For the New and Unseen

Oyun 48 - Sundabar'dan kacis

Ellerindeki yaziti tunelin kapisina yasladiktan sonra dusunmeye basladilar, kafalarinda hem yazitla sehirden cikmak hemde Keshan’dan kurtulmak icin bir plan olusmaktaydi. Oncelikle Rasgath’i kulenin merdivenlerinden gondererek yukariyi kolacan etmesini istediler. Rasgath karanlikta el yordamiyla agir agir yukari cikti. Sessizce basinin uzerindeki kapagi araladi. Karsisinda liman kapisini acacak mekanizma duruyordu ve gorunurlerde kimse yok gibiydi. Odanin hemen disindan konusmalar geldigini duyabiliyordu. Ayni zamanda havada bir yanik kokusu ve parlayan isiklarin yansimasi vardi. Daha iyi gorebilmek icin disari cikmaya calisirken kapagi elinden kacirdi ve gum diye yere dusurdu. Bu disardaki nobetcilerin dikkatini cekmisti. Hizla pantere donusup gecite geri atladi ve kapagi pesi sira kapatti. Asagi geri donup durumu arkadaslarina anlattiktan sonra aralarinda tekrar tartismaya basladilar. Keshan’in gonderdigi sandali suyun ilerisinde gorebiliyorlardi ama adamin kendilerini gorup gormediginden emin degillerdi. Bunu duyan Lakashtari bu belirsizligi engellemek adina aciga cikip kayiga el salladi. Kayigin icinde bir gaz lambasi yandi ve onlara dogru ilerlemeye basladi. Bu sirada bu beklenmedik hareket grupta bir takim huysuzlanmalara sebep olmustu. Sonunda Eglath Kris ile beraber yukari cikip kapiyi acmaya karar verdi. Rasputin ise digerleri ile beraber kayikciyi karaya cikmaya ikna edecek, yaziti kayiga tasidiktan sonra adamdan kurtulup Eglath ve Kris’in sadece sandalin cikacagi kadar acacaklari kapidan sivisacaklardi. Plan kusursuz gorunuyordu iste tamda bu nedenle ise yaramayacagi barizdi :). Eglath ve Kris yukari ciktiklarinda karsilarinda alev alev yanan bir Sundabar’la karsilastilar. Ne olmussa olmus sehir karismisti. Kapidaki guardlar daha onlari farketmemis agizlari acik sehri izlemekteydiler. Daha sonra ileride bir yeri isaret edip “Suna bak bu tarafa geliyor” diye bagirisinca Eglath ve Kris’te o tarafa dogru bakindilar. Siyah pelerin ve kapsondan yuzu gorunmeyen parlak zirhlar icinde bir adam onlara dogru gelmekteydi. Hemen arkasinda mutantlardan bir ordu yuruyordu. Eglath fazla zamanlari olmadigini anlamisti. Bu sirada guardlardan biri onlari farketti, ikiside aninda donduler. Eglath yerinden kipirdayacak degildi. “Kapiyi acmaya geldik, ya burda hep beraber oluruz yada kapiyi acar kurtuluruz” dedi. Guardlarin fazla iknaya ihtiyaci yoktu aninda tozoldular. Bu sirada asagida kayik yaklasmis ama karaya yanasmayi reddediyordu. Rasputin adamin gelip yaziti tasimaya yardim etmesini istiyordu ama adam orali degildi, bir onceki gun Eglath’in canta gibi salladigi adami duymustu. Rasputin bir hinlik dusune dursun durumu ele almaya karar veren Lakashtari hancerini cekti ve “Ya gelirsin yada seni boydan boya acarim” diye bagirdi. Adamin kurekle asilip can havliyle onlardan uzaklasmasi bir kac saniye surdu. Rasputin daha “lan ne yaptigini begendin mi” derken Lakashtari “Ben simdi ona gosteririm” diyerek Keshan’a bir mental mesaj gonderdi. “Kayikcin bizi almiyor, hemen yardim et” dedi. Keshan’da “hemen geliyorum” diye cevap verdi. Rasputin Keshan’in gemisinin onlara dogru gelmekte oldugunu gorunce herseyi anlamisti. Agzi acik kalakaldi, butun plan suya dusmustu, artik kayigi calip kacabilme olasiliklari yoktu. Tek yol Keshan’in gemisiydi. O sirada Eglath tekrar asagi indi. "Noluyo yau? niye tasi hala yuklemediniz? diye cikisti. Rasputin tepki vermiyordu, gurzunu bir koseye birakmis bir sigara yakmisti. Rasgath olani biteni anlatti Eglath sinirden yerinde zipliyordu ama yukarida sehirdeki durum ciddiydi zamanlari yoktu. Tekrar yukari kostu ve Kris ile beraber bu kez kapiyi sonuna kadar actilar. Kapi acilinca kayik geri dondu. Asagiya ineceklerken esrarengiz zirhli adamin bir scroll okumaya basladigini gorduler. Scroll’u bitirdiginde butun sehre bir olum sessizli cokuverdi. Herkes ve hersey durmustu. Eglath kendisi bile nefes almayi biraktigindan bir an icin buyuden etkilenip etkilenmedigini dusundu. bir kac saniye sonra kiyamet koptu, adamin limani gosteren bir el hareketi ile beraber tum sehir onlari oldugu kuleye dogru cilginlar gibi kosmaya basladi. Eglath Kris’i de kolundan tutarak asagiya dogru kosturdu. Bu sirada Yazit sandala yuklenmisti ve onlari bekliyorlardi. Ikiside son surat teknenin icine zipladilar ve az daha tekneyi deviriyorlardi. Ama vakit yoktu kiyamet arkalarindaydi. Kris kayikciyi yana firlatip kureklere asildi. Eglath kilicini cekti tam donecekti ki onlarca alevli ok etrafina yagdi. Eglath’a varmak uzere olan onlarca dusman uzerlerine inen oklarla suyun dibini boylamisti. O kadar hizli kurek cekmelerine ragmen sandal sanki hic ilerlemiyordu, mutanatlar yuzerek kayiga yetisiyorlardi. Eglath bir savurdu bir kelle aldi. Rasgath penceleriyle kayiga tutunan elleri parcaliyordu. Rasputin ise solgundu, kadere teslim olmus bir hali vardi. Eglath surekli bagiriyor onu kendine getirmeye calisiyordu. Buyuk geminin kargo bolumunun kapaklari acildi. Kayigi o tarafa dogru yonlendirdiler. Bu sirada hala bir yandan oklar yagiyor bir yandan insanlar kayiga cikmaya calisiyorlardi. Sonunda tampaya vardilar, kayiktan atladilar ve yaziti yukari cekmeye basladilar. Bir yandan rampaya atlayanlarla ilgileniyorlardi. Bu sirada yukaridan oklar yagiyordu. Lakashtari’nin hemen dibinde beliren bir mutantin kafasini altin bir ok delip gecti. Yukari baktiginda Keshan’i gordu. Rasputin de tekrar ayaklarinin yere basmasindan midir bilinmez biraz toparlanmis gurzuyle onun gelenin kafasini dagitiyordu. Bir kac dakika icinde kargo kapaklarini kapattilar. Iceride herkes arkadaslarinin durumunu kontrol ediyor, bir yandan da gemi murettebatini temkinlice suzuyorlardi. Derken guverteden Keshan yanlarina geldi. Uzerindeki emsalsiz kalitedeki kiyafetler ve buyulu deri zirhi icinde bir savascidan cok mitoloji kitaplarindan firlamis bir efsaneye benziyordu. En azindan bazilari icin. Eglath adama daldi dalacakti. Ama daha bir kac kelime etmeye zaman olmadan korkunc bir ciglik duyuldu. Digerleri belki ne oldugunu tahmin etmeye calisabilirlerdi ama Rasgath icin buna gerek yoktu, bu bir ejderhaydi. Keshan merdivenlerden yukari firladi, Rasgath’ta pesinden. Digerleri de onlari takip etti. En arkadan durumdan pek etkilenmemis gibi gorunen Rasputin gitmekteydi. Guverteye ciktiklarinda sehrin uzerinde ucan bir komur karasi bir ejderha gorduler. Ejder siyahli adami sirtina aldiktan sonra tekrar havalanip onlara dogru ucmaya basladi. Keshan “Zahiiiiir!” diye bagirdi. Merdivenlerden uzeri kolyeler, garip bilezikler ve tilsimlarla dolu olan bir shaman kadin cikti. Rasputin merdivenlerin basindaydi bir an kadinla gozgoze geldi. Kadin “Seni taniyorum” dedi. “Gelecegini biliyordum”. Keshan tekrar bagirdi. “Zahir! ejderha!” Zahir basiyla onayladi, guvertenin ortasina geldi ve keselerinden bir kacindan cikardigi tozlari birbirine surerek mavi bir alev cikardi. Murettebattan onlarca tayfa ellerindeki mesaleleri Zahir’in kollarindaki mavi alevlerde yakarak geminin dort bir yanindan asagiya firlattilar. Gemi bir anda dev bir sis perdesinin arkasinda kalmisti. Keshan hemen grubun yanina indi, “fazla zaman yok, ejderhanin dikkatini uzerinizde tutmalisiniz ki gemimi parcalamasin, yoksa hepimiz olduk demektir” dedi. “Okcularimi size birakiyorum, isaretinizle yaylarini salacaklar” diye de ekledi. Bu sirada Rasputin Zahir’i tekrar yakalamis ve konusacak bir kac dakika bulmustu. Ama malesefki bu uzak akrabadan iyi haberler almayacakti. Zahir onun kabilesindendi ve hatta annesinin yakininda uzun sure kalmisti. Rasputin’in annesi bir yil kadar once olmustu ve oldugunde akil sagligi hic yerinde degildi. Rasputin daha fazla ogrenmek istiyordu ama o sirada Kara ejderha sirtinda binicisiyle sisleri yirtarak guverteye indi ve savas basladi.

##Devami Haftaya##

View
Oyun 47 - Sundabar'daki Yazit

Serpernti oldurur oldurmez toparlanan grup Rasgath’i agzindan salyalar akarken buldu, yuzunun yarisini cibanlar kaplamisti bile. Onuda yanlarinda surukleyerek en son duvarin acildigini gordukleri odaya gittiler. Duvar simdi kapali gorunuyordu, Kris rune’u bulduklari odaya geri donup tekrar aktive etti. Kapi acildiginda karsilarinda mutant ordusu beklerken mutantlarin cesetleriyle karsilastilar. Bu durum onlari iyice iskillendirmisti. Bu sirada kapi tekrar kapanmisti. Rasputin tahmini bir dakikada kapandigini tahmin etti. Once defalarca kapiyi acarak iceriyi incelediler. Rasputin kapinin hemen girisinde iceri dogru giren bir tas buldu ama ne ise yaradigini ogrenemedi. Kris bu sirada her dakikada bir rune’e tekrar basiyordu. Odanin ortasinda aradiklari yazitlardan biri vardi fakat yazitin butun etrafi tavandaki bir catlaktan akan yesil bir sivi ile kaplanmisti. Rasputin zemini ve duvarlari incelerken Eglath bir mesale yakarak yesil siviya yaklastirdi. Sivi dumanlar cikararak gerisin geri buzuldu. Grup sehre hastaligin bu sivi ile yazitin birlesmesinden kaynaklandigini varsayiyordu ve bu yuzden ikisini hizlica birbirinden ayirmalari gerekiyordu. Rasputin bu sirada yerdeki taslarin hepsinin agirliga duyarli oldugunu farketti. Ayni zamanda sollarindaki duvarda genis bir kisim, karsilarindaki duvarin ise tamami kayarak aciliyor gibi gorunuyordu. Mutant cesetlerinin cogunda ok delikleri olmasina ragmen oklar hicbiryerde gorunmezken, bir kisim mutant ise parcalara ayrilmisti. Grup burada bir tuzak oldugundan emindi fakat nasil tetiklendigini bulamiyorlardi. Akillarina gelen parlak bir fikirle lagimlarda fare avina ciktilar. Oncelikle iki tane fareyi iceri salip kapinin kapanmasini beklediler. Kapi kapandigi anda duvarlarin kayma sesi ve pesi sira gumburtuler gelmeye basladi. sesler kesildiginde kapiyi tekrar actilar ve farelerden birinin bir ok digerinin ise ezilerek olduruldugunu gorduler. Rasputin bu kez kapinin kenarindaki tasin uzerine bir agirlik koyduktan sonra iki fare daha yolladi. Bu sefer baktiklarinda farelerin ikiside ezilmisti. Uzerine agirlik koyduklari tasin tuzaklardan birini deaktive ettigine emin oldular. Iceride ayni sekilde basilabilecek baska bir tas bulamayinca tek yolun diger tuzak ne ise onunla savasmak olduguna karar verdiler. Herkes hazirdi, kapi acildiginda iceri daldilar ve bir dakikalik gergin bekleyis basladi. Arkalarindaki kapi kapandiginda soldaki duvar kayarak acildi ve icinden dev bir bone golem cikti. Golem cikar cikmaz saldiran gruptan kris yaratigin en yakinindakiydi ve pespese yedigi iki pence nedeniyle nerdeyse parcalaniyordu. Bu sirada odanin karsisindaki duvarda kayarak acilmis ve 3 adet okcu heykel ortaya cikmisti. Uzerine agirlik koyduklari tas sayesinde heykeller devre disiydi. grup ellerinde ne varsa saldiriyor yaratik yakininda kim varsa kan golune ceviriyordu. Sonunda Eglath bir darbeyle alet bir kemik yiginina cevirdi. Savas bittiginde kapi hala kapaliydi ve gorunurde bir cikis yollari yoktu. en iyisinin yaziti once yerinden kaldirmak olduguna karar verdiler. Onlar konusa dursunlar Lakashtari sikilmis yazitin uzerine adini yazmak istemisti. Ammavelakin keski ile vurdugu ilk darbede herkesin uzerine bir sok dalgasi carpti. Lakashtari hemen buyunun ne oldugunu sezmeye calisti ve bir anda gozleri dehsetle buyudu, arkadaslarina dondu ve “Yardim cagrisi gonderdi” dedi. Grubun geri kalani hep bir agizdan “Aferin!!” diye bagirip tasi yuklendiler. Tasin yerinden kalkmasiyla beraber uzerine oturdugu mekanizma yukari kalkti ve girdikleri kapi tekrardan acildi. Ellerinden geldigince hizla bir sonraki odaya geri ciktilar. Iste tam burda hepsi birden koridorlardan gelen sese kulak kesildi. Cig gibi buyuyen ciglik sesleri heryeri kaplamisti sanki bir tsunami dalgasi onlara dogru geliyordu. Hizlica etrafa baktilar, tam karsilarinda bir demir kapi ve yaninda bir capa vardi. Lakashtari “Iste keshanin bana bahsettigi kapi bu, burdan gidersek limana cikabiliriz ordan da bizi bekleyen sandalla Keshan’in gemisine. Tabi once limani kapatan kapiyi acmaliyiz” Eglath, Rasputin ve kris birbirlerine baktilar, fazla zaman ve baska care yok gibiydi Rasgath’in yuzu cibandan gorunmez olmustu. Kapiyi acip tunele dogru kosmaya basladilar. Lakashtari onlar icin kapiyi acik tutuyordu. Tam o anda mutant seli odaya doldu, Lakashtari kolu birakti ve kapiya dogru kosmaya basladi, yaratiklar ensesindeydi. Tam kapiya geldiginde kapi kapandi ve yaratigin biri koluna yapisti. Oda o anda soguk kanli bir sekilde seffaflasarak kapinin diger tarafina akiverdi. Yaratiklar arkalarinda kalmisti. Hizla koridordan yurumeye basladilar. Kordidorun sonundaki kapiya vardilar ve araladiklarinda Limandaki buyuk kapinin altina gelmis olduklarini gorduler. Hemen yani baslarinda bir kule vardi ve kapiyi acan mekanizma orda olmaliydi. Suyun ortasinda ama gorus hizasinda genis bir sandal onlari bekliyordu. Yapilacak sey belliydi Keshan ile bir randevulari vardi anlasilan.
##Bu gemi onlarin kurtulusu mu felaketimi olacakti? Keshan ile buzlar eritilebilir miydi? Lakashtari ne karar verecekti? Silverymoon’u tekrar gorebilecekler miydi? hepsinin cevabi haftayaa…##

View
Oyun 46 - Sundabar, Keshan ve Yazit

Grup tunellerden dikkat cekmeden sokaga dogru tirmandi. Daha bir kac adim gitmeden insanlarin onlarin oldukca aciklarindan gectiklerini farkettiler, asagida kokuya biraz alismislardi ama belli ki berbat kokuyorlardi. Gorunusleri de hic ic acici degildi, ustlerinden pislik akiyordu, yuzleri de gorunmeyecek kadar kirliydi. Bu halleriyle bir grup savascidan cok dilenciye benziyorlardi.

