For the New and Unseen

Oyun 21 - Bir kirilmadik zaman kalmisti :)

Bir sure Neverwinter’a mi yoksa Luskan’a mi gitmeleri konusunu dusunduler ama Obsidius ve Lakashtari Luskan konusunda israrciydi, hem isimlerini temizlemek hem de paralarini geri almak istiyorlardi. Gerekli hazirliklari yaptilar, Galimore ile vedalastilar. Ogleden sonra kasabanin biraz disinda portali tekrar cizdiler ve icine girdiler. Obsidius tasi eline aldi ve gereken kelimeyi soyledi.

Bir an sonra kendilerini karanlik bir alanda buldular, sessizce etraflarini izlemeye basladilar, Obsidius ve Arueth’in karanlikta gorebilen gozleri onlara yanliz olduklarini soyluyordu. Derken Rasputin bir mesale yakti. Mesalenin yayilan isigiyla beraber karsi duvarlar aydinlandi ve etraflarinda runeler parlamaya basladi. Pencereleri kapatilmis genis bir hangarda olduklarini ve etraflarinin bir cok baska portal ile cevrili oldugunu gorduler. Bir sure durumu gozden gecirdiler, burasi Astrid’in kullandigi bir ulasim merkezine benziyordu. Disarida onlari neyin beklediginden ve nerede olduklarindan haberleri yoktu, pencerelerden iceri isik sizmamasi cok garip bir durumdu. Ilk olarak portalari bozmak bir opsiyondu fakat Obsidius hizlica bir incelediginde koruma buyulerinin yapildigini gordu. Bu fikirden o an icin vazgectiler. Dikkatlice yuruyerek disari cikmaya karar verdiler. Arueth kapidaki tuzagi etkisiz hale getirdikten sonra disari baktiklarinda havanin kararmis oldugunu gorduler, garip bir durumdu, oldukca doguya gitmis olabileceklerinden suphelenip yildizlari incelediler ve cok mesafe katetmis olamayacaklari kanisina vardilar. Daha sonra bulunduklari sokaga detayli bir sekilde baktilar.
Oldukca varos derme catma bir mahalledeydiler, etraflarindaki evler kapkara ve yikik dokuktu, havaya les ve hastalik kokusu hakimdi. Etrafta birinin yasadigina dair bir iz yoktu. Luskan’da olup olmadiklarina dair hicbir fikirleri yoktu. Aralarinda tartisip dururken etraflarinda kosan ayak sesleri duymaya basladilar ama sahibini goremiyorlardi. Carparak kapanan bir kapi, bir tislama. Gergin bekleyisi bozan yine Lakashtari olmustu, onune gelen ilk eve dogru gidip kapisini yumruklamaya basladi. Herkes soylenmeye baslamisti. Eglath’da bir an yapmamasini soylemeyi dusundu sonra vazgecip yaninda durdu her ihtimale karsi. Lakashtari’nin kapiyi 3. kez calma girisimi sirasinda kapi menteselerinden koparak iceri dogru dustu. Lakashtari saskinlikla karanlik bir odaya bakarken, burnuna carpan korkunc koku ile beraber iki yasli kol ona dogru atildi. Cevikligi sayesinde kollarin onunden hizla cekildi ve yaslica bir adam boylu boyunca sokaga yigildi. Ustu basi yirtik pirtik belliki cok fakir bir adamdi ve korkunc sesler cikararak inliyordu. Herkes agizlari acik adama bakiyorlardi, Eglath gayri ihtiyari kilicini cikarmaya baslamisti ki, adam haykirmaya basladi, yuzu sagindan ve solundan sismeye baslamisti. Lakashtari 3 adim geri getti, adamin gozleirnden biri yerinden firladigi ve icinden bir yilanin kafasi ciktigi anda Eglath dev kilici ile adamin basini vucudundan ayirdi. Adamin kafasi ile beraber onlarca kucuk yilani da ikiye ayirmisti. Adamin bassiz bedeni dustugu yerde kivranmaya devam ediyordu, goz acip kapayana kadar boylu boyunca yarildi ve icinden yuzlerce ufak yilan fiskirdi. Kimse gorduklerine inanamiyordu, Eglath’in etrafini sarmislardi. Eglath kilicini savuruyor, onlarcasini eziyordu ama cok fazlalardi ve isirmaya calisiyorlardi. Obsidius ve Lakashtari bir anda silkelenip kendilerine geldiler ve birkac alan buyusu ile yaratiklarin cogunu hakladilar. Geri kalanlarda hizla kacarak evlerin ve yerdeki deliklerin icine girip kayboldular. Grup bu korkunc deneyimin sokunu yasarken Lakashtari yasli adamdan geriye kalanlar arasinda bir kac altin sikke ariyordu ama bu igrenc bulamactan birsey cikacagi yoktu. Olduklari yerde durumu konusmaya devam ettiler, ne yapacaklarina karar vermeye calisiyorlardi, bu sirada Obsidius’un aklina ogrenmis oldugu bir buyu geldi. buyuden bir el yaratabilir ve bu eli kullanarak icerideki portallari bozabilirdi. Bu fikir hepsine akillica geldi ve tekrar iceri girmeye karar verdiler. Lakashtari bu sirada baska bir evin kapisini calmak icin ilerlemeye baslamistiki Eglath onu tuttugu gibi hangara soktu.
Hepsi icerde bir kosede toplandilar ve Eglath’i da disariyi kolacan etmesi icin kapinin disinda biraktilar. Obsidius yarattigi eli en uzak kosedeki portala gonderdi ve yavas yavas ilk runeleri bozmaya basladi, runeler zarar gorur gormez portalin etrafinda 3 Specter yoktan beliriverdi. Bir sure buyulu ele bakan specterlar daha sonra party’ye dogru donup gozden kayboldu. Grup bunun hayra alamet olmadigini anlayabilecek kadar cok savas gormustu. Hemen bir savunma pozisyonu alip hangarin kapisini da yumruklayarak Eglath’i iceri cagirdilar. Eglath kilici elinde iceri daldi, kara alevlerden olusan dev greatswordunu kullaniyordu, etrafa bakti kimse yoktu, “eee?” diyordu ki tam karsisinda dusmani belirdi. Korkunc bir ciglik hepsinin kulaklarini kapamaya calismasina neden oldu. Sersemlemislerdi, bu sirada diger iki Specter de Lakashtari ve Obsidius’un yani basinda belirdiler. Eglath kilicini savurdu ve yaratigin icinden gectigini gordu, tatmin olmamis gibiydi. icindeki savasma istegi sondu. Digerleri ellerinde ne varsa karsilarindaki olum gibi suzulen siluetlere savurdular. magic missile’lar, alevler, ucusan oklar, mental buyuler ve Rasputin’in isildayan hammer’i buz gibi soguk hayalet ellerle savasiyordu. Herkesin saskin bakislari icerisinde Eglath kilicini indirip oylece durdu, arkadaslarina bakip yarali olan varmi diye inceliyordu, Specterlardan zerre kadar etkilenmis degildi. Taki arkasindaki bir Specter’in acimasizca sirtinda actigi yaraya kadar, buyuk bir hisimla yaratiga donen Eglath’in havaya kaldirdigi bos ellerinde silahi beliriverdi ve Specter’i neredeyse boydan boya kesti. Yine de sadece yarisi madde duzleminde bulunan bu yaratik almasi gereken zarari almiyordu. Grup sahip olduklari defansif pozisyon avantaji sayesinde bir muddet sonra Specter’lardan birini geldiyi diyara geri yolladi. Bu noktada geri kalanlarla arkadaslarinin ilgilenebilecegine karar veren Rasputin kasabaya geri donup Galimore’u kisa sureligine buraya getirmeyi ve tum portallari yokedene kadar yardim istemeye kadar verdi. Parlak bir fikirdi zira ellerinde iki lokasyon arasi teleport olmalarini saglayan bir portal vardi ve Galimore istedigi zaman geri donebilirdi. Arkadslarinin arasindan gecip Obsidius’tan tasi ve sifreyi istedi, daha sonra portalin icine girerek arkadaslarinin devam ettirdigi savasa bir kez daha bakip gozden kayboldu.
Kasabada belirdiginde gozune dolan gunes isigi onu bir an sasirtti ama ilgilenecek zaman yoktu hemen ileri atildi, kosmaya basladi. Arkasinda bir ses duyar gibi oldu, soyle bir dondu ama gorunurde bir sey yoktu kosmaya devam etti. kasbaya daldi Galimore’u en son gordugu hana yoneldi. Kapiyi kirarcasina acarken bir yandan Galimore! Galimore! diye bagiriyordu. Adam saskin saskin Rasputin’in yanina kostu, ne oldugunu sordu. Rasputin’in soru cevaplayacak zamani yoktu acele gelmesi gerektigini yardim lazim oldugunu soyleyip yakasina yapistigi gibi pesinden cekistirmeye basladi. Tam handan cikip portala dogru kosmaya baslamisti ki gordugu manzara karsisinda tokezleyip durdu, Galimore’u tutan eli dustu. kafasi karismis bir sekilde “Eglath?” dedi.
Hangarda savas olanca hiziyla devam ederken, Rasputin’in yoklugunda tum iyilestirme yuku Eglath’a kalmisti. neredeyse hicbir silahin tam etki yapmadigi bu yaratiklardan kurtulmak oldukca zor olsada bir sure sonra grubun celik gibi direnci hakim geldi ve kalan iki Specteri de gonderdiler. Ama Rasputin hala gorunurlerde yoktu, simdiye kadar donmus olmasi gerekirdi. Obsidius Arcane ogretilerinin ona verdigi gucle az once yokettikleri portal’in specterlar disinda birde alarm tetiklediginden neredeyse emin oldu. Durum buyken burada kalamazlardi, ya Rasputin’i bekleyecekler yada staff of portals ile pesinden gideceklerdi. Sonunda Rasputin’i kaderine birakamayacaklarina karar verip kasabaya donmeye karar verdiler. Herkes tekrar Obsidius’un basinda toplanmisti, rituel basladiginda Obsidius Staff’in anormal bir sekilde kalp gibi attigini hissedebiliyordu. Staff’a cok yuklendiklerinin farkindaydi ama yapacak bir sey yoktu. Etraflarindaki tas ve toprak parcalari once titresmeye sonra yerden havalanmaya basladi. havadaki elektrik hissedilmeyecek gibi degildi, diger portallarin runeleri bir isildiyor bir yokoluyorlardi. onlar hangardan yokolurken buyuk bir gurultuyle bulunduklari kisim coktu. Kasabanin disinda bir onceki portali yarattiklari yerin yaninda ortaya ciktilar, buyuk bir gurultu koptu ve etraflarindaki bir kac agac orta yerinden yarilarak devrildi. Cikardiklari gurultuye kasabadan bir kac kadin cigligi karsilik verdi. Hava hala karanlikti ve evlerden hala biraz duman tuttugu gorulebiliyordu. Hicbirsey yapmadan once kasabadan ayrildiktan sonra ne kadar zaman gecmis olabilecegini hesaplamaya calistilar. Bir sure sonra 6-8 saat arasi bir zaman gecmis oldugunu farkettiler. Hangarin oldugu tarafta yirmi dakika kadar oyalandiklarini dusununce hepsini bir tedirginlik aldi. Kasabadan hangara isinlanmalari aninda gerceklesmemis arada zaman kaybolmustu. Buda demek oluyorduki cok buyuk ihtimalle su anda Rasputin daha kasabaya gelmemisti bile. Arueth ve Eglath Galimore’u bulmaya kasabaya gitmeye karar verirken, Lakashtari ve Obsidius portalin hemen yanina kamp kurmaya karar verdiler. Lakashtari zaten cok yorulmus ve savasta oldukca hirpalanmisti. Yatmadan once kurduklari kampin etrafina bir kamuflaj buyusu yapti. Obsidius ise portalin basinda oturup elindeki staff of portals’i incelemeye koyuldu. Eglath ve Arueth once hana baktilar ama Galimore’u en son kasabadakilere yardim ederken gormuslerdi. Kasabada bir kac saat dolastilar ama adama rastlayamadilar. En sonunda kendi evini toparlamaya calisan bir genc onlara Galimore’un ormana avlanmaya gittgini, bir kac saate gelecegini soyledi. Onlarda etrafta insanlara yardimci olmaya devam ettiler. bir kac saat sonra hana tekrar baktiklarinda Galimore’un donmus oldugunu gorduler. Handa oturup once ona Rasputin’in gelip gelmedigini sordular, oda gelmedigini soyledi. Eglath fazla detaya girmeden, Rasputin gelirse onunla gitmemesini, acil bir durum filan olmadigini, mumkunse onu durdurmasini soyledi. Galimore’un kafasinin karistigi belliydi ama kabul edip ayrildi. Eglath ve Arueth de Obsidius ve Lak’in yanina donduler. Hep beraber Rasputin’i beklemeye basladilar. Sabah olup gun iyice agardiginda artik iyice huysuzlanmaya baslamislardi, Eglath tam tekrar hana gidip kontrol etmeye karar verdigi anda bir isik ve ses patlamasi oldu. Gozlerinin onunde Rasputin bir anda belirdi ve onlar daha agzini acamadan ileri dogru kosmaya basladi. Eglath pesinden “Rasputin” diye bagirdi ama patlamadan sonra kendi sesini bile duyamiyordu. Rasputin yinede soyle bir geriye dogru bakti ama Lakashtari’nin yaptigi kamuflaj buyusu nedeniyle bir sey goremedi ve yoluna devam etti. Eglath kamptan firlayarak pesinden kosturuyordu ama Rasputin hemen onunde canini disine takmis kosuyordu ve su haliyle ona yetismesi mumkun degil gibiydi. Rasputin Galimore! diye bagirarak hana girdi, Eglath daha arayi kapatamadan da Galimore’u cekistirir vaziyette handan cikti. Eglath’in geldigi yone dogru kosmaya basladigi sirada onu gordu ve tokezleyerek oldugu yerde kaldi. “Eglath?”
“Ha Eglath ya! olum bi etrafina baksana” diye cevap verdi Eglath ama Rasputin anlamsizca bakiyordu, “Sende mi gectin portaldan?” dedi. Eglath zekasinin elverdigi olcude “yok o oyle degil, gel sen sakin ol, obur taraf halloldu, bu portaldan burdan cikinca obur tarafa ordan gec geliyomussun, o yuzden biz staffi kullaninca ondan daha hizli gelip senden sonraki zamandan oncesinden geldik” dedi. Rasputin “Evet” diye cevaplayip kafasinda az bucuk durumu oturttuktan sonra Obsidius ve digerlerini bulmaya gittiler. Galimore neler dondugu konusunda en ufak fikri olmadan belkide herseyin kontrol altinda oldugunu birinin agzindan duyabilmek icin onlari takip ediyordu.
Obsidius durumu detaylica anlattiktan sonra staff of portal’s ile tekrar hangarin oraya gitmeye ve Galimore’un da yardimiyla portallari yoketmeye karar verdiler. Galimore kasabayi birakmakta isteksiz olsa da, isleri biter bitmez onu geri gondereceklerine soz verdiklerinden gelmeye razi oldu. Bu sirada uyanan Lakashtari kendisini fena halde hasta hissediyordu, bir kac dakika boyunca oksurdugunde elinde kan oldugunu gordu. Rasputin hemen durumunu inceleyip ciddi bir hastalik kaptigini anladi ve uzunca bir dua ile Lakashtari’nin bedenindeki hastaligi yok etti. Herkes toparlaninca gimek icin hazir oldular. Obsidius tekrar rituele basladiginda bu kez birseylerin iyice ters gitmeye basladigina emindi, etraflarinda bir enerji firtinasi olustu ve yakinlardaki agaclari kurutup cansiz bos cuvallara donusturdu. Rituelin sonu yaklastiginda etraflarindaki buyu bir gorunup bir kaybolmaya baslamisti, derken gruptaki herkes birer birer kayboldu. Once Lakashtari, sonra Eglath. Arueth, Rasputin ve Galimore. En son Obsidius kaldiginda kendisini hangarin karsisindaki bos arazide dururken buldu ve bu kez etrafinda kimse yoktu.
Arkadaslarina ne oldugu konusunda en ufak bir fikri olmayan Obsidius onunde bir kismi cokmus olan hangara dogru ilerledi ve iceriyi bir gozden gecirdi. Zemindeki butun portallar silinmisti. Biri gelip burayi temizlemis olmaliydi. karsi duvarda yerde baygin yatan Galimore’u gordu ve hemen yanina kostu. Zarar almamis gibi gorunuyordu ama baygindi.
Rasputin ellerinin altindaki yapis yapis islak ahsabi ve burnundaki bira kokusunu hissetti, sonrada kulaklarina coskun dalgalar gibi dolan hanin gurultusunu. ucta bir kosede oturuyordu, etrafinda sizmis tipler vardi. Yuregi agzinda etrafini suzdu ve handaki en eli yuzu duzgun adamin bir orca benzedigini gordu. Oldukca tekinsiz bir kalabaligin icindeydi. Uzerindeki uzun kiyafetlere sarinip yavasca kalkti. ikinci katta oldugu belliydi ve sol tarafinda bir balkon vardi. Hizla balkona cikti. Bulundugu yerden sehri boylu boyunca gorebilyordu. Burasi yuksek surlari olan, pis, tozlu ve kalabalik bir liman sehriydi. sehrin ortasinda oldukca yuksek bir buyucu kulesi duruyordu. Balkonun arka tarafina dogru baktiginda varoslari ve uzaktaki hangarlari gordu. Daha once ciktiklari yer orasi olmaliydi. Nasil olmustuda burda cikmisti bilmiyordu ama acilen burdan uzaklasmasi gerektigi kesindi. Iceri dogru tekrar goz atti, adamlara ve kemerlerindeki fantastik sekillerde ve bir o kadar lekeli ve kutlesmis bicaklara bir bakti sonrada kendisini balkondan asagiya birakti.
Eglath yatiyordu, bundan emindi, altinda bir silte vardi. Gozunu actiginda kirden kapkara koca bir burnun suratinin yakinlarinda oldugunu gordu, iki hizli el ise ceplerini karistirmaktaydi. Para kesesinin bu ellerden birisi tarafindan alindigini hayal mayal gordu. Haykirarak adami kendisinden uzaklastirdi ama o anda bunun yanlis hamle oldugunu anlamisti. Uyandigini anlayan hirsiz kapiya dogru firlayip kosmaya basladi. Eglath yataktan zor bela kalkmaya calisirken derme catma bir barakada oldugunu gordu. Kapiyi parcalyarak cikti, kapinin kolu elinde kalmisti. Adamin dondugu koseyi son anda gordu ve o tarafa dogru kosmaya basladi.
Lakashtari dar karanlik bir odadaydi, iceriye anca sigmaktaydi. Onunde ahsap iki tarafli bir kapi vardi. kapiyi biraz aralayip disari baktiginda bir evde oldugunu gordu. Etrafta daginik bir yatak, duvarda hayvan kafalari ve tam karsisinda Eglath’tan sonra gordugu en buyuk adamlardan birisi sirti ona donuk bir sekilde masada sapirtili sapirtili yemek yemekteydi. Lak suratina cekici oldugunu dusundugu bir ifade takinip kapiyi acti ve “Merhabaaa” dedi. Adamin onundeki tabak bir anda ucarak Lakashtari’nin kafasinin yanindaki duvarda parcalara ayrildi, muthis bir bogurtuyle gerisin geri donen adam aslinda bir half ogre idi. “Sani Guccuk Faagree!!!” diye bagirarak elini duvardaki dev kilicina goturdu. Lakashtari romantizmin ise yaramayacagini anlamasiyla kapiya dogru atildi ve kendisini disari firlatirken az once bulundugu yere havayi yararak inen kilictan kurtuldu. Disari firladiginda az daha bir adama carpiyordu, tam donup “Onune baksana!!” diyecekti ki kamyon carpmis gibi ayaklari yerden kesildi. Bir kac saniye yerde yuvarlandiktan sonra toz toprak icinde ayaga kalktiginda karsisinda sinirden kudurmus Eglath’i gordu.
Arueth gozlerini actiginda kendisini iki evin arasindaki bir boslukta buldu, aninda ayaklarinin uzerine firlayan drow. irkinin ona bahsettigi yeteneklerle bir anda bir golgeye donusup o sokaktan bir digerine sessizce suzulmeye basladi, bu sirada biraz ileride birilerinin bagirip cagirdigini duyabiliyordu.
Lakashtari neseyle gulumseyerek “Pesimde hayvan kadar bir adam var Eglath beni..” diye basladi ama Eglath “Paralar gidiyor kos kos!!” diyerek onu susturup yaninda tasiyarak hirsizin pesinden kosmaya devam etti. Ama az onceki carpisma yankesiciye yeterli avantaji vermisti, az sonra cikmaz bir sokakta bir baslarina kaldilar. Eglath sansina kufrederken arkalarindan bir ses geldi. “Hemen Barami Giri Var HARSIZZ! yogsa hepunizu gabertirum” Eglath zaten sinirlenmisti elini kaldirdigi anda golgeler elinde toplandi ve dev silah ortaya cikti. Tam karsilikli bir iki vurus yapmislardiki Ogre bacagini tutarak haykirdi. Arkasini dondugunde Arueth ile karsilasti. Deneyimli drow bicaklarindan birini adamin baldirina sokmustu. “Pilini pirtini al burdan defol” diye emretti Arueth. Ogre bacagindaki aciya disini sikarak silahini hemen indirdi. “Gusra bagmayin” diyip topallayarak uzaklasti. Eglath ve Lakashtari’nin saskin bakislari arasinda Arueth bicagindaki kani silip kinina koydu ve omuzlarini silkti.
Obsidius Galimore’u uyandirmayi basarmis, etrafi dolasmaya baslamislardi, bir saat kadar sonra digerleri ile de bulustular ve hangarin oraya geri donduklerinde Rasputin’i onlari beklerken buldular. Hizlica bir durum degerlendirmesi yaptilar. Galimore buranin Luskan oldugundan emin oldugunu ve cok tekinsiz bir yerde olduklarini, biran once guneye dogru inmelerinin iyi olacagini soyledi. Rasputin daha once ciktigi handan bahsetti ve ilk durak olarak baska kimsenin daha iyi bir fikri olmadigindan yola ciktilar. hava aydinlikti ve sokaklar bir onceki gelislerine gore biraz daha canliydi. Bu Luskan icin her zaman iyi bir sey sayilmazdi, kisik gozler her adimda onlari izler gibiydi. Sonunda bir sorunla karsilasmadan hana geldiler. Ellerinde hala Silverymoon da Lady Alustriel’in verdigi isim vardi, bu hanciyi bulmalari gerekiyordu. Hana girdiler. Icerisi ahir gibi kokmasinin yani sira igne atsan yere dusmeyecek kadar da kalabalikti. Insanlari ve insanimsi yaratiklari yararak bara kadar ilerlediler. Birkac bira soyleyip, barmene aradiklari adami sordular. Biranin tadi sidik gibiydi. Aradiklari adam sehirde bilinen bir han isletiyordu ve yeride buyucu kulesinin hemen dogusundaydi. Buraya kadar hersey cok kolay olmustu, Rasputin bir an umutlanir gibi olduysa da o anda Eglath Lakashtari’nin arkasinda rahat rahat onun cantasini karistiran adami gordu. Adam hicbirsey bulamadigi icin cani sikilmis gibi gorunuyordu. Eglath kabaran bir nefretle adami ensesinden yakaladi. Yankesici hizla Eglath’in suratina bir yumruk savurdu. Eglath okkali bir tokatla karsilik verdi. Adam oldugu yerden ucarak hemen yandaki iri yari adamin sirtina yapisti. Adamin ickisi uzerine dokulunce bir hisimla dondu ve Eglath’a bir yumruk savurdu. Eglath geri cekilip bir tokatta ona indirdi. Rasputin’in “YOOO…” diye haykiran gozlerinin onunde bir bar kavgasi dalga dalga yayilmaya baslamisti. Rasputin “Disari!!!” diye haykirdi, bir yandan da karnina gelen bir yumrugu savusturmaya calisiyordu. Bunu goren Eglath yumrugu atan adamin agzina cizmesinin ucuyla saglam bir tekme gecirdi. Adam yandaki bir poker masasinin uzerine balyoz gibi dustu. Cilgina donen sarhos kalabaligin icinde santim santim anca ilerleyebiliyorlardi ve Eglath devasa boyuyla her santimetrede birilerini ya tokatliyor ya tekmeliyor yada kafa atiyordu. Lakashtari’ye dogru gelen bir sise, o egilince, yandaki baska birinin kafasinda patladi. Arueth yilan gibi kivrilarak kapiya kadar geldiginde digerleri daha hanin ortasina anca gelmisler Eglath arkasinda en az 8 baygin adam birakmisti. En sonunda kapidan firladiklarinda icerisi savas alanina donmustu. Balkondan asagiya biri dustu, Eglath dusen adamin kafasina gelisine bir tekme savurup yuzustu yere serdi. “Muhahahha” diye guluyordu. Soylene soylene handan biraz uzaklastiktan sonra tekrar durumu degerlendiren guruptan Arueth yakinlardaki bir ilan tahtasini gordu. Yaklastiklarinda Bir Goliath, bir Drow, Bir cleric, Bir Psion ve gumus derili bir buyucunun arandigi yaziyordu. Ayni zamanda baska bir ilanda cesitli isler icin cok sayida parali asker arandigi da yazmaktaydi. Araniyor ilanini caktirmadan duvardan alip ceplerine attilar ve ellerindeki adrese dogru yola koyuldular. Bu sirada Lakashtari handaki kargasada yerden yada bir masadan buldugu (hatirlamiyordu) bir kesenin agzini acti. Icinden 1000 altin ve bir not cikmisti. Not soyle diyordu “Bir haftan var hedef Taris Stormcaller, ya onun kafasi ya senin”

##Uzaklarda##
Muthis bir patlama kadim duvarlari sarsti, insanlar cigliklar atarken dev beyaz taslar yagmur gibi yagmaya baslamisti. Etrafta tozdan goz gozu gormuyordu.

