For the New and Unseen

Oyun 5 - Assassin, Silverymoon ve yeni bir hayat.

Zek dustugu yerden kalkti ve rahiple arasinda acilan bir kac metreyi hizla kapatti. Dusmaninin aldigi darbelerden sonra hala ayakta olmasina inanamiyor gibiydi. Kilicinin agirlastigini hissetti kollari beyninin verdigi komutlara yeterince hizli tepki vermiyordu, o anda bilmedigi ise savas alanindaki tum goblinlerinde ayni durumda olduguydu, kiliclarini sallamak normalden
de zor geliyor sanki suyun icinde yuruyormus gibi hissediyorlardi. bir kac saniye boyunca ne Zek nede hobgoblinler’in kiliclari hedeflerini buldu. O sirada sadece Lakashtari’nin tam
karsisinda duran hobgoblin bir gariplik oldugunu gorebiliyordu zira karsisinda duran kadinin gozlerinden atesler cikiyor, saclari garip mental bir gucle dalgalaniyordu, sanki derin bir
transa girmis gibiydi. bir kac saniye sonra Lakashtari normal gorunumune geri dondu ve ortamdaki bu guc ortadan kalkti.
Arueth’in etrafi goblinlerle sariliydi, sag tarafini goz ucuyla kontrol etti ve Obsidius’un kargasadan yararlanip kactigini gorunce rahatladi, simdi panteri Antres ve o 3 goblinle karsi
karsiyalardi, biraz eglenmeye karar verdi ve daggerini tutan elinin ufak bir hareketiyle etrafini bir anda koyu mor bir karanlik sardi.Etrafindaki Goblinler panik halde etraflarina
bakindilar, hicbir sey goremiyorlardi.
Eglath hala savas alaninin ortasinda duran toz bulutunun icinden ok gibi firladi ve evin yan tarafinda savasmakta olan arkadaslarina katilmak icin o koseyi tutan gobline charge etti. kilici
goblin daha ne oldugunu anlamadan yaratigin gogsune girdi. Eglath kaslarinin insanustu kuvvetiyle kilici yukari dogru cekti ve yaratigin belden yukarisini ikiye ayirdi. Tum konsantrasyonunu
onundeki dusmanina verdigi icin, arkasinda Arueth’in yarattigi karanliktan panik halde cikan goblinleri gormedi. bir kilic sirtina girdi, ikinci bir kilic ise baldirini boydan boya yardi,
tam sirtinda patlayan bir topuz cigerlerindeki tum havayi aldi ve Eglath bilincsiz bir sekilde yere yigildi.
Rasputin’e olusan bu bir kac saniyelik yavaslik yetmisti, Zek’in sayif atagini kolayca savusturdu ve topuzunu tekrar tam hedefe indirdi. Zek ayaklari uzerinde zar zor dengesini sagladigi
anda uzaklardan gelen bir magic missile tam yuzunde patladi ve onu karanliklara bogdu. Rasputin Zek’e soyle bir bakti ve olmedigine emin olduktan sonra topuklari uzerinde hizla dondu ve ona
dogru kosmakta olan hobgobline topuzunu gecirdi. Afallayan hobgoblinin bu sefer tam ensesinde bir magic missile daha patladi oda Zek’in yanina dogru yere dusmeye basladi. iste bu
saniyelerde kendi basindaki goblinden kurtulan Lakashtari Zek’in bir daha ayaga kalkmayacagindan emin olmak icin ezici telepatik guclerini yerde yatan adama yoneltti, ayni anda da yere
dogru dusmekte olan goblinin kilicina odaklanip yonunu degistirdi. savunmasiz yatan Zek once basini tutarak bir ciglik atti sonra sag bacagina giren kilicin acisiyla bir tane daha. Rasputin
Lakashtari’ye dondu ve “Onu Oldurme!!!” diye var gucuyle bagirdi.
Kargasa sirasinda yaralarina disini sikarak Lakashtari’nin hemen arkasina kadar gelen Obsidius, onu kimsenin farketmemis olmasindan da yararlarnarak Rasputin’in etrafindekilere ezberinde
kalan bir kac buyuusunu gonderiyordu. Tam bu sirada onundeki Lakashtari Eglath’in yerde yatan hareketsiz bedeni uzerinden gecen goblinleri gordu ve saklanmak umuduyla geri adim atip
Obsidius’un ustune basti. Obsidius sansina kufrederek yeni gelen goblinlerin onu takip etmemelerini umdu. Ama umudu bosunaydi, tam onunde beliren goblin kosede saklanan buyucuyu gorur
gormez kilicini salladi, Obsidius kacmaya calisirken karnina giren krampla iki buklum olunca belkide kafasini koparacak olan kilic zararsizca ustunden gecti. Lakashtari bu sefer ileri
atildi ve Rasputin’e dogru kostu, bu sirada goz ucuyla Eglath’in kendi kanindan olusan bir gol icinde yattigini gordu ve ici buruldu.
Arueth’in karanlik buyusu oldukca kisa surmus ve bu avantajdan pekde istedigi gibi yararlanamamisti, goblinler agir zirhliydi ve ataklarini kalkanlariyla kolaylikla onluyorlardi. bu arada panteri Antareste oldukca darbe almisti. O anda aklina bir fikir geldi ve bu kez sol elini soldan saga dogru yavasca gezdirdi. Savas alaninin ortasindaki toz bulutu elinin hareketini takip edercesine onlara yaklasti ve etraflarini sardi, goblinler tekrar hicbirsey goremez olmuslardi. Arueth aradigi avantaji ele gecirmisti.
Rasputin Zek’in olmesini engellemek icin uzerine atilip bir kac buyuk kanamayi durdurdu. O anda Zek gozlerini acti ve Rasputin’e “beni oldurme, Silverymoon’a gotur. basima buyuk bir odul
var pisman olmazsin” dedi. Rasputin hizla ayaga kalkip Eglath’a dogru kostu. Yolunun ustundeki goblinleri iterek ve savurduklari kiliclardan kacaran kendini Eglath’in yanina atti. artik
gozlerindeki yasam enerjisi tamamiyle kaybolmak uzere olan arkadasi icin bir dua mirildandi, disleri gicirdiyor elleri titriyordu. Eglath’in gozlerindeki isik geri geldi, tam yerinden
dogrulmak uzereydi ki, goz ucuyla Arueth’in toz bulutu icerisinden firlayan goblinleri gordu ve ayni anda kendisini yere birakip baygin taklidi yapmaya devam etti. Goblinler Eglath’in
uzerinden atlayip Rasputin’e saldirdilar, iste o anda Eglath ayaklari uzerine firladi ve yaratiklara arkadan saldirdi. Ayni anda Lakashtari de onundeki iki hobgobline dogru kulaklari sagir eden bir ciglikla odaklandi, yaratiklar bir kac saniye ayakta oylece durdular sonra kulaklarindan ve gozlerinden akan kanlarla beraber yere yigildilar. bir kac saniye sonra tek duyulan ses sag kalan tek goblinin ormana dogru kacarken cikardigi seslerdi, bu da Obsidius’un hedefi bulan son magic missile’i ile son buldu.
Grup ayakta zor duruyordu, herkes sayisiz yara almis, Eglath olumun ucundan donmustu. Rasputin’in ise akli basinda degildi, gunlerdir bilmedigi bir sebepten bir assassin tarafindan takip
edilmis, sirf bu yuzden iki masum insan olmustu. Zek’i ayak bileginden yakaladigi gibi evin icine kadar surukledi. odalardan birine atip kapiyi arkasindan kapatti. grup bir sure onun
pesinden gitmedi. Rasputin Zek’i yataga bagladi, ustunu basini aradi. iki mektup buldu, biri yine Astrid’den geliyordu, digeri ise uzerinde mavi “S” muhuru olan bir mektuptu ve icinde
“Oglani yok et” yaziyordu. Onun disinda bulduklarini da kendi cantasina atti. Bu sirada grubun geri kalani da icer geldi. Eglath “uyandir sunudu da ogrenelim derdi neymis” dedi, Rasputin’de
Zek’e yaklasip sarsti. agir yarali olan adam yavasca gozlerini acti. Rasputin sabredemiyordu, “kimsin sen? neden beni takip ediyorsun?” diye bagirdi, adam cevap vermedi. Topuzunu havaya
kaldirdi, adami korkutmayi umuyordu ama Zek sadece siritti. Grupta herkes Rasputin’i tandigi icin, kimse ona engel olmuyordu zira rahip savunmasiz birini oldurmezdi. Bu yuzden topuz Zek’in
suratinda patladiginda herkesin agzi acik kaldi. Adam’in gozlerindeki isik sondu ve Rasputin oylece kalakaldi, onlara dondu ve “sadece korkutmak istemistim” dedi. Eglath “bi dahakine bana
birakta bir iki yumruk atiyim” diyip odadan cikti.
o aksami talihsiz ciftciyi gomup, goblinlerin cesetlerini yakarak gecirdiler sonrada yorgun ve rahatsiz bir uykuya daldilar. Rasputin icin ise uyku cok sonralari ve kabuslarla geldi.
Tanrisi dualarina cevap vermiyordu. Ertesi sabah herkes biraz toparlanmis olarak kalktiklarinda Rasputin’i hala baygin yatarken ve yaralarindan kan sizarken buldular.
Tatsiz bir kahvaltidan sonra tekrar yola cikti grup, Rasputin vagonda yatiyordu, uzerine bir karamsarlik cokmustu. Eglath arabayi kullaniyordu. 5-6 saat kadar sonra tirmanmakta olduklari
dagi geride biraktiklarinda ayaklarinin altindaki vadide Silverymoon’u gordu. vagonun perdesini araladi ve herkese bakmalarini isaret etti. iki tarafi capcanli, yesilin her tonunun yaninda
kizil ve sarilarla suslenmis ormanlarla kapli vadinin tam ortasinda mucevher gibi parliyordu Silverymoon. Bembeyaz bir sehirdi, surlari guneste mithril gibi parliyor, sehrin guney
kismindaki kuleler goklere uzaniyordu. Sehir oval bir sekle sahipti ve irmak sehrin icinden guney tarafindan geciyordu. Eglath hayranlikla sehri seyrederken atlari tekrar harekete gecirdi.
yaklasik bir saat sonra kendilerini bu ihtisamli yapinin buyuk kapilarinda buldular. Ardina kadar acik duran kapiilarin onunde yaklasik bir duzine guard dolasiyordu. Bunlardan cogu
kahverengi deri zirhlar giymis belliki alt rutbe askerlerdi, aralarinda bir kac gumus sovalye de vardi. guardlardan ikisi onlara yaklasti. Eglath Lord Pardraig’i goreceklerini soyleyince
guardlardan biri kapiya dogru hizla ilerledi ve ordaki grubun icine girip birseyler soyledi. iki gumus eldivenli el kumelenmis guardlari iki tarafa dogru ittirip aralarindan firladi. Gur
kizil kahve saclari ve sakallari ozenle taranmis ve orulmus, bastan asagi gumus zirhlarla donanmis, belinde dev bir cekic kafasinda da gorkemli bir kask olan kirisik suratli bir cuceydi
Lord Pardraig.
Eglath kendini tanitip neden geldiklerini belirtince sinirli hali yatisan Pardraig, Xarvos’a bir kac kufur salladiktan sonra guardlarindan biri olan Dahhim’i yanina cagirip genclere Dancing
Goat hanina kadar eslik etmelerini soyledi. kendisi de bir kac saat sonra onlara katilacakti ama su anda karsilamasi gereken onemli kisiler vardi. gencler cucenin yanindan gecerken,
Pardraig Arueth’e bir pelerin uzatti ve “sehirde bunu giysen iyi olur elf, hem senin icin hem bizim icin” Arueth saskin bir sekilde pelerine bakti sonra hafifce Obsidius’a dogru bakti.
Obsidius pelerinin magical oldugunu sezebiliyordu ama bunu Arueth’e gizlice soylemenin bir yolu yoktu. zaten gerekte kalmamisti Arueth pelerini uzerine gecirdi. Giydigi anda kafasindan koyu
kahverengi gur saclar, yuzunden beline kadar inen sakallar cikiverdi, Arueth tiknaz bir cuceye donmustu, soyle bir etrafina bakti, herkes gulumsemesini gizlemek icin baska taraflara
bakmaktaydi.
Grup at arabasini kapidaki guardlara teslim edip, Dahhim’in pesinden Silverymoon’a girdi. Akla mantiga karsi gelen bir sehirdi Silverymoon, belli bir mimari stili yoktu, her ev sanki bir
baskasi tarafindan insa edilmisti, bazi evlerin ayakta duruyor olmasi bile mantiga aykiriydi. Obsidius icin daha az sasirticiydi bu olay, burdaki binalar buyuyle yaratilmisti suphesiz,
buyunun fizik kanunlarina ihtiyaci yoktu. Dahhim onlari limanin kenarindan dogru goturdu, liman buyuklu kucuklu teknelerle doluydu, buyuk yolcu yelkenlilerinden, kucuk balikci teknelerine
kadar. limanin tam ortasinda ise daha hayret verici bir olay meydana gelmekteydi, bir duzine insan ve bir at arabasi irmagin tam ustunde havada yollarina devam ediyorlardi. Irmak hepsinin
altindan onlara dokunmadan devam ediyordu. Bu yolda karsilastiklari cucelerin bahsettikleri Moonbridge olmaliydi. Burdan kuzeye donduler ve buyuk market alanina girdiler. Aksam saatleriydi
ve dukkanlar kapanmisti ama burasi yinede oldukca gorkemliydi, meydanin etrafi dericiler, demirciler ve mistik dukkanlariyla doluydu. ayni zamanda meydan ise tezgahlarla doluydu, bunlarin
sebze meyve ve hayvan pazari oldugunu soyledi Dahhim. gidecekleri hanin bulundugu sokaga donmeden once Dahhim karsilarindaki bir diger meydanin ortasinda bulunan ve bir kaleye benzeyen
tapinagin ise “house of Invincible” yani Helm’in tapinagi oldugunu soyledi. Rasputin burayi aklinin bir kosesine kaydetti, bu gece bitmeden tapinaga gelmeli ve dua etmeliydi. Dahhim grubu
tavernaya birakti ve Lord Pardraig’i beklemelerini rica ettikten sonra onlardan ayrildi. Onlarda hanin uzak bir kosesindeki bos bir masaya dogru yoneldiler. Han oldukca kalabalikti,
genellikle tuccarlar ve alt kademe askerler burda zaman geciriyordu, masalar temizdi ve yemek guzel kokuyordu. Herkes masaya dogru ilerlerken Rasputin ve Arueth bara dogru baktilar, barin
arkasinda bir half-orc vardi, asil dikkatlerini ceken ise barin sag tarafinda iki orta yasli adamin hararetle birseyler tartismalariydi. Rasputin hemen o tarafa dogru yoneldi, Arueth de su
an sac ve sakal yiginin altina gomulen elf kulaklariyla dikkat kesilerek bara yaklasti. Adamlar bir hafta once yasanan bir depremden ve rivayete gore deprem sonrasi daglarda ortaya cikan
dev bir magaradan bahsediyorlardi. bu magaranin ejderha magarasi oldugu soyleniyordu, belkide ejderha olmustu ve hazinesi oraya gelecek talihlileri beklemekteydi. gunler once genclerden
olusan bir grup bu magarayi bulmaya gitmis ama daha haber alinmamisti. Arueth bu deli sacmasi haberleri duyduktan sonra yemek masasina geri dondu. Rasputin ise adamlarla bir sure daha
sohbet etti. Eglath arkadasinin yol boyunca suren yorgun ve yikilmis halinden cok endiselendigi icin sik sik bara gidip Rasputin’i kontrol etti, iki adam sorunca da onemli bir gorev icin
Nesme’den cikip Silverymoon’a geldiklerini, yolda saldiriya ugradiklarini ve Rasputin cok pahali bir yuzugu oldugunu da soylemeden edemedi. Rasputin Eglath’i kibarca kovaladiktan sonra
adamlarin, barmenin ve yan masalarin elindeki yuzuge bakislarindan dolayi izin isteyip masaya donmek zorunda kaldi.
Hanci siparis ettikleri leziz yemekleri getirdi, onlarda bir yandan yiyip bir yandan ileriki gunlerde neler yapacaklarini, onlerindeki secenekleri tartisiyorlardi. En sonunda en iyisinin
once Lord Pardraig’i beklemek olduguna karar verdiler.
1-2 saat sonra Lord Pardraig kapidan girdi, uzerindeki gumus zirhlari cikarmis ve siyah kahverengi seritlerden deri bir zirh giymisti. belinde yanindan ayirmadigi cekici asiliydi. Geldigi gibi direk bara yoneldi. Yururken yine yere o kadar sert vuruyorduki, adimlarini hanin uzak kosesinden hissediyordu grup. bira dolu koca bir masrapayi aldiktan sonra, kopuklerden bir firt cekti ve gozu handakileri taradi. Eglath da cucenin onlari daha iyi gorebilmesi icin ayaga kalkmisti. O tarafa bakar bakmaz ileri atildi. yine yeri sokercesine adimlar atarak yanlarina
geldi ve bos buldugu sandalyeye kendini atti. Genclere bir sure Nesme’yi ve Xarvos’u soran cuce, daha sonra baslarina gelenleri bir bir ogrenmek istedi. uzun bir sure sohbet ettiler,
kaliteli saraplardan ictiler ve bolca yemek yediler, ve bu arada baslarindan gecenleri anlattilar. Astrid’in mektuplarini gostediler. Pardraig ozellikle bu mektuplarla yakindan ilgilendi ve Astrid’in oldukca yuksek mevkide biri oldugunu bildiklerini, kuzeyde ne kadar pislik varsa yonettiginden suphelendiklerini anlatti. muhurdeki L.X harfleri ile ilgili ise birsey
bilmiyorlardi. Eglath bu isin izini surmek istediklerini soyleyince Pardraig iki gun icinde konseyin toplanacagini, bu toplantida bu konudan bahsedecegini soyledi. Astrid ile ilgili
bulduklarini grup ile paylasacak ve beraber hareket edeceklerdi. Bu sirada sehirde Pardraig’in misafiri ve sag kolu olarak kalacaklar, listesinde yapilmasi gereken isleri yapmasina yardim
edeceklerdi. Pardraig onlara Silverymoon ile ilgili biraz daha bilgi verdikten sonra herkesin yorgun oldugunu gorup onlari yeni evlerine goturdu. Handan sadece bir kac sokak ilerdeki
buyukce bir eve girdiler, etraftaki toz ve rutubetten uzun suredir kullanilmadigi belliydi. alt katta ve ust katta ucer odasi bulunan ev konforlu sayilirdi. Pardraig kendisini iki gun sonra
bugun girdikleri kapinin orda bulmalarini soyledi, o zamana kadar dinlenip sehri gezmelerini onerdi.
Rasputin disinda herkes yolun yorgunlugunu yataklara serilerek gecirirken, Rasputin yapilmasi gerekenin farkinda olarak evden cikti ve Helm’in tapinagina gitti.
Ertesi sabah gec kalkip kahvalti eden grup sehri dolasmaya cikti, meydanda Rasputin onlari bekliyordu, gorunuse gore butun gece uyumamisti ama yinede dunki nesesiz halinden eser yoktu,
canlanmisti. Rasputin ve Obsidius sehrin guney yakasina gecip universite’ye ve Vault of Sages’e ugramaya karar verdiler, Eglath, cuce Arueth ve Lakashtari ise meydandaki dukkanlarda
dolastilar. Sage’lerden bilgi almayi oldukca pahali bulan iki arkadas daha sonra universiteye ugradi. Bu arada Rasputin’in aklina birden elindeki yuzuk geldi ve Obsidius’a yuzuk uzerinde
tekrar calismasini rica etti. her sabah oldugu gibi tekrar konsantire olan Obsidius bu sefer birseyler sezdi ve yuzugun gucunu yakalamayi basardi. bu oldukca guclu bir yuzuktu, cok eskiydi
hatta o kadar eskiydi ki uzerindeki buyu dokusu zayiflamisti. universiteye ugradiklarinda oradaki bas buyuculerden biri yuzuge bakti ve yuzugun buyu dokusunun tutarsizlik gosterdigini,
Rasputin’in umdugu kadar guclu tepki vermeyebilecegini, hatta bir anda buyunun tamamiyle yokolabilecegini soyledi. yuzuk muhtemelen 1000lerce yillikti ve uzerindeki buyuyu yenilemenin bir yolu yoktu. Obsidius bu arada Celthric adindaki bir bas buyucu ile goruserek, bazi gorevler karsiliginda universiteden bilgiler edinebilecegini ogrendi. Ozellikle su ara Celthric’in Fey bir
yaratigin derisine ihtiyaci vardi, “elf olmamak kaydiyla” diye ekledi Celthric, Obsidius’un yuzundeki anlamsiz gulumsemeyi gorunce.

