For the New and Unseen

Burasi Bizim :)

Burada hikayenin her hafta gelisimini yazicam, ilerde eskiden neler olmus seklinde bakmak icin yada bir hafta gelemeyen biri olursa takip etmesi icin guzel bir tool.

View
Intro

D&D Forgetton Realms.

rasputin obsidius Eglath ve Lakashtari, ana sehre 3 gun uzaklikta bir ticaret kasabasinda dogup buyuyen 4 maceraperesttir. cocukluktan beridir birbirlerinden ayrilmayan 4luden Eglath ve Lakashtari yavas yavas yakinlasmaya baslamistir. yanliz henuz iki tarafta digerine bunu itiraf edebilmis degildir. bu 4 kanka yasadiklari koyun buyuk bir ticaret yolu uzerinde de bulunmasi nedeniyle yolculara, savascilara ve ticarete cok yakin buyumusler ve kendilerini bilinmez bi maceraya atmak icin can atmaktadirlar. sadece hayal kurmaklada kalmayip ilgi alanlari uzerinde calismaya ve karsiligin yorucu ve uzun isler yaparak kasabanin belli basli ustalarindan egitimde almaktadirlar. egitimlerinde ilerlemeye basladiktan sonra kasaba sakinlerinden is almaya baslarlar, baslarda genellikle getir gotur isleri olsada yilmazlar devam ederler, zira amac kasabada yeterince guvenilir olduklarini ispatlayip, sehire gidebilecekleri gorevler alabilmektir.
Buyuk bir ticaret konvoyunun geldigi bir hafta, gunun yorgunlugunu bir birayla atmaya calisan rasputin, kendisine dogru kasabananin en buyuk hani olan EjderAlevi’nin sahibi Adarc’in hizla geldigini gorur. Birasini usulca yere koyup, yasli tombul hanciyi suzmeye baslar. Adarc hizla yaklasir ve soyle der, butun bekciler konvoy nobetinde, git o caylak arkadaslarini da al yaninada bir ise yarayin. rasputin sarap ficilari tasiyacaklarina neredeyse emin hemen cevap verir, ben hallederim hanci kac fici var. Adarc, ficilar tepedeki depoda at arabasinda hazir, ama sorun o degil, benim beceriksiz usak arabaya erisememis, gorunuse gore arabanin etrafinda bir iki kurt dolaniyor. sen ve digerleri gidin bana getirin su arabayi, 1 aylik harcliginiz bu aksam benden. rasputin donup kalmistir, kurtlar? belki de boz kurtlar? yok canim muhtemelen birkac it diye gecirir icinden ama yine de heycanlidir, bu adamakilli aldiklari ilk istir. Butun yorgunlugu uzerinden bi anda silinen rasputin adimlarini obsidiusun evine dogru hizlandirir, Eglath ve Lakashtarii da zaten en son ufak handa icerken birakmistir.

rasputin kosarak eve daldiginda obsidius sabahtan beri bir turlu duzgun sekilde yapamadigi bir buyu uzerinde calisiyordu ve artik son denemelerini yapiyordu. tabi rasputin’in iceri girmesiyle tum konsantrasyonu bozuldu ve buyu ufak bir toz bulutu cikarmak disinda bir ise yaramadi. tam agzina geleni soylemek icin rasputina donmustu ki, rasputin’in gozlerindeki isigi gorunce duraksadi. uzun zamandir rasputin’i boyle heyecanli gormemisti.

rasputin hancinin anlattiklarini aktarirken, obsidius’un siniri de heyecana donusmeye basladi. hemen gerekli bir kac kese, buyu kitabi ve asasini alip gidelim dedi rasputin’a. Eglath ve Lakashtari nerde, haberin var mi? handa olmalari lazim diyen rasputin kapidan hizli adimlarla cikip hana dogru yoneldi. obsidius de beklemeden pesine takildi…