##Devami Haftaya##

View
Oyun 20 - Kadim bir dost

Eglath ve Rasputin Orc’larin liderine oldukca hasar vermisler ama diger orclar ve ogre tarafindan kusatilmislardi. Arueth Obsidius ve Lakashtari ise etraflarindaki toz bulutunun kamuflajina ragmen etraflarinda vahsice donen ve olumcul darbeleri her seferinde daha yakina inen ogre ile bogusuyorlardi.
Rasputin durumun ikisi icin iyi olmadigini gorunce bir dua mirildanip Eglath ile beraber yaratiklarin ortasindan yokoldu ve bes adim geride tekrar ortaya ciktilar. kazandiklari avantaji nasil kullanacaklarini dusunurken iki orc warrior onlara dogru geliyordu bile. Tam bu sirada sag taraflarindan neredeyse ulumaya benzeyen bir savas cigligi duydular ve ister istemez o tarafa donduklerinde bir shifter’in onlari oldugu yone dogru charge ettigini gorduler. Yabanci onlerine kadar kosup ciplak elleriyle iki orc’a saldirdi, insanustu kuvvetiyle ikisinin de bir vurusta ayaklarini yerden kesti. Herkes kendi taraflarinda bir yabanciyi gordukleri icin cok sasirmisti ama asil Rasputin soktaydi, yabancinin boynunda kendi tasidigi kolyenin aynisindan vardi. Savas ayni hiziyla devam ediyordu, simdi daha iyi bir pozisyon alan grup yavas yavas ustunlugu ele gecirdi. Once Obsidius ve Lakashtari’nin canini okuyan Ogre’nin isini bitirdiler, bu sirada Eglath ve Rasputin orc’larin liderini indirdiler. Yabanci shifter iki orcla kiyasiya savasiyor, ciddi yaralar aliyor ama orclarida ayni vahsilikte parcaliyordu. Bir sure sonra orclar da teker teker dusmeye baslayinca okcu scoutlar yaylarini birakip hizla uzaklastilar. Kisa bir sure sonra savasi sonlandiran grup son kalan orc savasciyi bayiltarak sonra konusturmak icin bagladi. Bu sirada Rasputin ve yabanci birbirlerinin karsisinda duruyorlar nefes almadan birbirlerini suzuyorlardi. Rasputin adamin savastaki cesareti ve insan ustu kuvvetine hayran kalmisti, gorduklerini ona bu kisinin bir elder olabilecegini soyluyordu. Sonunda konusan yabanci oldu, “sen bir Greymoon’sun” dedi, “ben Galimore Greymoon, ben senin kaninim” Rasputin’in sevinci yuzunden okunuyordu, sormak istedigi yuzlerce soru vardi, ama Galimore onu susturdu ve koydeki yanginlari sondurmeleri gerektigini soyledi. Hep beraber koyle ilgilendiler. Isler biraz duzene girince Galimore iceriden bir sarap ficisi getirip genclerle beraber atesin basinda oturdu. Merakli gozlerin altinda ve dalgalanan kamp atesinin isiginda Galimore, Greymoon’larin hikayesini anlatmaya basladi.

“Greymoonlar yuzyillar boyunca halkin arasina karismis halde sorunsuz bir sekilde yasadilar, fakat bundan yirmibes yil kadar once klanin belli basli uyelerine saldirilar ve karalama kampanyalari duzenlenmeye baslandi. ilk yillarda durum pek ciddiye alinmadi ama her gecen yil saldirilar daha organize ve daha kanli olmaya basladi. Bu saldirilarin arkasinda kendilerine Silver Death diyen bir grup vardi ve Klan bir kereden fazla olarak bu grupla acik olarak savasmis, her defasinda neredeyse yeryuzunden silmislerdi. Taki 15 yil oncesine kadar. 15 yil once vahsi suikastler basladi, ve bu kez siradan katiller degil cok daha karanlik assassinler devreye girdi. Bu assassinleri gorenlerden sag kalan olmazken drow olablecekleri soyentisi almis yurumustu. Klan bu kez acikca yuzlesemedigi bu dusmana karsi bir araya toplanma karari aldi. Diyarin cesitli sehirlerinde kucuk gruplar halinde toplanip Lurkwood’da bulusma goreviyle yola ciktilar. Yola cikan 20bin greymoon’dan sadece 1500u bulusma noktasina vardi. Geri kalanlarin hepsi ya yollarda pusuya dusmus yada kaldiklari bir handa zehirlenmislerdi. Rasputin’in ailesi Lurkwood’a yakinliklarindan dolayi erismeyi basaran bir aile oldu ama orada toplananlar varis noktasinin dusman tarafindan bilindiginden neredeyse emin olduklari icin baska bir yere gocmeye karar verdiler. Simdi High Forest’in eteklerinde gizli bir alanda yasiyorlar. Sayilari yaklasik 5000 civarinda. Ben ise Lurkwood civarinda yasamayi ve buralardan gecebilecek belkide atalarinin izini surecek greymoonlar icin gozunu dort acmayi kabul ettim. O zamandan beridir de burda yasamaktayim. En son 5 yil once gittim, annen yasiyor, orda. Babani ise gormedim. Baban Greymoonlar arasinda herkes tarafindan bilinen bir rangerdi. Surekli olarak uzun yollara cikardi, bazen Nesme’ye de geldigi rivayet ediliyor. Silver Death leri avlar yada greymoonlari bulurdu. 3 Yil once ondan haber alamamaya basladik, sordum sorusturdum, Neverwinter’a kadar izini surdum ama orda kaybettim. Ya o hedefini buldu yada hedefi onu.”

Hikaye bittiginde herkes sessiz kalmisti, Rasputin uzerlerinde neredeyse bir soykirim yapildigini ogreniyordu. Annesinin hayatta olduguna, babasinin ise kayip olduguna inanamiyordu, sonunda onlari tekrar gormek icin umudu vardi.

Grup kendi hikayelerini sarap esliginde Galimore ile paylastilar, birtek Lakashtari icmiyordu. Baslarina gelenleri anlattilar, Galimore bu tarz islerin Luskan’in basinin altindan cikmasinin beklenilir birsey olacagini soyledi. Rasputin onlarla gelmesini rica edince kibarca reddetti ve burada bir gorevi oldugunu ve kalmasi gerektigini soyledi. Eger gorevlerinden bir gun geri gelirlerse onu seve seve High Forest’a goturebilecegini de ekledi. Grup daha sonra bagladiklari Orc’un yanina geldiler. Tam bir takim calismasi gosterek Orc’tan buraya bir portal ile geldiklerini, portalin obur ucunda bir bina oldugunu, bu binada patrondan emir aldiklarini ogrendiler. Arueth etrafi ve izleri incelerken, Obsidius Arueth’in yonlendirmesiyle buldugu Portal’i rituel defterine not edip bozdu. Orclarin liderinin uzerinden bir portal tasi ve bir pacavra uzerinde parolayi bulmuslardi. Orc’u ne yapacaklarini dusunurlerken Galimore geldi ve gebertmelerini soyledi, bir kac saniye sonra tutsak yere yigildi. Yorgun ve bitkin grup ogrendikleri ilginc gecmisin isiginda rahatsiz yataklarinda done done uyudular o gece ve yarinin getireceklerini dusunduler.

##Devami Haftaya##

View
Oyun 19 - Surgun

Grup kalelerinden ciki Silverymoon’a dogru ilerlemeye baslamistiki Eglath zihninde Pardraig’in gumburtulu sesini isitti. Eglath’a sesleniyordu, bir terslik oldugu belliydi ve onlarla aksam bulusmak istedigini soyledi. Eglath Silverymmoon’a cokta uzak olmayan bir yeri tarif eden bir cevap gonderdi ve hep beraber cuceyi beklemeye basladilar. Geceye dogru atla gelen Pardraig oldukca sikintili gorunuyordu. Bir ates yakip konusmaya basladilar. Devil’in bu dunyaya actigi portaldan firlayan demonlar onlerine cikan herseyi yakip yikarak Everlund’a kadar gelmislerdi. Silverymoon haberi aldiginda sehir coktan alevler icindeydi. Alliance konseyi toplanmis ve etkisiz yontemleri yuzunden Alustriel’i acikca suclayip liderlikten atmislardi. Kalan boslukta herkes oybirligiyle Xaxis’i secmisti. Xaxis bir yandan Aruseme ile birlikte orduyu toplarken, bir yandan da yasanan gelismelerin tetikleyicisi olarak sehre yeni gelen ve sagda solda yaptiklari savaslarla sehirde huzursuzluga yolacan genc grubu hedef gostermisti. Hatta peslerinden gonderdigi casuslardan sag geri donen bir buyucuyu tanik gostererek grubun Devil ile isbirligi icinde oldugunu one surmustu. Grup icin tutuklama emri cikartilmis ve tum muttefiklere gonderilmisti. Bu sirada ordu doguya dogru yola cikmisti bile. Pardraig sozlerini bitirdiginde bu kadar gelismenin 2 gun gibi kisa bir surede yasanmis olmasi herkeste sok etkisi yaratmisti. Eglath Pardraig’e hikayenin kendi tarafini anlattiktan sonra ellerinde ne secenek oldugunu sordu. Kendisi ya Silverymoon’a gidip yuzlesmeyi yada Everlund’a gidip savasmayi dusunuyordu. Grubun daha akil kupu uyeleri ise bunun intihar olacagindan emin olduklari icin kendilerini savunabilecek bir kanit arama hevesindeydiler. Rasputin Hellgate keep’e geri donup oldurdukleri casusleri geri diriltmeyi bile dusundu. Ama adamlarin guvenilirliklerinden emin olamayacaklari icin vazgectiler. Herkes caresiz birbirine bakip ve Silverymoon da kalan milyonlarca altinlarini dusunurken Pardraig kendi teorisini ortaya atti. Ona gore eger Xaxis grubun anlattiklarini yapacak biri ise, bir ay kadar once konsey uyelerinden ust duzey bir adamin cinayetinin de onunla baglantili olabilecegini soyledi. Zira bu cinayet sonrasi bugun Xaxis liderlik gorevini alabilecek yegane Silverymoon konsey uyesi idi. Isin daha da ilginci bu cinayeti Astrid’in planladigina suphe yoktu. Pardraid son bir umut olarak grubun Astrid ve Xaxis arasinda bir bag bulmaya calismasini onerdi. Eger boyle bir ittifak mevcutsa Alliance durumdan haberdar edilebilir ve Xaxis yetkilerinden olurdu. Grubun elindeki tek secenek bu gibi gorunuyordu, Pardraig’e sehirde yaptirdiklari zirh ve silahlardan bahsettiler, oda bunlari almakta sorun olmayabilecegini soyledi. Altinlari alma olasiligi yoktu zira hazinede bulunuyorlardi ama zirhlar icin deneyecekti. Pardraig kendisinin de Silverymoon da cok uzun kalmayabilecegini, itibarinin oldukca zedelendigini, bir sure belki grubun kalesinde kaldiktan sonra Mithral Hall’a donebilecegini soyledi.
Ertesi aksam Pardraig ile tekrar bulusup getirdigi bir iki esyayi aldiktan sonra vedalastilar. Ilk hedef olarak Nesme’ye gitmeye karar verdiler cunku ellerindeki staff ile daha once gittikleri bir yere portal acabiliyorlardi. Obsidius rituele basladi yanliz bu kez bir degisiklik var gibiydi, rituelin sonuna dogru staff’in gucunu guc bela kontrol edebildigini farketti ve etraflarinda elektrik kivilcimlari dolasmaya basladi. Derken bir anda yokolup, Nesme’de Obsidius’un evinde ortaya ciktilar. Ortaya cikmalari ile evde bir elektrik firtinasi patlamasi bir oldu ve butun camlar kirildi. Herkes birbirine bakip kapidan guardlarin gelmesini bekledi ama gelen giden olmadi. Temkinlice disari ciktilar, gece karanliginda Nesme neredeyse bombostu. Burdan en son ayrildiklarinda karavanlar gece gunduz gelir ve sehir her daim kalabalik ve gurultulu olurdu. simdi ise etraf sessizdi, tek tuk bir kac kisi sokaklarda hizla ilerliyor, evlerine varir varmaz da kapilarini kitliyorlardi. Grup hizlica Eglath’in evine dogru ilerledi. Eglath kapiyi caldi, annesi acti kapiyi ve Eglath’i kucakladi. Iceri girdiler, oturdular. Eglath babasini sordu ama Thorak yoktu, Silverymoon’a goturulmustu. Herkes bir anda gerildi, kendileri yuzunden Eglath’in babasinin hapse atildigini dusunmeden edemediler ama gercek bu degildi. Savas nedeniyle tum demirciler sehre cagirilmisti ve Thorak da en iyilerinden biriydi, gitmek zorunda kalmisti.
Eglath’in annesi yasananlardan bahsetti, belliki batida karavanlar saldiriya ugramaya baslamisti, orclarin saldirdigi soyleniyordu ve artik Nesme ana ticaret yolu olmaktan cikacak gibiydi. Gecenlerde kucuk han’in sahibinin oldurulmesinden sonra kimsenin nesesi kalmamis artik gece disari cikilmaz olmustu. Grup bu endise verici haberleri dinledikten sonra tekrar yola cikmaya karar verdi. Rasputin Nesme’ye tekrar gelince bir anda ilk gittikleri magarayi ve magaranin icinde bulduklari kilici hatirladi. O zaman kilica layik olamamislardi ama cok sey degismisti belki bu kez onu alabilrlerdi. Herkes biraz da olsun heycan verici birseyler yapip kasveti dagitmak adina bu teklifi kabul etti ve on dakika sonra ilk ciddi savaslarini yaptiklari, Obsidius’un olumcul bir rituelden gectigi o kayalik magaraya geldiler. Iceri girdiklerinde hava agirdi ama hicbirsey degismemis gibiydi. Savasin izleri duruyordu. Asagi indiler, bu kez herhangi bir yaratik yada undead ile karsilasmadilar. Sandigi bulduklari odaya geldiklerinde karsilarinda gumus rengi su tavandan asagiya akiyordu. Obsidius bu sudan gecebilen tek kisi oldugu icin ilerledi. Suyun diger tarafina baktiginda tahmin ettigi gibi sandik orda degildi, bu sandigin ozelligi zaten surekli yer degistirmesiydi. Saskinliktan soluk almayi unutmasina neden olan ise sandigin bulundugu yerde duvara dayali olarak duran simsiyah scimitar’di. Bu silah tam da almak icin geldikleri kilicin ta kendisiydi. Elini kilica dogru goturdu, soguk eline batti, kilicin etrafindaki karanlik koluna dogru yayildi ve o kilici odanin icine dogru getirirken kilic bir dagger’a donustu. bicak kisminda hala golgeler dalgalanmaktaydi. Kilicin dagger’a donusmesi herkesin bir anda ilgisini uyandirmisti, Rasputin sunu bi bana versene diye atildi, Lakashtari’de bana ver bana dedi. Eglath ver sunu bir bakiyip diyordu. Obsidius ise buyulenmis gibi dagger’a bakiyor, bu silahi hangi kombinasyonla kullanabilecegini dusunuyordu. Obsidius silahin ozeliklerini ogrenmeye calisti ama basit seyler disinda bir sey ogrenemedi. Rasputin silahi aldiginda bastan asagiya dikenli dev bir gurze donustu, kabuslardan firlamis bir silaha benziyordu. Daha sonra Eglath silahi aldi ve once siyah bulutlar kollarini kapladi, geri cekildiklerinde elinde muazzam bir great sword tutuyordu. O kadar siyahtiki sanki hiclikten yapilmisti. Siyah damlalar kilicin sapindan elinin uzerine damliyor ve elini yakiyordu. En son Lakashtari silaha dokundugunda tum vucudunu golgeler kapladi. Geri cekildiklerinde elinde daha once kullandiklarinin en az iki kati buyuklugunde, etrafinda kara silik dokungaclar dolasan ve icinde kipkirmizi bir goz olan bir kure belirdi. Herkes bir ic gecirmisti. Arueth silaha elini surmedi ve muhtemelen Scimitar’a donusecegini soyleyip cekildi. Eglath kureyi Lakashtari’nin elinden aldi ve konsantre olarak bir dagger’a donusturup cantasina atti. Daha once oldugu gibi bir seytan tarafindan karsilanmadiklarina sevinip ordan ciktilar. Disari ciktiklarinda onlerine haritalarini acip en guvenli yolu secmeye koyuldular. Bir sure tartistiktan sonra Lurkwood’un arkasindan dolasip nehir boyunca Luskan’a gitmeye karar verdiler. Ormanda ne oldugunu bilmiyorlardi ama en iyi yol bu gibi gorunuyordu. Her gun bir phantom steed ritueli yaparak yollarini olabildigince hizli ve sikintisiz gecirmeye calistilar. 3. gun dogdugunda takip edecekleri nehre 1, 1.5 gunluk mesafeleri kalmisti ve ufukta nehrin tahmini yerinde bir kasaba gorunur gibiydi. O aksam kamp yaptiklarinda artik kasabayi azda olsa secebiliyorlardi. Ertesi sabah kalktiklarinda ise kasabadan dumanlar yukseliyordu. Atlarina binip hizla ilerlediler, birkac saat sonra kasbadan yukselen alevler gogu yaliyordu. Artik sehirlerin felaketlere ugramasi icin grubun icinde gecmesi degil o yone dogru ilerlemesi bile yeterli gibiydi, lanetli olduklarini dusunmeden edemiyorlardi. Bir kac saat sonra bir atarabasi ve sehirden kacmaya calisan bir avuc insanla karsilastilar. Gorunuse gore bu bir balikci kasabasiydi ve dun gece kilisenin mahzeninden bir Orc ordusu firlamisti, herseyi yakip yikiyorlardi. Grup sansina kufredip o yone dogru hizla ileledi. Kasabanin yakinina geldiklerinde baslarina onca gelenden sonra yuruyup gitmeyi, bu adaletsiz dunyada sanssiz kasabayi kendi kaderine terketmeyi dusunduler ama iclerindeki adalet duygusu hemen agir basti, atlarini yanan kasabaya dogru surduler. O anda onlara bakan korkmus bir kasabali, havada suzulen atlari uzerinde ilerleyen 5 melek gorur gibiydi, etraftaki yanginlarin yansimalari zirhlari uzerinde dansediyor, sanki alevden kanatlar gibi gorunuyorlardi.
Kasaba meydanina geldiklerinde karsilarinda bir vahset vardi, orclar binalara giriyor, kasabaliyi kilictan geciriyor, evleri yakiyorlardi. ortada dolasan iki dev ogre kasabanin bir iki silahli adamini devirmis canli canli yiyorlardi. meydanin ortasinda ise hepsini yonetirmis gibi gorunen iri yapili bir Orc vardi. Grup vakit kaybetmedi, dusmanin sayisi yada korkutucu goruntusu hicbirini etkilememisti. Arueth toz bulutunu yaratti ve gorunmeden yanastilar. Hepsi bir anda buyulerini gonderdi, bir alev topu tam ortalarinda patladi, Arueth oklari gonderdi, Lakashtari zihinlerine konsantre oldu. Eglath ve Rasputin ise toz bulutunun icinden yildirim gibi cikti ve liderlerine dogru charge ettiler.
Yanan evlerin isiginda parlayan zirhlari, masumu korumak icin kalkan silahlarinin pariltisi, buyulerinin yakici kuvvetiyle dusmanlarinin kalplerine korku salmislardi bile.
##
Yanan handan disari firladi, icerideki iki orcu acimasizca yere indirmisti. Kasabanin ortasindaki kalabaligi gordu ve sonrada sanki yoktan varolmuscasina bir tozbulutunun icinden cikanlari. Orclar neye ugradiklarini sasirmislardi, toz bulutunun icinden oklar ve buyulerde cikmaya devam ediyordu. Ama o on safta orclarin lideri ile savasan genc rahip’e bakiyordu, elleriyle uzerindeki eski pusku gomlegini parcaladi ve gogsundeki bir cift dis dovmesini ortaya cikardi.
Kafasini goge cevirip haykirdi!
##
##
Sila handa oturuyor, kaybettigi dostlarinin anisina iciyordu, kafasi oldukca iyiydi. Masada karsisina oturan ufak tefek adami zar zor farketti. yabanci direk gozlerinin icine bakiyor ve gulumsuyordu. Sila omuriliginde bir urperme hissetti, belkide bu gece arkadaslarini tekrar gorecekti.
##
##Devami Haftaya##