###
Luskan’in kapisindan gece kadar siyah bir at ruzgar gibi firladi. Binicisi avinin kokusunu almisti artik durdurulamazdi, Nesme’den gelen konvoy ilginc haberler getirmisti gercektende. drow’un gunleri sayiliydi.
###
“Devami Haftaya”

View
Oyun 4 - Uzun bir yol, Seytani bir pusu

Ormanda agaclarin icinde olmasina ragmen soguk sonbahar havasi yuzune sert bir sekilde vuruyordu, ama doganin bu lutfuna minnettardi dogrusu zira arkasinda gizlenen kalabaliktan tam bir les kokusu yayiliyor, sansina ruzgar kokuyu dagitiyordu. aklini tekrar onundeki plana verdi, herseyi en bastan gozden gecirdi.

O gece malikanede yasanan basarisizligindan sonra Astrid’le temas kurmus ve ozel bir istekte bulunmustu, bu hic hosuna gitmiyordu. Astrid’in hemen kabul etmesi daha da sinirlerini germisti zira Astrid’e borclu kalinmazdi. Mektubu alir almaz yola cikti, zaten grubun yeni guzergahi belli olmustu, tek yapmasi gereken gidip ona tahsis edilen hobgoblinleri almak ve tuzagini en olasilikli noktaya kurmakti. Nesme’ye cok yakin kuramazdi, hem gizlenmek icin yeterince sik bir orman yoktu hem de yollar kalabalikti. Silverymmoon sinirlarinin icine kurmasina imkan yoktu Lady Alustriel’in koruyan gozunden kacmak soz konusu degildi. Arada ise Evermoors vardi, elindeki hatiri sayilir gucteki hobgoblin ordusu bile evermoorsta kamp kurmazdi, troller tarafindan parcalanip yenmek goblinlerin bile korkacagi bir sondu. Elindeki harita uzerinde saatler harcamis ve sonunda Silverymoon dan 7-8 saat uzakliktaki bir ciftligi gozune kestirmisti. Gencler yola aliskin degildi ve evermoors yakinlarinda kamp yapmakta kolay olmayacakti o nedenle bu ciftlikte kalmalari yuksek ihtimaldi. Pusuyu bu ciftlikte kuramaya karar verdi.

Sert bir ruzgar dusuncelerini tekrar dagitti, hesaplarina gore ertesi aksam burda olacaklardi, gonderdigi gozculerde bir kac saat once gelmis ve tahminlerini dogrulamisti. Zek her ne kadar planindan eminse de, bulabilecegi her avanatji kullanmakti niyeti, grubun eve girmesini ve yemek yemesini bekleyecekti, aksamin yorgunlugunun etkisini gosterecegi siralarda ise onlari evden disari cekecek olan oyununu ortaya koyacakti. Yuzunde herhangi bir duygudan yoksun bir gulumseme belirdi, bileginin altindaki hancerini yokladi. Hizlica arkasini donup son kez hobgoblinlerin sefine komutlarini tekrar iletti. Onlarin onceligi digerleriydi, rahip kendi aviydi. komutlar goblin siralari arasinda dolasti ve herkese ulastiginda emin olundugunda gecenin karanliginda gizlenen seytani grup tekrar avlarini beklemye koyuldu.

##
4 gun once
Bir onceki gunu, yaralarini sarip dinlenerek geciren grup, sabah erkenden kalkti. Herkes kendini dune gore oldukca iyi hissediyordu, onlerinde uzun ve eglenceli bir yol vardi, kimbilir yollarda nelerle karsilasacaklardi. Rasputin arkadaslarina kilerden getirdigi peynir ve salamlarla guzel bir kahvalti hazirladi. bunlardan biraz da yanina almaya karar verdi. kisa sure sonra herkes yol icin hazirdi.

evden cikan grup Xarvos’la bulustu, binanin onunde oldukca buyuk bir at arabasi duruyordu. arabaya 4 at baglanmisti, guclu atlardi bunlar. 3’u kahverengi biri sut beyazi. yaklastiklarini goren bir gorevli hizli adimlarla iceri gitti ve birkac dakika icinde Xarvos ile beraber tekrar gozuktuler. Xarvos onlara ne yone girmeleri gerektigini ve gecmeleri gereken kopru ve onemli noktalari tek tek tarif etti. Sehre bati kapisindan girmelerini tavsiye etti, Pardraig’i burda bulmalari cok daha olasiydi. Onlara atlara iyi bakmalarini ve oraya varinca atlari ve arabayi Pardraig’e teslim etmelerini istedi. Ayrica Pardraig’in onlari gormek icin can attigini, onlar gibi yetenekli genclere ihtiyaci oldugunu da ekledi.

Sarip sarmalanmis bir orc cesediyle kapali bir vagonda gitmeyi pek cazip bulmayan Eglath dizginlere gecti ve arabayi Nesme’nin uzun ahsap koprusunden karsiya gecirdi. Obsidius’ta onunla beraber on taraftaydi, guzel ve gunesli bir sonbahar sabahiydi. Kuzeye donduler ve buyuk irmagi sag taraflarina aldilar. Lakashtari icerde oturmus meditasyon yapar gibi gorunuyordu, aslinda ici gecmis kendini sabah gormekte oldugu ruyalara kaptirmisti. Rasputin ise vagonun arkasindaki perdeden disariyi seyre dalmis, caglayan irmagin gurultusu ve arabanin ritmik sallantilari arasinda dusuncelere dalmisti. Ikiside vagonun arkasinda bir anda belirip, goz acip kapayana kadar Lakashtari’nin karsisinda yerini alan Arueth ve ayaklarinin dibindeki panterini daha uzun zaman farketmeyecekti.

##
Arueth bir onceki gunu ormanda iz surerek gecirmis, drow’un izini saatlerce ugrastikran sonra belli belirsiz bulabilmisti. izler cok seyrek ve belirsizdi, tabiki buna sasirmadi. hava kararmaya basladiginda izleri kuzey doguya gittiklerini farkedebilecek kadar takip edebilmisti ama karanlikta daha fazla ilerlemeye niyeti yoktu, simdiden onu izleyen gozleri farkedebiliyordu. hizla geri dondu ve geceyi ormanin kenarlarinda ama sehre girmeden gecirdi. ertesi sabah yola cikacaklarini biliyordu, yol uzerinde onlara katilabilecegini dusundu. bir kac saat meditasyon yaptiktan sonra sabahin ilk isiklariyla yola cikti ve yol uzerinde bir agacin altinda at arabasini beklemeye koyuldu.
saat 9’a dogru 4 atli buyuk arabayi gordu ve agacin altinda hafifce dogruldu. Arabayi eglath kullaniyordu, obsidius’ta yanindaydi. araba iyice yakinlasinca onlara dogru el salladi ve araba yanindan gecip giderken eli havada asili kaldi. Yeni dostlarinin ihtiyatsiz hallerine sasiran Arueth hizla oldugu yerden firlayip vagonun arka tarafina tutundu. Rasputin vagonun diger tarafindan disari bakiyordu, tam merhaba diyecekti sonra vazgecti muhtemelen genc rahip sicrayacak ve tokezleyip asagi dusecekti. kendini sessizce iceri cekip Lakashtari’nin karsisina oturdu. gorunuse gore buda uyuyordu! Arueth kahkahasini bastirip ayaklarinin dibindeki sadik tuylu dostunu oksadi. yolculuk eglenceli olacaga benziyordu.
##