Bir yandan etraflarina bakarken diger yandan da ne yapip nerede kalacaklarini tartisiyorlardi. Cevrede yuzu segiren birden fazla insan gormuslerdi, bu da canlarini sikan bir baska sorundu. Tam bu sirada yoldan gecen biri donup Rasgath’a dogru tukurdu, “Les gibi kokuyorsunuz, su vali de kapilari kapatmadan dilencilerin hepsini disari atsaydi keske”.

Rasgath bir hamle yapar gibi oldu, ama dikkat cekmek istedikleri bir sey degildi. Bir an once bir han bulup temizlenmeleri lazimdi. Ustelik acikmis ve yorulmuslardi. Dar sokaklardan gecerek ilk gordukleri hana dogru ilerlediler. Tam bu sirada Lakashtari’nin gozune tanidik bir mavilik carpti. Az ilerideki sokagin kosesinde bir kiz vardi ama ayni Lakashtari gibi maviydi. Sonunda kendi dunyasindan birini bulmus olmanin verdigi saskinlikla ileri atildi Lakashtari, kiz da dogrudan ona bakti ancak sonra kosesinde bekledigi sokaga dalip gozden kayboldu. Rasputin bir anda ileri atilan Lakashtari’yi tutmaya calisti ama hizli davranamamisti. Lakashtari sokagin kosesine kadar geldi ama koseyi dondugunde kiz yoktu, hayal gorup gormedigine emin olamadan hanin girisine geri dondu. Soran gozlerle ona bakan gruba, “Yok bir sey, birine benzettim sanirim” dedi. Birilerine benzettikleri ilk kisi bu kiz olmayacakti.

Topluca handan iceri girdiler, oldukca salas ve bakimsiz bir handi, ama sececek durumda degildiler. Hemen hanciya 5 kisilik bir odasi olup olmadigini sordular, yemek ve banyo konusunda da oldukca uygun fiyata anlastilar. Hanci bu gruptan o kadarcik altin cikacagina bile pek inanmiyordu buyuk ihtimalle, o yuzden yeni musterileri fiyati hemen kabul edince biraz sasirmis gorundu.

Hemen odaya ciktilar, ama ortalikta bir hastalik kol geziyor gibiydi, bu yuzden once Rasgath banyoda kullanacaklari suyu bir rituel ile temizledi. Hepsi banyolarini yapip sonunda temizlendiklerinde acliklarini hissetmeye de basladilar. Kolyeleri uzerlerinde degildi, bu yuzden oylece inmek istemediler. Hana gelene kadar uzerlerindeki pislikten taninmaz haldeydiler, ama artik dikkat cekerlerdi. Rasgath ve Kris digerleri gibi taninmadiklarindan handa asagi inip yemegi odaya getirmeye gonullu oldular. Asagi indiklerinde ise bunun cok kolay olmadigini anlayacaklardi. Hanci odaya yemek gonderemem diyor, baska bir sey demiyordu. Surekli bagirarak konusuyor, zaten cok akilli olmayan Rasgath ve Kris’in aklini iyice karistiriyordu. Kris, “Biz oturup yiyelim yahu” diyordu, karni zil caliyordu ve zaten parasini bir turlu vermeyen Eglath icin neden daha fazla ac beklesindi ki. Rasgath ise insanlardan cok doga ile ilgilendigi icin gunluk alisveris, pazarlik islerinden hic anlamiyordu. “Odayi dagitmayiz, yemek bitince bulasiklari indiririz” diye gevelerken ortaligi yikarcasina Eglath asagi indi. “Yemek nerde ulan!” diye bagiriyordu, “Yemek parasini pesin verdik, cabuk hazirlayip odaya gonder yoksa agzini burnunu kirarim!”. Hanci bu dev gibi adamdan oldukca urkmustu, az onceki yuksek sesle konusan adam gitmis, yerine “Peki efendim, yolluyorum efendim” diyen suklum puklum biri gelmisti. Kris ve Rasgath agizlari bir karis acik Eglath’a bakiyorlardi. Hem adami bu sekilde degistirebilmis olmasina sasirmislar, hem de o kadar konusmadan sonra kolyesini takmadan asagi neden indi anlamamislardi. Eglath esip gurledikten sonra hepsi yukari cikti, cok gecmeden de yemekleri odaya geldi. Cok lezzetli sayilmazlardi ama bu handan daha iyisini zaten beklemiyorlardi.

Yemekten sonra ellerindeki scroll’lardan birini denemeye karar verdiler. Lakashtari konsantre olarak buyu sozcuklerini okudu. Bir degisiklik hissetmisti, kendini zorlayarak daha fazla konsantre oldu ama hic bir sey gorememisti. Gormeyi bekledigi seyi goremediginden morali de bozulmus, hissettigi seyin uzerinde de durmamisti. Gruba dondu, “Hic bir sey goremedim” dedi uzuntuyle, belki de taslar burada degil. “Belki de ben goremeyecegim, acaba Rasputin mi kullansa scroll’lari?”

Yapacak baska bir sey yoktu, saat de iyice ilerlediginden artik cikip arastirmaya karar verdiler. Kolyeleri olmadan gorunmek istemiyorlardi, ama kolyelerini taktiklarinda da hancinin dikkatini cekerlerdi. “Zaten 2. kattayiz” dedi Rasputin, “atlayalim su arka pencereden.”. Dedigi gibi sirayla atladilar. Scroll’un etkisi gecmeden biraz daha bakindi Lakashtari ama hic bir sey gormemisti. Bu sirada hanin ilerisinden cigliklar ve kavga sesleri gelmeye basladi. Cok kalabalik bir grup birbirine girmis gibi bir kaos ortami vardi. Grup beklemeden o taraf dogru kosmaya basladi. En onde Rasputin gidiyordu, ne de olsa en hizlilari oydu : ) Ilerisindeki kalabaligin ortasinda sehir guard’larina saldiran yaratiklari gordu. Biri guardlardan birinin ustune cullanmis ve boynunu parcaliyordu. Rasputin bir saniye bile dusunmeden o tarafa dogru kosarak kalabaliga daldi.

Grubun geri kalani onun kadar hizli davranamamisti, arkasindan onlar da kalabaliga daldi ama tam bir kaos hakimdi ortaliga ve birbirlerini kaybetmeleri uzun surmedi. Eglath kalabalikta Rasputin’i ararken bir anda saskinliktan donakaldi. Babasi kalabaligin icinde ona bakiyordu. Cok anlamsiz olsa da iste babasi oradaydi. Hemen o tarafa dogru kalabaligi yararak ilerlemeye basladi. Babasi ise onu gorunce geriye dogru kacmaya basladi, kalabalik yuzunden pek ilerleyemiyor, oysa Eglath onune cikanlari deliler gibi iterek kendine yol aciyordu.

Bu sirada Rasgath’in dikkatini de kalabaligin icinde iki siyah giysili adam cekti. Ikisi de Eglath’a dikkat kesilmis, ona dogru ilerliyorlardi. Pek tekin tiplere benzemediklerinden Rasgath da gizlenerek onlarin arkasina gecmeye calisti, eger Eglath’a saldirirlarsa arkalarindan onlara saldirip sasirtabilirdi. Dikkatlerini cekmeden yaklasirken bir anda Kris yaninda bitti, koluna asilip “Rasgath!” diye bagirdi, “bizimkileri kaybettim!”. Druid icinden bir kufur savurdu, izledigi adamlarin dikkatini cekmediklerini umuyordu.

Lakastari ise zaten ufak tefek oldugundan kalabaliga girmesiyle sol tarafa dogru suruklenmesi bir oldu. Eglath’i ariyordu ama etrafinda tam bir karmasa vardi. Tam bu sirada mavi kizi yeniden gordu. Hayal goruyor olabilirdi ama bu sefer kesin olarak anlamaya kararliydi.O sirada kaba saba bir adam kizi saclarindan tutup cekerek bir duvarin kenarina getirdi ve goz acip kapayana kadar bicaklayip oraya birakti. Lakashtari Hemen o tarafa dogru kosmaya basladi, gruptakilerden hizla uzaklastiginin farkinda degildi. Eglath’a mental bir mesaj yollayarak “Sola gel!” dedi. Bir cevap gelmesini beklemeden mavi kiza dogru atildi. Tam bu sirada beyninde simsekler cakti ve her sey karardi.

Rasputin yaratiklari bicerek guardlarin yardimina kostugunda kalabaligin icinden de tezahuratlar yukselmeye basladi. Adini bile bilmedikleri bu adam icin bagiriyor, alkisliyorlardi. Yaratiklarin hepsi haklandiginda guardlardan birinin parcalanmis cesedi disinda kayiplari yok gibiydi. Kalabaligin icinden bir adam Rasputin’e yaklasti ve bir kese uzatti, “Al evlat, bu senin payin.” Rasputin tezahuratlarin nedenini ancak o anda kavradi, uzerine bahis oynamislardi, iyi yani kazanmisti. Fazladan bir kese altina hayir demezdi. Altinlari cebine atip digerlerini aramaya koyuldu.

Eglath babasina ulastiginda kolunda tutup adami kendine cekti. “Baba! Babacigim!”. Ama bir teslik vardi, bu adam babasinin yarisi kadar irilikteydi, saclari da bir garip duruyordu. Adamin yuzunu iyice goremk icin cevirdiginde adamin kafasindaki peruk yere dustu, sadece bir yabanciydi. Ustelik korkmus ve paspal bir adamdi. Bu sirada Eglath adamin arkasindan yaklasan siyah giysili bir adami gordu, adam bir kilic cikarmis hizla onlara dogru geliyordu. Babasi olmasa da bu yabanciya soracaklari vardi Eglath’in, o yuzden kolunu birakmadan arkasina savurdu ve siyahli adamla aralarina girdi. Kendi kilicini cekmisti ve cok gecmeden birbirlerine saldirdilar.

Rasgath ve Kris de Eglath’a yapilan saldiriyi gormus ve adamin ustune atilmaya kazirlaniyorlardi ki, digeri onlerine atlayip kilicini Rasgath’a savurdu. Oldukca ciddi bir atakti ve Rasgath bir anda kanlar icinde kaldi. Kris ise savasmakla kalabaliga karisip sivismak arasinda kararsizdi. Rasgath’in durumunu gorunce savasmaya karar verdi ama karsilarinda oldukca guclu bir rakip vardi. Eglath’in durumu da cok parlak degildi, bir yandan babasina benzettigi adami kolundan tutmus birakmiyor, diger yandan da karsisindaki korsan kilikli dusmanla savasmaya calisiyordu. Bu sirada beyninde “Sola gel!” diye bir ses yankilandi. “Sen saga gel!” diyebildi, hemen sonrasinda da Lakashtari ile mental baglantisi kesildi. Tam galiba bu kargasa icinde olup gidecegiz derlerken uzaktan bir duduk ottu, guardlar geliyordu ve beklemedikleri sekilde karsilarindaki adamlar bu durumdan hoslanmamis gibiydi. Bir anda gruptakilerin yuzlerine bir toz firlatarak gozden kayboldular. Grup kendine geldiginde adamlar coktan kalabalikta uzaklasmisti.

Eglath’in tuttugu adam dikkatin yine kendisine donmesiyle iyice panik oldu, bagirip agliyor, “Birakin gideyim, biri bu perugu ve giysileri verdi, bir kac da altin verip ortada dolas dedi. Vallahi tanimiyorum, kotu bir amacim yoktu, zaten acim birakin gideyim” diye yalvariyordu. Eglath ise iyice sinirlenmisti. adami sarsip bagiriyor “Seni kim gonderdi, parayi kim verdi!” Bu bagirismalari duyan Rasputin daha sakin dusunebiliyordu, hemen dikkat cekmeyecekleri bir yere gitmelerini onerdi. Rasgath kalabaligin arasindan karanlik dar bir sokaga dogru yol gosterdi ve adami da surukleyerek sokaga daldilar. Eglath yine adamin uzerine cullandi, “Parayi kim verdi” diyordu, kalabalikta para kesesini kaybetmis olmasi da sinirini katlamisti. Bu sirada digerleri ayni anda “Lakashtari nerde?” diye atildilar. “Ha, evet, bana mental mesaj yolladi ama sonra yeniden haberlesemedik” dedi Eglath, adami sallamaya devam ediyordu, “Nerede aldin parayi, kim verdi?”. Hepsi Lakashtari’nin kacirildigi konusunda hemfikirdi, ama ne yapacaklari konusunda anlasamiyorlardi. Eglath adamin parayi limanda aldigini da duyunca kesin olarak limana gitmeyi istiyor, diger secenekleri duymuyordu bile. “Lakashtari kacirildiysa zaten o da limandan cikar” diyordu, hala birakmadigi adami o tarafa dogru suruklemeye baslamisti bile. Digerleri ise onun kadar rahat degildi, geri donup ortaligi arastirmak istiyorlardi. Tam ayrilirlarken yoldan gecen iki kisinin bir cinayetten bahsettiklerini duydular. Mavi tenli bir kadin oldurulmustu. Grup bunu duyunca tartismayi birakti, Eglath limana dogru giderken kalanlar da geri kosmaya basladilar. Bir yandan konusanlara kulak kabartiyorlardi. “Pekmezini akitmislar” dedi bir kadin yanindakine. Raputin iyice kosturmaya baslamisti, hatta kurta donussem daha mi hizli giderim diye dusunuyordu. Tam bu sirada kalabaligin toplandigi yeri gordu, kurta donusmekten vazgecti ve toplulugun arasindan cesede bakti. Derin bir oh cekti, yerde yatan Lakashtari degildi. Ancak bir not vardi uzerinde, imza yoktu ama onlara yazilmis oldugu anlasiliyordu: “Handa beni bekleyin. 2 saat sonra.” Bu durumda Eglath’in pasinden limana gitmeye karar verdiler, Lakashtari dedigi gibi limandan cikabilirdi, sonucta Lakashtari’yi en iyi taniyan Eglath’ti, sonra onu da alip hana donerlerdi. Notu Keshan’in koydugunu dusunuyorlardi, Lakashtari de buyuk olasilik onun elindeydi.