View
Oyun 18 - Devil Inside

Lakashtari transa gecmis, saclari dalgalanmaya baslamisti ki Hell hound etraflarini alevler icinde birakti. Arueth’in yarattigi toz bulutu onlari cehennem alevlerinden koruyamamisti. Grubun yarattigi defansif blok bu tip alan buyulerine karsi zayif kaliyordu belki ama Sarith’in sagladigi defansif aura, Rasputin ve Eglath’in sagladigi bonuslarla birlesince birebir kombatta buyuk avantaj saglamaktaydi. Chain Devil elindeki zincirleri Durud ve Arueth’e savurdu, iki ataginda da basarili olmustu. Bu sirada Eglath onunde Incibus’la, hemen arkasinda toz bulutunun icinde beliren fire demonla savasmaya calisirken kendisine dogru ucarak gelen scubbus’u gordu, eflatun vucudunun belden yukarisi ciplakti ve sirtindan cikan koca kanatlari olmasa afet bir hatundu, sivri dislerini gosterdikten sonra Eglath’i opmeye calisti. Eglath sok icinde kendini geri atip yaratigin dudaklarindan kurtuldu. Bu sirada Obsidius iki elinde iki magic missile ile saldirilarina baslamis, Lakashtari de icinde bulundugu trans halinde arka siralardan Sila ile beraber guvenli bir sekilde dusmana buyu yagdiriyordu. Ama bu durum kisa surdu zira tehlikeyi sezen fire demon aralarindan suzulerek gecip Lakashtari’ye saldirdi. Bu sirada ChainDevil’in pesinden gitmek icin toz bulutunun icinden cikan Sarith Incubus’un karanlik buyusunu farkettiginde cok gecti, yaratik kara bir dumana donusup Sarith’in bedeni icinde kayboldu. Sarith geri donup Obsidius ve Lakashtari’ye saldirmak icin ilerledi. Rasputin biryandan Devil’in korkunc iradesiyle durmadan bogusuyor bir yandan da savasi kontrol altinda tutmaya calisiyordu. Simdiye kadar muthis bir irade ornegi gostermis Devil’in kontrolu ele almasina izin vermemisti. Scubbus Eglath’i opmeye calisa dursun, grup fire demon ve bir hell hound’u yere yikmisti bile. On saflarda Durud, Arueth ve Eglath toz bulutunun icinde savasiyor, basarili vuruslarla yaratiklari surekli olarak kendi ustlerinde tutuyorlardi. Hell hound’lar yaralandikca etraflarina lavlar sacmaya baslamis, Chain Devil ataklarini hizlandirmisti. Sarith bir sure sonra Incubus’u icinden atmayi basarmis ama yaratik cikar cikmaz bu kezde Obsidius’un icine girmisti. Diger Hell Hound ve Chain Devil’da yere serildiginde grup oldukca hirpalanmis, bir o kadarda yanmisti. Gelgelelim Eglath’in ve Rasputin’in olagan ustu iyilestirme gucleri, Lakashtari’nin healing potion hazinesi ile birlesince bir kac saniye icinde hepsinin yaralari kapanmis, yaniklari iyilesmisti bile. Eglath Scubbus’un uzanan ellerini kesip karnina kilicini soktugu anda hepsi portaldan gelen catirtiyi duymustu. Portal’in icinden bir dusman daha cikmaktaydi ve bu bir scubbustu. Eglath’ta bu yaratiklari ceken birsey olmaliydi ki buda ilk olarak ona saldirmaya calismisti. Bu sirada Obsidius’un icinden cikan Incubus’ta buyulerle yokedilince butun odayi gok gurultusu gibi bir kukreme sarsti. Portal’in uzerinden gokyuzune yukselen isin kesildi ve grubun ezeli dusmani, bundan aylar once onlari tuzaga dusurup kullanan ve arkadaslarini kontrol altina alan Devil ortaya cikti. Dev vucudundan dort bir yana yayilan zincirler, yari insan vucudu buyuklugundeki penceleri ve alev sacan agzindaki milyonlarca sivri disiyle korkunc bir goruntusu vardi. Ilk saldiran gozu donmus Rasputin oldu hala yaratigin iradesiyle savasiyordu ama artik oldukca yorulmustu, yine de pes etmiyor intikam icin saldiriyordu. Eglath ve Durud da onu izlediler ve yaratigin cilginca savurdugu zincirlerin icinden gecip charge ettiler. Devil tum zincirleriyle ayni anda hepsine birden saldirdi, Eglath Devil ile ilk karsilastiklari magarada bulduklari devilblind kilicini eline almisti ve kilicin ozelligini kullanarak yaratigi kisa sureligine kor etti. Bu sirada Scubus Devil’in savasa girmesiyle hizla portal’in yanina kadar geri cekilmis, uzaktan ortaligi karistirmaya ve gruptakileri kontrol altina almaya calisiyordu. Rasputin’in basina muthis bir agri saplandi ve artik durumu kontrol edemedigini anlamisti, Devil onu gerisin geri Arueth, Obsidius ve Lakashtari’nin oldugu grubun icine gonderdi. Arueth’e saldiriyor ama kendine engel olamiyordu, Arueth etrafini mor bir karanlikla kapatip Rasputin’i kor etti, bu sirada karanligin icinde kalan Lakashtari de hicbirsey goremiyordu. Grup bunca zamandir biledikleri intikam atesiyle her saldirilarinda basarili oluyorlar, rituel nedeniyle gucsuz dusen devil ise hepsiyle bir anda zar zor basedebiliyordu, sonucta o manipulasyon ve yalanlarin ustasiydi, savaslarda pek basarili oldugu soylenemezdi. Obsidius ve Lakashtari ellerinden geldigince hem Devil’a hemde Scubus’a saldiriyorlardi. Hersey kontrol altinda gibi gorunuyordu ki bir catirti koptu ve butun oda yildirimlar icinde kaldi. Odadaki herkes afallamis ve oldukca zarar almisti. hizli bir bakisla elektrigin odanin duvarlarindaki 6 tane cam cubuktan geldigini gorduler. Henuz daha kimse tepki veremedden bir catirti daha koptu ve yine butun odayi elektrik sardi. Grupta kimsenin bu aciyi daha fazla kaldiracak durumu yoktu. Arueth bir ok firlatarak bir tanesini yok etti. Lakashtari iki alchemist fire firlatarak 2 tanesini kirmayi basardi. Obsidius ise son kalan gucuyle tam 3 magic missile gonderdi ve kalan uc camida tuzla buz etti. Devil, Eglath, Durud ve Sarith ile kiyasiya dovusurken diger ucta scubbus can verdi ama kabus henuz bitmemisti. Bu kez bir sok dalgasi tum odayi sarsti. Devil’la savasan uclu dengelerini kaybedip yere yigildilar. Hepsinin gozleri onunde portal her yone dogru genisledi. Grupta herkes burdan hizla cikmazlarsa bu portalin sonlari olacagina hem fikirdi. Bu sirada Sila sadece magic missillerini kullaniyor, lightining buyulerini sakliyor gibiydi, ayni zamanda Durud da on saflardaki savasi birakmis arka taraftaki Lakashtari’nin yanina gelmisti. Portal tekrar genisledi, Eglath ve Sarith portaldan uzaklasmaya calisip bir yandan Devil’in ataklarindan kaciniyorlardi. Derken Sarith zamanin geldigini anladi ve etrafinda donerek Devil’a butun gucuyle vurdu, yanliz kilici once Eglath’in sirtini yararak gecmis daha sonra ise Devil’in gogus kafesine girmisti. Eglath bir an nefessiz kalip, icinden gerizekali diye bagirmak gectiyse de Devil’in dev vucudunun agir agir yere yigildigini gorunce acisini unutmustu. Rasputin basini tutuarak yere yigildi, Arueth,Eglath savas naralari atiyorlar Lakashtari ve Obsidius sevincten zipliyorlardi. Portal’in bir kere daha genisledigi o anda Sarith kilicini tekrar kaldirip acimasizca Eglath’a sapladi. Eglath’in elleri iki yana dustu ve kanlar icinde yere yigildi. Herkes sok icinde Sarith’e bakiyordu. Sarith kafasini kaldirip digerlerine dondu, “Silahlarinizi atin, hicibirinizi oldurmemize gerek yok” dedi. Sila hayret dolu bakislarla itiraz etti “Emirlerimiz kesin Sarith, ne halt ediyorsun?” Bu sirada ellerinden elektrikler saciyor bir buyuyu yapip yapmamak arasinda kalmis gibi gorunuyrdu. Sarith “Beraber bu kadar savastik, size bu kadarini borculuyum, atin silahlarinizi kimse zarar gormesin”. Obsidius orali bile olmadi, magic missillerini Sila’ya gonderdi. Burdan sonra donus yoktu, Sila Obsidius’a bir lightining bolt ila cevap verip koridora dogru kostu. Durud Lakashtari’ye dev baltasini savurdu ama iskaladi. Bu sirada Sarith’de gruba dogru kostu. Arueth hepsinin arasindan siyrilip Eglath’a dogru kostu ve elindeki healing potion’i savasciya icirdi. Bu sirada portal genislemeye devam ediyordu. Eglath uyanir uyanmaz gozune ilk carpan sey Devil’in kule donusmeye devam eden cesedi ve elinde tuttugu portalla ayni renkte parlayan staffti. Uzanip Staff’i Devil’in parcalanan ellerinden aldi ve digerlerine katilmak icin Arueth’in yardimiyla ilerledi. Iceride yarali savascilar birbiriyle savasirken Sila acik kapidan tunellerin bulundugu koridora gecti ve arkasindan kapiyi kapatan mekanizmayi calistirdi. Herkesle birlikte Durud ve Sarith de iceride kapana kisilmisti. Savas olanca siddetiyle devam ediyordu, Rasputin basinin sancisindan kurtulur kurtulmaz Sarith’in karsisina cikti, savasciyla uzlasmaya calisiyordu, buradan beraber cikmalari icin onu ikna etmeye calisti. Ama Sarith Sila’ya ritueli yapmasi icin gereken zamani saglamasi gerektigini biliyordu yoksa onca emek bosa gidecek ve kendisi de bosuna olecekti. Silahlarini atmalarini ummustu ama yapacaklarina zaten hic inanmamisti, fazla gururlu ve inatci bir guruptu, birseyin pesini birakmayi bilmiyorlardi, zaten bu yuzden su an herkes bu durumdaydi. Iyi savasiyorlardi haklarini vermeliydi.
Lakashtari kapinin kapandigini gorur gormez onlari ordan kurtarabilecek tek kisinin kendisi oldugunu anladi. Durud’un baltasi kafasinin uzerinden gecerken muthis bir esneklikle yere coktu, hemen pesinden bir kedi gibi zipladi ve kapali tas duvara dogru kosmaya basladi. Sarith ve Rasputin’in bacaklari arasindan kayarak gecti, tekrar ayaga kalkti ve herkesin saskin bakislari altinda kapidan bir santimetre otede gozden kayboldu. Kapinin diger tarafinda tekrar ortaya ciktiginda ise karsisinda ellerinden magic missile’lar firlayan Sila’yi buldu. ilk magic missile sag omzuna isabet etmek uzereydiki vucudunu yana cevirdi, ikincisi basina isabet etmek uzereyken yere coktu, ucuncuden ise kapinin mekanizmasinin bulundugu koseye yuvarlanarak kurtuldu. Ayaga kalktiginda kol yanibasindaydi, hic dusunmeden cekti ve kapiyi tekrar acti.
Kapinin tekrar acildigini goren Obsidius oraya dogru atildi, iceride buyu yapildigini duyabiliyordu, bu sirada Rasputin Sarith’i saglam bir gurz darbesiyle yere serdi, Eglath ise Durud’u Arueth’in de yardimiyla olumcul bir sekilde kesip kapiya dogru ilerledi. Arkalarinda portal ilk boyutunun 5 katini almis ama artik genislemiyordu. Obsidius yari acik kapidan kendisini iceri firlattiginda Lakashtari bir magic missile yagmurunun altinda yere yigilmisti. Sila tekrar kola uzanip kapiyi kapatti ve arkasini donup merdivenlerden asagiya dogru kosarak inmeye basladi. Obsidius hizla Lakashtari’nin yanina geldi cebinden cikardigi bir healing potion’i icirerek onu kendine getirdi ve bu arada da kapiyi acarak digerlerinin iceri girmesini sagladi. Hepsi toplandiklarinda Obsidius Eglath’in elindeki staff’i gordu ve hemen elinden alip incelemeye basladi. Bu daha once okuduklari ve bas kismini bulduklari staff of Portals isimli artifactti. Grup merdivenlerden asagiya inip kapali ahsap kapiyi tuzaklara karsi kontrol ederken, Obsidius arkadaslarina staffla daha once gormus olduklari bir yere hicbir on hazirlik olmadan portal acabileceklerini soyledi. Grubun aklina hemen Silverymoon’un kuzeyindeki kaleleri geldi. Obsidius rituelin 5 dakika kadar surebilecegini soyleyince icerideki buyuyen portal’in patlayabileceginden korktuklarindan once tunellerden cikmaya karar verdiler. Hizla kosmaya basladilar, Sila’dan eser yoktu, koridorlardan gectiler, girdikleri odayi bulmaya calisiyorlardi. Sonunda bulduklarinda hizla yukari tirmandilar ve kapagi acip temiz havayi cigerlerine cektiler. Devil olmus olsa bile etraftaki kiyamet bitmis degildi, heryerden demonlarin haykirislari geliyor, orman onlarca noktadan cayir cayir yaniyordu. Obsidius hizla rituele basladi, rituel hizlandikca staff’in ucundaki mavi isik daha cok parliyordu, bir kac dakika sonra isik hepsini icine aldi ve karanlik ve yanan ormanin onunden, kiyametin yuzu gibi gorunen gokyuzunun altindan kayboluverdiler.
Bir kac dakika sonra bir baska rituel tamamlanmis, Sila elindeki scroll’u okumustu. Oda karanlik ve tozlu koridorlardan bir anda yokoldu.
Sarith gozlerini zarzor araladi, kafasini kaldirdiginda mavi isik beynini delicek gibi oldu, yer sarsiliyordu, bir kac saniye sonra cekimi hissetti, etraftaki hersey odanin merkezine dogru cekilmeye baslamisti, dengesini kaybetti elini taslarin arasindaki bir catlaga gecirdi. Durud’un cesedinin yanindan kayarak gectigini gordu. Bagiriyordu ama farkinda degildi.. Bir saniye sonra odaya karanlik, sessizlik ve bosluk hakim oldu. Portal ortadan yokolmus, yerini 50 metre capinda kure seklinde bir bosluga birakmisti. Derken yer tekrar sarsilmaya basladi ve Hell Gate keep kendi uzerine coktu.
Grup Zakreash’in eski kalesinde tekrar ortaya cikmisti. Hepsi rahat bir nefes almislar ve kazandiklari zaferden konusuyorlardi. Bir yandan da diger uclunun kendilerine neden ihanet ettiklerini, emri Xaxis’in mi verdigini yoksa baska bir guce mi calistiklarini merak ediyorlardi.
Hararetli tartismalari bos kalenin tas duvarlarinda yankilandi….Onlardan uzak bir sehirde ise dev canlar caliyor, yillar sonra ilk kez sehir duvarlarinda bir cok ses yankilaniyordu.
Degisim ruzgar degil firtinayla gelmisti.
##Devami Haftaya##

View
Oyun 17 - Hellgate Keep Tunelleri

Grup Arueth’i yine on saflarda tutarak koridordan ilerlemeye basladi, koridor bir kac adim sonra sola donmekteydi. Arueth koridordan cikip odaya adim atmak uzereydiki zemindeki dengesizligi farketti ve durdu. Yerde bir tuzak vardi. hizlica etkisiz hale getirip tavani garip bir sekilde iceri cokmus odaya girdiler. delikten asagiya yagmur sulari akmaktaydi ve baktiklarinda yanan gokyuzunu gorebiliyorlardi. bu odanin sol duvarinda ince bir koridor devam ediyor ama sonunda bir duvarla son buluyordu, sag tarafinda ise suya gomulmus merdivenler vardi. Arueth merdivenlerden biraz inerek suyun icinden etrafa bakti. Su cok soguktu ve gorunuse gore su altinda kalan kisim cokerek genislemis bir yeralti magarasina donusmustu. Arueth yukari cikmadan once suyun icinde hizla haraket eden birseyler gordu. Ciktiktan sonra bu yolun guvenli olmadigini soyleyip etrafi arastirmaya koyuldu, merdivenlerin hemen yanindaki duvarda tahta bir kol gorduler. tuzak olup olmadigini kontrol ettikten sonra kolu dondurerek actilar ve geldikleri yonden agir bir kayma sesi geldi. geri donup baktiklarinda ilk geldikleri koridorun bu kez sag tarafinin acilmis oldugunu gorduler. Temkinli bir sekilde burdan ilerlemeye basladilar. Bu yeni acilan odadan 3 koridor daha cikmaktaydi, saga donen koridorun hemen ilerisinde kucuk bir oda ve duvarda bir kol daha gorduler. Bu kolu cekmeden once diger koridorlarida gozden gecirdiler. soldaki koridor bir baska odaya aciliyor ve yine burda baska bir kol bulunuyordu. direk karsilarindaki koridor ise daha genis birkac odaya aciliyor, buranin sagindaki odada bir kol, solundaki odanin ortasinda ise bir iskelet bulunuyordu. Arueth iskeleti incelemek icin adim atmak uzereyken zeminin agirlik degisimine gore tetiklenen bir tuzak oldugunu farketti. Bu durum Lakashtari’yi ise hic yildirmamisti, ucan diskinin uzerine atladi ve iskeletin uzerine kadar ucarak geldi. iskeletin uzerinde buyulu esya olup olmadigina bakarken, siradan bir dagger, bir kolye ve buyulu bir yuzuk gordu. Once kolyeye uzanip aldi, daha sonra daggeri aldigi anda zeminin bir santimetre yukseldigini hayal mayal hissetti ama tepki verecek zamani olmadi. Odanin tavani Lakashtari’nin uzerine cokmustu. Tepesine inen kayalar bayilmasina neden oldu. Digerleri kizin sakarligina soylene soylene kayalari kaldirmaya basladilar. uzunca bir ugrastan sonra biraz zarar almis olsa da Lakashtari canli bir sekilde disari cikabilmisti.
Temkinli bir sekilde ilerlemelerine devam ettiler. Arueth karsi koridordaki bir kolu calistirmak icin yurumeye baslamistiki daha demin inceledigi ve tuzak olmadigini dusundugu zeminden gelen tikirti ile irkildi. Saniyeler icinde yan duvar muthis bir hizla uzerine geldi ve onu iki duvar arasina sikistirdi. Tunnellerin binlerce yildir kullanilmamasi ve carpmanin siddetiyle duvar paramparca oldu. Digerleri bu kez de Arueth’i kayalar altindan cikarmak zorunda kaldilar. Arueth oldukca hirpalanmis bir sekilde kolun yanina gittiginde ise bunun sahte oldugunu gordu. Gelenleri tuzaga cekmek icin yapilmisti ve herhangi bir mekanizmaya bagli degildi.
Geri donup ilerlemeye devam ettiler. Bir sure sonra onlerine cikan duvarlarin mekanizmalara bagli olup olmadiklarini farkedebilmeye basladilar. Uzunca bir sure ugrasip tum olasi yollari dolastiktan sonra onlerinde secenek olarak, acacak kolu bulamadiklari bir duvar, sulara gomulu merdivenler ve kapkaranlik bir magaraya inen bir kuyu kalmisti. Bir sure su dolu kisimdan gecmeyi dusunduler, Sila’dan suya elektrik vermesini rica ettiler ama bir ise yaramadi, aralarinda uzun sure tartistiktan sonra karanlik magaradan gitmeye karar verdiler.
Eglath butun gucuyle sancagini kaldirip odanin zeminine sapladi ve buna bagladigi ipi asagiya sarkitti. Once Arueth’i indirip, Obsidius’un uzerine isik buyusu yapip attigi bir tas ile etrafa baktilar. Arueth karanlik magaranin oldukca genis oldugunu gorebiliyor, etrafta sesler duyuyordu fakat seslerin sahiplerini goremiyordu. Telasla ipe bir kac kez asildi ve onu yukari cektiler. Durumu arkadaslarina anlattiktan sonra her iki taraftada dusmanla karsilacaklarini anladiklari icin, en azindan kuru olan karanlik magaralari sectiler. Teker teker asagi inip beklemeye basladilar. Etraflarinii sesler ve soguk sarmisti ama Rasputin’in mesalesinin isiginda heryer bostu. Derken Rasputin yanibasinda bir varlik hissetti, mesalenin yaninda hayal mayal bir yuz belirdi ve mesaleye ufledi.
Acimasiz karanlik onlari yuttu, fisildamalar cigliklara donustu, ortam o kadar gergindi ki Obsidius staff’ina isik buyusu yapmaya calisirken elleri titremeye baslamisti. Derken saldiri basladi, ilk atak Eglath’a gelmis, ne oldugunu kimse anlayamadan Eglath kilicini arkadaslarina dogru cevirmisti bile. Derken Obsidius’un yaninda bir iskelet bir anda ortaya cikmis elindeki kilici vahsice savurduktan sonra tekrar gozden kaybolmustu. Bir baska iskelet yakinda belirdi ve neredeyse hepsinin sersemlemesine yolacan bir ciglik kopardi. Kabus henuz bitmemisti, dort bir yandan saldiriya ugruyorlardi, karanliklarin arasindan kisa boylu bir golge firladi, iki elinde iki scimitar’iyla grubun arasina yildirim gibi daldi, kiliclarinin hizi Arueth’in yetenegine esti, bir kac saniye icinde arkasinda kanli bir karmasa birakip gozden kayboldu. Bir baska golge ise Lakashtari’nin yanindan firladi ve zehirli bicaklarini Lak’a gecirdi. Grup ilk kez goremedigi yaratiklarla savasiyordu ve ilk darbeler tamamiyle dusmandan gelmisti. Eglath kendini buyunun etkisinden kurtardi ve saldirabilecek bir dusman aradi, iskeletler bir gorunuyor bir kayboluyordu. Pespese attiklari cigliklar grubu surekli olarak sersemletiyor ve karanlik ortamda en cok guvendikleri duyma yetilerini yokediyordu. Bir sure sonra grup saldirilarini bosa harcamaktan vazgecip beklemeye, silahlarini ve buyulerini tam yaratiklar gorunur olduklarinda indirmeye basladilar. Grubun kayda deger adaptasyon yetenegi sayesinde savasa denge gelmisti. Grup once iskeletler uzerine yogunlasti, bu sirada elinde scimitarlar olan yaratik bir orda bir burda beliriyor, kime saldirirsa kanlar icinde birakip kaciyordu. ilk basta Eglath’i etkisi altina almayi basaran yaratik ise karanlik bir kamci ile yakayabildigini tutup karanliklara cekiyordu. Grup basarili bir fokus ile iskeletleri yokeder etmez, onlara nefes aldirmayan golge yaratiga odaklanmaya calisti, yaratik hala surekli hareket ediyor, saldirilardan surekli uzaklasiyordu. Obsidius magic missile’leri pespese gonderirken bir anda bir guc beynini ele gecirdi arkadaslarinin oldugu yere bir ates buyusu firlatmasina neden oldu. Obsidius sonunda buyunun etkisinden kurtuldugu anda sirtindan giren iki scimitar neredeyse sonsuza dek karanliklara gomulmesine neden oluyordu. Grup yaratiga duzenli olarak zarar veriyor ama yeterince hizli olduremiyordu, yaratigin bir sonraki saldirilari Rasputin’i hedef aldi ve oda kisa bir sure sonra kanlar icinde kaldi. Lakashtari elini healing potionlarla dolu cantasina daldirip bir tane aldi ve Obsidius’u karanligin kollarindan sokup aldi. Bu sirada Durud onlari surekli kontrolu altina almaya calisan yaratiga odaklandi, yaratigin vucudu varla yok arasiydi, silahlar yaratigin icinden gecip gidiyor vermesi gereken zarari vermiyordu ama Durud onunde bir gorunup bir kaybolan yaratigi muthis bir sezgiyle takip ediyor baltasini tam olmasi gereken yere indiriyordu, buyuk baltasinin basarili vuruslariyla yaratigi yoketti ve digerlerine katildi. Grup onlerindeki muhtemel zorlu mucadeleleri ve karsilacaklari Devil’i da dusunerek butun guclerini de harcamaktan kaciniyorlar, temkinli davraniyorlardi. Butun grup yeni katilan ucluyle beraber hem en az zarari almak hemde en avantajli anda saldirmak icin yaratiklarla kose kapmaca oynuyorlardi. Sonunda Durud ve Sarith’in basarili darbeleri yaratiklari yavas yavas bitirirken, Rasputin ve Eglath’in iyilestirici gucleri grubu zor bela ayakta tutmustu. Savas bittiginde nefes nefese kalmislardi, Sila’nin zorlamasiyla yine ilerlediler. Biraz ilerde baca gibi ama egimli yukari cikan bir delik buldular, her zamanki gibi Arueth ilk tirmanandi. Yukari ciktiginda bir oda ve bir kol daha buldu, ayni zamanda sol tarafta bir koridor ve sonunda bir oda daha vardi. Digerleride yanina geldikten sonra onlerindeki kolu cektiler ama bu kez hicbir ses duyamadilar. Sasirmislardi zira sol taraftaki kapali duvari acacagini dusunmuslerdi. Bir sure yanlis birsey yapip yapmadiklarini, kapali bir kol birakip birakmadiklarini dusundukten sonra karanlik tunellerden dogru geri donmeye karar verdiler. Geri donduklerinde tunellere ilk girdikleri odanin tam karsisinda yepyeni bir koridor ortaya cikmis oldugunu gorduler. Bu koridor digerlerine gore oldukca uzundu ve dumduz ilerliyordu, ortalarda bir kac kucuk odacik disinda kayda deger bir sey yoktu. Bu odaciklardan ikisinde Arueth tuzaklar farketti ve arkadaslarini basmamalari gereken zemin taslari uzerine uyardi. Sanki sonsuza kadar devam edermis gibi gorunen koridoru takip ettiler ve sonunda ahsap bir kapiya geldiler. Bu, komplekste gordukleri ilk kapiydi. Grup arasinda tartismaya basladi bazilari hemen yukari cikmayi oneriyor, bazilari durup dinlenmek istiyordu, hatta geri donup gitmedikleri sular altindaki bolumu bile incelemek isteyenler vardi. Bu sirada Obsidius kapinin arkasindan muazzam bir magical enerji sezmis, Arueth ise kapida tuzak olmadigina emin olmustu. Kapinin guvenli oldugunu duyan Sila grubun tartismalarindan sikilarak kapiyi acti ve herkesin nefesini tuttugu bir anda karsilarina yukari dogru cikan tas merdivenler cikti. Sila tekrar kapiyi kapatip gruba dinlenmeleri gerektigini soyledi ve cantasindan bembeyaz, isik gibi parlayan bir cesit yiyecek cikardi. Genelde yiyip ictiklerinden zehirlenen grup biraz temkinli yaklassada kendilerini cok kotu hissetmeyen Eglath ve Rasputin disinda herkes uzatilan yiyeceklerden aldi. Bir kac dakika icinde ikisi disindaki herkes derin bir uykuya daldilar. Bir saat sonra ise hepsi birden kendilerine geldiler, oldukca iyi ve yenilenmis hissediyorlardi. Kapiyi tekrar acip yukariya dogru cikmaya basladilar. Merdivenlerin sonunda tas bir duvara geldiler ve bu duvarin yaninda da yine bir kol vardi. Fakat bu seferki kol zarar almisti ve calismiyordu, durumu biraz inceleyen Arueth kapinin zincir mekanizmasinda hasarlanan yeri buldu ve kolayca tamir edip kolu cekti. Duvar agir agir acildi ve kulaklari sagir eden bir gurultu ve gozlerini alan bir isik onlari yuttu.
Gozleri alisip onlerindeki koridora adim attiklarinda, sol taraflarinda Hellgate keep’in summoning odasina gelmis olduklarini gorebiliyorlardi. Altigen genis bir odaydi bu ve disini cevreleyen bir koridor zinciri vardi. Onlarin bulundugu koridordan iceriyi ve iceridekileri rahatlikla gorebiliyorlardi.
Portal
Portalin arkasindaki Devil kadar etrafindaki yaratiklari da rahatlikla gorebiliyorlardi, icerideki korkunc ses grubun yararina isliyor, farkedilmemelerini sagliyordu. Portal’in saginda ve solunda daha once Devil ile gordukleri alevden olusan hell houndlar vardi. Bunlarin disinda kanatli ve kamcili bir scubus, yine kanatli ama elleri yarim metrelik pencelerden olusan bir incibus, Vucudundan zincirler cikan insan boyutunda bir devil ve onlar bakarken portal’in icinden cikan bir fire demon vardi. Sahip olduklari bu birkac saniye icinde son hazirliklarini yaptilar. Rasputin Weapon of Gods yaparak gurzunu hazirladi. Bu sirada Sila, Sarith ve Durud ise cantalarindan cikan birer iksiri ictiler. Eglath sorunca “fire resistance” oldugunu soylediler. Etrafa bakinca bunun gercekten yararli olabilecegi belli olmuyor degildi. Onlar hazirliklarini tamamladiklari sirada chain devil onlari gordu ve iceride bir hareketlenme oldu, kiliclar cekildi, buyuler dudaklarda mirildanilmaya baslandi.
Grup bu kez iyi hazirlanmis, savasa istedikleri acidan ve defansif bir pozisyondan baslamislardi. Ilk saldiranlar hell houndlardi, etraflarinda dayanilmaz bir sicaklik aurasi vardi, biri atesten disleriyle saldirirken digeri agzindan uzerlerine bir alev topu ufledi. Arueth hizla harekete gecip etraflarini toz bulutuyla kapladi ve savunma hatlarini kurdular. Kisa bir sure sonra herkes savasacak birilerini bulmus, ahenk icinde gelen darbelerden kaciyor ve bsaarili darbeler veriyorlardi. Bu sirada portalin basindaki Devil ise hareket etmemis ritueline devam etmisti.
Grupta herkes bir yandan su anda Devil ile savasmadiklarina memnunken obur yandan ise ritueli durdurmadiklari halde portaldan baska yaratiklarin gelip gelmeyecegini dusunuyorlardi.
Sadece Rasputin kafasinin icinde o korkunc sesin hosgeldin dedigini duydu ama bu kez kendisi icin, arkadaslari icin iradesine tutundu ve kontrolu kaybetmemeyi basardi..
Bu topraklarin kaderini belirleyecek savas boylece baslamis oldu, bu gun bitmeden bazilari karanliklarda kaybolurken bazilari belki bir gunes dogusu daha gorebilecekti.