Grup o gun oglen yanlarindan gectikleri bir ciftlikte durakladi. biraz su alip, atlari dinlendirdikten sonra yollarina devam ettiler. Bu surede Arueth vagonun icinde kalmaya ve ciftciyi gereksiz yere korkutmamaya ozen gosterdi. O aksam atlar iyice yoruldugunda yakinlarinda kalabilecekleri bir ciftlik yoktu. bu yuzden irmak kenarinda konakladilar. Obsidius atesi yakti, herkes toplanip yemeklerini yediler. gece nobetlerini gozleri geceleri iyi goren Arueth ve Obsidius tutacaklardi, gun boyunca da at arabasinin icinde dinlenebilirlerdi zira arabayi Eglath ve Rasputin sirayla kullaniyorlardi. Lakashtari ise bir cok savasci erkegin arasinda bulunmanin verdigi rahatlikla krakerlerini kemiriyor ve keyfine bakiyordu (#:)#)
O gece Eglath cok garip bir ruya gordu. yine kamp alanindaydi ve yaninda arkadaslari vardi. bir sure sonra bir atli dort nala yanlarina geldi ve Eglath’i aradigini soyledi. Ruya bu ya bu atlidan cok korkmus at arabasinin arkasina saklanmisti. Haberci kendisine bir kutu uzatti ve oradan uzaklasti. herkes kutuya supheyle bakiyordu, Obsidius buyulu olup olmadigina bakti ama bir sey sezemedi, Arueth herhangi bir tuzak olmadigina emin oldugunu soyleyince Eglath kutuyu acti. Garip bir ruyaydi bu, kutunun icinde limonlu bir tart vardi ve kapagin ic tarafinda dogum gunun kutlu olsun yaziyordu. Bir anda silkinip uyandi ve etrafina bakti, herkes uyumaktaydi. bunun bir ruya olduguna emin olduktan sonra uykusuna geri dondu. cok garipti onun dogum gunu aylar once gecmisti.
Ertesi gun erkenden tekrar yola ciktilar ve ogle saatlerine kadar durmadilar. Oglen bu kez irmak kenarinda mola verdiler. gunesli bir gundu, Lakashtari balik tutmaya karar verdi ve elleriyle yaptigi mizragiyla irice birtane yakaladi. Rasputin de hevesle atildiysada once sopayi kayaya carpip bicagi kaybetti, ikinci denemesinde de fazla guc kullaninca sopayi orta yerinden kirdi. Tekrar yola ciktiklarinda Lakashtari hafifce pisirdigi baligi herkesle paylasti, tadi oldukca iyiydi. Ilk iki gun yol kalabalik sayilirdi, atlilar, at arabalari, ciftciler yanlarindan gecti.
yanliz ayni zamanda bu iki gun yolculugun aslinda o kadar da eglenceli olmayacaginin da sinyallerini vermisti. Gece ahsap bir arabada uyumak rahatsiz bir durumdu, etraftan gelen sesler arada bir onlari uyandiriyor ayni zamanda Eglath ve Rasputin surekli horluyorlardi. Aksam hava karardiktan sonra kalacak bir yer ariyorlardiki, astiklari son tepeden sonra ilerde isiklar gorduler. Nehrin kenarlarinda isiklar dansediyordu. Arueth ve Obsidius bu isiklarin varmalari gereken kopru olabilecegini soylediler. ama ayni zamanda yolun sol tarafinda da bir kamp atesi vardi. Eglath arabayi yavaslatti ve Arueth hizla asagi atlayarak karanliklarda kayboldu. bir 10 dakika sonra geri dondugunde ileride tuccar gibi gorunen iki cucenin kamp yaptigini soyledi. Eglath cucelerle sohbet etmenin ortamdaki sikici havayi biraz dagitacagina inanarak kamplarini orda kurmalarini onerdi.
Hutin Farcarver ve Dmos Gemcutter gencleri icten bir merakla karsiladilar, kamplarina davet edip, Mithrall Hall’dan getirdikleri kendi biralarini paylastilar. gece gec saatlere kadar sohbet edip ictiler, Arueth yine vagonda kalmayi tercih etmisti. Cuceler grubun Silverymoon ile ilgili bilmek istedikleri belli basli seylerden bahsettiler, daha sonrada yol hikayelerinden savas efsanelerine konustular da konustular. Eglath’a bu sohbet cok iyi gelmisti, yada ictigi bira cok iyi gelmisti, emin degildi. Dmos cok konusmuyor ara ara at arabasina bir goz atiyordu, 4 gencte yanlarinda oturmaya basladiklarindan beridir, Dmos at arabasinin nadiren cok hafifce sallandigini gozden kacirmamisti. arada bir gozuyle o tarafi inceleyip muhabbete devam etti.

Ertesi sabah Rasputin arabayi ilk kullanmaya baslayan oldu zira Eglath oglene dogru anca uyandi. Kopruyu gecip doguya dogru yolculuga baslayan grubu oldukca zorlu 3 gun beklemekteydi. Ilk gece konakladiklarinda, Arueth ve Obsidius ormanda dolasan figurleri gorebiliyor, diger herkes ise seslerini duyabiliyordu. Gece ise hersey daha kotuye gitti, Arueth kamplarinin hizasinda ormanin icinde toplanan onlarca figur gormekteydi. Insan siluetindeydiler ama daha uzun kollari vardi ve korkunc kokuyorlardi. Eglath ve Obsidius’ta Arueth’in yaninda nobet tuttu o gece ama saldiriya ugramadilar. Ertesi sabah heskesin sinirleri gergindi, kimse dogru durust uyumamisti, gun boyu yolculuk sessiz ve nesesiz gecti. O geceki kamp ise daha beterdi. Ormanda biriken ve her an saldiracakmis gibi duran trollerin yaninda kamplarinin etrafinda dolasip duran kurtlar ortaya cikti. Arueth bir kacini panteriyle uzaklastirsa da, grup yine tum gece uykusuz kalmisti. 5. gun artik Lakashtari at kokusuna dayanamadigindan yakiniyor, Obsidius ve Eglath ne gece ne gunduz adam gibi uyuyabildiklerinden, butun yolu yari baygin bir sekilde gidiyorlardi. Rasputin at surmekten bikmis, Arueth ise at arabasina kapali kalmaktan cok bunalmisti. Yanliz aksama dogru Evermoors’u geride biraktiklarini gordukce bu gece rahat bir uyku uyuyabileceklerine dair umutlari artti. Hatta aksam 7ye dogru ilerde bir ciftlik gorduklerinde hepsi bir anda rahatladi, ciftlik onlara sicak yemek ve yatak sunmanin yaninda 5 gundur uzak kaldiklari medeniyetinde simgesiydi su anda.
Ciftci Yirnol onlari kapida karsiladi, oldukca buyuk bir ciftlik evi vardi, nerdeyse bir o kadar buyuk bir ahirda hemen evin yani basindaydi. Yirnol onlara elinden geldigince misapirperver davraniyordu, esi ve kizini bir sene once bir hastaliktan kaybetmis ve son alti aydir kardesininde zorlamasiyla artik ise yaramayan ciftligini yolcularin silverymoon’dan onceki son ugrak yeri yapmisti. Simdilerde yolcularla sohbet etmek ona cok iyi geliyordu. bir kuzu kesip kizartti yemekten sonra da tutun ikram etti. Arueth yine karavandaydi ama bu kez Eglath drowa bir kuzu budu goturmustu. Arueth tesekkur edip eti panteriyle paylasti. herkesin uykusu bastirdigi bir anda ciftligin citlerine bir atli yanasti. Yirnol hemen ustunu basini duzeltip ozur dileyerek adama dogru ilerledi, birgun de iki musteri buyuk nimetti. Yirnol adama yaklasti “buyrun efendim, sizi misafir etmek isterim, eminim yorulmussunuzdur dedi” yabanci bir kac saniye eve dogru bakti sonra “sanirim yemegi kacirdim?” dedi. Yirnol “evet kuzu kizartmistim ama sizede birseyler hazirlarim merak etmeyin lutfen buyrun dedi” bu sirada yabanci atindan inmisti. Yirnol yerlere kadar egilip selam verdigi sirada gozunun onunde birsey isildadi. kafasini kaldirdiginda sag gozunde anlik bir aci hissetti ve sonrada bir bosluga dusme hissi vucudunu sardi, ama yerdeki cimenler onu yakalayama gelmedi,. Yirnol etrafini saran karanligin icinde dustu.. dustu.
Evde Rasputin Yirnol’un evden cikmasinin ardindan boynundaki rahatsizligi ilk kez farketti, ailesinden kalma kolyesiydi nedeni, hissedilir bir sicaklik yaymaya baslamisti. Bir anda sicradi ve disari bakti, digerleride onun bakislarini izleyip disaridaki yabanciyi izlemeye basladilar. Arueth’te bu sirada vagonun perdesinin arasindan yabanciyi gormus ama cok gec tanimisti, bu adam daha once Orc’un magarasinda savastigi assassindi.

##
Zek atindan iner inmez ciftcinin selam vermek icin egildigini gordu, bu firsati kacirmayan tecrubeli katil,bileginin altindaki hanceri yildirim hiziyla cikardi ve Yirnol tam ayaga kalktigi sirada sag gozune sapladi. hancer adamin beynine kadar girdi ve adam o anda oldu, ama Zek durumu abartmaya niyetliydi hatta bundan oldukca keyif aliyordu. diger eliyle belindeki bicagi cekti ve coktan olmus olan adamin bogazini kesti. ciftciyi saclarindan yakalayip bir sure ozellikle evden rahatlikla gorulebilecek sekilde tuttuktan sonra birakti. bir kac saniye sonra gordukleri onu tatmin etmis, hedefi tam onikiden vurmustu. hizla atinin arkasina gecip gozden kayboldu.

##
Ciftlik evinin kapisi yerinden sokulurcesine acildi, evden ilk cikan Rasputindi, hemen topuklarinda Eglath vardi. ikiside deliye donmus gozlerle adami gordukleri yere dogru son hiz kosuyorlardi. arkalarindan obsidius ve Lakashtari de evden disari firladi. Arueth ise eline crossbow’unu almis assassin’in tekrar ortaya cikmasini beklemekteydi. Tam bu anda yolun karsisindaki orman sinirinda buyuk bir hareketlilik oldu, calilarin arasindan ok gibi firlayan 6 hobgoblin fanatik bir chargela Rasputin ve Eglath’a dogru kostular. hemen arkalarinda ise yine tepeden tirnaga zirhli 4 hobgoblin daha ormandan cikti ve hizla onlara dogru ilerledi. bu dortlunun yanlarindan ise ikiser goblin kurt tepesinde savas cigliklari atarak gecti, kurdun uzerinde arkada duran goblinler ellerinde uzun yaylar tutmaktaydi.
Rasputin kendisine dogru gelen hobgolini gorunce hic hiz kesmedi, ciftligin tam ortasinda birbirlerine yetistiklerinde zirh ve celik seslerinden olusan muthis bir gurultu koptu, Hobgoblin’in saldirisi basarili olmus kilici Rasputin’in omzuna girmisti ama sevinci kisa surdu. Rasputin dev topuzunu tum momentumunu kullanarak yaratigin kafasina gecirdi, silah hobgoblinin kafasindaki kaski paramparca etti ve basinin sola dogru dogal olamayacak sekilde bukulmesine yol acti, kirilan kemik sesi gecede gokgurultusu gibi yankilandi
Ayni anda Eglath kendi dusmaniyla karsilasmis, hobgoblinin kilicini kendi kiliciyla kolaylikla karsiladiktan sonra etrafinda donup tum gucuyle kilicini indirmisti. Fakat atagi yaratigin kalkanina inmis, kalkani iceri gocertmis olsa da hobgobline bir zarar verememisti. Tam o saniyede Eglath’in omzunun uzerinden teget gecen bir magic missile yaratigin siritan suratinda patladi ve metrelerce ucmasina neden oldu. Rasputin dengesini sagladiktan sonra hemen onundeki ona dogru kosan hobgobline dondu ama tam bu sirada islik gibi gecen bir ok yaratigin gozune girip diger taraftan cikti. hobgoblin iki adim daha atip saskin bir surat ifadesiyle yuzustu yere dustu. Bu arada sag taraftan gecenin karanliginda citleri asip grubun arkasina dogru ilerleyen Zek’i kimse farketmedi.
Savas tum atesiyle devam ediyor, grup yine her zaman kullandiklari taktiklerle Rasputin ve Eglath’i onde tutarak Obsidius ve Lakashtari’ye rahatsiz edilmeden olum yagdiracak mesafeyi sagliyorlardi. bu arada Arueth de bir yandan vagonun icinden oklar yagdirmaya devam ederken bir yandan da bir kac buyuyle omuz omuza savasan Eglath ve Rasputin’i kollamaktaydi. Ama ortamdaki asil buyuler arka taraflardaki Obsidius’tan yagmaktaydi, once ilerdeki 4 hobgoblini orumcek aglarina sardiktan sonra hepsinin ortasina dev bir atestopu gonderdi. butun savas meydani bir anda dev alevlerle aydinlandi. goblinlerin cogu ciddi sekilde yanmis, Arueth’in buyuleri nedeniyle adamakilli goremedikleri Eglath ve Rasputin’le savasmata calisiyorlardi. Zek buyucuyu farketmis gozlerini uzerinde sabitlemisti, zaten bir sekilde rahibin dikkatini cekmesi ve grubun bu makine gibi calisan savas stilini bozmasi gerekiyordu.Eglath kendisine yanasan her yaratigi kilciiyla tanistiriyor ama karsiliginda da pespese darbeler aliyordu. Lakashtari de mental guclerini gordugu her yaratiga gonderiyor ama sayilarinin cokluguna inanamiyordu. Tam bu sirada grubun kordinasyonu bozulmaya basladi, orumcek aglarindan kurtulan yaratiklar, kurt uzerindeki okcularla beraber Eglath ve Rasputin’in sagindan dogru arkadaki Lakashtari ve Obsidius’a eristiler. Tam bu anda ortaya cikan Zek crossbowuyla buyucunun kaburgalarina bir ok sapladi, aci icinde o tarafa bakan Obsidius, “Zek evin arka tarafinda” diye bagirdi. sonuctan memnun olan Zek binanin arkasina gecip gozden kayboldu.
Obsidius’u duyan Rasputin defans hattini bozup topuklari uzerinde dondu ve evin arkasina dogru tum hiziyla kostu, bu arada solunda Lakashtari saginda ise Obsidius goblinler tarafindan sikistirilmaktaydi, Eglath bacaklarina aldigi darbeler nedeniyle kosamiyor, aldigi yaralara da disini sikmaktan baska birsey yapamiyordu. Rasputin binanin yan tarafina kosarak geldi ama burda kimse gorunmuyordu, aceleyle binanin arkasina da bir goz atti ama orasi da bostu. Tam bu anda sirtinda muthis bir aci hissetti ve kemik bir kilic sirtindan girip on tarafindan cikti. Zek bir zafer kahkahasi atmak uzereydi ki, kilicinin uzerinden bir buz tabakasinin yayildigini gordu, sok icinde ayaklarini kimildatamadigini farketti. O ve Rasputin olumcul bir mucadeleye kilitlenmislerdi. Arueth genc rahibin ciglini duyar duymaz vagondan disari atladi, zaten diger goblinler yerini kesfetmislerdi ve fazla bir avantaji kalmamisti. at arabasinin on tarafindan indi ve duruma bir kac saniye goz gezdirdi, Obsidius’un etrafi cevriliydi, Lakashtari gorunmuyordu, Eglath ise on tarafta hala yerini korumaya calisiyordu, rahibin yanina gidebilecegi bir bosluk aradi ama goremedi o zaman boslugu yaratmaya karar verip obsidius’u cevreleyen kalabaliga daldi. Bu sirada Lakashtari evin tuvaletinin oldugu kucuk kulubenin on tarafina gelmis grubun arkasina sizmaya calisanlari durdurmaya calisiyordu. Rasputin’in geri cekilmesiyle cesaretlenen bir hobgoblin ona dogru charge etti, Lakashtari son anda kacmaya calissada yaratigin kilici kolundan sirtina kadar giden bir yara acti, aci icinde dislerini sikan Lak, bir iki adim geri atip tum gucunu onundeki yaratiga cevirdi. bir kac saniye sonra ise Rasputin’in cigligini duydu, goz ucuyla arka tarafta assassin’in onu kotu yakaladigini gorebiliyordu. telepatik gucunu kullanarak herkese mesaj gonderdi, Rasputin’in basi buyuk beladaydi. Obsidius’un telepatik mesaja ihtiyaci yoktu, daha once bu assassinle karsilasmis ve benzer bir yarayi kendiside almisti, adam acimasiz bir katildi. Ama su anda Rasputin’in durumu basindaki sorunlarin en kucuguydu, arkadaslari kadar agir zirhlar giyemeyen Obsidius aldigi yaralardan neredeyse bayilacak kadar zayiflamis ama etrafindaki goblin kalabaligindan kurtulamamisti. elindeki son kozlardan birini oynayip Arueth’in yardima gelmesinden dogan karisikligi kullanip gorunmez oldu, hizla goblinlerin yanindan uzaklasip Eglath’in hala icinde bulundugu Arueth’in yaratti toz bulutunun icine girdi.
Rasputin’in kani damarlarinda fokurdamaya baslamisti, aciyi tamamen gormezden gelip kukreyerek kilictan uzaklasti ve donerek topuzunu saskinlik icinde kendisine bakan Zek’in gogsune indirdi. Topuzun muazzsam gucuyle yerinden firlayan zek metrelerce uctu. dustugu yerde hemen ayaklarinin uzerine kalkti ve ciddiyetle karsisindaki dusmanina bakti.gorunuse gore bu savas daha bitmekten cok uzakti.