rasputin ve obsidius kendilerini Nesme’nin bu aksam her zamankinden de kalabalik olan sokaklarina attilar. Nesme, kitanin kuzey batisinda Surbin irmagi ile Evermoors ormani arasina kurulmus ortaboy bir kasabaydi. 2 gun uzaklikta doguda kalan buyuk baskentlerden Silverymooon’a giden tum ticaret konvoylarinin son ugrak noktasiydi. Nesme ayni zamanda Silverymoon icin hem kuzeyden hemde batidan gelebilecek tehlikelere karsi gozculuk gorevini ustleniyordu, kendi boyutundaki bir kasabaya gore donanimli sayilabilecek bir guard unitesi vardi, zaten gelen buyuk konvoylarin mutlaka kendi korumalari ve parali askerleri olurdu o nedenle isleri kolay sayilirdi. Ayrica son yillarda kimse Orc raidlerinden yada barbar istilarindan bahsetmez olmustu, bunlar cok uzak efsaneler olmaya baslamislardi bile. Silverymoon kuzeyin en buyuk sehri ve kitanin guzel insanlarinin koruyucu semboluydu, kendine ait buyuk bir ordunun yani sira efsanelere gore Mythal denen anchient buyulerle de korunmaktaydi.

Sonbaharin bu serin aksaminda, sarkilarin, naralarin, kahkahalarin birbirine karistigi bir gurultu arasindan siyrilan iki genc, sehrin kuzey ucuna daha yakin olan “Ufakhan” a vardilar. icerisi ufak bir somine atesiyle hem aydinlanip hem isinmaktaydi. Baharatli patates ve yukusak koyun eti kokusu yuzlerine tatli tatli carpti. rasputin bi an ac oldugunu hissetti ama obsidius onu durtukleyip Eglathle Lakashtariin aylak aylak oturduklari masaya dogru cekistirdi. pff su buyuculerin hep acelesi vardi zaten, nolurdu simdi bi kuzu butuna gomulseydi..

Çok sevdigi tavuk kanatlarinin son parçalarini kemirmekte olan Eglath, rasputin ve Obsidius’u kapida görünce kafasiyla Lakashtaria geldikleri yönü isaret edip bankin üzerinde yana dogru kaykildi, fakat acele acele kendisine dogru seyirtmeleri Eglath’in de kafasinda soru isareti olusturmustu. Yeterince yaklastiklarinda Obsidius’a sordu: “Hayirdir?”…

Hanci Brod, iceri yildirim gibi dalan delikanlilari merakla suzdu, iyi cocuklardi, cok calisiyorlardi, ona cok kez agir islerde yardim etmiserdi. Bugun isler iyiydi, gidip onlara biraz daha kanat goturmeye karar verdi, oglanin yediklerine bakilirsa iki kova kanat yetmemis gibiydi…

obsidius, Eglathin soran bakislarina, sonrasinda da bos tabaklara bakti. bu kadar seyi ikisi yemis olamaz diye dusunurken Eglath sabirsizca sordu yine: anlatacak misiniz neler oluyor? bir obsidius’e bir rasputin’a bakiyordu. Lakashtari da butun dikkatini onlara vermisti. obsidius tam anlatmaya baslarken hancinin gonderdigi yeni kanatlar masaya geldi, cok lezzetli gorunuyorlardi. birden rasputin’in karnindan kuvvetli bir gurultu geldi. obsidius’u kolundan cekerek masaya oturdu: once bir seyler yiyelim… obsidius cocuklugundan beri yemekle arasi olmayan zayif bi adam olarak rasputin’in bu tip hareketlerine pek anlam veremese de alismisti. bu kadar onemli bir gelisme varken nasil yemek dusunebiliyordu? rasputin kanatlara saldirirken, obsidius de ondan aldigi bilgiyi Eglath ve Lakashtari’a anlatmaya basladi…

rasputin masaya gelen tabaklari birer birer bosaltirken Obsidius ve Eglathin muhabbeti sadece bir ugultu olarak geliroydu kulaklarina. Obsidiusun hareketlerine bakacak olursa Adarc’in kendilerinden istedigi seyi anlatiyor olmaliydi ama suanda önemi yoktu, önemli olan sadece yeni siparis ettigi domuz kaburgalarinin masaya ne zaman gelecegiydi. Masadakiler rasputinin bu durumuna alismislardi ne de olasa onu yillardir taniyolardi ve rasputin her zaman böyleydi. Ama onlarin bilmedigi ve rasputin anlatmadikca asla bilemeyecekleri ‘O’ aksam tapinakta, cult’a kabul töreninde yasananlardi…