##
dakikalar gecmek bilmiyordu, zaman gelmek uzereydi, agirligini bir ayagindan oburune verdi, gergindi, kaslari agriyordu ama bekleyecekti, zamani gelecek ve bir karar verecekti.
##

View
Oyun 16 - Hellgate Keep kapilarinda savas, yeraltindaki tuneller.

Savas butun siddetiyle devam ederken grup baslarindaki en buyuk tehlikenin golge ve alevlerden olusan Manipulator Daemon oldugunu anladilar. Yaratik uzaktan yaptigi buyulerle en az iki kisiyi surekli kontrolu altina almaktaydi. Kontrolu altindakilerden Rasputin, daha onceden kaldirmis oldugu gurzunu savunmasiz bir sekilde arkasi donuk olan Durud’un kafasina sertce indirdi. Normal bir adamin kafasini portakalmiscasina etrafa dagitacak bu darbe dev barbari sadece sersemletmis, Rasputin’e tehditkar bakislar gondermesine neden olmustu, neyseki kontrol altinda olan Rasputin’in kapkara gozleri, agzindan ve kulaklarindan cikan karanlik uzantilar bir anormallik oldugunu belli ediyordu. Bu arada savasin ortasindaki Devasa demon Sarith’i isirmaya devam ediyor, Sarith’de bulundugu yerden yaptigi ataklarla yaratigi oldugu yere civiliyordu. Ikili olumcul bir savasa kilitlenmis gibilerdi. Eglath warlord olmanin getirdigi ongoruyle grubun saldiri potansiyelini dev yaratiktan manipulator’a dogru cevirdi ve ilk saldiran da kendisi oldu. Bu sirada kendi kontrolunu tekrar eline alan Rasputin Duruud ve Obsidius bir Pain devil ile savasmaktaydilar, Durud ile pain devil karsilikli bir cok darbe indirmisler ikiside oldukca yaralanmislardi. Manipulator’da ara ara onlarin oldugu yere buyuler gonderiyor, onlari sersemletiyor yada yavaslatiyordu. Obsidius otomatige baglamis iki elinden magic missile’lari bir oraya bir buraya savuruyordu. Lakashtari’de bos durmuyor alan buyuleriyle birden fazla yaratigi etkisi altina almaya calisiyordu. Sila lightining buyulerinden bildigi en guclulerini pespese siralamis daha sonra da oda Obsidius gibi magic missile atmaya baslamisti. Grup insanlari kendi kontrollerine alan yaratiklarla daha once savasmamislar ve bu konuda hazirliksiz yakalanmislardi, manipulator surekli birilerini ele geciriyor savasin duzenini bozuyordu. Sonunda Arueth’de Eglath’a katildi ve manipulator’a odaklandi, bu sirada pain devil’in isini bitiren Rasputin ve Durud’da onlara yardima geliyordu. Manipulator Egltath’i etkisi altina alip diger dev demon’in yanina gonderdi, dev yaratikta onune gelmis bu leziz yemegi yemek icin saldirdi ve metal kabuklarini kirma calismalarina basladi. Bu sirada Sarith yaratigin neredeyse agzinin icinde canla basla savasmis ama sonunda aldigi yaralara yenik dusup bayilmisti. Eglath kendini toparlar toparlamaz Sarith’e iyilestiren bir buyu gonderdi fakat bu kezde kendisi dev yaratigin pencelerinden nasibini alip kendinden gecti. Yaratik Eglath’i agzina dogru goturup yutmaya hazirlaniyordu. Manipulator sonunda yok edilir edilmez Rasputin Eglath’a dogru kostu, bu sirada Lakashtari’de Arueth’in guvenli Stalker’s Mist’inden cikmis elinde healing potion ile uzun atlama yapacakmiscasina yaratiga dogru kosmaya baslamisti. Rasputin once yetisti ve bir dua ile Eglath’i yutulmadan once kendine getirdi. Eglath yaratiktan kurtuldu ve tum ekip dev demon’a saldirmaya basladilar, yaratik cok kuvvetliydi, darbe uzerine darbe indirdiler, kabuklu derisinde yaralar actilar sonunda neredeyse saatler gibi gelen bir sureden sonra dev yaratigi yere sermeyi basardilar. Hepsi cok yorulmus ve tukenmislerdi, ellerinde ne var ne yoksa bu savasta kullanmislardi. Rasputin nefeslenmek icin oturdu ama Sila yanindan yildirim gibi gecti. “Cabuk” dedi “Beni takip edin, gitmeliyiz” herkes “Nereye??” diye bagirinca durup geri dondu ve “Guvenli bir yere gitmeliyiz burda dinlenemeyiz” diye cevap verdi. Bu cevap herkese uymustu kizin pesinden kostular, Lakashtari kizin hareketlerinden onlari bir tuzaga cekip cekmedigini anlamaya calisti ama garip birsey gorunmuyordu. Etraflarinda tam anlamiyla kiyamet kopuyordu, agaclari koparcakmis gibi bir ruzgar dogudan esmekteydi, gokde yildirimlar cakiyor, arada bir hala alevden toplar saglarina yada sollarina yeri sarsarak dusuyorlardi. Bir sure sonra bir acikliga geldiklerinde onlerinde uzun yillar once yerlebir edilmis olmasina ragmen korkutucu ihtisami ile Hellgate Keep durmaktaydi. Sehirdeki butun binalar istisnasiz ya parcalanmis yada unufak olmustu. Sehrin merkezindeki dev kale geriye kalan en buyuk binaydi, onarlca metre yukseliyordu, kalenin pencereleri dev bir yaratigin dislerine benziyordu yada aldiklari hasardan oyle gorunuyorlardi, kalenin tam ortasindan catirtilar cikaran bir alevden sutun gogu delmekteydi. Kalenin Yikilmamis halinin su an gorduklerinin belki on kati buyuklugunde oldugunu tahmin ettiler. Onlar bu korkunc manzaraya bakarken Sila yere oturmus Robe’undan cikardigi koca bir kitabin sayfalarini karistirmaktaydi. Rasputin yaklasti ne yaptigini sordu. Sila bir kac saniye ona bos bos bakti, “Siz gideceginiz yeri hic arastirmaz misiniz?” diye sordu. Rasputin genelde pek gerek gormediklerini, bodoslama dalarak yonlerini bulduklarini ciddi bir sekilde acikladi. Sila bir sure sayfalari karistirdiktan sonra, sehrin ust kismindan bir yere varmalarinin imkansiz oldugunu, yeraltindaki tunelleri bulmalari gerektigini soyledi. Tekrar ormana daldilar, onbes, yirmi dakika boyunca dort bir yana kosturdular, bir yandan baska bir demon grubuna yakalanmamak icin etraflarini surekli kontrol ediyorlardi. Sonunda bir kayaligin orda Sila durdu, yere egildi ve otlarin arasindan eski ahsap agir bir kapagi gosterdi. Eglath’dan yardim istedi, hep beraber kapagi actilar ve bir toz bulutu disari firladi. merdivenler vardi asagi inen, Sila atladi ve onlardan da gelmelerini istedi. Baska careleri olmayan grup takip ettiler. Arkalarindan kapagi kapattiklarinda etraflarindaki gurultu ve karmasadan kurtulsalar da, kirk, elli basamak asagi inip kucuk tas bir odaya geldiklerinde, onlerindeki koridorlardan yada bulunduklari odanin taslari arasindan disaridaki kaosu hala duyabildiklerini farkettiler. Gorunuse gore dinlenecekleri yer burasi olacakti. Arueth onlerindeki ince koridoru biraz incelemek icin ilerledi ve az ilerden sola dondugunu gorup geri geldi. Obsidius ve Rasputin koridora koruma buyuleri yapip grubun yanina geri geldiler. Sonunda guvendelerdi ve dinlenmeye ihtiyaclari vardi. Sila ise pek rahat gorunmuyordu, onlara buranin zorlu gececeigini ve uzunca bir sure yollarini bulmak icin ugrasacaklarini soyleyip, bir seyler yemeye koyuldu. Disarida firtina devam ediyordu.
##
“Ilginc” dedi. fazla guclu bir grupla geziyorlardi, acele etmelerinden birinin pesinde olduklarini tahmin etti. Bu herneyse su an onunde ufukta izledigi firtinayla ilgiliydi. Sarabini yudumladi, onun acelesi yoktu, beklerdi. Uygun ani.
##
Devami Haftaya

View
Oyun 15 - Lakashtari kurtuluyor, Keshan kaciyor, Hellgate keep'e yolculuk basliyor

Grup aceleyle garnizon binasina yoneldi. Eglath iyice sabirsizlanmisti, elinde olsa Pardraig’in yanlarina verdigi adamini omzuna alip garnizona kosacakti. Saatler gibi gecen bir kac dakika sonrasinda garnizona varip nobet listesini aldilar. Tahmin ettikleri kadar kisa bir liste degildi, bu kadar adami bulup konusmak hem uzun surecek hem de Pardraig’e gore ellerine bir sey gecirmeyecekti: Herkes nobetciler araciligi ile bir kagit veya paket gonderebilirdi.

Cok zamanlari yoktu, zaten Eglath’i tutmak da giderek zorlasiyordu. “Keshan’in kellesini istiyorum, once pataklayip sonra kafasini koparacagim” diye kendi kendine soyleniyordu. Parmagindaki yuzukten yon saptamayi umuyordu ama anlasilan yuzugun digeri artik Lakashtari’nin parmaginda degildi. Keshan’in akrabalarini da icine alan bir kufur daha savurdu. Bu sirada daha sakin kalabilen grup uyeleri Arueth’in Keshan ve Lakashtari’nin izini kaybettigi yere gidip aramaya karar verdiler ve hemen yola ciktilar.

Arueth ikiliyi son gordugu noktaya kadar gruba onculuk etti, ondan sonra hepsi bir iz veya Lakashtari’den bir esya aramaya basladi. Antares’in veya Kex’in yanlarinda olmasini hic bu kadar istememislerdi, samanlikta igne ariyorlar ve tabii ki bulamiyorlardi. Eglath yoldan gecen ya da dukkanlarinda bekleyen bir kac kisiye de sorular sormayi ihmal etmedi, acelesi oldugundan Nesme’den geldigini bile soylemeden hemen konuya girip Keshan ve Lakashtari’yi soruyordu. Sehrin oldukca zengin bir kesiminde olduklarindan insanlar tarafindan ciddiye alinmiyorlardi, herkes o cevrede bu tip olaylar olmayacagini soyleyip duruyordu.

Sonunda pes ettiler, sokagin ortasinda toplanip biraz tartistilar, “Pardraig’e gidelim”, “hana donup sorusturalim”, “verelim ne istiyorsa ugrasmayalim” gibi fikirler ortaya atildi. Sonunda hana gidip oradan aramaya baslamaya karar verdiler, belki birileri Keshan’i tanirdi. Han’a girip barmene yoneldiler, zaten ortama pek uymayan bir kiliklari vardi, ustelik kosturmaktan iyice yorulmuslardi, bir an once bilgi alip Keshan’in pesine dusmek istiyorlardi. Her zaman oldugu gibi Eglath soze girdi: “Buradan mavi bir hatun ile cikan bir adam vardi, taniyor musun? Nerede oturur?” Barmen “Evet, taniyorum, Keshan Bey iyi musterilerimizdendir” dedi. “Onu neden ariyorsunuz ki?”. Eglath tam bir bahane uyduracakti ki, Arueth kendinden en beklenmeyen seyi yapti, konusmanin ortasina daldi: “Arkadasimizi kacirdi, nerde oldugunu ogrenmemiz lazim”. Barmenin tavirlari bir anda degisti, “Keshan Bey saygideger musterilerimizdendir, boyle bir sey yapmasi mumkun degil.” dedi. “Ayrica arkadasinizi beraber cikarlarken gordum, pek de kaciriliyor gibi degildi, halinden gayet memnundu” diye ekledi. Arueth’in bu hareketi Eglath’in iyice tepesini attirmis, barmenin uzerine iyice egilmisti “Lakashtari’nin o herifle isi olmaz, basbayagi kacirildi. Nerde oturuyor soyle de gidelim” dedi tehditkar bir sesle. Sesi biraz da yuksek cikmisti, handaki bakislar onlara dogru donmus, konusmalar azalmisti. Barmen “Hanin huzurunu kaciriyorsunuz, lutfen cikin yoksa guardlari cagiracagim” dedi, Eglath’in cussesinden pek etkilenmis sayilmazdi. Eglath iyice delirmisti, “Cagir ulan, Keshan denilen adami guardlarla beraber arariz o zaman” diye bagirdi. Tam bu sirada yakinlardaki bir masadan onlara dogru seslendi biri: “Barmen, arkadaslari buraya gonder, bir de bolca bira yolla masaya!”. Tanimadiklari bir adamdi bu, gur sakallari vardi ama guvenilir birine benziyordu :) Barmen istemeye istemeye denileni yapti, ama hala gruba ters ters bakiyordu. Eglath da ona ters ters bakti.

Masaya oturdular ama rahat hissetmiyorlardi hala, sessizce dinlemeye basladilar, bir yandan da barmenden kurtulmalarina seviniyorlardi, adam kesin Keshan’in adamiydi. Yeni tanistiklari adam oldukca candan bir sekilde soze basladi: “Adim Kaptan Boulveig, anladigim kadariyla bu Keshan sizin de caninizi yakmis. Onu nerede bulabileceginizi soyleyebilirim ama bana bir iki guvence vermeniz lazim: Birincisi onun agzini burnunu kiracaksiniz!” Burada grup iyiden iyiye heyecanlandi, hem bir ipucu bulmuslardi hem de adam en az onlar kadar Keshan’dan nefret ediyordu. “Tabii ki! Iyice benzetecegiz, isterseniz siz de gelebilirsiniz.” diye hep bir agizdan bagiristilar. Adam hafifce gulumsedi ve devam etti: “Ikincisi, benden aldigi yarim milyon altini geri getireceksiniz. ucuncusu de bana bir silah lazim acil olarak, sizden bir silah odunc alayim” Bu son istek biraz garip gelse de bir anlik bir tereddut (ve failed insight check :) ) sonrasi kabul ettiler. Adam gozune Eglath’in kocaman kiliclarindan birini kestirmisti zaten, ama Eglath diger kiliclardan birini verdiginde itiraz etmedi. Bu sirada kapidan iki guard girdi, barmenin basiyla grubu isaret etmesiyle masaya yoneldiler. “Burada huzursuzluk cikariyormussunuz” dedi biri, “Lutfen sorun cikarmadan bizimle disariya gelin”. Boulveig araya girerek “Gencler benimle” dedi, “iki bardak bir sey iciyoruz, kimseyi rahatsiz etmiyorlar.” Guard caresiz yanindaki arkadasina bakti, ondan da bir destek gormeyince omuz silkip uzaklasti.