View
Oyun 3 - Iblisler, Seytanlar ve bir Rituel.

Grup ilk sokun etkisini uzerlerinden attiktan sonra yine beraber bir butun olarak savasmaya basladilar, Eglath kilicini her savurdugunda yaratigin zayif noktalarini hedef aliyor arkadaslarina saldirmalari icin firsatlar doguruyordu. Rasputin ise tam istedigi stratefik bir bolgede dururken, tanrisindan bir koruma buyusu bahsetmesini istedi, elleri beyaz isiklarla dolarken zihninde bir sovalyenin gumus zirhinin goruntusu belirdi, elindeki isiklar yok olurken arkadaslarinin zirlari uzerinde belirdi. Pespese gelen darbeler Demoni cilgina cevirdi, dev kollarini buyuk bir siddetle savuruyor ama her seferinde dusmanlari ya tam zamaninda egiliyor yada yana cekiliyorlardi. Tam bu sirada Obsidiustan gelen olumcul bir buyu yaratigin gogsunu boylu boyunca yardi, dayanilmaz bir koku etrafa yayildi ayni zamanda yaratigin kani havada suzulup tam arkalarinda duran ceset yiginina karismaya basladi. Obsidius bir yandan yaratigin menzilinden cikmaya calisirken bir yandan da arkalarinda gordugu manzaraya dehsetle bakiyordu, yari yenmis ve parcalanmis cesetler gorunmeyen bir guc tarafindan cekilircesine bir araya toplanmis, 3 korkunc gorunumlu, azda olsa insani andiran zombiler ortaya cikmisti. Ortaya cikan bu 3 yaratik dehset verici bir hizla savasa katildi, onlara en yakinda duran Rasputin, midesini altust eden bu koku ve goruntu karsisinda iradesinin her damlasini konsantre olmak icin kullaniyordu, zombilerden bir kacindan darbe aldi ama pek umursamaadi, tum gucunu Eglath ile birlikte demon uzerinde yogunlastirmisti. Lakashtari bu sirada yeni cikan yaratiklarin arkadaslarina yaklasmasini engellemek icin, hatirladigi bir buyuyu kullandi fakat bu yeni yaratiklar zihin ataklarina karsi oldukca dayanikli gorunuyorlardi. Eglath sonunda kendine denk bir dusman bulmanin heyecaniyla hicbirseye aldiris etmeden savasiyordu, babasindan ogrendigi bir taktikle kilicini yukari kaldirdi, butun gucuyle vurmak ister gibi yapip yaratigin tek kolunu savunmak icin kaldirdigini gorunce, kilicin momentumunu sagina cevirip butun gucuyle ileri atildi. Kilic hedefini bulmus demin acilan kesikten iceri girip sirtindan cikmisti. Rolf un genzinden seytani bir ciglik yukseldi.Bir Orcu devirebilecek bu darbe yaratigi sarsmis ama oldurmemis, kilici yaratigin icinde sapli haldeykende Eglath’i savunmasiz birakmisti. Dev kasap bicagi intikam alircasina indi, Eglath kolunun altindan gogsune dogu muthis bir yanma ve sicak kanin yayildigini hissetti, tam bu anda da kilicini cikarmayi basardi. Lakashtari saskinlik icinde ceset yiginin hala bir araya toplanmaya devam ettigini gordu, uc zombi daha meydana gelmis ve onlara dogru kosmaktaydi. Biri tam onune kadar geldi, pencesini savurdu ama onun icin neredeyse agir cekim gibi olan bu ataktan kolayca siyrildi. bu arada Rasputin’in etrafi zombilerle dolmus, onun yanindan gecenler Eglath’a kadar ulasmis, dengesini bozmaktaydilar. Bu sirada Obsidius bir alan buyusuyle Rasputin’in onundeki zombileri paramparca etti, sadece ayaklari kalmisti. Ama tam bu sirada 3 zombi daha meydana geldi ve parcalananlarin yerini aldi. zombiler her saniye kalkmaya devam ediyor, genc grup kontrol altina aldigini dusundugu savasta geri adim atmaya basliyordu. Lakashtari ye dogru giden bir zombinin onune cikan rasputin balyozuyla kafasini patlatti, bu atagin hiziyla kendi etrafinda donup agir silahinin momentumunu kullanan Rasputin ona dogru gelen bir zombiye etlerini kemiklerinden ayiracak sekilde vurdu. Ama zombiler bitecek gibi gorunmuyordu ve oda Demon’a odaklanmalari gerektigine emindi. Lakashtari bu sirada zombilerden gelen ataklardan siyriliyor ama kendiside olumcul vurusu yapacak firsati bir turlu yakalayamiyordu. nefesini geri kazanmak icin durdugu bir sirada, tum arkadaslarinin kanlar icinde savastigini ve her gecen saniye yeni yaralarindan kanlar sizdigini gordu, bu hantal yaratiklardan nasil bu kadar darbe alabildiklerine hayret etti, kendi uzeri evden ciktigi anki kadar piril pirildi, saci bile bozulmamisti, tam bu anda ona dogru savrulan bir penceden hafifce egilerek kurtuldu. Eglath dusmanini tanimis artik bu isi bitirmek icin yapmasi gerekeni biliyordu, tekrar yaratigin gogsundeki yarayi hedef aldi ve bu sefer kilicini asagidan yukari dogru savurdu ve demon’in vucudunu cenesinin altina kadar yardi. Hiriltili cigliklar icinde bogazini tutmaya calisan Rolf, buyuk bir gurultuyle yere devrildi ve ayni anda kirmizi bir toz bulutuna donustu. Daha ne oldugunu anlayamadan grup 6 yeni zombinin saldirisina ugradi, ama obsidius hazirlikliydi, staffini onune aldi ve ellerinden cikan alevleri izledi, bir kac saniye icinde alevler ellerinden kayboldu ve tum zombilerin altinda tekrar patladi. odanin icini alev ve duman kaplamis goz gozu gormuyordu, alevlerin icinden sadece bir tek zombi cikti ve onuda Rasputin balyozuyla yere indirdi.

##bu sirada disarda"
Arueth demonlari digerlerinden cok daha iyi taniyordu, tamamiyle tahmin edilemez yaratiklardi ozellikle en asagi seviyelerden olanlar kimseye baglilik tasimazdi. kendi irki genelde daha yuksek rutbelilerle ilgilenir ama bu demonlari kontrol edebilmek icin cok ihtiyatli davranirlardi. bu nedenle bu savasa katilmak istemedi, yeni katildigi grubun Nesme’de bir sure daha isinin oldugunu anlayan Arueth, bu zamandan faydalanmak ve artik sehirde daha fazla gorunmemek icin, ormana haydutlarin magarasinin etrafina geri dondu. panter dostunu buyulu kapiyi korumasi icin geride birakti, nasil olsa Arueth’i bulmak hayvan icin sorun degildi. Magaranin oraya gidip, bir kac gun once gordugu drow’un izini surmeye karar verdi, en azindan gittigi yonu cikarabilmeyi umuyordu.
##

grup kendini buyulu kapidan guc bela disari firlattiginda saat sabahin onuydu, Arueth yoktu ama panteri ordaydi, hayvan onlara soyle bir baktiktan sonra hizla uzaklasti. Grup bu olaya fazla aldirmadi, uzerlerine sinen bu igrenc koku sayesinde Arueth onlari kitanin obur ucundan bulabilirdi. Az once bu sokaga geldiklerinde guzel bir kahvalti yapmis hepsi gayet dinc ve temiz gorunuyordu, simdi ise hepsi birer harabeydi, Lakashtari haric. hepsi kanlar icinde bitap vaziyette ona baktilar, oda omuzlarini silkip devam etti.
Once eve gidip dinlenmeyi dusunduler ama daha yeni kalkmislardi ve onca adrenalin ve yaralarinin sizisindan gozlerini kapamayi dahi dusunemiyorlardi. hayatlarinda ilk kez bir demon gormusler ve yenmeyi basarmislardi. bu sirada obsidius elindeki kadife kapli siyah kitabi ara ara acip karistiriyor ve onlari Bellamin’in dukkanina gitmeleri icin durtukluyordu. sonunda pes edip o tarafa dogru buyucuyu takip ettiler. bes on dakika sonra golgealevi denen, simsiyah bir sivi icinde bir gorunup bir kaybolan altin alevlerden olusan cam sise Obsidius’un elindeydi. Rituel icin gerekli nesne buydu ama nasil kullanacagi konusunda kafasinda hala soru isaretleri vardi, bunun canini sikmasina izin vermedi, iksiri kiyafetinin gizli ceplerinden birine kaydirip simdi ne yapacaklarina dair tartisan arkadaslarinin yanina dondu. biraz dinlendiler, Rasputin hepsiyle tek tek ilgilendi, elindeki yuzugu Bellamin’e gostermis ama buyucu bilememisti, biraz siniri bozulmus ama ayni zamanda yuzugun gozunde artan degeri nedeniyle keyiflenmisti. Lakashtari’de ayni sekilde yuzugunden anlayan bir buyucu bulabilmis degildi, Bellamin onda yuzugun yapildigi tasi dahi taniyamadigini, yuzugun buyulu olup olmaidigindan da emin olmadigini soyledi.
Bir sure dinlendikten sonra gidip cesedi almaya karar veren grup haydutlarin magarasina dogru tekrar harekete gecti. Magaraya vardiklarinda herseyi biraktiklari gibi buldular, Eglath aralarinda bir Orc’u paketlyebilecek boyutta olan tek kisi oldugundan ise koyuldu. bu arada Obsidius vakit kaybetmeden karanlik kapinin onune gitti, Rasputin de hemen arkasindaydi. Rasputin “Napiyon Yarrr…dim lazim mi?” diyemeden Obsidius kitapta yazan kelimeleri harfi harfine tekrarladi: “EtDrakhto Solastik Takhaktro Kaslem”. grup aninda ayaklarinin altinda yerin belli belirsiz hareket ettigini hissettiler, ve fisiltilar basladi, once herkes bunu sadece kendisinin duydugunu sandi, sonra fisiltilar etrafta dolasip yankilanmaya basladi, Lakashtari gayri ihtiyari ellerini kulaklarina goturmeye baslamisti ki sesler ortaya ciktiklari gibi bir anda yokoldular. herkes gozlerini tekrar kapiya diktiginde, Obsidius demin kapinin durdugu yerde acilan koridordan asagiya dogru gumusi bir isikla aydinlanmis olan merdivenlerden iniyordu. Lakashtari hemen arkasindan atildi, Rasputin de onu takip etti. Eglath icinden bir kufur edip Orc cesediyle ilgilenmeye devam etti taki yarim dakika sonra Lakashtari’nin panik halinde neredeyse ayaklarini yerden kesicek siddette gelen mental mesajini alana kadar, baslari beladaydi. Orc cesedini yere firlatip merdivenlerden kostu.

