “Buradan mavi bir hatun ile cikan bir adam vardi, taniyor musun? Nerede oturur?” Barmen “Evet, taniyorum, Keshan Bey iyi musterilerimizdendir” dedi. “Onu neden ariyorsunuz ki?”. Eglath tam bir bahane uyduracakti ki, Arueth kendinden en beklenmeyen seyi yapti, konusmanin ortasina daldi: “Arkadasimizi kacirdi, nerde oldugunu ogrenmemiz lazim”. Barmenin tavirlari bir anda degisti, “Keshan Bey saygideger musterilerimizdendir, boyle bir sey yapmasi mumkun degil.” dedi. “Ayrica arkadasinizi beraber cikarlarken gordum, pek de kaciriliyor gibi degildi, halinden gayet memnundu” diye ekledi. Arueth’in bu hareketi Eglath’in iyice tepesini attirmis, barmenin uzerine iyice egilmisti “Lakashtari’nin o herifle isi olmaz, basbayagi kacirildi. Nerde oturuyor soyle de gidelim” dedi tehditkar bir sesle. Sesi biraz da yuksek cikmisti, handaki bakislar onlara dogru donmus, konusmalar azalmisti. Barmen “Hanin huzurunu kaciriyorsunuz, lutfen cikin yoksa guardlari cagiracagim” dedi, Eglath’in cussesinden pek etkilenmis sayilmazdi. Eglath iyice delirmisti, “Cagir ulan, Keshan denilen adami guardlarla beraber arariz o zaman” diye bagirdi. Tam bu sirada yakinlardaki bir masadan onlara dogru seslendi biri: “Barmen, arkadaslari buraya gonder, bir de bolca bira yolla masaya!”. Tanimadiklari bir adamdi bu, gur sakallari vardi ama guvenilir birine benziyordu :) Barmen istemeye istemeye denileni yapti, ama hala gruba ters ters bakiyordu. Eglath da ona ters ters bakti.

Masaya oturdular ama rahat hissetmiyorlardi hala, sessizce dinlemeye basladilar, bir yandan da barmenden kurtulmalarina seviniyorlardi, adam kesin Keshan’in adamiydi. Yeni tanistiklari adam oldukca candan bir sekilde soze basladi: “Adim Kaptan Boulveig, anladigim kadariyla bu Keshan sizin de caninizi yakmis. Onu nerede bulabileceginizi soyleyebilirim ama bana bir iki guvence vermeniz lazim: Birincisi onun agzini burnunu kiracaksiniz!” Burada grup iyiden iyiye heyecanlandi, hem bir ipucu bulmuslardi hem de adam en az onlar kadar Keshan’dan nefret ediyordu. “Tabii ki! Iyice benzetecegiz, isterseniz siz de gelebilirsiniz.” diye hep bir agizdan bagiristilar. Adam hafifce gulumsedi ve devam etti: “Ikincisi, benden aldigi yarim milyon altini geri getireceksiniz. ucuncusu de bana bir silah lazim acil olarak, sizden bir silah odunc alayim” Bu son istek biraz garip gelse de bir anlik bir tereddut (ve failed insight check :) ) sonrasi kabul ettiler. Adam gozune Eglath’in kocaman kiliclarindan birini kestirmisti zaten, ama Eglath diger kiliclardan birini verdiginde itiraz etmedi. Bu sirada kapidan iki guard girdi, barmenin basiyla grubu isaret etmesiyle masaya yoneldiler. “Burada huzursuzluk cikariyormussunuz” dedi biri, “Lutfen sorun cikarmadan bizimle disariya gelin”. Boulveig araya girerek “Gencler benimle” dedi, “iki bardak bir sey iciyoruz, kimseyi rahatsiz etmiyorlar.” Guard caresiz yanindaki arkadasina bakti, ondan da bir destek gormeyince omuz silkip uzaklasti.

“Konumuza donelim” dedi Boulveig, “Keshan’i ben de sizin kadar yakalamak istiyorum, hile ile oyunlarda benden bir ton altin aldi. Bir kac adamima onu takip ettirdim, buralarda sikca dolanir zaten. Size bir adres verebilmek isterdim ama bir evi yok malesef, burada aklini celdigi kadinlarin evinde gecirir gecelerini genelde. Geceleri dogu kapisindan cikip Silverymoon disinda bir yere gidiyor, oglen saatlerinde de tam 2’de sirtinda bir cuval tasiyarak geri Silverymoon’a donuyor. Sehir disinda takip ettiremedim, sehir icinde de olay cikartmak istemiyorum. Guardlarla arasi iyi cunku serefsizin. Yaninda da korumalari oluyor hep. Eger dogu girisine yakin bir yerde pusu kurarsaniz ustune cullanabilirsiniz.” Grup bu ise cok sevinmisti, Kesahn’in hangi saatte nerede olacagini bilmekten daha iyi ne olabilirdi? Hemen tesekkur ederek oradan ayrildilar, simdiden dogu kapisinin cevresini bir kolacan etmek istiyorlardi. Cikmadan hemen once onu nerede tekrar bulabileceklerini sordular, sonucta yarim milyon altinini geri getireceklerdi. Bunu onlar sorana kadar kendisinin soylememis olmasi o sirada hic birine garip gelmedi. “Limanda bulabilirsiniz gemimi” dedi Boulveig, “Kizil Ejder adi, buyukce bir gemidir, gozden kacirmaniz imkansiz.” Bu bilgiyi de alinca hizla kapidan cikip dogu kapisina yoneldiler…

##
…. ayni zamanlarda, silverymoon’un baska bir noktasinda, Lakashtari keskin bir küf ve yosun kokusu ile kendisine geldi. Gözleri kendine yeni gelmenin etkisi ile hicbirsey secemiyordu. İlk hissettikleri ellerinin ve agzinin baglı oldu idi. Aksam icmis oldugu iksirin etkisi ile basi hala donuyordu. biraz daha sakinlesip etrafini tanimaya calisti. etrafta cok sayida adam oldugu kesindi. ayak sesleri ve sahipsizce sallanmis kufurler duyuyordu. en son hatirladigi Keshan’a kolyesini sattigi icin uzgun oldugunu anlatmaya calistigiydi. Simdi farkina variyorduki icmis oldugu leziz sarap ona sadece basagrisi olarak donmemisti. Bir anda tum kontrolunu kaybetmis, elinde olmadan keshan serefsizinin kendisine saydigi hakaretler karsisinda dili tutulmus, dahasi adi herif kizin beline sarildiginde kendinden gecmis bir sekilde o da karsilik vermisti. Birlikte sanki egleniyormuscasina handan ayrilmislardi.
Lak kendini bu durumdan kurtara bilmek icin telepatik olarak arkadaslarina ulasmaya denemisti ama ictigi iksirin etkisi ile bunu da yapamadigini hatirladi.

Yavas yavas gozleri icinde bulundugu ortami secmeye basladi Gerci secilecek cok fazla sey yoktu. vucudu ahsap bir zemin uzerindeydi. Kapali bir ortamdaydi , bu ahsap bir kutu yada bir tabut olabilirdi. İcinden tabut olmamasi icin dua etmeye basladi. Belkide Nesme’deki tapinagindan ayrildigindan beri ilk kez birseyler icin dua etmisti. Aksam Shining scroll’a yalniz gitmesinin bir hata oldugunu dusundu. Zaten grup ne zaman birbirinde ayrilsa baslarina kotu birseyler geliyordu. Kalede Arueth’in onlardan ayrildiginda az daha olumden dondugunu hatirladi acaba Lak’i da benzer bir son mu bekliyordu? Acaba arkadaslari onu ariyormuydu?

Telepatik olarak arkadaslarina ulasmayi denedi ama hala kimseye ulasamiyordu. Gozunun onune aksan bardan Keshan ile sarmas dolas cikarken kendilerini izleyen zuppe gorunumlu tuccarlar ve keyifle onlara bakan hanci geliyordu. Bir yandan da hana gitmek istedigini belirttiginde kendisine eslik etmeyen Eglath’a kizmadan edemiyordu. Birden Eglath ile takmis oldukları yuzukler aklina geldi. Acaba eglath yakinlardamiydi onu hiissedebilecekmiydi, denedi ama hicbirsey hissetmedi. Parmagindaki yuzugude artik hissetmiyordu. serefsizler adam kacirma konusunda deneyimli olsalar gerek, yuzugude coktan almislardi.

  1. Kapiya vardiklarinda gece yarisini biraz gecmisti, o yuzden Keshan’in oradan en fazla bir saat icinde cikmis oldugunu saniyorlardi. Yolu takip ederek ilerlediler, ana yol cok kullanildigindan iz bulmalari imkansizdi, ancak yoldan ayrilan bir patika gorebilirlerdi belki. Keshan her gun bu yolu tepiyorsa bir iz birakmis olmaliydi. Umduklari gibi bir iz bulamadilar, bir kac saat yuruyup iyice yorulduktan sonra geri donmeye karar verdiler. Kapiya yakin bir yerde yolu gozleyip oglen Keshan gelirken kiskivrak yakalayacaklardi. Kapinin ilerisindeki tepelerden birinin dibine kamp kurdular, nobet her zamanki gibi once Arueth sonra Obsidius tarafindan tutuldu. Sabaha kadar kayda deger bir olay olmadi ancak uyandiklarinda hala hepsi yorgundu. Yolda insanlar gidip gelmeye baslamisti bile, kapidan uzaklasmalari gerekecekti, guardlarin olaya dahil olmasini istemiyorlardi zira. Oglene dogru iyice kalabalik olacagi belliydi, cok buyuk bir olay cikarmadan Keshan’a yaklasip korumalarinin dikkatini dagitmalari gerekiyordu. Arueth “Bu isi halledebilirim” dedi, “sadece kisa sure korumalarin dikkatini dagitmaniz gerek.” Eglath ise neden bu kadar dusunduklerini anlamiyordu, bodoslama dalip korumalarini da Keshan’i da unufak etmeleri cok daha cekici bir plandi, ustelik daha basitti. Grup onu zar zor ikna ettikten sonra Keshan’i gozlemeye basladilar. Gordukleri anda Rasputin ve Eglath sarhos gibi yaklasip bir itis kakis ile dikkatlerini dagitacaklar, Arueth de gizlice yaklasip Keshan’in bogazina daggerini dayayacakti. Plan netlesince tek yapmalari gereken beklemekti, beklediler, beklediler…

Saat 2yi gecmisti ancak Keshan’a benzeyen birini gormemislerdi. Biraz daha beklemeye karar verdiler ama saat 4 oldugunda bile ne Keshan ne de korumalari gorunmustu. “O hain barmen kesin Keshan’a haber ucurdu” dedi Arueth. Digerleri de ya ona katiliyor ya da Boulveig’in onlari aldattigini soyluyorlardi. Her iki halde de zamanlari kalmamisti, Rasputin “Caremiz yok, parayi ve kolyeyi verecegiz”. Hakli gibi gorunuyordu, mystic kapanmadan once kolyeyi almalilar, ayrica ellibin altini da hesaplarindan cekmelilerdi. Once gidip haznedari buldular, zaten almalari gereken birer cek defteri vardi. Nakit altini da yanlarina alarak mystic’in yolunu tuttular. Bu sirada Eglath homurdanip duruyordu, hem Lakashtari icin endiseleniyor, hem ona kiziyordu, nasil bu kadar sorumsuzca davranabilmisti? Mystic’e geldiklerinde kolyeyi hala orda bulduklari icin sevindiler, biraz pazarlik etmeye calistilar ama kafalari cok daginikti bu yuzden cok da ustelemeden kolyeyi aldilar. Keshan’in tanidigi zaman azalmisti, ama oncesinde Dahhim’i bularak yardim istediler, hana parayi biraktiktan sonra Moongate kapisina gitmeleri gerekecekti. Bu sirada gruptan birinin pelerinini Dahhim’e giydirerek onu Aureth’in yerine yanlarina alacaklardi. Uzaktan cok farkedilmezdi, iyice benzemesi icin Arueth eski zirhini, dagger’ini ve crossbow’unu da verdi. Dancing Goat Hanina gidip teslimati yaparlarken Arueth de arka kapida Keshan’in gelmesini bekleyecekti. Hemen hana kostular. Rasputin kolyenin ve altinlarin icinde oldugu buyuk cantayi barmene uzatti, “Emaneti getirdik, al bakalim”. Barmen pek anlamis gibi degildi, yine de cantayi alip tezgahin altina koydu.

Dogruca Moongate kapisina gidip nobet degisimini beklemeye basladilar. Burada gecen zaman yillar gibi gelmisti ama sonunda yeni nobetciler geldi. Nobet degisimi halledildikten sonra Eglath hizlica yeni gelenlere yaklasti: Bize bir mesaj gelecekti, sizde mi?" Guardlardan biri cebinden bir kagit cikardi, Eglath’a uzatti. Eglath kagidi onun elinden kapip hemen acti. Kisa bir not vardi: “Limana gelin”. Gec de olsa Boulveig’in onlari kandirdigini anlamislardi ama yapacak bir seyleri yoktu. Iyice umutsuzluga kapilmislardi, plan yurumemisti, yine kandirilmislardi ve Lakashtari hayatta mi onu bile bilmiyorlardi. Limana kosarken bir yandan da Arueth’in Keshan’i yakalayabildigini umut ediyorlardi, ama o anda bunu bilmeleri mumkun degildi. Limana geldiklerinde kalabaligin arasindan bir gemici onlara seslendi: “Hey, bu sizin sanirim!”. Buyukce bir tahta kutunun onunde duruyordu, grubun onu gordugune emin olunca arkasini donup gitti.

##
Bir anda bulundugu sey her neyse hareket etmeye basladi. bir sure tasindiktan sonra sert bir sekilde yere atildi. Lak’in cani yanmisti. Artik rihtima yakin bir yerde oldugundan emindi. burnundaki deniz kokusu daha da artmisti. Denizden esen ruzgarin ugultusunu duyuyordu. derken bulundugu kutunun kapagi acildi. Ruzgari ve temiz havayi cigerlerine cekerken kapagi acan kisinin üzerine dogru birsey biraktigini hissetti. temiz havanin tadini cikarmadan kapak yine kapandi. Etrafinda bir anda sessizlik oldugunu hissetti. Artik yalnizdi.

15-20 dk kadar sonra arkadaslarinin seslerini duydu. Onu kurtarmaya geldiklerini anladi. hic bu kadar mutlu hissetmemisti. Su kutudan bir kurtulsun Eglaht’in boynuna sarilacakti. Ve birde… bir daha para pesinde kosmama karari aldi, basina ne geldiyse ya altin yada degerli taslara olan meraki yuzunden gelmisti. Nesme’den ciktigi yolculuk onun icin artik sadece macera ve Rahip Lanaek ’i bulma yolculugu olacakti.
##

Koca kutuyu oyalanmadan actilar, icinde Lakashtari vardi ve sanslilardi ki hayattaydi. Elleri ve agzi bagli halde onlara bakiyordu, uzerine de bir kagit tutturulmustu. Eglath hemen kutunun icine uzandi, Lakashtari kendisini cozecegini dusunerek hem sevindi hem rahatladi, ama Eglath notu alip okumaya baslamisti, tabii ki Keshan’dandi. Lakashtari’ye tesekkur ediyordu, Eglath’in kilicini, kolyeyi ve altinlari kullanirken onu hatirlayacagini yazmisti. Eglath notu okurken bir yandan da Keshan’in kahkahalarini duyar gibiydi. Bu sirada yuzugu uzerinden digerinin yakinda oldugunu sezdi, ama uzaklasiyordu. O yone baktiginda bir geminin akintinin tersine dogru sehri terk etmekte oldugunu gorduler, geminin adi Kizil Ejder’di, en azindan Boulveig (ya da Keshan) bu konuda yalan soylememisti, belki de yalan soyleme geregi duymamisti. Kosarak gemiyi yakalayamayacagini anlayan Eglath grubun yanina dondu ve “Takip etmemiz lazim, bir seyler dusunun hadi” dedi umutsuzca. Grup bir yandan Lakashtari’yi cozerken diger yandan Obsidius phantom steed ritueline baslamisti bile. Eglath da bu sureyi firsat bilip Arueth’i almaya kostu, belli ki Keshan’i yakalayamamisti. Hanin arka kapisina geldiginde Arueth’i hala beklerken buldu. “Firla gidiyoruz” dedi, “Kaciyor serefsiz!”. Limana geldiklerinde rituel de bitmis, su uzerinde bile hizla ilerleyebilen phantom steedler onlari bekliyordu. Hemen atlara atlayip suya dogru surduler, limandakilerin saskin bakislari arasinda suyun uzerinde atlari surup geminin gittigi yone ilerlediler.

Gemiye yaklastiklarini yuzukten hissedebiliyordu Eglath. Hesaplayamadiklari sey ise geminin oldukca kalabalik olduguydu, menzile girer girmez uzerlerine oklar yagmaya basladi, Eglath tam boynuna saplanan bir okla az daha dusuyordu, 2-3 parmak yana gelse sah damarini parcalayabilirdi. Obsidius ve Arueth de oklardan nasiplerini aldilar, yine de geminin pesini birakmiyorlardi. Bu sirada geminin yan tarafinda disari toplarin ciktigini gorduler ve durup hemen atlari geri cevirdiler. Oklardan kacip az zarar alabilirlerdi ama top atesinde uzun sure dayanamazlardi. Nehrin kiyisina kacip agaclarin arasina girdiler. Takibi bir sure daha surdurduler ama umut olmadiginin hepsi farkindaydi. Dinlenmeleri gerekiyordu ama gemi dinlenmek icin durmayacak ve arayi acacakti, Silverymoon’a geri donmeye karar verdiler, Keshan’la baska bir zaman hesaplasacaklardi. Donus yoluna basladiklarinda daha doguda ufukta bir karalti, cakan simsekler ve ara ara kizil parlamalar gorduler. Ne oldugunu bilmiyorlardi, bir yanardag patlamasi gibi gorunse de dogal olmayan bir seyler vardi orada. Zaten yorgunluktan bitmis durumda olduklarindan, patlamalar da uzak oldugundan ustunde durmadilar ve donus yoluna koyuldular.

Grup sehre geri geldiginde moralleri ve sinirleri bozuktu, aslinda soyle bir bakildiginda Lakashtari’yi geri aldiklarina sevinmeleri gerekirdi zira karsi karsiya olduklari adamin keskin bir zekasi, hatiri sayilir tecrubesi ve onlarca adami vardi. Ayni zamanda sehirde unlu bir tuccar olarak bilindiginden aslinda pesinde olduklari ve en son Lakashtari ile gorulen Keshan diye biri de aslinda yoktu. Bu isi daha sonra tek baslarina Silverymoon’dan uzakta devam ettirmeyi kafalarina koyup onlerindeki goreve odaklanmaya karar verdiler.

Xaxis’e geri ugrayip gecen sabah gelemedikleri icin ozur dilediler ve baslarindan gecenleri anlattilar. Xaxis Lakashtari’nin kacirilmis olmasina cok sinirlendi ve durumla bizzat ilgilenecegini soyledi. Ertesi sabah yola cikmak uzere tekrar anlastilar. Daha sonra grup eve gidip dinlendi ve ertesi sabah erkenden dogu kapisina giderek, Sila, Durud ve Sarith ile bulustular. Sila bir buyucuydu, gri bir cubbe giyiyordu, 30lu yaslarda deneyimli birine benziyordu. Rasputin’i devil’dan gizleyecek ritueli yapacak kisi oydu. Sarith agir kalkani ve tepeden tirnaga zirhlariyla bir tank gibi gorunuyordu. Grubun son uyesi durud ise ehlilesmis bir barbar havasindaydi, iki elli buyuk baltasini omzuna asmis atinin uzerinden onlara bakiyordu. Tanistiktan sonra gencler Xaxis’in adamlarina atlarini birakmalarini zira cok daha hizli phantom steedler yaratacaklarini soylediler. on dakika icinde sekiz maceraci magical atlarin uzerinde dort nala ilerlemeye basladilar. Atlar yere degmeden ilerlediklerinden binicilerinde hic yorgunluk yaratmiyor ve normal atlara gore cok daha fazla mesafeyi durmadan katedebiliyorlardi.
Ilk gunun gecesinde Everlund’a vardilar, bu Silverymoon’dan biraz daha kucuk bir liman ve ticaret sehriydi. Rauvin nehri icerisinden gecmekteydi. Grup sehre girerek kendilerine bir han buldular. Handa biraz icip guzel bir yemek yediler, Rasputin bara giderek etrafta konusulanlari dinledi, gorunuse gore tuccarlardan bazilari evlerinde olu bulunmuslardi ayni zamanda yuksek seviye bir rahibin holy symbol’u calinmisti. “hmmm yan gorevler..” diye dusundu Rasputin ve arkadaslarinin yanina dondu. O aksami sakin bir sekilde handa gecirdikten sonra ertesi sabah gun dogmadan yola ciktilar. Everlund’dan ciktiklarinda onlerindeki manzarayi daha net gorebiliyorlardi, ormanin uzeri siyah dumanlarla, gokyuzu koyu gri bulutlarla kaplanmis, yildirimlarla aydinlaniyordu. Ormandan yukselen siyah bulutlarin arasindan arada bir alev sarisi renkler bir gorunuyor bir kayboluyordu. Rasputin Sila’ya bunun ne oldugunu sordugunda, Hellgate keep’ten geldiginden suphe olmadigi cevabini aldi. Ne anlama geldigi ile ilgili ise emin degildi, en kotu ihtimal Devil’in portali acmis olmasiydi. bes alti saat daha ilerledikten sonra ormanin kenarina geldiler ve burda gruba yeni katilan uclu ormanin icinden ilerlemelerinin kendileri icin daha iyi olacagini belirtti zira daglarda barbar kabileleri yasamaktaydi ve su an ek bir dusmana ihtiyaclari yoktu.

Ormana daldilar, bir kac saat icinde etraflarini bir is ve yanik kokusu sardi. Gri bulutlarin ve yildirimlarin neredyse altindalardi. Az ileride bir acikliga geldiklerinde buradaki agaclarin atesten kavrulmus ve parcalanip etrafa sacilmis oldugunu gorduler. acikligin ortasinda bir krater olusmus ve kraterin etrafi kararmisti. Temkinlice ilerlemeye devam ettiler, artik etraflarini karar dumanlar sarmaya baslamisti. Az sonra daha genis bir acikliga geldiklerinde daha buyuk bir kraterle karsilastilar, buradaki agaclarin bazilari hala yaniyor bazilari ise uzerlerinde hic ates olmamasina ragmen parcalanmis yerde duruyorlardi. Kraterin etrafini incelediklerinde yerde derin oyuklar birakan dev ayak izlerini fark ettiler ve elleri silahlarinda beklemeye basldilar, belliki burdna cikan herneyse etraftaki agaclari parcalayarak gitmisti. Gergin bekleyis uzun surmedi, tam karsilarinda iki agac koklerinden havaya firladi ve yer kabararak onlara dogru ilerlmeye basladi, daha yerlerinden kipirdayamadan tam atlarina gelen tumsek buyuk bir gurultuyle patladi ve herkesi dort bir yana sacti, yerin altindan daha bir kac gun once savastiklari ejderha kadar buyuk ama ondan daha korkunc bir yaratik firlamisti. 4 dev bacaginin uzerinde duran en az 5 kiskac seklinde kolu olan vucudu mizrak gibi sivri dikenlerle kapli dev bir yaratikti bu, yaratigin korkunc cigligi kulaklarini sagir ederken ayaga kalkmaya calistilar, tam bu sirada agaclarin arasinda daha kucuk golgeler belirmeye basladi. Sagdan ve soldan gelen iki kirmizi satyr bir anda aralarinda belirdi, bu satyrlerin etraflarinda buyulu hancerler donmekteydi. Tam karsilarindan ise golge ve alev karisimi insan hatlarinda bir yaratik ortaya cikti, gozleri yoktu , elleri buyuk pencelere benziyordu ve etrafinda dolasan alevli golgeler kesin hatlarini gormeyi zorlastiriyordu. Dev yaratik bir ciglik daha atip onunde durmakta olan Sarith’e saldirdi, kollarindan ikisini savasciya gecirip kiskivrak yakaladi ve kendine dogru cekti. bu sirada diger kollariyla da Lakashtari’ye saldirdi ama sadece bir tanesini isabet ettirebildi ve Lak’i yakalayamadi. Bunun uzerine dev govdesini tekrar yere gomup inanilmaz bir hizla Lak’in altina kadar ilerleyip tekrar yuzeye cikti ve Lak’i havalara firlatip yere dusurdu. Neyseki Lak gururu disinda bir zarar gormemisti. Arueth hizlica etrafini toz bulutuyla kaplayip yaratigin gazabindan kurtuldu, Lakashtari’de ayaga kalkar kalkmaz Arueth’in yarattigi bulutun icine girdi. Eglath ve Obsidius’ta savasa katilmis grup yavas yavas toparlanmaya baslamisti ki golge ve alevlerden olusan demon bir elini rasputine bir elini Sila’ya dogru tutarak ikisine de kamci gibi birer uzanti gonderdi. Rasputin gurzunu kaldirdi ve habersizce onunde satyr ile savasan Durud’un arkasina dogru ilerledi, tam kafasina indirecektiki iradesi yaratigin buyusunu kirdi ve etkiden kurtuldu. Sila ise o kadar sansli degildi, yaratigin pencesinde hala kivranan Sarith’e magic missile’lar gonderdi. Savas pek iyi baslamamis, aldiklari onca darbeye ragmen pek bir karsilik verememislerdi, Dev yaratik bir ciglik daha atti ve yine saldirdi…
##Devami Haftaya##
Bu haftaki Adventure Log’a katkilarindan dolayi Obsidius ve Lakashtari’ye cok tesekkurler.

View
Silverymoon'da sinirler gergin, Lakashtari kaciriliyor.