“Konumuza donelim” dedi Boulveig, “Keshan’i ben de sizin kadar yakalamak istiyorum, hile ile oyunlarda benden bir ton altin aldi. Bir kac adamima onu takip ettirdim, buralarda sikca dolanir zaten. Size bir adres verebilmek isterdim ama bir evi yok malesef, burada aklini celdigi kadinlarin evinde gecirir gecelerini genelde. Geceleri dogu kapisindan cikip Silverymoon disinda bir yere gidiyor, oglen saatlerinde de tam 2’de sirtinda bir cuval tasiyarak geri Silverymoon’a donuyor. Sehir disinda takip ettiremedim, sehir icinde de olay cikartmak istemiyorum. Guardlarla arasi iyi cunku serefsizin. Yaninda da korumalari oluyor hep. Eger dogu girisine yakin bir yerde pusu kurarsaniz ustune cullanabilirsiniz.” Grup bu ise cok sevinmisti, Kesahn’in hangi saatte nerede olacagini bilmekten daha iyi ne olabilirdi? Hemen tesekkur ederek oradan ayrildilar, simdiden dogu kapisinin cevresini bir kolacan etmek istiyorlardi. Cikmadan hemen once onu nerede tekrar bulabileceklerini sordular, sonucta yarim milyon altinini geri getireceklerdi. Bunu onlar sorana kadar kendisinin soylememis olmasi o sirada hic birine garip gelmedi. “Limanda bulabilirsiniz gemimi” dedi Boulveig, “Kizil Ejder adi, buyukce bir gemidir, gozden kacirmaniz imkansiz.” Bu bilgiyi de alinca hizla kapidan cikip dogu kapisina yoneldiler…

##
…. ayni zamanlarda, silverymoon’un baska bir noktasinda, Lakashtari keskin bir küf ve yosun kokusu ile kendisine geldi. Gözleri kendine yeni gelmenin etkisi ile hicbirsey secemiyordu. İlk hissettikleri ellerinin ve agzinin baglı oldu idi. Aksam icmis oldugu iksirin etkisi ile basi hala donuyordu. biraz daha sakinlesip etrafini tanimaya calisti. etrafta cok sayida adam oldugu kesindi. ayak sesleri ve sahipsizce sallanmis kufurler duyuyordu. en son hatirladigi Keshan’a kolyesini sattigi icin uzgun oldugunu anlatmaya calistigiydi. Simdi farkina variyorduki icmis oldugu leziz sarap ona sadece basagrisi olarak donmemisti. Bir anda tum kontrolunu kaybetmis, elinde olmadan keshan serefsizinin kendisine saydigi hakaretler karsisinda dili tutulmus, dahasi adi herif kizin beline sarildiginde kendinden gecmis bir sekilde o da karsilik vermisti. Birlikte sanki egleniyormuscasina handan ayrilmislardi.
Lak kendini bu durumdan kurtara bilmek icin telepatik olarak arkadaslarina ulasmaya denemisti ama ictigi iksirin etkisi ile bunu da yapamadigini hatirladi.

Yavas yavas gozleri icinde bulundugu ortami secmeye basladi Gerci secilecek cok fazla sey yoktu. vucudu ahsap bir zemin uzerindeydi. Kapali bir ortamdaydi , bu ahsap bir kutu yada bir tabut olabilirdi. İcinden tabut olmamasi icin dua etmeye basladi. Belkide Nesme’deki tapinagindan ayrildigindan beri ilk kez birseyler icin dua etmisti. Aksam Shining scroll’a yalniz gitmesinin bir hata oldugunu dusundu. Zaten grup ne zaman birbirinde ayrilsa baslarina kotu birseyler geliyordu. Kalede Arueth’in onlardan ayrildiginda az daha olumden dondugunu hatirladi acaba Lak’i da benzer bir son mu bekliyordu? Acaba arkadaslari onu ariyormuydu?

Telepatik olarak arkadaslarina ulasmayi denedi ama hala kimseye ulasamiyordu. Gozunun onune aksan bardan Keshan ile sarmas dolas cikarken kendilerini izleyen zuppe gorunumlu tuccarlar ve keyifle onlara bakan hanci geliyordu. Bir yandan da hana gitmek istedigini belirttiginde kendisine eslik etmeyen Eglath’a kizmadan edemiyordu. Birden Eglath ile takmis oldukları yuzukler aklina geldi. Acaba eglath yakinlardamiydi onu hiissedebilecekmiydi, denedi ama hicbirsey hissetmedi. Parmagindaki yuzugude artik hissetmiyordu. serefsizler adam kacirma konusunda deneyimli olsalar gerek, yuzugude coktan almislardi.

  1. Kapiya vardiklarinda gece yarisini biraz gecmisti, o yuzden Keshan’in oradan en fazla bir saat icinde cikmis oldugunu saniyorlardi. Yolu takip ederek ilerlediler, ana yol cok kullanildigindan iz bulmalari imkansizdi, ancak yoldan ayrilan bir patika gorebilirlerdi belki. Keshan her gun bu yolu tepiyorsa bir iz birakmis olmaliydi. Umduklari gibi bir iz bulamadilar, bir kac saat yuruyup iyice yorulduktan sonra geri donmeye karar verdiler. Kapiya yakin bir yerde yolu gozleyip oglen Keshan gelirken kiskivrak yakalayacaklardi. Kapinin ilerisindeki tepelerden birinin dibine kamp kurdular, nobet her zamanki gibi once Arueth sonra Obsidius tarafindan tutuldu. Sabaha kadar kayda deger bir olay olmadi ancak uyandiklarinda hala hepsi yorgundu. Yolda insanlar gidip gelmeye baslamisti bile, kapidan uzaklasmalari gerekecekti, guardlarin olaya dahil olmasini istemiyorlardi zira. Oglene dogru iyice kalabalik olacagi belliydi, cok buyuk bir olay cikarmadan Keshan’a yaklasip korumalarinin dikkatini dagitmalari gerekiyordu. Arueth “Bu isi halledebilirim” dedi, “sadece kisa sure korumalarin dikkatini dagitmaniz gerek.” Eglath ise neden bu kadar dusunduklerini anlamiyordu, bodoslama dalip korumalarini da Keshan’i da unufak etmeleri cok daha cekici bir plandi, ustelik daha basitti. Grup onu zar zor ikna ettikten sonra Keshan’i gozlemeye basladilar. Gordukleri anda Rasputin ve Eglath sarhos gibi yaklasip bir itis kakis ile dikkatlerini dagitacaklar, Arueth de gizlice yaklasip Keshan’in bogazina daggerini dayayacakti. Plan netlesince tek yapmalari gereken beklemekti, beklediler, beklediler…

Saat 2yi gecmisti ancak Keshan’a benzeyen birini gormemislerdi. Biraz daha beklemeye karar verdiler ama saat 4 oldugunda bile ne Keshan ne de korumalari gorunmustu. “O hain barmen kesin Keshan’a haber ucurdu” dedi Arueth. Digerleri de ya ona katiliyor ya da Boulveig’in onlari aldattigini soyluyorlardi. Her iki halde de zamanlari kalmamisti, Rasputin “Caremiz yok, parayi ve kolyeyi verecegiz”. Hakli gibi gorunuyordu, mystic kapanmadan once kolyeyi almalilar, ayrica ellibin altini da hesaplarindan cekmelilerdi. Once gidip haznedari buldular, zaten almalari gereken birer cek defteri vardi. Nakit altini da yanlarina alarak mystic’in yolunu tuttular. Bu sirada Eglath homurdanip duruyordu, hem Lakashtari icin endiseleniyor, hem ona kiziyordu, nasil bu kadar sorumsuzca davranabilmisti? Mystic’e geldiklerinde kolyeyi hala orda bulduklari icin sevindiler, biraz pazarlik etmeye calistilar ama kafalari cok daginikti bu yuzden cok da ustelemeden kolyeyi aldilar. Keshan’in tanidigi zaman azalmisti, ama oncesinde Dahhim’i bularak yardim istediler, hana parayi biraktiktan sonra Moongate kapisina gitmeleri gerekecekti. Bu sirada gruptan birinin pelerinini Dahhim’e giydirerek onu Aureth’in yerine yanlarina alacaklardi. Uzaktan cok farkedilmezdi, iyice benzemesi icin Arueth eski zirhini, dagger’ini ve crossbow’unu da verdi. Dancing Goat Hanina gidip teslimati yaparlarken Arueth de arka kapida Keshan’in gelmesini bekleyecekti. Hemen hana kostular. Rasputin kolyenin ve altinlarin icinde oldugu buyuk cantayi barmene uzatti, “Emaneti getirdik, al bakalim”. Barmen pek anlamis gibi degildi, yine de cantayi alip tezgahin altina koydu.

Dogruca Moongate kapisina gidip nobet degisimini beklemeye basladilar. Burada gecen zaman yillar gibi gelmisti ama sonunda yeni nobetciler geldi. Nobet degisimi halledildikten sonra Eglath hizlica yeni gelenlere yaklasti: Bize bir mesaj gelecekti, sizde mi?" Guardlardan biri cebinden bir kagit cikardi, Eglath’a uzatti. Eglath kagidi onun elinden kapip hemen acti. Kisa bir not vardi: “Limana gelin”. Gec de olsa Boulveig’in onlari kandirdigini anlamislardi ama yapacak bir seyleri yoktu. Iyice umutsuzluga kapilmislardi, plan yurumemisti, yine kandirilmislardi ve Lakashtari hayatta mi onu bile bilmiyorlardi. Limana kosarken bir yandan da Arueth’in Keshan’i yakalayabildigini umut ediyorlardi, ama o anda bunu bilmeleri mumkun degildi. Limana geldiklerinde kalabaligin arasindan bir gemici onlara seslendi: “Hey, bu sizin sanirim!”. Buyukce bir tahta kutunun onunde duruyordu, grubun onu gordugune emin olunca arkasini donup gitti.

##
Bir anda bulundugu sey her neyse hareket etmeye basladi. bir sure tasindiktan sonra sert bir sekilde yere atildi. Lak’in cani yanmisti. Artik rihtima yakin bir yerde oldugundan emindi. burnundaki deniz kokusu daha da artmisti. Denizden esen ruzgarin ugultusunu duyuyordu. derken bulundugu kutunun kapagi acildi. Ruzgari ve temiz havayi cigerlerine cekerken kapagi acan kisinin üzerine dogru birsey biraktigini hissetti. temiz havanin tadini cikarmadan kapak yine kapandi. Etrafinda bir anda sessizlik oldugunu hissetti. Artik yalnizdi.

15-20 dk kadar sonra arkadaslarinin seslerini duydu. Onu kurtarmaya geldiklerini anladi. hic bu kadar mutlu hissetmemisti. Su kutudan bir kurtulsun Eglaht’in boynuna sarilacakti. Ve birde… bir daha para pesinde kosmama karari aldi, basina ne geldiyse ya altin yada degerli taslara olan meraki yuzunden gelmisti. Nesme’den ciktigi yolculuk onun icin artik sadece macera ve Rahip Lanaek ’i bulma yolculugu olacakti.
##

Koca kutuyu oyalanmadan actilar, icinde Lakashtari vardi ve sanslilardi ki hayattaydi. Elleri ve agzi bagli halde onlara bakiyordu, uzerine de bir kagit tutturulmustu. Eglath hemen kutunun icine uzandi, Lakashtari kendisini cozecegini dusunerek hem sevindi hem rahatladi, ama Eglath notu alip okumaya baslamisti, tabii ki Keshan’dandi. Lakashtari’ye tesekkur ediyordu, Eglath’in kilicini, kolyeyi ve altinlari kullanirken onu hatirlayacagini yazmisti. Eglath notu okurken bir yandan da Keshan’in kahkahalarini duyar gibiydi. Bu sirada yuzugu uzerinden digerinin yakinda oldugunu sezdi, ama uzaklasiyordu. O yone baktiginda bir geminin akintinin tersine dogru sehri terk etmekte oldugunu gorduler, geminin adi Kizil Ejder’di, en azindan Boulveig (ya da Keshan) bu konuda yalan soylememisti, belki de yalan soyleme geregi duymamisti. Kosarak gemiyi yakalayamayacagini anlayan Eglath grubun yanina dondu ve “Takip etmemiz lazim, bir seyler dusunun hadi” dedi umutsuzca. Grup bir yandan Lakashtari’yi cozerken diger yandan Obsidius phantom steed ritueline baslamisti bile. Eglath da bu sureyi firsat bilip Arueth’i almaya kostu, belli ki Keshan’i yakalayamamisti. Hanin arka kapisina geldiginde Arueth’i hala beklerken buldu. “Firla gidiyoruz” dedi, “Kaciyor serefsiz!”. Limana geldiklerinde rituel de bitmis, su uzerinde bile hizla ilerleyebilen phantom steedler onlari bekliyordu. Hemen atlara atlayip suya dogru surduler, limandakilerin saskin bakislari arasinda suyun uzerinde atlari surup geminin gittigi yone ilerlediler.

Gemiye yaklastiklarini yuzukten hissedebiliyordu Eglath. Hesaplayamadiklari sey ise geminin oldukca kalabalik olduguydu, menzile girer girmez uzerlerine oklar yagmaya basladi, Eglath tam boynuna saplanan bir okla az daha dusuyordu, 2-3 parmak yana gelse sah damarini parcalayabilirdi. Obsidius ve Arueth de oklardan nasiplerini aldilar, yine de geminin pesini birakmiyorlardi. Bu sirada geminin yan tarafinda disari toplarin ciktigini gorduler ve durup hemen atlari geri cevirdiler. Oklardan kacip az zarar alabilirlerdi ama top atesinde uzun sure dayanamazlardi. Nehrin kiyisina kacip agaclarin arasina girdiler. Takibi bir sure daha surdurduler ama umut olmadiginin hepsi farkindaydi. Dinlenmeleri gerekiyordu ama gemi dinlenmek icin durmayacak ve arayi acacakti, Silverymoon’a geri donmeye karar verdiler, Keshan’la baska bir zaman hesaplasacaklardi. Donus yoluna basladiklarinda daha doguda ufukta bir karalti, cakan simsekler ve ara ara kizil parlamalar gorduler. Ne oldugunu bilmiyorlardi, bir yanardag patlamasi gibi gorunse de dogal olmayan bir seyler vardi orada. Zaten yorgunluktan bitmis durumda olduklarindan, patlamalar da uzak oldugundan ustunde durmadilar ve donus yoluna koyuldular.

Grup sehre geri geldiginde moralleri ve sinirleri bozuktu, aslinda soyle bir bakildiginda Lakashtari’yi geri aldiklarina sevinmeleri gerekirdi zira karsi karsiya olduklari adamin keskin bir zekasi, hatiri sayilir tecrubesi ve onlarca adami vardi. Ayni zamanda sehirde unlu bir tuccar olarak bilindiginden aslinda pesinde olduklari ve en son Lakashtari ile gorulen Keshan diye biri de aslinda yoktu. Bu isi daha sonra tek baslarina Silverymoon’dan uzakta devam ettirmeyi kafalarina koyup onlerindeki goreve odaklanmaya karar verdiler.

Xaxis’e geri ugrayip gecen sabah gelemedikleri icin ozur dilediler ve baslarindan gecenleri anlattilar. Xaxis Lakashtari’nin kacirilmis olmasina cok sinirlendi ve durumla bizzat ilgilenecegini soyledi. Ertesi sabah yola cikmak uzere tekrar anlastilar. Daha sonra grup eve gidip dinlendi ve ertesi sabah erkenden dogu kapisina giderek, Sila, Durud ve Sarith ile bulustular. Sila bir buyucuydu, gri bir cubbe giyiyordu, 30lu yaslarda deneyimli birine benziyordu. Rasputin’i devil’dan gizleyecek ritueli yapacak kisi oydu. Sarith agir kalkani ve tepeden tirnaga zirhlariyla bir tank gibi gorunuyordu. Grubun son uyesi durud ise ehlilesmis bir barbar havasindaydi, iki elli buyuk baltasini omzuna asmis atinin uzerinden onlara bakiyordu. Tanistiktan sonra gencler Xaxis’in adamlarina atlarini birakmalarini zira cok daha hizli phantom steedler yaratacaklarini soylediler. on dakika icinde sekiz maceraci magical atlarin uzerinde dort nala ilerlemeye basladilar. Atlar yere degmeden ilerlediklerinden binicilerinde hic yorgunluk yaratmiyor ve normal atlara gore cok daha fazla mesafeyi durmadan katedebiliyorlardi.
Ilk gunun gecesinde Everlund’a vardilar, bu Silverymoon’dan biraz daha kucuk bir liman ve ticaret sehriydi. Rauvin nehri icerisinden gecmekteydi. Grup sehre girerek kendilerine bir han buldular. Handa biraz icip guzel bir yemek yediler, Rasputin bara giderek etrafta konusulanlari dinledi, gorunuse gore tuccarlardan bazilari evlerinde olu bulunmuslardi ayni zamanda yuksek seviye bir rahibin holy symbol’u calinmisti. “hmmm yan gorevler..” diye dusundu Rasputin ve arkadaslarinin yanina dondu. O aksami sakin bir sekilde handa gecirdikten sonra ertesi sabah gun dogmadan yola ciktilar. Everlund’dan ciktiklarinda onlerindeki manzarayi daha net gorebiliyorlardi, ormanin uzeri siyah dumanlarla, gokyuzu koyu gri bulutlarla kaplanmis, yildirimlarla aydinlaniyordu. Ormandan yukselen siyah bulutlarin arasindan arada bir alev sarisi renkler bir gorunuyor bir kayboluyordu. Rasputin Sila’ya bunun ne oldugunu sordugunda, Hellgate keep’ten geldiginden suphe olmadigi cevabini aldi. Ne anlama geldigi ile ilgili ise emin degildi, en kotu ihtimal Devil’in portali acmis olmasiydi. bes alti saat daha ilerledikten sonra ormanin kenarina geldiler ve burda gruba yeni katilan uclu ormanin icinden ilerlemelerinin kendileri icin daha iyi olacagini belirtti zira daglarda barbar kabileleri yasamaktaydi ve su an ek bir dusmana ihtiyaclari yoktu.

Ormana daldilar, bir kac saat icinde etraflarini bir is ve yanik kokusu sardi. Gri bulutlarin ve yildirimlarin neredyse altindalardi. Az ileride bir acikliga geldiklerinde buradaki agaclarin atesten kavrulmus ve parcalanip etrafa sacilmis oldugunu gorduler. acikligin ortasinda bir krater olusmus ve kraterin etrafi kararmisti. Temkinlice ilerlemeye devam ettiler, artik etraflarini karar dumanlar sarmaya baslamisti. Az sonra daha genis bir acikliga geldiklerinde daha buyuk bir kraterle karsilastilar, buradaki agaclarin bazilari hala yaniyor bazilari ise uzerlerinde hic ates olmamasina ragmen parcalanmis yerde duruyorlardi. Kraterin etrafini incelediklerinde yerde derin oyuklar birakan dev ayak izlerini fark ettiler ve elleri silahlarinda beklemeye basldilar, belliki burdna cikan herneyse etraftaki agaclari parcalayarak gitmisti. Gergin bekleyis uzun surmedi, tam karsilarinda iki agac koklerinden havaya firladi ve yer kabararak onlara dogru ilerlmeye basladi, daha yerlerinden kipirdayamadan tam atlarina gelen tumsek buyuk bir gurultuyle patladi ve herkesi dort bir yana sacti, yerin altindan daha bir kac gun once savastiklari ejderha kadar buyuk ama ondan daha korkunc bir yaratik firlamisti. 4 dev bacaginin uzerinde duran en az 5 kiskac seklinde kolu olan vucudu mizrak gibi sivri dikenlerle kapli dev bir yaratikti bu, yaratigin korkunc cigligi kulaklarini sagir ederken ayaga kalkmaya calistilar, tam bu sirada agaclarin arasinda daha kucuk golgeler belirmeye basladi. Sagdan ve soldan gelen iki kirmizi satyr bir anda aralarinda belirdi, bu satyrlerin etraflarinda buyulu hancerler donmekteydi. Tam karsilarindan ise golge ve alev karisimi insan hatlarinda bir yaratik ortaya cikti, gozleri yoktu , elleri buyuk pencelere benziyordu ve etrafinda dolasan alevli golgeler kesin hatlarini gormeyi zorlastiriyordu. Dev yaratik bir ciglik daha atip onunde durmakta olan Sarith’e saldirdi, kollarindan ikisini savasciya gecirip kiskivrak yakaladi ve kendine dogru cekti. bu sirada diger kollariyla da Lakashtari’ye saldirdi ama sadece bir tanesini isabet ettirebildi ve Lak’i yakalayamadi. Bunun uzerine dev govdesini tekrar yere gomup inanilmaz bir hizla Lak’in altina kadar ilerleyip tekrar yuzeye cikti ve Lak’i havalara firlatip yere dusurdu. Neyseki Lak gururu disinda bir zarar gormemisti. Arueth hizlica etrafini toz bulutuyla kaplayip yaratigin gazabindan kurtuldu, Lakashtari’de ayaga kalkar kalkmaz Arueth’in yarattigi bulutun icine girdi. Eglath ve Obsidius’ta savasa katilmis grup yavas yavas toparlanmaya baslamisti ki golge ve alevlerden olusan demon bir elini rasputine bir elini Sila’ya dogru tutarak ikisine de kamci gibi birer uzanti gonderdi. Rasputin gurzunu kaldirdi ve habersizce onunde satyr ile savasan Durud’un arkasina dogru ilerledi, tam kafasina indirecektiki iradesi yaratigin buyusunu kirdi ve etkiden kurtuldu. Sila ise o kadar sansli degildi, yaratigin pencesinde hala kivranan Sarith’e magic missile’lar gonderdi. Savas pek iyi baslamamis, aldiklari onca darbeye ragmen pek bir karsilik verememislerdi, Dev yaratik bir ciglik daha atti ve yine saldirdi…
##Devami Haftaya##
Bu haftaki Adventure Log’a katkilarindan dolayi Obsidius ve Lakashtari’ye cok tesekkurler.

View
Silverymoon'da sinirler gergin, Lakashtari kaciriliyor.