##
Lakashtari kendine geldiginde zengin bir kamarada bir dosekte yatmaktaydi, uzerinde zirhlarinin uzerine ozenle giydirilmis ipek kiyafetler vardi. gozlerini kaldirdiginda butun ihtisamiyla Keshan karsisinda ona gulumsuyordu. “Balim?” dedi “Nasilsin?”
##

Eglath limana vardiginda adami hala birakmamisti. Adam aldigi 5 altini bile Eglath’a vermis, sadece rahat birakilip gitmek istiyordu ama nafile. Eglath limanda saga sola bakiyor bir yandan da adami tartakliyordu. “Kim verdi lan parayi!”. Adam artik cevap veremiyor, sadece agliyordu. Bu sirada limandaki en buyuk geminin guvertesinde Lakashtari belirdi. Bir sandali suya indiriyorlardi, o da sandala atladi, belli ki kiyiya cikacaklardi. Eglath bunu gorup o tarafa dogru ilerledi, adami suruklemeye devam ediyordu. Bu sirada kosarak digerleri de limana geldi. Rasputin hemen Eglath’a dogru kostu, zira engel olmazsa sandalda Lakashtari’yi getiren adami parcalayacagina emindi. Adam da Eglath’in gozundeki atesi gorunce limana yanasip yanasmamak konusunda kararsizdi. Zaten adam yanasir yanasmaz Eglath yakasina yapisip kiyiya cekti. Sehirdeki kargasadan beri surukledigi adami ilk kez birakmisti, o da bu firsati hemen degerlendirip kendini suya atti, bir sekilde bir yerden kiyiya cikardi, ama Eglath’in gozune bir daha gorunmemek konusunda kararliydi. Eglath ise onu unutmus gibiydi, bi yandan Lakashtari’ye “Neredeydin, nasil geldin buraya?” diye ardi ardina sorulari siralarken diger yandan da sandala kacmaya calisan adamin arkasindan sandala atlamaya calisiyordu. Lakashtari ise onu durdurmaya calisiyordu, “Bir dakika Eglath, bu adamin sucu yok, bak sag salim geldim iste, hadi hana gidelim de anlatayim her seyi” diyordu. Digerleri bu ana kadar ses cikarmamislardi ama “hana gidelim” sozu bazi soru isaretleri yaratmisti. Cesedin uzerindeki not da onlari hana cagiriyordu. Rasputin birden “Hana filan gitmiyoruz! Ne oldugunu hic bir sey atlamadan burada anlatacaksin!” diye Lakashtari’nin uzerine gitmeye basladi. Lakashtari ise olayi anlatmaya pek hevesli degildi, “Tamam anlatacagim ama once hana gitelim rahat rahat otururuz” diyip duruyordu. Grup iyice iskillenip gitmeyi reddedince anlatmak zorunda kaldi. Duraklayarak, kesik kesik anlatiyordu, bu da grubun guvenini kazanmasi konusunda pek yardimci olmuyordu:

“Kalabalikta sizi kaybettim. Neden cagirinca gelmediniz? Kalabalikta biri kafama vurdu, bayilmisim. Sonra gozlerimiacinca Keshan karsimdaydi”.

Keshan sozunu duyan grup iyice sinirlendi, “Keshan seni kacirdi ve simdi birakiyor mu? Ne istiyor? Seni sadece konusmak icin mi kacirmis?” gibi sorular ardi ardina geliyordu. Lakashtari ise Keshan’in kotu bir niyeti olmadigina inanmis gibiydi.

“Sadece limani kapatan kapiyi acmamizi istiyor. Hana gidip oturursak anlatayim detaylari. Tunellerde kapiyi kontrol eden bir duzenek varmis, Yerini tarif etti, sadece kapiyi acacagiz, baska bir sey istemiyor”

Bu bile yeterince kusku vericiydi grup icin. “Sadece kapiyi acmak icin neden bizden yardim istesin? Kendi acsa ya. Hem bizim ne isimize yarayacak bu is?”

Lakashtari ise onlari ikna etmek icin elinden geleni yapiyordu. “Benden aldigi esyalari geri verecek, bakin iyi niyetinin gostergesi olarak bir kolye bile verdi bana.” Bariz sekilde buyulu olan bir kolyeyi boynundan kaldirip gosterdi. Eglath iyiden iyiye cileden cikmisti, “O herife yardim filan etmeyecegiz, kapiyi nasil aciyorsa kendisi acsin. Senin itemlarini da bir tarafina soksun! O kolyeyi de cikar boynundan, delirtme beni!” Eglath kadar sert olmasalar da grubun geri kalani da Keshan’a yardima hic gonullu degillerdi. Ustelik kendilerine bir yarari olmayacakti. Lakashtari de sag olduguna gore kaybettigi esyalarin uzerine bir bardak soguk su icip kendi gorevlerine odaklanmaya karar verdiler. Lakashtari hala “Ama portal staffi, ama hana gidelim” diyip duruyordu. En sonunda “Siz handa az bekleyin ben de arkanizdan gelecegim” diyince Rasputin’in de tepesi atti. “Hana gitmiyoruz. Baska bir yerde kaliriz. Scroll’lari da kaybetmissin zaten, eldeki tek kalani cogaltip sonra limanda kullaniriz. Gerekirse gemiyi de atese veririz.” diye bagirdi. Grup artik limanda daha fazla patirti cikartmak istemiyordu zaten, ilk kaldiklari handan daha duzgun gorunen baska bir han bulup hemen girdiler. Hem yorulmus hem sinirlenmislerdi. Ustelik Lakashtari’nin garip tavri kafalarini iyice karistirmisti.

Gece Rasgath scroll’u kopyaladi, kalan zamaninda da Rasputin’in kolyesine duzenli olarak yaptiklari ritueli tekrarladi. Sonrasinda biraz dinlendiler, yemek yediler ve sonrasinda limana gitmek icin toparlandilar. Limanda Lakashtari yine scroll’u kullandi, bu sefer isinlari gorebilmisti. Limandan guney bati yonune yerin altina dogru gidiyordu, onu takip edip gozden kaybolmadan yakinlarinda kanalizasyona inen bir kapak buldular. Asagiya atladiklarinda yine koku burunlarini sizlatti.

Kanalizasyonda yine kucuk odaciklardan ilerlediler, Rasputin surekli tuzak kontrol ediyor, yanlis bir hamle yapmamak icin yavasca ilerliyordu. Gerektiginde Rasgath’i stealth mod’da ileri yolluyorlardi.

isinin geldigi yonu kuzey dogu olarak hesapladiklarindan o yone dogru ilerlemeye devam ettiler. Bir sure sonra baska bir duvarda gizli bir kapi oldugunu farkettiler. Eglath Rasputin’in gurzunu alarak duvara vurmaya basladi. Her darbede butun etraflari sarsiliyor Rasputin silahin dayanmasi icin dua ediyordu. bir kac vurus sonunda Eglath duvari kirdi ve altindan bir baska rune cikti. Lakashtari den rune’a basmasini isterken digerleri dort bir yana dagilarak nereyi acacigini bulmaya calistilar. Sansli olan Rasputin’di. Kapinin mutantlarin oldugu odada acildigini gordu, kapi acilir acilmazda mutantlar iceri dolusmustu. Soylenerek gerisin geri yollandi. Bu sirada sanssiz olan ise Rasgath’di tam duvarlari incelerken arkasindan sinsice gelen serpenti gormemisti. agzindan asitler sacan yaratik aniden saldirarak Rasgath’i karsi duvara firlatti. uzerine bulasan asitler surekli patliyor ve etrafa saciliyordu. dakikalar sure bir savas sonrasi serpenti indirdiklerinde bir kaci biraz yaralanmis ama digerleri idare eder durumdaydilar. Simdi tek yapmalari gereken onlerindeki mutant engelini kaldirmakti.

##Devami Haftaya##

View
Oyun 45 - Sundabar'a yolculuk

Portal kapandiktan sonra yazit ile ne yapacaklarini tartismaya basladilar. En iyisinin Alustriel’i buraya getirmek olduguna karar verip staff of portals ile kendisini getirdiler. Lady grubun anlattiklarini dinledikten sonra yaziti inceledi ama Silverymoon’daki yazitta oldugu gibi bundanda herhangi bir buyu hissedemedigini acikladi. Acikki buyuyu sadece Lakashtari hissedebilmekteydi. Lady Alustriel bir sure dusundukten sonra Lakashtari’nin yuzugunu farketti ve aradigi cozumun bu oldugunu anladi. Gruba donup “Elimizde Lakashtari’nin gozlerinden gormemi saglayacak bir buyu olsaydi cok ise yarardi” dedi. Herkes bir anda Lakashtari’ye dogru dondu. Lakashtari tabiki de yuzugunu vermeye niyetli degildi, fakat uzun suren ikna cabalari sonucunda Alustriel’den cok arkadaslarina guvenerek yuzugu Lady’e verdi. Alustriel Lakashtari’nin bedenine girdiginde yazittan yayilan buyuyu sezebilmeye baslamisti. Hizla rituellerine basladi ve bir scroll hazirladi. Grup bu scrollu kullanarak kisa bir sureligine Lakashtari’nin yazittan cikan isinlari gormesini saglayabilecekti. Rasgath ve Lakashtari scroll’u inceledikten sonra cogaltabileceklerine karar verdiler. Lady Alustriel yazittan toplam 4 isin ciktigini ikisinin batiya, birinin doguya digerininde guneye yoneldigini soyledi. Tahminince yazitlar aralarinda olusan bu alanda bir hastalik yada bir buyu yaymaktaydilar. Grup su an ellerindeki yazitin Silverymoon’a gitmesi gerektiginde hemfikir oldugundan Alustriel bir konvoy getirmek icin hemen yanlarindan ayrildi. Grup Alustriel tekrar gelene kadar yazitin basinda beklemeye karar verdi. Bu zamani scroll’u cogaltmak ve etrafta kasaba sakinlerine ne oldugunu arastirmak icin kullanmaya karar vediler. Lakashtari ve Rasgath scrollarla ugrasirken Kris onlara goz kulan oluyordu. Eglath ve Rasputin ise disari cikip arastirmalara basladilar. Eglath ufukta gordugu dumandan killanmisti, yakindaki tepelerden yuksek bir tanesini secip tirmanmaya basladi. Rasputin’de arkasindaydi, etraftaki izleri inceliyordu. Tepeye vardiklarinda doguda bir kasabanin yanmis kalintilarini secebilmislerdi. Bir sure dusundukten sonra Alustriel’in gelmesine en az bir gun daha oldugunu varsayarak gidip kontrol etmeye karar verdiler. Lakashtari’den at isteyebilirlerdi ama ne gerek vardi hic bulasmamak daha iyiydi. Yuruyusleri sirasinda kasabalilarin izlerini takip etmeye devam ederken bir noktada calilar arasina gizlenmis cesetler oldugunu farkettiler. Cesetlerin ikiside mutasyon gecirmisler ve kilic darbeleriyle katledilmislerdi. Rasputin neler oldugunu anlamak icin herseyi denemeye hazirdi. Uzun bir duaya basladi, Eglath eli kilicinin kabzasinda etrafi kolacan ediyordu. Bir sure sonra adamlardan birinin icine yasam geri dondu ve gozlerini acti. Eglath ve Rasputin adamin basina ususup neler oldugunu sormaya basladilar. Adam kasabadan ayrildigiyla ilgili hicbirsey hatirlamiyordu. Daha bir kac dakika gecmisti adam basini tutup bagirmaya basladi. Rasputin’in saskin bakislari altinda cigliklar atip titriyordu. Rasputin kurtaramayacagini anlayinca Eg;ath’a isaret etti. Eglath kilicini cikarip adamin uzerine geldiginde adamin kafasindan bir kafa daha cikmaktaydi. Eglath beklemeden kilicini indirdi. Yolun kanalini konusmadan elleri silahlarinda gittiler. Yanmis koye vardiklarinda kasabalalilarin izlerine bir at arabasi izi katilmisti. Kasabanin icerisi cesetlerle doluydu, belliki bir savas olmustu ama kazanan bir taraf gorunmuyordu. Eglath cesetlerden birine dogru hareketlenirken ayaginin dibine bir ok saplandi. ikiside silahlarini cektiler ama okun sahibi gorunurde yoktu. “Kimsiniz ve burda ne ariyorsunuz?” diye bagirdi bir ses. Rasputin yuzunu goster diye karsilik verdi. Bir an sonra bir ranger binalarin arasindan cikti, elinde bir yay gerilmis bekliyordu. “Sizi taniyorum” dedi, siz Silverymoon’un kahramanlarisiniz. “Oyle” dedi Eglath. Genc ranger yayini indirdi ve adinin Haren oldugunu soyledi. Rasputin burda neler oldugunu sordu. Haren uzun bir sure heryeri inceledigini, saldiran insanlarin batidaki hot springs koyunden oldugundan suphelendigini soyledi. Eglath bilgiyi dogruladi. Sehrin disindaki izler kasabalilarin silahlari at arabasindan aldigini gosteriyordu. Ayni zamanda kasabanin disinda bir noktada onlari yonlendiren birinin durdugu hatta bir scroll kullanarak bir buyu yaptigini farketti. Eglath ve Rasputin gencin yeteneklerinden oldukca etkilenmislerdi. Bir sure icerideki savasin izlerini inceledikten sonra saldiran grubun savasin sonunda kaybettigini ama bu noktada iceri giren agir zirhli adamlarin kasabadan geriye kalanlari oldurdugunu soyledi. Eglath Haren’in koyle olan iliskisini sorunca ranger’in gozleri dustu. Babasini hic tanimamisti ama o bu koyde dogmus annesini burda kaybetmisti. Rasputin koyden ayrilan bir iz bulup bulmadigini sorunca Haren at arabasi izlerini isaret etti. Kasabada kalan son kisileri olduren zirhli adamlar at arabasina binmis ve doguya dogru devam etmislerdi. Haren o tarafa dogru gidip bu olayi arastirmaya niyetliydi. Eglath ve Rasputin ranger’a doguya dogru yol almasini ilk kasabada onlari beklemesini soylediler. Daha sonra ikiside Hot Springs’e geri donduler. Ertesi sabah Alustriel erkenden gelip buyuk bir konvoyla yaziti Silverymoon’a goturdu. Grup hemen pesinden Lakashtari’nin yaptigi atlarla doguya dogru yola cikti. 6 saatlik bir yolculuk sonunda Haren’in onlari bekledigi 3. kasabaya vardilar. Kasabada hersey normal gorunuyordu. Haren at arabasinin izini kaybettigini soyledi. Ayrica kasabadakilerin soyledigine gore Sundabar’da garip durumlar olmaktaydi, sehrin valisi girisleri kapamis sehrin icinde olaganustu hal ilan etmisti. Grup toparlanarak o tarafa dogru yola koyuldu. bir kac saat sonra hava karardiginda ormanin kenarinda kamp kurmaya karar verdiler. Haren ormana avlanmaya gidecegini soyleyince Rasgath gizlice takip etmeye karar verdi. Ranger bir kac tavsan vurup geri donunde suphelencek bir durum olmadigina ikna olmustu. Ertesi sabah Sundabar kapilarina vardiklarinda gercektende girislerin kapatilmis oldugunu gorduler. Kapidaki yasli guardla konustuklarinda valinin sehre gelen tum ziyaretcilerin silahlarini birakip kendisine rapor etmesini istedigini ogrendiler. Grubun silahlarindan bir an olsun ayrilmaya niyeti yoktu. Bu sirada kapidaki bekci surekli oksuruyor, ara ara kan kusuyordu. Rasgath adami inceleyince ileri derecede hastalikli oldugunu gordu. Adami bir rituelle iyilestirebilirdi fakat dayanamayip olmesinden korkuyordu. kalenin duvarlarindaki bekciler onlari izlemekteydi. Eglath yardim edecegini soyleyince Rasgath ritueli yapti, yasli adam gercektende rituele dayanamayarak yere yigilmak uzereydi ki Eglath kolundan yakalayip ufak bir duayla ayaga kaldirdi. Herkes heyecanla olanlari izliyord. Bir kac dakika sonra adam kendine gelmisti ve oksurmuyordu. Dakikalarca gruba tesekkur etti hatta silahlarina ozel olarak goz kulak olabilecegini soyledi ama grubun silahlarini birakaya niyeti yoktu. Haren biraz yaklasip bekcilerin duyamayacagi bir sekilde gizli bir yoldan onlari iceri sokabilecegini soyledi. Grup bu fikri kabul ederek Haren’i takip etmeye basladilar. Sehrin kapisindan metrelerce geride bir kayanin arka tarafindan asagiya dogru inen bir gecit acan Haren onlara takip etmelerini isaret etti. Asagidan korkunc bir koku geliyordu, belliki lagim kanallarina iniyorlardi. karanlik tunellere indiklerinde birseyler gorebilmek icin mesaleler yaktilar. tam karsilarinda parmaklikli bir kapinin ardinda bir kac sokak kopegi bulduklari bir yiyecegi parcalamaktaydilar. sol taraftaki acik kapidan ise garip ayak sesleri gelmekteydi. Soldaki odaya girdiklerinde karsilarinda yine bir parmaklikli kapi ve kapinin ardinda onlarca mutasyona ugramis Sundabar’li insan vardi. birkaci mesale isigina dogru hareket edince Rasputin onlari kapinin diger tarafindan hakladi. Digerleri delirmis gibi duvarin birini yumrukluyor ve tirmaliyorlardi. girdikleri odada bulunan mazgali da kontrol ettiklerinde karakolun mutfagina ciktigini gorup geri indiler. Gitmek istedikleri son yer orasiydi. Grup yaratiklari orda birakarak kuzey yonundeki tunelden ilerlemeye karar verdi. Bu koridorun sonunda ayni odaya acilan iki kapi buldular. Rasputin kapilari incelediginde birinin kirilmak uzere oldukca gerildigini farketti. Bu yorumu yanlis algiliyan Eglath “e madem zayiflamis kiralim” diyerek butun gucuyle kendini kapiya firlatti. Uzerine gelen dev agirlikla parcalara ayrilan kapidan demir cubuklar firlayarak Eglath’a girdiler. Diger tarafta kanlar icinde kalan Eglath’i toparlamak yine Rasputin’e dusmustu. Bu sirada Rasgath onlerinde bulunan kapiyi incelediginde kapiyi acan mekanizmanin odanin uzak kosesinde bulundugunu farketti. Grup biraz dusundukten sonra bir kisinin mekanizmayi calistirmasina, boylece kapi acilir acilmaz eglath ve Kris’in kapinin altina girip kapiyi acik tutmalarina ve herkes gectikten sonra kendilerini diger tarafa atmalarina karar verildi. Hersey planlandigi gibi gidiyordu ki Eglath ve Kris’in kendilerini diger tarafa atmalari gereken kisimda aslinda o kadar da cevik olmadiklari gercegi ortaya cikacakti. Agir kapi goz acip kapayana dek tepelerine inerek ikisinide oraya yapistirdi. Rasgath hizla bir yandaki odadan dogru geri donmeyi dusundu fakat esikteki mantarlara dikkat etmeyince patlayan mantarlar butun odayi zehirli gazlarla doldurdu. Daha ne oldugunu anlayamadan herkes bayildi. uyandiklarinda Eglath kendi kanindan olusan bir golun icinde olmek uzereydi. Rasgath zor bela ayaga kalkarak bir pantere donustu ve elinden gelen en hizli sekilde kosamaya basladi. Kapiyi tekrar acitiginda Rasputin bir kez daha Eglath’i iyilestirmek icin hazirdi. Bu sirada sol taraflarindaki duvarda bir tasin yerinden cikarilmis oldugunu farkettiler ve iceri baktiklarinda uzerinde cok eski bir rune olan bir tasin oldugunu gorduler. Tasa bastirdiklarinda iceri giriyor ama bir sure sonra geri cikiyordu. Bir muddet daha kuzeye gittiklerinde karsilarindaki koridordan yesil bir duman yayilmakta oldugunu gorduler. Rasgath sevgili fare dostlarindan birinden gidip neler gordugunu ona soylemesini isteyerek gazin icerisine yolladi fakat zavalli hayvan daha iceri girdiginden bir kac saniye sonra vucudunda cikan onlarca cibanla beraber can verdi. Herkes birbirine bakiyordu. Lakashtari bir anda magical diskini hatirladi, hemen ritueli yapip Eglath’i da yanina alarak ilerledi. Bu odanin zemini yesil bir siviyla doluydu ve odanin bir kosesinde buyuk yesil yumurtalar vardi. Onlar odayi incelerken yesil duman yavas yavas diskin uzerine dogru gelmekteydi. Hizla ordan uzaklastilar. Lakashtari herkesi tek tek tasimaya basladi. Bu sirada Eglath herkesi beklerken bos durmamak icin ilerlemeye basladi, tam bir esikten geciyorduki koca cussesi sikisti. biraz zorlayip ilerlemeye karar verince yerinden gevseyen agir kapi hizla kayarak yine tepesine inip onu oldugu yere civiledi. Artik etmedigi kufur kalmamisti. Rasputin Lakashtari’nin diski uzerinde gelipte manzarayi gorunce gozlerine inanamamisti. Herkes toplanip Kapi Eglath’dan cikarildiktan sonra hemen onlerindeki bir baska mazgali denemeye karar verdiler. Dikkatlice yukari cikan Rasgath grubun butun cagrilarina ragmen 15 dakika kadar ne cevap verdi ne geri indi. Sonunda geri indiginde sanirim burasi genelev digerek yola devam etmelerini isaret etti. Bir sonraki odada baska bir duvarla karsilasmislar ve ilk bulduklari duvarin burayi actigindan emin olmuslardi. Onlerindeki bir diger mazgaldan sehrin bos sokaklarindan birine ciktiklarini goren grup lagimlari hemen terketti ve orada gizemli her ne varsa daha sonra ilgilenmeye karar verdi.