Grup ejderhanin magarasindan alacaklarini toparladiktan sonra tunellerin geri kalanini arastirip daha sonra Silverymoon’a teleport olmaya karar verdi. Dikkatli bir sekilde butun kordidorlari dolasan grup daha once orumceklerle savastiklari alandaki kozalarida acti. Bir kac tane kurumus cesetten sonra, durumu digerlerinde daha iyi olan bir cesetle karsilastilar. Obsidius cesede yaklasti, adamin yuz hatlarini ve ten rengini iyice incelediginde gozlerine inanamadi zira bu bir Shadar Kai idi, Shadowfell’in native irklarindan biriydi. uzerini incelediginde bir dagger ve bir gunluk buldu. Gunlugu daha sonra incelemek icin kaldirdi. Cikisa kadar tekrar temkinlice ilerlediler cikarken de geri donduklerinde bu kordiorlari yikmaya karar verdiler. Kaleye geri donup orada kalan askerleride alarak Silverymoon’a portal actilar. Universite’nin koridorlarinda belirdiklerinde onlari Celthric yerine bir apprentice karsiladi. Celthric’in mesgul oldugunu kendisinin ise onlara kapiya kadar eslik etmek icin gonderildigini soyledi. Eglath ve Rasputin adamin uzerine cullanip, bizi hemen Lady Alustriel’e gotur acil konusacaklarimiz var dediler. Apprentice kibarca bunu yapamayacagini, Alustriel’in Aruseme ve Pardraig ile onemli bir toplantida oldugunu tekrar iletti. Grup oldukca israrci davransa da genc mage’in olaya yetkisi olmadigini anlayinca beklemek icin universitenin kapisina indiler. Asagi inip kendi aralarinda ne yapacaklarini konusurken bir anda etraflarinda kucuk bir kalabalik toplanmaya ve surekli onlara bakmaya basladi. Durumu ilk basta farketmeyen grup Arueth ve Obsidius’u uzerlerindeki hastaliktan kurtulmak icin temple’a gondermeye karar verdikleri sirada etraflarinda olusan hengame ve gurultunun farkina vardilar. Bir anda herkes etraflarini sardi hatta universitenin kapisinin disinda dahi bir kalabalik olusmaya basladi. Bazilari alkisliyor bazilari tezaurat yapiyor ama cogu hep bir agizdan sorular soruyordu. Gercekten buyuk Kurt krali oldurmusler miydi? Pardraig kurt kralin kafasini tek balta hamlesinde mi kesmisti? Kale onundeki savasta kac bin kurt olmustu? ormanin yarisi yanmis miydi? herkes saskindi ama plana sadik kalmaya karar verdiler. Arueth ve Obsidius temple a gitmek icin kalabaligi yararak ilerlemeye basladilar. Digerleri ise toplantinin bitmesini beklemek icin kalabalikla beraber universitede kaldi.
Obsidius ve Arueth sokaklarda zor bela ilerleyebiliyorlardi, herkes birseyler soruyordu, etrafta savas sarkilari soylenmeye insanlar erzak toplamaya baslamisti bile gorunuse gore. Bir kac yasli kadin onlara domates firlatip baslarina aclik ve sefalet getireceklerini bagirdi. Zor bela temple’a kadar geldikleri sirada kalabaligi yararak Dahhim onlerine cikti. Etraflarindaki insanlari dagittiktan sonra onlara nasil olduklarini, grubun geri kalaninin iyi olup olmadigini sordu. Obsidius digerlerinin universitede Pardraig’i bekledigini soyledi. Dahhim Pardraig’in basinin biraz dertli oldgunu, Aruseme ve Alustriel’in bu savastan hic memnun kalmadiklarini ve onlarin haberi olmadan boyle bir ise kalkistigi icin Pardraig’e cok sinirli olduklarini soyledi. Bu arada Lady Alustriel’in konseydeki yegane muttefiki bilge Xaxis onlari gormek istiyordu ve gorunuse gore bir saat icinde gelebilirlerse memnun olacakti. Arueth ve Obsidius mecburen onune kadar geldikleri temple’dan geri donup tekrar universiteye donduler. Digerlerine durumu aciklayip Pardraig’in toplantisinin en azindan bir kac saat daha surecegini soyledikten sonra Xaxis diye birinin onlari gormek istedigini de ilettiler. Grup bu siralar kimseye guvenmediginden bu konuyu bir sure konustular ama yapacak daha iyi bir isleri olmadigindan supheyle yaklassalar da Dahhim’e geleceklerini soylediler. Hep beraber disari cikip once eve ugradilar zira Dahhim ustlerine bir ceki duzen vermelerini rica etmisti. Yolda Dahhim etraflarindaki kalabaligi tamamen dagitmadan once bir cocuk Lakashtari’ye yaklasip eline kucuk bir kagit ilistirdi. Mesaj Keshan’dan geliyordu, gorunuse gore aksam bulusmak istemekteydi. Lakashtari mesaji kaale almadi ama kimseye de birsey soylemedi. Eve gelmeden once Arueth ve Obsidius gruptan tekrar ayrildilar ve temple’a gittiler. digerleri evde biraz temizlenip daha sonra Dahhim ile beraber Xaxis’in evine dogru yola ciktilar.Bilge Xaxis Silverymoon’un zengin tuccarlarinin ve ust tabaka komutan ve yoneticilerinin oturdugu bir bolgede oturmaktaydi. Etraftaki malikanelere oranla mutevazi sayilabilecek bir evin onunde durdular ve kapiyi tikladilar. Bir usak kapiyi acti ve onlari iceri alip Xaxis’in calisma odasina goturdu. Xaxis 40 yaslarinda dinc ve dinamik bir adamdi, kel kafasinin tersine gur kahverengi sakallari vardi ve zevkli giyimiyle oldukca etkileyici bir goruntusu vardi. Heyecanla ve koca bir gulumsemeyle calisma odasinin kapisini acti ve hepsiyle tek tek el sikisti. Herbiri hakkinda belliki pardraig’ten cok sey dinlemisti. Once onlari basarilari icin kutladi daha sonra da herbirini duydugu basarilarini dile getirerek onurlandirdi. Sarap ikram etti fakat sadece Eglath kabul etti digerleri kibarca reddettiler. Bir kac dakika son gunlerde yasananlardan bahsettikten sonra Xaxis onlari neden cagirdigini anlatmaya basladi. Lady Alustriel’in sadece baris uzerine kurulu politik taktiklerinin artik etkisiz kaldigini dusunen Xaxis biraz guc kullanmanin gerekliligine inaniyordu. Ayrica digerlerinin aksine Xaxis asil tehlikenin Astrid degil grubun yanlislikla serbest biraktigi Devil olduguna inaniyordu. Devil’in ele gecirdigi artifact ile beraber bir ordu yaratmasina izin verilirse, Astrid ile guclerini birlestirse de birletirmese de Silverymoon’un cok guclu iki ordu tarafindan kapana kistirilacagini soyluyordu. Gruba Lady’nin Devil’in yerini ogrendigini ama onlari korumak adina ve Astrid uzerine yonlendirmek adina bu bilgiyi paylasmadigini soyledikten sonra eger Devil’dan kurtulmak fikrine sicak bakarlarsa en guvenilir uc elit korumasi ile beraber gizli bir goreve gitmek isteyip istemediklerini sordu. Grup daha kimseyle konusmadan boyle bir gorevi kabul etmemeye kararli oldugundan ve bu yeni tanistiklari adama tamamen guvenmediklerinden teklifi hemen kabul etmediler ve Lady Alustriel ile konusmak istediklerini soylediler. Xaxis hevesini kaybetmis gibi gorunuyordu, onlara Alustriel’in bu konuda olumsuz yanit verecegini ama kararin onlara ait oldugunu soyledi. 3 genc Xaxis’e tesekkur edip ordan ayrildilar. Dahhim onlari kapida bekliyordu. Eglath Pardraig toplantidan cikar cikmaz kendilerine haber vermesini soyledikten sonra ayrildilar ve eve gittiler. 2-3 saat kadar sonra Dahhim kapilarini caldi ve Pardraig’in ofisine geri dondugunu bildirdi. Eglath, Rasputin ve Lakashtari tekrar yola ciktilar. Pardraig odasinda yine volta atiyordu, gencler iceri girdiklerinde yuzu guldu. Hosgeldiniz diyip digerlerini sordu, templeda dinlendiklerini soylediler. Eglath hemen Alustriel ile aralarindaki durumu sordu. Pardraig biraz sinirliydi, politik sacmaliklar oldugunu, kazandiklari koca zaferin, Zakreash’i kovaladiklarinin goz ardi edildigini soyluyorduki Rasputin araya girip Zakreash’in kolunu bag of holdingten cikardi. Pardraig sok icinde kola bakti, “bu ne be?!” diye bagiriyordu, Rasputin bunun Zakreash’in eli oldugunu ve Zakreashle beraber birde ejderha bulduklarini soyleyip, ejderha boynuzlarini gosterdi. Pardraig sevincten yerinde ziplamaktaydi, “Aferin size!! Helal Olsun!!” diye bagirarak Rasputin’in elinden ejderha boynuzlarini kaptigi gibi disari firladi. Grup sok icinde pesi sira kosarken, Pardraig kapinin onune cikip, “Askerleriim bir ejderha oldurduuuk!” diye kukredi. Bir anda etraftaki butun askerler ve halk Pardarig’in onune toplandi. bagiriyorlar cagiriyorlar ve gencler adina tezaurat yapiyorlardi. Pardraig hemen iki askere seslenip ejderha boynuzlarini garnizonun kapisina asmalarini istedi. Eglath Pardraig’e sesini duyurmaya calisiyor boynuzlara ihtiyaci oldugunu anlatmaya calisiyordu ama Pardraig bir sure kimseyi duyacak durumda degildi. Dahhim’e bagirip Alustriel’e gitmesini, Zakreash’in oldugu bilgisini vermesini istedi. Askerlerden bir tezaurat firtinasi daha koptu. Pardraig sonunda Eglath’i duyabildiginde ejderha boynuzlarini sadece bir kac gun tutacagini sonra Eglath’a geri verecegini soyledi. Eglath bu cuceyi babasi gibi sevmisti ve adama hayir diyemiyordu. Pardraig ile beraber tekrar iceri girdiler, Alustriel ile acil konusmak istediklerini kuzeydeki kale ile ilgili planlari oldugunu soylediler. Pardraig Alustriel ile konusmak icin hic uygun bir zaman olmadigini eger illa konusmak istiyorlarsa bir gun beklemelerini istedi. Bu sirada Rasputin de Pardraig’e ejderhanin hazinesinden bahsedip Silverymoon hazinesine aktarip orda korumak istediklerini soyledi. Pardraig hemen haznedara bir mektup yazip Dahhim ile beraber adama gitmelerini haznedarin bu isleri cok kolay hallettigini soyledi. Grup Pardraig ile vedalasip Dahhim ile beraber Silverymoon hazinesinin yolunu tuttu. Haznedar oldukca yasli bir adamdi, Pardraig’in mektubunu okuduktan sonra, sahip olduklari paranin miktarini ve yerini sordu. 6 milyon altinlari vardi ve kaleden buraya getirilmesi gerekiyordu. Haznedar notlarini aldiktan sonra paranin guvenligi icin gunluk 200 altin alinacagini, parayi getirmenin ise 5000 altin tutacagini soyledi, grup sartlari kabul edince yarin sabaha hazir olacaklarini da ekledi. Grup ordan ciktiktan sonra market alaninda biraz dolastiktan sonra eve gitmeye karar verdi. Lakashtari kendisiyle icmeye gelmek isteyen olup olmadigini sordu, kimse gelmek istemeyince de kendisi de digerleriyle beraber evin yolunu tuttu. Ertesi sabah erkenden ise koyulan grup haznedar ve yanindaki iki buyucuyude alarak summon ettikleri phantom steed lerle kaleye dogru yola ciktilar. Gizli gecitten tunellere girerek dikkatlice ejderha inine geri geldiler. Haznedar ve buyuculer gordukleri karsisinda oldukca etkilenmislerdi, iki buyucu uzun bir rituele basladilar ve bir 20 dakika sonra haznedarla beraber altinlarida alip teleport oldular. Grup tunellerden dogru geri donup cikisa geldiklerinde marketten aldiklari 20 tane alchemist fire’i kayalik bir yere yigip atese verdiler, amaclari ejderha inine girisi yikmak ve olasi bir tehlikeye karsi kaleyi savunmakti. Fakat alchemist fire’larin yarattigi patlama dagin saglam yapisina hicbir zarar verememisti. Yapacak birsey olmadigina karar verip silverymoon’a geri donduler. Donduklerinde bu kez Lady Alustriel ile konusmak icin universiteye gittiler. Onlari Celthric karsiladi. Bir kac dakika sonra Lady’nin calisma odasina vardiklarinda Alustriel’i onlarca mektup arasinda kaybolmus halde buldular. Gencleri karsisinda gorunce bir tepki vermeyen buyucu onlari masasinin yanindaki sandalyelere buyur etti. Eglath ve Rasputin baslarindan gecenleri ve bundan sonra yapilacaklar icin akillarindaki planlari pespese anlatmaya basladilar. Grup kuzeydeki kaleyi silverymoon’dan bulduklari tas ve duvar ustalariyla saglamlastirmayi, Icewind Dale’dan kurtarmayi planladiklari Goliath ordusu ilede guclendirmeyi ve Silverymoon’a muttefik olarak katilmayi oneriyorlardi. Lady Alsutriel fikirlerinin oldukca iyi oldugunu ama kendisinden ne istediklerini sorunca da Goliath ordusunu edinene kadar kaleyi savunmak icin birlik istediklerini soylediler. Lady Alustriel’in yuzunden hosnutsuzlugu belli olmaktaydi, tedbirsizce giristikleri savasta 200 askeri yeni kaybettiklerini ve su anda onlara verecek adami olmadigini soyledi. Silverymoon icerisindeki parali askerlerden kucuk bir birlik kurmalarini tavsiye etti. Grupta herkes saskindi reddedileceklerini dusunmemislerdi, hatta silverymoon’a bir iyilik yaptiklarini dusunuyorlardi. Bir sure daha israr edince Lady Alustriel biraz sinirlenerek, onlarin yuzunden zaten kirilgan olan kuzey ittifakinin tehlikeye girdigini, bu kontrolsuz guc kullanimi nedeniyle basinin bir cok huysuz politikaciyla derde girdigini soyleyip onlara bulacaklari parali askerleri kontrol etmesi icin bir knight saglayabilecegini soyledi. Ardindan isterlerse Pardraig’le gorusmelerini belki onun daha fazla yardimci olabilecegini soyleyip yazismalarina geri dondu. Kahramanca karsilanacaklarini dusundukleri yerde soguk cevaplar alan grubun tepesi atti ve daha fazla konusmadan Lady’nin yanindan ayrildilar. Cikarken Celthric ile uzun sure gorusen grup ellerindeki bazi itemlari enchantlarinin upgrade edilmesi icin verdiler. Ayni zamanda Celthric’ten bir cok rituel de satin alan grup, bir miktarda geri donus icin portal scroll’u satin alip universiteden ayrildi. Tekrar Xaxis’e gitmeye karar verip yola ciktiklarinda kucuk bir cocuk yine Lakashtari’ye gelip eline bir kagit verdi ve Lak cevap veremeden uzaklasti. Bu mesajda Keshan’dan geliyordu ama bu kez aralarinda bir yanlis anlasma oldugnu anladigini, uzgun oldugunu eger kabul ederse kolyesini geri istedigini soyluyordu. Eglath bu garip mesajlarla ilgili sorular sormaya baslayinca Lakashtari bir aksam barda tanistigi adami ona verdigi kolyeyi, daha sonra para icin kolyeyi satisini ve adamin pesini birakmayisini anlatti. Eglath’in kafasi iyice bozuldu ve konusmadan yoluna devam etti. Xaxis’in evine varip ona gorevi kabul edeceklerini soylediklerinde Xaxis cok sevindi ve hemen detaylari anlatmaya basladi. Kendi elit korumalarindan bir buyucu ve iki savasciyi onlarin emrine verecekti ve onlar gelene kadar kendisini mumkun oldugunca guvende tutmaya calisacakti zira oda bir suikast girisiminden korkmuyor degildi. Daha sonra Devil’in su anda bulundugu yerin Hellgate Keep adinda eski bir kale oldugunu soyledi. Yarin sabaha hazir olabileceklerini soylediginde Rasputin neden hemen gimediklerini sordu. Xaxis biraz sasirmisti ama 3-4 saate hazir olabileceklerini soyledi. Digerleri o kadar acele ayrilmaya hevesli degildi ve bu nedenle ertesi sabah yola cikmak uzere anlastilar. Xaxis onlara tekrar tesekkur edip yolcu etti. Grup eve gidip dinlenmeden once yapilacak bir kac sey kalmisti, once markete ugrayip ertesi gunku yolculuk icin eksikleri tamamladilar. Bu sirada sehrin cesitli zanaatkarlariyla da gorusup ellerindeki ejderha scale lari ve disleri ile cesitli silah ve zirh siparisi verdiler. Mistik’e ugrayan Lakashtari sadece bir Alchemist fire’i kaldigini ogrenince cok uzuldu ama o kalan bir taneyide satin almayi unutmadi, tam dukkandan cikiyordu ki uzak kosede gunes gibi parlayan kolyeyi gordu. Bu Keshan’in ona verdigi kolyeydi. Gruptan digerleri de kolyeyi daha one gormusler hatta almayi bile dusunmuslerdi, yanliz kolye 150bin altin degerindeydi ve Lakashtari kolyeyi daha gecen gun kadina 500 altina satmisti. Mistik kolyenin uzerine cok guclu bir enchant yaptirdigini iddia ediyor fiyatin o nedenle yuksek oldugunu soyluyordu. Lakashtari kolyeyi satin almak istediyse de Eglath’in sert bir cikisla “gecen gun 500e sat bugun 150bine geri al, yok oyle bisey” demesiyle kararindan vaz gecti. Hep beraber markette islerini bitirdikten sonra vedalasmak uzere Pardraig’i goremeye gittiler. Pardraig hala kapisindaki ejderha boynuzlarini seyrediyordu ve keyfi yerinde gibi gorunuyordu. Grup Alustriel ile konusmalarini anlatip durumdan hic hoslanmadiklarini soyledikten sonra kuzeydeki kaleyi tutmaktan vazgectiklerini soylediler. Pardraig’in bu habere cani sikilmisti, guvenebilecegi birilerini kuzeyde gozculuk yapar halde istiyordu ama grup parali askerlere guvenmediklerini, ayni zamanda Silverymoon taraindan degerlerinin bilinmedigini de soyleyerek kaleyi tutmaya gerek duymadiklarini soylediler. Eger Goliath kabilesini alip gelebilirlerse kaleye tekrar bakacaklardi ve belki o zaman yerlesebilirlerdi. Pardraig onlara gecici olarak birilerini bulmaya calisacagini soyledi. En son olarak Eglath kisa bir sureligine ozel bir goreve gittiklerini soyleyip cuceyle vedalasti ve ejderha boynuzlarini geri istedi. Pardraig “dur hele bir kac gun daha kalsin, sen gorevden gelince alirsin bunlari” diyerek Eglath’i tekrar ikna etmeyi basarip onlari yolcu etti.
Artik aksam ustu olmustu ve eve dogru ilerliyorlardi ki Lakashtari Keshan ile konusmaya gidecegini kendisiyle gelebilecek olup olmadigini sordu. Kimse gelmek istemedi zaten Eglath cevap bile vermemisti. Lakashtari bu kez kendisi gitmeye karar verip bir onceki notta yazan hana dogru ilerledi. Arueth Dark elf sezgilerine guvenerek Lakashtari’yi takip etmeye karar verdi. Lak uzun bir sure yurudukten sonra limanlardaki buyuk gemilerin gorus alanina girdigi bir sirada aradigi hani buldu. Burasi kendi kaldiklari hana gore oldukca luks ve sakindi, icerideki masalar dolu olmasina ragmen iceride gurultu olmadigi gibi, uzak kosede bir bard hatun guzel sarkilar soylemekteydi. Barmen Lakashtari’ye bakip gulumsedi tam bir sey soyleyecektiki, Lakashtari solda bir kosede kendi kendine sarabini yudumlayan Keshan’i gordu. Hemen o yone dogru ilerledi. Adam’in siyah kisa saclari los isikta isil isil parliyordu, kaytan biyiklari ozenle taranmis, ozel deri zirhi cilalanmisti. Lakashtari’yi gorunce hemen ayagi firladi, gozleri cakmak cakmak olmustu. “Hosgeldin” dedi “lutfen otur”. “Sana hemen yiyecek bir seyler soyliyim, ne istersin?” diye sordu. Lakashtari bir sey yemeyecegini ama bir seyler icebilecegini soyledi. Keshan hemen hali hazirda onceden doldurulmus dinlenmis sarap kadehini Lakashtari’ye uzatti ve tekrar gorusmelerinin serefine kadeh kaldirdilar. Lakashtari huzursuzdu, bu adamdan sonsuza dek kurtulmak istiyor ama bir yandan da kolyesini sattigi icin rahatsizlik duyuyordu. Tam soze basliyacakken Keshan araya girdi, nasil oldugunu sordu, neler yaptiklarini, haklarinda cok sey duydugunu, gercekten ejderha oldurup oldurmediklerini soruyor bir yandan da Lakashtari’nin biten kadehini dolduruyordu. Lakashtari en sonunda konuya girecek firsati bulmustu. Ona cok iyi bir insan oldugunu ama sorunun kendisinde oldugunu (:P) kendisine hediye ettigi kolyeyi de paraya muhtac oldugu icin sattigini anlatti. Keshan bunu duyunca bir kahkaha atip “iste ben buna icerim” dedi ve tekrar sarap kadehlerini kaldirdilar. Lakashtari tekrar soze baslayip Keshan’in ne kadar iyi bir insan oldugundan baslamistiki Keshan “Kes lan Kes! kolyemi Mistik’e sattigini bilmiyorum sanki. Ne kadar basit bir insanmissin sen be!. Bana boyle bir saygisizlik yapip yanina kalacagini mi dusundun?” dedi. Lakashtari tam bir soktaydi ne diyecegini bilemiyordu ve o anda farkettiki aslinda zaten istese de konusamiyordu. Uzerindeki tum hakimiyetini kaybetmisti, sanki kendisine disardan bakiyor gibiydi. Keshan devam etti “bak simdi ne yapicaz, elini uzat bana” dedi ve Lakashtari daha ne oldugunu anlamadan elini Keshan’a uzatmisti bile. Keshan yerinden kalkti elini Lakashtari’nin beline dolayip onu masadan kaldirdi. “Diger kolunu omzuma at ve gulumse” dedi. Lakashtari Keshana sarildi ve beraber mutlu bir sekilde handan disari dogru ciktilar. Lakashtari icinden cigliklar atiyor mental mesajlar gondermeye calisiyordu ama ne akli ne bedeni kendi kontrolundeydi. Handan ciktiklarinda kapinin kenarinda onlari gozleyen Arueth’i de gormedi.
Arueth Lakashtari’yi hana kadar takip etmis ve ortamin oldukca luks oldugunu gorunce iceri girmeden kapinin yaninda beklemye baslamisti. Bulundugu yerden iceriyi az da olsa gorebiliyor Lakashtari’nin oturdugu masayi izliyordu. Bir sure boyunca konusup ictiklerini gordukten sonra Lakashtari’nin adama elini uzattigini ve daha sonra da beraber sarmas dolas handan ciktiklarini hayretler icinde izledi. Dark elf sezgileri garip bir seyler dondugunu bagiriyordu ona, cifti izlemeye karar verdi. Guzel bahceli evlerin oldugu sokaklardan yurumeye basladilar. Ileride bir aradan sola donduklerinde o da adimlarini hizlandirip sola dondu ve doner donmez iki muhafizla burun buruna geldi. Kendisini insan seklinde gosteren pelerin hala uzerindeydi buna icinden sukretti. muhafizlar oranin ozel mulk oldugunu ve geri gitmesini rica ettiler. Arueth Keshan’in arkadasi oldugunu iddia etsede muhafizlar gulerek Keshan’in senin gibi bir arkadasini tanimiyoruz diyerek Arueth’e dogru ilerlediler. Arueth konuyu uzatmamaya karar verip gerisin geri dondu. Adamlarin gorus alanindan ciktiktan sonra evlerin etrafindan dolasip Lakashtari’nin izini bulmaya calistiysa da etraf muhafizlarla kayniyordu ve ikili hicte acele etmedikleri icin belirgin bir iz birakmamislardi. Mecburen Lakashtari’yi kaderine birakip eve geri dondu.
Evin kapisindan iceri palas pandiras dalan Arueth herkesi ayaga kaldirdi. “Eglath! Lakashtari Keshan’la gitti” diye bagirdi. Herkes etrafina toplaninca da neler yasandigini bir bir anlatti. Tam sozlerini yeni bitirmisti ki kapi calindi. Temkinli bir sekilde kapiya gidip "kim o?’ dediler ama ses yoktu. Kapiyi actiklarinda yerde bir not buldular. Not Keshan’dan geliyordu, Lakashtari’nin simdilik misafiri oldugunu, bu nedenle saygisizca sattigi kolyesini geri almanin onlara dustugunu soyluyordu. Yarin aksam saat 20:00 de Dancing Goat hanina bir paket icinde kolyeyi ve 50bin altinlik odemeyi birakmalarini, daha sonra saat tam 21:00 de moongate kapisindan disari cikmalarini. Bir sonraki nobet degisimine kadar bekleyip yeni gelen guardlardan birindeki notu almalarini istiyordu. Bu sayede Lakashtari’yi sag salim alabileceklerdi. Aksi halde kolyesinin parasini Lakashtari’den cikaracagini yazmisti. Eglath sinirden kopurmustu, herkesin uykusu kacmis tepesi atmisti. Ilk akillarina gelen sey Pardraig’den nobet tutacak guardlarin listesini alip teker teker sorgulamaak oldu. Pardraig’i bulmak icin Dancing Goat hanina gittiler. Tam da umduklari gibi Pardraig iki adamiyla beraber orda icmekteydi. Her zaman oldugunu gibi gencleri hep beraber gorunce midesine bir tas oturmus gibi hissetti. Nefesini tutup ne oldugunu sordu. Grup durumu anlatinca “Hatun olani mi kacirdilar? hadi bee” seklinde bir tepki verdikten sonra yanindaki adamlardan birini grupla beraber garnizon binasina gonderdi ve nobet listesini almalarini soyledi. Hep beraber hizla garnizona dogru ilerlediler. Gece uzun olacaga benziyordu.
##Hellgate Keep##
Yillar yillar once gatekeeper crystal ile harabe haline getirilmis dev kalenin tas toprak dolu bos sokaklari uzak bir ritm ile titremeye baslamisti. Bum…Bum…Bum… Her bir titremede kucuk taslar ve toz bulutlari kalenin merkezine dogru agir agir cekilmekteydi. Bum…Bum…Bum… Zar zor ayakta duran hasarli bir kule buyuk bir gurultuyle coktu.. BUMBUMBUM… Havada kulaklari sagir eden bir catirti sesi duyuldu ve Kalenin merkezinden goge dogru kizil bir isik etrafa tas ve kaya parcalari gondererek firladi. Goge degdigi yerde dev bir girdap olusturmustu. Deprem oluyordu, yer yarilmaya basladi ve gok yuzunden ates toplari dusmeye basladi. BUUUMBUUUM….BUUUM……
##Devami Haftaya##