Grup ejderhanin magarasindan alacaklarini toparladiktan sonra tunellerin geri kalanini arastirip daha sonra Silverymoon’a teleport olmaya karar verdi. Dikkatli bir sekilde butun kordidorlari dolasan grup daha once orumceklerle savastiklari alandaki kozalarida acti. Bir kac tane kurumus cesetten sonra, durumu digerlerinde daha iyi olan bir cesetle karsilastilar. Obsidius cesede yaklasti, adamin yuz hatlarini ve ten rengini iyice incelediginde gozlerine inanamadi zira bu bir Shadar Kai idi, Shadowfell’in native irklarindan biriydi. uzerini incelediginde bir dagger ve bir gunluk buldu. Gunlugu daha sonra incelemek icin kaldirdi. Cikisa kadar tekrar temkinlice ilerlediler cikarken de geri donduklerinde bu kordiorlari yikmaya karar verdiler. Kaleye geri donup orada kalan askerleride alarak Silverymoon’a portal actilar. Universite’nin koridorlarinda belirdiklerinde onlari Celthric yerine bir apprentice karsiladi. Celthric’in mesgul oldugunu kendisinin ise onlara kapiya kadar eslik etmek icin gonderildigini soyledi. Eglath ve Rasputin adamin uzerine cullanip, bizi hemen Lady Alustriel’e gotur acil konusacaklarimiz var dediler. Apprentice kibarca bunu yapamayacagini, Alustriel’in Aruseme ve Pardraig ile onemli bir toplantida oldugunu tekrar iletti. Grup oldukca israrci davransa da genc mage’in olaya yetkisi olmadigini anlayinca beklemek icin universitenin kapisina indiler. Asagi inip kendi aralarinda ne yapacaklarini konusurken bir anda etraflarinda kucuk bir kalabalik toplanmaya ve surekli onlara bakmaya basladi. Durumu ilk basta farketmeyen grup Arueth ve Obsidius’u uzerlerindeki hastaliktan kurtulmak icin temple’a gondermeye karar verdikleri sirada etraflarinda olusan hengame ve gurultunun farkina vardilar. Bir anda herkes etraflarini sardi hatta universitenin kapisinin disinda dahi bir kalabalik olusmaya basladi. Bazilari alkisliyor bazilari tezaurat yapiyor ama cogu hep bir agizdan sorular soruyordu. Gercekten buyuk Kurt krali oldurmusler miydi? Pardraig kurt kralin kafasini tek balta hamlesinde mi kesmisti? Kale onundeki savasta kac bin kurt olmustu? ormanin yarisi yanmis miydi? herkes saskindi ama plana sadik kalmaya karar verdiler. Arueth ve Obsidius temple a gitmek icin kalabaligi yararak ilerlemeye basladilar. Digerleri ise toplantinin bitmesini beklemek icin kalabalikla beraber universitede kaldi.
Obsidius ve Arueth sokaklarda zor bela ilerleyebiliyorlardi, herkes birseyler soruyordu, etrafta savas sarkilari soylenmeye insanlar erzak toplamaya baslamisti bile gorunuse gore. Bir kac yasli kadin onlara domates firlatip baslarina aclik ve sefalet getireceklerini bagirdi. Zor bela temple’a kadar geldikleri sirada kalabaligi yararak Dahhim onlerine cikti. Etraflarindaki insanlari dagittiktan sonra onlara nasil olduklarini, grubun geri kalaninin iyi olup olmadigini sordu. Obsidius digerlerinin universitede Pardraig’i bekledigini soyledi. Dahhim Pardraig’in basinin biraz dertli oldgunu, Aruseme ve Alustriel’in bu savastan hic memnun kalmadiklarini ve onlarin haberi olmadan boyle bir ise kalkistigi icin Pardraig’e cok sinirli olduklarini soyledi. Bu arada Lady Alustriel’in konseydeki yegane muttefiki bilge Xaxis onlari gormek istiyordu ve gorunuse gore bir saat icinde gelebilirlerse memnun olacakti. Arueth ve Obsidius mecburen onune kadar geldikleri temple’dan geri donup tekrar universiteye donduler. Digerlerine durumu aciklayip Pardraig’in toplantisinin en azindan bir kac saat daha surecegini soyledikten sonra Xaxis diye birinin onlari gormek istedigini de ilettiler. Grup bu siralar kimseye guvenmediginden bu konuyu bir sure konustular ama yapacak daha iyi bir isleri olmadigindan supheyle yaklassalar da Dahhim’e geleceklerini soylediler. Hep beraber disari cikip once eve ugradilar zira Dahhim ustlerine bir ceki duzen vermelerini rica etmisti. Yolda Dahhim etraflarindaki kalabaligi tamamen dagitmadan once bir cocuk Lakashtari’ye yaklasip eline kucuk bir kagit ilistirdi. Mesaj Keshan’dan geliyordu, gorunuse gore aksam bulusmak istemekteydi. Lakashtari mesaji kaale almadi ama kimseye de birsey soylemedi. Eve gelmeden once Arueth ve Obsidius gruptan tekrar ayrildilar ve temple’a gittiler. digerleri evde biraz temizlenip daha sonra Dahhim ile beraber Xaxis’in evine dogru yola ciktilar.Bilge Xaxis Silverymoon’un zengin tuccarlarinin ve ust tabaka komutan ve yoneticilerinin oturdugu bir bolgede oturmaktaydi. Etraftaki malikanelere oranla mutevazi sayilabilecek bir evin onunde durdular ve kapiyi tikladilar. Bir usak kapiyi acti ve onlari iceri alip Xaxis’in calisma odasina goturdu. Xaxis 40 yaslarinda dinc ve dinamik bir adamdi, kel kafasinin tersine gur kahverengi sakallari vardi ve zevkli giyimiyle oldukca etkileyici bir goruntusu vardi. Heyecanla ve koca bir gulumsemeyle calisma odasinin kapisini acti ve hepsiyle tek tek el sikisti. Herbiri hakkinda belliki pardraig’ten cok sey dinlemisti. Once onlari basarilari icin kutladi daha sonra da herbirini duydugu basarilarini dile getirerek onurlandirdi. Sarap ikram etti fakat sadece Eglath kabul etti digerleri kibarca reddettiler. Bir kac dakika son gunlerde yasananlardan bahsettikten sonra Xaxis onlari neden cagirdigini anlatmaya basladi. Lady Alustriel’in sadece baris uzerine kurulu politik taktiklerinin artik etkisiz kaldigini dusunen Xaxis biraz guc kullanmanin gerekliligine inaniyordu. Ayrica digerlerinin aksine Xaxis asil tehlikenin Astrid degil grubun yanlislikla serbest biraktigi Devil olduguna inaniyordu. Devil’in ele gecirdigi artifact ile beraber bir ordu yaratmasina izin verilirse, Astrid ile guclerini birlestirse de birletirmese de Silverymoon’un cok guclu iki ordu tarafindan kapana kistirilacagini soyluyordu. Gruba Lady’nin Devil’in yerini ogrendigini ama onlari korumak adina ve Astrid uzerine yonlendirmek adina bu bilgiyi paylasmadigini soyledikten sonra eger Devil’dan kurtulmak fikrine sicak bakarlarsa en guvenilir uc elit korumasi ile beraber gizli bir goreve gitmek isteyip istemediklerini sordu. Grup daha kimseyle konusmadan boyle bir gorevi kabul etmemeye kararli oldugundan ve bu yeni tanistiklari adama tamamen guvenmediklerinden teklifi hemen kabul etmediler ve Lady Alustriel ile konusmak istediklerini soylediler. Xaxis hevesini kaybetmis gibi gorunuyordu, onlara Alustriel’in bu konuda olumsuz yanit verecegini ama kararin onlara ait oldugunu soyledi. 3 genc Xaxis’e tesekkur edip ordan ayrildilar. Dahhim onlari kapida bekliyordu. Eglath Pardraig toplantidan cikar cikmaz kendilerine haber vermesini soyledikten sonra ayrildilar ve eve gittiler. 2-3 saat kadar sonra Dahhim kapilarini caldi ve Pardraig’in ofisine geri dondugunu bildirdi. Eglath, Rasputin ve Lakashtari tekrar yola ciktilar. Pardraig odasinda yine volta atiyordu, gencler iceri girdiklerinde yuzu guldu. Hosgeldiniz diyip digerlerini sordu, templeda dinlendiklerini soylediler. Eglath hemen Alustriel ile aralarindaki durumu sordu. Pardraig biraz sinirliydi, politik sacmaliklar oldugunu, kazandiklari koca zaferin, Zakreash’i kovaladiklarinin goz ardi edildigini soyluyorduki Rasputin araya girip Zakreash’in kolunu bag of holdingten cikardi. Pardraig sok icinde kola bakti, “bu ne be?!” diye bagiriyordu, Rasputin bunun Zakreash’in eli oldugunu ve Zakreashle beraber birde ejderha bulduklarini soyleyip, ejderha boynuzlarini gosterdi. Pardraig sevincten yerinde ziplamaktaydi, “Aferin size!! Helal Olsun!!” diye bagirarak Rasputin’in elinden ejderha boynuzlarini kaptigi gibi disari firladi. Grup sok icinde pesi sira kosarken, Pardraig kapinin onune cikip, “Askerleriim bir ejderha oldurduuuk!” diye kukredi. Bir anda etraftaki butun askerler ve halk Pardarig’in onune toplandi. bagiriyorlar cagiriyorlar ve gencler adina tezaurat yapiyorlardi. Pardraig hemen iki askere seslenip ejderha boynuzlarini garnizonun kapisina asmalarini istedi. Eglath Pardraig’e sesini duyurmaya calisiyor boynuzlara ihtiyaci oldugunu anlatmaya calisiyordu ama Pardraig bir sure kimseyi duyacak durumda degildi. Dahhim’e bagirip Alustriel’e gitmesini, Zakreash’in oldugu bilgisini vermesini istedi. Askerlerden bir tezaurat firtinasi daha koptu. Pardraig sonunda Eglath’i duyabildiginde ejderha boynuzlarini sadece bir kac gun tutacagini sonra Eglath’a geri verecegini soyledi. Eglath bu cuceyi babasi gibi sevmisti ve adama hayir diyemiyordu. Pardraig ile beraber tekrar iceri girdiler, Alustriel ile acil konusmak istediklerini kuzeydeki kale ile ilgili planlari oldugunu soylediler. Pardraig Alustriel ile konusmak icin hic uygun bir zaman olmadigini eger illa konusmak istiyorlarsa bir gun beklemelerini istedi. Bu sirada Rasputin de Pardraig’e ejderhanin hazinesinden bahsedip Silverymoon hazinesine aktarip orda korumak istediklerini soyledi. Pardraig hemen haznedara bir mektup yazip Dahhim ile beraber adama gitmelerini haznedarin bu isleri cok kolay hallettigini soyledi. Grup Pardraig ile vedalasip Dahhim ile beraber Silverymoon hazinesinin yolunu tuttu. Haznedar oldukca yasli bir adamdi, Pardraig’in mektubunu okuduktan sonra, sahip olduklari paranin miktarini ve yerini sordu. 6 milyon altinlari vardi ve kaleden buraya getirilmesi gerekiyordu. Haznedar notlarini aldiktan sonra paranin guvenligi icin gunluk 200 altin alinacagini, parayi getirmenin ise 5000 altin tutacagini soyledi, grup sartlari kabul edince yarin sabaha hazir olacaklarini da ekledi. Grup ordan ciktiktan sonra market alaninda biraz dolastiktan sonra eve gitmeye karar verdi. Lakashtari kendisiyle icmeye gelmek isteyen olup olmadigini sordu, kimse gelmek istemeyince de kendisi de digerleriyle beraber evin yolunu tuttu. Ertesi sabah erkenden ise koyulan grup haznedar ve yanindaki iki buyucuyude alarak summon ettikleri phantom steed lerle kaleye dogru yola ciktilar. Gizli gecitten tunellere girerek dikkatlice ejderha inine geri geldiler. Haznedar ve buyuculer gordukleri karsisinda oldukca etkilenmislerdi, iki buyucu uzun bir rituele basladilar ve bir 20 dakika sonra haznedarla beraber altinlarida alip teleport oldular. Grup tunellerden dogru geri donup cikisa geldiklerinde marketten aldiklari 20 tane alchemist fire’i kayalik bir yere yigip atese verdiler, amaclari ejderha inine girisi yikmak ve olasi bir tehlikeye karsi kaleyi savunmakti. Fakat alchemist fire’larin yarattigi patlama dagin saglam yapisina hicbir zarar verememisti. Yapacak birsey olmadigina karar verip silverymoon’a geri donduler. Donduklerinde bu kez Lady Alustriel ile konusmak icin universiteye gittiler. Onlari Celthric karsiladi. Bir kac dakika sonra Lady’nin calisma odasina vardiklarinda Alustriel’i onlarca mektup arasinda kaybolmus halde buldular. Gencleri karsisinda gorunce bir tepki vermeyen buyucu onlari masasinin yanindaki sandalyelere buyur etti. Eglath ve Rasputin baslarindan gecenleri ve bundan sonra yapilacaklar icin akillarindaki planlari pespese anlatmaya basladilar. Grup kuzeydeki kaleyi silverymoon’dan bulduklari tas ve duvar ustalariyla saglamlastirmayi, Icewind Dale’dan kurtarmayi planladiklari Goliath ordusu ilede guclendirmeyi ve Silverymoon’a muttefik olarak katilmayi oneriyorlardi. Lady Alsutriel fikirlerinin oldukca iyi oldugunu ama kendisinden ne istediklerini sorunca da Goliath ordusunu edinene kadar kaleyi savunmak icin birlik istediklerini soylediler. Lady Alustriel’in yuzunden hosnutsuzlugu belli olmaktaydi, tedbirsizce giristikleri savasta 200 askeri yeni kaybettiklerini ve su anda onlara verecek adami olmadigini soyledi. Silverymoon icerisindeki parali askerlerden kucuk bir birlik kurmalarini tavsiye etti. Grupta herkes saskindi reddedileceklerini dusunmemislerdi, hatta silverymoon’a bir iyilik yaptiklarini dusunuyorlardi. Bir sure daha israr edince Lady Alustriel biraz sinirlenerek, onlarin yuzunden zaten kirilgan olan kuzey ittifakinin tehlikeye girdigini, bu kontrolsuz guc kullanimi nedeniyle basinin bir cok huysuz politikaciyla derde girdigini soyleyip onlara bulacaklari parali askerleri kontrol etmesi icin bir knight saglayabilecegini soyledi. Ardindan isterlerse Pardraig’le gorusmelerini belki onun daha fazla yardimci olabilecegini soyleyip yazismalarina geri dondu. Kahramanca karsilanacaklarini dusundukleri yerde soguk cevaplar alan grubun tepesi atti ve daha fazla konusmadan Lady’nin yanindan ayrildilar. Cikarken Celthric ile uzun sure gorusen grup ellerindeki bazi itemlari enchantlarinin upgrade edilmesi icin verdiler. Ayni zamanda Celthric’ten bir cok rituel de satin alan grup, bir miktarda geri donus icin portal scroll’u satin alip universiteden ayrildi. Tekrar Xaxis’e gitmeye karar verip yola ciktiklarinda kucuk bir cocuk yine Lakashtari’ye gelip eline bir kagit verdi ve Lak cevap veremeden uzaklasti. Bu mesajda Keshan’dan geliyordu ama bu kez aralarinda bir yanlis anlasma oldugnu anladigini, uzgun oldugunu eger kabul ederse kolyesini geri istedigini soyluyordu. Eglath bu garip mesajlarla ilgili sorular sormaya baslayinca Lakashtari bir aksam barda tanistigi adami ona verdigi kolyeyi, daha sonra para icin kolyeyi satisini ve adamin pesini birakmayisini anlatti. Eglath’in kafasi iyice bozuldu ve konusmadan yoluna devam etti. Xaxis’in evine varip ona gorevi kabul edeceklerini soylediklerinde Xaxis cok sevindi ve hemen detaylari anlatmaya basladi. Kendi elit korumalarindan bir buyucu ve iki savasciyi onlarin emrine verecekti ve onlar gelene kadar kendisini mumkun oldugunca guvende tutmaya calisacakti zira oda bir suikast girisiminden korkmuyor degildi. Daha sonra Devil’in su anda bulundugu yerin Hellgate Keep adinda eski bir kale oldugunu soyledi. Yarin sabaha hazir olabileceklerini soylediginde Rasputin neden hemen gimediklerini sordu. Xaxis biraz sasirmisti ama 3-4 saate hazir olabileceklerini soyledi. Digerleri o kadar acele ayrilmaya hevesli degildi ve bu nedenle ertesi sabah yola cikmak uzere anlastilar. Xaxis onlara tekrar tesekkur edip yolcu etti. Grup eve gidip dinlenmeden once yapilacak bir kac sey kalmisti, once markete ugrayip ertesi gunku yolculuk icin eksikleri tamamladilar. Bu sirada sehrin cesitli zanaatkarlariyla da gorusup ellerindeki ejderha scale lari ve disleri ile cesitli silah ve zirh siparisi verdiler. Mistik’e ugrayan Lakashtari sadece bir Alchemist fire’i kaldigini ogrenince cok uzuldu ama o kalan bir taneyide satin almayi unutmadi, tam dukkandan cikiyordu ki uzak kosede gunes gibi parlayan kolyeyi gordu. Bu Keshan’in ona verdigi kolyeydi. Gruptan digerleri de kolyeyi daha one gormusler hatta almayi bile dusunmuslerdi, yanliz kolye 150bin altin degerindeydi ve Lakashtari kolyeyi daha gecen gun kadina 500 altina satmisti. Mistik kolyenin uzerine cok guclu bir enchant yaptirdigini iddia ediyor fiyatin o nedenle yuksek oldugunu soyluyordu. Lakashtari kolyeyi satin almak istediyse de Eglath’in sert bir cikisla “gecen gun 500e sat bugun 150bine geri al, yok oyle bisey” demesiyle kararindan vaz gecti. Hep beraber markette islerini bitirdikten sonra vedalasmak uzere Pardraig’i goremeye gittiler. Pardraig hala kapisindaki ejderha boynuzlarini seyrediyordu ve keyfi yerinde gibi gorunuyordu. Grup Alustriel ile konusmalarini anlatip durumdan hic hoslanmadiklarini soyledikten sonra kuzeydeki kaleyi tutmaktan vazgectiklerini soylediler. Pardraig’in bu habere cani sikilmisti, guvenebilecegi birilerini kuzeyde gozculuk yapar halde istiyordu ama grup parali askerlere guvenmediklerini, ayni zamanda Silverymoon taraindan degerlerinin bilinmedigini de soyleyerek kaleyi tutmaya gerek duymadiklarini soylediler. Eger Goliath kabilesini alip gelebilirlerse kaleye tekrar bakacaklardi ve belki o zaman yerlesebilirlerdi. Pardraig onlara gecici olarak birilerini bulmaya calisacagini soyledi. En son olarak Eglath kisa bir sureligine ozel bir goreve gittiklerini soyleyip cuceyle vedalasti ve ejderha boynuzlarini geri istedi. Pardraig “dur hele bir kac gun daha kalsin, sen gorevden gelince alirsin bunlari” diyerek Eglath’i tekrar ikna etmeyi basarip onlari yolcu etti.
Artik aksam ustu olmustu ve eve dogru ilerliyorlardi ki Lakashtari Keshan ile konusmaya gidecegini kendisiyle gelebilecek olup olmadigini sordu. Kimse gelmek istemedi zaten Eglath cevap bile vermemisti. Lakashtari bu kez kendisi gitmeye karar verip bir onceki notta yazan hana dogru ilerledi. Arueth Dark elf sezgilerine guvenerek Lakashtari’yi takip etmeye karar verdi. Lak uzun bir sure yurudukten sonra limanlardaki buyuk gemilerin gorus alanina girdigi bir sirada aradigi hani buldu. Burasi kendi kaldiklari hana gore oldukca luks ve sakindi, icerideki masalar dolu olmasina ragmen iceride gurultu olmadigi gibi, uzak kosede bir bard hatun guzel sarkilar soylemekteydi. Barmen Lakashtari’ye bakip gulumsedi tam bir sey soyleyecektiki, Lakashtari solda bir kosede kendi kendine sarabini yudumlayan Keshan’i gordu. Hemen o yone dogru ilerledi. Adam’in siyah kisa saclari los isikta isil isil parliyordu, kaytan biyiklari ozenle taranmis, ozel deri zirhi cilalanmisti. Lakashtari’yi gorunce hemen ayagi firladi, gozleri cakmak cakmak olmustu. “Hosgeldin” dedi “lutfen otur”. “Sana hemen yiyecek bir seyler soyliyim, ne istersin?” diye sordu. Lakashtari bir sey yemeyecegini ama bir seyler icebilecegini soyledi. Keshan hemen hali hazirda onceden doldurulmus dinlenmis sarap kadehini Lakashtari’ye uzatti ve tekrar gorusmelerinin serefine kadeh kaldirdilar. Lakashtari huzursuzdu, bu adamdan sonsuza dek kurtulmak istiyor ama bir yandan da kolyesini sattigi icin rahatsizlik duyuyordu. Tam soze basliyacakken Keshan araya girdi, nasil oldugunu sordu, neler yaptiklarini, haklarinda cok sey duydugunu, gercekten ejderha oldurup oldurmediklerini soruyor bir yandan da Lakashtari’nin biten kadehini dolduruyordu. Lakashtari en sonunda konuya girecek firsati bulmustu. Ona cok iyi bir insan oldugunu ama sorunun kendisinde oldugunu (:P) kendisine hediye ettigi kolyeyi de paraya muhtac oldugu icin sattigini anlatti. Keshan bunu duyunca bir kahkaha atip “iste ben buna icerim” dedi ve tekrar sarap kadehlerini kaldirdilar. Lakashtari tekrar soze baslayip Keshan’in ne kadar iyi bir insan oldugundan baslamistiki Keshan “Kes lan Kes! kolyemi Mistik’e sattigini bilmiyorum sanki. Ne kadar basit bir insanmissin sen be!. Bana boyle bir saygisizlik yapip yanina kalacagini mi dusundun?” dedi. Lakashtari tam bir soktaydi ne diyecegini bilemiyordu ve o anda farkettiki aslinda zaten istese de konusamiyordu. Uzerindeki tum hakimiyetini kaybetmisti, sanki kendisine disardan bakiyor gibiydi. Keshan devam etti “bak simdi ne yapicaz, elini uzat bana” dedi ve Lakashtari daha ne oldugunu anlamadan elini Keshan’a uzatmisti bile. Keshan yerinden kalkti elini Lakashtari’nin beline dolayip onu masadan kaldirdi. “Diger kolunu omzuma at ve gulumse” dedi. Lakashtari Keshana sarildi ve beraber mutlu bir sekilde handan disari dogru ciktilar. Lakashtari icinden cigliklar atiyor mental mesajlar gondermeye calisiyordu ama ne akli ne bedeni kendi kontrolundeydi. Handan ciktiklarinda kapinin kenarinda onlari gozleyen Arueth’i de gormedi.
Arueth Lakashtari’yi hana kadar takip etmis ve ortamin oldukca luks oldugunu gorunce iceri girmeden kapinin yaninda beklemye baslamisti. Bulundugu yerden iceriyi az da olsa gorebiliyor Lakashtari’nin oturdugu masayi izliyordu. Bir sure boyunca konusup ictiklerini gordukten sonra Lakashtari’nin adama elini uzattigini ve daha sonra da beraber sarmas dolas handan ciktiklarini hayretler icinde izledi. Dark elf sezgileri garip bir seyler dondugunu bagiriyordu ona, cifti izlemeye karar verdi. Guzel bahceli evlerin oldugu sokaklardan yurumeye basladilar. Ileride bir aradan sola donduklerinde o da adimlarini hizlandirip sola dondu ve doner donmez iki muhafizla burun buruna geldi. Kendisini insan seklinde gosteren pelerin hala uzerindeydi buna icinden sukretti. muhafizlar oranin ozel mulk oldugunu ve geri gitmesini rica ettiler. Arueth Keshan’in arkadasi oldugunu iddia etsede muhafizlar gulerek Keshan’in senin gibi bir arkadasini tanimiyoruz diyerek Arueth’e dogru ilerlediler. Arueth konuyu uzatmamaya karar verip gerisin geri dondu. Adamlarin gorus alanindan ciktiktan sonra evlerin etrafindan dolasip Lakashtari’nin izini bulmaya calistiysa da etraf muhafizlarla kayniyordu ve ikili hicte acele etmedikleri icin belirgin bir iz birakmamislardi. Mecburen Lakashtari’yi kaderine birakip eve geri dondu.
Evin kapisindan iceri palas pandiras dalan Arueth herkesi ayaga kaldirdi. “Eglath! Lakashtari Keshan’la gitti” diye bagirdi. Herkes etrafina toplaninca da neler yasandigini bir bir anlatti. Tam sozlerini yeni bitirmisti ki kapi calindi. Temkinli bir sekilde kapiya gidip "kim o?’ dediler ama ses yoktu. Kapiyi actiklarinda yerde bir not buldular. Not Keshan’dan geliyordu, Lakashtari’nin simdilik misafiri oldugunu, bu nedenle saygisizca sattigi kolyesini geri almanin onlara dustugunu soyluyordu. Yarin aksam saat 20:00 de Dancing Goat hanina bir paket icinde kolyeyi ve 50bin altinlik odemeyi birakmalarini, daha sonra saat tam 21:00 de moongate kapisindan disari cikmalarini. Bir sonraki nobet degisimine kadar bekleyip yeni gelen guardlardan birindeki notu almalarini istiyordu. Bu sayede Lakashtari’yi sag salim alabileceklerdi. Aksi halde kolyesinin parasini Lakashtari’den cikaracagini yazmisti. Eglath sinirden kopurmustu, herkesin uykusu kacmis tepesi atmisti. Ilk akillarina gelen sey Pardraig’den nobet tutacak guardlarin listesini alip teker teker sorgulamaak oldu. Pardraig’i bulmak icin Dancing Goat hanina gittiler. Tam da umduklari gibi Pardraig iki adamiyla beraber orda icmekteydi. Her zaman oldugunu gibi gencleri hep beraber gorunce midesine bir tas oturmus gibi hissetti. Nefesini tutup ne oldugunu sordu. Grup durumu anlatinca “Hatun olani mi kacirdilar? hadi bee” seklinde bir tepki verdikten sonra yanindaki adamlardan birini grupla beraber garnizon binasina gonderdi ve nobet listesini almalarini soyledi. Hep beraber hizla garnizona dogru ilerlediler. Gece uzun olacaga benziyordu.
##Hellgate Keep##
Yillar yillar once gatekeeper crystal ile harabe haline getirilmis dev kalenin tas toprak dolu bos sokaklari uzak bir ritm ile titremeye baslamisti. Bum…Bum…Bum… Her bir titremede kucuk taslar ve toz bulutlari kalenin merkezine dogru agir agir cekilmekteydi. Bum…Bum…Bum… Zar zor ayakta duran hasarli bir kule buyuk bir gurultuyle coktu.. BUMBUMBUM… Havada kulaklari sagir eden bir catirti sesi duyuldu ve Kalenin merkezinden goge dogru kizil bir isik etrafa tas ve kaya parcalari gondererek firladi. Goge degdigi yerde dev bir girdap olusturmustu. Deprem oluyordu, yer yarilmaya basladi ve gok yuzunden ates toplari dusmeye basladi. BUUUMBUUUM….BUUUM……
##Devami Haftaya##