#Devami Haftaya#

View
Oyun 44 - Krynn'i ziyaret ve Chemosh

Grup Chemosh’un tapinagindan cikar cikmaz solugu kucuk kasabada aldi. Geldiklerinde cocuk anne ve babasiyla tartismaktaydi. Once Grubu gordugune sevinse de ormanin icinden ciktiklarini gorunce yuzundeki nese soldu. Eglath cocugu yanina cekerecek once babacam sonra tatli sert tavirlarla konusmaya basladi. Yavas yavas hikayenin asli ortaya cikmaya baslamisti, cocuk ailesinin ona karsi olan ilgisiz ve sevgisiz halinden bikmis usanmis, sik sik ormanda kendi basina yolculuk yapar olmustu. Birgun ormanda iki gun boyunca kaybolunca kendisini hala bulamayan ve hatta belkide aramayan anne ve babasina lanetler yagdirmaya baslamisti. Iste tam bu anda calilarin arasindaki cukura dusmus ve Chemosh’a rastlamisti. Cocuk olum tanrisiyla anlasma yapmis ve bu laneti kasabaya getirmisti. Ve sonunda gozleri yasli, laneti kaldirmayi kabul ederek kasabanin ortasindaki kuyunun yanina geldi. Tam bu sirada yanlarinda Chemosh’ta belirmisti. Cocuk korkudan titriyordu, birinin elini tutmasi icin yalvardi. Eglath’in cocuga pek yanasasi yoktu. Rasgath atilip cocugun elini yakaladi. Cocuk Rasgath’dan hancerini odunc alarak elini boydan boya kesti ve hizla akan kani kuyuya damlatmaya basladi. Bir anda butun koydeki yasayan oluler o tarafa dogru gelmeye baslamisti. Once cocugun anne ve babasi kuyudan cikan sudan ictiler ve eski canli hallerine birden geri donduler. Ayni anda ise cocuk 20li yaslarinin ortalarina gelmisti. Ailesine sarildiginda zombi seli kuyuya akiyordu, biri sonra bir digeri daha icti, cocuk simdi 30 yasinda gorunuyordu. Eglath’a dondu bisey diyecekti ama bir anda yaslandi ve yaslandi. Kuyunun etrafi simdi yasayan olulerle olmustu ve cocuk bir kac saniye sonra oylece yere yikilip toz ve kul parcalarina donustu. Hepsinin icini bir huzun kaplamisti ki cocugun kullerinden bir ruh yukseldi. bir kac saniye havada asili kaldiktan sonra butun etrafindan simsiyah huzmeleri kendine dogru cekmeye basladi, taki tum vucudu simsiyah olana dek. Grup agzi acik olani biteni seyretmekteydi. Derken siyah ruh konustu.

“Sizi 4 Kehanetle lanetliyorum” Dedi ruh “Bunlardan 3’u dogru biri yanlis”

“icinden olum bile ciksa, o portali kapatma,
“karar veremedigin anda, guven genc olana,
“Bir babayi olduren aci, evlat acisidir unutma”
“O an geldiginde, tam kalbine sapla”

Sozleri biter bitmez Chemosh ruhu tek bir el hareketiyle eline hapsetti. Gruba donup, boyle bir lanet yokedilemez sadece devredilebilir ama siz yine sansli sayilirsiniz. Der ve gider. Grup sansina kufrederek kasabadakilerin durumunu sormaya karar verirler. Cocugun annesi ve babasi onlara tesekkur ettikten sonra “Zaten cok garip bir cocuktu, ne yapsak mutlu edemezdik, anlayamadik neydi derdi, sonunda birri cok sukur” derler. Grup cocugun anne babasi hakkinda hakli olmus olabilecegine karar vererek bu kasabadan hizlica uzaklasmak icin hedefleri olan dag yamacina dogru ilerlediler. Bir sure sonra yukari dogru giden bir patika bulup takip ettiler. Patikanin sonu dagin yamacinda garip bir sekilde bitiyor gibi gozukmesine ragmen ejderhalar hayran hayran bu noktayi seyrediyorlardi. En buyuk olanlari gruba tesekkur ettikten sonra saskin bakislar icinde kayalarin icinden gecerek kayboldular. Grup sonunda bu emaneti zararsiz bir sekilde teslim etmis olmanin mutluluguyla portal tasini kullanarak Silverymoon’a geri donmeye hazirlandi.
Fakat tasi kullandiklarinda kendilerini bir anda Hot springs koyunun disinda buluverdiler. Herkes saskin saskin birbirine bakarken Lakashtari bir an icin kendi dunyasindan yayilan bir buyu dalgasi gorur gibi oldu ama bu dalganin pesinden gelen baska bir dalga buyuyu ortmustu. Buyunun hissi tamamen yokolmadan once yerin altindan geldigini anlayabilmisti. Tam o anda Rasputin yanlarina isinlaniverdi. Sorun yok sorun yok diyerek durumu anlatti. Lady Alustriel kafasi karisik ve sinirli oldugu o anda onlardan kurtulmak icin geri donus taslarini burasi olarak ayarlamisti. Bir sure sonra kendine gelince de Rasputin’e durumu aciklamis ve onuda kasabaya gondermisti. Bu sirada grup bir anda kasabanin korkunc bir sekilde sessiz oldugunu farkettiler. Gizlice yaklastilar. Kasabada gorunurde kimse yoktu, bir kac dakika sonra evin birinden iki sovalye cikti. Bunlar Xaxis’in donusturdugu sovalyelerdendi. Grup silahlari hazir bir sekilde ikisini de izlemeye basladi. Evlere girip cikiyorlar ve bazen ellerinde ceset getirip ortada yanan atese atiyorlardi. Gorunuse gore kasabada durumlar kotuye gitmisti. Hemen kasabaya giristeki ayak izlerini incelediler. Gorunuse gore kasaba halki yanlarinda sovalyelerle doguya dogru ilerlemisti. Grup tekrar kasabanin icerisinde ilerleyip en yakindaki mazgaldan lagim kanallarina indiler. Dar kanallarda bir kac dakika ilerledikten sonra icerisinde bir portal, 4 sovalye, bir medusa ve Silverymoon yazitlarindan biri olan genis bir odaya vardilar. Sovalyeler grubu gorur gormez portala dogru tasimakta olduklari agir tas blogu yere indirip kiliclarini cektiler. Korkunc medua ise yayina zehirli bir ok koyup firlatti. Grup lagim kanallariyla 4e bolunmus bir odadaydi ve bu durum hareket imkanlari biraz kisitliyordu. Medusa’ya ulasmak oldukca dolasmak gerekmekteyken bir yandan da sovalyeler onlerini kesmekteydi. Kran krana bir savas donuyordu, iki sovalye yere indirilirken medusa grubu uzaktan adeta ok ve asit yagmuruna tutuyor bir an bile soluk aldirmiyordu. Bir ucuncu sovalye indiginde acik portaldan baska bir sovalyenin ciktigini gorduler. durum ciddiydi hizlanmalari gerekiyordu ama neredeyse gucleri tukenmisti. Hepsi beraber Medusa’ya hucum ettiler, koseye sikistirmislardi fakat korkunc yaratik vahsice karsilik veriyordu. Eglath ve Rasputin Medusa’nin tas edici bakislarindan zirhlarinin arkasina saklanarak korunmaya calisiyorlardi. Bu sirada bir sovalye daha cikmisti portaldan ve git gide daha hizli cikiyorlardi. grup guclerinin son damlasiyla medusanin kafasini ucururken portalin arkasinda dev bir karalti belirdi. Portaldan cikmak uzere olan bu yaratik daha gorunmeden gruba korku salmisti. O an herkesin aklina kehanetin ilk halkasi geldi “Icinden olum bile ciksa, o portali kapatma”. Icinden gercekten olum cikacak gibi duruyordu, grubun yaralari agirdi ve gucleri tukenmisti, fazla dusunecek zaman yoktu. Lakashtari beklemedi kosarak yaklasti ve atlayarak dev yaratik portaldan gecmeden runeleri bozdu ve portal bir anda yokoldu. Karanlik tunellerde tek baslarina kalmislardi.