View
Oyun 13 - Quetzalcot ve hazinesi

Grup odanin disinda Zakreash’i takip etmenin ve ayidan kurtulmanin yollarini aradiklari sirada, iceride hazine odasini korumakta olan boz ayi sahibinin pesinden duvardaki delikten gecip asagiya atladi. Bir anda durumun degismesiyle sasiran grup ayinin pesinden gitmenin akillica olmayacagina karar verip geri dondu ve biraz once Zakreash’in duvarini yikarak ciktigi gizli odaya geri donerek buyuk sandigin basina toplandilar. uzerindeki tuzagi etkisiz hale getirip actiklarinda oldukca kaliteli bir kac silah, kemer ve bir yuzuk buldular. yuzugun Ring of Brotherhood oldugunu ogrendiler, bu yuzuk cift olarak yaratilmisti ve yuzukleri takan kisiler birbirlerinin o anki durumunu, hislerini ve kus ucusu mesafelerini hissedebiliyordu. Eglath yuzugu takar takmaz basi donmeye basladi. Bir seyler hissediyordu. Diger kisi herkimse 600-700 metre ilerideydi ve aci icinde yanmaktaydi. Eglath baglantiyi kopardiktan sonra digerlerine bakti ama kimsenin verecegi bir cevap yoktu. Diger yuzugun sahibi Zakreash olabilirdi ama en son yanlarindan kactiginda o kadar kotu durumda degildi ve asagidaki koridorlara indiklerinde daha once sicak bir yer gormemislerdi. Eglath ve Rasputin belki Zakreash’in magma dolu bir alana dusmus olabilecegini tahmin ettiler. Bu sirada Lakashtari bag of holding’inin icindekileri yere boca ederek hazine odasina kostu ve altinlari doldurmaya basladi. Eglath’da yanmayan okcu kulelerinden birine cikarak asagidaki savasa bir goz atmaya karar verdi. Ileriye baktiginda 10-15 kisilik bir Silverymoon grubunun agir agir kaleye dogru geldigini gordu. Bir sure sonra Lord Pardraig gorundu ve Eglath’a hemen asagiya inip kapiyi acmasini soyledi. Hep beraber asagiya kostular, bu sirada Rasputin de hazine odasina girerek bag of holding’ini altinlarla doldurmaya basladi. Eglath on kapiyi acarken bir yandan yuregi agzindaydi, Pardraig’in nasil bir tepki verecegini tahmin edemiyordu, kaleyi almislar ama cok adam kaybetmisler ve tuzaga dusmuslerdi. Pardraig iceri girdi Eglath’in karsisinda durup kalenin icinin guvende oiup olmadigini sordu. Eglath da tamamen temizlendigini Zakreash’in da kactigini soyledi. Pardraig bir kahkaha atip Eglath’in omzuna vurdu ve “bir zafer kazandik!” dedi.
Grup Pardraig ile beraber kalenin butun katlarini teker teker gezerken Pardraig durumun hic iyi olmadigini, burda tuzaga dusmelerinin Silverymoon’da casuslar oldugunun kesin gostergisi oldugunu, bu durumda da Luskan’a gizli gitme sanslarinin az oldugunu anlatti. En son kata cikip hazine odasini gordugunde Pardraig’in keyfi yerine geldi, kaybettigi adamlarin yerine geleceklerin egitimi icin gereken butce karsisinda duruyordu. Grubun kendileri icin yeterince aldigini gorunce beraberindeki adamlardan bir kacina altinlari tasimak icin de gereken hazirliklarin yapilmasini emretti. Bir sure sonra 3. kata geri donup buyuk yemek masasina oturdular. Asagidaki mutfakta taze et ve sarap bulduklarindan kendilerine guzel bir ziyafet cektikten sonra Pardraig artik kalenin yeni sahibinin onlar oldugunu soyledi. Bu habere cok sasiran gencler ilk basta karsi saldiri olasiliklarindan ve guvensiz olabileceginden bahsettilerse de Pardraig’in kararindan hizla vazgecmeye niyetlendigini gorunce kabul edip tesekkur ettiler. Pardraig onlardan kuzeyin yeni gozculeri olmalarini istiyordu. Bu kalede ikamet ettikleri surece etrafta gozlerine carpanlari haber etmeleri yeterliydi. Grup bu yeni gelismelerden ve yeni gorevlerinden memnun bir sekilde dinlenmeye cekildi.
Uyandiklarinda Obsidius ve Arueth kendilerini cok iyi hissetmiyorlardi, ozellikle Arueth uyanmakta zorluk cektigini farketti. Salona ciktiklarinda Pardraig’in muhafizlarindan ikisi onlari beklemekteydi. Onlar dinlenirken Silverymoon’dan destek kuvvetlerin geldigini, gerekli seyleri toplayip Pardraig ile beraber gittiklerini ilettiler. Pardraig yapilan savas ve yasanan kayiplardan hakli olarak ust kattaki hazineyi de almisti. Rasputin ve Lakashtari yaklasik 50biner altinla dolu olan cantalarinin verdigi mutlulukla bu habere cok uzulmediler.
Bir sure ne yapacaklarina karar vermeye calistiktan sonra Eglath yuzugu tekrar takarak sahibinin durumunu ogrenmeye calisti. Bu sefer durum ilgincti, diger yuzugun uzakligini hissedebiliyor ama sahibinden bir yasam belirtisi alamiyordu. En sonunda Zakreash ve ayisinin pesinden gitmeye karar vererek en ust kata ciktilar ve kendilerini bos hazine odasinin yikik duvarindan asagiya biraktilar. Daha onceki gecitte oldugu gibi bu seferde bir iki dakika boyunca dar bit tunelden asagiya dogru kaydilar ve bu kez 4-5 metrelik bir yukseklikten asagiya dustuler. Eger olu bir ayiniin yumusak kurkunun uzerine dusmus olmasalardi ciddi zarar alabilirlerdi. Baktiklarinda ayinin bu dususten sonra bacaklarinin kirildigini ve kan kaybindan olmus oldugunu tahmin ettiler. Lakashtari zavalli hayvan icin bir kac goz yasi bile dokerken digerleri esyalarini toparlayip Zakreash’in biraktigi belli olan kan izlerini takip etmeye basladilar.
Tunel yine zifiri karanlikti, Rasputin bir mesale yakti, dar, kayalik bir koridordu bu. Daha once dustuklerine benziyordu ama aynisi degildi. Bazi noktalarda tavandan sular damlamis ve golcukler olusturmustu. Agir agir temkinli bir sekilde ilerlediler. Kan izlerini takip ettikce havanin hissedilir bir sekilde isindigini farkettiklerinde dagin icinde bir magma tabakasina yaklastiklari konusundaki hisleri guclendi. Bir kac yol ayrimina gelip yine Zakreash’in biraktigi izleri takip ederek yollarina devam ettikten sonra ince bir koridor ve doksan derece bir donusten sonra bir acikliga geldiler. Bes alti metre onlerinden baslayan aciklikta zemin kare kare kesilmis obsidian taslardan olusmaktaydi, odanin sag ve sol taraflarini bulunduklari acidan goremiyorlar ama odanin tam karsisindaki duvarda kucuk bir aciklik ve icinde parlayan bir seyler gorebiliyorlardi. Ayni zamanda onlerindeki acikligin tas duvarlarinda kirmizi ve sari isik dalgalanmalarini gormek onlari iyice sasirtti. Rasputin en iyisinin iceri bir kaya parcasi firlatmak oldugnu dusundu, etrafina bakti ama cakil taslari disinda bir sey goremeyeince gurzunu cikarip duvara vurarak buyuk bir kaya parcasi koparmaya calisti. Gurz sertce duvara indigi anda hepsinin yuzune bir sicaklik dalgasi carpti ve ayni anda kulaklari sagir eden bir kukreme dagin temellerini yerinden sarsti. Sok icinde nefes bile almadan bekleyen grup, onlerindeki acikligin kirmizi pullu, etrafinda ates ve kul bulutlari dolasan dev bir ejderha kafasi tarafindan kaplandigini gorunce birer ciglik attilar. Hepsinin beyninde alarm zilleri caliyor ayaklari geri geri gidiyordu. Eglath ve Rasputin “ey yuce Ejderha,biz sadece…” seklinde cumlelere basladilarsa da Quetzalcot “hazinemi bulan kimseyi sag birakmam!” diyerek etrafi bir anda alevlerle kapladi. Ustleri baslari alev alan grup kacmak icin geriye dogru yonelirken Rasputin “EEAAAH” diye bagirarak ileri atladi. Bunu goren digerleri de tekrar savasa katilmak icin ilerlediler. Ejderha tunelin verdigi dezavantajdan kurtulmak icin grubun bulundugu yeri bir buyuyle eriterek uzerinde yurumeyi bir iskence haline getirdi. Bir kac saniye sonra grup koridorun icinde savas pozisyonlarini almis boylece Ejderhanin olumcul pence ve dislerinden korunmaya calisirken, on saflarda ise Rasputin ve Eglath dise dis savasmaya basladilar. Ejderhanin etrafindaki alev ve kul bulutu savastiklari her saniye genisliyor, hepsini birden icine aldiginda ise korkunc bir gurultuyle alev aliyor hepsini ciddi bir sekilde yakiyordu. Bu patlamanin hemen sonrasinda zehirli bulut ejderhanin etrafina geri cekiliyor ve bir kac saniye sonra tekrar buyumeye basliyordu. Grup bir yandan bu korkunc ejderhayla savasirken bir yandan da olmadik anlarda Obsidius ve Arueth sinirlerine hakim olamiyor, uzerlerindeki hastalik nedeniyle kontrollerini kaybedip yanlarindaki arkadaslarina saldiriyorlardi. Ortama tam bir kaos hakimdi, alevlerden goz gozu gormuyor, kul bulutu nefes almayi zorlastiriyordu. Obsidius bir kac ates buyusu denedi ama aci bir sekilde yaptigi ates buyulerinin kendilerine geri yansidigini farkedince arcane buyulerine yoneldi. Lakashtari ise yaratigin iradesine saldiriyordu ama Ejderha cok gucluydu ve basarili olmakta oldukca zorlaniyordu. Arueth savasin basindan bu yana elindeki crossbow’unu o kadar olumcul bir tutarlilikla kullaniyordu ki Ejderha’nin butun nefretini tek basina kazanmisti. Oklarinin heribiri genc ejderhanin aralikli pullarinin en zayif noktalarini vuruyor, yaratigin aci icinde kivranmasina neden oluyordu. Arueth’in efektif ataklarini farketen Eglath Warlord egitminin verdigi yeteneklerle Ejderhanin dikkatini dagitarak Arueth’e ikinci, ucuncu okunu firlatmasi icin sans taniyordu. Sonunda Ejderha acik alanda aldigi zarari farkederek tunelin cikisindan cekildi ve sol tarafta gozden kayboldu. Grup yaratik tarafindan bozguna ugramamak icin disari cikmaya cesaret edemiyordu. Obsidius bir shadow cohort summon etti ve minion’ini cikisa dogru gonderdi. araliktan cikar cikmaz ejderha tarafindan saldiriya ugrayan cohort’u obsidius uzak bir noktaya cektikten sonra Rasputin girise dogru ilerledi ve Lakashtari’den aldigi bir ayna yardimiyla ejderhanin yerini belirlemeye calisti. Bu sirada ejderhanin etrafindaki zehirli bulut genislemeye ve patlamaya devam ediyordu. Rasputin alevlerden kacinmak icin biraz geri cekilip aynayla tekrar baktiginda bu kez ejderhayi sol tarafta goremedi. O sirada Arueth’de ilerledi ve kapinin agzina kadar geldiginde yaratigin tam tepelerinde ucmakta oldugunu gorduler. Yaratik kapinin tam tepesinde oldugundan Obsidius ve Lakashtari buyu yapabilecek kadar iyi goremiyorlardi. Eglath’da ondeki Rasputin ve Arueth’e katilinca Arueth hemen etraflarini bir toz bulutuyla kapladi ve Ejderha’ya ok yagdirmaya devam etti. Ejderhada buna karsilik Arueth’in toz bulutuyla kapladigi alandaki zemini eriterek onlari ordan cikmaya zorluyordu. Ejderha boynundaki sayisiz ok yarasindan ciddi kan kaybediyor, toz duman icinde dusmanlarini bulamiyordu, karsi tarafta ise Rasputin, Eglath ve Arueth’in hem durduklari zemin nedeniyle ayaklari kavruluyor hemde ejderhanin etrafindaki zehirden nefes alamiyorlardi. Derken Ejderhanin pencesi Eglath’i buldu ve vucudunu bastan asagiya kan icinde birakti. Durumun ciddiyetini goren Rasputin hemen Eglath’in uzerine kapanip bir buyu sozuyle hem onu hemde kendisini arkadaki guvenli bolgeye teleport etti. Tabi bu durumda onde tek basina yanliz kalan Arueth Ejderha’nin uzerine cullandigini gordu ama yapacak bir sey yoktu. Penceler ve disler ayni anda saldirdi ve kirilgan dark elf kanlar icinde sicak zemine dustu. bilincini kaybetmis, yaralarindan kanlar oluk oluk akarken ayni zamanda dayanilmayacak kadar sicak bir zemine dusmus ve Ejderhanin zehirli bulutlari icinde kalmisti, bu zalim hayata gozlerini yummasi an meselesiydi.
Etraftaki tum hareket yavasladi, sanki zaman durmustu, herkes birbirine bakiyordu, alevler dort bir yandan yuzlerini yaliyor, bulunduklari yerde ayakta durmak bile can yakiyordu. zehirli gazlar uzerlerine dogru son genislemelerini yapmak uzereydi. Eglath yerde sayikliyor, Arueth kanlar icinde yatiyor, digerleri ise koridorun arka tarafinda son canlariyla ne yapabileceklerini dusunuyorlardiki Rasputin gurzunu cekti, Obsidius’a bakti “Ya o ya biz!” diye bagirip kendini alevlerin icine atarak charge etti!. Bir yandan kosuyor bir yandan bagiriyordu, erimis zemin taslarina basarken hic birsey hissetmedi, ailesinden kalma kadim yuzuk onu atese karsi bir nebzede olsa koruyordu. Zehirli bulutlarin icinde daldi ve zar zor havada kalmaya ugrasan ajderhanin gogsune gurzunu indirdi. Muthis bir kukreme duyuldu, Rasputin hayvanin acilan kocaman agzinin onu yutmak uzere oldugunu farkettigi anda kullerin arasindan robe’u alevler icinde elleri, ayaklari ve yuzu kararmis Obsidius iki elinden iki magic missile firlatarak ileri dogru atildi. Magic missile’ler Rasputin’i yemek uzere acilan cenesinde patlayan ejderha agir agir havada asili oldugu yerden yere dogru dusmeye basladi. Rasputin ve Obsidius acidan ve sicaktan yuzleri carpilmis halde hayvanin agir agir yere carpisini izlerken etraflarindaki kul bulutu alev aldi ve butun odayi ve koridoru yuttu.
Saniyeler sonra Rasputin ayaga kalkti, etrafina bakti, Obsidius yaninda yerdeydi, Arueth kendi kanindan bir golun icinde yatiyordu. Koridorun arkasini gorebilmek icin elini gozlerinin uzerine tuttu ve agir agir yuruyerek gelen Lakashtari ve Eglath’i gorunce sevindi. ellerinde kalan healing potionlari hemen Arueth ve Obsidius’a icirdiler. Arueth olume o kadar yaklasmistiki toparlanmasi oldukca zaman aldi. Iste o anda herkes kendine gelip etraftaki duman ve is dindiginde onlerinde muazzam bir ejderhanin, dev bir kertenkelenin yattigini gorduler. Herkes bir anda cigliklar atip birbirlerine sarildilar. Bir ejderha oldurmuslerdi ve daha da guzeli ejderhanin uyudugu yerde simdiye kadar gordukleri en buyuk altin yigini bulunmaktaydi. Lakashtari burada 5-6 milyondan fazla altin oldugunu haykiriyordu, bir yandan da acaba bu altinlarin mi yoksa o an cantasindaki yukardan aldigi altinlarin mi daha degerli oldugunu hesaplamaya koyulmustu. Eglath kabilesinin kaninin damarlarinda cokuyla aktigini hissetti, o ejderha kabilesinden geliyordu ve bir ejderha oldurmek kendi kabilesi icin en buyuk onurlardan biriydi. Bu ejderhanin boynuzlarini kullanarak eski kabilesinin uzerinde hak bile iddia edebilirdi. Tam bu sirada Zakreash’in zeminde duran tek kolunu gordu, gorunuse gore dev kurtadam ejderha yemi olmustu. Egildi ve parmagindan yuzugu cikardi. Obsidius ve Rasputin tam karsilarindaki odaya dogru yoneldiler, burasi bir onceki genis oda gibi obsidian tasindan yapilmisti ve Obsidius nedenini biliyordu, burasi da shadowfell’e gecis noktalarindan biriydi. Buraya ilk geldikleri gun bunu farketmisti. Odada ozenle asilmis muazzam guzellikte zirhlar vardi, bir mithral full plate armor, bir ejderha pullarindan yapilma scale armor ve bir stonemail vardi. Rasputin ve Eglath agizlari acik vaziyette zirhlara bakarken Obsidius direk karsisindaki gumusi siyah renkli, tavandan akan suya dogru ilerledi. elini uzatti ve sular geri cekildi, arkalarinda buyukce bir sandik birakarak. Grup boyle bir sandigi nesme yakinlarinda acmis ve icinden ilk ozel silahlarini bulmuslardi. Obsidius sandigi heyecanla acti ve icinde bir staff ve bir orb oldugunu gordu. Orbu alip Lakashtari’ye verdikten sonra gozlerini tekrar staff’a cevirdi. Bu su ana kadar gordugu hicbir staff’a benzemiyordu, altin ve siyah renklerde desenlerle dolu staff canli alevler icindeydi, bir ucundan bir ucuna kadar yaniyordu. Staff’in uc kisminda altindan bir patlama sembolize edilmis ve tam ortasinda da belli belirsiz bir “P” harfi islenmisti. Obsidius staff’i eline aldiginda ellerinin yanmadigini gordu ve staff’in muazzam gucunu hissedebildigini farketti. Rasputin staff’in ozelliklerini ogrenmek icin konsantre oldugunda kendini bir anda dev bir savas alanina tepeden bakan bir dagin tepesinde buldu, etrafta yuzbinlerce insan, elf, cuce , goblin , orc ve daha nice irk birbiriyle savasmaktaydi. Rasputin bu oldukca gercekci gorunen ruyada arkasini dondugunde ise yanliz olmadigini gordu. Tam karsisinda bir buyucu duruyordu ama bu gordugu hicbir buyucuye benzemiyordu, Simsiyah pelerininin altinda alevden zirhlar giyyordu, kafasinda etrafinda atesten bir kusun dondugu bir tac takmaktaydi ve elinde ise az once Rasputin’in ne oldugunu anlamaya calistigi muhtesem staff duruyordu. Adam her kimse insandan cok bir tanri gibi gorunuyordu. Rasputin birden kendine geldi ve tekrar ejderhayi oldurdukleri yerde oldugunu gordu. Obsidius’a staff’i gostererek “Bu staff tahmin edemiyecegin kadar guclu bir buyucuye aitmis, ve gorunuse gore sahip oldugu teksey de bu staff degil” dedi.
Rasputin odanin ortasinda durdu, etrafina bakti, Lakashtari altinlarin icinde yuzmeye baslamis, Arueth Zakreash’in sandigindan aldigi kilic ve dagger’i kusanmis, Obsidius agzindan salyalari akita akita elindeki staff’a konsantre olmus ve Eglath ise kestigi ejderha kafasinin ustune bir ayagini atmis sanki yuzbinlerce Goliath’a poz vermekteydi. “En kotu gunumuz boyle olsun!” dedi ve zamaninda Nesme’deki evinden getirdigi sarap matarasini kafasina dikti. Tum grup hep beraber “AUU!” diye haykirdi, birtek Lakashtarinin sesi altinlarin altindan duyulmadi.
##Devami Haftaya##

View
Oyun 12 - Zakreash kaciyor parti kovaliyor

Obsidius’un ritueli ile kendilerini universitenin soguk odalarindan birinde bulan grup hic vakit kaybetmeden solugu Pardraig’in yaninda aldi. Bu sirada Obsidius Celthric’ten enchant edilen staff’i ile yeni bir teleport scroll’u almayi ihmal etmedi. Pardraig’e olani biteni hizla anlatirken, kalenin neredeyse bos oldugunu, yanlarinda biraz destek kuvvet olursa kaleyi alabileceklerini soylediler. Cucenin gozleri parladi. Zakreash’in kalesi savunmasiz durumdaydi, bu cuce icin paha bicilmez bir firsatti. Rasputin’den kalenin detaylarini ogrendikten sonra genclerle ertesi sabah bulusmak uzere vedalasti ve hizla ofisinden cikip konseyle gorusmeye gitti. Lady Alustriel sehirde degildi bu da aslinda Pardraig’in isine geliyordu zira High lady bu tarz bir saldiriyi pek onaylamayabilirdi. Adimlarini hizlandirdi, daha sabaha kadar 200 askeri hazir etmesi gerekiyordu.
Gencler Pardraig’in yanindan cikip yine market alanina yoneldiler. Yarin onlari buyuk bir savas bekliyordu ve gerekli hazirliklari yapmalilardi. Lakashtari Alchemist fire stokunu gozden gecirdi ve sadece bir tane kalmis oldugunu gordu. 10 tane daha almaya karar verdi, zira onemli seydi Alchemist fire. girdigi dukkanda once tomarla altin sacarak 5-6 tane alchemist fire aldi, daha sonra daha cok almak istedigi icin Keshan’in ona verdigi kolyeyi adama gosterdi. Saticinin gozleri buyudu ama hemen ilgilenmez bir tavir takinarak “eh iste bir 150 altin eder” dedi. Lakasthari en son bir pazarlikla 3-4 Alchemist fire karsiliginda kolyeyi adama satti. Adam kolyeyi aninda cebine atip Lakashtari’ye bir avuc dolusu healing potion da sattiktan sonra bir de bunlari tasimasi icin 1000 altinlik bag of holding satti. Lakashtari ve arkadaslari ciktiktan sonra 1 haftalik kazancini cikaran satici kepenkleri kapatip icmeye gitti.
Daha fazla oyalanmayip eve gidip yatan grup ertesi sabah erkenden kalkip Pardraig’i bulmaya gitti. Kapiya vardiklarinda Dahhim onlari karsiladi ve Pardraig’in yarim saat kadar once 200 askerden olusan bir orduyla kuzeye dogru at surmeye basladigini soyledi. Grup hemen atlari hazirlayip peslerinden yola koyuldu ve biraz hizli giderek bir saat icinde orduyu yakaladilar. O gun pardraig ile beraber at surup onlerindeki savasla ilgili konustular. Pardraig onlari savasin ortasinda istemiyordu bu nedenle daha once iceri girdikleri gibi yine farkettirmeden girmelerini, girdikten sonra da once onlara kalenin kapisini acmalarini, yapabilirlerse iceriden gelebilecek destek birliklerinin onunu kesmelerini ve kulenin cesitli yerlerindeki olasi okculari etkisiz hale getirmelerini istedi. Grup, ozellikle de Eglath meydanda savasmak istemelerine ragmen, yapmalari gereken gorevin de onemi acikti ve caresiz Pardraig’i onayladilar.
Daha once yaptiklari gibi ormandan iceri kisa bir sure girip atlari biraktilar. Bir kac saat daha yuruyup kaleyi sagdan gorebilecek bir alana girdiler. Burada Pardraig grubun ayrilmasini istedi ve onlara cok guvendigini, zaferin onlarin elinde oldugunu da hatirlatarak stres yapmadan dikkatli gitmelerini soyledi. Tam Eglath detaylar ile ilgili bir seyler soracakti ki kaleden savas borulari otmeye basladi, askerler kiliclarini cekti ve hepsi bir anda kale duvarlarina dogru hucuma gectiler. Grup olabildigince dikkatli ve bir okadar da gergin bir halde daha once girdikleri gizli gecidi bulup iceri dogru suzuldu. Bu kez zindanlara giden koridoru pas gecip direk soldan ilerleyerek giris katina varmayi umarak ilerlediler. Bir yandan da koridorlari olasi baska gizli gecitler icin surekli kontrol ediyorlardi. Onlerine daha once oldugu gibi orulu bir duvar ve mekanizmayi calistiracak bir kol cikti. Arueth hizlica kontrol edince bir tuzak oldugunu gordu, hemen etkisiz hale getirip gizli gecidi araladi. sessizce kayan duvar arkasinda los ve pis kokulu bir oda ortaya cikardi. etraftaki esyalardan buranin bir talim odasi oldugu anlasilabiliyordu. Bir an iceri girecek gibi olduktan sonra hemen solundan gelen hiriltili soluklari duydu ve oldugu yerde durdu. Lakashtari’nin Robe’unun cebinden cikardigi aynayi alarak iceriye iyice bir goz attiktan sonra arkadaslarina donup geri donmelerini isaret etti. Zira iceride 10-15 kadar adam yuzleri odanin kapisina donuk hazir beklemektelerdi, belliki birinin gelmesini yada bir isareti bekliyorlardi. Arueth grupta tartisma cikmamasindan emin olmak icin iceride 30 kisi oldugunu soyleyip koridordan yukari dogru devam etti. Tam bu sirada yerin sarsildigini hissettiler, havada korkunc uluma sesleri yankilandi ve sanki iki dev birbiryle carpismis gibi buyuk bir gumburtu koptu, celigin celige vurma sesleri yankilanmaya basladi, bir kac saniye sonra bir baska carpisma sesi daha geldi. Grup yanlis bir seyler oldugunu sezmisti ama su anda onlerindeki ise odaklanmaliydilar. Bir sure sonra yukari dogru giden yol ayrimindan devam ederek ikinci kara ciktilar. ikinci katin bos koridorlarindan birine cikan gizi kapiyi actiktan sonra etrafi soyle bir gozden gecirdiler ve gorunuse gore etraf sakindi. bu kat ufak odalarla doluydu ama kimseye farkedilmemek icin bu odalari incelemekten vazgectiler. Biraz dusunup durumu tarttiktan sonra en iyi fikrin Arueth’in tek basina 2. katin diger tarafindaki merdivenlere gitmesi ve asagi inerek giris katindaki kapiyi kimseye gorunmeden acmaya calismasi idi. Arueth hemen harekete gecti, kucuk odalarin yanindan gecti, bazilarindan inlemeler bazilarindan ise hiriltilar yukselmekteydi, butun odalari gecip sessizce alt kata inen Arueth karsisinda giris kapisini buldu. Giris katinin tamami simdilik bos gorunuyordu. golgeleri takip edip kapiya yaklastiginda disarida kopan kiyameti tum vahsetiyle gorebildi.
##
Pardraig askerlerini dogrudan ana kapiya dogru yoneltmisti, bir yandanda sagdaki ve soldaki gruplar merdivenlerle surlara tirmanacakti, kalede gorunen savunma o kadar azdiki Pardraig agzi kulaklarinda guluyordu. Ta ki sol taraflarindaki agaclarin yirtilircasina cikardiklari catirtilari duyana kadar. 150 kadar kurt ve kurt adamdan olusan vahsi birlik Pardraig’in sol kanadina balyoz gibi indi, ilk siralardaki sovalyeler keskin penceler ve disler arasinda saniyeler icinde paramparca olmuslardi. Pardraig bir cuceydi ve oldukca deneyimli bir cuceydi, sesini butun karmasanin ustune yukseltip komutlarini ardi ardina siraladi ve durumu aninda kontrol altina aldi, askerlerin sag kanat icinde hazirlikli olmalarini emretmisti zira dustukleri bu tuzagin nasi isledigini cok iyi biliyordu. Tam tahmin ettigi gibi sag taraflarindan da 150 kadar yaratik ormanin icinden yildirim gibi cikip askerlere dogru hucum ettiler ama sag kanat Pardraig sayesinde hazirlanmis ve mizraklarini cikarmis beklemekteydiler. onlarca kurtadam kendi momentumlarini durduramayarak ilk siralardaki keskin mizraklara saplanip cansiz yere yigildilar. Pardraig tuzaga dusuruldugunun farkindaydi ayrica kalenin kulelerinden de oklar yagmaktaydi ama asil soru tuzagi kuranin kim olduguydu, bu genclerden olusan grubun oyununa mi gelmisti yoksa daha buyuk bir oyun mu donuyordu? Eger buradan sag cikmayi basarirsa neler olup bittigini ogrenecegine yemin etti.
##
Arueth durumu gorunce once ne yapacagini bilemedi, ordu iki yandan sikistirilmisti, kapiyi acsa kaleye girmeleri manasizdi, girseler bile girmeye calisirlarken cok daha fazla kayip verebilirlerdi. O bunlari dusunurken salonun diger tarafindaki odadan firlayan 10-15 kisilik bir grup savas naralari atarak kapiya dogru kosmaya basladi. Arueth kendisini farketmediklerini gorunce hizlica merdivenlere kadar geri cekildi. Merdivenlerden durumu izleyince bu grubun kale kapsini acip savasa katilarak Pardraig’in kale tarafindaki acik olan kanadina saldirdiklarini gordu. Hizlica yukari kosup grubun yanina gelen Arueth asagidaki durumu anlatti, hararetli bir tartisma basladi, Arueth kesinlikle asagiya inip, savasa yeni katilan gruba arkadan saldirmalarini istiyor, digerleri ise yukaridaki okcu kulelerini halletmeleri gerektigini soyluyorlardi. tartisma devam ederken zaman geciyor savas olanca siddetiyle devam ediyordu. En sonunda Arueth okcu kuleleriyle kendisinin ilgilenecegini soyleyip onlari asagiya savasa katilmaya gonderdi. Merdivenlere kadar beraber gittikten sonra grup asagiya hizli adimlarla giderken Arueth peslerinden soyle bir bakti ve yukariya dogru devam etti.
##
ust katta karanlikta bekliyordu, asagida konustuklarini duymustu ve verdikleri karari memnuniyetle karsiladi. Grubu bolen maceracilara bayilirdi, isin daha da guzel tarafi yukari gelen drow’du, kacak bir drow kadar onu eglendirecek cok az sey vardi. sabirla bekledi. Arueth diger merdivenlerin basinda gorundugunde ellerini kiliclarinin uzrine koydu ve bekledi. Arueth etrafi soyle bir incelemis ama bir sey gorememisti. “Cok yazik” diye dusundu Grenda ve izlemeye devam etti. Atueth cantasindan Lakashtari’den aldigi Alchemist fire’lardan iki tanesini cikarip ilk kule merdivenini tirmandi ve kapagi aralayip iki okcunun oldugu kucuk odaciga siseleri firlatti. Butun kulenin alev aldigi anda kapiyi kapatip asagi atladi ve adamlarin aci icinde haykirislarini dinledi, ilk kule tamamdi. “Cok sinsice” dedi Grenda. Arueth topuklari uzerinde hizla dondu ve Drow’u gordu. simsiyah deri zirhlar giyiyordu ve iki elinde de oldukca essiz scimitarlar vardi. tembelce odanin karsisindaki duvara omzunu yaslamis onu izliyordu. “kendi evinden kacan korkak bir drow’dan daha iyisini beklemek dogru olmazdi heralde” dedi. Arueth “Menzoberanzan benim evim degil, ordan da irkimdan da nefret ediyorum” diyerek cevap verdi. “Eh evet evin olmadigi dogru zaten senin evdekilerin kanlariyla sokaklari yikamistik” diyen Grenda “Gercek bir drow’la yuzlesecek cesaretin var mi kacak?” diye devam etti ve adim adim Arueth’e yaklasti. Arueth de iclerinde mor alevler yanan gozlerini karsisindaki soguk katil gozlerinden ayirmadan dusmanini odanin ortasinda karsiladi. bir kac saniyeligine hava agirlasti, ustlerindeki kulelerdeki adamlarin bagirislari boguklasti, asagida yuzlerce kilicin zirhlara vurarken cikardigi sesler sanki artik cok uzaklardaydi. O anda onlari goren biri olsa iki katilin, iki olum tacirinin, iki kilic ustasinin birbirini tarttigini dusunurdu ama aslinda bu iki drow’un, fiziksel ozellikleri ne kadar ayniysa icleri de bir okadar farkliydi. Kiliclar isildadi ve dans basladi. Ilk darbe Arueth’den geldi pesi sirada Grenda’dan, olculu darbelerdi, dusmanlarini tartiyorlardi. Pesi sira olumcul ataklar birbirini izledi, Arueth her zamanki gibi ortami toza bulayarak karsisindaki katilin kilictaki avantajini kirmayi basardi. Grenda’nin usta kiliclari Arueth’i bir turlu bulamazken, Arueth en olmadik anda bir ortaya cikiyor bir kayboluyordu. Grenda durumun iyi gitmedigini anlayinca bir iki savunma atagi yapip gerisin geri merdiven bosluguna kosup kayboldu. Arueth heyecanlanmisti “hadi nerdesin? ne oldu bakiyorum kaciyorsun? hahaha” diye arkasindan bagirdi ama ses yoktu. Onun kendisini uzerine cektigini dusunerek pesinden gitmekten vazgecti ve hemen diger okcu kulesine yoneldi. merdivenleri hizla tirmanip bu kuleye de iki alchemist fire gonderip kapagi kapadi. Tam merdivenden asagi indigi anda Grenda golgeler arasindan tekrar firladi ve Arueth’e charge etti. Arueth atagi gecistirdi ama toz bulutunun disinda kalmisti, hemen elini soldan saga kaydirarak toz bulutunu tekrar uzerine cekti ama gec kalmisti. Grenda kendi etrafinda donerek iki usta isi kiliciyla iki olumcul darbe indirdi ve son darbeyle Arueth bilincsiz kanlar icinde yere yigildi.
Grenda guluyordu, kisa surede olsa eglenmisti simdi sira bu gence odulunu vermeye gelmisti. Baygin Arueth’i kafasindan tutup merdivenlerden asagiya surukledi.
##
Grubun kalani merdivenleri kosar adim inip hizla kendilerini disari attilar ama karsilarindaki manzara icin hazirlikli olmalari beklenemezdi. Etraflarinda her turden vahsi yaratik, kapana kisilmis orduya pence ve disleriyle olumune saldiriyorlardi. kurtlar, kurtadamlar, insan seklinde kertenkeleler, ayilar, kaplanlar. Pardraig’in ordusu yari yariya azalmis gorunuyordu, Her yer cesetti, asker ve hayvan cesetleri ustuste yatiyordu. dikkatlerini toplayabildiklerinde iceriden cikan grubun tam onlerinde savastigini gorduler, 3 buyuk kurt 2 kurtadam, 2 kertenkeleadam ve 3 insandan olusuyorlardi. Acilisi Obsidius dev bir fireballla yapti ve herkesi bir anda kavurdu. 3 adami indirmis, digerlerini de agir yaralamisti, savasin hararetinden dusmanlarin arasindaki bir askeri farkedememis ve onuda malesef yakmisti. Alev topunun icinden ilk firlayanlar buyuk kurtlar oldu. Eglath ve Rasputin’e saldirdilar. Arkalarindan kurtadamlar ve kertenkeleler takip etti, onlar ise Obsidius ve Lakashtari’yi kendilerine hedef aldilar. Grup karsilarindakilere gore oldukca deneyimliydi ve yavas yavas cok da zorlanmadan yaratiklari indirmeye basladilar. Bu sirada genclerin kale kapisindan cikip on taraftan gelen yeni birliklere saldirdigini goren Pardraig aradigi firsati buldu ve tum orduya duzenli sekilde geri cekilme emri verdi. Aninda kumelesen ordu yavas yavas geri cekilmeye ve yaratiklari uzerlerine cekmeye basladilar. Bu durum savas taktikleri konusunda deneyimsiz genc grup uzerinde moral bozuklugu yaratti ve savastiklari yaratiklari bir yandan oldurmeye calisirken bir yandan da Pardraig’e geri donmesini bagirmaya calistilar, Pardraig’in neden geri cekildigine anlam veremiyorlardi. Lakashtari’nin gozu ise okculardaydi, sagdan ve soldan bi kac okcunun durdugunu gormustu ama tamami durmamisti, hala oklar yagiyordu. Arueth’i yanlis tanimiyorsa bu kadar zaman icinde onlari saf disi birakmis olmaliydi. bu da basinin belada oldugu anlamina geliyordu. Ona telepatik olarak ulasmaya calisti ama onlerinde savas cok hareketliydi ve yaratiklar surekli ona saldiriyorlardi. Kapidaki savas butun sertligiyle devam etti, kurtadamlarin regenerasyon ozellikleri ve dayanikli derileri savasin uzamasina ve tehlikede olan arkadaslarina yardim edememelerine neden oluyordu
##
Bu sirada 3. kattaki balkonundan savas alanina bakan Zakreash ise cucenin gun sona ermeden kale kapilarini tekrar zorlayacagindan emindi. Ordusunun kalanini guclu bir savunma hatti halinde geri cekiyor, bir yandan okcularin menzilinden cikiyor bir yandanda duzensiz ve kontrolsuz saldiran kurtadamlarin iyice yorulmasini bekliyordu. Cok kayip verecekti ama sag cikacakti bundan emindi. Hizlica odasina gitti ve gizli gecitten ust kara cikti, hazine odasina girip rituele basladi, cok zamani yoktu ya yardim alacakti yada burayi terkedecekti.
##
kurtadamlarin sonuncusunu da yere indirdiklerinde Lakashtari “Arueth’in basi belada” diye bagirdi. Eglath coktan merdivenleri tirmanmaya baslamisti, Rasputin ise arkalarindan kale kapisinida kapatip takip etti. Hizla 4. kata geldiler ama kimseyi bulamadilar. Rasputin ve Obsidius hizlica diger kulelerdeki okcularin isini bitirirken Eglath da Arueth’in izlerini takip etti. Bu sirada Lakashtari de etraftaki duvarlara surtune surtune gizli kapilar aramaktaydi. Arueth diger merdivenlerden asagi suruklenmise benziyordu, grup hemen tekrar toparlanip izlerin pesine dustu. 2. kata kadar indiklerinde izlerin bir odaya girdigini gorduler. Rasputin kapinin koluna asillip acti, Grenda’nin kurdugu tuzak iki kucuk ok firlatti ve Rasputin baygin halde yuzustu yere dustu. Arueth’i burada yatar halde buldular. Mucize eseri hala hayattaydi, kendine geldikten sonra Rasputin hemen Arueth’in yaralari ile ilgilendi. Arueth kendine geldiginde silahlarinin olmadigini gordu, ayrica parasi da yoktu, ustelik kendisini de hic iyi hissetmiyordu. Digerleri Arueth’in ensesine kazinmis isareti hemen gorduler ama bir sure soylemediler, bir zincir sembolu kazinmisti. Arueth kalkabilecek duruma geldiginde tekrar yola ciktilar. Bu kez hedef 3. kati arastirmak ve Zakreash’i bulmakti.
##
Grenda savasin iyi gitmedigini zaten tahmis etmisti, Zakreash’in ordusu kontrolsuzdu generalleri de kaleden cikamayacak kadar korkakti. Ellerini kemerinde asili duran bir cift yeni kilic uzerinde gezdirdi ve siritti. Tahminen bu drowla tekrar karsilacak yine eglenecekti. Gencler onun icin gizli bir gecidi de acik birakmislardi, ne kadar nazik bir hareketti bu. Karanlik gecitten girip gozden kayboldu
##
3. kat ve salonun en sonundaki taht bostu. Odalarin kapilari acikti terkedilmis gorunuyordu. Grup ihtiyatli bir sekilde ilerledi ve etrafta goz gezdirdi. Rasputin Tahtin etrafindaki duvarlarda gizli bir mekanizma aramaya karar verdi ve gercekten de icine dogdugu uzere bir tasin ozel oldugunu farketti. iceri dogru bastirdiginda yandaki odalardan birinden bir kayma sesi geldi. Herkes odaya dogru giderken Lakashtari ise dili disarda tahtin uzerine comelmis buyuk yakutlardan birini sokmeye calisiyordu. Biraz ugrasti ve bir tanesini soktu. Hemen gozunu oradaki bir zumrute dikti. Bu sirada grup diger odadaki calisma masasini ve uzerinde Astrid’in notlarini buldular ve goz gezdirdiler. Genel olarak bilmedikleri bir sey yoktu, gorunuse gore de deminki mekanizma bu odada gizli bir kapi acmisti. Herkes kapiya dogru yonelirken, Eglath Lakashtari’nin nerde olduguna bakindi. Tam o sirada salon tarafindan “AAhh elim” diye Lakashtari’nin sesi geldi.
Grup Rasputin ve Eglath’i on tarafa koyarak gizli gecitten yukari dogru giden merdivenleri tirmandilar. daha oncekilere benzer sekilde bir duvar ve bir kol ile karsilastiklarinda herkes karsilarina Zakreash’in cikma olasiligina karsi hazirlanmisti. Eglath kolu cekti ve Buyuk kapi kayarak acildi. Karsilarinda ufak sayilabilecek bir oda vardi, sol taraflarinda oldukca buyuk bir sandik, tam karsilarinda ise acik mavi parlayan bir cember icinde Zakreash durmaktaydi. Iceri girdikleri anda onlara sirti donuktu ve karsi duvarda bir elf ile konusmaktaydi. “Ordunu hemen buraya gonder!!” diye bagiriyordu Zakreash ama o anda arkasindaki sesi duyup dondu ve duvardaki goruntu kayboldu. Genc grup Astrid’in yuzunu ilk kez gorme serefine erismisti.
Zakreash bu kadar dezavantajli bir konumda yakalanmayi beklemiyordu, once konusmak istedi, kime calistiklarini neden bu isi yaptiklarini sordu ama gunlerdir badireden badireye kosan, paranoyakligin dibine vurmus, defalarca bir cok varlik tarafindan kandirilmis genclerin konusmaya pek hevesi yoktu. Rasputin gurzunu savurdu, Eglath kilicini indirdi ve dev Zakreash ile savaslari o anda basladi. Yaratik cok buyuktu, penceleri buyuk siddetle iniyordu ama on saftaki Eglath ve Rasputin ayni siddette karsilik veriyorlardi. Aldiklari savas pozisyonu muhtesemdi, Zakreash arkadaki savunmasiz buyuculere ve drow’a erisemiyor agir zirhli dusmanlariyla savasmak zorunda kaliyordu. Savas devam ettikce bu dezavantaj Zakreash’in gozunu iyiden iyiye korkutmaya basladi, Moonwood ormanlarindaki hakimiyetini bir grup genc maceraci yuzunden kaybedecek degildi, bugun yasayip yarin irkindan yuzlercesiyle tekrar savasacakti. Kurda donustu ve gerisin geri donup az once Astrid’le konustugu duvari parcalayip 4. kata cikti. Eglath kendisinden kacan dusmandan hic hazetmezdi ve kilicini oyle bir nefretle savurduki dev kurdun sol arka ayagini neredeyse paramparca etti. Zakreash’in artik saniyeleri kalmisti ya kacacak yada olecekti. Hizla hazine odasina ilerledi kapiyi acti ve ayisinin yanindan dogru karsi duvara charge ederek duvari yikip karanliklar icinde kayboldu.
Grup pesinden kossa da Zakreash’in kacmasina engel olamamisti ve simdi yikilan duvarla aralarinda yarim tonluk dev bir ayi durmaktaydi. Lakashtari ayiyi bir buyuyle durtukledi, hayvan vahsi gozlerle onu suzdu. Simdi ne olacakti, Zakreash’i yakalayabilecekler miydi? Pardraig’in durumu neydi? bu kaleden kurtulabilecekler miydi? Hazine odasindaki sandikta neler vardi?
##
“Devami haftaya”
##