View
Oyun 13 - Quetzalcot ve hazinesi

Grup odanin disinda Zakreash’i takip etmenin ve ayidan kurtulmanin yollarini aradiklari sirada, iceride hazine odasini korumakta olan boz ayi sahibinin pesinden duvardaki delikten gecip asagiya atladi. Bir anda durumun degismesiyle sasiran grup ayinin pesinden gitmenin akillica olmayacagina karar verip geri dondu ve biraz once Zakreash’in duvarini yikarak ciktigi gizli odaya geri donerek buyuk sandigin basina toplandilar. uzerindeki tuzagi etkisiz hale getirip actiklarinda oldukca kaliteli bir kac silah, kemer ve bir yuzuk buldular. yuzugun Ring of Brotherhood oldugunu ogrendiler, bu yuzuk cift olarak yaratilmisti ve yuzukleri takan kisiler birbirlerinin o anki durumunu, hislerini ve kus ucusu mesafelerini hissedebiliyordu. Eglath yuzugu takar takmaz basi donmeye basladi. Bir seyler hissediyordu. Diger kisi herkimse 600-700 metre ilerideydi ve aci icinde yanmaktaydi. Eglath baglantiyi kopardiktan sonra digerlerine bakti ama kimsenin verecegi bir cevap yoktu. Diger yuzugun sahibi Zakreash olabilirdi ama en son yanlarindan kactiginda o kadar kotu durumda degildi ve asagidaki koridorlara indiklerinde daha once sicak bir yer gormemislerdi. Eglath ve Rasputin belki Zakreash’in magma dolu bir alana dusmus olabilecegini tahmin ettiler. Bu sirada Lakashtari bag of holding’inin icindekileri yere boca ederek hazine odasina kostu ve altinlari doldurmaya basladi. Eglath’da yanmayan okcu kulelerinden birine cikarak asagidaki savasa bir goz atmaya karar verdi. Ileriye baktiginda 10-15 kisilik bir Silverymoon grubunun agir agir kaleye dogru geldigini gordu. Bir sure sonra Lord Pardraig gorundu ve Eglath’a hemen asagiya inip kapiyi acmasini soyledi. Hep beraber asagiya kostular, bu sirada Rasputin de hazine odasina girerek bag of holding’ini altinlarla doldurmaya basladi. Eglath on kapiyi acarken bir yandan yuregi agzindaydi, Pardraig’in nasil bir tepki verecegini tahmin edemiyordu, kaleyi almislar ama cok adam kaybetmisler ve tuzaga dusmuslerdi. Pardraig iceri girdi Eglath’in karsisinda durup kalenin icinin guvende oiup olmadigini sordu. Eglath da tamamen temizlendigini Zakreash’in da kactigini soyledi. Pardraig bir kahkaha atip Eglath’in omzuna vurdu ve “bir zafer kazandik!” dedi.
Grup Pardraig ile beraber kalenin butun katlarini teker teker gezerken Pardraig durumun hic iyi olmadigini, burda tuzaga dusmelerinin Silverymoon’da casuslar oldugunun kesin gostergisi oldugunu, bu durumda da Luskan’a gizli gitme sanslarinin az oldugunu anlatti. En son kata cikip hazine odasini gordugunde Pardraig’in keyfi yerine geldi, kaybettigi adamlarin yerine geleceklerin egitimi icin gereken butce karsisinda duruyordu. Grubun kendileri icin yeterince aldigini gorunce beraberindeki adamlardan bir kacina altinlari tasimak icin de gereken hazirliklarin yapilmasini emretti. Bir sure sonra 3. kata geri donup buyuk yemek masasina oturdular. Asagidaki mutfakta taze et ve sarap bulduklarindan kendilerine guzel bir ziyafet cektikten sonra Pardraig artik kalenin yeni sahibinin onlar oldugunu soyledi. Bu habere cok sasiran gencler ilk basta karsi saldiri olasiliklarindan ve guvensiz olabileceginden bahsettilerse de Pardraig’in kararindan hizla vazgecmeye niyetlendigini gorunce kabul edip tesekkur ettiler. Pardraig onlardan kuzeyin yeni gozculeri olmalarini istiyordu. Bu kalede ikamet ettikleri surece etrafta gozlerine carpanlari haber etmeleri yeterliydi. Grup bu yeni gelismelerden ve yeni gorevlerinden memnun bir sekilde dinlenmeye cekildi.
Uyandiklarinda Obsidius ve Arueth kendilerini cok iyi hissetmiyorlardi, ozellikle Arueth uyanmakta zorluk cektigini farketti. Salona ciktiklarinda Pardraig’in muhafizlarindan ikisi onlari beklemekteydi. Onlar dinlenirken Silverymoon’dan destek kuvvetlerin geldigini, gerekli seyleri toplayip Pardraig ile beraber gittiklerini ilettiler. Pardraig yapilan savas ve yasanan kayiplardan hakli olarak ust kattaki hazineyi de almisti. Rasputin ve Lakashtari yaklasik 50biner altinla dolu olan cantalarinin verdigi mutlulukla bu habere cok uzulmediler.
Bir sure ne yapacaklarina karar vermeye calistiktan sonra Eglath yuzugu tekrar takarak sahibinin durumunu ogrenmeye calisti. Bu sefer durum ilgincti, diger yuzugun uzakligini hissedebiliyor ama sahibinden bir yasam belirtisi alamiyordu. En sonunda Zakreash ve ayisinin pesinden gitmeye karar vererek en ust kata ciktilar ve kendilerini bos hazine odasinin yikik duvarindan asagiya biraktilar. Daha onceki gecitte oldugu gibi bu seferde bir iki dakika boyunca dar bit tunelden asagiya dogru kaydilar ve bu kez 4-5 metrelik bir yukseklikten asagiya dustuler. Eger olu bir ayiniin yumusak kurkunun uzerine dusmus olmasalardi ciddi zarar alabilirlerdi. Baktiklarinda ayinin bu dususten sonra bacaklarinin kirildigini ve kan kaybindan olmus oldugunu tahmin ettiler. Lakashtari zavalli hayvan icin bir kac goz yasi bile dokerken digerleri esyalarini toparlayip Zakreash’in biraktigi belli olan kan izlerini takip etmeye basladilar.
Tunel yine zifiri karanlikti, Rasputin bir mesale yakti, dar, kayalik bir koridordu bu. Daha once dustuklerine benziyordu ama aynisi degildi. Bazi noktalarda tavandan sular damlamis ve golcukler olusturmustu. Agir agir temkinli bir sekilde ilerlediler. Kan izlerini takip ettikce havanin hissedilir bir sekilde isindigini farkettiklerinde dagin icinde bir magma tabakasina yaklastiklari konusundaki hisleri guclendi. Bir kac yol ayrimina gelip yine Zakreash’in biraktigi izleri takip ederek yollarina devam ettikten sonra ince bir koridor ve doksan derece bir donusten sonra bir acikliga geldiler. Bes alti metre onlerinden baslayan aciklikta zemin kare kare kesilmis obsidian taslardan olusmaktaydi, odanin sag ve sol taraflarini bulunduklari acidan goremiyorlar ama odanin tam karsisindaki duvarda kucuk bir aciklik ve icinde parlayan bir seyler gorebiliyorlardi. Ayni zamanda onlerindeki acikligin tas duvarlarinda kirmizi ve sari isik dalgalanmalarini gormek onlari iyice sasirtti. Rasputin en iyisinin iceri bir kaya parcasi firlatmak oldugnu dusundu, etrafina bakti ama cakil taslari disinda bir sey goremeyeince gurzunu cikarip duvara vurarak buyuk bir kaya parcasi koparmaya calisti. Gurz sertce duvara indigi anda hepsinin yuzune bir sicaklik dalgasi carpti ve ayni anda kulaklari sagir eden bir kukreme dagin temellerini yerinden sarsti. Sok icinde nefes bile almadan bekleyen grup, onlerindeki acikligin kirmizi pullu, etrafinda ates ve kul bulutlari dolasan dev bir ejderha kafasi tarafindan kaplandigini gorunce birer ciglik attilar. Hepsinin beyninde alarm zilleri caliyor ayaklari geri geri gidiyordu. Eglath ve Rasputin “ey yuce Ejderha,biz sadece…” seklinde cumlelere basladilarsa da Quetzalcot “hazinemi bulan kimseyi sag birakmam!” diyerek etrafi bir anda alevlerle kapladi. Ustleri baslari alev alan grup kacmak icin geriye dogru yonelirken Rasputin “EEAAAH” diye bagirarak ileri atladi. Bunu goren digerleri de tekrar savasa katilmak icin ilerlediler. Ejderha tunelin verdigi dezavantajdan kurtulmak icin grubun bulundugu yeri bir buyuyle eriterek uzerinde yurumeyi bir iskence haline getirdi. Bir kac saniye sonra grup koridorun icinde savas pozisyonlarini almis boylece Ejderhanin olumcul pence ve dislerinden korunmaya calisirken, on saflarda ise Rasputin ve Eglath dise dis savasmaya basladilar. Ejderhanin etrafindaki alev ve kul bulutu savastiklari her saniye genisliyor, hepsini birden icine aldiginda ise korkunc bir gurultuyle alev aliyor hepsini ciddi bir sekilde yakiyordu. Bu patlamanin hemen sonrasinda zehirli bulut ejderhanin etrafina geri cekiliyor ve bir kac saniye sonra tekrar buyumeye basliyordu. Grup bir yandan bu korkunc ejderhayla savasirken bir yandan da olmadik anlarda Obsidius ve Arueth sinirlerine hakim olamiyor, uzerlerindeki hastalik nedeniyle kontrollerini kaybedip yanlarindaki arkadaslarina saldiriyorlardi. Ortama tam bir kaos hakimdi, alevlerden goz gozu gormuyor, kul bulutu nefes almayi zorlastiriyordu. Obsidius bir kac ates buyusu denedi ama aci bir sekilde yaptigi ates buyulerinin kendilerine geri yansidigini farkedince arcane buyulerine yoneldi. Lakashtari ise yaratigin iradesine saldiriyordu ama Ejderha cok gucluydu ve basarili olmakta oldukca zorlaniyordu. Arueth savasin basindan bu yana elindeki crossbow’unu o kadar olumcul bir tutarlilikla kullaniyordu ki Ejderha’nin butun nefretini tek basina kazanmisti. Oklarinin heribiri genc ejderhanin aralikli pullarinin en zayif noktalarini vuruyor, yaratigin aci icinde kivranmasina neden oluyordu. Arueth’in efektif ataklarini farketen Eglath Warlord egitminin verdigi yeteneklerle Ejderhanin dikkatini dagitarak Arueth’e ikinci, ucuncu okunu firlatmasi icin sans taniyordu. Sonunda Ejderha acik alanda aldigi zarari farkederek tunelin cikisindan cekildi ve sol tarafta gozden kayboldu. Grup yaratik tarafindan bozguna ugramamak icin disari cikmaya cesaret edemiyordu. Obsidius bir shadow cohort summon etti ve minion’ini cikisa dogru gonderdi. araliktan cikar cikmaz ejderha tarafindan saldiriya ugrayan cohort’u obsidius uzak bir noktaya cektikten sonra Rasputin girise dogru ilerledi ve Lakashtari’den aldigi bir ayna yardimiyla ejderhanin yerini belirlemeye calisti. Bu sirada ejderhanin etrafindaki zehirli bulut genislemeye ve patlamaya devam ediyordu. Rasputin alevlerden kacinmak icin biraz geri cekilip aynayla tekrar baktiginda bu kez ejderhayi sol tarafta goremedi. O sirada Arueth’de ilerledi ve kapinin agzina kadar geldiginde yaratigin tam tepelerinde ucmakta oldugunu gorduler. Yaratik kapinin tam tepesinde oldugundan Obsidius ve Lakashtari buyu yapabilecek kadar iyi goremiyorlardi. Eglath’da ondeki Rasputin ve Arueth’e katilinca Arueth hemen etraflarini bir toz bulutuyla kapladi ve Ejderha’ya ok yagdirmaya devam etti. Ejderhada buna karsilik Arueth’in toz bulutuyla kapladigi alandaki zemini eriterek onlari ordan cikmaya zorluyordu. Ejderha boynundaki sayisiz ok yarasindan ciddi kan kaybediyor, toz duman icinde dusmanlarini bulamiyordu, karsi tarafta ise Rasputin, Eglath ve Arueth’in hem durduklari zemin nedeniyle ayaklari kavruluyor hemde ejderhanin etrafindaki zehirden nefes alamiyorlardi. Derken Ejderhanin pencesi Eglath’i buldu ve vucudunu bastan asagiya kan icinde birakti. Durumun ciddiyetini goren Rasputin hemen Eglath’in uzerine kapanip bir buyu sozuyle hem onu hemde kendisini arkadaki guvenli bolgeye teleport etti. Tabi bu durumda onde tek basina yanliz kalan Arueth Ejderha’nin uzerine cullandigini gordu ama yapacak bir sey yoktu. Penceler ve disler ayni anda saldirdi ve kirilgan dark elf kanlar icinde sicak zemine dustu. bilincini kaybetmis, yaralarindan kanlar oluk oluk akarken ayni zamanda dayanilmayacak kadar sicak bir zemine dusmus ve Ejderhanin zehirli bulutlari icinde kalmisti, bu zalim hayata gozlerini yummasi an meselesiydi.
Etraftaki tum hareket yavasladi, sanki zaman durmustu, herkes birbirine bakiyordu, alevler dort bir yandan yuzlerini yaliyor, bulunduklari yerde ayakta durmak bile can yakiyordu. zehirli gazlar uzerlerine dogru son genislemelerini yapmak uzereydi. Eglath yerde sayikliyor, Arueth kanlar icinde yatiyor, digerleri ise koridorun arka tarafinda son canlariyla ne yapabileceklerini dusunuyorlardiki Rasputin gurzunu cekti, Obsidius’a bakti “Ya o ya biz!” diye bagirip kendini alevlerin icine atarak charge etti!. Bir yandan kosuyor bir yandan bagiriyordu, erimis zemin taslarina basarken hic birsey hissetmedi, ailesinden kalma kadim yuzuk onu atese karsi bir nebzede olsa koruyordu. Zehirli bulutlarin icinde daldi ve zar zor havada kalmaya ugrasan ajderhanin gogsune gurzunu indirdi. Muthis bir kukreme duyuldu, Rasputin hayvanin acilan kocaman agzinin onu yutmak uzere oldugunu farkettigi anda kullerin arasindan robe’u alevler icinde elleri, ayaklari ve yuzu kararmis Obsidius iki elinden iki magic missile firlatarak ileri dogru atildi. Magic missile’ler Rasputin’i yemek uzere acilan cenesinde patlayan ejderha agir agir havada asili oldugu yerden yere dogru dusmeye basladi. Rasputin ve Obsidius acidan ve sicaktan yuzleri carpilmis halde hayvanin agir agir yere carpisini izlerken etraflarindaki kul bulutu alev aldi ve butun odayi ve koridoru yuttu.
Saniyeler sonra Rasputin ayaga kalkti, etrafina bakti, Obsidius yaninda yerdeydi, Arueth kendi kanindan bir golun icinde yatiyordu. Koridorun arkasini gorebilmek icin elini gozlerinin uzerine tuttu ve agir agir yuruyerek gelen Lakashtari ve Eglath’i gorunce sevindi. ellerinde kalan healing potionlari hemen Arueth ve Obsidius’a icirdiler. Arueth olume o kadar yaklasmistiki toparlanmasi oldukca zaman aldi. Iste o anda herkes kendine gelip etraftaki duman ve is dindiginde onlerinde muazzam bir ejderhanin, dev bir kertenkelenin yattigini gorduler. Herkes bir anda cigliklar atip birbirlerine sarildilar. Bir ejderha oldurmuslerdi ve daha da guzeli ejderhanin uyudugu yerde simdiye kadar gordukleri en buyuk altin yigini bulunmaktaydi. Lakashtari burada 5-6 milyondan fazla altin oldugunu haykiriyordu, bir yandan da acaba bu altinlarin mi yoksa o an cantasindaki yukardan aldigi altinlarin mi daha degerli oldugunu hesaplamaya koyulmustu. Eglath kabilesinin kaninin damarlarinda cokuyla aktigini hissetti, o ejderha kabilesinden geliyordu ve bir ejderha oldurmek kendi kabilesi icin en buyuk onurlardan biriydi. Bu ejderhanin boynuzlarini kullanarak eski kabilesinin uzerinde hak bile iddia edebilirdi. Tam bu sirada Zakreash’in zeminde duran tek kolunu gordu, gorunuse gore dev kurtadam ejderha yemi olmustu. Egildi ve parmagindan yuzugu cikardi. Obsidius ve Rasputin tam karsilarindaki odaya dogru yoneldiler, burasi bir onceki genis oda gibi obsidian tasindan yapilmisti ve Obsidius nedenini biliyordu, burasi da shadowfell’e gecis noktalarindan biriydi. Buraya ilk geldikleri gun bunu farketmisti. Odada ozenle asilmis muazzam guzellikte zirhlar vardi, bir mithral full plate armor, bir ejderha pullarindan yapilma scale armor ve bir stonemail vardi. Rasputin ve Eglath agizlari acik vaziyette zirhlara bakarken Obsidius direk karsisindaki gumusi siyah renkli, tavandan akan suya dogru ilerledi. elini uzatti ve sular geri cekildi, arkalarinda buyukce bir sandik birakarak. Grup boyle bir sandigi nesme yakinlarinda acmis ve icinden ilk ozel silahlarini bulmuslardi. Obsidius sandigi heyecanla acti ve icinde bir staff ve bir orb oldugunu gordu. Orbu alip Lakashtari’ye verdikten sonra gozlerini tekrar staff’a cevirdi. Bu su ana kadar gordugu hicbir staff’a benzemiyordu, altin ve siyah renklerde desenlerle dolu staff canli alevler icindeydi, bir ucundan bir ucuna kadar yaniyordu. Staff’in uc kisminda altindan bir patlama sembolize edilmis ve tam ortasinda da belli belirsiz bir “P” harfi islenmisti. Obsidius staff’i eline aldiginda ellerinin yanmadigini gordu ve staff’in muazzam gucunu hissedebildigini farketti. Rasputin staff’in ozelliklerini ogrenmek icin konsantre oldugunda kendini bir anda dev bir savas alanina tepeden bakan bir dagin tepesinde buldu, etrafta yuzbinlerce insan, elf, cuce , goblin , orc ve daha nice irk birbiriyle savasmaktaydi. Rasputin bu oldukca gercekci gorunen ruyada arkasini dondugunde ise yanliz olmadigini gordu. Tam karsisinda bir buyucu duruyordu ama bu gordugu hicbir buyucuye benzemiyordu, Simsiyah pelerininin altinda alevden zirhlar giyyordu, kafasinda etrafinda atesten bir kusun dondugu bir tac takmaktaydi ve elinde ise az once Rasputin’in ne oldugunu anlamaya calistigi muhtesem staff duruyordu. Adam her kimse insandan cok bir tanri gibi gorunuyordu. Rasputin birden kendine geldi ve tekrar ejderhayi oldurdukleri yerde oldugunu gordu. Obsidius’a staff’i gostererek “Bu staff tahmin edemiyecegin kadar guclu bir buyucuye aitmis, ve gorunuse gore sahip oldugu teksey de bu staff degil” dedi.
Rasputin odanin ortasinda durdu, etrafina bakti, Lakashtari altinlarin icinde yuzmeye baslamis, Arueth Zakreash’in sandigindan aldigi kilic ve dagger’i kusanmis, Obsidius agzindan salyalari akita akita elindeki staff’a konsantre olmus ve Eglath ise kestigi ejderha kafasinin ustune bir ayagini atmis sanki yuzbinlerce Goliath’a poz vermekteydi. “En kotu gunumuz boyle olsun!” dedi ve zamaninda Nesme’deki evinden getirdigi sarap matarasini kafasina dikti. Tum grup hep beraber “AUU!” diye haykirdi, birtek Lakashtarinin sesi altinlarin altindan duyulmadi.
##Devami Haftaya##