##Devami Haftaya##

View
Oyun 43 - Obsidius ve Silvo'ya veda

Dagin icinden cikar cikmaz patikadan asagiya dogru yola koyuldular, uzerlerinde nedensiz bir yorgunluk bir bitkinlik vardi. kendilerini hana atip uyudular. Ilk nobeti Rasputin tutmus pesinden ise Obsidius’un bedenindeki Pyrocalystra devralmisti. Rasputin ruyasinda yine babasinin sesini duydugunda sicradi. Yuzune bir sicak hava dalgasi carpmisti. kaldiklari odanin camlarindan kizil bir isik iceri doluyor heryeri gun gibi aydinlatiyordu. Rasputin digerlerini hizlica uyandirarak giyindi. kosarak asagiya indiler. Disari ciktiklarinda Obsidius yerden metrelerce yuksekte bir ates firtinasi icinde havada asili duruyordu. Kasaba halki hem merak hem korkudan etrafta toplanmislardi. Grup hemen ileri atladi, “Obsidius” diye haykirdilar. Buyucu gozlerini acti onlara dogru bakti. “Aah evet Obsidius” dedi “Bana esyalarimi getiren cocuk, onu unutmayalim” arkasini dondu ve dagin yamacina bir el hareketi ile alevden bir “O” harfi kazidi. Buyucu konusmaya devam etti. “Ates duzleminde yarim kalmis bir isim var daha sonra buraya geri donecegim, sonra gorusmek uzere” sonra durdu ve ekledi "Gitmeden once bu kasabayi yakmami istermisiniz? insanlar korkuyla etrafa kacismaya basladilar. Eglath hemen araya girerek “hayir nemunasebet” diye cevap verdi. Buyucu omuz silktikten sonra ates duzlemine actigi portaldan gecerek yokoldu. Grup sok icinde karanlikta kalmisti, yasadiklari anlari tekrar gozden gecirmeye baslayinca neler oldugunu anladilar. Savas sirasinda ruhlar yer degistirmis ve bunu farkedememislerdi. Cocukluk arkadaslarini kendi elleriyle dagdaki lavlarin altinda birakmislardi. Lakashtari ile Eglath’in bu isin pesini birakasi yoktu. Eglath lavlara dalip cesedi cikarmaktan bahsetmekteydi, Rasputin’in sik sik artik atese karsi gecirmezliklerinin olmadigini hatirlatmasi gerekiyordu. sabahin ilk isiklarina kadar tartistiklari sirada Rasputin kolyesini koydugu arka cebinde ani bir aci hissetti. Bir an icin bedeni parcalaniyormus gibi hissetmisti. Bu durumdan hepsi iskillendiler, Thenaris’ten Silvo’ya karsi bir hamle bekliyorlardi ve kolyeden gelen sinyal ne olursa olsun hayra alamet degildi. Staff of Portals’i kullanarak kaleye isinlandilar. Ust kata cikmislardi, havada keskin bir yanik kokusu vardi. Hizla asagiya kosturdular. Ana salona geldiklerinde gumus ejderhayi harabeye donmus koca salonun ortasinda yatarken buldular. Etrafinda 3 yavrusu duruyordu. Her yer kan ve alevden taninmaz hale gelmisti. hizla ejderhanin yanina kostular. Genc ejderhalar onlarin gelisiyle beraber insan formlarina donustuler. 3’unun de yuzunde ifadesiz bir bakis vardi ama auralarindan kadim bir huzun hissediliyordu. Hemen neler oldugunu sordular. En buyukleri yaklasti “sizin Thenaris dediginiz savasci kalenin yakinlarina geldi, Anne, adamla yuzlesmek ve ortadan kaldirmak icin ortaya cikti, saatlerce savastilar ve en son Anne adamin kolunu kopardiginda savasci kacti”. “adamin kacmasindan hemen sonra Anne oldu. Size bir mesaj birakti, onun icin uzulmenizin yersiz oldugunu size karsi olan hayat borcunu odedigini ve artik tek bir istegi oldugunu soyledi. bizi ejderhamizragi dunyasindaki Harma koyunun arkasindaki daga birakmanizi, burada atalarimizin yuvalarindan biri oldugunu soyledi”. Grup yikilmisti, bir gunde sevdikleri iki varligi kaybetmislerdi. Eglath cocuklara sarildi ve onlari sagsaglim ulastiracaklarina dair yemin etti. Kaleden hemen cikip ucan atlarina binerek Silverymoon’a gittiler. Sehre girer girmez buyucu kulesine dogru yonelmislerdi. Fakat bu sirada yeni dostlarindan biri olan druid Rasgath’da Silverymoon’daydi. Grubun yanindaki ejderhalari insan formlarinda olmalarina ragmen aninda tanidi ve hemen gruba yaklasti. Eglath ve Rasputin’e merhaba diye seslendiyse de onu gormezden gelip uzaklastilar. Rasgath sasirmisti, bu sirada uzun sure uzgun kalmasi genetik olarak imkansiz olan Lakashtari Rasgath’i gorur gormez tanidi ve neseyle kucakladi. Rasgath da ayni heyecanla yanlarindaki ejderhalari sordu. Rasputin topuklari uzerinde sertce donup Rasgath’a cenesini kapamasini soyledi ve onlari beklemeden hizla devam ettiler. Lakashtari Rasgath’i kendi yanina cekerek, “nereye gittiklerini biliyorum birak gitsinler, biz onlardan once orda oluruz” dedi. Rasputin ve Eglath once kutuphaneye ugrayip Rasputin’in kolyesi hakkinda bilgi aldilar. Kolyedeki buyuyu iki tarafli bir hale cevirebilecek bir rituel oldugunu ogrendiler. Bu Rituelin bir hafta boyunca tekrarlanmasi gerektigini ve 7. gunun sonunda kolyenin iki tarafli calisacagini bildirdiler. Eglath ve Rasputin burdan Lady Alustriel’in yanina gecince Lakashtari ve Druid’i orda buldular. Lakashtari Staff of Portals’i kullanarak Lady’nin calisma odasina isinlanmis ve hatta gruptan birini kaybettiklerini soyleyince Eglath’i kaybettigini zanneden Alustriel’in az daha kalbine indirmisti. Durumu hizlica izah ettikten sonra Alustriel onlara yarin istedikleri portali acabilecegini soyledi. Grup handa bir gece gecirdikten sonra sabaha tekrar Alustriel’in yanina geldi. Alustriel portali acti ve ilk gecen Rasgath’a donus yolu icin gereken tasi verdi. Druid ortami kolacan ettikten sonra digerleride gectiler. Tam portal kapanmak uzereydiki Alustriel’in yuzunun seyridigini farkeden Rasputin endiseyle haykirdi. Panikten deliye donmustu. Rasgath’in elinden geri donus tasini aldigi gibi Alustriel’in yanina isinlandilar. Alustriel tam derin bir nefes almisti ki bir anda butun grubu tekrar karsisinda gorunce cigligi basti. Rasputin hemen atladi, “Lady’m iyimisiniz yuzunuz seyriyor gibiydi” dedi. Alustriel bakakalmisti “Bunun icin mi geri dondunuz?” diye sordu. Hemen Alustriel’e hot springs koyundeki olaylari ve seyirmeleri anlattilar. Alustriel ilgilenmisti ve gruba koydeki bu durumun nedenini ogrenmelerini tavsiye etti. Bu sirada kendisinde bir sorun olmadigini tekrarliyor ve gitgide garip bir sekilde sinirleniyordu. Rasputin sonunda Lady Alustriel ile beraber kalmaya karar vererek digerlerini tekrar portaldan gonderdi. Alustriel buna da itiraz etmis ama engel olamamisti. Grubun geri kalani Krynn’in karli havasina ciktiklarinda biraz da olsa kendi dunyalarindaki cilginlik ve kosusturmadan uzaklastiklari icin hosnutlardi aslinda. Harma koyu karsilarindaki vadide gorunmekteydi. Bir kac los isik disinda bir hareket yok gibiydi. Grubun druidi Rasgath bir pantere donuserek gizlice ilerlemeye basladi. Bu sirada kamp alaninda genc ejderhalar huzursuzdular, etraftaki orman ve kasabadan yayilan olumcul aura onlari rahatsiz etmekteydi. Rasgath kasabaya yaklastiginda daha da garip bir durumla karsilasti. Kasabanin girisinde bir guard durmaktaydi fakat bu guard bir zombiydi. Rasgath yaratigin bos goz cukurlarlarini gayet rahat gorebiliyordu. Ayrica kasabanin geri kalanida yasayan olulerle doluydu ama garip bir sekilde normal kasabalilarin yapacaklari gibi etrafta dolaniyor evlerine girip cikiyorlardi. Rasgath hizla kamp alanina geri dondu ve gorduklerini grubun geri kalanina anlatti. Herkes saskindi ejderhalar ilerlemek istemiyorlar, Kris ve Eglath ise onlari orda birakmak istemiyorlardi. En sonunda Rasgath ve Lakashtari beraber kasabaya tekrar bir goz atmaya karar verdiler. Lakashtari olabildigince sessiz yurumeye calisiyordu. Patikanin hemen dibinden baslayan karanlik orman ikisini de urpertiyordu. Guardin yanina geldiklerinde Lakashtari bu kadar gizli sakliliktan sikilarak guardin yanina gitti ve koyden gecmek istediklerini soyledi. Guard’in soylediklerinden birsey anlamak cok zordu ama tam o sirada bir yerlerden bir cocuk seslenmeye basladi. “Hey selam!” bu 12-13 yaslarinda bir cocuktu ve gorunuse goru kanli canliydi. Obsidius ve Lakashtari’nin enselerindeki tuyler diken diken olmustu, bu iste bir bit yenigi oldugu kesindi.
#Tam o anda sikintidan basi agrimakta olan Rasputin icinin giciklandigini hissetti, cocuklari hic sevmezdi. etafina bakindi cocuk mocuk yoktu, ayak parmaklari arasindaki kirleri cikartmaya devam etti#
Bu sirada Harma’da cocuk sorular yagdiriyor onlari kasabaya davet ediyordu. Rasgath ve Lakashtari bu duruma pek hevesli degilleri bu nedenle tanistiklarina memnun olduklarini soyleyip kampa geri donduler. Lakashtari gitmeden once kasabadaki buyuyu incelemis ve guclu bir lanet oldugunu sippadanak anlamisti.
Kamp alanina geri donup aralarinda durumu tartistilar ve en iyisinin buyulu atlarina atlayip dort nala kasabadan gecmek olduguna karar verdiler. Lakashtari atlari hazirlar hazirlamaz Eglath onde digerleri arkada patikadan asagiya dogru hizlanmaya basladilar. Kasabanin sinirina geldiklerinde Eglath ruzgar gibi gitmekteydi. Kasabaya ilk adimi atar atmaz ise buyuk bir suprizle karsilasti, ayaklarinin altindaki at bir anda yokolmustu ve Eglath metrelerce oteye ucarak karlarin arasinda kayboldu. Digerleri Eglath’in talihsiz sonunu gorunce hemen dizginlere asilip atlati durdurdular. Kasabayi kaplayan garip bir anti magic aurasi olmaliydi. Atlardan inip yuruyerek devam etmeye karar verdiler ama bu kezde ejderhalar kasabanin icinde kendilerini cok kotu hissetmekteydiler. Bu olaylar olurken Eglath’in yanina olu bir kadin gelmisti. Eglath tedirdin bir sekilde bekledi, kadin “yardim et” dedi, sesi cok kisikti, bir fisilti gibiydi. Eglath “Nasil yardim edebilirim?” diye sordu. Kadin kemikli parmagiyla ormani gosteriyordu. Durum artik acikti, hem kendi gorevlerini yapabilmek hemde bu zavalli insanlari bu lanetten kurtarabilmek icin ormana girip neler dondugunu ogrenmeleri gerekiyordu. Grup ejderhalari guvenli bir yerde biraktiktan sonra olu kadinin isaret ettigi yere dogru ilerlemeye basladi. Ormanin ici dogal olamayacak kadar soguk ve karanlikti. bir saat kadar yuruduklerinde etraflarini bir sis kaplamis, gorus mesafelerinin hemen otesinde golgeler gezinmeye baslamisti. Lakashtari lanetin kaynagi olduguna inandigi bir aurayi takip etmekteydi. Bir saatlik bir yolculuk sonunda zeminde bir cukurun yanina geldiler. Cukurun girisindeki caliliklarda bir cocugun kiyafetinden kopan bir parca vardi. Dokunduklarinda kul gibi dokulmustu, en azindan 100 yillik olmaliydi. Once Rasgath’i ipe baglayip bir mesaleyle asagi sarkittilar. ortamin guvenli oldugundan emin olunca da hep beraber indiler. tastan bir koirdorda ilerliyorlardi, kisa bir sure sonra buyuk bir odaya geldiler. Etrafti inceliyorlardi ki tam karsilarinda herseyi yutan bir karanlik bulutun icinden iki dev kopek firladi. Buralardaki hersey gibi bunlarda oluydu. Savas hemen basladi, kopekler siradan yaratiklara benzemiyorlardi, bir kac dakika icinde grup lime lime olma tehlikesiyle karsi karsiya kalmisti. Tam tekrar toparlanip hayvanlarin birini ciddi yaralamayi basarmislardi ki tuylerini urperten bir ses karanligin icinden seslendi “Yeter”. Karanlik bulutun icinden bir adam cikmisti. Grup kanayan yerlerini tutarak tekrar bir araya toplandi, yeni gelen yabancinin kim oldugu mechuldu, tekrar savasmaya hazir bir halde beklediler. Adam kopeklerini oksadiktan sonra gonderdi ve bulunduklari oda bir anda bir calisma odasina donustu. heryer mesaleler kitapliklar ve gul kokusuyla doldu. Adam calisma masasinin yanina gidip grubu dikkatlice suzdu. “Buraya yanlislikla dusmus mezar hirsizlarina benzemiyorsunuz, hatta saniyorum bu dunyadan bile degilsiniz” dedi. Eglath “Sen kimsin?” diye sordu. Adam “Benim adim Chemosh, siz beni tanimazsiniz, bana neden burda oldugunuzu soyleyin” dedi. Chemosh adi hicbirinde bir cagrisim yapmasada hepsinin tuyleri diken diken olmustu.
#sol ayagindan sag ayagina gecmis olan Rasputin bir anda kalbinin tekledigini hissetti ama bir anlam veremedi#
Grup chemosh’a koydeki durumdan bahsedince Chemosh lanetin 300 yillik oldugunu cocugun kendisinden bir istekte bulundugunu onunda kabul ettigini soyledi. Yanliz lanet cocuk tarafindan yerlestirilmisti ve Chemosh’un yapablecegi bir sey yoktu.
Grup bu gizemli ve tuyler urpertici adama tesekkur edip hizla ordan uzaklasti