View
Oyun 11 - Parti kaciyor Zakreash kovaliyor

Tahmin ettikleri kadar zor bir catisma olmamisti, sasirtici bir sekilde ortaligi ayaga kaldirmadan iskenceciyi saf disi birakmislardi. Ancak nedense moralli ve iyimser olmalari gerekirken bir karamsarlik vardi uzerlerinde. Hucrelerdeki esirleri ne yapacaklarina bile bir turlu karar veremiyorlardi, her kafadan bir ses cikiyordu. Rasputin kimseyi birakmayalim, gereksiz gurultu cikaracaklar ve yakayi ele verecegiz derken Lakashtari ise insanlari bu sekilde hucrelerde birakamayacaklarini soyluyordu. Tam Eglath ve Obsidius da tartismaya girecekken Rasputin derin bir ic gecirdi ve “Peki dedi, senin dedigin olsun, serbest birakalim sunlari da daha fazla zaman kaybetmeyelim”. Tam elinde anahtarlarla kendisine en yakin hucreye dogru gidiyordu ki, Lakastari “Bu cok mantiksiz” dedi, “birakirsak bizi yakalatabilirler, bence hucreleri acmayip isimize bakalim”. Grupta kimse bu ani degisiklige anlam veremedi, aptallasmis sekilde Lakashtari’ye bakiyorlardi. Rasputin ise kendisiyle dalga gecip gecmedigini anlamaya calisiyordu, Devil ile yasadiklari kazadan beri zaten sinirleri tepesindeydi, kavga cikarmamak icin kendini zor tutuyordu. Ama Lakashtari dalga gecmiyordu, genc rahip kendini zorlayarak sakinlesti, “Hadi gidelim o zaman!”. Lakashtari yeniden fikir degistirmeden buradan uzaklasmalari gerekiyordu.
Rasputin hucreleri tek tek dolasarak parmaginda yuzugu olan adami buldu. Karsisina gecip once dostmus gibi davrandi ama adam Rasputin’i hemen tanidi ve tehditler savurmaya basladi. zindanin icinde olmasina ragmen Rasputin’e koklerini kurutana kadar onlari tek tek avliyacaklarini soyleip durdu. Rasputin adamdan birsey ogrenemeyecegini anlayip onu orda birakti. Iskencecinin uzerindeki degerli esyalari alip ortadaki kuyuya atmak icin goturduklerinde ise kuyunun dibinde yatmakta olan ve boynunda iki disli bir kolye bulunan adami gorduler. Rasputin’in ailesini tanima olasiligi bulunan bu adam iskence gorup oldurulmustu. Vakit kaybetmeden diger katlara ilerlemeye karar verdiler.
Arka taraftaki hucrelerin oldugu koridorun iki ucunda yukariya cikan merdivenler vardi. Grup elinden geldigi kadar sessiz bir sekilde merdivenlere yoneldi. Hucrelerden kimseyi cikarmamislar, sadece Eglath’in kapisini kirdigi hucrede bulunan diger Goliathi yanlarina almislardi. Ashum gruba elinden geldigince yardim edecegini soyleyerek Eglath’in kiliclarindan birini sag eline alarak tartti. Oldukca bitkin durumdaydi, ama bu gruba kendini borclu hissediyordu, ustelik cok uzun zamandir hucredeydi. Eger olecekse bir savasci gibi carpisarak olmeyi yeglerdi, hucrede veya iskence masasinda degil.
Merdiveni tirmandiklarinda kalenin ana girisini gorebildiklerini farkettiler, iceriden kapidaki nobetcileri gorebiliyorlardi. Bu geldikleri kat kalenin girisiydi ve zamaninda oldukca gorkemli oldugu belliydi. duvar diplerinde yuksek banklar, onlarin uzerinde eski tozlu tablolar vardi. Girisin ortasindan uzun lime lime bir kirmizi hali boylu boyunca geciyordu. Diger ucta ise genis bir kapi vardi ve kapinin onunde 4-5 adam tezaurat yapmaktaydi. Zindandan yukari cikan adamlardan biri yaninda tasidigi ciliz insani iceri dogru firlattiginda buyuk tezahuratla beraber kurt ulumalari duyuldu.
Kalenin kalaninda kac dusman oldugunu bilmediklerinden sessizce yukari devam ettiler. Mumkun oldugunca dikkat cekmeden asayi alip cikmayi planliyorlardi. Ust katta merdivenler bir koridor ve odalara aciliyordu. Kulak kabarttiklarinda bir ciglik duydular, bir elf cok aci cekiyordu besbelli ve yardim icin bagiriyordu. Ses hemen koridorun basindaki odadan geliyordu ama kapi kapaliydi, iceride ne oldugunu hayal bile edemiyorlardi. Hemen karsisindaki oda ise bos gibiydi, kapisi aralikti. Kisa bir sure tereddut ettikten sonra ust kata devam etmeye karar verdiler. Koridorda bir cok oda vardi ve her an birinden bir dusman cikabilirdi, elf de buyuk olasilik kurtarilamazdi artik. Ayni anda odada elf, yari kurt yari insan bir yaratik tarafindan kiskivrak yakalanmis rituel kasesindeki kani icmeye zorlanmaktaydi. Elinden geldigince direndiyse de gucu yetmedi ve kafasi kan dolu kasenin icinde kayboldu.
Ust kata cikan merdivenden once Arueth cikti, bir hayalet gibi hic ses cikarmadan ilerlemisti. Arkasinda ise digerleri ellerinden geldigince ses yapmadan merdivene dizildi. Merdiven genisce bir salona aciliyordu ve gizlice iceri baktiklarinda hepsi nefesini tuttu. Bu asagidaki giris kadar buyuk bir salondu ve girise gore cok daha bakimli be ihtisamliydi. Duvar diplerindeki banklarda uzun ve kaliteli mumlar yaniyordu. Duvardaki buyuk tablolar antikaydi ama uzerlerinde toz dahi yoktu. Odanin ortasinda 8-10 metre uzunlugunda bir yemek masasi vardi, yemek masasinin saginda ve solunda ise koca catiyi ayakta tutan uzun sutunlar yukseliyordu. Salonun sol tarafinda oldukca genis iki oda gorunmekteydi. Grubun nefesini tutmasina neden olan ise icerisinin ihtisamindan cok odanin sonundaki dev tahtta oturan kisiydi. Orda simdiye kadar gormus olduklari en iri yaratik duruyordu. Odanin ucunda bir tahtta oturan 4,5 metre boyunda bir adamdi bu. Taht da en az kendisi kadar ihtisamliydi ve ustundeki duvarda aradiklari asanin uc kismina cok benzeyen bir madalyon asiliydi. Zakreash’i bulduklarina hic birinin suphesi yoktu, neden “Titan” dendigini de gorebiliyorlardi. Zakreash onlari gorurse isleri bitikti, ancak dev kral dikkatini onunde ayakta durmakta olan bir Drow’a yoneltmisti, oldukca sinirli gorunuyordu. “Bana bak Drow” dedi, “Kalemi yeteri kadar savunmasiz biraktim zaten, bu kadar korkulan bir kral olmasaydim diger kabileler coktan saldirip kaleyi ele gecirmis olurdu. Adamlarimi geri cagirmak zorundayim, daha fazla risk alamam”. Drow ise sakin gorunuyordu, tahtin karsisinda bir saga bir sola yurumeye basladi. “Sakin ol Zakreash, karsinda herhangi bir tehlike yok, sana karsi koyan herkesi ezdin zaten, ustelik hazine odani da agzina kadar altinla doldurdun.” Zakreash yatismamisti “Silverdeath’ler kapima dayandiklarinda o altinlarin ne yarari olur elf!” dedi ama sonra konuyu degistirdi “Barbarlar ne zaman geliyor?” Grenda cevap verdi “kolelestirilen bir kac kabile bir kac aya yola cikacak cok surmeden burda olurlar”.Tam tahta donup “Yakinda…” diye soze baslarken durdu, merdivenlere dondu. “Kim var orda?”
Grup tamamen buz kesmisti. Farkedilmislerdi. Rasputin uzerindeki zirhin zincirlerini iyi baglamadigi icin kendisine kufretti, ne cok ses cikariyordu. Hemen ust kata dogru kostular, bu sirada ses cikarmamaya calisiyorlardi ama iyice panik olmuslardi. Drow’un onlarin pesinden gelmesi uzun surmezdi. Merdivenler belli ki en ust kata aciliyordu. Oda oldukca genis ama bostu. Duvarlarda 5-6 tane dar merdiven nobetci kulelerine acilan kapilara baglanmisti. Kacacak bir yere ihtiyaclari vardi, Rasputin merdivenlere bakmalarini soyledi, Arueth ve Obsidius hemen bir kac merdiveni tirmanarak odalara baktilar. Bunlar savunma amacli yapilmis gozetleme kuleleriydi ve en fazla 2 kisi sigarlardi, ise yaramaz diye dusunduler. Bu sirada Arueth de odanin kosesindeki kapiya yoneldi, drow geliyordu ve kacacak bir yer bulmalilardi.
Grenda iceriye farkettirmeden kimin girmis olabilecegini merak ediyordu, Astrid kendisini Pardraig’in emrindeki bir gruba karsi uyarmisti fakat anlattiklarina gore onlar daha cok palas pandiras ortamlara dalip heryerin altini ustune getiren tiplere benziyorlardi. Drow irkindan gelen yetenekler sayesinde oldukca hizli ama kesinlikle ses cikarmadan merdivenleri tirmandi.
Drow ilk saldiriyi yapmisti, Eglath’in nereden geldigini bile gormedigi kilic darbeleriyle kanlar icinde kalmasi grubu iyice karistirdi. Goremedikleri bir dusmana karsi ne yapabilirlerdi. Bu sirada Eglath ve Obsidius Arueth’e su kapiyi ac artik diye bagirdi. belki kacabilirler veya drow’u daha dar bir alanda savasmaya zorlayabilirlerdi. Arueth hizla tuzaklari kontrol etti ama birsey yoktu, sanslari yagver mi gidiyordu yoksa? Ancak devil ile karsilastiklarindan beri peslerini birakmayan sanssizlik yine oradaydi, kapiyi acti ve acar acmaz vahsi bir avcinin agir kokusunu aldi. Karsisindakinin bir boz ayi oldugunu anlamasi icin kapiyi tamamen acmasina bile gerke yoktu. Dev hayvan sahibi disinda hazine odasina girecek herhangi birine saldirmak icin egitilmisti ve kapi acilir acilmaz charge etti. Oda Drow’un bahsettigi hazine odasiydi belli ki, agzina kadar altinla doluydu, ama bir koruma olacagini hesaplayamamislardi, aslinda kaleye geldiklerinden beri pek birsey hesaplayamamislardi, nedense hersey bi aceleye gelmisti. Tam bir bu eksikti derken merdivenden tum kati sarsan ayak sesleri duyuldu, Zakreash de geliyordu.
Ashum ve Eglath girisi kapattilar ama Drow cok hizliydi, her iki elindeki scimitarlari gozun yakalayabilecegindende hizli savuruyor, olumle dans ediyordu. Eglath ve Ashum’dan kurtulup Lakashtari’ye dogru ilerlemeye basladi. Bu sirada odadan firlayan ayi da Arueth’i parcalamaya calisiyordu. Ilk soku atlatan Arueth hemen etrafini mor bir karanlikla kapladi ve ayidan korunmaya calisti. Yarali Goliath dusmanina vucudundaki butun gucle saldirdi ve Eglath’in kiliciyla sert bir darbe indirdi. Drow bu saldiridan etkilenmisti seytanca gulumsedikten sonra bir kac saniye boyunca kiliclarini pespese Ashum’a dogru savurdu. Ashum tam kendini kurtardigi anda boynundaki aciyi hissetti, boynunu boydan boya kesen kilici gorememisti bile, cansiz yere yigildi. Bir kac saniye sonra Zakreash merdivenlerde belirdi, dev yaratigin elleri donusmeye baslamis neredeyse dev penceler halini almisti.
Durumu hizia gozden geciren grup, savasa dahil ettikleri boz ayiyla beraber sanslarinin oldukca azaldigini farkedince kacmaktan baska bir care goremediler. ciktiklari merdivenin karsisindaki merdivenlerden asagiya dogru duzenli bir sekilde kacmaya basladilar. Eglath tam Zakreash ile kapismak uzereydi ki, zira zor bir duelloyu asla geri cevirmezdi, Rasputin onu bir buyuyle merdivenlere kadar geri cekti. Eglath sinirli sinirli Rasputin’e donmustu ki etrafina bakinca durumun ciddiyetini gorup merdivenlerden asagi kostu. Rasputin arkasindan bagirdi “Eger asagida kimse yoksa staff’in parcasini al!” Eglath butun nefesini harcayarak merdivenleri 3er, 5er atlayip alt kata indi ve tahta dogru kostu. Eglath’i Obsidius izledi hizlica asagi inip Eglath’in pesinden ilerledi. Tam o anda tahtin sag tarafindaki simsiyah duvari farketti, belkide bir kacis noktasi bulmustu. Lakashtari Obsidius’u takip etti ama o bir alt kata dogru devam ederek 2. kati bir kolacan etti, kafasini koridora cikardigi anda buyukce bir kurtadamin koridorda dolastigini gorunce tekrar hemen yukari cikti ve Obsidius’un pesinden ilerledi. Arueth merdivenlere dogru ilerlerken herkesin gecmesini kahramanca bekleyen Rasputin’i gordu ve arkadasina yardim etmek icin kucuk bir hareketle merdivenlerin girisini toz bulutuyla kaplayip asagi indi. Rasputin odada bir dark elf, bir giant ve bir boz ayiyla yanliz kalmisti. Arueth’in buyusunu memnuniyetle karsilayip merdivenlerden asagi kostu.
Zakreash drow’a dondu “Kim bunlar Grenda? bana guvende oldugumu soylemistin”. Grenda “basbelasi bir grup, Pardraig’in adamlari burdan cikmalarina izin vermemeliyiz” diyip geldigi merdivenlere dogru hizla ilerledi. Zakreash bir sure daha odada kalip ayisini sakinlestirdikten sonra hazine odasina geri gonderip kapiyi kapatti. Sonrada korkunc bir donusum gecirip dev bir kurda donustu ve merdivenlere dogru insan ustu bir hizla ilerledi.
Asagida Eglath irkinin verdigi gucu kullanarak yuksek tahta tirmanmayi basarmis ve staff’in parcasini almisti. Obsidius ise hizla siyah duvara dogru kosup gerekli olan kelimeleri hatirlamaya calisti. Bu sirada digerleride merdivenlerden inmis bir kacis yolu icin ona bakmaktalardi. “Bu taraftan” Diye seslendi ve sagdaki merdivenlerden onlara dogru gelmekte olan drowu gorunce bir anda “etdrakhto solastik Takhaktro kaslem” diyerek shadowfell’e giden kapiyi acti. Lakashtari Obsidius’a dogru kosuyorduki Obsidius bir anda siyah duvarin icinde kayboldu, bir an icin icini korku saran Lakashtari bir kac saniye sonra Obsidius’un tekrar gozukmesiyle rahatladi ve hemen duvardan iceri bir adim atti. Lakashtari’yi Arueth takip ediyordu oda kapidan iceri bir adim atip Lakashtari’nin yanina sikisti. icerisi zifiri karanlikti ve Arueth bile onlerindeki yolu goremiyordu, bu garip bir durumdu. Rasputin tam o tarafa dogru gidecektiki arkasindan korkunc bir hirlama duydu, metrelerce uzunlukta dev bir kurt merdivenlerden inmis ona dogru kosuyordu. Rasputin gecide dogru butun gucuyle kostu kostu ve iceri atladi, Arueth ve Lakashtari’yi de gecen genc rahip bir adim otede durmayi planliyordu fakat bir adim otesinde zemin yoktu, “AAAAAAAaaaAaa” diye bagirarak asagiya dogru dusmeye basladi. Disarda bir tek Eglath kalmisti ve aksi gibi tahtin tepesindeydi. Drow’un iyice yaklastigini gorunce akrobatik bir hareketle asagi inmeye calisti ama yuzunun uzerine yere kapaklandi. Neyseki dusmesi ona zaman kazandirmis hemen ayaga kalkinca son anda kapidan gecmisti. Yanliz Goliath olmasinin verdigi iri cusse hem Arueth’in hemde Lakashtari’nin dengesini bozmasina neden olmus ve hep beraber onlarda asagiya dogru dusmeye baslamislardi. Obsidius bir saniye daha iceri bakti, dev bir kurt ve olumcul bir dark elf ona dogru kosmaktaydi. Ayagini gecitten cekip kapinin kapanmasini saglarken bir yandanda hic arastiramadiklari bu enterasan kaleyi bir daha gorup goremeyeceklerini dusundu. Karanlikta kalinca arkadaslarinin pesinden kendini bosluga birakti.
Rasputin ne kadar sure dustugunu bilemiyordu ama ona cok uzun gelmisti, asagiya dogru dususu bir sure sonra daha yumusak bir aci kazanmis ve hizi azalmisti. Bir sure sonra bir delikten disari firlayip 3 metre gibi bir yukseklikten yere dustu. Tam tek parca olduguna saskin bir sekilde ayaga kalkiyorduki Eglath tam tepesine dustu ve ikisi birden toza gomulduler. Eglath’i Arueth, Lakashtari ve en son olarak Obsidius izledi. Rasputin butun grubun dususunu yavaslatmis ama kendisi de baya hirpalanmisti. Bir kac dakika oturup nefeslerini geri kazandilar ve gozlerini karanliga alistirmaya calistilar. gorunuse gore dar bir magaradaydilar, onlerinde neredeyse bir catlak kadar genis bir koridor vardi. Fazla secenekleri olmadigindan bir mesale yakip ilerlemeye basladilar. Sonucta kacmisda olsalar Staff’in bir parcasini almislardi, yanliz staff’in tamamini alamamis olmalari Devil’in sozunu tutmayacagini neredeyse garanti ediyordu o yuzden canlari biraz sikkindi. Tek sira halinde biraz ilerledikten sonra bir yol ayrimina geldiler. Hesaplarina gore sagdaki tunel doguya dogru gidiyordu ve onlarinda gitmek istedigi yon buydu. O tarafa dogru ilerlediler. Kisa bir sure sonra girintili cikintili ufak bir genislige geldiklerinde bir kac saniye rahatladilarsa da etrafin orumcek aglari ve dev kozalarla dolu oldugunu gorduklerinde baslarina gelecegi sezmislerdi. Bir anda heryerden firlayan buyuklu kucuklu orumcekler vahsi bir sekilde gruba saldirdi. Orumceklerden 3 tanesi insan boyutundaydi ve koyu kirmizi ve parlak yesil renklerdeydiler. Surekli olarak dev dislerini gruba gecirmeye kalkiyor olmasalar gorulmeye deger yaratiklardi. Grubun savas pozisyonu alacak durumu yoktu dar koridora sikismislardi. En arkada duran Eglath arkasinda Kralice orumcegi buldu ve kilicina elini atti, iste o anda aceleyle kacarken kiliclarindan birini Goliath’tan almayi unuttugunu hatirladi. Bir kufur savurup digerini aldi. Obsidius bir alev buyusuyle kucuk orumcekleri temizledi. Arueth de en onde iki orumcekle birden savasiyordu. Biraz one dogru ilerledi ve Rasputin’in de savasa girmesine izin verdi. Fakat az once onu isiran orumcegin zehri bir anda etkisini gosterince Arueth bayildi. Rasputin gurzunu tum gucuyle baska bir orumcegin kafasina indirmek uzereydiki hayvan bir anda onunden yokolup magaranin karsi tarafinda belirdi. Rasputin’in gurzu yerdeki kayalara carpti ve paramparca etti. Bir sure sonra ayilan Arueth tekrar ayaga kalkti ama bu seferde uzak bir koseden orumceklere olum yagdiran Lakashtari zehirlenmisti ve bir anda bayildi. Eglath kraliceyle dise dis savasiyordu ama arkadaslarinin koridordan cikmasiyla beraber diger buyuk orumceklerden biri tam arkasinda belirdi ve onu isirdi. Lakashtari bir sure sonra kendine geldi ve bu kez Arueth’in kan revan icinde yere serildigini gordu. Hemen cantasindan iki healing potion cikarip birini kendi icti, birini de Arueth’e icirdi. Arueth tam kendine gelmisti ki parlak yesil renkli orumcek yine zehir puskurttu ve Arueth tekrar kendinden gecti. Ama Lakashtari yilmamisti, arkadasini yanliz birakmayacakti, bir healing potion daha cikardi ve Arueth’e tekrar icirdi. Arueth bir kez daha bayilmis olduguna inanamaz halde tekrar ayaga kalkti, kiliclarini cekti tam saldiriyorduki bir zehir dalgasi daha geldi ve Arueth bu kez yuzustu yere yapisti. Lakashtari artik sinirden yerinde ziplamaya baslamisti. Obsidius bir yandan magic missile lerle zayiflayan orumcekleri iyice yaraliyor bir yandan da Eglath’i goz ucuyla kolacan ediyordu. Eglath da tam o anda kraliceye olumcul darbeyi indirmek uzereyken bayiliverdi. Obsidius sok icinde kralicenin Eglath’i bir kozaya sarmaya basladigini gordu ve panikledi, hizlica o tarafa donup uzaklasmaya baslayan kraliceye bir magic missile gonderdi. Eglath’in olumcul yaraladigi hayvan son gelen buyuyle cansiz yere dustu. Bir kac dakika icinde de diger orumcekler grubun buyu ve celikten olusan hafife alinamayacak gucu karsisinda dustuler.
Bir sure dinlenip kendilerine geldikten sonra tekrar ayaklanan grup koridorda ilerlemeye karar verdi. Obsidius ortamdaki kozalari acmak istiyordu ama artik sanssizliklarindan nevri donen Rasputin bagirip cagirarak Obsidius’u koridora dogru itekledi. Boylelikle Obsidius cok merak ettigi baska bir duzlemden gelme bir Shadar-kai cesedini karanliklara terkettigini bilemedi.
sendeleye sendeleye, dar araliklardan sikisarak sonunda metal bir kapiya kadar geldiler. kapinin dis tarafini tamamiyle calilar ortmustu ve iceri isik girmiyordu, ama elleriyle araladiklarinda gunes isigini gorebildiklerinde hepsi sevincten agliyacak haldeydi. Kolu cekip kapiyi actilar ve Obsidius’tan hemen cebindeki scroll’u acip onlari Silverymoon’a goturmesini istediler. Ama Devil araya girdi, Rasputin’in kontrolunu aldiktan sonra Eglath’tan Staff’in parcasini istedi. Eglath elinden gelen bir sey olmadigi icin istenileni yapti. Rasputin’i serbest birakmasini istemelerine ragmen Devil, staff’in tamamini bulamadiklari icin sozlerini henuz yerine getirmediklerini soyleyip isteklerini reddetti. Rasputin bir kac dakika daha once bilmedigi bir buyuyle yere bir cember cizdi ve parcayi dairenin ortasina koydu. Bir kac saniye sonra bir isik patlamasiyle parca yokoldu ve daire yanarak kayboldu. Devil gitmisti ve grup tek basinaydi. Obsidius Scroll’u cikardi ve on dakika sonra kendilerini universitenin bir odasinda buldular
##
“Devami haftaya”