View
Oyun 12 - Zakreash kaciyor parti kovaliyor

Obsidius’un ritueli ile kendilerini universitenin soguk odalarindan birinde bulan grup hic vakit kaybetmeden solugu Pardraig’in yaninda aldi. Bu sirada Obsidius Celthric’ten enchant edilen staff’i ile yeni bir teleport scroll’u almayi ihmal etmedi. Pardraig’e olani biteni hizla anlatirken, kalenin neredeyse bos oldugunu, yanlarinda biraz destek kuvvet olursa kaleyi alabileceklerini soylediler. Cucenin gozleri parladi. Zakreash’in kalesi savunmasiz durumdaydi, bu cuce icin paha bicilmez bir firsatti. Rasputin’den kalenin detaylarini ogrendikten sonra genclerle ertesi sabah bulusmak uzere vedalasti ve hizla ofisinden cikip konseyle gorusmeye gitti. Lady Alustriel sehirde degildi bu da aslinda Pardraig’in isine geliyordu zira High lady bu tarz bir saldiriyi pek onaylamayabilirdi. Adimlarini hizlandirdi, daha sabaha kadar 200 askeri hazir etmesi gerekiyordu.
Gencler Pardraig’in yanindan cikip yine market alanina yoneldiler. Yarin onlari buyuk bir savas bekliyordu ve gerekli hazirliklari yapmalilardi. Lakashtari Alchemist fire stokunu gozden gecirdi ve sadece bir tane kalmis oldugunu gordu. 10 tane daha almaya karar verdi, zira onemli seydi Alchemist fire. girdigi dukkanda once tomarla altin sacarak 5-6 tane alchemist fire aldi, daha sonra daha cok almak istedigi icin Keshan’in ona verdigi kolyeyi adama gosterdi. Saticinin gozleri buyudu ama hemen ilgilenmez bir tavir takinarak “eh iste bir 150 altin eder” dedi. Lakasthari en son bir pazarlikla 3-4 Alchemist fire karsiliginda kolyeyi adama satti. Adam kolyeyi aninda cebine atip Lakashtari’ye bir avuc dolusu healing potion da sattiktan sonra bir de bunlari tasimasi icin 1000 altinlik bag of holding satti. Lakashtari ve arkadaslari ciktiktan sonra 1 haftalik kazancini cikaran satici kepenkleri kapatip icmeye gitti.
Daha fazla oyalanmayip eve gidip yatan grup ertesi sabah erkenden kalkip Pardraig’i bulmaya gitti. Kapiya vardiklarinda Dahhim onlari karsiladi ve Pardraig’in yarim saat kadar once 200 askerden olusan bir orduyla kuzeye dogru at surmeye basladigini soyledi. Grup hemen atlari hazirlayip peslerinden yola koyuldu ve biraz hizli giderek bir saat icinde orduyu yakaladilar. O gun pardraig ile beraber at surup onlerindeki savasla ilgili konustular. Pardraig onlari savasin ortasinda istemiyordu bu nedenle daha once iceri girdikleri gibi yine farkettirmeden girmelerini, girdikten sonra da once onlara kalenin kapisini acmalarini, yapabilirlerse iceriden gelebilecek destek birliklerinin onunu kesmelerini ve kulenin cesitli yerlerindeki olasi okculari etkisiz hale getirmelerini istedi. Grup, ozellikle de Eglath meydanda savasmak istemelerine ragmen, yapmalari gereken gorevin de onemi acikti ve caresiz Pardraig’i onayladilar.
Daha once yaptiklari gibi ormandan iceri kisa bir sure girip atlari biraktilar. Bir kac saat daha yuruyup kaleyi sagdan gorebilecek bir alana girdiler. Burada Pardraig grubun ayrilmasini istedi ve onlara cok guvendigini, zaferin onlarin elinde oldugunu da hatirlatarak stres yapmadan dikkatli gitmelerini soyledi. Tam Eglath detaylar ile ilgili bir seyler soracakti ki kaleden savas borulari otmeye basladi, askerler kiliclarini cekti ve hepsi bir anda kale duvarlarina dogru hucuma gectiler. Grup olabildigince dikkatli ve bir okadar da gergin bir halde daha once girdikleri gizli gecidi bulup iceri dogru suzuldu. Bu kez zindanlara giden koridoru pas gecip direk soldan ilerleyerek giris katina varmayi umarak ilerlediler. Bir yandan da koridorlari olasi baska gizli gecitler icin surekli kontrol ediyorlardi. Onlerine daha once oldugu gibi orulu bir duvar ve mekanizmayi calistiracak bir kol cikti. Arueth hizlica kontrol edince bir tuzak oldugunu gordu, hemen etkisiz hale getirip gizli gecidi araladi. sessizce kayan duvar arkasinda los ve pis kokulu bir oda ortaya cikardi. etraftaki esyalardan buranin bir talim odasi oldugu anlasilabiliyordu. Bir an iceri girecek gibi olduktan sonra hemen solundan gelen hiriltili soluklari duydu ve oldugu yerde durdu. Lakashtari’nin Robe’unun cebinden cikardigi aynayi alarak iceriye iyice bir goz attiktan sonra arkadaslarina donup geri donmelerini isaret etti. Zira iceride 10-15 kadar adam yuzleri odanin kapisina donuk hazir beklemektelerdi, belliki birinin gelmesini yada bir isareti bekliyorlardi. Arueth grupta tartisma cikmamasindan emin olmak icin iceride 30 kisi oldugunu soyleyip koridordan yukari dogru devam etti. Tam bu sirada yerin sarsildigini hissettiler, havada korkunc uluma sesleri yankilandi ve sanki iki dev birbiryle carpismis gibi buyuk bir gumburtu koptu, celigin celige vurma sesleri yankilanmaya basladi, bir kac saniye sonra bir baska carpisma sesi daha geldi. Grup yanlis bir seyler oldugunu sezmisti ama su anda onlerindeki ise odaklanmaliydilar. Bir sure sonra yukari dogru giden yol ayrimindan devam ederek ikinci kara ciktilar. ikinci katin bos koridorlarindan birine cikan gizi kapiyi actiktan sonra etrafi soyle bir gozden gecirdiler ve gorunuse gore etraf sakindi. bu kat ufak odalarla doluydu ama kimseye farkedilmemek icin bu odalari incelemekten vazgectiler. Biraz dusunup durumu tarttiktan sonra en iyi fikrin Arueth’in tek basina 2. katin diger tarafindaki merdivenlere gitmesi ve asagi inerek giris katindaki kapiyi kimseye gorunmeden acmaya calismasi idi. Arueth hemen harekete gecti, kucuk odalarin yanindan gecti, bazilarindan inlemeler bazilarindan ise hiriltilar yukselmekteydi, butun odalari gecip sessizce alt kata inen Arueth karsisinda giris kapisini buldu. Giris katinin tamami simdilik bos gorunuyordu. golgeleri takip edip kapiya yaklastiginda disarida kopan kiyameti tum vahsetiyle gorebildi.
##
Pardraig askerlerini dogrudan ana kapiya dogru yoneltmisti, bir yandanda sagdaki ve soldaki gruplar merdivenlerle surlara tirmanacakti, kalede gorunen savunma o kadar azdiki Pardraig agzi kulaklarinda guluyordu. Ta ki sol taraflarindaki agaclarin yirtilircasina cikardiklari catirtilari duyana kadar. 150 kadar kurt ve kurt adamdan olusan vahsi birlik Pardraig’in sol kanadina balyoz gibi indi, ilk siralardaki sovalyeler keskin penceler ve disler arasinda saniyeler icinde paramparca olmuslardi. Pardraig bir cuceydi ve oldukca deneyimli bir cuceydi, sesini butun karmasanin ustune yukseltip komutlarini ardi ardina siraladi ve durumu aninda kontrol altina aldi, askerlerin sag kanat icinde hazirlikli olmalarini emretmisti zira dustukleri bu tuzagin nasi isledigini cok iyi biliyordu. Tam tahmin ettigi gibi sag taraflarindan da 150 kadar yaratik ormanin icinden yildirim gibi cikip askerlere dogru hucum ettiler ama sag kanat Pardraig sayesinde hazirlanmis ve mizraklarini cikarmis beklemekteydiler. onlarca kurtadam kendi momentumlarini durduramayarak ilk siralardaki keskin mizraklara saplanip cansiz yere yigildilar. Pardraig tuzaga dusuruldugunun farkindaydi ayrica kalenin kulelerinden de oklar yagmaktaydi ama asil soru tuzagi kuranin kim olduguydu, bu genclerden olusan grubun oyununa mi gelmisti yoksa daha buyuk bir oyun mu donuyordu? Eger buradan sag cikmayi basarirsa neler olup bittigini ogrenecegine yemin etti.
##
Arueth durumu gorunce once ne yapacagini bilemedi, ordu iki yandan sikistirilmisti, kapiyi acsa kaleye girmeleri manasizdi, girseler bile girmeye calisirlarken cok daha fazla kayip verebilirlerdi. O bunlari dusunurken salonun diger tarafindaki odadan firlayan 10-15 kisilik bir grup savas naralari atarak kapiya dogru kosmaya basladi. Arueth kendisini farketmediklerini gorunce hizlica merdivenlere kadar geri cekildi. Merdivenlerden durumu izleyince bu grubun kale kapsini acip savasa katilarak Pardraig’in kale tarafindaki acik olan kanadina saldirdiklarini gordu. Hizlica yukari kosup grubun yanina gelen Arueth asagidaki durumu anlatti, hararetli bir tartisma basladi, Arueth kesinlikle asagiya inip, savasa yeni katilan gruba arkadan saldirmalarini istiyor, digerleri ise yukaridaki okcu kulelerini halletmeleri gerektigini soyluyorlardi. tartisma devam ederken zaman geciyor savas olanca siddetiyle devam ediyordu. En sonunda Arueth okcu kuleleriyle kendisinin ilgilenecegini soyleyip onlari asagiya savasa katilmaya gonderdi. Merdivenlere kadar beraber gittikten sonra grup asagiya hizli adimlarla giderken Arueth peslerinden soyle bir bakti ve yukariya dogru devam etti.
##
ust katta karanlikta bekliyordu, asagida konustuklarini duymustu ve verdikleri karari memnuniyetle karsiladi. Grubu bolen maceracilara bayilirdi, isin daha da guzel tarafi yukari gelen drow’du, kacak bir drow kadar onu eglendirecek cok az sey vardi. sabirla bekledi. Arueth diger merdivenlerin basinda gorundugunde ellerini kiliclarinin uzrine koydu ve bekledi. Arueth etrafi soyle bir incelemis ama bir sey gorememisti. “Cok yazik” diye dusundu Grenda ve izlemeye devam etti. Atueth cantasindan Lakashtari’den aldigi Alchemist fire’lardan iki tanesini cikarip ilk kule merdivenini tirmandi ve kapagi aralayip iki okcunun oldugu kucuk odaciga siseleri firlatti. Butun kulenin alev aldigi anda kapiyi kapatip asagi atladi ve adamlarin aci icinde haykirislarini dinledi, ilk kule tamamdi. “Cok sinsice” dedi Grenda. Arueth topuklari uzerinde hizla dondu ve Drow’u gordu. simsiyah deri zirhlar giyiyordu ve iki elinde de oldukca essiz scimitarlar vardi. tembelce odanin karsisindaki duvara omzunu yaslamis onu izliyordu. “kendi evinden kacan korkak bir drow’dan daha iyisini beklemek dogru olmazdi heralde” dedi. Arueth “Menzoberanzan benim evim degil, ordan da irkimdan da nefret ediyorum” diyerek cevap verdi. “Eh evet evin olmadigi dogru zaten senin evdekilerin kanlariyla sokaklari yikamistik” diyen Grenda “Gercek bir drow’la yuzlesecek cesaretin var mi kacak?” diye devam etti ve adim adim Arueth’e yaklasti. Arueth de iclerinde mor alevler yanan gozlerini karsisindaki soguk katil gozlerinden ayirmadan dusmanini odanin ortasinda karsiladi. bir kac saniyeligine hava agirlasti, ustlerindeki kulelerdeki adamlarin bagirislari boguklasti, asagida yuzlerce kilicin zirhlara vurarken cikardigi sesler sanki artik cok uzaklardaydi. O anda onlari goren biri olsa iki katilin, iki olum tacirinin, iki kilic ustasinin birbirini tarttigini dusunurdu ama aslinda bu iki drow’un, fiziksel ozellikleri ne kadar ayniysa icleri de bir okadar farkliydi. Kiliclar isildadi ve dans basladi. Ilk darbe Arueth’den geldi pesi sirada Grenda’dan, olculu darbelerdi, dusmanlarini tartiyorlardi. Pesi sira olumcul ataklar birbirini izledi, Arueth her zamanki gibi ortami toza bulayarak karsisindaki katilin kilictaki avantajini kirmayi basardi. Grenda’nin usta kiliclari Arueth’i bir turlu bulamazken, Arueth en olmadik anda bir ortaya cikiyor bir kayboluyordu. Grenda durumun iyi gitmedigini anlayinca bir iki savunma atagi yapip gerisin geri merdiven bosluguna kosup kayboldu. Arueth heyecanlanmisti “hadi nerdesin? ne oldu bakiyorum kaciyorsun? hahaha” diye arkasindan bagirdi ama ses yoktu. Onun kendisini uzerine cektigini dusunerek pesinden gitmekten vazgecti ve hemen diger okcu kulesine yoneldi. merdivenleri hizla tirmanip bu kuleye de iki alchemist fire gonderip kapagi kapadi. Tam merdivenden asagi indigi anda Grenda golgeler arasindan tekrar firladi ve Arueth’e charge etti. Arueth atagi gecistirdi ama toz bulutunun disinda kalmisti, hemen elini soldan saga kaydirarak toz bulutunu tekrar uzerine cekti ama gec kalmisti. Grenda kendi etrafinda donerek iki usta isi kiliciyla iki olumcul darbe indirdi ve son darbeyle Arueth bilincsiz kanlar icinde yere yigildi.
Grenda guluyordu, kisa surede olsa eglenmisti simdi sira bu gence odulunu vermeye gelmisti. Baygin Arueth’i kafasindan tutup merdivenlerden asagiya surukledi.
##
Grubun kalani merdivenleri kosar adim inip hizla kendilerini disari attilar ama karsilarindaki manzara icin hazirlikli olmalari beklenemezdi. Etraflarinda her turden vahsi yaratik, kapana kisilmis orduya pence ve disleriyle olumune saldiriyorlardi. kurtlar, kurtadamlar, insan seklinde kertenkeleler, ayilar, kaplanlar. Pardraig’in ordusu yari yariya azalmis gorunuyordu, Her yer cesetti, asker ve hayvan cesetleri ustuste yatiyordu. dikkatlerini toplayabildiklerinde iceriden cikan grubun tam onlerinde savastigini gorduler, 3 buyuk kurt 2 kurtadam, 2 kertenkeleadam ve 3 insandan olusuyorlardi. Acilisi Obsidius dev bir fireballla yapti ve herkesi bir anda kavurdu. 3 adami indirmis, digerlerini de agir yaralamisti, savasin hararetinden dusmanlarin arasindaki bir askeri farkedememis ve onuda malesef yakmisti. Alev topunun icinden ilk firlayanlar buyuk kurtlar oldu. Eglath ve Rasputin’e saldirdilar. Arkalarindan kurtadamlar ve kertenkeleler takip etti, onlar ise Obsidius ve Lakashtari’yi kendilerine hedef aldilar. Grup karsilarindakilere gore oldukca deneyimliydi ve yavas yavas cok da zorlanmadan yaratiklari indirmeye basladilar. Bu sirada genclerin kale kapisindan cikip on taraftan gelen yeni birliklere saldirdigini goren Pardraig aradigi firsati buldu ve tum orduya duzenli sekilde geri cekilme emri verdi. Aninda kumelesen ordu yavas yavas geri cekilmeye ve yaratiklari uzerlerine cekmeye basladilar. Bu durum savas taktikleri konusunda deneyimsiz genc grup uzerinde moral bozuklugu yaratti ve savastiklari yaratiklari bir yandan oldurmeye calisirken bir yandan da Pardraig’e geri donmesini bagirmaya calistilar, Pardraig’in neden geri cekildigine anlam veremiyorlardi. Lakashtari’nin gozu ise okculardaydi, sagdan ve soldan bi kac okcunun durdugunu gormustu ama tamami durmamisti, hala oklar yagiyordu. Arueth’i yanlis tanimiyorsa bu kadar zaman icinde onlari saf disi birakmis olmaliydi. bu da basinin belada oldugu anlamina geliyordu. Ona telepatik olarak ulasmaya calisti ama onlerinde savas cok hareketliydi ve yaratiklar surekli ona saldiriyorlardi. Kapidaki savas butun sertligiyle devam etti, kurtadamlarin regenerasyon ozellikleri ve dayanikli derileri savasin uzamasina ve tehlikede olan arkadaslarina yardim edememelerine neden oluyordu
##
Bu sirada 3. kattaki balkonundan savas alanina bakan Zakreash ise cucenin gun sona ermeden kale kapilarini tekrar zorlayacagindan emindi. Ordusunun kalanini guclu bir savunma hatti halinde geri cekiyor, bir yandan okcularin menzilinden cikiyor bir yandanda duzensiz ve kontrolsuz saldiran kurtadamlarin iyice yorulmasini bekliyordu. Cok kayip verecekti ama sag cikacakti bundan emindi. Hizlica odasina gitti ve gizli gecitten ust kara cikti, hazine odasina girip rituele basladi, cok zamani yoktu ya yardim alacakti yada burayi terkedecekti.
##
kurtadamlarin sonuncusunu da yere indirdiklerinde Lakashtari “Arueth’in basi belada” diye bagirdi. Eglath coktan merdivenleri tirmanmaya baslamisti, Rasputin ise arkalarindan kale kapisinida kapatip takip etti. Hizla 4. kata geldiler ama kimseyi bulamadilar. Rasputin ve Obsidius hizlica diger kulelerdeki okcularin isini bitirirken Eglath da Arueth’in izlerini takip etti. Bu sirada Lakashtari de etraftaki duvarlara surtune surtune gizli kapilar aramaktaydi. Arueth diger merdivenlerden asagi suruklenmise benziyordu, grup hemen tekrar toparlanip izlerin pesine dustu. 2. kata kadar indiklerinde izlerin bir odaya girdigini gorduler. Rasputin kapinin koluna asillip acti, Grenda’nin kurdugu tuzak iki kucuk ok firlatti ve Rasputin baygin halde yuzustu yere dustu. Arueth’i burada yatar halde buldular. Mucize eseri hala hayattaydi, kendine geldikten sonra Rasputin hemen Arueth’in yaralari ile ilgilendi. Arueth kendine geldiginde silahlarinin olmadigini gordu, ayrica parasi da yoktu, ustelik kendisini de hic iyi hissetmiyordu. Digerleri Arueth’in ensesine kazinmis isareti hemen gorduler ama bir sure soylemediler, bir zincir sembolu kazinmisti. Arueth kalkabilecek duruma geldiginde tekrar yola ciktilar. Bu kez hedef 3. kati arastirmak ve Zakreash’i bulmakti.
##
Grenda savasin iyi gitmedigini zaten tahmis etmisti, Zakreash’in ordusu kontrolsuzdu generalleri de kaleden cikamayacak kadar korkakti. Ellerini kemerinde asili duran bir cift yeni kilic uzerinde gezdirdi ve siritti. Tahminen bu drowla tekrar karsilacak yine eglenecekti. Gencler onun icin gizli bir gecidi de acik birakmislardi, ne kadar nazik bir hareketti bu. Karanlik gecitten girip gozden kayboldu
##
3. kat ve salonun en sonundaki taht bostu. Odalarin kapilari acikti terkedilmis gorunuyordu. Grup ihtiyatli bir sekilde ilerledi ve etrafta goz gezdirdi. Rasputin Tahtin etrafindaki duvarlarda gizli bir mekanizma aramaya karar verdi ve gercekten de icine dogdugu uzere bir tasin ozel oldugunu farketti. iceri dogru bastirdiginda yandaki odalardan birinden bir kayma sesi geldi. Herkes odaya dogru giderken Lakashtari ise dili disarda tahtin uzerine comelmis buyuk yakutlardan birini sokmeye calisiyordu. Biraz ugrasti ve bir tanesini soktu. Hemen gozunu oradaki bir zumrute dikti. Bu sirada grup diger odadaki calisma masasini ve uzerinde Astrid’in notlarini buldular ve goz gezdirdiler. Genel olarak bilmedikleri bir sey yoktu, gorunuse gore de deminki mekanizma bu odada gizli bir kapi acmisti. Herkes kapiya dogru yonelirken, Eglath Lakashtari’nin nerde olduguna bakindi. Tam o sirada salon tarafindan “AAhh elim” diye Lakashtari’nin sesi geldi.
Grup Rasputin ve Eglath’i on tarafa koyarak gizli gecitten yukari dogru giden merdivenleri tirmandilar. daha oncekilere benzer sekilde bir duvar ve bir kol ile karsilastiklarinda herkes karsilarina Zakreash’in cikma olasiligina karsi hazirlanmisti. Eglath kolu cekti ve Buyuk kapi kayarak acildi. Karsilarinda ufak sayilabilecek bir oda vardi, sol taraflarinda oldukca buyuk bir sandik, tam karsilarinda ise acik mavi parlayan bir cember icinde Zakreash durmaktaydi. Iceri girdikleri anda onlara sirti donuktu ve karsi duvarda bir elf ile konusmaktaydi. “Ordunu hemen buraya gonder!!” diye bagiriyordu Zakreash ama o anda arkasindaki sesi duyup dondu ve duvardaki goruntu kayboldu. Genc grup Astrid’in yuzunu ilk kez gorme serefine erismisti.
Zakreash bu kadar dezavantajli bir konumda yakalanmayi beklemiyordu, once konusmak istedi, kime calistiklarini neden bu isi yaptiklarini sordu ama gunlerdir badireden badireye kosan, paranoyakligin dibine vurmus, defalarca bir cok varlik tarafindan kandirilmis genclerin konusmaya pek hevesi yoktu. Rasputin gurzunu savurdu, Eglath kilicini indirdi ve dev Zakreash ile savaslari o anda basladi. Yaratik cok buyuktu, penceleri buyuk siddetle iniyordu ama on saftaki Eglath ve Rasputin ayni siddette karsilik veriyorlardi. Aldiklari savas pozisyonu muhtesemdi, Zakreash arkadaki savunmasiz buyuculere ve drow’a erisemiyor agir zirhli dusmanlariyla savasmak zorunda kaliyordu. Savas devam ettikce bu dezavantaj Zakreash’in gozunu iyiden iyiye korkutmaya basladi, Moonwood ormanlarindaki hakimiyetini bir grup genc maceraci yuzunden kaybedecek degildi, bugun yasayip yarin irkindan yuzlercesiyle tekrar savasacakti. Kurda donustu ve gerisin geri donup az once Astrid’le konustugu duvari parcalayip 4. kata cikti. Eglath kendisinden kacan dusmandan hic hazetmezdi ve kilicini oyle bir nefretle savurduki dev kurdun sol arka ayagini neredeyse paramparca etti. Zakreash’in artik saniyeleri kalmisti ya kacacak yada olecekti. Hizla hazine odasina ilerledi kapiyi acti ve ayisinin yanindan dogru karsi duvara charge ederek duvari yikip karanliklar icinde kayboldu.
Grup pesinden kossa da Zakreash’in kacmasina engel olamamisti ve simdi yikilan duvarla aralarinda yarim tonluk dev bir ayi durmaktaydi. Lakashtari ayiyi bir buyuyle durtukledi, hayvan vahsi gozlerle onu suzdu. Simdi ne olacakti, Zakreash’i yakalayabilecekler miydi? Pardraig’in durumu neydi? bu kaleden kurtulabilecekler miydi? Hazine odasindaki sandikta neler vardi?
##
“Devami haftaya”
##

View

I'm sorry, but we no longer support this web browser. Please upgrade your browser or install Chrome or Firefox to enjoy the full functionality of this site.