##Devami Haftaya##

View
Oyun 42 - Obsidius'un kaderi

Grup bir kac gun Silverymoon’un toparlanmasina yardimci olduktan sonra hizlica doguya, bir zamanlar neredeyse Rasputin’i kaybettikleri, aralarindaki ilk nifak tohumlarinin atildigi daglarin eteklerine dogru yola ciktilar. Amaclari hem Xaxis’ten bir iz aramak hemde Obsidius’un setinin kalan son parcasini bulmakti. Obsidius butun konsantrasyonunu eldivenleri hissedebilmek icin harciyordu. Ilk gunun sonunda daglarin eteklerindeki vadide yol almaya basladilar. Kisa bir sure sonra guvenli bir yerde kamp kurdular ve sabahin ilk isiklariyla tekrar yolculuklarina devam ettiler. oglene dogru onlerindeki tepeligi astiklarinda daglarin en yuksek zirvesinin bulundugu dagin eteginde bir kasabayla karsilastilar. Obsidius eldivenlerin cekiminin karsilarindaki dagdan geldiginden emindi ama burda baska birseyler daha vardi, cok daha buyuk bir magical aura etrafi cevreliyordu. Meraklanan grup kasabaya yoneldi, orta buyuklukte bir kasabaydi, etraf kalabalik sayilirdi. insanlarin cogu kasabanin ortasindaki Lady Alustriel heykelinin etrafinda toplanmislar gunluk islerine devam ediyorlardi. Etrafta ates danslari yapan yada pratik yapmakta olan insanlar vardi. Kisa bir sure sonra kasabanin yoneticisi onlari karsiladi. Hic bekledikleri bir sekilde adam kendilerini oldukca iyi tanimaktaydi, Silverymoon’un kurtaricilari olarak hitap ederek etraftaki herkese kim olduklarini duuyurdu. Tabi bu durum grubu biraz rahatsiz ettigi gibi etraftaki herkesten alkis almamis olmalari da biraz tedirgin ediciydi. Bu sirada grup adamin konusurken yuzunun surekli seyirdigini farkettiler, adama durumu sorduklarinda bir seyi olmadigini soyledi. Obsidius bu arada etrafta atesle sovlar yapan adamlara takilmisti, adamlar oldukca ekstrem sovlari hic bir sikinti yasamadan yapmaktaydilar ve Obsidius bu durumdan suphelenmisti. Adama bu durumu sorunca, bu kasabanin cok eski bir gecmisten beri atese karsi hep dayanikli oldugunu bunun kanlarinda oldugunu ogrendi. Herkesin gozu dagdaydi, Obsidius yaklastiklarini biliyordu. Adam grubun adina bir ziyafet duzenlenecegini duyurup onlara hana kadar eslik etti. Handa kalacaklari oda uzerine adamla kiran kirana bir pazarliga girisen Lakashtari yarim saat kadar sonra ter icinde kalmis adamdan cok ucuza en iyi odasini koparmayi basarmisti. Rasputin soylene soylene odayi terkedip etrafta dolasmaya basladi, kimligini gizlemek icin madalyonunu takmisti. Uzun sure etrafta dolasti, yuzu seyiren baska insanlara da rastlamisti, bu durum gitgide ilgisini cekiyordu. bazi yerlerde kirmizi goz simgeleri gordu, once bundan suphelense de daha sonra bu simgenin dagin adini temsil ettigini ogrendi. Aksamki ziyafete kadar sehirde dolasip bilgiler aldi, daha once demonlarin kasabay saldirdigini ama atesle karsilik vererek puskurttuklerini ogrendi, Silverymoon’dan cok yardim aldiklarini ve bu sayede iyi durumda olduklarini ogrendi. Kasabanin mimarisiyle de ilgilenen Rasputin, detayli bir lagim sistemi oldugunu da not etti. Aksam ziyafet saatinde arkadaslarinin yanina oturmayarak kalabaligin icine karisti. Bir sure sonra kasabanin ortasindaki atesin etrafinda hatiri sayilir bir kalabalik olusmustu. yemekler de oldukca guzel gorunuyordu. Bir sure sonra Rasputin arkadaslarinin da geldigini ve yemeklerin oldugu bolumde oturduklarini gordu. Yaninda tipi tekin gorunmeyen bi adam buldu ve konusmaya basladi. Belli ki burdaki herkes Silverymoon sempatizani degildi, bu adam Sundabar’dan geliyordu ve grubu kahraman olarak degil sarlatan olarak gormekteydi. biraz daha konusup adamin daha sinsi veya dusmanca bir plani olmadigindan emin olunca kalabalikla ilgilenmeye devam etti. Bu sirada grup olabildigince kibarca cok yememeye calisiyor, genel olarak duruma supheci yaklasiyorlardi. Ilerleyen bir saatte garip bir sey geceye damga vurdu. Herkes goz kamastirici ve oldukca tehlikeli gorunen ates sovalarina bakarken, kalabaliktan bir kadin ayaga kalkip atese dogru yurumeye basladi. Kadin atesin basina geldiginde durdu ve etrafindaki tasdan duvara basini butun gucuyle vurmaya basladi. Grup bir an bunun hasta bir sovun bir parcasi oldugunu dusunsede bir kac saniye icinde kan golune donen kadinin yuzunu gorduklerinde ayaklandilar. Kadin bir kac darbe daha indirerek kendi kafasini pelteye cevirmis ve orcikta yere yigilmisti. Yonetici hemen bir kac kisiye komut vererek kadini uzaklastirmalarini istedi. Rasputin kadina vardiginda coktan olmus oldugunu gordu. Grup simdi yoneticiyi fena halde kiskaca almisti, boyle bir olay daha once olmus muydu? kasabada yuzu seyiren kac kisi vardi? Kadinin cocuklarinin da oraya gelmesiyle kadinin bir kac gundur cok siddetli basagrisi cektigini ogrendiler. Grup hana geri gitmeden once adamdan kasabada bu tarz bas agrisi cekenleri bulmasini istedi. Hana vardiklarinda herkesin keyfi kacikti, en iyisinin biran once daga gozatmak olduguna karar verdiler. Gec ve tenha bir saatte handan cikarak daga tirmanmaya basladilar. Bir sure sonra bunun cok uzun surecegini anlayinca Lakashtari her birine birer ucan at yapti ve dagin en tepesine bir saat icinde vardilar. Dag volkanikti ve kirmizi bir goz seklinde bir kratere sahipti, adi burdan geliyor olmaliydi. kraterin yanina indiler. Obsidius’un aurasindan yararlanarak yaklastilar. Obsidius girisin burada oldugundan emindi ama goremiyordu. Rasputin elini yere koyarak kayalarla olan bagi uzerine odaklandi. Bir sure sonra kraterin tam kalbine inen bir kac basamak gorduler. Hepsi Obsidius’un etrafinda toplanarak basmaklardan inmeye basladilar, etraflarini cilginca fokurdayan lav kapladikca hepsinin sinirleri gerilmekteydi, Obsidius’tan kazara kopmamak adina hepsi kendilerini bir iple ona baglamisti. belki bir on basamak indikten sonra ayaklarinin buz kestigini hissetmeye basladilar, lav dolu bir kraterden asagi iniyorlardi ve bundan daha garip bir hissiyat olamazdi. bir kac basamak daha inmeden neler oldugunu anlayamadilar. kafalari lavin icinden ciktiginda gordukleri kelimelerle anlatilabilecek gibi degildi. Sanki buzdan yapilmis bir dagin icindeydiler, belki yuz metre yuksekte buz kristallerinden bir merdivenin uzerinde duruyorlardi. yukarilarinda icinden gectikleri lav, buzdan bir kasenin icindeymis gibi oylesine duruyordu. uzerinde durduklari buz basamaklarin etrafi metrelerce bosluktu. asagiya bakmak insanin midesini bulandiriyordu. Birinin ayaginin kayip digerini de dusurmesini onlemek icin aralarindaki ipi kestiler. asagida buyuk buzdan bir kup bir kar tepesinin uzerinde durmaktaydi. Ellerinden geldigince yavas ve dikkatli bir sekilde spiral merdivenleri indiler. buzdan kupun yanina vardiklarinda icinde Obsidius’un aradigi eldivenlerin oldugunu gorduler. Kupun uzerinde buza kazinmis bir yazi vardi:

spark within the root
consumed the wood
melted the stone
devoured the good

staff of the apocalypse
boots of the path
helm of the phoneix
gloves of the touch

Here we died
Here it burned
shatter the ice
Let him return

Kupu kirdiklarinda Pyrocalystra ile karsilasma olasiliklarini gozden geciren grup gerekli hazirliklari yaptiktan sonra Obsidius’un kupu eritmesine izin verdi. buzlar eridiginde uzerinde canli alevler olan eldivenler havada asili kaldi. Obsidius bir kac adim atti ve eldivenlerin uzerine elini koydu. Tam bu anda eldivenler harekelendi ve Obsidius’un bilegini kavradi. Hepsinin gozleri onunde bir adamin silueti belirdi. Bir saniye sonra Obsidius muthis bir aci hissetti, gozlerini actiginda uzerindeki setin tum parcalari artik adamin uzerinde duruyordu, derken bir patlamayla hepsinin ayaklari yerden kesildi ve geriye dogru firladilar. Pyrtocalystra’nin uzerinde alevlerden korkunc bir zirhta belirmeye baslamisti. Grup Obsidius’un guclu ates buyulerinden oldugu gibi atese karsi immnunitylerini de kaybetmis oldular. Daha herkes toparlanamadan Pyrocalystra armageddon buyusunu Obsidius’un uzerine yapti, bulundugu yerden etrafa dogru muthis bir patlama oldu, herkes yine etrafa sacilmis, Obsidius ise yerlebir olmustu. Rasputin, Eglath ve Kris hemen adamin etrafini sarmaya calistilarsa da, adam teleport olarak onlardan uzaklasiyor, Obsidius’un uzerine yuruyor ve bir yandan da alan buyuleriyle grubu darmadagin ediyordu. Grubun belki de simdiye dek karsilastigi yikim gucu en yuksek dusman bu olabilirdi. Pyrocalystra digerlerini neredeyse gormezden geliyor ve Obsidius’u yoketmek icin uzerine uzerine gidiyordu. yakina geldiginde staffini butun gucuyle uzerine indirmeye calisiyordu. Obsidius’un agzindan burnundan kan gelmektedydi, ayaga kalkmaya calisti yapamadi. Pyrocalystra tekrar tepesine gelmisti. Staff inerken one atildi ve staffi tuttu. O anda ters giden birseyler oldugunu hissetmis ama cok gec kalmisti. ikisinide alevler sardi, bir an kimse hicbirsey goremedi. Obsidius gozlerini actiginda kendisi karsisinda duruyordu. Setin butun parcalari kendi bedeninin uzerinde kendisine bakiyordu. Panik icinde etrafina bakti, arkadaslari ona dogru kosuyorlardi, bir an Eglath’in dev kilicini gordu. Konusmaya bagirmaya basladi ama agzindan cikan kelimeleri hayatinda daha once duymamisti. Adamin bedeni icinde sikismisti ve kimsenin bunu anlamasina imkan yok gibiydi. Eglath’in kilcinindan kacamaadi, bedenin sag tarafini tutarken bagirmaya devam ediyordu. Sonunda aklina ismini gostermek geldi, eliyle “O” isaretini yapmaya basladi, arkadaslari vurmaya devam ediyordu, Pyrocalystra da kendi bedeni ile ona saldiriyordu. Obsidius duzgun dusunemez olmustu, eliyle “B” harini cizdi sonra “S”. Arkadaslarinin gozlerinin icine bakiyor ama en ufak bir anlayis kivilcimi goremiyordu. Derken Eglath’in kilici gogsune olumcul bir sekilde girdi. Yere yigilirken eline dolan kanla yere “Obsi..” yazabildi. Yaziyi gorduklerinde grubun tepkisi “Obsidius’u lanetlemeye calisiyor heralde” oldu. Bu sirada dag tepelerine yikilmaya baslamisti, buz buyusunun etkisi hizla yokoluyordu. Grup yanlarindaki adami Obsidius sanmaya devam ederek kanlar icinde yatak Obsidius’u lavlarin yutmasina izin verdiler ve kendilerini dagin disina tasidilar. Hersey ortaya ciktiginda onlari aci bir supriz bekliyor olacakti.

##Devami Haftaya##

View
Oyun 41 - Silverymoon muhaberesi

Atlar charge etti, Eglath kilicini kaldirdi ve ilk atagi basariyla karsiladi, Rasputin yanindaydi, Kris kendi charge’iyla karsilik vermisti. Lakashtari ve Obsidius capraz ates altinda kalmadan savasabilecekleri bir yer ariyorlardi. Eglath, Rasputin ve Kris’in ilk darbeleriyle dengesini kaybedip yikilan ilk atli seytan teleport olarak arkada durmakta olan dev demonla yer degistirdi. Yaratik savasin ortasinda bir anda belirisiyle bir kaos yaratti. pespese gelen ataklar grubu savunma stratejilerine zorlamisti, yaratiklarin ataklari ciddi zarar veriyordu. bu sirada Lakashtari icinde yukselen bir guc hissetmekteydi, bunun merdivenlerden yukari cikmakta olan Xaxis’in etkisi olmasindan supheleniyordu. savas devam ederken grup kulaklari sagir eden bir catirtiyla sarsildi, Silverymoo’un kapilari sonunda kirilmisti, aralarindan parlak bir isik yayiliyordu. yapacak bir sey yoktu, savasmaya devam etmeleri gerekiyordu. Oncelikle atlari hedef aldilarb, birinin ardindan digerini basariyla indirdiler. Boylelikle atlarin korkunc cigliklarindan kurtulmus oldular. Lakashtari’nin uzerindeki etki arttikca artiyor, ataklarini ve buyulerini guclendiriyordu. Obsidius ise sanki yarin yokmuscasina buyulerini savuruyordu. Devillardan biri dustugu sirada Obsidius arkasinda bir varlik hissetti, arkasini dondugunde Xaxis elinde kapkara bir alev topuyla tepesinden bakmaktaydi. Tam bu anda dev bir catirtiyla Silverymoon’un kapilari ardina kadar acildi. Iceride dev bir portal ve portalin onunde ALustriel secilmekteydi. Knightlar sehirden iceri akmaya basladi. Kapilarin kirilmasiyla Xaxis hahahahaha—hohohohoho-hahahahaha-hohohohoho diye korkunc kahkahalar atarak kendini kulenin tepesinden asagiya birakti. Obsidius pesinden bakmaya calisti ama nerde oldugunu goremedi. Grup artik acele etmesi gerektiginin farkindaydi, ellerinden gelenin en iyisini yaparak yaratiklari bir kac dakika icinde yere yikmayi basardilar. cok hirpalanmislardi ama duracak vakit yoktu, Lakashari hizla ejderhalari Silvo’ya haber gonderdi, kendiside oldukca hirpalanmis gorunen Silvo onlari aldigi gibi hizla sehre tasidi. Sehirde akillara durgunluk verecek bir ozgurluk mucadelesi veriliyordu, az sayidaki muhafizlar coktan parcalanmis, Lady Alustriel’in etrafinda halktan gonullulerden olusan bir etten duvar orulmustu, sovalyeler karsisinda en ufak bir sanslari olmamasina ragmen Alustriel icin canlarini vermekteydiler. Ejderha Alustriel’in yanina indiginde Eglath kadina 3 okun isabet ettigini gordu, hala yikilmiyor, buyuyu yapmaya devam ediyordu. Eglath Rasputin’e isaret etti ama Rasputin coktan o yone dogru hareketlenmisti bile. Iste o anda dev portalin icinden bir cuce cikiverdi, mithril zirhlari ve boynuzlu kaski icinde cussesiyle tezat olusturan bir aurasi vardi. Grup hep bir agizdan Pardrig dedigi sirada portaldan Ten Towns’un barbar ordusu cikiverdi. heryerden tezauratlar yukselmeye baslamisti. kaybedecek zaman yoktu, eglath, Rasputin ve Kris hemen birer bolugun basina giderek savas formasyonu almaya basladilar, bu sirada obsidius ve Lakashtari’de ordunun balta firlatici grubuna katilarak yardimci olmaya karar verdiler. Karsilarindaki sovalye ordusuda yerini almisti. Eglath ordusuna beklemelerini isaret etti, Obsidius ve Lakashtari sovalyelerin baltalarin menziline girmelerini bekliyorlardi. Obsidius’un alevlerle enchant ettigi ve Lakashtari’nin yon verdigi baltalarin havada ucusmasiyla savas basladi. Eglath “ileriiii” diye haykirdi, Kris’in grubu coktan charge etmekteydi, tepelerine 3 okcu grubundan oklar yagmaktaydi. on saflar carpistiginda zirh sesleri ve cigliklardan baska birsey duyulmaz olmustu. Bu sirada sovalyelerin en arka sirasinda baska bir grup uzerleri ortulu bloklar tasiyarak kapiya dogru ilerlemekteydiler ve yanlarinda Xaxis de vardi. Xaxis bu gruptan ayrilarak savasa katildi ve dahil oldugu grubu dev bir kalkanla korumaya basladi. Barbar ordusunun essiz kuvveti ve yorulmak bilmez ataklari sovalyeleri geri itmeye baslamisti. Tum Silverymoon onlar icin tezaurat ediyor, cesur gonulluler bulduklari kiliclarla onlara yardim etmek icin atiliyorlardi. Grup bir yandanda en arkada bloklari tasiyan dusman bolugune erismeye calismaktaydi. Obsidius ve Lak baltalari o tarafa savurmaya baslamislardi bile. Xaxis’de sovalyelerin geri cekilmeye basladigini gorunce en arkadaki gruba gecip onlari savunmaya basladi. Barbarlar acimasizca ezmeye baslamislardi, bir kac dakika icinde okcu kuvvetlerinden biri darmadagin oldu. Kris’in bolugu oldukca zayiflamisti ama kendisinden beklenmeyecek bir cesaretle dusman saflarinin arkasina gecerek Xaxis’in bulundugu kapiya dogru kacmakta olan gruba saldirdi. Grubu kapidan gecerken yikmayi basarmis ama kapinin diger tarafindaki demonlar tarafindan resmen parcalara ayrilmislardi. sovalyelerin dusurdugu bloklari demonlar sirtlanarak geri cekilmeye basladilar. Grup sehrin icindeki tum sovalyeleri puskurtmus fakat Xaxis’i ve tasidiklarini elden kacirmanin uzuntusuyle yuzleri dusmustu. Kurtardiklari binlerce insanin onlarin etrafina gelip minnettarliklarini sunmalari biraz da olsa gonullere su serpmisti. Savas sonrasi yarali Alustriel’i buldular, gruba Xaxis’in sehirden bazi yazitlari caldigini soyledi. yazitlar cok uzun yillardir Silverymoon’da sergilenmekte olan buyuk taslardir ve simdiye kadar herhangi bir ilgi gosteren olmamistir. Alustriel bununla ilgilenecegini soyler gruba. Grup kendilerini toparladiktan sonra Xaxis geldigi yone, doguya dogru yola cikma karari alirlar. Boylelikle hem Xaxis’i takip edecek hemde doguda kalan bir takim yarim kalmis hesaplari kapatabileceklerdir.