View
Oyun 10 - Kurtadamlarin kalesine ziyaret

Grup dag evinden hep beraber yola cikar ve bir gece konakladiktan sonra Silverymoon’a sorunsuz ulasirlar. Burda Rasputin ve Eyla gruptan ayrilip Helm’in tapinagina, digerleri de Pardraig’i goremeye giderler. Pardraig Uddar’i karsisinda harap bir sekilde gorunce cok sasirir, Eglath’tan durumu dinledikten sonra onlari gonderir ve Uddar’la uzun sure konusur. Pardraig grup cikmadan Lady Alustriel’in onlarla gorusmek istedigini soyler. Lady’yi bekletmemek icin hemen universiteye giderler, Celthric onlari yukariya cikarir, bu sirada Obsidius Fey derilerinden muhabbet acmaya calisir ama digerleri onu Lady Alustriel’in odasina cekistirerek bu firsati vermezler. Alustriel onlara yarimci olabilecek birisini buldugunu, adamin Luskan’da yasadigini ve bir han islettigini soyler. Adam eski bir necromancerdir ve High Lady’nin gruba verdigi ozel bir tasi iletmeleri halinde onlara yardim edecektir. Su anda ellerindeki en iyi sans bu gibi gorunmektedir. Ayrica gruba Arueth’in kullandigi pelerine benzer pelerinler verir ve Luskan’a kesinlikle gizlilik icinde gitmeleri gerektigini, Astrid’in bir sekilde grubun kimliginden haberdar oldugunu soyler. insan kiliginda parali askerler olarak sehre girecek ve Alliance karsiti gorevler alarak Astrid ile gorusecek kadar ilerleyeceklerdir. Astrid’i olu yada diri ele gecirmek gruba kalmistir. High Lady’nin yanindan ayrilirlarken Celthric onlara pelerinlerden bahsettikten sonra Luskan’a gitmek icin onlari Longsaddle sehrine teleport edecegini ordan sonrasini atla yada yayan gidebileceklerini soyler. Ayni zamanda Obsidius’a bir scroll, bir tas ve bir de anahtar kelime vererek istedikleri zaman scrolldaki ritueli yaparak Silverymoon’a geri donebilecekleri bir portal acabileceklerini soyler. Isterlerse bu scrollardan 100 altin karsiliginda satin alabileceklerini de ekler.
Grup daha sonra universiteden ciktiginda Rasputin ile de bulusur ve tam bu sirada Dahhim gelerek Eglath’a koca bir kese verir, Pardraig’in gonderdigini soyler. Kesede tam 2000 platinyum sikke vardir, bu yuksek meblag herkesin keyfini yerine getirir ve solugu dukkanlarda alirlar. bir kac saat alis veris yaptiktan sonra eve donduklerinde ne yapacaklari hakkinda konusmaya baslarlar. Grup genel olarak Luskan’a gitmek taraftari olunca Devil Rasputin’in hakimiyetini eline alarak bir buyu yapar ve hepsinin onunde bir goruntu belirir. Goruntude sirasiyla once bir staff, daha sonra parmaginda S simgeli bir yuzuk olan bir adam, karanlik bir yerde yatan ve boynunda cift disli bir kolye olan bir baska adam, bacagindan yaralanmis bir Goliath ve en son olarakta Devil’in kendisi gorunur, insan sekline burunmustur ve gorunuse gore bir odadadir. Etrafinda kitaplatla dolu raflar ve yerde yatan bir adam vardir. Devil gruptan goruntulerde ilk olarak gozuken staffi ister ve diger goruntulerinde grubtaki bazi genclerin ilgisini cekebilecegini soyler. Bu gosterdikleri goruntulerin tamami bulduklari elf kizin kacirilan abisinin oldugu yerdedir. Devil staff’i kendilerine getirmeleri halinde Rasputin’i serbest birakacagini soyler. Grup Devil’a guvenmez ve gorevi kabul etmez. Ertesi gun Pardraig’i goremeye giderler, yanlarinda da Eyla’yi gotururler. Pardraig anlatilanlari dinledikten sonra kuzeyde izlerini bulduklari ordu icin ilk etapta sadece gozculer yollayabilecegini su anda daha onemli sorunlari oldugunu soyler. Grubun Zakreash’tan bahsetmesinden etkilenir ve gruba onun hakkinda bilgi verir. Zakreash moonwood ormanlarindaki kurtadamlarin krali kabul edilen oldukca vahsi guvenilmez ve kaotik bir yaratiktir, Astrid’in planlarina dahil olmus olma ihtimali Pardraig’i telaslandirir ve gruptan gidip kaleyi kontrol etmelerini ister. Eger Zakreash’in ordusu kalede degilse gercektende Astrid ile beraber demektir ve buda Silverymoon icin kotu haberdir. Pardraig gruptan sadece durumu incelemelerini ama kendilerini tehlikeye atmadan geri donmelerini ister. Eglath goreve istekli olmasa da sonunda kabul eder ama Padrig’ten yardim ister, Pardraig ise daha once soyledigi gibi adam verebilecek durumda olmadigini soyler. Eglath gorevi kabul edip arkadaslarinin yanina doner ve gelisen olaylari anlatir. Grup Devil’in da gitmek istedigi bir yere gitmeye cok hevesli olmasa da, Rasputin’i bu lanetten kurtarmak icin gorunen en kisa yol bu oldugu icin gitmeye karar verirler. Marketten phantom steed rituelinide aldiktan sonra silverymoon’dan cikarlar ve 5 tane gece kadar siyah ruzgar kadar hizli at summon ederler. Neredeyse ucacakmis gibi gorunen bu atlar yerde suzulerek normal bir attan kat be kat hizli ilerlemektedir.
8 saat gibi kisa bir sure atlarla ilerleyip kalenin tahmini yerine en yakin noktadan ormana girdiler. Orman’a girer girmez nereden gideceklerini dusunurken Devil tekrar Rasputin’in kontrolunu aldi ve onlari kaleyi uzaktan gorebilecekleri bir yere kadar goturdu. Kale oldukca yuksek yuvarlak bir tepenin yamacina kurulmustu ve gorunuse gore baya eskiydi. 4-5 katli olan ana bina sirtini tepeye dayamis, sagindan ve solundan ise uzun ve yuksek surlar yapilmisti. Kalenin kapali kapisi onunde bir grup adam ve bir kac buyuk kurt tembel tembel guresmekteydiler. Devil onlara gizli bir giris gosterecegini ama iceri girdiklerinde onlara disari cikana kadar ulasamayacagini soyledi. Daha sonra kalenin sol tarafina dogru yurumeye devam ettiler ve kale iyice gozden kaybolduktan sonra tepeye yaklastilar. Obsidius tepeye yaklastikca icine burasiyla ilgili bazi tanidik hisler dolmaya basladi. Devil tarafindan yonetilen rasputin burda bir yirmi dakika ellerini kayalarin uzerinde gezdirerek bir seyler aradi ve sonunda gizli gecidi acan mekanizmayi buldu. Adam boyunda bir kaya parcasi yana dogru kaydi, bir toz bulutu disari firladi ve onlerinde kapkaranlik dar bir koridor buldular. Devil, Rasputin iceri girmeden once gruba iceride mumkun oldugunca gorunmeden ilerlemelerini icerden cikisin giristen cok daha zor olacagini soyledi.
Kordior soguktu ve havasi durgundu, yurudukce yuzlerine orumcek aglari dolaniyordu, Rasputin hemen bir mesale yakti. Boylece bir kac adim attiktan sonra karanlik koridorda arka arkaya ilerlemeye basladilar. Bir yirmi adim kadar attiktan sonra arkalarindaki kaya tekrar kayarak yerine oturdu. Arueth araliktan gecerken ic tarafta kayayi harekete geciren duzenegi buldugunu gruba soyleyip iclerini biraz olsun rahatlatti, en azindan bir kacis planlari vardi..simdilik.
Dar koridor bir 10 dakika dumduz ilerledikten sonra ikiye ayrildi. Sagdan giden yol gorunuse gore once asagiya sonra sola donmekteydi, soldaki yol ise ayni seviyede direk sola gidiyordu. Grup once zindanlari bulmak umuduyla sagdan asagiya dogru ilerledi. Bir 15 dakika daha ilerledikten sonra tunel tugla bir duvarla son buldu. tunelin sonunda bulduklari kolu cekerek zindanlara acilan gizli gecidi araladilar. Icerisi lostu, mesale atesiyle kipirdayan uzun golgeler sag taraftan dogru geliyormus gibiydi. Gozleri karanlikta cok da iyi goren Arueth sag ve sollarindaki 3er zindani farketti. Ayni sekilde tam karsilarinda da sagli sollu zindanlar vardi. Olabildigince sessiz bir kac adim atan Arueth zindanlarin bazilarinin dolu oldugunu gordu. Tam inceleyecekti ki sag taraftan bir ses duyuldu. “Insanda is yok ama elfi goturun” dedi bir adam. Hemen pesinden iki uzun boylu yapili figur yanlarinda surukledikleri ciliz bir adamla onlerinden gectiler ama onlari farketmediler. Sol tarafta bir zindanda durup bir elfi aldilar. Adam gitmemek icin direnip haykirsada cuval gibi yuklenip hizla merdivenlerden yukari ciktilar. Grup bu ikili gittikten hemen sonra bir taktik belirleyip zindanda tek kalan adami indirmeye karar verdi. Arueth sessizce karsi koridora gecerken Lakashtari adama telepatik bir mesaj gonderip “sst buraya gelsene” dedi. Sanssizlik buki adam kalenin psionic iskencecisiydi ve Lakashtari’ye once telepatik bir mesajla cevap verip sonra ortadan kayboldu. Adam bir sure Zakreash’a haber vermeyi dusunsede sonra dusmanlari tek basina ele gecirme hevesiyle sesin geldigi yone gitti. Karsisinda bir savas partisi bulunca cok sasirdi ama is isten gecmisti. Tum grup ayni anda saldirdi. Ellerinden geldigince cabuk adami etkisiz hale getirmek istiyorlardi. Eglath ve Rasputin adama charge ederken Arueth gizlice arkadan saldirdi. Ilk sokun ardindan adamin o kadar da zayif olmadigini farkettiler. Eglath’i bir anda ortadan yokedince herkes saskinlik icinde etrafina bakindi, bir kac saniye sonra Eglath zindanlardan birinin kapisini parcalayarak acip tekrar koridora cikti ve bu kez arkasinda yarali ama Eglath kadar vahsi baska bir Goliath ile beraber. 6 kisi etrafini sararak kisa bir savas sonrasi iskenceciyi hizlica yere serdiler.
##
Devil kucuk odada bir asagi bir yukari volta atiyor bir yandan da yapmakta oldugu rituelin konsantrasyonunu bozmamaya calisiyordu. Staff’in ust parcasina ihtiyaci vardi ve genc grubun bunu basarip basaramayacagini oldukca merak ediyordu. Bir yandan da bu Astrid ilgisini cekmekteydi, acaba planlarina tas mi koyacakti yoksa onun himayesine mi girecekti? bunu yakinda ogrenecekti.
##
##Devami Haftaya##

View
Oyun 9 - Yarali elf, Devil'in plani, Bir ordunun izleri

##Uzaklarda bir yerler##
“Zakreash the Titan” dedi Devil, sesi odada yankilandi, buraya sigabilmek icin insan sekline burunmustu her ne kadar bu durumdan tiksinse de. “Zakreash the Titan”, bu konuda birsey dusunmeliydi. Tekrar cam kuredeki goruntulere dondu.
##
Herkes nefesini biraz toparladiktan sonra Rasputin’in etrafina toplandi, yasiyordu ama baygindi, mirildaniyordu. Arueth esyalari toplayip atlari toparladi. Kendi ati yasli agacin altinda kalmis ve aninda olmustu, baska birinin atiyla girmek zorunda kalacakti. Obsidius yaralariyla ilgilendikten sonra dev owlbear’larin derisini inceledi, gorevi icin Fey derisi gerekiyordu ve Celthric elf olmamasini istemisti buda yari elf gorunumundeki Dyrad’i kullanilmaz yapiyordu. Keskin bicagini cikarip ise koyuldu. Eglath Lakashtari’yi yerden kaldirip cok ilgilenmeden Rasputin’in yanina gitti, su aralar kaytan biyikli adamlar ve olan olaylar yuzunden pek romantik bir havada degildi. bir saat kadar toparlanip yaralarina baktilar ve Rasputin konusunda ne yapacaklarini dusunduler. O sirada Rasputin bir anda gozlerini acip agir agir dogrulup oturdu, gozleri bos bir sekilde ileri bakiyordu. “Arkadasiniz burda yok, ama eminim geri donecektir” dedi Devil. Hepsi bir adim geri cekildiler. “Ama benim size ufak bir onerim var, size onunuzdeki gorevlerde yardimci olabilirim, ucuncu bir goze ihtiyaciniz olabilir bilmem anlatabiliyor muyum, karsiliginda tek istedigim benim icin bir iki ufak gorev yapmaniz” dedi. Eglath “Bizim seninle isimiz olmaz adi yaratik, burdan defol” diye cevap verdi ama Devil etkilenmis gibi degildi. “benim icin yapacaginiz bu bir iki ufak gorev sonrasinda Rasputin’e ihtiyacim kalmayacak, ben de onu serbest birakacagim”. O zaman herkes birbirine bakti, seytanla pazarliktaydilar ve ona guvenmek imkansizdi. Eglath “onunla isin bitince ne yapacaksin” diye sordu. “uzerindeki kontrolumu birakicam boylece sizde normal hayatiniza donebileceksiniz.” dedi Devil. Arueth “sana guvenebilecegimizi nereden bilelim?” diye sordu. Devil “Dark Elf irkinin benim turumle olan hasir nesirligini hesaba katarsak, cevabini bildigin bir soru soruyorsun Drow. Bilemezsin” dedi. Lakashtari Rasputin’i kurtarmak firsati dogdugu icin sevinmisti “Tamam anlastik” demek istiyordu ama digerleri emin degillerdi. Onlar dusunurken Devil ordan ayrildi ve Rasputin tekrar uykuya daldi. Grup en sonunda toplanip yola cikmaya karar verdi. Arueth Rasputin’in atina bindi, Rasputin’i de arkasina yatirdilar. Bir kac saat daha ilerlediler, herkes sessiz sessiz at surerken Rasputin bir anda uyandi ve ayaklanmaya calisirken dengesini kaybedip attan desmek uzereydi ki Arueth cevik bir hareketle rahibi tutup ata geri cekti. Herkes durup Rasputin’in basina toplandi, neler oldugunu iyi olup olmadigini sordular. Rasputin Arueth’in arkasinda gittigini gorunce once atini sordu, sonra bindiginin kendi ati oldugunu ogrenince Arueth’in atini sordu. Yavas yavas yasananlar hafizasindaki yerlerini bulmaya basladi ve en son bayildigi ana kadar olanlari tekrar hatirladi. Arkadaslarina iyi oldugunu kamp yapinca konusmalarinin daha iyi olacagini soyledi. Boylece bir sure daha at surdukten sonra dagin yamacina dogru bir kayanin yakininda kamp kurmaya karar verdiler. Her zamanki gibi kamplarini kurup kamuflaj rituelini de yaptiktan sonra Rasputin atesin basindaki arkadaslarinin yanina oturdu ve onlarla konusmak istedigini soyledi. O sirada dikkati baska tarafta olan Lakashtari “Yau ben tavsan avliycam hadi bana eyvolla” diyerek kamptan ayrilip daha bir kac saat once devasa ayilar ve dyrad’larin firladigi ormana seke seke girdi. Herkes bir kac saniye arkasindan bakti, Eglath Lakashtari’nin hafif delirmis olabileceginden zaten suphelenmekteydi, Obsidius ise yillar once bir kitapta okudugu kisa boylu eli cabuk, korkusuz ve hafif deli olan, garip tahta aasalari ile dunyayi gezen yaratiklari animsar gibi oldu.
Rasputin de bir ic cekip konusmaya basladi, bir onceki savas sirasinda yanlis kararlar verdigini, arkadslarini yanliz biraktigini ve bu nedenle tanrisi tarafindan ciddi olarak uyarildigini soyledi. Hepsinden ozur diledi. O an ordakiler icinde Rasputin’e kirgin olan yoktu, herkes Rasputin’e destek verip teselli etti. Eglath o uyurken olanlari, Devil’in gelisini ve yaptigi teklifi de aktardi. Onlar konusurlarken Lakashtari ormandan kosarak firladi ve kampa daldi. “Ben bir elf vurdum sanirim” dedi. Herkes aninda ayaklanip Lak’in gosterdigi tarafa dogru hizla kostular. Arueth yerde yatan kizi ormana girer girmez farketti, hemen yanina kostu. Bu bir elfti, oldukca yarali gorunuyordu heryeri kan icindeydi. Omzunda bir ok duruyordu, bu okun Lakashtari’ye ait oldugunu tahmin etti. Kizi kaldirip kampa geri tasidi. Rasputin kizi dikkatlice inceledi ve daha once savastiklari Dyrad’in aksine bunun gercek bir elf oldugunu soyledi, ayni zamanda hastaydi. Moonfever hastaligina yakalanmisti, vucudundaki pence ve omuzlarindaki dis izlerini tasidigi hastalikla birlestirince kurtadamlarin saldirisina ugradigini tahmin etti Rasputin. Lakashtari’nin attigi oku da cikartip yaralarini sardi. Lakashtari karanlikta iyi goremedigini, onu tavsan sandigini anlatiyordu.
O gece Arueth nobet tutarken Rasputin de elf kiz ile ilgilendi. Sabaha dogru gozlerini acti elf ve karsisinda Rasputin’i buldu. Basina gelenleri sorunca, adinin Eyla oldugunu ve Silverymoon’da yasadigini, daglarda bir kac arkadasi ve kardesiyle soylentilerde duyduklari ejderha magarasini aradiklarini ama bulamadiklarini fazla zorlayinca da kaybolduklarini soyledi. Yollarini bulmaya calisirken 4 adam ve 4 kocaman kurt tarafindan kacirildiklarini ve ormana suruklendiklerini, yari yolda adamlardan birinin korkunc bir yaratiga donustugunu ve ona saldirdigini, en son hatirladiginin bu oldugunu soyledi. Kiz bir sure sonra tekrar uykuya daldi ve durumu daha iyiydi. Rasputin ve Arueth de yattilar, Obsidius nobete kalkti. Sabah oldugunda Rasputin olanlari anlatti, grup yapilacak bir sey olmadigina hem fikirdi, yapilacak kendi gorevleri vardi. Eyla abisini bulmak istiyordu bu yuzden tekrar tekrar yardim istedi, fakat grup sadece guvenli olarak yanlarinda yol alabilecegini soylediler. Eyla ona yardim edebilecek baska bir grup bulmak umuduyla onlarla birlikte girmeyi kabul etti. Tekrar yola koyuldular, Rasputin Eyla ile beraber gidiyor, elf’e karsi sebepsiz bir yakinlik hissediyordu. Eyla’da ona bakan ve iyilestiren bu rahibe isinmisti, sarilip basini sirtina yasladi ve dinlenmeye calisti. Arueth Obsidius ile beraber gidiyordu, ikiside hafif olduklarindan ata fazla yuk olmluyorlardi. O gun boyunca bir tepeyi tirmandilar, yolculuk surekli bayir yukari oldugu ve yuklu olduklari icin normalden biraz daha yavas ilerleyebildiler. Saat iki sularinda tirmanislari sonra erdi ve yardim saat kadar sonrada yol saga dogru donerek ileride genis bir duzlugu gozler onune serdi. Sagda dagin sirtinda iki katli bir ev duruyordu, solda ise orman sola dogru aciliyor ve ortada genis bir duzluk alan olusturuyordu. Evin onunde yasli bir adam odun kesmekteydi. Grup ihtiyatli bir sekilde yaklasti. biraz daha yaklastiklarinda yasli adam isini birakti, selam verip nereden geldiklerini sordu. Eglath onlari Pardraig’in gonderdigini ve raporu almaya geldiklerini soyledi. Yasli adam bir ic cekip “buyrun iceri gelin bir cay yapiyim size” diyerek eve dogru yonlendi. Eglath adamin soylediklerini ve ustunu basini inceleyip bir gariplik gormeye calisti ama birsey farketmedi. Eve girip salona gectiler, alt katta salona baglanan dort oda ve bir mutfak vardi. Sol taraftan da ust kata cikan bir merdiven gorunuyordu. Yasli adam mutfaga gecip cayi ocaga koydu bir yandan da havadan sudan sorular soruyordu. Grup Pardraig’den ve kuzeydeki son durumlardan sorular sordu adam pek bir hareketlilik olmadigini soyledi. Rasputin kurtadamlarla ilgili birsey gorup gormedigini sorunca, guneyde varolduklarinin soylendigini ama kendisinin gormedigini soyledi. Caylar gelmis yaninda da bir tart gelmisti, herkes yol yorgunluguyla caylardan birer yudum alip tartin tadina baktilar. Yasli adam da mutfak tarafina geri donup sohbete devam etti.
Rasputin kafasinin icinde baska bir varlik hisseti yine, ses tanidikti “aradiginiz adam bu degil rahip, size yalan soyluyor. ha bir de, cayin tadi guzeldir umarim, hahahah”. Rasputin yerinde hafifce sicrayip cayi elinden sehpaya birakti, daha sonra yaninda oturmakta olan Eglath’a dogru yavasca yanasip cayi icmemesini ve adamin yalan soyledigini soyledi. Eglath adami gafil avlamayi umarak yerinden firladi ama yasli adam hazirlikliydi, parmagini siklatmasiyla Rasputin bir anda bir tavsana donusup yere dustu. Hemen sonra da adam mutfagin yanindaki kapidan disari firladi. Eglath adamin pesinden kapidan yildirim gibi cikti ve kendini bir anda bir tuzagin ortasinda buldu. Yasli adam tam onunde duruyor, adamin bir yaninda dev bir Goliath Barbar elinde savas baltasiyla, diger yaninda elinde Halberdi ile baska bir savasci duruyordu, ayrica kapidan cikar cikmaz evin sag ve sol tarafindan ortaya cikan iki savasci daha gordu. Bunlardan birisinin elinde bir dagger ve mace, digerinin elinde ise daha once kitaplarda gordugu scourge isimli kisa bir kirbac vardi. Eglath’in pesinden Arueth de disari firladi, digerleride kapinin hemen icinde karsilarindaki dusmana bakmaktaydi. Rasputin tavsan ayaklariyla hoplaya hoplaya kapiya kadar geldi. Bu sirada yasli adam konustu “geleceginizi haber aldik, patronun basina cok sorun acmissiniz”. Eglath “basiniza musallat olmaya daha yeni basladik” diyerek cevap verdi. Yasli adamin yanindaki Goliath “Suna bak ejder kabilesinden bir cocukda burdaymis hahah” diyerek Eglath’i isaret etti. “Sen hangi kabiledensin serefsiz” diye bagirdi Eglath. “Ayi kabilesinden tabiki cocuk, sizin soyunuz tukendi saniyordum, ten towns’a geri dondugumde tukendiginden emin olacagim” dedi Goliath, tam bu sirada yasli adam “yeter” diyerek araya girdi. “bize cikardiginiz sorunlar burda son buluyor gencler” dedi ve yanindakilere isaret etti. Eglath’da “biz bunlari cok duyduk” diyerek kilicina davrandi fakat o an farkettiki caydan zehirlenmisti, kaslari istedigi kadar hizli tepki vermiyordu, sansina kufredip ona dogru gelen dusmanlarina dogru kilicini kaldirdi. Dusmanlari genclerin uzerine dort bir yandan yaklastilar, hepsi iyice yaklastiginda Arueth bir elini yerden yukari kaldirdi ve elinin hareketini takip eden bir toz dumani etraflarini sardi. Parali askerler bir kac saniye sasirdilarsa da toz bulutunun icine dalip saldirilarina basladilar. Elinde halberd tutan katil suratli adam Eglath’la arasindaki mesafeyi hizla kapatip halberdini sagdan sola dogru oyle bir savurduki Eglath gogsunun yanindan aldigi darbeyle iki metre ucarak yere dustu. Nefesini geri kazanmaya calisirken ona dogru gelen dev barbari gordu, bacaklarina dogru inen baltayi kiliciyla etkisiz hale getirmeye calistiysada balta cok buyuk ve gucluydu, sag bacaginin arkasini boydan boya kesti. Aciya disini sikip ayaga kalkmaya calisti. Bu sirada Obsidius iceriden yasli adama bir magic missile gonderdi. Evin kapisinin onu toz bulutuyla tamamen kaplandigi icin yasli buyucu birsey goremiyordu, Obsidius’un buyulerinden kacinmak icin evin sag tarafina dogru teleport oldu, sonra da tam grubun ortasinda bir patlama yaratti. Eglath dustugu yerden savrularak sola dogru uctu ve toz bulutunun icinden cikti.
Lakashtari evin icinde kalmayi tercih ediyor, buradan gorebildiklerine saldiriyordu, Devil ile tanistiklari zindanda buldugu siyah kure mental guclerini yonlendirmede cok daha etkiliydi. Bu sirada Rasputin tavsan halinden kurtuldu ve ayaga kalkti. Obsidius kapidan disari cikarak yasli buyucuye tekrar magic missile gondermeye basladi. birtek Lakashtari iceriden savasmaya devam ediyor, digerleri Arueth’in koruma buyusu olan toz bulutunun icinde dort yandan savunma yapiyorlardi. Dusmanlarinin silahlari agirdi ve deneyimli olduklari her hallerinden anlasiyordu, grubun aldigi her darbe ciddi yaralar aciyordu. Eglath saldirilarin merkezi olmus, su anda da kirbacli adamla karsi karsiyaydi. Adam silahini butun gucuyle savurup Eglath’in bacaklarina sardi ve diger eliyle de tasidigi diger scourge u kaldirdi. Tam o anda Rasputin bir duayla Eglath’i tutsak kaldigi yerden kurtarip yanina toz bulutunun icine cekti. Ayni zamanda Goliath ve kirbacli adaminda yerlerinden hareket etmelerini engelleyen grup Lakashtarinin evin icinden pespese attigi Alchemist fire larla bu iki savasciyi oldukca yaraladilar. Ayni zamanda hareket edemediklerinden bir sure boyunca tehlike olmaktan da cikmislardi. Obsidius tam bir fireball atacaktiki yasli buyucu toz bulutunun arasina girip Obsidius’un onunde belirdi ve elini siklatarak onu bir domuza cevirdi. Elinde dagger ve mace tutan assassin ise Rasptuin’in arkasina farkettirmeden gelip elindeki macei kafasina gecirdi. Rasputin kafasindaki aciyla afalladi. Savas hizla devam ediyordu, dusmanlar grubun tahmin ettiginden daha dayanikli cikmisti ama onlari kendilerinden uzak tutarak iyi bir taktik gelistirmisler boylece olumcul silahlarindan uzak durmayi basarmislardi. Ozellikle dev baltasiyla Goliath bir insani rahatlikla ikiye bolebilecek gibi gorunuyordu. Rasputin bu sirada Eyla nin icerde uyudugundan emin olduktan sonra donusum gecirmis, kurt kaninin ona verdigi gucle dolmustu. Arueth’in hizli kilic ve bicak darbeleriyle yasli buyucu bir sure sonra delik desik yere yigildi. Eglath’da Rasputin’in onu kurtarmasiyla onunde beliren halberdli adamla savasiyordu, hizlica kiliclarini degistirip chainreach kilicini Goliath’a firlatti, ardindan diger kilicini tekrar alarak isabetli bir darbeyle Halberdli adami yere indirdi. Lakashtari de Goliath uzerine konsantire olmustu. Eglath gruba goliath’i oldurmemelerini soyledigi anda Obsidius adamin altinda alevden bir gol olusturmustu bile. Goliath yanarak olurken yanindaki adam alevler icinde saldirmaya devam etti. Eglath yine mudahele edemeden bu sefer de asssassin Arueth tarafindan olduruldu. Eglath bu adamlardan birini sorgulamak icin almak istediginden elindeki kilici kinina sokup son kalan adama okkali bir yumruk atti. Arueth de arkalardan zehirli bir hancer firlatinca adam kamcisini kaldirdigi anda zehrin ve ayaginin altindaki alevlerinde etkisiyle kalbine yenik dustu ve can verdi. Eglath adami yakalayip kendine getirmeye calisti ama coktan olmustu.
Gizli dusmanlari onlari yoketmek icin bir grup daha gondermis ama gencler bu grubuda elimine etmeyi basarmislardi. adamlarin uzerlerini aradilar. Biraz para, uzerinde semboller olan bir tas ve bir anahtar buldular. Eve girip evi aramaya karar verdiler. Salona baglanan 4 odadan ilkine arueth ve Obsidius buyulu yada mekanik tuzak olup olmadigina baktilar. herhangi birsey gorunmuyordu. kapiyi actiklarinda buranin bir yatak odasi oldugunu gorduler, iyice aradilar ama kayda deger birsey bulamadilar. Arueth ikinci kapiya dogru ilerledi ellerini kapiya koyup tuzak varmi diye arastirirken kapi muthis bir gumburtuyle patladi ve Arueth karsi duvara carpip yere yigildi. Kalanlar hemen odaya girip iceri baktilar, burasida baska bir yatak odasiydi. tam disari cikiyorlardi ki Rasputin birinin sesini duyar gibi oldu ve yatagin altini isaret etti. yatagi cektiklerinde altinda bir gizli kapak buldular, evin mahzenine iniyor olmaliydi. Tuzaklara bakmak icin Arueth gerekliydi ama baygindi, Rasputin uzun suredir Drow’u yeterince izledigini dusunup ellerini kapiya koydu ve bir tuzak aramaya basladi. Olmadigina karar verdikten sonra disarda adamin uzerinde buldugu anahtari kilide sokup cevirdi. Iki kucuk ok kilitten firlayp boynuna saplaniverdi ve Rasputin de oracikta bayilip dustu. Eglath once kapagi acip Obsidius’la beraber asagi indi. Bir mesale yaktiklarinda mahzenin ilerisinde bir koseye baglanmis sekilde duran 3 kisi gorduler. Hemen yanlarina gidip agizlarinin bagini cozduklerinde bu kisilerin Pardraig’in arkadasi Uddar ile iki oglu oldugunu ogrendiler. Oglanlardan birinin kollari kirikti, adam kisaca bir grup parali askerin 4-5 aydir onlari tutsak tuttugunu, oglunu hirpaladiklarini ve eger her ay istedikleri sekilde rapor yazmaz ise oglunu oldureceklerini soyledi. Eglath ve Obsidius’a defalarca tesekkur eden adam onlarin esliginde yukari salona cikti. Obsidius arkadslarini takip etmeden once mahzende gozune carpan birseyi hizlica robe’unun gizli ceplerinden birine atti. Eglath yukari cikar cikmaz once Rasputin ile ilgilendi ve rahibin zehirlenmis oldugunu gordu, biraz daha dikkatsiz davransa olmus olabilirdi. Hemen zehri etkisiz hale getirip bir kac kadim sozle Rasputin’i iyilestirdi. Daha sonra gidip Arueth’e baktiginda onun da yavas yavas kendine geldigini gordu. Biraz toparlanir toparlanmaz adama ev ve adamlar ile ilgili bir kac soru daha sordular, adam bir aralar koca bir ordunun buraya geldigini duyduguna yemin etti. Arueth gidip baktiginda adamin sozunu dogrular izler bulmustu. Grup kalan iki odaya da bakip Silverymoon’a yola cikmanin iyi fikir olacagini dusundu. 3. odaya geldiklerinde bir tuzak daha buldular ama Arueth bu kez tuzagi etkisiz hale getirip kapiyi acti. Icerisi baska bir yatak odasiydi yanliz bu sefer yatagin yanindaki cekmecenin ustunde acik bir mektup duruyordu. Mektubun altinda tanidik L.X. muhuru gorunuyordu. Eglath hizla mesafeyi katedip mektubu eline aldi ama eline alir almaz mektup alev aldi ve kule donustu. Gorunuse gore dusman tedbirli davranmaya baslamisti. 4. odaninda kiler oldugunu goren grup ust kata bakinca yere boyayla bir daire ve semboller cizilmis oldugunu gorduler. Incelediklerinde bunun bir teleportation portal’i oldugunu anlayan Obsidius once cizimi bir kagida gecirdi daha sonra da cemberi bozarak bir daha baska kimsenin gelmemesini kesinlestirdi. Yasli adamin uzerinde bulduklari tas bu portal’i kullanmak icin gerekli gibi gorunuyordu. Gerekli tum bilgileri topladiktan sonra grup harekete gecmeye karar verdi. Uddar Arueth ile beraber oramana dalarak az ilerdeki ciftliginden uc at daha getirdi. Bu sirada grupta durumu aralarinda tartisiyorlardi. Eyla uyanmisti ve abisini bulmak istiyordu ama grup hala kurtadamlarla dolu bir oramana girmeye niyetli degildi o nedenle onu Silverymoon’a goturebileceklerini soylediler. Tam bu sirada Rasputin yine Devil’in yaklastigini hissetti ve kontrolu kaybetti. Devil “Sizden bayana yardimci olmanizi rica ediyorum” dedikten sonra Rasputin kendine geldi. Arkadaslarinin garip bakislarindan suphelenince ne oldugunu sordu, Eglath da devil’in yine geldigini ve kiza yardim etmelerini istedigini soyledi. Herhangi bir karar vermeden atlarina binip yola ciktilar. garip seyler oluyordu.
##
Nesme guardlarla dolu bir sehirdi ve bu onun canini sikiyordu. Hanin arka kapisinda, su anda tam altinda iki koruma sohbet etmekteydi. Kendini bosluga birakti, adamlarin tam onune dustu. ayaklarini bir yay gibi kullanarak yere iner inmez yukari sicradi ve iki elindeki iki daggeri adamlarin cenesinin altindan soktu. iki guard da donuk bir sekilde olduklari yerde kaldilar. Simsek kadar hizli bir sekilde iki daggeri da geri ceken drow, adamlarin cesedi yere dusmeden Kucukhan’in kapisindan iceri girmisti bile.
##