Obsidius merdivenlerin sonundaki kapiyi actiginda hic beklemedigi bir manzarayla karsilasti. genis obsidian tastan yapilmis oda gayet kalin tastan 4 sutunla desteklenmisti. tum dikkatini ceken ilk sey duvarlardan cikan su kanallariydi, bu kanallar duvarlarin altindan ve ustunden cikiyor tam karsilarindaki kapali kapinin yanlarindan kayboluyordu, ama garip olan aslinda ortada bir su kanalinin olmamasiydi, duvarlardan cikan su havada akiyordu. Gri siyah ve icinde gumusi pariltilar olan, gorunuse gore vahsice caglayan ama hic ses cikarmadan akan garip bir suydu bu. Obsidius’un omzunun arkasindan bakan Lakashtari’de gormustu, gercek ustu bir goruntuydu bu. Bu sirada Obsidius baska birseyi daha farketti, yukarida garip bir sekilde kaybolan dusmanlarinin kanlari su an girdikleri odanin zemininde golcukler olusturmustu. Rasputin’de en arkadan neler olup bittigini gormek icin baktigi sirada, en yakinlarindaki kan birikintisinden bir iskelet eli yavasca cikti. Hepsi ayni anda gayri ihtiyari bir adim geri attilar. Simdi butun golcuklerden gorunuse bakilirsa kan rengi iskeletler yukselmekteydi. Lakashtari yukariya mental bir ciglik gonderdi “EGLAAAAATTTHH!!”, mesajin tasidigi guc Rasputin’in saclarinin havalanmasina yol acmis ama o bunu farketmemisti. Gozleri fal tasi gibi acik karsilarinda meydana gelen bu korkunc sahneye buyulenmis gibi bakmaktaydi. iskeletler yukseldikce, etraflarinda kan kaslara ve et parcalarina donusmeye basladi, goz yuvalarini dolduran kan, curumus gozlere donustu, bir kac saniye icinde bir oda dolusu uzerlerinden kan damlayan zombi ve tam ortalarinda havada suzulmekte olan, parca parca robeu icinde yuzu gorunmeyen ruhani bir varlikla karsi karsiya kaldilar. Rasputin iclerinde ilk tepki veren oldu, merdivenden inerken crossbow’unu kurmus hazir beklemekteydi, karsisinda gordugu cehennemden cikma sahne karsisinda ister istemez tetigi cekti ve sessizligi bozdu. yuvasindan cikan ok tok bir sesle en yakindaki zombinin omzuna isabet etti. Tam bu anda savas patlak verdi, arka siralardaki iki zombi okcu oklarini Obsidius’a firlatti, Obsidius aldigi ok yarasiyla ilgilenemeden, sipsivri disleri ve dev penceleri olan iki zombi uzerine cullandi, birinin pencelerinden guc bela kurtulan genc buyucunun sansi ikinci zombinin penceleri indiginde yaninda degildi, yaratik butun gucuyle kiyafetlerine yapisti ve onu hizla kapidan sola dogru cekti, Lakashtari’nin hemen onunde Obsidius bir cuval gibi cekip alinmis ve ortadan kaybolmustu. Tam bu sirada ortadaki ruh kulaklari sagir eden bir ciglik patlatti, Lakashtari bu sok dalgasinin etkisiyle koridora geri uctu ve merdivenlere sert bir sekilde dustu. Rasputin’in cleric disiplini undeadlere karsi ustunluguydu, Lakashtari’nin actigi yeri doldurdu ve savas tum hiziyla basladi. Bu sirada Eglath’da medivenlerden kosarak inmis o hizla kapinin onunde duran zombiye charge etmisti. bir kac saniye icinde grup farkettiki bunlar sabah kolaylikla geldikleri cehenneme geri gonderdikleri undeadlere hic benzemiyorlardi, Eglath kilicini yaratiga soktu ve sirtindan cikardi, onu neredeyse parcalara ayirmisti ama yaratik dev disleriyle ona siritmakraydi, pencelerini Eglath’in zirhina gecirdi ve onu kapidan saga dogru surukledi, Eglath yaratigin korkunc gucuyle onun gibi bir devi kolaylikla surukleyisini hayretle izledi. Lakashtari bu sefer de gozleri onunde Eglath’in yaratiklar tarafindan goturuldugunu gorunce cildirdi, icinde cok nadir hissettigi bir nefret dalgasiyla odanin ortasinda duran ruhun iradesini kirmak icin bir buyuyu aklina getirdi, tam bu anda Ruh kapkara bir olum dalgasini uzerlerine gonderdi, hepsi bu soguk ve siyah bulutu ta kemiklerine kadar hissettiler ve Eglath az once parcalanmak uzere olan ve kendisini penceleriyle yakalamis yaratiktan kopan parcalarin tekrar yerlerine geri gelisini seyretti. Grup birbirinden ayri dusmus, Eglath ve Obsidius koselerde yaratiklarin pencesinde kalmis, Lakashtari ve Rasputin ise Kapi tarafinda sikismis hem oklarin hemde korkunc Ruhun hedefinde kalmislardi. Iste tam bu anda Lakashtari Ruh’a buyusunu gonderdi, az once aldigi darbe nedeniyle buyu basarisiz olacak gibiydi ama o anda icindeki nefret onu ve etrafindaki herseyi icine alacak sekilde parladi, bir sok dalgasi butun magarayi koklerinden sarsti ve sonunda yaratigin aci icinde korkunc cigligi duyuldu, Lakashtari az once basarisiz olacagina neredeyse emin oldugu buyunun, yaratigin yuzunu orten kukuletanin on tarafindan neredeyse bir balyoz gibi girip diger tarafi parcalayarak ciktigini gordu. iste bu an grup icin bir donup noktasiydi, Eglath’i tutmakta olan yaratiga charge eden Rasputin, yaratik dislerini geciremeden onu muthis bir gucle yere serdi. Obsidius’un ise sansi tam tersine gitmekteydi, arkadaslari kendisine erisemeyince yaratigin uzun disleri Obsidius’un boynunu parcaladi. bu korkunc yarayla beraber savrulan Obsidius yaratigin elinden kurtuldu ama iki zombinin arasinda kalmis ve arkadaslarina ulasma sansi yoktu, ayrica boynundaki yaradan kan fiskirmaktaydi. Dislerini sikip duydugu aciyi kafasinda arka plana itti, aklina bir ates buyusu getirip kapinin hemen onundeki alana yapti, eger kendisi arkadaslarina gidemiyorsa en azindan yaratiklarida onlardan uzak tutabilirdi, sonucta burdan canli cikacagina ihtimal vermiyordu. diger tarafta Eglath Rasputin’in yardimiyla kurtulmus, Lakashtari’nin atagiyla dogan firsati gormustu. kilicini kaldirip savunmasi dagilmis Ruh’a indirdi. kilici ruhun parca parca kiyafetleri arasindan oylesine gecerken, yaratik gumus toz ve dumana donusup yokoldu. Ana dusmani indirdilerse de savasi kazanmaktan daha cok uzakti grup, zombiler daha once sahit olmadiklari bir vahsetle saldiriyorlardi, grupta herkes verdigi her darbe karsisinda en az bir darbe almis, hepsi kanlar icinde ve guclerinin son damlalariyla savasmaktalardi. Obsidius tekrar ayni zombi tarafindan yakalanmis sutunun arkasina uzaklara cekilmisti, eger kurtulamazsa bu sefer yaratigin kafasini koparip alacagina nerdeyse emindi. Rasputin onundeki diger bir zombiyle savasiyordu, zombi iki elini balyoz gibi kullanip Rasputin’i duvara firlatti, aralarinda mesafe olusmasini firsat bilen Rasputin charge etti ve yaratigin kafasini balyozuyla ezdi ama tam bu anda zombi muthis bir gucle patladi, son anda sutunun verdigi korumayla kurtulan Rasputin, bu patlamadan haberdar olmayan Eglath’a dogru bakti, bir seyler soylemek istedi ama cok gecti. tam bu sirada demin yokettigi ruhtan cesaret alan Eglath kilicini hemen onundeki nispeten daha zararsiz gorunen zombiye savurdu, Lakashtari ve Rasputin’in arada verdigi darbelerden iyice zayiflamis olan bu zombi, Eglath’in kilici altinda ikiye ayrildi, ama Eglath’in sevinci cok kisa surdu, muthis bir gurultuyle patlayan zombi Eglath’i karsi duvara kadar firlatti. vucuduna kemik parcalari giren Eglath, baska herhangi birini bayiltabilecek bu darbeden silkinip kalkti ve onlara hala ok yagdirmakta olan okculara dogru topallayarak devam etti. Lakashtari kapinin girisinin yaratiklardan temizlenmesiyle iceri dalmis, okculardan korunmak icin sutunlari kullanip, buldugu her firsatta onlara buyuler gondermekteydi, ama bugun onun gunu degilmis gibiydi sanki demin Ruh’u yokeden buyusu onunda enerjisini bitirmis gibiydi. Bu sirada Rasputin, Obisidius’un suruklendigini bildigi sutuna dogru kostu, yaratigi dislerini Obsidius’a gecirmek uzereyken yakaladi, olanca gucuyle vurduysa da fanatik bir vahsetle savasan yaratik Obsidius’un boynunu parcaladi, kanlar icinde yere yigilan genc buyucu baygin gorunuyordu. Rasputin tekrar saldirdi, zombinin ayaklarina savurdugu balyozuyla yaratigi devirdi ve sonrada gogsunu ezdi. Obsidius’a soyle bir goz atip, bu yaralardan olmiyecegine karar verdikten sonra Eglath’a yardim etmeye karar verdi. Bu sirada Eglath, okcularla arayi yariladi tam da bu noktada elindeki dev kilicin kabzasindaki zincirlerden tutarak kilicini etrafinda bir kere cevirip tam ilerisinde duran okcuya firlatti. Kilic dev bir mizrak gibi yaratiga girdi, zincirleri tum gucuyle geri ceken Eglath, yaratikta parcalar kopararak kendisine dogru geri ucan kilicini yakaladi. bir kac dakika icinde okcularda yere serildi, grupta herkes bayilmak uzereydi, sabah bir leke bile almadan savastan cikan Lakashtari bile kanlar icindeydi ustu basi yirtilmis, basi zonkluyordu. Obsidius ise kendi kanindan bir havuzun ortasinda yatmaktaydi. Rasputin bir on dakika kadar ugrasip onu kendine getirdi. tam bu sirada odanin diger tarafindaki kapi yavasca asayiga dogru kayarak acildi. zor bela ayaga kalkan Obsidius arkadaslarininda yardimiyla diger odaya ilerledi. Havada akmakta olan sular bu odada odanin merkezindeki bir cembere dolmaktaydi. cemberin ortasinda tas yuvarlak bir zemin verdi, zeminin uzerinde soluk renkli runelar gorunuyordu. sular saglarindan ve sollarindan duvardan cikiyor cembere giriyor, onlarin odanin kalan kisimlarina ulasmalarini egnelliyorlardi. Ayni zamanda odanin tam karsisinda tavandan 5. bir su akiyor yine cembere doluyordu, grup bu selale gibi akan suyun arkasinda oldukca buyuk siyah tastan bir sandik gordu, sandigin uzeri altin kaplamalarla suslenmisti ve gorunuse gore bir kilidi yoktu. Etraflarindaki sular yokolmadan bu kasaya ulasma ihtimalleri yok gibi gorunuyordu. Rasputin, bu sividan elindeki bir kavanoza almak istediyse de, kavanozun suya degdigi nokta siyah bir kule donusup yere dokuldu, kavanoz uzerinden karanligin hizla ellerine dogru geldigini goren Rasputin hemen geri cekildi.
Obsidius ne yapmasi gerektigiyle ilgili arkadaslariyla konusmaya karar verdi, bu ritueli yapmasi gerekiyordu, rituel ise ondan bu dunyanin renklerinden golgealevi ile arinmasini soyluyordu. Obsidius kararsizdi. golgealevi cok guclu bir iksire benziyordu ve o ise neredeyse olumden donmus ve cok zayifti. ama merak ve basarmak istedigi seye duydugu hasret onu cemberin icine girmeye zorladi. Cembere adim atar atmaz, etrafindaki rune lar isildadi. ne yapacagini dusunmek icin iksiri acmaya karar veren Obsidius, siseyi eline aldi, kapagini acmayi denedi, ama bu iksirin nasil bir magical prosedur ile yapildigini bilmeyen Obsidius, kapagi acmak icin butun gucunu denedi, sonunda elinin dondugunu hissettiginde sevinci kisa surdu, kapak acilmamis ama sisenin boyun kismi kirilmisti. golgealevi hava ile temas eder etmez dev bir ates topu seklinde patladi ve bir saniye icinde Obsidius’u yutuverdi. Arkadaslari sok icinde nefeslerini tutmus sekilde kaldilar, Rasputin bir iyilestirme buyusu dusunmeye calisiyor ama konsantre olamiyordu, butun gucunu harcamisti arkadasinin etlerinin kavrulmasini ve cigliklar icinde diz cokusunu korkuyla izledi. Iste o anda cemberin etrafindaki karanlik su 2 metre kadar havaya yukselip cemberin etrafinda donmeye basladi, bir hortum gibi hizla donen sular bir kac saniye sonra obsidius’un bulundugu noktada delicesine donmeye basladi. yarim dakika boyunca bu gercek ustu sahneyi sadece izleyebilen grup sularin bir anda durup yere dokulmeleriyle kendilerine geldiler. Obsidius cemberin ortasinda dizlerinin uzerinde duruyordu. derisi tamamiyle renksiz ve gri gounuyordu. Eglath arkadasinin tamamen kule dondugunden neredeyse emindi. Lakashtari bakamiyordu, aglamak uzereydi. Derken Obsidius kimildadi, Rasputin yildirim gibi yanina kostu, arkadasi sicak degildi hatta garip bir sekilde soguktu. yuzu ve elleri gorebildigi kadariyla tamamiyle gri bir renk almisti. “iyiyim” dedi Obsidius. gozleriyle kasayi gosterdi. Rasputin Obsidius orda birakip kasaya kostu, herhangi bir kilit gorunmuyordu, direk acti. bir sok dalgasi grubun yuzune carpti, kasanin icinde bir canta vardi, agzi bagliydi. Rasputin cantayi acti, cantada iki kilic, bir dagger, bir zirh ve birde robe vardi, bunlarin hepsi cantada minyatur birer oyuncak gibi duruyordu. esyalari teker teker cikaran Rasputin, hepsinin cantadan cikar cikmaz gercek boyutlarina geldigini gorunce pek sasirmadi, bu cantayi daha once duymustu, bag of holding idi. cikardigi esyalari digerlerinin inceleyip uzerlerindeki buyuleri cozmelerini bekledi. Derken cantanin icinde kalan son longsword’a bakti, bu kapara bir kilicti, keskin taraflari alev seklinde testere gibi tirtikli yapilmisti, diger longsworda gore daha buyuk gorunuyordu. Rasputin kilici alip disari cikarir cikarmaz kilic siyah bir alevle kaplandi ve ellerini yakti. Kilici elinden dusuren Rasputin geri cekildi, grupta bu arada tehlikeyi sezmis birar adim geri atmislardi, hepsi birbirine bakmaktaydi gucleri tamamen tukenmis nerdeyse zor ayakta duruyorlardi, korku icinde onlerinde gercekleseni izlediler. Rasputin’in elinden firlayan kilic yere dusmek yerine havada asili kaldi, kilictan cikan siyah alevler once dev bir kola daha sonrada 4 metre boyunda bir govdeye donustu. Bu, 3 metre kanatlari olan dev bir seytanin ta kendisiydi. kara bir alevli buluttan olusan sekil hepsini teker teker inceledikten sonra konustu. “You are not worthy. Leave me to my eternal rest.” Kilicini kaldirip Rasputine dogru tuttu “Do not tempt me”. Alevler tekrar kilicin uzerinde birlesti ve daha sonra havada suzulerek sandiga dondu. Rasputin sokun etkisinden cikip firladigi gibi sandigi kapatti ve digerlerine gozleriyle kapiyi isaret etti. grup kapidan cikip giderken su kanallarindan sular damlamaya baslamisti.

Cesedi alip zor bela Xarvos’a birakan grup, adamin yarin icin at mi istersiniz at arabasimi seklindeki anlamsiz sorularina “fark etmez at arabasi olsun” seklinde cevap verip, Rasputin’in evine dogru ilerledi. Evde hepsi bir koseye devrildiler. Rasputin gun boyu arkadaslariyla ilgilendi. bir kac gun icinde yasadiklari inanilir gibi degildi ve sehre donduklerinde hayat hicbirsey olmamis gibi devam ediyordu. hepsinin kafasi dusuncelerle doluyken uyumalari aksamustunu buldu. Rasputin uyumadan once minyatur korkulugunu cikarmisti, gece baska bir saldiri olmadan ona haber vermesi icin bu buyulu nesneyi satin almisti. ertesi sabah hepsi erken kalktilar, evde kahvalti ederlerken, Rasputin nesesini geri kazanmis yine cebindeki yuzugu cikarmisti. Obsidius’a uzatti. Obsidius tekrar yuzugu tanimlamayi, yapiminda kullanilan buyuleri tanimaya calisti ama yuzuk kesinlikle cok yuksek seviyeydi ve kendi yeteneklerini asiyordu. Rasputin bundan memnun oldu ve yuzugu parmagina takti. Yuzuk parmagini resmen yakiyordu, kendisini unutturacak gibi degildi ama Rasputin yinede takmaya devam etti. Lakashtari ise elindeki yuzuge hala kuskuyla bakiyordu, takmadan cebine atti. Hepsi bu sehri geride birakip neredeyse 7 gun surecek bu yolculuga cikmak icin heveslilerdi, kimbilir bu yol onlarin karsisina daha neler cikaracakti.