##Devami Haftaya##

View
Oyun 40 - Silverymoon Yaniyor

Binadan hizla ciktilar, daha once bulduklari bos binaya dogru ilerlediler, bu sirada Khardik de gelmisti onlari bekliyordu. Once neler oldugunu sordu, Eglath gecistirdi gorduklerini anlatmasini istedi. Khardik bir cikis yolu bulamamisti, bu sehirdeki tek yon asagiya iniyordu. Bu sirada Rasputin Sila’yi konusacak kadar kendine getirdi, kadinin durumu iyi olmadigi gibi sanki garip bir transformasyon gecirir gibiydi. Arada cigliklar atiyor ve yuzunun icinden bir yuz daha cikacak gibi oluyordu. Herkes urpermisti. Eglath Rasputin’i kenara cekip Sila’nin basina geldi. Soracak cok soru vardi, Xaxis neydeydi, cuce sehrinden ne istemisti? Eglath sorulari sorarken Kris ve Lakashtari ellerinde silahlariyla kadinin iki yaninda bekliyorlardi, Eglath engel olmasa kadinin isini orada bitirecekler, Xaxis’in bir adamini daha ortadan kaldiracaklardi. Eglath sorularinda israrciydi ve sonunda Sila konusmaya basladi. Xaxis’in cuce sehrindeki amaci kargasa yaratmakti, uyandirilan bir ejderha oldukca sorun yaratcakti ve Alliance’tan muhtemel yardimlar Mithrall Hall’a giderken xaxis Silverymoon’a saldirmayi planliyordu. Xaxis Silverymoon’dan Sila’nin bilmedigi birsey istiyordu ama bu herneyse sovalyelere yaptigi rituellerle ilgiliydi. Eglath rituel ile ilgili de sorular sordu ama Sila sadece buyuleri bir scroll’dan okudugunu ve nasil calistigi konusunda birsey bilmedigini soyledi. Tek bildigi o gece herkes bazi ruhani yaratiklar tarafindan ele gecirilmisti, hatta kendisi hala iradesi icin savasmaktaydi. Konusmalar devam ederken biraz once icinde savastiklari binadan bir patlama sesi geldi. Camdan disari dogru baktiklarinda mavi elektrik kivilcimlarinin binanin dort bir yaninda dolastigini gorduler, ayrica binanin camlari da paramparca olmustu. Herkesin aklina bir anda Staff of Portals geldi. Birisi onu bulmustu ve kullanmisti. Hepsi beraber gidip dikkat cekmeyi goze alamadiklari gibi bir onceki savastan bu yana oldukca yorulmuslardi. Obsidius’u gondermeye karar verdiler, geri kalanlar binada kalip dinleneceklerdi, Lakashtari Obsidius’u yanliz gonderemeyecegini beyan etti, aslinda tek basina beceremeyecegini dusunmekteydi, akli basinda birinin yardimina ihtiyac duyacagi kesindi. Boylece ikisi dikkatlice ilerleyerek binaya yanastilar ve pencereden izlemeye basladilar. Bu kez baska bir cuce elinde staff of portals ile iceride dolasmaktaydi, belliki birilerini ariyordu. Bu cucenin uzerinde de Obsidian taslar islenmis bir robe vardi. Khardik’indaha once bahsettigi Corrupter olma olasiligi oldukca yuksekti. Lakashtari ve Obsidius aralarinda iceri dalmak ile gozlemlemek arasinda karar vermeye calisiyorlardi. Bu sirada icerideki cuce kapiya dogru ilerlemeye basladi. Ikisi panikle bir duvarin arkasina gecip beklemeye basladilar. Adam kapidan ciktigi gibi diger binalara dogru yurumeye basladi. Ikisini de panik sarmisti adami simdi kaybederlerse staff of portals muhtemelen sonsuza dek ellerinden gidecekti. sokaklarda baska Duergarlar da vardi, acik alanda adama saldirmayi goze alamazlardi. Arkadaslari uzaktaydi. Obsidius sakalini yola dursun Lakashtari buz ejderhasindan aldigi yuzugu parmagina takip adamin arkasindan kostu. “Bakarmisiniz?” diye seslendi. Cuce ve etraftaki diger Duergarlar ayni anda donup Lakashtari’ye bakmaya basladilar. Lakashtari direk karsisindaki cuceye bakarak konusuyordu “aradiginiz kisileri biliyorum, demin burda bir savas oldu. onlari goturduler” dedi. Obsidius duvarin arkasindan agzi acik izlemekteydi. Adam Lakashtari’ye dogru gelmeye basladi. O sirada Lakashtari de urkek bir tavsan edasiyla seke seke adama dogru kostu ve son adimda sahte bir dusme numarasiyla kendini adamin kollarina birakti. Cuce onu havada yakalamis ve kollarina almisti. Lak’in plani super isliyordu kendisiyle gurur duydu, simdi Obsidius’un tek yapmasi gereken adamin dikkati dagilmisken portal staff’ini cebinden almakti. Caktirmadan kafasini geriye atarak Obsidius’un oldugu yeri kontrol etmek istediginde kendisini bir duvara bakarken buldu. bir anda sicradi, artik sokagin ortasinda degildi. teleport olmuslardi hemde bir binanin alt katinda bir yatak odasina. Korkunc cuce tam karsisinda oturuyor ve siritiyordu. Lakashtari’nin butun hayatta kalma icguduleri bir anda cosmustu, kafasinda kirk tilki donmeye basladi. Bu sirada Obsidius duvarin arkasinda agzi acik kalmis bekliyordu, Lakashtari ve cuce bir anda gozden kaybolmuslardi ve nereye gittiklerine dair en ufak bir fikri yoktu. Cuce sordu “Anlat bakalim kim bu adamlar ve nerdeler?” Lak tereddut etmeden konusmaya basladi “bir maceraci grup beni magaralarda kacirdilar, daha sonra buraya geldigimizde bir baska cuce grubuyla o binanin icinde savastilar, simdide caddenin karsisindaki bos binadalar” artik duramiyordu, surekli anlatiyor, aklina geleni soyluyordu. Soylediklerinin imkansizligiyla yuzundeki masum kurban ifadesi o kadar celiski yaratiyordu ki cuce ona inanmama riskini alamadi. Cuce siritmaya devam ediyordu, elindeki hanceri Lakashtari’nin yuzunde biraz gezdirdikten sonra kafasinin arkasina sertce vurdu ve bayiltti. Obsidius sokaklarda paniklemis halde dolasirken bir anda cuceyi gordu, onundeki kucuk bir binadan cikiyordu ve arkadaslarinin oldugu binaya dogru gidiyordu. Bir an ne tarafa gidecegine karar veremezken sonunda Lakashtari’nin pesinden gitmeye karar verdi. kucuk bir binaya benziyordu Lak’i bulmasi zor olmazdi. Cuce arkadaslarinin dinlendikleri binaya girerken, Obsidius da cucenin ciktigi binaya girdi. bina bos gorunuyordu. hizlica butun odalari arastirdi ama kimse yoktu, “Lakashtari!!” diye bagirdi ses yoktu. panikten dogru dusunemiyordu, birde zemindeki kahrolasi bir cikintiya 4 defa takilip dusmustu. Derken asagidan bir yerlerden tok bir ses geldi, Obsidius sesin geldigi yone dogru bakinca takilip dustugu seyin zeminde bir kapak kolu oldugunu gordu. Kapagi kaldirip actiginda Lakashtari’yi zeminde yatarken buldu. kafasinin arkasi kaniyordu. yuruyemeyecegini soyleyince kizi sirtina alip merdivenleri cikmaya basladi. Bu sirada diger tarafta Cuce Kris Rasputin ve Eglath’in oldugu eve daldi. Lakashtari’nin plani belki sarpa sarmisti ama kazandirdigi zaman arkadaslarinin dinlenmelerine ve guclerini toplamalarina yetmisti. Eglath hemen ayaga kalkip “Kime baktin birader” diye cuceye seslenirken bir yandan da kilicini kininda gevsetti. malesef muzakereler fazla uzun surmeden savas basladi bu kez gruptan iki kisi eksikti ve bu yaratikta baska bir tur duvar kullaniyordu. Bir sure iki tarafta birbirine temkinli saldirilarda bulundu, birtek Kris her buldugu firsatta charge etmekteydi. savas hizla hareketlendi, Kris Rasputin ve Eglath iyi bir kombinasyon olusturmuslardi, bir kac dakika sonra cuce kanlar fiskiran bogrunu tutarken pencelerden birine dogru kosuyordu, ama o pencerede bir anda Obsidius’un sirtinda oturan mavi kiz ortaya cikti, alev alev bakislar kendi gozlerini gecti ve Corrupter icin isiklar sonmustu. Bu sirada yaralari nedeniyle icindeki canavarla savasi kaybeden Sila korkunc sesler cikararak ayaklandi ve gruba dogru surunmeye basladi, kabuslardan cikmisa benziyordu. Lakashtari ve Obsidius’un da katilmasiyla tam gucune kavusan grup Sila’dan cabuk kurtuldu. Lakashtari son hamle olarak ayagiyla kadinin kafasini ezmis arkadaslarinin sok icindeki bakislari arasinda tatmis olmus bir sekilde gecip gitmisti. Daha fazla vakit kaybetmeyi goze alamayarak Corrupter’in uzerindeki staff of portals’i alip ormanin icindeki kalelerine isinlandilar. Staff uzun suredir kullanilmakta oldugundan stabilitesini oldukca kaybetmis durumdaydi. Lakashtari kalenin yemek salonunda ortaya ciktiginda salon bir anda savas alanina dondu ve etrafta arkadaslarindan hicbiri yoktu. Bir an sonra disaridan Rasputin’in tiz cigligi gelmeye basladi, 3-4 saniye suren kulaklari tirmalayan, yurekleri burkan bir feryat sonrasinda tok bir ses duyuldu. Lakashtari kalenin icinde hizlica doasarak once digerlerini buldu daha sonrada kale kapisinin onune cakilmis olan Rasputin’i. Eglath Rasputin’i neredeyse yerden kaziyarak yaralariyla ilgilenip dinlenmesine yardim etti. Disari ciktiklarinda ormanin guneyinde Silverymoon’un oldugu taraftan dumanlarin yukseldigini ve gokyuzunun dogal olmayan bir kizillikta oldugunu gorduler. Hemen sonra gumus ejderhalarinin magarasina dogu kosturuyorlardi, yardim istemeyi umuyorlardi. Ejderhanin yanina vardiklarinda onlara Silverymoon’da savas oldugu haberini verdi. yakin zamanda gokyuzunden alev toplari dusmeye baslamisti. Grubun dinlenmeye vakti yoktu, ejderhanin onlari sehre tasimayi kabul etmesiyle sirtina atladilar ve hayatlarinda ilk kez bir ejderhanin sirtinda ucmaya basladilar. Baska bir zaman olsa her anin keyfini cikarmaya calisabilirlerdi ama onlerindeki savastan baska bir sey dusunemiyorlardi. Kalenin yakin cevresinden uzaklasir uzaklasmaz Rasputin eline bagladigi babasindan kalma kolyede bir guc hissetti, sanki baska birini hissedebiliyordu ve kolyeden yayilan enerji Ejderhaya adeta kilitlenmisti. Rasputin kolye vasitasiyla izlendigini anlamisti, ve izleyen muhtemelen Thenaris’ti. Kolyeyi kolundan cikarip kic cebine soktu, Ejderhayi da Thenaris’e karsi uyarmayi ihmal etmedi.bir saat gibi kisa bir zamanda Silverymoon’un uzerinde ucuyorlardi, dogu kapilarinin ardinda bir demon denizi vardi ve kapilari zorluyorlardi. Silverymoon’un icinde ise sadece bir kac bin gonullu varmis gibi gorunuyordu. Eglath Ejderhaya Alustriel’i isaret etti. Hayvan avluya indiginde etraftaki herkesin hayretten ve korkudan gozleri faltasi gibi olmus silahlarina siki siki sarilmislardi. Alustriel onlari gordugune hic bu kadar sevinmemisti, durumu anlatti, bir suredir saldiri altindalardi, demonlarin Silverymoon’a girememesi nedeniyle Xaxis kapiyi zorlamak icin sovalyeleri kullanmaktaydi. Alustriel onlari yardim gelene kadar tutabilecegini dusunuyordu ama bir anda meteor firtinasi baslamisti. onlar konusurken yakinda bir binaya inen bir alev topu binanin patlayarak alevler tarafindan yutulmasina neden oldu. Savas alaninin ortasinda bir gozetleme kulesi vardi. Alustriel inen alev toplarinin bu kulenin tepesinde yapilan bir rituel nedeniyle oldugundan suphelenmekteydi. Oraya varabilecek tek sey grubun ejderhasiydi, fazla soze gerek yoktu ama dinlenmeleri sartti. Eglath Lady Alustriel’in sag yanagindaki cizikten akan kanin uzerinde yarattigi intikam hirsi dolu coskuyla ejderhaya binip kuleye tek basina saldirmak icin tutturduysa da kolundan bacagindan yakalayarak zar zor yere indirip ikna ettiler. Alustriel’in sagladigi ozel ekmeklerden yiyerek 1 saat icinde tamamen yenilenmislerdi. Ejderhanin sirtina tekrar binerek, coskulu tezauratlar arasinda silverymoon surlarinin uzerinde yukselmeye basladilar, Hepsi ejderhanin gumus pullarinin altinda yeni bir coskuyla akmaya baslayan kani hissetmislerdi, hayvan kuleye dogru giderken ara ara demonlara dogru dalisa geciyor ve 10larcasini alevler icinde birakiyordu. Kuleye yaklastiklarinda en ust katindaki avluda buyuk bir demonin bir buyu yapmakta oldugunu gorduler, o tarafa dogru ilerlerlerken dev bir kara alev topu ejderhaya sertce carpti, hayvan sendeleyip biraz irtifa kaybettikten sonra toparlandi. Herkes kendine geldiginde asagida kulenin en alt katindaki Xaxis’i gorduler. Ejderha beklemeden o tarafa dogru pike yapti, Xaxis kendini binadan iceri attiginda etrafindaki 4 sovalye alevler icinde kalmisti. Rasputin ejderhaya onlari kulenin tepesindeki kata birakmasini ve guvenli bir yere gitmesini soyledi. Ejderha soyleneni yapti. Avluya indiklerinde karsilarinda obsidian siyahi kanatli bir demon vardi. Onlari gorur gormez yapmakta oldugu buyuyu birakti ve iki eliyle iki portal aciverdi. Portallarin icinden golge atlarinin uzerlerinde iki seytan ciktilar. Etraflarindaki dev savasin tam kalbinde bir kulenin catisinda zamaninda Nesme’den yola cikan saf gencler artik ne saf nede genctiler ve cehennemden cikma seytanlara karsi, bir barbarin baltasi kadar keskin, bir cucenin cekici kadar saglam, en cilgin buyuculerin yarattigi alevler kadar tahmin edilemez bir karakterle duruyorlardi. Simdi savas zamaniydi..
##Devami Haftaya##