View
Oyun 8 - Yalanlar, Suphe ve kuzeye yolculuk

Grup Silverymoon’a varir varmaz Rasputin arkadaslarindan ayrildi, cani sikkin ve sinirliydi, kendini ihanete ugramis hissediyordu. Grubun geri kalani ise onu yanliz birakmak istemiyor, devil’in etkisi altinda olma ihtimalini de goz onunde bulundurarak basina bir sey gelebileceginden korkuyorlardi. Obsidius Rasputin’e eslik etmeye karar verdi, aslinda Eglath’in biraz zorlamasi ile olmustu. Eglath Lakashtari ve Arueth ile birlikte kurtardiklari tutsaklari da alarak moongate kapisindaki pardraig’in garnizon binasina yoneldiler. Rasputin Obsidius’a tapinaga gidecegini soyleyerek basindan savmak istediyse de Obsidius gitmiyordu, birlikte tapinaga girdiler. Rasputin daha once tapinakta bir kac gece gecirmis, labirent gibi binanin her kosesini gezmis dolasmisti, obsidius ise Helm’in tapinagina ilk kez giriyordu. Rasputin adimlarini hizlandirarak bir o koseyi bir bu koseyi dondu ve bir kac dakika icinde Obsidius genis bir holde yapayanliz kaldi, napmis etmis onu atlatmisti Rasputin.
En kisa yoldan disari cikip oncelikle market alanina dogru gidip kendisine kapsonlu bir robe aldi Rasputin. Kafasindaki kristali tamamen orttukten sonra Vault of Sages’e dogru gitti. Orda daha once oraya cizimini buraktigi Zek’in yuzugu icin toplanan bilgileri dinledi. Sage’lerin sozu bittiginde tesekkur etti ve mistik dukkanina ugramayi aklindan gecirdi. O sirada gozleri karardi.
Eglath garnizona geldiklerinde etrafta telasli bir kalabalik oldugunu farketmisti, kapinin onunde Dahhim’i gordu ve ne olup bittigini sordu. Dahhim konseyden onemli birinin Sir Tohe’nin vefat ettigini soyledi. Eglath’in yuzundeki ifadeyi gorunce biraz daha aciklama ihtiyaci hisetti, “Lord Pardraig, supheli bir olum oldugunu dusunuyor”.Bir sure sonra Rasputin’i kaybeden Obsidius da onlara katildi ve rahibi elinden kacirdigini soyledi. Hep beraber Hizlica Pardraig’in odasina vardilar, cuce iceride volta atiyordu, gencleri gorunce sevindi, oturmalarini soyledi. Sir Tohe’nin Xaxis ile beraber Lady Alustriel’in en yakin dostu oldugunu ve olumunun tam da Lady’nin sehirde olmadigi bir gecede gerceklestigini soyledi. acikcasi olduruldugunu dusunuyordu. Hemen sonra gorevi ve neler oldugunu sordu Pardraig, arkalarinda 3 genc birde sovalye gorebiliyordu, digerlerine ne oldugunu da sordu. Eglath baslarina gelenleri anlatmaya basladi, herkes tedirgindi cunku Rasputin’in basina gelenleri anlatip anlatmamak konusunda tereddut yasiyorlardi. Sonunda Eglath Devil’dan da bahsetti, Lakashtari ve Arueth onu susturmaya kalkinca Pardraig onlari odadan atti ve Eglath’la basbasa konusarak tum olan biteni ogrendi. Durumun ciddiyetini anlayinca ona simdi ayrilmasini kendisi tekrar cagirdiginda en cok guvendigi kisilerle beraber tekrar kendisini bulmasini soyledi.
Pardraig’in yanindan ayrilinca hep beraber market alanina dogru ilerlediler. Rasputin’in gidebilecegi yerleri dusunerek en iyisinin marketin onunden dogru gecerek Vault of Sages’e bir goz atmak olduguna karar verdiler. Sanslarinin da yardim etmesiyle Rasputin’i Vault of Sages’in onunde buldular, ne yaptigini sorduklarinda karisik ve dalgin cevaplar verip tekrar tapinaga gidecegini soyledi. Bu kez Eglath Rasputin’e eslik etmeye karar verdi. Obsidius ve Lakashtari de vault of sages’e girerek, hem devil hemde Lakashtari’nin sirtinda olusan dovme ile ilgili bilgi aldilar. Lakashtari eve gitmeden once market alanina ugrayip ellerindeki kullanilmayacak silahlari ve zirhlari satmak istedi. Bu arada Obsidius ta universiteye giderek Celthric’ten fey yaratiklarla ilgili biraz bilgi aldi ve nerelerde bulabilecegini sordu, Celthric kuzey ormanlarini denemesini tavsye etti. Bu sirada Lakashtari uzunca ve cetin bir pazarliktan sonra bir cok magical item karsiliginda bir avuc Alchemist fire satin aldi. Ayni zamanda zindanda Rasputin’den dusen iki yuzugude dukkan sahibine sorunca kadin onu dukkanin uzak bir kosesine cagirip, bunlarin iskence yuzukleri oldugunu ve Silverymoonda bunlari satamayacagini soyledi. Buyuk ihtimalle Luskan’da bu yuzuklere iyi para verebileceklerini soyledi. Obsidius universiteden ciktiktan sonra vakit kaybetmeden Eglath ve Rasputin’e katilmak icin tapinaga gitti, nedense Rasputin onunda gelmesi icin cok israr etmisti. Tapinaga vardiktan bir sure sonra, basrahiplerden biri yanina yaklasti ve ona siyah bir ortu icinde bir kitap verdi, ayni zamanda kitabin ona Rasputin tarafindan birakildigini da soylediler. Obsidius eve gittiginde sakin kafayla bakmak icin kitabi gizledi.
O aksam Lakashtari’nin eve gitmeye niyeti yoktu o yuzden gecen sefer gittikleri evlerinin yanindaki hana ugradi. Icerisi kalabalik ve hareketliydi, buna memnun oldu ve bara gidip yiyecek biseylerler ve bir bira soyledi. Daha sonra kendini bos bir masaya birakti. Bir muddet sonra tam yemekler gelmistiki, kaytan biyikli, uzun, yapili ve oldukca yakisikli bir savasci kendisine yaklasti ve oturmak icin izin istedi. Adamin adi Keshan idi ve bir parali askerdi. Ikilinin muhabbeti saatler gectikce koyulasti, biralar su gibi akiyor, adam yasadigi heyecanli maceralarini ballandira ballandira anlatiyordu. Lakashtari’de kendi baslarindan gecenleri en ince detayini atlamadan anlatti, arkadaslarindan bahsetti, Nesme’deki hayatindan bahsetti.
Bu siralarda Eglath, Obsidius ve Rasputin geceyi hep beraber tapinakta geciremeyeceklerini anlayinca mecburen eve dogru yoneldiler. Eve gittiklerinde Arueth’den bir not vardi, onemli bir gelisme olmustu ve bu yuzden onlara sonra katilacakti. 3 eski dost sessizce odalarina cekildiler. Obsidius butun gece Rasputin’in zindandayken warlock’un gizli odasindan almis oldugu kitabi inceledi.
Gece cok gec olmustu, Lakashtari Keshan’a tesekkur edip ayrilmak istedi ama Keshan ayrilmaya pekde hevesli gorunmuyordu, onu once kalmasi icin ikna etmeye calisti ama olmayacagini ve o kadar bira icmesine ragmen pekte sarhos olmamasina sasirarak israrindan vazgecti. Onun yerine kirmizi bir kese cikarip icinden ucunda yakut bir cicek olan altin bir kolye cikardi. yakutun etrafi parlak taslarla suslenmisti. Lakashtari’nin agzi acik kaldi, aklinin cakir keyif kismi kolyenin guzelligine hayran hayran bakiyor, ayik kismi ise evde muhtemelen nerde kaldigini merak etmis olan ama ismini su an bir turlu hatirlayamadigi iri yari savasciyi dusunuyordu. Keshan’in kolyeyi takmasi konusundaki israrlarini kibarca reddetse de mucevheri yinede aldi ve tesekkur edip yanindan ayrildi. Sonbaharin serin gecesi yuzune carpinca biraz daha kendine gelen Lak, kafasi guzel bir sekilde eve gidip yataga atti kendini, bir kac saniye icinde de sizdi.
Sabah erken saatlerde kapi caldi, Eglath kapiya bakinca Dahhim’in gelmis oldugunu gordu. bir kac dakika izin isteyip iceride hemen is bolumu yapti, Rasputin’i yanliz birakmak istemediginden Obsidius’u onunla tapinaga gonderdi, Lakashtari’nin de hala horultulari geldigi icin Eglath Pardraig ile gorusmeye kendisi gitmeye karar verdi. Obsidius Eglath ile gidemedigi icin biraz cani sikilmisti ama yapacak birsey yoktu.
Eglath Dahhim’i takip etmeye basladi, yanliz bu kez garnizona degil universiteye dogru gidiyorlardi. Eglath neden universiteye gittiklerini sorunca Dahhim Lord Pardraig’in orda oldugunu soyledi. Universiteye vardilar, Celthric onlari karsiladi ve Eglath’i once buyulu bir aynanin icinden universitenin yuksek kulelerinden birine daha sonra da sayisiz koridordan bir saga bir sola bir asagi bir yukari dolastirdi. En sonunda tum yon duygusunu kaybeden Eglath kendini genis bir konuk odasinda buldu, iceride Pardraig beyaz yuvarlak bir masanin etrafinda oturuyordu. Eglath’a eliyle gelmesini isaret etti. Eglath’in soran bakislarini gorunce Lady Alustriel ile goruseceklerini soyledi. Eglath’in tepesi atmisti, High Lady ile gorusecekti ve simdi haberi oluyordu, ustune basina ceki duzen verdigi sirada, tam karsilarindaki bir kapidan iceriye Lady Alustriel girdi. Kizil kahve saclari beline kadar dalga dalga inen, iki buyuk zumrute benzeyen gozleri ve purussuz yuzundeki gulumsemeyle insana huzur veren bir kadindi. Ayaklarina kadar inen beyaz robeu o yururken dalgalaniyor sanki havada suzuluyormus hissaiyati yaratiyordu. Bu Eglath’in hayatinda gordugu en guzel ve en soylu kadindi. konusmalari yarim saat kadar surdu, Lady Alustriel sordukca Eglath Rasputin’in durumunu soyleyip soylememek arasinda gidip geliyor, onu kurtarmak istiyor ama devil’in birseyler sezip soyledigi gibi onu oldurmesinden korkuyordu. Lady Alustriel zihnini okurmuscasina onu telkin etti ve onlara yardim edebilmek icin herseyi ogrenmesi gerektigini soyledi. Eglath anlatti, hicbir detayi atlamadi. High lady bir sure dusuncelere daldiktan sonra Eglath’a devil ile ilgili bildikleri yada ogrenebilecekleri her turlu detaya ihtiyaclari olacagini soyledi, ozellikle de ismine. Eglath’in o an Obsidius’ta bulunan kitaptan haberi yoktu bu nedenle ellerinde hicbir bilgi olmadigini ama Sage’lere gidip sorusturmaya basladiklarini soyledi. Alustriel odasina cekilmeden once bundan sonra yapilacaklar ile ilgili onemli bilgiler verdi. Oncelikle devil ile ilgili her turlu bilgi onemliydi, ayni zamanda devil’in Rasputin uzerindeki kontrolunun kuvvetini bilemeyecekleri icin, onu bu islerden uzak tutmalari gerekiyordu. Simdilik normal hayatlarina devam etmeleri onlar icin en iyisiydi. Eninde sonunda devil ile tekrar karsi karsiya gelmeleri gerekecekti ama bunu silverymoon’da yapamazlardi zira silverymoon bu tarz yaratiklara gecit vermeyen buyulerle korunmaktaydi. Alustriel onlara yardim edebilecek birini arastiracagina soz verip Eglath ile vedalasti, ona moralini bozmamasini eninde sonunda her sorunun cozulebilecegini soyleyip gulumsedi. Eglath’in icine bir umut doldu, selam verip Pardraig ile beraber Lady’nin yanindan ayrildilar. Celthric onlari kapida karsilayip nereye gitmek istediklerini sordu, Pardraig garnizona diyince ikiside bir saniye icinde yokolup, garnizonun onunde tekrar gorunduler. Pardraig buyuculere ve hic hoslanmadigi buyulere bir iki kufur savurup iceri girdi, Eglath da pesi sira takip etti. Iceri girdiklerinde Pardraig Eglath’a eger Lady Alustriel yardim edecegini soylediyse icini rahat tut diyip elindeki listeye tekrar bir goz atti ve kuzeyde yapilmasi gereken bir is oldugunu soyledi, Eglath dinlemeye devam etti. Moonwood’un dogusunda bir dag yamacinda Pardraig’in eski bir arkadasi gozculuk gorevi yapiyor ve kuzeydeki olusumlarla ilgili aylik raporlar gonderiyordu, bu ayki raporlarin bizzat alinmasini istiyordu Pardraig zira son uc dort aydir raporlar hicbir aktivite gostermiyordu ve bu pek olagan bir durum degildi. Pardraig adama guvendigi icin bir ihanetten cok muhtemelen isi savsakladigindan supheleniyordu. Eglath’tan gidip adami biraz sorgulamalarini ve eger gozculuk isini gecistiriyorsa ogrenmelerini istedi. Eglath dalgin bir sekilde olur diyip Pardraig’in yanindan ayrilip tapinaga Obsidius ile Rasputin’in yanina gitti.
Lakashtari sonunda uyanmis basi agriyordu, asagi inince salonda oturan Arueth’i gordu. Herkesin nerde oldugunu sordu ama Arueth de daha yeni gelmisti, haberi yoktu. Pardraig’e gittiklerini dusunup Arueth’i de pesine takarak hizla ilerledi. Moongate’e vardiginda kapinin onunde Dahhim vardi, Lakashtari’yi gorunce telaslandi neden geldigini sordu. Lak arkadaslarini aradigini soyleyince Dahhim bir yarim saat once ciktiklarini soyledi ona. Tam geri donup tapinaga dogru gideceklerdiki arkalarindan biri “Lakashtari” diye seslendi. donup baktiginda Keshan’i gordu, Lak panik halde ondan nasil kurtulacagini dusunurken, yakisikli savasci havadan sudan sohbet etmeye baslamisti bile. Arueth aradaki gerginligi farkedip ortamdan biraz uzaklasti. Lakashtari bu arada acelesi oldugunu anlatmaya calisiyor arkadaslarini aradigini soyluyordu, Keshan ona yardim etmeyi teklif etti. O anda Lak yaninda bir dark elf varken yardima ihtiyaci olmadigini soyleyiverdi. Hem Arueth’in hemde Keshan’in gozleri buyudu “Dark elf’mi nerde” diye silahina davranan Keshan etrafa supheli gozlerle bakarken, Arueth saskin gozlerle Lak’a bakip pelerinin uzerinde olmasindan dolayi rahatladi, Keshan’in ona bakinca tek gordugu sac ve sakal yumagi bir cuceydi. Lakashtari durumu toparlamaya calistiysa da Keshan ortamda bir dark elf olabilecegi icin onu yanliz birakamayacagini soyleyip pesine takilmisti bile. Lakashtari caresiz tekrar eve dogru yoneldi. Keshan’a tesekkur edip eve girdikten sonra kapiyi kapatip bir on dakika daha bekledi. Adamin gittiginden emin olunca tekrar disari cikip hizlica tapinaga dogru gitti. Arueth durumun biraz karisik oldugunu sezip sessizce takip etmeye karar verdi. Tapinaga vardiklarinda Eglath ve Obsidius’u konusurken buldular, Rasputin ise iceride meditasyon yapmaktaydi. Eglath universiteyi, kuleleri, buyulu aynalari ve Lady Alustriel ile konusmasini anlattikc Obsidius oldugu yerde sinirden ziplamaya baslamisti, Eglath ile gidip bunlari gorecegine Rasputin’e bakicilik etmek zorunda kalmisti. Rasputin’in uzakta ve dinlemediginden emin olduktan sonra Eglath’a kisaca kitaptan bahsedip cok detay vermeden hemen gidip sagelerle konusmalari gerektigine ve hatta Lady Alustriel ile tekrar gorusup, elindeki kitaptaki bilgileri iletmeleri gerektigine ikna etti. Obsidius da kime guevenecegini bilemiyor elindeki bilgileri mumkun oldugunca ihtiyatli paylasiyordu. Lakashtari hareketsizlikten sikilmis “hadi gidelim” diye soylenip dururken Eglath onun Rasputin ile kalmasi gerektigini soyledi. Lakashtari biraz soylendikten sonra kabul etti ve onlar ayrilmadan once eger disarda kaytan biyikli ve fazla merakli bi adamla karsilasmalari halinde yuz vermemelerini soyledi. Eglath ve Obsidius bos ifadelerle Lakashtari’yi suzduler sonrada omuz silkip devam ettiler. Once Vault of Sages’e ugrayarak onceki gun sorduklari devil ile ilgili bir sey bulup bulamadiklarini sordular. Sage o konuda daha erken oldugunu ama rahip arkadaslarinin arastirmasini bitirdiklerini soyledi. Iki arkadas bir sure birbirlerine baktiktan sonra Eglath arastirmayi alip Rasputin’e verebileceklerini soyledi. Sage buna istekli degildi, arkadaslarinin kendisinden baskasina teslim edilmemesi icin tembihledigini soyledi. Bir sure daha israr ettilerse de birsey degismeyince bu sefer Eglath ayni arastirmayi kendileri icin yapip yapamayacaklarini sordu. Sage gorevi geregi buna hayir diyemezdi ve hali hazirda elinde belgeler oldugu icin bu belgeleri bir saat icinde kopyalayabilecegini soyledi. Obsidius gereken parayi vermeden once orjinalleri bir gozden gecirmek istedi. Sage bir kac dakika sonra elinde 100lerce sayfadan olusan persomenlerle yanlarina geldi. Gorunuse gore Rasputin bu calisma icin 50 altin pesin odemisti. Obsidius hizlica bir gozden gecirdigi sayfalarda bir staff tan bahsedildigini farketti ama adam gibi birsey ogrenmesi icin saatlerini harcamasi gerekiyordu. Sage sayfalari tekrar toplayip bir saat icinde kopyanin hazir olacagini soyledi. Eglath ve Obsidius ordan cikip tekrar universiteye yoneldiler. Orada bir sure Celthric’i bekledikten sonra yine aynalardan ve garip koridorlardan gecerek Eglath’in bir kac saat once geldigi konuk odasina geldiler. Oda bu kez bostu. Celthric onlari odanin sonundaki bir kapiya kadar goturdu ve yavasca kapiyi calarak iceri girdi. Lady Alustriel iceride calismaktaydi, Eglath’i gorunce gulumsedi ve iceri buyur etti. Eglath Obsidius’u tanistirdiktan sonra ellerinde bazi bilgiler oldugunu soyleyip sozu Obsidius’a birakti. Obsidius son derece gergin oldugunu hissetti, karsisindaki kadin kitanin en guclu buyuculerinden biriydi. Once Devil’in ismini ogrendiklerini soyledi, isim LorudDreth Irothun Manil idi. Lady nereden ogrendiklerini sorunca kitaptan bahsetmemek icin birseyler gevelemeye basladi. Eglath araya girerek “kitaptan bahsetsene Obsidius” diyince soylemekten baska caresi kalmadi. Eglath’a sinirli bir bakis atarak ellerindeki kitabi Lady Alustriel’e verdi. Eglath bir yandan da Sage’lere gittiklerinde Rasputin’in bir staff hakkinda arastirma yaptigini ogrendiklerini soyledi. Belgeleri Sage’lerden alamadiklarini ama kendilerine bir kopya hazirlattiklarini soyledi. Alustriel bunu duyar duymaz hizla birseyler mirildandi ve oturdugu koltukta bir anda yokoldu. Obsidius guclu buyucunun ne kadar uzaklara teleport olabilecegini merak etti.
#
Lakashtari Rasputin’i tapinakta takip edip duruyor, Rasputin ise bu durumdan hosnutsuzlugunu surekli belli ediyordu. Ne zaman meditasyona baslasa Lak gelip iyi olup olmadigini soruyor konsantrasyonunu bozuyordu. Bir sure sonra artik dayanamarak ona Bas rahip ile gorusecegini soyleyip ilerideki depolardan birinin kapsinin onune geldi. Lakashtari de hemen pesindeydi. Ona donup "Bashrahibin odasina girmen yasak beni burda beklersen sevinirim " dedikten sonra iceri daldi. Tam deponun sessizliginin keyfini cikariyordu ki ortamda baska bir varlik daha hissetti ve bir anda karanliklara gomuldu.
#
5 dakika kadar sonra Lady Alustriel gittigi gibi bir anda karsilarinda belirince ikiside gayri ihtiyari sicradi. Kadin elinde belgeleri tutuyordu. Belgeleri aldigini ama orjinallerin Rasputin tarafindan biraz once alindigini soyledi. Ellerini kitap ve parsomenler uzerinde gezdirerek buyu sozleri mirildandi. Parsomenlerde bahsi gecen “Staff of Portals” idi ve uzun zaman once kaybolmus bir artifactdi. Alustriel biraz arastirma yapacagini ve onlara en kisa zamanda yardim edebilecek birini bulacagini soyledi.
ikiside universiteden ayrilip tekrar Vault of Sages’e gittiler. O sirada Lakashtari’de onlara yetisti. Lak’i tek basina goren ikili Rasputin’in gene kactigini anlamisti zaten. Lakashtari de sagelere giderek dun sordugu dovmesiyle ilgili bilgi aldi ve ucret konusunda yine siki bir pazarlik yapip ordan ayrildi.
Rasputin’i aramak icin eve giden grup iceri girdiklerinde rahibin salonun ortasinda durdugunu ve etrafinda yuzlerce parsomenin havada asili donduklerini gorduler. Kapi acilir acilmaz Rasputin onlara dondu ve etraftaki kagitlarin hepsi bir anda alev alip kule donduler. Hemen Rasputin’in yanina kosan grup rahibin yine hicbirsey hatirlamadigini gordu. Sehirde kalmanin herkes icin sikinti olmaya basladigina hem fikir olan grup kuzeydeki yeni goreve hemen cikmaya karar verip atlari almak icin Pardraig’in ofisine dogru ilerlemeye basladilar. bir 10 dakika kadar yurudukten sonra en arkadan gitmekte olan Lakashtari “pssst” diye birinin seslendigini duydu ve sesin sahibini tahmin ederek adimlarini hizlandirip ondekilere yetisti. Bu sirada Rasputin gecen iki gunde neler yaptiklarini ve kimlerle gorustuklerini Eglath’a sordu ama Eglath’in kacamak cevaplar verdigini gorunce ustelemedi.
Dahhim’den atlari hazirlamasini istedikten kisa bir sure sonra yola cikan grup yine dogu kapisindan cikip 2 saat kadar yolu takip ettiler. Daha sonra kuzey yonunde ana yoldan ayrilarak Moonwood’a dogru yoneldiler. 5-6 saat sonra hava iyice kararinca kamp yapmaya karar verip nispeten korunakli bir kayanin yan tarafina kamp kurup geceyi gecirdiler. Arueth ve Obsidius yine nobet tuttular ama gece sorunsuz ve sakin gecti. Ertesi sabah erkenden birseyler atistirip yola cikan grup bir kac saat sonra sag taraflarina dagin yamacini sol taraflarina ise Moonwood ormanini aldiklari bir vadide ilerlemeye basladilar. Burda ova ara ara 50 metreye kadar daraliyordu.
Arueth gruba yavaslamalarini soyledikten sonra besyuz metre kadar ileride yolda bir kadin gordugunu soyledi, kadinin yaninda yerde yatan biri daha vardi. Grup atlari durdurup Arueth’in onden gitmesine izin verdi. Arueth atindan inip ormana dalarak bir sure ilerledi, agir agir gizlenerek yoluna devam ederek yoldaki kadina yaklasti, daha yolun yarisina gelmisken kadin yerde yaninda yatan adami kafasindan tutup ormanin icine dogru suruklemeye basladi. Arueth kadinin genc bir elf kizi oldugunu gorebiliyordu, ilginc olan kizin uzerinde neredeyse hic elbise yoktu, upuzun saclari vucudunu kaplamaktaydi. yaninda surukledigi adamin canli olup olmadigini goremedi. bir kac saniye daha bakip daha sonra gruba geri dondu ve durumu anlatti. Yapacak bir sey olmadigina hem fikir olduktan sonra ihtiyatli bir sekilde yollarina devam ettiler, Obsidius ormanda hafif bir hareket seziyordu ve takip edildiklerine neredeyse emindi. Herkes bir tuzak olasiligi ile tetikteydi. elf kizin ve yerdeki adamin oldugu yere geldiklerinde yerde kan izleri gorduler, yine de adamin olmus olup olmadigi belli degildi. Tam bu anda yakinlardaki bir agacin arkasindan birdenbire demin Arueth’in gordugu elf kiz belirdi ve grubun ortasinda giden Obsidius’a dogru hizla ilerledi. bir yandan da “kardesim yaralandi bana yardim edin” diyip duruyordu ve elleri kan icindeydi. Obsidius bir saniye bile elf kadina guvenmesede grup atlarini durdurmustu. Iste tam o anda Arueth’in atinin oldugu yerdeki buyuk yasli bir agac muthis bir catirtiyla devrilmeye basladi. Arueth dark elf olmasinin verdigi ceviklikle atin uzerinden arkaya sicrayip yere ayaklarinin ustune inerken ati ise dev agacin altinda kaliverdi. Saskin gozlerle agaca bakan Obsidius ise kendisine uzanan elfin uzayan ve agac dallarina donusen elini gormedi. Boynunda keskin bir aciyla kendisine gelip atindan yere dustu. Boynu parcalanmis neredeyse sah damari yirtilacakti ve bir yari agac yari elf bir yaratik karsisinda ona dogru tislamaktaydi. Ayni anda yikilan agacin iki yanindan kucuk birer fil boyutunda iki Owlbear kukreyerek gruba saldirdi. Ilk saskinligi uzerinden atan grup bir savas pozisyonu almaya calisti fakat aralari cok acikti ve dusman daginik duruyordu. Owlbearlardan biri Lakashtari’yi iki pencesiyle yakalayip havaya kaldirdi, salyalari akan koca agziyla isirmak uzereydiki Lak uzak bir yere teleport olup yaratiktan kurtuldu. Eglath durumu ciddi olan Obsidius’a yardim etmek icin Dyrad’a charge etti fakat Dyrad etraftaki agaclarin iclerine dogru bir adim atip kayboluyor baska bir agacin icinden birden ortaya cikiyordu. ikinci kez ortaya ciktiginda uzaklasmis oldugunu dusunen Obsidius’a arkadan saldirip onu kan revan icinde yere serdi. Rasputin bu kez Eglath ile degil Arueth ile beraber savasiyordu, ama bu ikisinin savas taktikleri birbirine pek uymuyor tam bir uyum saglayamiyorlardi. Eglath Lakashtari ve Obsidius Dyrad ile ugrasirken, Rasputin ve Arueth bir Owlbear ile resmen guresiyor, bu sirada bosta kalan Owlbear ise Eglath’a dogru hizla ilerliyordu. Eglath Savas tanrilarina haykirip Obsidius’a yerden kalkmasini emretti ve Obsidius yaralarinin aniden iyilesmesiyle beraber tekrar ayaga kalkti. Arueth elindeki tum numaralari kullanip savastigi yaratiga karsi avantaj yakalamaya calisiyordu, Rasputin ise onundeki Owlbear’in isini bitirip arkadakine yetismek icin elinden geleni yapmaya calisiyordu. Eglath ve Obsidius Dyrad’i yikmayi basardiklari anda onlara dogru gelen Owlbear Eglath’a dev pencesini tum gucuyle indirdi ve Eglath yere sert bir sekilde dustu. Simdi Lakashtari kendisinden neredeyse 2 kat daha buyuk yaratikla karsi karsiya kalmisti, hemen etrafina bakip Obsidius’u gordu ve kosarak arkasina saklandi. Obsidius “lan?” der gibi Lakashtari’ye bir bakis atip aklinda kalan buyuleri yaratiga siralamaya basladi. Savas uzadikca iki tarafta yorulmaya basladi, owlbear’larin sahip olduklari dev cusse aldiklari yaralara ragmen ayakta kalmalarini sagliyordu, grubun ise saniyeler gectikce gucu tukeniyor ve kullanabilecekleri taktikleri surekli azaliyordu. Owlbear Obsidius ve Lakashtari’ye dogru ilerledi, bu sirada Eglath’in uzerine basacaktiki kahramanca yaralarina disini sikip gozunu acan Eglath yerde yuvarlanip ezilmekten kurtuldu sonrada agir agir kilicina dayanarak ayaga kalkti. Bu sirada Arueth ve Rasputin sonunda savastiklari yaratigi yere sermeyi basarip son kalan yaratiga dogru kostular. Owlbear pencelerini amansizca savurarak kacmaya calisan Lakashtari’yi yere serdi. Lak kotu yaralanmisti yaralarindan oluk oluk kan sizmaktaydi. Grupta kimsenin silahini kaldiracak hali kalmamis, Eglath yari olu bir sekilde savasmaktaydi, Owlbear’da aldigi yaralardan zayiflamis penceleri hedefi bulmaz olmustu ama zaman grubun aleyhine isliyor her gecen saniye Lakashtari olume dogru olan yolculuguna devam ediyordu. Eglath, Lakashtari’nin yakininda olan Rasputin’e bakti ama Rasputin acimasiz bir yuz ifadesiyle Lakashtari icin dua etmmiyor yaratiga saldirmaya devam ediyordu, gurzuyle yaptigi son ataktan sonra icinden can cekilmiscesine bir anda yere yigildi Rasputin. Eglath ise herseyi goze alip yaratigin savrulan kollarindan siyrilarak Lakashtari’nin yanina kostu, yarasinin uzerine ellerini kapatip bir dua mirildandi. Lakashtari hafifce gozlerini acip ona kaygi dolu gozlerle bakan dev savasciyi gordu. “senin…ismini..hatirliyoruum..Eglath” dedi. Bu arada Arueth ve Obsidius son yaratigida zor bela yere sermeyi basarmis ama kendileride bitap bir sekilde yere cokmuslerdi.Herkesin kulaklari cinliyor etraf toz ve dumandan gecilmiyor, Rasputin nedeni bilinmez bir sekilde yerde yatiyor, Eglath ve Lakashtari ise bir kosede sarilmis duruyorlardi.
##Devami Haftaya##