“Devami Haftaya”

View
Oyun 2 - Beklenmedik Yardim

Savasin ilk sokunu atlatan grup, haydutlarin bulundugu oda ile koridor arasindaki kapiyi Rasputin ve Eglath ile tutarak defansif bir sira olusturdu. Kex’in ise belliki kafasinda baska bir plan vardi, vahsi gozlerini icerdeki Orc’a dikmis butun gucuyle o tarafa kosmaya calisti. Ama Rasputin gibi oda iple bagli olduklarini unutmustu, Rasputin’i de yaninda suruklemeye calistiysa da, o ayaklarini bir dwarf edasiyla yere simsiki sabitledi ve kopegin bi yere gitmesine izin vermedi. Tam bu anda gokgurultusu gibi bir gurlemeyle Orc gruba dogru charge etti, onundeki masalarin uzerinden sanki yoklarmis gibi kosarak gruba kadar geldi. Elindeki dev baltayi Rasputin’e dogru salladi, son anda kafasini egebildiyse de Rasputin ciddi yaralanmisti, bir anda sanki kani damarlarinda fokurdamaya baslamis gibi hissetti, butun vucudu degisim geciriyordu, Eglath’in saskin gozleri onunde Rasputin’in vucudu bir kurdu andiran ozelliklere sahip olmustu.
Obsidius ve Lakashtari her zaman oldugu gibi grubun arka tarafinda guvenli bir mesafeden buyuleriyle destek vermekteydiler, ama dusman bastirmaya baslamisti, kapidaki savunmayi asmalari an meselesiydi.
Tam bu sirada Rasputin arkalarinda bir tehlike sezdi, goz ucuyla arkasina baktiginda, geldikleri koridorun agzinda karanlik bir figur elinde crossbowuyla onu hedef almisti. Assassin acimasiz bir gulumsemeyle oku ateslemek uzereydi ki, hic beklenmedik bir sey oldu, mor bir karanlik biranda koridorun girisini sardi, hicbirsey gorunmuyordu. karanligin icinden bir ok firladi ve Rasputin’in kafasinin uzerinden zararsiz bir sekilde duvara saplandi. bu Mor karanligin icinden simdide celigin celige vurma sesleri geliyordu. on saflarda savas olanca hiziyla devam ederken, arkadaki golgelerin arasindan firlayan assassin kendisini zerre kadar farketmemis olan Obsidius’un arkasina kadar geldi ve uzun boneswordu sirtina sapladi, obsidius sokla kendini one atti ve arkasina baktiginda assassini gordu. ama gordugu baska bir sey daha vardi, garip mor bir karanlik icinden, daha once sadece kitaplarda okudugu mistik bir yaratik firlamisti, bu bir drowdu, iki elinde bir kilic ve dagger la firlayan drow hem golge kadar sessiz hemde gozun yakalayabileceginden daha hizli hareket ediyordu, gozleri as once icinden ciktigi karanlik kadar mor bir alevle yaniyordu. sasirma sirasi Assassindeydi, celikler parladi, kipkirmizi kan yerlere dokuldu. Rasputin durumu farketmis oda bu gruba katilmaya karar vermisti, asssassine dogru charge etti ama iskaladi, durumu kritiklesen assassin gozleri rasputinde sabitlenmis bir sekilde, tekrar goruseceklerini soyledikten sonra koridorun girisine teleport oldu ve merdivenleri hizla cikmaya basladi.
Rasputin feci yaralanmis olan obsidius icin tannrisina bir sifa buyusu mirildandi ve tekrar gozlerini on saflara cevirdi.
Bu sirada Obsidius kendisini mutlak olumun pencesinden kurtarmis olan bu esrarengiz yabanciya tesekkur etmek istedi, fakat drow onu duymayacak kadar konsantre olmustu, gozlerini on saflara dikmis ve bir kac buyu sozu mirildaniyordu. Eglath etrafini saran gri bir sis bulutunu gorunce iyice sasirdi, gercekten garip seyler oluyordu burda, geriye dogru bir goz atti bunu yapan obsidius degildi, ama onun yaninda biri vardi, kisa karanlik yuzlu bir yaratik ama gorunuse gore onlardan yana savasiyordu. biraz daha dikkat edebilse bu yuz hatlarini daha once nerde gormus yada okumus olabilecegini hatirliyacakti ama su anda savasmasi gereken bir orc vardi. gordugu kadariyla da bu gri sis dusmanlarini kendisini etkilediginden cok daha kotu etkilemisti, etraflarinda ne oldugunun farkinda degilmis gibilerdi. Orc saga sola emirler yagdiriyor bir yandan da dusmanlarinin sesini duydugu yerlere buyuk savas baltasini basariyla savurmaya devam ediyordu.
Tum grup bu yeni durumun verdigi ustunlugu farkedip ataklarini hizlandirdi. Lakashtari onunde ve arkasinda patlak veren savaslar ve olusan mistik sis ve karaltilardan bir turlu konsantre olamamis, istedigi gibi saldiramamisti. Obsidius ise biraz once aldigi yaraya cok sinirlenmis, yeni ogrendigi ve denemek icin sabirsizlandigi ates buyusunu test etmeye karar vermisti. asasini havaya kaldirdi ve buyu sozlerini okumaya basladi. parmaklari arasinda belirmeye baslayan alevler daha sonra iki elini de sardi ve son buyu kelimesini de soyledikten sonra ellerinden alevler kayboldugu gibi dusmanlarinin altindan puskurerek ortaya cikti. Bir anda alevler icinde kalan Orc ve haydutlarin lideri ates tarafindan kavruldular. on saflardaki duzen bir anda dagildi. Bu sirada Tharis te savasa dahil olmustu ama isler iyi gitmiyordu, drow’u gormus ve bu beklenmedik dusmanin kim oldugunu dusunmekteydi, ihanete mi ugruyorlardi? bu adami daha once hic gormemisti. yani basinda Lorac alevler icinde haykirarak olmustu, kendisi son anda saga dogru atladi ve alevlerden kurtuldu. Ama dusmanlari pesindeydi, donusumunun verdigi cilginlikla Rasputin bir o dusmandan bir oburune charge ediyor ve daha once sahip olmadigi bir gucle gurzunu indiriyordu. once onunde durma aptalligini gosteren haydutun kafasini kirdi, tamamiyle afalliyan ve kanlar icinde kalan haydutun gozlerinden bu sefer obsidius’un gonderdigi beyaz isik kumeleri girdi ve anlik bir POP sesiyle kafasini patlativerdi. Lakashtari de ritmini yakalamisti oda digerleriyle beraber icer dogru charge etti ve dusmanlarinin zihinlerine saldirarak savunmayi daha da geri puskurttu, Tam bu sirada Eglath sola dogru kacan bir haydutu kovalamakta, rasputin ve Arueth ise Tharis’i koseye sikistirmislardi. Rasputin bu yeni gelen dosttan nedense hoslanmamisti ama savastaki cabukluguna hayran olmamak elde degildi.
Eglath haydutun saklandigina emin oldugu odanin kosesine gitti ama garip bir sekilde orda kimse yoktu, duvara ve kitapliga bir goz atti ama garip bir sey goremedi. bu sirada icerki odada Obsidius arkasindan bir panterin firladigini gorunce artik sadece agzi acik bakmakla yetindi, bu gece gercekten garip seyler oluyordu. bu yaratik dogal bir panterede benzemiyordu. Hayvan haydutlarin yatak odalarinin bulundugu yere dogru atildi ve obsidius bogusma sesleri duydu. digerlerine “burda biri var” diye bagirdiktan sonra daha iyi gorebiliecegi bir pozisyon alip buyulerini gonderdi. onu duyan Lakashtari hizla gerisin geri dondu ve cevik bir deparla haydutun kacis yolunu tikadi. Telepatik gucuyle haydutun beynini sikistiran Lakashtari acimasizca onu ezdi ve haydut can verdi.
Savas bitmis, dusmanlarin biri haric hepsi oldurulmustu, herkes nefes nefeseydi uzerleri baslari kan icindeydi. bir anda bir sessizlik oldu herkes birbirine bakiyor bir yandan da yeni gelen ve onlara savasta oldukca buyuk bir avantaj saglayan Arueth’e bakiyorlardi. o anda hepsi birden fisiltiya benzeyen sesler duymaya basladilar birde sanki akan suyun sesi. hepsi bir anda ayaklarinin altindaki siyah taslara dogru baktiklarinda savas alanindaki tum kanlarin agir agir ama durmaksizin siyah taslarin arasindan suzuldugunu gorduler. bir kac dakikalik saskinlik icinde zeminde hic kan kalmamisti.

##bir kac dakika oncesi#
Assassin’in gizlice magaradan iceri girdigini goren Arueth gizlenmis oldugu agactan sessizce asagi indi ve hizlica pesi sira magaraya girdi. Sadik hayvani hemen pesindeydi. bir kac basamak indiginde Assassin’in elinde bir crossbowla birine hedef aldigini gordu. bu adamda bir gariplik vardi, bir hafta kadar once diger assassinle beraber gelmislerdi. bu haydutlardan oldukca farklilardi ama uzun zamandir beraber calistiklari barizdi. sinsi katillerdi. Durumu hizli bir sekilde okuyan Arueth ellerini hafifce oynatti ve Assassin bir anda mor bir karanligin icinde kaldi.
###

##Bu siralarda sehirde#
Xarvos gereginden fazla gazyagi lambasi ile aydinlatilmis odasindaki misafirlerine tekrar bir goz gezdirdi. yaklasik bir saattir dil dokuyordu ama kimseyi tam ikna edemediginin farkindaydi. Thorak iclerinde durumu en iyi karsilayanlardan biriydi, sonucta zorlu bir yasam surmustu gercekciydi ve oglunun da sonsuza kadar bu kasabada kalamayacaginin farkindaydi. Alfred yasli kadinlar gibi dirdir etmis, Rasputin’in cok genc oldugunu soyleyip durmustu. Xarvos dayanamamis patlamis, kendisinin 13 yasinda orduya katildigini, 15inde ilk dusmanini yere serdigini hatirlatmisti. Quoros sessizdi, her zamanki gibi, Xarvos onun belkide hic umursamadigini dusundu ama emin degildi. Quoros hislerini belli edecek son insandi.
Xarvos tekrar masanin basina dondu, kendi kafasinda bu sorunun baska bir cozumu yoktu buyuzden oyle yada boyle onlarda onun gozunden bakacaklardi.
“oglanlarin sucsuz oldugunun farkindayim ama bu sonucu degistirmiyor, istersem onlari hapse de atabilirim bunu biliyosunuz.” bu hafif tehditin havada bir sure asili kalmasina izin verdi sonra devam etti. “Gencler burda hem kendi baslarina hemde benim basima bela aciyorlar, Lord Pardraig’e bir mektup yaziyorum, onlari himayesi altina alicak hem boylece kendilerini gelistirebilecekleri bir yerde olurlar.” Xarvos tum deneyimli yillari boyunca tecrebusesiz gencler kadar kimseden rahatsiz olmamisti. dikkatsiz davranirlar, kolay yonlendirirler ve kontrol edemedikleri guzlerini kullanmakta birbirleriyle yarisirlardi. Burda bir ticaret sehrini idare etmeye calisiyordu ve son istedigi kaostu. "Bu gece burda bekliycez beyler, eger sizinkiler geri donerse hersey soyledigim gibi, bir iki gune yola cikarlar ha eger donmezlerse zaten sorun yok demektir, itirazi olan var mi?’
Quoros ilk kalkan oldu, hafifce selam verip bir sey soylemeden cikti. Alfred onun pesinden gidecek gibi oldu ama Xarvos en azindan ikisinin kalmasinda israrciydi. Thorak la beraber oda bekledi.
Xarvos son olarak ekledi, “evlerdeki daginiklik icin uzgunum, tamamen formalite icabi. zarari karsilarim”
##

Herkesi garip bir sessizlik almisti, karsilarindaki dostmuydu dusman miydi? bir Drow’a benziyordu ama aslinda hicbiri daha once drow gormemisti. sessizligi bozan Eglath ve Lakashtari oldu, ikiside yabancilara karsi paranoyak Obsidius ve ukala Rasputin’e gore daha sicaklardi. Arueth onlara bu haydutlari takip etmekte oldugunu soyledi, kendince sebepleri vardi. grupta ona nasil kandirildiklarini ve suclamalarin onlara kaldigini anlattilar. tanisma fasli kisa surdu etrafta arastirilacak cok sey vardi. Arueth kosedeki kasalari acmak icin ilerledi, bu konularda becerikli oldugu belliydi. Ahsap kasayi actiklarinda, bir cok altin, onlarca calinti kolye ve yuzuk ve bunlarin yaninda iki muhurlu mektup buldular. Arueth mektuplari tanidi, bunlarin esrarengiz drow ziyaretci ile Lorac arasinda alip verildigini gormustu. hemen acip okudu

Ilk mektup

Karavan 10 gun icinde geliyor, 4lu konvoy, ejderalevinde kalacaklar.
hata istemiyorum

Astrid

L.X. lacivert muhur

ikinci:

Sana olan inancimi bosa cikarmadin Lorac. Hizmetlerin karsiliksiz kalmayacak, sana Tharis ve Zek’i gonderiyorum.

Astrid

L.X. lacivert muhur

L.X. muhrunu tanimisti, demekki gercekten dogru iz uzerindeydi.

Bu sirada Obsidius tastan kitapligi incelemekteydi, kitapligin arkasindan gelen arcane buyuleri hissedebiliyordu, ayni buyuler zeminin altindan da gelmekteydi. Rasputini yardima cagirdi beraber kitapligi ittiler. karsilarinda karanlik bir bosluk vardi, Obsidius karanlikta cok iyi gorebilen gozleriyle tas duvarin ortasinda kitap seklinde bir bosluk oldugunu sezebildi. dokundugunda burda gercekten de bir kitap oldugunu gordu. kitabi buyulenmis gibi bir elinden bour eline alan Obsidius, kadifemsi dis kabinda ellerini gezdirdi, bu kitapla ilgili cok sey okumustu.

bir gecede yeterince gariplik yasamis olan grup, ganimetlerini topladiktan sonra hancinin sandigiyla beraber ordan ayrildi. yolda at arabasini da alarak sehre geri geldiler. Ejderalevinin orda iki guard grubu durdurdu ve silahlarini teslim etmelerini istedi. kendilerinden emin silahlarini teslim eden grup Guardlarin basi Xarvos’un huzuruna cikti.

Xarvos yaninda Thorak ve Alfred ile beraber onlari bekliyordu. Grup olanlari anlatirken, Hanci Adrac kasasinin icindekilerin calinmadigindan emin olmaya calisiyor, tum olanlari grubun arkasindan seyreden Arueth ise fazla dikkat cekmemeye calisiyordu, guardlar tarafindan drow oldugu coktan farkedilmisti, sehirde soylentilerin yayilmasi fazla zaman almazdi, her zamanki gibi bu sehirde de zamani kisitliydi.