View
Oyun 39 - Underdark, Defiler

Grup tunellerde nispeten korunakli bir bolgeye gectikten sonra dinlenmek icin durdu. Bu sirada Kris yeni hancerini denemeye can atiyordu, hanceri koluna sapladiginda keskin bir aci duydu, bu kadar aci verecegini dusunmemisti. Hancerin uzerinden akan kan kolunu kapladi. Herkes bir koseye kivrilirken, ilk nobeti Eglath tutmaya karar verdi. Kuf kokan magaralar surekli karanlik ve tehditkardi, arada bir fosforlu isiklar sacan bir bocek geciyor, bazen tam onunde gordugu bir mantar ortusu az sonra sag tarafinda belirir gibi oluyordu. Daha 1 saat olmamisti ki ileride bir surunme sesi duydu. girdikleri oyugun hemen disindan ve sag taraftan geliyordu. Eglath hemen Rasputin’i uyandirdi. Ikisi beraber o tarafa dogru ilerlediler. Koseyi donduklerinde bulduklari yere acilmis bir delikten baska bir sey degildi. Ayni anda kampta kiyamet koptu, Kris’in sanki yerin altindan gelen cigligini duyar gibi oldular. Geri kostuklarinda Kris’in yattigi yerde bir oyuk vardi ve digerleride uyanmis ayni noktaya bakiyorlardi. Herkes soktaydi. Rasputin ilk gordukleri delige dogru kostu, orada bir sey gormeyi umuyordu, digerleri de onu takip ettiler. Tam delikten asagi bakiyorlardi ki arkalarindan 4 metrelik bir kan solucani yerden fiskirdi. Grup gerisin geri dondugunde uzerlerine yapisken bir sivi fiskirtarak hepsini kor etti. Bu sirada Kris’de debelenerek yaratigin azgindan dusmustu. Eglath ve Rasputin bir yandan gozlerini temizlemeye calisirken bir yandan yaratigi uzaklastirmaya calisiyorlardi. Obsidius alevlerini kullanip yaratigi kavurunca sivri dislerin bir sonraki hedefi oldu. Goz acip kapayincaya kadar gecen bir sure icinde Obsidius’un bacaklari yaratigin agzindan sallaniyordu. Bu sirada Eglath kilcini yaratigin savunmasiz midesine indirdi ve Obsidius’un kafasindan 10 santim ileriden yaratigi ikiye boldu. Grup daha zerre kadar dinlenememis, daha beter hirpalandiklari gibi salya sumuk icinde kalmislardi. Kamp alanlarina geri donup neler oldugunu tartisiyorlardi. Kris tekrar uyaninca midesinde hissetigi rahatsizligi solucanin az once actigi kuyunun orda gidermeye calisirken kicinda hissettigi bir penceyle tekrar bir ciglik atti. Herkes saskindi, dort ayagi uzerinde yuruyen garip bir yaratik Kris’i kicindan yakalamis duvara dogru tirmanmaktaydi. Kris yaratigin kolunun ucunda armut gibi sallaniyordu. Obsidius zaman kaybetmeden yaratigin gittigi yone bir ates topu gonderdi. Alevlerden korkan yaratik Kris’i yere atip hizla kacti. Herkes Kris’i ayaga kaldirmaya calisirken tehlikenin varligiyla algilari iyice keskinlesen Rasputin etrafindaki sesleri hemen farketti. Keskin gozleriyle etrafi incelediginde onlarca kan solucaninin onlarin bulundugu yere dogru gelmekte oldugunu gordu. Bir seyler tersti, hicbir hayvanin yerlerini bu kadar cabuk bulmasi dogal degildi. Bir sey onlari cekiyor olmaliydi. Hepsi bir anda Kris’in koluna odaklandilar, tum kolunda dolasan kan sip sip yere damliyordu. Bir sey soylemeye gerek kalmadan Kris hanceri kolundan cikardi. Nefeslerini tutup beklmeye basladilar, Rasputin ve Obsidius karanlikta solucanlarin hareketlerini takip ediyorlardi. Bir sure sonra izlerini kaybettirdiklerini farkettiler. Kris Rasputin’i bir kenara cekip hanceri eline tutusturdu, belliki kendisine pek sans getirmeyecekti. Rasputin’in sevincten agzi acik kalmisti, hanceri sessizce kabul etti. O gece bir daha rahatsiz edilmeden uyudular. Uyandiklarinda sabah oldugunu gosteren bir isaret olmadigi gibi yiyecekleri de olmadigindan herkes kendisini asiri derecede yorgun hissediyordu. biraz toparlandiklarinda ne tarafa gideceklerini tartismaya basladilar, genel kani tunellerde daha fazla dolasabilirlerse bazi kayip esyalarini daha bulabilecekleri yonundeydi. Tam daha once gitmedikleri bir yone dogru yola cikacakken bir ciglik duydular. Bu bir kadin cigligiydi ve uzaktan da olsa tanidik gelmisti. Yardim icin cirpiniyordu. Herkes birbirine bakarken Lakashtari ileri atildi, pesi sira digerleri de sesin geldigi yone dogru kosmaya basladilar. Takip ettikleri grup da oldukca hizli ilerliyordu, izler Duergar sehrine dogru gidiyordu ve cigliklar devam ediyordu. Magaranin cikisina geldiklerinde onlerindeki kopruyu gecmekte olan cuce grubunu gorduler, kollarindan cekistirdikleri kisi Sila’ydi, uzun zaman once onlara Devil’i oldurdukleri yikintilarda ihanet eden grubun wizardi ve Xaxis’in adamiydi. Once kendisine duyduklari nefret nedeniyle hicbirsey yapmamaya karar verdilerse de Sila’da onemli bildiler olabilecegi akillarina gelince peslerinden gitmeye karar verdiler. Yanliz bu durum pek kolay olacaga benzemiyordu, onlerindeki koprude iki cuce nobet tutmaktaydi ve onlari hos karsilamalari olasiligi pek yok gibiydi. Daha bir kac adim atmamisken cucelerden biri onlara dogru seslendi, digeri elini baltasina atmisti bile. Lakashtari cucelere gelisine saldirmaya karar vermisti ki arkalarindan baska bir cuce sesi geldi bu kez. Kris cuce dili biliyordu bu nedenle Duergar dilinden bir kac kelime anlayabiliyordu. Arkalarindaki ufak tefek cuce grubun kendisi ile birlikte oldugunu bagiriyordu. Arkalarini donup baktiklarinda duergar zirhlari icinde yamuk yumuk kara sakalin altinda Khardik’i gorduler. Yanlarindan gecerken onlara tasimakta oldugu cuval parcalarini verdi ve uzerlerine gecirmelerini isaret etti. Grup cok fazla bir secenek olmadiginin farkinda oldugundan Khardik’i takip etmeye basladi. Cucelerle biraz daha konusurken Kris “Defiler” kelimesini cikarabildi. bir an sonra sehrin sokaklarinda ordan oraya hizli hizli yuruyorlardi, Khardik gectikleri her evin penceresinden goz ucuyla bakiyor ve birsey ariyor gibi davraniyordu. Bir kac kere konusmaya calistilarsa da kendisi de oldukca urkmus olan genc cuce onlara susmalarini isaret edip durmustu. Bir sure sonra bir evin penceresinden uzun sure bakti ve memnun olmus sekilde kapiya yoneldi. Cebinden cikardigi bir telle kapiyi acip iceri daldi. Grup pesi sira takip etmisti. Iceri girince uzerindekileri bir cirpida atan Khardik “Dedem beni oldurecek, Duergar kiligina girdigimi ogrenirse en iyi ihtimalle sakalimi keser” diyordu. Eglath genc cuceyi sakinlestirdi ve dogru olani yaptigini soyledi. Belli ki Khardik oldukca fazla okuyordu, bulunduklari sehrin Mithrall Hall’u zamaninda isgal eden Duergar’lara ait oldugunu soyledi, hatta o zamanin efsanevi liderlerinden Defiler ve Corrupter burada olmaliydi. Lakashtari burdan bir cikis olup olmadigini sordu, Khardik umutsuzca basini salladi, bu sehirde tek yon yer altina iniyordu ve o yone gitmek istemeyecekleri asikardi. Khardik kendisinin sehirde dolasip bilgi almaya calismasini onerdi, cok fazla bir secenek goremeyen grup buna izin verdi. Bu sirada hemen caprazlarindaki buyuk binadan Sila’nin cigliklari gelemeye baslamisti. Belli ki iskence goruyordu. Kadin olmeden duruma el koymaya karar veren grup hizlica evden cikip diger binanin etrafina konuclandi. Iceride mithrill zirhlarla orulmus bir robe giyen uzun boylu kara sakalli bir cuce vardi. Elindeki ucu kordan metal cubugu Sila’nin gozune tutmaktaydi. Kadin cigliklar atiyordu. Kris cucenin Sila’ya yukaridaki cucelerin durumunu sordugunu soyledi arkadaslarina. Rasputin ucurumun kenarindan dolasmis ve daha yakin bir pencereye gelmisti. Burada hanceri cikararak koluna sapladi ve bir yandan da kurda donustu, pencereden iceri atlamak icin dogru zamani kolluyordu. Kapidan iceri ilk Obsidius daldi. Defiler’in yaninda 3 tane daha cuce vardi ve Obsidius’un girmesiyle o tarafa dogru donduler. Bu sirada Rasputin’de pencereyi kirarak icer daldi. Obsidius goz acip kapayana kadar cucelerden ikisini bayiltmis, iceri bir hisimla dalan Rasputin ise bayilanlardan bir tanesini parcalayivermisti. Defiler elindeki rodu yere vurarak grubun geri kalaniyla arasina kordan bir demir duvar ordu. Rasputin ile basbasa kalmisti. Rasputin daha ne oldugunu anlayamadan bedeninin kontrolunu kaybetti, Defiler’dan gitgide uzaklasiyor ama buna engel olamiyordu. Bu sirada Lakashtari “Etrafima toplanin!” diye bagirdi ve konsantre olarak herkesi duvarin diger tarafina isinladi. Ayni anda duvar yokoldu ve Defiler’in tek hareketi ile aralarina girecek sekilde tekrar ortaya cikti. Rasputin yine cuceyle ayni alana sikismisti, duvarin yanibasinda oldugu icin bir yandan da yanmaktaydi. Guc bela ayaklari uzerine kalkip kosmaya basladi. Sila’nin yerde yatan bedeni nedeniyle duvar odayi tam kapatamamisti, hizla kendini disari atti. Bu sirada Eglath ve Kris duvarin diger tarafindan dolasarak Defiler’i sikistirmaya calisiyorlardi. Cuce Eglath ve Kris ile basbasa kalmaktansa hemen arkasindaki camdan disari atlamayi tercih etti. Bunun uzerine Kris kacmasini onlemek icin kapidan firlayip evin yan tarafina kostu, ayni zamanda rasputin de diger camdan disari firladi, bir an dengesini yitirecek gibi oldu hemen yani basi dipsiz bir ucurumdu, pencereye tutunup dengesini bulmus, bu olay ona bir fikir vermisti. Ucurum ile ev arasinda elinden geldigince hizli ilerleyip defiler’i mithrillle kapli robeundan yakaladi, butun gucuyle ucuruma dogru itti. Cuce, bir dag kadar agirdi, dusmuyordu. Tekrar denedi ve tekrar ama adam sanki kendini zemine cakmis gibiydi kimildamiyordu. Derken cucenin rod’unun kendisine dogru geldigini gordu, son anda kendini evin duvarina dogru atti. Bu kez ucurumun dibini gormekten son anda kurtulan kendisi olmustu. Ucurumun kenarindaki herkes artik tedirgin adimlar atmaktaydi, Defiler daha fazla vakit kaybetmeyerek tekrar iceri isinlandi, iceride Obsidius ve Lakashtari buyulerini pespese gonderiyorlar, Eglath da hazir bekliyordu. Iceri girer girmez kendisini gruptan uzak bir koseye atan defiler araya da yeni bir duvar koydu. Bu kez Lakashtari’nin de bekleyeme niyeti yoktu bir camdan firlayarak diger cama dogru ilerledi. Rasputin’de bu sirada evin kenarina tutuna tutuna cama dogru ilerlemeye calisiyordu. Grup artik Defiler’in kaotik savas anlayisina adaptasyon gostermis, atak ve buyulerini duvarin yokoldugu ana kadar hazir tutmaya baslamislardi, bu sayede duvar tekrar belirmeden once cuceye ulasacak bir kac saniyeleri oluyordu. Eglath ve Obsidius duvarin yokolmasini beklerken Kris de tekrardan kapidan iceri girdi ve onlara katildi. Bu sirada camin onune gelen Lakashtari iceriye bakiyordu ki Defiler’in tam olarak kendisine bakarak bir buyu yaptigini gordu. Cok uzun gelen bir saniye boyunca nerede bulundugunun sokuyla dona kaldi, pencerenin onundeydi, aciktaydi ve arkasi sonsuz bir ucurumdu. Korkudan kimildayamazken Defiler’in buyusu sans eseri kafasi yerine yandaki pencere pervazini patlatarak ucurumdan asagiya gonderdi. Lakashtari’nin baska bir isarete ihtiyaci yoktu kendisini camdan iceri firlatti. Bir an sonra Rasputin de gelmisti. Defiler icin artik kacacak yer kalmamisti. Eglath’dan bir kilic darbesi, Kris’den gelen vahsi bir charge, Rasputin’in bacagina yapisan disleri, Obsidius’un alevleri ve Lakashtari’nin dominant psishik gucleri altinda ezilerek can verdi. Obsidius daha adamin cesedi sogumadan mithrill robe’un magical ozelliklerini arastirmaya baslamisti bile. Lakashtari de Sila’nin ustunu basini ariyordu ama kadin bir sey tasiyorduysa da ya kaybetmisti yada calinmisti. Baska birilerinin gelme ihtimaline karsilik burda daha fazla vakit gecirmek istemeyen grup Sila’yi da kucaklayip kapiya dogru yoneldi.

##
GUUUUMMM!!! amansizca kapiyi zorluyorlardi, Alustriel surlarin uzerinden onunde kara bir deniz gibi uzanan orduya bakiyordu. Komutan Aruseme kendi sovalyelerinin Xaxis’in etkisi altinda Silverymoon’un kapilarini yikmaya calismasini gormeye tahammul edememis ve kapiyi koruyan kuvvetin yanina inmisti. Alustriel ovada bir kac yerde portallar goruyrdu, demonlar akiyordu portallardan. Demonlar onu rahatsiz etmiyordu, ne kadar cok olurlarsa olsunlar Silverymoon’dan iceri adim atmalarina imkan yoktu. Onu tedirgin eden sovalyelerdi, buyuden etkilenmise benzemiyorlardi, ustlerine yagan oklara ve kizgin yaglara ragmen kapiyi kirmak icin cilgin bir gucle saldiriyorlardi. Alustriel Xaxis’in bu kadar aptal olmadigini biliyordu, 4-5bin sovalyeyle kapilari kirsa bile sehri elinde tutmasina imkan yoktu, sehirden topladiklari gonulluler bile neredeyse 10bin kisiydi. Tedirgindi bekliyordu ama bekleyisi fazla uzun surmedi. ovanin ortasindaki gozleme! kulesinin tepesinde bir isik belirdi, bir rituelin basladigini gorebiliyordu. Gokyuzu kararmaya basladi, kizil kara bulutlar silverymoon’un uzerini kapliyordu. bir kac saat sonra ilk meteor avluya dustu.
##

##Devami Haftaya##

View

I'm sorry, but we no longer support this web browser. Please upgrade your browser or install Chrome or Firefox to enjoy the full functionality of this site.