View
Oyun 7 - Loviatar tarikatinin sonu, Tuzak ,Bedel

Grup hizla haykirislarin geldigi koridorda ilerledi, monklarin ciktigi kapidan geliyordu sesler. iceri baktiklarinda buranin bir yatakhane oldugunu gorduler, odanin ortasinda ise yemek masasi durmaktaydi. haykirislarin kaynagi ise yemek masasinin uzerinde yatmakta olan bir adamdi. Rasputin adamin yanina kostu, durum kurtarilacak gibi degildi, belden asagisi yenmisti ve normalde adamin hala canli olmasi imkansizdi. Once acisini dindirmek icin balyozunu adamin boynuna indirdi, kirilan kemik sesine ragmen adam hala canliydi, bu kez parmagindaki yuzugu farkeden grup, cikarttiklarinda adamin sessizce can verdigini gordu. Gorunuse gore yuzuk olumcul yaralara ragmen bilinci acik tutmaktaydi, korkunc bir iskence aletiydi.
bu odanin karsi tarafindaki kapiyi ve ordan acilan koridoru inceleyen grup zindanin asil giris kapisini buldu. bu kapi hem kilitli hemde mekanik bir tuzakla korunmaktaydi.
Grup ana koridora geri donup havadaki rituel seslerini takip ederek koridorda devam etmeye basladi. Rasputin bir mesale yakip koridoru aydinlatti, ileride sag tarafta genis bir kapi, daha ileride de koridor sola donmekteydi. yaklastiklarinda seslerin kapidan geldigine emin oldular.
Grup kararsizdi, bazilari son iki savasta cok yorulduklarini ve disari cikip dinlenmeleri gerektigini, bazilari ise kurtarmalari gereken insanlar oldugunu ve ilerlemeleri gerektigini soyluyordu. herkes fisiltilarla tartismaya dalmisken Rasputin soyle bir bakmaktan zarar gelmez diyerek kapinin tokmagini cevirdi. Tokmak sessizce donerken bir yerde yavasladi ve kapinin icinden cok kisik bir alev alma sesi geldi ve bunu dokulen bir sivinin sesi izledi, yarim saniye icinde kapi muthis bir gurultuyle patladi ve herkes koridor duvarina yapisti. Arueth kendini topladiginda tuzaklari kontrol etmedigi icin kendine kufretti. Ortamda toz ve dumandan goz gozu gormuyordu, kapi parcalanmisti, ya kulaklari cok cinliyordu yada gercekten rituelde durmustu. Rasputin gurzunu kapip iceri atladi, toz bulutundan ciktigi anda ise evsahiplerinin onlari beklemekte oldugunu anladi.
#bir sure once#
Istraktis warlock’un oldugunu sezmisti, hemen en guclu korumalarini ve bir kac buyucuyu yanina cagirdi, iki dread guardian summon etti ve Monklarina kapidaki tuzagi aktive etmelerini soyledi. daha sonra yasanan patlamayi hissetmis, patlamanin gucunden bunun kendi odasindaki sandik oldugunu tahmin etmisti. sandigi acanin kurtulamamis olmasini diledi ve onundeki rituele geri dondu. Bu dunyaya getirmeyi basardiklari seytani kontrol edemiyorlardi ve bu Loviatar’in degerli rahibi icin kucuk dusurucu bir durumdu. egildi ve mor tasi onunde yatmakta olan monkun gogsune sapladi. icerideki grubun amacini bilmiyordu ama eninde sonunda geleceklerdi, en iyisi rituele devam edip beklemekti.
##
Rasputin buranin genisce bir tapinak oldugunu farketti, zeminde sirayla dizilmis banklar ve odanin diger ucunda bir platform vardi. Rasputin’in hemen onunde daha once warlock ile savasirken gordukleri Dread guardian, onun hemen arkasinda kirmizi robelar icinde iki monk vardi. Monklarin enselerinden ahtapot koluna benzer bir uzanti cikmisti. odanin ortasinda iki siyah cubbeli buyucu en arkada ise 2.5 metre boylarinda kanli bir chainmail giymis, elinde dev bir gurz olan cleric durmaktaydi. Cleric’in alt cenesi yoktu ve ust dislerinin tamami sivri bir sekilde uzamisti. simsiyah gozleriyle Rasputin’e bakiyordu. Bu Cleric’i de bir dread guardian korumaktaydi.
Rasputin etrafi bir kac saniye gozlemleyebildi, odanin ortasindaki iki buyucu kapidan gelmelerini beklediklerinden buyulerini hazir etmislerdi, magic missiller pespese rasputin’i buldu. Rasputin ciddi yaralanmasina ragmen cevikligi sayesinde dread guardian ona yetisemeden odadan geri cikti, ciktigi gibide arkadaslarina gunun taktigini verdi “Kaciiiiiiin”. bunu duyan Arueth kaplani Antares’e de isaret ederek hizla zindanin girisine dogru kostu. Bu sirada Dread Guardian kapidan gecip onu beklemekte olan Eglath’a saldirdi. dusmana arkasini donmekten hoslanmayan Eglath saldiriya karsilik verdi. bu sirada Obsidius ve Lakashtari de digerlerinin pesinden cikisa dogru hareketlendiler. Obsidius cikmadan once takip edilmelerini onlemek icin kapinin onunu orumcek aglariyla kapladi. Herkesin guvende oldugundan emin olan Eglath Dread guardian’in ataklarini kiliciyla savusturduktan sonra cikisa dogru kacarak arkadaslarina katildi.
Grup iskeletlerle dolu magaranin icine kadar kactiktan sonra nefeslenmek icin durdular. gorunuse gore peslerinden gelen yoktu, bu sirada paladinden de hic ses gelmemisti. Disari cikip kamp yapmaya karar verdiler, cok yorgunlardi ve eger cleric ve yanindakileri alt etmek istiyorlarsa tum guclerine ihtiyaclari vardi.
##
Istraktis yabancilarin kacmasini beklemiyordu, kaygi verici bir gelismeydi, buraya tanrilari adina gelenler fanatik bir sekilde saldirir ve feci bir sekilde can verirlerdi genelde. Ama rahip iceri girmis dezavantajini gorur gormezde geri cekilmeyi secmisti. Emrindeki magelere kafeslerden 3 tutsak daha getirmelerini emretti, bu arada monklara da kapiyi yerine cakmalarini istedi en azindan gece boyunca rahatsiz edilmeyeceklerinden emin ritueline geri dondu.
##
disardaki kamp yerinde ise hava gergindi, bir sonraki adim tartisiliyor, geri donmek, paladini kurtarmak, tutsaklari kurtarmak arasinda grup gidip geliyordu. O gece Rasputin uyumadi, Paladin’in, gruptakilerin bazilarinin warlock’un iradesiyle savasiyor olma ihtimalini soylemesinden sonra rahat bir uyku uyumasina imkan yoktu. nitekim gece gec saatlerde nobet tutan Arueth’in basina siddetli bir sanci girdi ve kulaklari o kadar cinlamaya basladiki hicbirsey duyamaz oldu. bir dakika sonra hersey gectiginde Rasputin ona kaygili gozlerle bakmaktaydi. Arueth once Obsidius’u uyandirmayi dusundu ama Rasputin nobeti kendi tutacagini soyledi, nasil olsa uyumuyordu.
Sabah oldugunda grup Eglath ve Obsidius disinda uyanikti, onlar ise derin bir uykuda gibi gorunuyorlardi, Arueth ve Rasputin ne kadar ugrastilarsa da, hatta Lakashtari telepatik mesajlar gonderdiyse de hicbir tepki yoktu. yarim saat sonra tam onlari ata yukleyip sehre donmeye karar verdiklerinde ikiside esneyerek uyandi ve arkadaslarinin kaygi ve korku dolu bakislarina anlam veremeyip birbirlerine baktilar.
oyalanmadan tekrar yamaci tirmanmaya koyulan grupta Lakashtari Paladinle tekrar iletisime gecerek karsilastiklari cleric ve yanindakiler ile ilgili yardim istedi. Paladin dusmanlarinin zayif noktalari hakkinda gruba onemli bilgiler verdikten sonra sans dileyip sessizlesti.
Zindana tekrar girdiklerinde geceden bu yana degisen tek seyin hizlanan rituelin sesi oldugunu farkettiler, monklarin cesetleri hala koridorlari kapliyor, sagdaki yanan odanin kokusu ise nefes almayi zorlastiriyordu. Grup emin adimlarla koridorda ilerledi, tapinagin kapisina geldiklerinde, kapinin kanatlarinin girise cakilarak sabitlendigini gorduler. Arueth araliktan iceriyi gozlemek icin basini kapiya dayadi ve dayamasiyla kapinin patlamasi bir oldu, bu kezde buyu ile kurulan tuzagi grup yine farketmemisti. Arueth kapidan yayilan elektrik ile carpilip koridora dustu. Rasputin hemen kapinin girisinde yerini alip arkadaslarina etrafina toplanmalarini istedi, bir koruma buyusu yapacakti ve herkesin yakininda olmasi gerekiyordu. iceride tam karsilarinda yine bir dread guardian dururken dusmanlarin geri kalani tapinagin daha uc taraflarina dogru cekilmislerdi. Ilk olarak kirmizi cubbeli monklardan biri saldirdi, boynunun etrafindaki ahtapot kolu bir anda yokolup Rasputin’in ayaklari altinda belirdi ve onu sarip hareketsiz birakti ayni zamanda dokungaclari asit gibi yakiyordu. Obsidius Asasini havaya kaldirip arkadaslarinin uzerinde dev bir ates topu olusturdu ve bunu muthis bir hizla iceri gonderdi. odanin neredeyse yarisini icine alacak sekilde patlayan buyu bir tane buyucu neredeyse bayiltmis, monklari ise dort bir tarafa kacirmisti. Bir tek Cleric buyuden etkilenmise benzemiyordu. Yerinden kimildayamayan Rasputin Dread guardian’in kendine dogru saldirmasini memnuniyetle karsiladi, gurzunu havaya kaldirip bir yandan da bir dua mirildanarak Helm den yardim istedi. Gurzu siddetle indi ve ayni zamanda tum grubun etrafini bir hare kapladi. Lakashtari onurlu bir gorevin pesinden kosmanin verdigi cosku ile korkunc bir konsantrasyon gosteriyor, saclari yine elektriklenmis gibi etrafta dalgalaniyordu. Teker teker dusmanlarinin akillarina saldiriyor, ruhlarini eziyordu. Kapinin girisinde bir savas hatti kuran grubun mageler ile basi beladaydi, uzaktan yolladiklari elektrik buyuleri ile grubun oldukca canini sikan bu yaratiklarla obsidius ve lakashtari karsilik vermekteydiler. Obsidius magelerden birini bir magic missile ile yikti. Tam bu anda platformdan asagi inen cleric’te savasa katildi. once Rasputin’e bir kan buyusu yaparak kendini ona bagladi boylece Rasputin iyilestiginde kendiside iyilesecekti. Daha sonra elinin uzerinde metal bir ok olusturup Eglath’a gonderdi. ok Eglath’in tam kafasina isabet eder etmez, Eglath kollarinin kendi istegi disinda kilicini kaldirip arkasindaki Obsidius’a indirdigini izlemek zorunda kaldi. Savas muthis bir hizla devam ediyordu, Arueth en arkadan gorus alanina giren herkese ok yagdirmaktaydi. Eglath da yine bir Dread Guardian ile karsi karsiya gelmis, agir zirhli rakibinin zayif noktasini kollamaktaydi. Bu sirada gelen baska bir metal ok donup savunmasiz Obsidius’a bir kere daha vurmasina neden oldu. kesin ve etkili vuruslar yapan grup karsi tarafa ciddi hasarlar verirken, ayni sekilde savasan Loviatar fanatikleride grubu yavas yavas yormaktaydi. Cleric gruba iyice yaklasip iki yana actigi ellerinden cikan simsiyah bir bulutu onlara dogru gonderdi. Gozleri alev alev yanan Lakashtari tum grubu icine alan mental bir kure olusturdu ve yaratigin buyusunu dagitti. Cleric’in yanindaki Dread Guardian’i parcalamak icin saldiriya gecen Rasputin yanindan gectigi diger bir Dread Guardian tarafindan olumcul bir kilic darbesi aldi, aciya disini sikip atagina devam eden Rasputin Helm’e bir dua okudu ve bembeyaz bir isikla parlayan gurzu ile Yaratigi paramparca etti. Ayni anda ona gelen bir magic missile ise Rasputin’i karanliklara cekti. Bu sirada Cleric te Eglath’a metal oklar gondermeye devam ediyor ve her isabette Eglath arkasindaki Obsidius’a kilicini indiriyordu, Obsidius sansina kufrederken bu sekilde bir kilic darbesi daha gelirse ortadan ikiye yarilacagini dusundu. Rasputin’in dustugunu ve Cleric’inde korumasiz kaldigini goren grup iceri dogru bastirdi. Arueth arkadaslarinin daha fazla zarar gormesini englelmek icin ortami toz bulutuyla kapladi, Eglath o anda Arueth’e “abi zahmet etmeseydin” anlaminda bir bakis gonderdi. Lakashtari hemen yanindaki ucan diskin uzerinde tasidigi healing potionlardan birini kapti ve Rasputin’e dogru hareketlendi. Bu sirada Rasputin’in vucudundan ise garip bir sekilde dumanlar tutmekteydi, yaralari daglaniyor ve kapaniyordu. Rasputin kafasinin icinde bir ses duydu “ayaga kalk genc rahip”. Rasputin’e yetisen Lakashtari iksiri icirir icirmez rahip gozlerini acti.
##
Istraktis bu kadar dayanikli bir grupla daha once karsilasmamisti, yilmadan dalga dalga geliyor, birbirleriyle olaganustu bir uyum ile savasiyorlardi. bir kac saniye platformdaki ritueline bakti, cok az kalmisti ama gorunuse gore o bu gece tanrisinin yanina gidecekti.
##
Once iki monk dustu , Cleric ise Eglath ve Obsidius’un elinde can verdi. Son kalan mage ise bir anda rituel alanina dogru kosmaya basladi. Eglath savasin atesiyle kendinden gecmis agzindan kopukler sacarak adama dogru sarj etti, fakat kontrolunu kaybettiginden yorgun kollariyla hizla havaya kaldirdigi kilici ellerinin arasindan gerisin geri ucup arkasinda duran Arueth’in omzuna girdi. Arueth bir yandan omzuna bakarken bir yandan Obsidius’la gozgoze geldi, ikiside bir an bu savasta Eglath’in hangi gruba daha cok zarar verdigini merak eder gibiydiler. Son kalan mage’de bir kac saniye sonra yere serildi.
Grup biraz nefeslendikten sonra, hemen Cleric’in uzerini aradilar ama kristal yoktu, Rasputin platforma gitti ve burda yatan olu bir adamin gogsune sapli duran mor kristali gordu. egilip adamin gogsunden sokup aldi.
Paladin’den Rasputin’e bir mesaj geldi, acele etmesini Cleric ve Warlock oldugu icin buyunun kontrolden cikmakta oldugunu soyledi, ayni anda kisa bir deprem oldu. Paladin acele etmezlerse zindanin cokebilecegini soyledi. Hemen gorev paylasimi yapan grup Rasputin ve Lakashtari’yi Paladin’in yanina buyuyu kaldirmaya, Eglath ve Arueth’i de tutsaklari kurtarmaya gonderdiler. Obsidius ise tapinaktaki odayi arastiracak ve ganimetleri toplayacakti.
#Rasputin#
Rasputin ve Lak koridorlardan hizla ilerleyerek odaya geldiler, iki kurt heykelinin arasindan gecip kapiyi araladilar. Paladin’in zincirleri gerilmis aci cekermis gibi gorunmekteydi. Rasputin’e kristallerle iceri bir kac adim atmasini ve iki kristali birbirine vurmasini soyledi. Rasputin soyleneni yapti, bir iki adim atip kollarini yana acip kristalleri birbirine vurdu.
#ayni anda Lakashtari#
Lakashtari sadece ama sadece bir anligina paladin’in goruntusunun titresip yokoldugunu ve yerinde dev kirmizi bir seytanin durdugunu gorur gibi oldu ama emin olamadan paladin’in goruntusu geri gelmisti. Rasputin’e dur demek icin agzini actiginda kristallerin milyonlarca minik parcasi gozunun onunde sanki agir cekimdeymiscesine Rasputin’in ayaklarina dokulmekteydi. Gec kalmisti
#Ayni anda Eglath ve Arueth"
Tutsaklari bulan ikili 3 genc ve bir yapili orta yasli adamla karsilasti, yapili olan adamin gumus sovalyelerden oldugunu tahmin ettiler. sovalye ve gencin durumu iyi olsada diger iki gencin saclari ve sakallari bemebeyaz olmus, gozleri yuvalarindan ugramis komada gibi kipirtisiz oturmaktaydilar. Genc cocuk bu ikisinin zindana girdiklerinde soldaki koridordan gittiklerini saniyeler sonrada cigliklar atarak geri kostuklarini o gurultuyle de yakalanmalarina neden olduklarini soyledi. Eglath adamlara soyle bir bakti ve paladinin kapisinin onundeki kurt heykellerinden suphelendi. Gencleri ve sovalyeyi hapsedildikleri yerden cikardiktan sonra Obsidius’u da tapinaktan alarak Rasputin ve Lakashtari’nin yanina dogru ilerlediler. Zindan’in girisine geldiklerinde, yanlarindaki koma halindeki iki tutsak sol taraftaki koridora adim atmak dahi istemeyip direnmeye basladilar, bunun uzerine Eglath onlari orda birakip Arueth’ten goz kulak olmasini istedi ve paladin’in odasina dogru ilerledi. Tam koseyi dondugunde kirilan kristallerin sesini duydu.
##
Kristallerin parcalari agir agir ayaklarinin dibindeki zemine duserken tum dag temellerinden sert bir sekilde sarsildi. Duvarlardaki zincirler teker teker yerlerinden sokulmeye basladi ve en son zincirde sokuldugunde Paladin yere dizinin uzerine dustu. Paladin yere degdiginde sanki tonlarca agirligindaki bir varlikmiscasina dustugu yer catladi, zindanda bir deprem daha yasandi. Rasputin’in icindeki ses yanlis birseyler oldugunu haykiriyor ama tanrisina inanci ise tam tersini soyluyordu. Derken tum zindan korkunc bir sesle yankilandi. “You have done well, Mortal” dedi paladin. Rasputin ve digerleri gozlerinin onundeki Paladin siluetinin dalgalanip yokolarak arkasinda meydana gelen dev sekli kimildayamadan nefes bile alamadan izlediler. Bu lower plane’lerin efendilerinden immortal bir devil idi, 6 metrelik kipkirmizi dev vucudu odayi bir bastan oburune kaplamaktaydi, sirtindaki deri kanatlari arkasinda toplanmisti. Biraz once paladini havada asili tutarmis gibi gorunen zincirler aslinda yaratigin vucudundan cikiyor ve havada vahsice dalgalaniyorlardi. Basini Rasputin’in hizasina indiren Devil’in gozleri saf alevden olusmaktaydi. Kafasinda uzunlugu bir metreden fazla boynuzlari devasa agzinda milyonlarca disi vardi.
Grup sok icinde hala cit bile cikarmadan devil’a bakarken, Lakashtari’nin yanindaki heykeller parcalanarak icerlerinden saf atesten yaratilmis iki hell hound cikip odaya girdi. Lakashtari, yanindan gecerlerken alevlerinden kollarinin yandigini hissetti. Houndlar Devil’in ayaklarinin dibine yerlestiler, oda onlarin alevden kurklerinin arasinda dev ellerini gezdirdi.
##
Rasputin’in kafasinda bin tane dusunce dolaniyordu, bu nasil olmustu, neyi atlamislardi, ama ona tanrisindan bir mesaj gelmisti.
Devil onun aklindan gecenleri okurmuscasina, “aah evet sasirtici degil mi?” dedi ve odanin icinde dolasmaya basladi, o yururken her adiminda tum zindan titriyor duvarlardaki catlaklardan taslar dokuluyordu. “goruyorsunya elimden geleni yapmama ragmen supheci ruhunu elime gecirememistim ki hic beklenmedik bi yerden bir yardim geldi” bunu derken dev basini Lakashtari’ye dogru cevirip kulaklari sagir eden bir kahkaha atti sonra da arkasini donup dolasmaya basladi. Lakashtari’nin kalbi sikisti, omuzlari coktu, zararsiz bir hile yapmak istemis, arkadasinin icine biraz motivasyon asilamak istemisti ama olay nerelere gelmis belkide tum grubun hayati tehlikeye girmisti. Rasputin’in dusunceleri daha derinlere suruklendi. kandirilmis miydi, Lakashtari’den mi gelmisti mesaj, nasil arkadasindan gelen bir mesaji tanrisindan geldigini zannederdi? bu devil ile basedemezlerdi, hepsinin gucleri tukenmis, bir onceki savastan aldiklari yaralari saracak vakitleri bile olmamisti. Burdan kurtulma ihtimalleri yok gibiydi, kendini sakinlestirmeye calisip bekledi, devil onlari hala oldurmemisti buda baska bir plani oldugu anlamina geliyordu. Eglath’da ayni fikirdeydi sabirsizca bekledi, olanlara inanamiyordu. Obsidius da sok icindeydi ve hayranlikla devil’i seyrediyordu, bir yandanda alevler icindeki hell houndlari gozden gecirdi, hmm bu yaratiklar kesinlikle Fey di.
Devil bir kac saniye sonra onlara dondu. “Beni ozgur biraktin rahip, bunu odulsuz birakamayiz degil mi, sana hayatiniza devam edebilmek icin iki secenek sunuyorum. Bana katilabilirsin bende arkadaslarini serbest birakirim, bana katilir bana taparsin guclerini bundan sonra ben veririm. Veya arkadaslarindan birini bana verirsin senin sececegin birini, bende sen ve geri kalanlari serbest birakirim. Iyi dusun rahip ama cabuk ol 100 yildir burdayim sabrimin limitleri oldukca azaldi.”
Rasputin hizla dusunmeye calisti, Lakashtari sucluluk duygusuyla sadece yere bakiyor, Eglath yaratikla savasmak, gerekirse savasarak olmek istiyordu. Obsidius’ta savasmaktan yanaydi ama kimse Rasputin’e bir sey soylemek icin agzini acmaya cesaret edemiyordu. Arueth ise en arkadan olaylari takip ediyor ve bu yaratikla bu kadar dezavantajli bir durumda savasmanin intihar olacagini biliyordu, koridorun karanliklarina cekildi.
Rasputin de Arueth ile ayni fikirdeydi savasmanin anlami yoktu, Devil onlara hem en buyuk dusmanlarini oldurtup kendisini serbest biraktirmis, hemde acele etmelerini saglayarak onlari gucsuz yakalamisti. Tam bu anda Lakashtari ileri atildi “Beni al! benim sucum hepsi” dedi, Devil ona dogru dondu siritarak, ama Rasputin araya girdi “Sana bir teklifim var, senin tarafina geceyim ama beni arkadaslarimla beraber gonder”. Devil durdu, atesten gozlerini Rasputin’inkilerle ayni seviyeye getirdi, yaratiktan yayilan sicaklik neredeyse bayilmasina yol acacakti. Sanki bir an aniden uzanip onu bir hamlede yutacakmis gibi hissetti Rasputin, ama Devil dogruldu ve pence gibi tirnaklarini cenesinde gezdirdi. “Hmmm.. ilginc…teklifini kabul ediyorum rahip, bana dogru gel” Rasputin bir kac saniye etrafina bakti, tum grup ona yapmamasini isaret ediyordu, ama secenegi olmadigini biliyordu, ilerledi.
Devil once iki elini iki yana acti ve herbir elinde alevler olusturdu, daha sonra bir elini Rasputin’in kafasina koydu. Rasputin aci icinde bir ciglik atti, alnindan dumanlar cikiyordu. Devil’in diger elindeki alevler saridan kirmiziya sonrada soluk bir yesile dondu ve kayboldu. Devil elini Rasputin’den cekti, Rasputin duser gibi oldu ama toparlandi. Eglath ileri atilmak istiyor ama iki hell hound surekli onlari gozluyorlardi. Devil “Artik kontrolun bende genc rahip, seninle bol bol gorusucez benim dis dunyadaki gozum olacaksin ve karsiliginda hayatta ve arkadaslarinla kalacaksin, simdi git ve bir daha ben soyleyene kadar bana donme”.
Rasputin arkadaslarina dogru dondu, hepsi bir anda ic gecirdiler, rahibin alninin ortasinda atesle daglanmis bir kristal sembolu vardi. Kapiya kadar yurudugunde Devil tekrar seslendi “Sakin benimle oyun oynamaya kalkma rahip, benden ve basina gelenlerden bahsetmeye kalkarsan bir dusuncemle kalbini durdururum, bu kadar kolay, simdi git”
##
Grup tutsaklarida alip magaradan cikti, gunes isigi gozlerini aldi ama disarda olmak, hayatta olmak, serin havayi yuzlerinde hissetmek guzeldi. Eglath kurtardiklari tutsaklari atlara goturdu. Bu sirada Rasputin’in gozleri bir anda kan kirmizisina dondu. “Ozgurluk! bu dunyayi ozlemisim” dedikten sonra gozleri normale geri dondu ve hicbirsey olmamis gibi atlara dogru yurudu. Arueth “yanimizda bir seytanla dolasiyoruz, sahane” diye ic gecirip onlari takip etti.