Xarvos genclere tesekkur ettikten sonra, onlardan Orc’un cesedini getirmelerini ve eger kabul ederlerse en yakin zamanda Silverymoon’a yola cikmalarini istedi. Cesedi Lord Pardraig’e ileticekler oda emrindeki rahiplere oluyu sorgulamalarini emredicekti. ricadan ote diretme gibi duran bu gorevi yuklu bir miktar odemeyide goz onunde bulundurarak grup kabul etti, aslinda eskiden beri silverymoon’u gormek istiyorlardi ama bu biraz acele olmus, bir gecede cok fazla gelisme olmustu. Aslinda o anda hepsi sadece uyumak istiyordu.

Bir saat kadar sonra Obsidius evinde siyah kadife kitabin uzerinde uyuyakalmisti, sifrelemeleri neredeyse cozmustu, Lakashtari hana donerken usta Quoros ile karsilasmis, ustasi ondan kendisini takip etmesini istemisti. Bu sirada Eglath babasi ile evlerine gitmis, hayatinin hic bilmedigi bir yonunu ondan dinlemekteydi. Arueth sehirden yakin zamanda uzaklasacaginin verdigi biraz olsun rahatlikla kucuk han’a girdi ve biraz yemek ve bira soyleyip uzak bir kosede meditasyona basladi. ayni zamanda handa konusulanlara da kulak kabartiyordu. Orc ve kurt suruleri ile ilgili haberler almis yurumus, drowlarin cirit attiklari bile konusulur olmustu. Rasputin ise Alfred ile bir saat kadar sohbet etmis kendisi ve yasadigi bu donusum ve ailesi ile ilgili kendisinden bunca zaman saklananlari ilk kez ogrenmisti, kendini bu dusunceler icinde uykuya verdi.

##
Zek’in sinirden gozu donmustu, rahibi ve ekibini fazla kucumsemis olmaliydi. Tekrar etmeyecegim bir hata dedi kendi kendine. oldukca yetenekli bir drowla birlikte olduklarini ne Tharis ne de o farketmisti, bu yuzden magaradaki kaostan kurtulmakta sansli bile sayilirdi. duruma en son baktiginda Tharis;in ordan sag cikabilecegine ihtimal vermedi. tekrar konsantre olmaya calisti, su anki isi nispeten daha kolaydi, alt kat penceresinden giricek ve aralik birakacakti, sessizce yukari cikmak kolaydi zaten cocuk 3 saattir horultulu bir sekilde uyuyordu. Yasli adamla uzayan sohbetleri Zek’in sabrini oldukca zorlamisti.
plani her zamanki gibi kusursuzdu, genc rahip herseyden habersiz tam onunde uyuyordu, gumus hancerini kinindan sessizce cikardi ve cocugun tam kalbini hedeflendi. iste o anda beklenmedik bir sekilde rahip gozlerini acti. Sansina kufurler savuran Zek’in bir anlik saskinligi Rasputin’e yataktan asagiya kendini aticak zamani versede, Zek hanceri indirmekte gecikmedi. Hancer tam gogsune giren Rasputin yere yigildi. Zek hemen pesindeydi ve isi bitirmeye niyetliydi, bu cocukla cok fazla aksilik cikmisti. kilicini cekti ve ayni anda arkasindaki hareketliligi farketti. Tam donmek uzereyken Alfred uzerine atladi ve bogusmaya basladilar. Yasli adam Zek’in dengi olmaktan cok ote olsa da, anlasilmaz bir gucle savasiyor onu cocuktan uzak tutmak icin elinden geleni yapiyordu. Zek kiliciyla her saniye adamin vucudunda yeni ve daha derin bi yara acsada pek aldirdigi yok gibiydi. Bu sirada goz ucuyla rahibin ayaklandigini gordu, sandalyeyi kaldirmis firlatmak uzereydi. Zek o anda yakaladigi boslukla kilicini Alfred’in kalbine soktu. Adam bir kac saniye bogusmaya devam etti, o an Zek hayatinda ilk defa korktugunu hissetti. sonra Alfred’in kollari gevsedi ve dizleri uzerine dustu. Ayni anda ucarak gelen sandalye Zek’in kafasinda patlayinca, kendisini trabzanlardan asagi kata ayip aralik biraktigi pencereden kacti. Zek kufurler savurarak ordan uzaklasti ama tekrar goruseceklerini biliyordu, sonucta o yeminini yilar once etmisti.
###

Sabah oldugunda ilk uyanan Lakashtari oldu, hizlica handan asagi indi. Dun gece cok sinir bozucu gecmisti. Quoros’un ona verdigi zarfta ise inanilmasi guc seyler yaziyordu, ayrica bir de yuzuk vardi. yuzugu cebine atti. handa uzak bir kosede duran Arueth’i gordu. yanina gitti ve Eglath’a gidecegini soyledi. Eglath’i aldiklarinda oda gayet dusunceliydi, annesi ve babasiyla vedalasti. Elinde oldukca ihtisamli ve uzerinde ejderha motifleri olan bir sancak vardi. grup daha sonra rasputin’in evine gittiginde ise onlari daha buyuk bir supriz bekliyordu. Rasputin gece saldiriya ugramis, Alfred olmustu. Uzerlerindeki gerginlik bicakla kesilecebilecek turdendi.

Bu siralarda Obsidius ise keyfi gayet yerinde yasli buyucu Bellamin’in dukkanina girdi. Golgealevi isimli bir nesne aradigini soyledi. Bellamin bunun ne oldugunu biliyordu ama ufak bir problem vardi ki, malzemelerine erisemiyordu. yasli bunak malzemelerini korumak icin bir demon summon etmis sonrada kontrolu kaybetmisti. Firsati goren yasli buyucu Obsidius’tan demonu ortadan kaldirmasini istiyordu. Obsidius normalde boyle bir seyle ugrasmazdi ama aradigi iksir onun icin onemliydi ayrica 3000 altin degerindeydi. Bellamin bu demondan kurtulmasi durumunda iksiri 300 altina verecegini soyluyordu. cokda hosuna gitmese de buyucuye evet diyip Lakashtari’den gelen telepatik mesajda bahsedilen yere onlarla bulusmaya gitti.

Bir sure olan bitenden bahsedildikten sonra, Obsidius gecen geceki magarada bulunan gizli kapiyi acmak icin bir iksire ihtiyaclari oldugunu, bunun icinde buyucunun onlardan istediini yapmalari gerektigini soyledi. o sirada her kafadan bir ses cikmaya basladi, Rasputin Orc’un cesedini alip gitmeyi oneriyor, Lakashtari ise kapiyi ve ardini merak ediyordu. Eglath savasta sirtlarini yasladiklari yetenekli ama bulmaca gibi konusan arkadaslari Obsidius’a guvenirdi o yuzden onunla hem fikirdi. Sonunda Rasputin yasli buyucuden karsilik olarak alabilecegi birsey aklina gelince bu goreve daha sicak bakmaya basladi. Arueth kibarca katilmayacagini ama bahsettikleri yerde onlari bekliyecegini soyledi. Eger baslari ciddi bir belaya girerse Lakashtarinin bir mesaj iletmesi yeterli olurdu.

Grup yasli buyucunun verdigi scroll’u kullanarak binanin icine bir kapi acti. pespese kapidan girip yokoldular, Arueth ise kapinin onunde panteriyle beraber etrafi izlemeye koyuldu.

Iceriye girer girmez suratlarina cehennemden cikma bir koku carpti, curumus ceset kokusuydu bu ve gorunuse gore ayaklarinin alti ve odanin orta kismi ceset parcalarindan gorunmuyordu. midelerini icerde tutmaya calisirlarken, Rolf the Butcher, karanliklarin icinden onlara dogru firladi. Boyu iki bucuk metre civarindaki yaratik en az 500 kilo olmaliydi, butun vucudu dev bogumlardan, surati ise devasa iki kirmizi goz ve yarimsar metrelik boynuzlardan olusuyordu. bir elinde kan icinde bir cekic, diger elinde ise yarim metrelik bir kasap bicagi vardi. Obsidius kendisine dev bir momentumla gelen yaratiga karsi kacmakla kusmak arasinda bir yerde donup kalmisti. Dev cekic ve bicak ayni anda indi, cekic darbesi yuzunden kafasini toplayamiyor, bir yandan da kocaman bicagin acitigi yaradan fiskiran kana bakiyordu. daha o bakarken yara kapanip iyilesti, goz ucuyla Rasputin’in dudaklarinin mirildadigini gormustu. Rasputin, Eglath ve Lakashtari kendilerine hakim olur olmaz savas pozisyonlarini alip canavara pespese darbeler indirmeye basladilar, ama gozle gorunur bir etki yaratabildikleri yoktu. Bu arada cekic ve balta darbeleri acimasizca inmeye devam ediyor Obsidius’un kani onlarin yuzlerine kadar saciliyordu.

##Haftaya devam##

View
Oyun 1 - Tuzak

Grup gorevi alir almaz Ejderalevi’ne dogru hizli adimlarla devam etti, hanin arka tarafina gecen grup, burda at arabasini getirecekleri ambari gorduler, kapisinda bir guard beklemekteydi. Ormanin derinliklerine dogru giden patikayi izlemeye devam ettiler, patika bir yol ayrimina geldiginde solda atlarin sesini duyar gibi oldular. bi 5 dakika daha temkinli sekilde yuruduklerinde atlarin panik halde kisnediklerini duyabiliyorlardi. kosarak son donemeci alan grup, karsilarinda 3 gri kurt ve onlarla mucadele eden bir kopek buldu. goz acip kapayinacaya kadar kiliclar cekilmis, buyulerin alevi geceyi patlamalarla aydinlatmaya baslamisti. Rasputin kurtlarin her manevrasini insan ustu bir sezgiyle goruyor ve savasi yonlendiriyordu. ayni sebepten 2 buyuk beyaz kurt savasa katildiginda hic sasirmadi, bunu bekliyordu. Eglath damarlarindaki Goliath kaninin verdigi hevesli kararlilikla ilk charge eden oldu, kurtlar tarafindan isiriliyor penceleniyor ama umurasmiyordu. Rasputinle egitimlerinin verdigi deneyimle beraber savasiyorlar, kurtlarin dengelerini bozuyorlardi. Obsidius iki arkadasininda boyle disedis savasmasina egitimlerden alisikti, ayni zamanda bu kendisi icin gerekli samatayi cikariyordu. Lakashtari nin yaninda uzak bir mesafeden kurtalara olum yagdirdi. Lakashtari her zamanki sakinligini savas sirasinda da devam ettirebiliyordu, onun yapisi ve gucleri bunu gerektirirdi. Kendini bu duzlemden ayirdi ve spirit duzleminde kurtlarla dovustu, geri dondugunde kurtlardan birisinin kendi kontrolu altina aldi. Savas coktan genc grubun lehine donmustu bile, bir kac dakika icinde de bitti.

Rasputin kurtlarin saldirisina ugrayan kopekle ilgilendi, adi Kex ti, cok zeki olduguna suphe yoktu. etrafta 3 kopek olusu daha buldular, bunlarda tasmaliydi fena halde parcalanmislardi. Obsidius ve Lakashtari hancinin oglunun aldigi yaralarin bu kurtlardan olamayacagina hemfikirdi. bu iste bir gariplik oldugunu dusunup cocugu bulmaya karar verdiler. at arabasina atlari baglayip tekrar hana dogru devam ettiler. at arabasini ambara sokup, on kapidan hana girdiler ve hanciyi buldular. hanci Rasputin’e kese icinde 100 altin firlatip onlara kapiyi gosterdi. ogluyla ilgili sorularada bilmedigini ve umursamadigini soyledi.

Grup oglani bulamayinca, obsidius evine, Rasputin Tapinaga, Lakashtari ve Eglath da Kucukhan’s geri donduler. Obsidius izlendikleri izleniminden kurtulamiyordu, hizla eve dogru seyirdi.

“O anda baska bir noktada”
Tharis ve Zek grubu izlemeyi birakmislardi, gorunuse gore hicbirseyden suphelendikleri yoktu. Tharis Lorac’a gidip durumu anlatmaya karar verdi, gecerken ambardan arabayi cikaracak Horster ve digerlerine de goz atabilirdi. Zek ise garip davraniyordu, Tharis ile gelmeye niyeti yoktu. Genc rahipten hoslanmadigi belliydi ama nedenini bilmiyordu. Zek’i gizlice gumus dagger’iyla oynarken gormus bunu pekde hayra alamet yormamisti. Tharis Zek’i kendi haline birakip Lorac’la bulusmaya gitti, ona herseyin planlanan da iyi gittigini anlatacakti. Orc sevinecekti.
""

Eglath yorgun kaslarini dinlendirmek icin hemen odasina cikip gurultulu bir sekilde uyumaya baslamisti, Lakashtari ise kendi normlarina gore cok fazla adrenalin uretmisti hemen uyumasi soz konusu degildi. Handa birseyler icen Walster i gordu, guardlardan biriydi. 1 saat kadar lafladilar. Kendi baslarina gelenlerden ve kurtlardan bahsedince yan masadakiler hayret nidalari yukseltip hizla kapiya dogru yoneldiler. suphelenen Lak, peslerinden gidiyorduki iceri Brod girdi, kucukhan’in sahibi.

Haberler kotuydu kandirilmislardi, getirdikleri at arabasi belliki haydutlarla doluydu ve yanlarinda tasidiklari kopek ise sucun uzerlerine atilmasina tuz biber olmustu. guardlar onlari aramaktaydi. Lak paniklemen yerine, zihnine dinginligin hakim olmasina izin verdi ve tum arkadaslarina telepatik bir mesaj gonderdi. baslari beladaydi ve ahirin orda bulusmalilardi. 20 dakika kadar sonra ahir ile nehir arasindaki boslukta bulustular. Rasputin tapinaktan cikarken biraz sorun yasar gibi olmus ama muthis ikna yetenegini sergileyerek ustasini umursamayacak kadar kizdirmayi basarmisti. ahira giden yoluda kendisi bulamayinca Kex onu ormanin icinden ve guardlarin arkasindan getirmisti.