Nesesiz ve dusuncelerle dolu bir yolculuk yaptilar Silverymoon’a kadar.
##Devami Haftaya##

View
Oyun 6 - Ejderha Magrasina yolculuk, Loviatar Tarikati, tutsak Paladin

Sabah sekiz sulariydi kapi calindi. Arueth her zamanki gibi erkenciydi, digerleri ya uyuyor yada yatak keyfi yapiyorlardi. Son iki gun rahat ve dinlendirici gecmis, Silverymoon’un guvenli sokaklarinda bol bol dolasmis, dukkanlara girip cikmis, yeni insanlarla bol bol bira ve sarap yuvarlamislardi. Arueth pelerinini uzerine gecirdi, bir anda uzayan sakallarini hayranlikla seyretti sonra israrla calan kapiya gitti. Kapiyi actiginda karsisinda Dahhim’i buldu. Lord Pardraig acilen onlari gormek istiyordu, hazirlanip Moongate garnizonuna gelmelerini rica etti ve ordan ayrildi. Sehre geldiklerinden beri gruptaki herkesin keyfi yerindeydi ve Pardraig’in soyleyeceklerini ogrenmek icin sabirsizlanarak olabildigince hizli yola ciktilar. Pardraig masasinda parsomen tomarlarinin altinda kalmis homurdanip duruyordu, iceri girdiklerinde onlara oturmalarini isaret edip, yazmakta oldugu yaziya geri dondu. tombul elleri ve yazi islerindeki beceriksizligi nedeniyle kagidi duzgun bir sekilde bitirmesi yarim saat aldi. kendinden memnun bir sekilde isini bitirince genclere dondu. Havadan sudan sohbet kisa surdu, Pardraig parsomenlerin arasindan uzunca bir liste cikardi ve uzerinden gecmeye basladi. Kuzeyden alinacak raporlar vardi, birde supheli durumlar nedeniyle gozlenmesini istedigi bir kasaba. ama bunlardan once Pardraig gruptan etrafta dolanan Ejderha Magarasi efsanesinin uzerine gitmelerini istedi, bu ugurda maceraya atilan gencler donmemisti ayrica kendi gonderdigi iki gumus sovalyeden de haber yoktu. Pardraig gruba magaranin tahmini yerini de gosterdikten sonra dikkatli olmalarini ve isler sarpa sararsa baslarindan buyuk bir ise kalkismadan kendisine haber vermelerini istedi. Ayrica sag kurtaracaklari her kayip icin aileler 500 altin vermeye hazirdi, bu oldukca yuksek bir meblag idi, Rasputin ve Lakashtari’nin gozleri parladi. Bir ejderha gorebilecegi ve isin iki gumus sovalyenin bile halledemeyecegi kadar zor olma olasiligi Eglath’in hevesini kabartmisti. Pardraig ayni zamanda Astrid ile ilgili de konseyle gorustugunu ve su an nerede olabilecegi ile ilgili bilgilerin toplandigini soyledi, tahmini bir lokasyon belirlendiginde gruba haber vericekti.

Grup hic vakit kaybetmeden Pardraig’in hazirlattigi 7 at ile yola cikti. dogu kapisindan hizla cikip kuzey dogu yonunde 6 saat yol aldilar ve daglarin eteklerine ulastilar. burdan sonra yoldan sola saparak daglarin eteklerinde genclerin ve iki sovalyenin izlerini aradilar. Arueth’in panteri Antares iz surmekte hic zorlanmadi ama asil problem takip ettikleri grubun magarayi bulmak icin surekli yon degistirmesi hatta ara ara geldikleri yoldan geri donmeleri idi. bir saatlik bir arayistan sonra grup tam onlerindeki tepenin yamacinda 15 metre kadar yukarda bir aciklik gordu. burasi yeni olusmustu ve tepenin yamacinda bir delik seklinde gorunuyordu. Hava hizla karardigi icin Rasputin geceyi disarda gecirmeyi ve gunduz iceri girmeyi teklif etti, bir sure bu konuda tartistiktan sonra kamp yapmaya karar veren gruptan Obsidius ve Arueth yamaca tirmanarak delige bir goz atmaya karar verdiler.

Iki dost yamaci tirmandilar, Arueth uzerindeki pelerinin verdigi kamuflajla tastan tasa muthis bir ceviklikle hoplayip ziplayan dev bir cuce gibi gorunmekteydi. Obsidius ise daha emin adimlarla gidiyordu. girise geldiklerinde ikiside daga sirtlarini verip yavasca iceri baktilar. Iceride gordukleri bir kac saniye onlari nefessiz birakti. 5-6 metre genisliginde ve en az 4 metre yuksekligindeki magara kemiklerle doluydu, etrafa gelisi guzel yigilmislardi. tam durumu konusmak icin birbirlerine donduklerinde bir kayanin kayaya surtunme sesiyle beraber ayak sesleri duydular, hemen gizlenme yerlerine geri cekilip goz ucuyla izlemeye devam ettiler. magaranin sag tarafinda iki monk belirdi, aralarinda surukledikleri koca bir cuval vardi. Adamlarin uzun cubbelerinin sirt ve gogus kisimlarinda bedenlerine girmis metal cubuklar vardi ama bundan rahatsiz olmus gibi gorunmuyorlardi, ayni zamanda elleri tamamiyle deforme olmus pence halini almisti. kafalari keldi ve vucudlarini gorunen yerlerinde dovmeler vardi. Onlerindeki kemik yiginina kadar yurudukten sonra ellerindeki cuvali bosaltmaya basladilar. Cuval gorunuse gore taze kemiklerle doluydu. isleri biten iki monk magaranin sag tarafinda gozden kayboldu ve tekrar o garip surtunme sesini duydular.
Bir sure daha kulak kabartip ayak sesi gelmediginden emin olduktan sonra magaraya girmeye karar veren Arueth ve Obsidius, ilk once yeni bosaltilan kemikleri incelediler. Arueth kemiklerin arasinda kanla kapli beyaz bir kutu ve icinde kusmuk buldu (:)), ne olduguna anlam veremeyip yerine birakti. monklarin gittikleri yone dogru bakan Obsidius karsisinda duz bir duvardan baska birsey goremedi. Gizli bir kapi olduguna hemfikir olan ikili bu gece icin kampa donmeye karar verdi. Onlar kampa donduklerinde Eglath ile Rasputin de kampin etrafini gezmeyi bitirmislerdi ve daha cok ayak izinin disinda bir sey bulamamislardi. Emin olduklari bir sey vardi, ayak izleri sadece magaraya dogruydu, her kim iceri girdiyse disari ciktigini gosteren bir iz yoktu. Lakashtari kampin uzerine kamuflaj rituelini yapti ve kamplari bir anda gozden kayboldu.
##
Tahta kolu cekip gizli kapiyi kapatan iki monk, karanlik koridorda rahatlikla yonlerini bularak zindanlara dogru gittiler, yarin sabahki yemek icin yeni bir tutsak secmeleri gerekiyordu.
##
Ertesi sabah grup erkenden yamaca tirmanip magaradan iceri daldi, dun geceden bu yana bir degisiklik yoktu. daha sonra kendilerini gecen gece Obsidius’un da baktigi duvarin onunde buldular. Rasputin kollarini kaldirdi ve ellerini kayanin uzerinde yavasca gezdirmeye basladi. bir yandan da birseyler mirildaniyordu. Arueth’de parmaklarini olasi girinti ve cikintilar uzerinde gezdirdi ama 20 dakika ugrasmalarina ragmen birsey bulamadilar. Tam bu anda Lakashtari onunla telepatik bir baglanti kurmaya calisan bir varlik hissetti. “Lutfen hanim efendi, bana yardim edin”. Lakashtari sasirmisti, arkadaslarina birisinin onunla konustugunu soyledi. Bir mesaj daha geldi “Iceride niyetleri iyi olmayan varliklar var dikkatli olun, aradiginiz kapiyi aktive eden nokta duvarin sol tarafinda tam kosede yerden 1 metre kadar yukarida” Lakashtari bilgiyi arkadaslarina aktardiktan sonra sordu “kimsiniiz siz?” cevap geldi “Benim adim Frederic hanim efendi, ben burda tutsak dusmeden once bir Helm Paladin’i idim” Bu sirada Arueth kapiyi acan kucuk noktayi buldu ve iceri ittirdi. Obsidius’un tam onundeki duz duvar sekil degistirerek ciglik atarken carpilmis bir agzin goruntusune donustu, ve agzin icinden bir koridor gorunmekteydi.
Dikkatlice iceri girdiler, magaraya girdiklerinden beri sicaklik oldukca dusmustu, ayrica havada belli belirsiz bir rituelin tekrarlanan dizeleri ve her ne kadar inanmak istemeselerde birilerinin aci icindeki cigliklari vardi. girdikleri noktada doksan derece acilarla ayrilan 3 koridor vardi, tum koridorlar zifiri karanlikti, Lakashtari ve Eglath digerleri gibi karanlikta gormek konusunda hic de iyi degilleri. bu sirada telepatik bir mesaj daha geldi. “Ben solunuzdaki koridorun sonundayim, lutfen gelin” Lakashtari arkadaslarina yeni gelen bilgiyi fisildadi, Arueth ve Rasputin bunun iyi bir fikir olmadigini soyluyorlardi, bir tuzak oldugundan eminlerdi. Grup yinede sol tarafa dogru devam etti. soldaki koridor kisa bir sure sonra saga dogru donup biraz genisledi, bu noktada tam karsilarinda buyuk cift tarafli bir kapi ve kapinin her iki tarafinda cehennemden cikma boynuzlu kopeklere benzeyen iki heykel gorduler. heykellerden hissedilir bir sicaklik yayilmaktaydi ve kipkirmizi gozleri sanki onlari izler gibiydi. yeni bir mesaj geldi “Sahipleri gunlerdir bir rituel ile mesgul, sizin geldiginizi bilmiyor, bu nedenle size zararlari dokunamaz yanlarindan gecebilirsiniz” yine kisa sureli durumu tartisan grup ilerlemeye karar verdi. heykellerin arasindan gectiler ve kapiyi araladilar.
Icerideki gercek ustu manzara bir sure herkesi oldugu yere civiledi. buyuk bir odanin ortasinda full plate zirhlari icinde bir paladin havada asili duruyordu. vucudunun sayisiz yerinden girip cikan zincirler duvarlarda sabitlenmisti. zincirlerin uzerlerinden hala kan damliyordu ve paladin’in asili oldugu yerin alti kan golune donmustu. ayni zamanda odanin zemininde de eski cesetler vardi, iskelete donmuslerdi. yirtik pirtik cubbelerinden ve kemiklerin yanindaki metal cubuklardan Arueth ve Obsidius bunlarin o monklardan olduguna emindiler. Telepatik ses bu kez herkesin duyacagi kadar yakindi, “Sakin iceri adim atmayin, bu zincirler cok guclu bir buyunun bir parcasi iceri girerseniz sizi paramparca ederler.” Grup paladine kim oldugunu, neden orda oldugunu, burdaki yaratiklarin kim oldugunu sordu. Frederic 100 yil kadar once buraya arkadasini bulmak icin geldigini ama cok gec kaldigini, kaninin son damlasina kadar savasirken burda koseye sikistigini ve sonunda da bu yaratiklarin oyuncagi oldugunu anlatti. bu zindandaki varliklar Loviatar’in fanatikleri idi, Loviatar iskence ve aci tanrisiydi. Tam bu sirada Paladin’in icinden gecen zincirler ileri geri testere gibi hareket etmeye basladi, 30 saniye kadar suren bu iskence boyunca tum grup adamin cigliklarini kafasinda isitti. Bu iskence surekli olarak 100 yildir devam etmekteydi. Paladin anlatmaya devam etti, zindanda bir warlock ve bir cleric vardi. her ikisinde de birer ozel kristal duruyordu, bu kristallerden biri onun ruhunu oburu ise bedenini hapis tutmaktaydi, grupran iki yaratigi da oldurmelerini ve kristalleri buraya getirip birbirine vurarak parcalamalarini istedi, ancak bu sayede kalan onuruyla olebilirdi.Rasputin duyduklarina inanmaz bir sekilde gruba burdan hemen gitmeleri gerektigini, Lord Pardraig’e gidip haber vermelerini, burasinin onlarin boyunu asacagini soyleyip duruyordu. Tam bu sirada Rasputin’in isteksizligine sinirlenen ve paladine aciyan Lakashtari kimseye hissettirmeden konsantre oldu ve Rasputin’e tanrisindan gelmis gibi gorunecek bir mesaj gonderdi, “Sovalyemi kurtar rahip, ben sana guclerimi bu nedenle verdim!” Rasputin sok icinde oldugu yerde kaldi, durumun heycanindan gelen mesaji sorgulamadi bile, ve herkesin saskin bakislari icinde “yuruyun paladin kardesimizi kurtarmamiz gerekiyor, buraya oturmaya gelmedik” diyip odadan firladi. Lakashtari memnun bir sekilde Rasputin’i takip etti, geri donulmez zincirleme bir felaketi baslattigindan haberi yoktu. odanin ortasindaki varlik arkalarindan bakip son andaki bu ilginc gelismeyi memnuniyetle karsiladi, ozgurluk yakindi.
Grup koridorda hizla geri giderek bu sefer sag taraftaki koridora dogru devam etti. Paladin’in soyledigine gore warlock burada olmaliydi. koridorun sonunda yanyana iki odaya geldiler. once sagdaki odayi actilar, burasi bir yatak odasiydi, iceride raflar kitaplar, parsomenler, bir yatak ve yatagin ustunde 9 kollu bir kirbac sembolu asiliydi. burda yatagin altinda bir sandik gorduler ama sandik buyulu bir tuzak ile korunmaktaydi. bu odadan ciktiktan sonra Arueth ikinci odanin kapisini araladi. iceride warlock yazi masasinin uzerinde egilmis calisiyor, adamin iki yaninda ise simsiyah zirhlar ve korkunc birer maske giymis iki olu sovalye duruyordu, kapinin gicirdamasiyla Arueth’e dogru donduler. Ayni anda Warlock masasindan kalkip gerisin geri dondu, yaratik bir insan boyundaydi, kafasi keldi ve tamamina metal cubuklar saplanmisti, yaratigin dudaklari yoktu ve yuzlerce disi varmis gibi gorunuyordu. Arueth once kilicinin ufak bir hareketiyle odayi bir toz bulutuyla kapladi sonra cesur bir hamleyle iceri dogru firladi, ilk Dread guardian’in yanindan cevik bir hareketle siyrilip warlock’un yanina kadar geldi ve ilk darbeyi indirdi. Ama garip gucler is basindaydi, kilici warlock’a degmeden hemen once cok yavaslamis istedigi etkiyi gostermemisti, warlock cehennemden cikma bir kahkahayla iki elini one dogru uzatti ve Arueth’in etrafini garip bir aurayla kapladi, hareketleri iyice yavaslayan Arueth, hemen ardindan warlock’un iki elinin ortasinda beliren dev mor topu son anda gordu ama yapabilecegi birsey yoktu, buyu gogsunde patladi ve onu karsi duvara carpip kendinden gecmis bir sekilde yere serdi. Eglath hemen pesi sira iceri daldi, odanin ortasina geldiginde butun gucuyle babasinin ona emanet ettigi sancagini yere sapladi. Barbar irkinin ona bahsettigi dev kaslarindan gelen insan ustu guc, sancagin odanin tas zeminini kirip yere saplanmasina neden oldu. onun hemen arkasindan Rasputin de iceri daldi ve dread guardian’lardan ilkine saldirdi. Obsidius ve Lakashtari yine uzakta duruyor, arkadaslarinin dusmanla aralarinda duvar olmasina izin veriyorlardi. dread guardianlar iki elleriyle kaldirdiklari neredeyse kendileri kadar buyuk olan kiliclarini acimasizca indiriyor, bir yandan da warlock curselerini kendisine yaklasanlara puskurtuyordu. Dread Guardian’larin etrafindaki mor aura gorunuse gore warlock’a hatiri sayilir bir kalkan saglamaktaydi, Obsidius’un kavurucu ates buyuleri bile yaratigi fazla etkilememisti. Rasputin bir yandan kara savascinin kilic darbelerinden kacinirken bir yandan da Arueth’i bir duayla ayaga kaldirdi. Arueth kendini yarattigi toz bulutunda gizleyerek warlock’a olumcul oklar gondermeye basladi, her zamanki gibi bunlarda yaratigin vucuduna girmeden once yavasliyor ve tam etki gostermiyordu. Lakashtari odanin girisinde elinden geldigince arkadaslarina yardim etmeye calisirken warlock’un gozlerini uzerinde hissetti. bir kac saniye sonra lanetlenmisti, hareketleri agirlasmis konsantre olamaz olmustu. aklina hemen ustasinin Nesme’de kendisine verdigi yuzuk geldi, belki onun yuzugu de Rasputin’inki gibi cok degerliydi ve onu olumlerden koruyabilirdi. yuzugu parmagina takti ve takar takmaz sirtinda korkunc bir yanma hissetti, ciglik cigliga ellerine sirtina goturuyor ama erisemiyordu. Hersey Obsidius’un hemen onunde olmaktaydi, Lakashtari yuzugu takar takmaz, sirtindan once dumanlar cikmaya basladi, ne yapacagini bilemeyen Obsidius daha sonra Lakashtarinin sirtindan boynuna dogru ilerleyen ve ensesinde son bulan bir dovmenin belirdigini gordu. Lakashtari’nin acisi dinmisti ama soktan hareket edememisti. Savas butun hiziyla devam ediyor, celigin cinlayan sesi ve buyulerin patlayan isiklari koridorlari dolduruyordu. Lakashtari son yaptigi buyude de basarisiz olunca bir kufur savurup yanindaki duvara yumrugunu salladi ama saskinlik icinde elinin duvardan gecip gittigini gordu. ellerini havaya kaldirdiginda arkasini gorebiliyordu, bu durumu Obsidius ta farketmisti, tam birseyler soyleyecektiki Lakashtari bir adimda yanindaki duvarin icine girip kayboldu. Obsidius acik kalan agzini kapatip onundeki savasa tekrar odaklandi.
Lakashtari daha once inceledikleri diger odada hayalet gibi suzulmekteydi, bu yeni hali hosuna gitmisti. aklina hemen yatagin altindaki sandik geldi, once elini icine soktu ama haliyle iceridekilere dokunamiyordu, bu kez kafasini sandiga sokmaya karar verdi, cok akillicaydi ama bu seferde ne yazikki sandigin ici zifiri karanlik oldugu icin hicbirsey goremiyordu. tam kafasini sandiktan cikardigi anda vucudu tekrar maddelesti.
Eglath ve Rasputin dread guardian’larin etrafinda dans ediyor birbirlerine verdikleri isaretlerle tam zamaninda saldirilar yapiyorlardi. Arueth acimasizca oklarini gonderiyor, Obsidius ise ates buyuleri ile ortami yakip kavurmaya devam ediyordu. En son gonderdigi magic missile warlock’un elindeki staffini yere dusurdu, warlock hepsine dogru donup anlamadiklari bir dilde mirildandiktan sonra yere yigildi. Tam bu anda hepsinin uzerinden hafif bir ruzgar gecti ama kimse ne oldugunu anlayamadi. savasin bitmesinin ardindan grup odayi arastirmaya basladi, bu arada Rasputin’e bir mesaj geldi ""Warlock’un ruhani varligi cok kuvvetlidir, bedenini yoketmis olsaniz bile, bir yada birkacinizin iradesi uzerinde baski kurabilir, dikkatli ol genc rahip, burada iradesi en kuvvetli kisi sensin, kristaller sende durmali, bu bilgiyi herseyden emin olana kadar kendine saklamani tavsiye ederim" bunun uzerine Rasputin hizlica warlock’un uzerini arayip buldugu sari kristali cebine atti. Bu sirada Obsidius kulaklarini tutarak yere kapaklandi, kulaklari garip seslerle cinlamaktaydi, bir sure sonra ayni sorun Eglath’da da bas gosterdi, bir kac dakika icinde ikiside normale donduler. Etrafi dikkatlice arastirirken bir gizli kapi ve yeni bir oda buldular. odada yine sayisiz kitap, parsomen, raflar ve bir okuma masasi vardi. bu kez masanin uzerinde ortak dilde yazilmis bir kitap durmaktaydi. kitap acikti ve acik olan sayfayi gozden geciren Rasputin, kitabin olumsuz bir seytanin dunyaya getirilmesi ve kontrolu uzerine bilgiler icermekteydi. Rasputin kitabi almaya karar verdi ve kapatip cantasina atti. kitabi alirken acilan baska bir sayfadaki bahsedilen seytanin detayli cizimini ve vucudundan cikan zincirleri ise gormedi.
Rasputin odayi biraz daha arastirip, bir kuru kafanin icinde gordugu bir avuc yuzugu cebine atti. daha sonra ise yine ufak bir sandikla karsilasti. yine buyu ile korundugunu anladigi sandigi bu sefer acmaya karar verdi. diger odada etrafa bakmakta olan grubun geri kalani sadece bir simsek catirtisi duydu ve Rasputin’in gizli odadan firlayarak yanlarinda yere dustugunu gorduler. Lakashtari once Rasputin’e dogru kostu sonra onu pas gecip icerdeki gizli odaya girdi. Sandigin ici agzina kadar altin doluydu ve ortasinda siyah bir Orb vardi. Lakashtari hemen Orb’u kucakladi. Rasputin ustunu basini silkip ayaga kalktiktan sonra herkese geride durmalarini soyleyip yandaki bos odaya daldi. bir kac saniye sonra kulaklari sagir eden bir patlama oldu ve kapi esiginden bakan grup Rasputin’in yandaki odanin kapisindan kapiyla beraber alevler icinde magaranin girisine kadar uctugunu gorduler. Anlasilan diger kasayida acmayi denemis ama bu kasadaki buyu dusundugunden kuvvetli cikmisti. patlamanin oldugu oda alevler icindeydi goz gozu gormuyordu, grup Rasputin’in yanina kostu, rahip bilincsiz yatmaktaydi. Patlama butun zindani temellerinden sarstigindan az ilerideki bir odada meditasyon yapmakta olan 20 monk grubun tam onundeki koridora kontrolden cikmis bir nehir gibi akmaya basladi. Grup Rasputin’i son anda ayaga kaldirip, magaranin cikisina dogru savasarak geri cekilmeye karar verdiler. Sans onlardan yanaydi, koridorlarin darligi cilgina donmus monk surusunun yaklasmasini engelliyor, gruba rahat bir savunma olanagi sagliyordu. En onde duran Eglath penceli ellerini uzatmis ona dogru kosan bir yaratigi dev kiliciyla tam ortadan ikiye ayiracakti ki, savastigi monkun arkasindaki iki tanesi yaratigi geri cekerek olumcul kilictan kurtardilar. Belli ki monklar beraber savasacak sekilde egitilmislerdi, kilic ve balyoz darbelerinden dans edercesine kaciyor, Obsidius’un yarattigi ateslerin icinden zarar almadan siyriliyorlardi. Iclerinde birtek Arueth crossbow’unun olumcul hiziyla dusmanlarini birbir yere sermekteydi. Monklar yorulmak bilmeden uzerlerine akti, Eglath ondeki birini kesiyor, onun yerini hemen iki tanesi aliyordu. Grubun avantaji monklarin silahsiz olmasi ve yumruklariyla dovusmeleriydi, her ne kadar etkili olsalarda ozellikle agir zirhli olan Eglath ve Rasputin bu yumruklardan cok az etkilendiler. dakikalarca suren savastan sonra bu ciglik cigliga savasan kalabalik yavas yavas tukendi ve sonunda tum koridor monk cesetleriyle doldu. Bir anlik sessizlik icinde tek duyulanlar, sagdaki odadaki yanginin citirtisi, monklarin ciktigi odadan gelen aci dolu haykirislar ve patliycak gibi atan kalplerinin sesiydi.
""Devami Haftaya""

View

I'm sorry, but we no longer support this web browser. Please upgrade your browser or install Chrome or Firefox to enjoy the full functionality of this site.