Durumu analiz eden grup, haydutlarin cikmak icin kullandigi at arabasini takip etmeye karar verdi. ormandaki yol ayrimina kadar patikayi takip eden grup burda at arabasini terk edilmis olarak buldu. izlere bakilirsa 4 kisilerdi ve yanlarinda oldukca buyuk bir sandik vardi. izleri bir sure sonra ormanin derinliklerinde kaybettiklerinde Kex imdada yetisti ve koklayarak izleri surmeye devam etti. sonunda Yarim kubbe sekilde yaklasik 4 metre yuksekliginde ve 8 metre capinda bir kayaya rastladilar. oldukca eski ve zekice yerlestirilmis bir ilizyonla saklanan girisi Rasputin kayalarla konusma yetenegini kullanarak saniyeler icinde buldu.

bir 20 dakika onden kim gitsin diye konustuktan sonra, grubun en sessiz kahramani olarak obsidius’u one atmaya karar verdiler. kayadan iceri girer girmez 5 basamak merdivenden sonra bir kapi oldugunu gorduler. bu kapi daha once hic gormedikleri kadar siyah bir tastan yapilmisti, uzerinde herhangi bir sembol yada yazi yoktu. Rasputin kapiyi itti ve sanki agirliksizmiscasina kolaylik acildi. birkac basamaktan sonra bir koridor ve aralik bir kapiyla karsilastilar. obsidius kafayi uzatip bakinca sag tarafinda acik bir kapi, sol tarafinda kapali bir kapi ve tam karsisinda kapali daha buyuk bir kapi gordu. bu buyuk kapinin ardindan bagirismalar ve kahkahalar gelmekteydi. ama o an daha onemlisi sagdaki acik kapidan gorunen mutfakti, zira orda haydutlardan biri yemeklerle ugrasmaktaydi.

bir kac dakika sonra plan hazirdi, Lakashtari elinden geldigince sessiz ilerleyerek adama yanasmaya calisti, ama bu tip durumlarla ilgili deneyimi yoktu cok fazla hisirti cikariyordu. Asci bu garip sesi duydu ve bir anda dondu. vakit kaybetmeyen Lak bir buyuyle adamin aklini kontrolu altina aldi ve sessizce geldikleri koridora dogru girmesini saglayip kapiyi kapatti.

Zavalli adami savunmasiz yakalayan grup, obsidius’un buyulerinide kullanarak adamin odunu koparmayi basardi ve kayanin disina cikarak adami bagladilar. ellerinden geldigince bilgi alip, aradiklari haydutlarin burada oldugunu ve 5 kisi olduklarini ogrendiler. adami korkutmada biraz fazla ileri gidince cigliklarini susturmak icin agzinida baglayip oraya biraktilar. tam bu sirada asciyi aramaya cikan bir diger haydut tam giris kapisinda grubun gazabine ugrayip can verdi.

haydutlarin ikisinden basariyla kurtulduklarina gayet memnun olan grup asagiya dogru tekrar yoneldi. Eglath ayni taktigi defalarca uygulayabileceklerini soyluyordu, ama asagi indiklerinde durum degisikti. soldaki kapi acikti birileri aceleyle cikmisti. karsidaki kapi kapaliydi ama hic ses gelmiyordu. Eglath adamlarin kactiklarindan emin kufurler ederek kapiyi savurarak acti. malesef gercek bu degildi, iceride tam yedi haydut tam da bu ani bekliyordu, daggerlar havada ucarken, kurulmus crosbowlar ateslendi. Eglath saskinlik icinde bir cok isabet alirken, zor bela duydugu Orc’un kahkaha dolu sesine birkac kufurle karsilik verip kapiyi kapatti. Kendilerini toparlayip kapinin acilmasi icin hazirlanmalari icin sadece birkac saniyeleri oldu. tam o anda kapi acildi ve savas tum atesiyle basladi. kapiyi acan iki sanssiz haydut, pespese gelen darbeler sonrasi kanlar icinde kaldilar. Arkalardan Lorac isimli Orc’un kahkaha dolu sesi hala cinlamaktaydi…""Devami haftaya :)"

View
Intro

D&D Forgetton Realms.

rasputin obsidius Eglath ve Lakashtari, ana sehre 3 gun uzaklikta bir ticaret kasabasinda dogup buyuyen 4 maceraperesttir. cocukluktan beridir birbirlerinden ayrilmayan 4luden Eglath ve Lakashtari yavas yavas yakinlasmaya baslamistir. yanliz henuz iki tarafta digerine bunu itiraf edebilmis degildir. bu 4 kanka yasadiklari koyun buyuk bir ticaret yolu uzerinde de bulunmasi nedeniyle yolculara, savascilara ve ticarete cok yakin buyumusler ve kendilerini bilinmez bi maceraya atmak icin can atmaktadirlar. sadece hayal kurmaklada kalmayip ilgi alanlari uzerinde calismaya ve karsiligin yorucu ve uzun isler yaparak kasabanin belli basli ustalarindan egitimde almaktadirlar. egitimlerinde ilerlemeye basladiktan sonra kasaba sakinlerinden is almaya baslarlar, baslarda genellikle getir gotur isleri olsada yilmazlar devam ederler, zira amac kasabada yeterince guvenilir olduklarini ispatlayip, sehire gidebilecekleri gorevler alabilmektir.
Buyuk bir ticaret konvoyunun geldigi bir hafta, gunun yorgunlugunu bir birayla atmaya calisan rasputin, kendisine dogru kasabananin en buyuk hani olan EjderAlevi’nin sahibi Adarc’in hizla geldigini gorur. Birasini usulca yere koyup, yasli tombul hanciyi suzmeye baslar. Adarc hizla yaklasir ve soyle der, butun bekciler konvoy nobetinde, git o caylak arkadaslarini da al yaninada bir ise yarayin. rasputin sarap ficilari tasiyacaklarina neredeyse emin hemen cevap verir, ben hallederim hanci kac fici var. Adarc, ficilar tepedeki depoda at arabasinda hazir, ama sorun o degil, benim beceriksiz usak arabaya erisememis, gorunuse gore arabanin etrafinda bir iki kurt dolaniyor. sen ve digerleri gidin bana getirin su arabayi, 1 aylik harcliginiz bu aksam benden. rasputin donup kalmistir, kurtlar? belki de boz kurtlar? yok canim muhtemelen birkac it diye gecirir icinden ama yine de heycanlidir, bu adamakilli aldiklari ilk istir. Butun yorgunlugu uzerinden bi anda silinen rasputin adimlarini obsidiusun evine dogru hizlandirir, Eglath ve Lakashtarii da zaten en son ufak handa icerken birakmistir.

rasputin kosarak eve daldiginda obsidius sabahtan beri bir turlu duzgun sekilde yapamadigi bir buyu uzerinde calisiyordu ve artik son denemelerini yapiyordu. tabi rasputin’in iceri girmesiyle tum konsantrasyonu bozuldu ve buyu ufak bir toz bulutu cikarmak disinda bir ise yaramadi. tam agzina geleni soylemek icin rasputina donmustu ki, rasputin’in gozlerindeki isigi gorunce duraksadi. uzun zamandir rasputin’i boyle heyecanli gormemisti.

rasputin hancinin anlattiklarini aktarirken, obsidius’un siniri de heyecana donusmeye basladi. hemen gerekli bir kac kese, buyu kitabi ve asasini alip gidelim dedi rasputin’a. Eglath ve Lakashtari nerde, haberin var mi? handa olmalari lazim diyen rasputin kapidan hizli adimlarla cikip hana dogru yoneldi. obsidius de beklemeden pesine takildi…

rasputin ve obsidius kendilerini Nesme’nin bu aksam her zamankinden de kalabalik olan sokaklarina attilar. Nesme, kitanin kuzey batisinda Surbin irmagi ile Evermoors ormani arasina kurulmus ortaboy bir kasabaydi. 2 gun uzaklikta doguda kalan buyuk baskentlerden Silverymooon’a giden tum ticaret konvoylarinin son ugrak noktasiydi. Nesme ayni zamanda Silverymoon icin hem kuzeyden hemde batidan gelebilecek tehlikelere karsi gozculuk gorevini ustleniyordu, kendi boyutundaki bir kasabaya gore donanimli sayilabilecek bir guard unitesi vardi, zaten gelen buyuk konvoylarin mutlaka kendi korumalari ve parali askerleri olurdu o nedenle isleri kolay sayilirdi. Ayrica son yillarda kimse Orc raidlerinden yada barbar istilarindan bahsetmez olmustu, bunlar cok uzak efsaneler olmaya baslamislardi bile. Silverymoon kuzeyin en buyuk sehri ve kitanin guzel insanlarinin koruyucu semboluydu, kendine ait buyuk bir ordunun yani sira efsanelere gore Mythal denen anchient buyulerle de korunmaktaydi.

Sonbaharin bu serin aksaminda, sarkilarin, naralarin, kahkahalarin birbirine karistigi bir gurultu arasindan siyrilan iki genc, sehrin kuzey ucuna daha yakin olan “Ufakhan” a vardilar. icerisi ufak bir somine atesiyle hem aydinlanip hem isinmaktaydi. Baharatli patates ve yukusak koyun eti kokusu yuzlerine tatli tatli carpti. rasputin bi an ac oldugunu hissetti ama obsidius onu durtukleyip Eglathle Lakashtariin aylak aylak oturduklari masaya dogru cekistirdi. pff su buyuculerin hep acelesi vardi zaten, nolurdu simdi bi kuzu butuna gomulseydi..

Çok sevdigi tavuk kanatlarinin son parçalarini kemirmekte olan Eglath, rasputin ve Obsidius’u kapida görünce kafasiyla Lakashtaria geldikleri yönü isaret edip bankin üzerinde yana dogru kaykildi, fakat acele acele kendisine dogru seyirtmeleri Eglath’in de kafasinda soru isareti olusturmustu. Yeterince yaklastiklarinda Obsidius’a sordu: “Hayirdir?”…

Hanci Brod, iceri yildirim gibi dalan delikanlilari merakla suzdu, iyi cocuklardi, cok calisiyorlardi, ona cok kez agir islerde yardim etmiserdi. Bugun isler iyiydi, gidip onlara biraz daha kanat goturmeye karar verdi, oglanin yediklerine bakilirsa iki kova kanat yetmemis gibiydi…

obsidius, Eglathin soran bakislarina, sonrasinda da bos tabaklara bakti. bu kadar seyi ikisi yemis olamaz diye dusunurken Eglath sabirsizca sordu yine: anlatacak misiniz neler oluyor? bir obsidius’e bir rasputin’a bakiyordu. Lakashtari da butun dikkatini onlara vermisti. obsidius tam anlatmaya baslarken hancinin gonderdigi yeni kanatlar masaya geldi, cok lezzetli gorunuyorlardi. birden rasputin’in karnindan kuvvetli bir gurultu geldi. obsidius’u kolundan cekerek masaya oturdu: once bir seyler yiyelim… obsidius cocuklugundan beri yemekle arasi olmayan zayif bi adam olarak rasputin’in bu tip hareketlerine pek anlam veremese de alismisti. bu kadar onemli bir gelisme varken nasil yemek dusunebiliyordu? rasputin kanatlara saldirirken, obsidius de ondan aldigi bilgiyi Eglath ve Lakashtari’a anlatmaya basladi…

rasputin masaya gelen tabaklari birer birer bosaltirken Obsidius ve Eglathin muhabbeti sadece bir ugultu olarak geliroydu kulaklarina. Obsidiusun hareketlerine bakacak olursa Adarc’in kendilerinden istedigi seyi anlatiyor olmaliydi ama suanda önemi yoktu, önemli olan sadece yeni siparis ettigi domuz kaburgalarinin masaya ne zaman gelecegiydi. Masadakiler rasputinin bu durumuna alismislardi ne de olasa onu yillardir taniyolardi ve rasputin her zaman böyleydi. Ama onlarin bilmedigi ve rasputin anlatmadikca asla bilemeyecekleri ‘O’ aksam tapinakta, cult’a kabul töreninde yasananlardi…

bir on dakika sonra “kucukhan” in kapilarindan ufak tefek celimsiz bir cocuk girdi, bayagi hirpalanmis bir goruntusu vardi, sag bacaginin alt tarafi sargiliydi ve sekiyordu. yuzunde de sislikler vardi, dudagi bi kac yerinden patlamis gibi duruyordu. 4 genc arasindan kafasi tabaga gomulmemis olan bir tek Lakashtari’di ve cocugu da ilk o gordu, onu hemen tanidi, Adarc’in ciragi Horster’di. Horster Lakashtari’i gordu ve elinden geldigince hizli masaya dogru segirdi. Masaya geldiginde Lakashtari somine atesine yaklasmasiyla cocugun aydinlanan yuzunun tahmin ettiginden de kotu durumda oldugunu gordu. tam ne oldugunu soracakti ki, cocuk alel acele, “Adarc sizi bulmami soyledi, saraplari tukeniyor bugun cok misafiri var, o at arabasini hemen getirmenizi istiyor” dedi…….

obsidius aceleyle masadan kalkti, hadi daha fazla oyalanmayalim derken aklinda bi iki kurt nasil bu kadar sorun cikarir ki sorusu vardi. her neyse, kisa yoldan kurtlari def eder, bi gecede bir aylik harcliklarini kazanirlardi. uzun zaman sonra biraz heyecan ve hareket de fena olmazdi zaten.

tepedeki deponun yerini biliyordu hepsi, handan cikip o yone dogru yurumeye basladiklarinda rasputin hala elindeki domuz kaburgasini siyiriyordu…

UfakHan ile Thorak’in demircisinin arasindaki karanlik sokakta golgelerin icinde iki cift goz, iki kukuletali figur kipirtisiz beklemekteydi, Larc onlara gozculuk gorevi vermisti, onlarinda ne Larc’in sozunden cikmaya nede en ufak detayi atlamaya niyeti vardi. Handan once cirak cikti, durumu pek iyi degildi kukuletali figur hafifce siritti sonra arkasindan gelen 4luyu gorunce ciddilesti. bunlar alisilagelmis muhafizlardan degillerdi, ikiside dikkat kesildiler. Genclerdi hararetle konusuyorlardi, gorunusure gore Adarc muhafizlara fazladan para yedirmek istememis sehrin genclerinden yararlanmak istemisti. Kisa sure dusundu, muhafizlar kadar iri kiyim degillerdi, aslinda celimsiz bile sayilirlardi, ama asil sorun muhafizlardan daha akilli olabilirlerdi. Her halukarda bu bir komplikasyondu ve bunlari dusunmek kendi isi degildi. onun isi gozlemekti. Yanindaki ileri dogru bir adim atti, onlari takip etmeye niyetli oldugu belliydi. Tharis yildirim hiziyla ayak bileginden cektigi obsidian dagger’i Zek’in cenesinin altina yapistirdi. Zek oldugu yerde durdu ama ona bakmadi.Tharis keyiflenmisti, kafasiyla hanin arkasini isaret etti ve ses cikarmadan gozden kayboldu. Zek elindeki zehirli hanceri cikardigi gibi hissettirmeden geri kinina koydu ve bi kac saniye sonra Tharis’in pesinden oda golgelere karisti.

View
Burasi Bizim :)

Burada hikayenin her hafta gelisimini yazicam, ilerde eskiden neler olmus seklinde bakmak icin yada bir hafta gelemeyen biri olursa takip etmesi icin guzel bir tool.

View

I'm sorry, but we no longer support this web browser. Please upgrade your browser or install Chrome or Firefox to enjoy the full functionality of this site.