bir on dakika sonra “kucukhan” in kapilarindan ufak tefek celimsiz bir cocuk girdi, bayagi hirpalanmis bir goruntusu vardi, sag bacaginin alt tarafi sargiliydi ve sekiyordu. yuzunde de sislikler vardi, dudagi bi kac yerinden patlamis gibi duruyordu. 4 genc arasindan kafasi tabaga gomulmemis olan bir tek Lakashtari’di ve cocugu da ilk o gordu, onu hemen tanidi, Adarc’in ciragi Horster’di. Horster Lakashtari’i gordu ve elinden geldigince hizli masaya dogru segirdi. Masaya geldiginde Lakashtari somine atesine yaklasmasiyla cocugun aydinlanan yuzunun tahmin ettiginden de kotu durumda oldugunu gordu. tam ne oldugunu soracakti ki, cocuk alel acele, “Adarc sizi bulmami soyledi, saraplari tukeniyor bugun cok misafiri var, o at arabasini hemen getirmenizi istiyor” dedi…….

obsidius aceleyle masadan kalkti, hadi daha fazla oyalanmayalim derken aklinda bi iki kurt nasil bu kadar sorun cikarir ki sorusu vardi. her neyse, kisa yoldan kurtlari def eder, bi gecede bir aylik harcliklarini kazanirlardi. uzun zaman sonra biraz heyecan ve hareket de fena olmazdi zaten.

tepedeki deponun yerini biliyordu hepsi, handan cikip o yone dogru yurumeye basladiklarinda rasputin hala elindeki domuz kaburgasini siyiriyordu…

UfakHan ile Thorak’in demircisinin arasindaki karanlik sokakta golgelerin icinde iki cift goz, iki kukuletali figur kipirtisiz beklemekteydi, Larc onlara gozculuk gorevi vermisti, onlarinda ne Larc’in sozunden cikmaya nede en ufak detayi atlamaya niyeti vardi. Handan once cirak cikti, durumu pek iyi degildi kukuletali figur hafifce siritti sonra arkasindan gelen 4luyu gorunce ciddilesti. bunlar alisilagelmis muhafizlardan degillerdi, ikiside dikkat kesildiler. Genclerdi hararetle konusuyorlardi, gorunusure gore Adarc muhafizlara fazladan para yedirmek istememis sehrin genclerinden yararlanmak istemisti. Kisa sure dusundu, muhafizlar kadar iri kiyim degillerdi, aslinda celimsiz bile sayilirlardi, ama asil sorun muhafizlardan daha akilli olabilirlerdi. Her halukarda bu bir komplikasyondu ve bunlari dusunmek kendi isi degildi. onun isi gozlemekti. Yanindaki ileri dogru bir adim atti, onlari takip etmeye niyetli oldugu belliydi. Tharis yildirim hiziyla ayak bileginden cektigi obsidian dagger’i Zek’in cenesinin altina yapistirdi. Zek oldugu yerde durdu ama ona bakmadi.Tharis keyiflenmisti, kafasiyla hanin arkasini isaret etti ve ses cikarmadan gozden kayboldu. Zek elindeki zehirli hanceri cikardigi gibi hissettirmeden geri kinina koydu ve bi kac saniye sonra Tharis’in pesinden oda golgelere karisti.

View
Oyun 1 - Tuzak

Grup gorevi alir almaz Ejderalevi’ne dogru hizli adimlarla devam etti, hanin arka tarafina gecen grup, burda at arabasini getirecekleri ambari gorduler, kapisinda bir guard beklemekteydi. Ormanin derinliklerine dogru giden patikayi izlemeye devam ettiler, patika bir yol ayrimina geldiginde solda atlarin sesini duyar gibi oldular. bi 5 dakika daha temkinli sekilde yuruduklerinde atlarin panik halde kisnediklerini duyabiliyorlardi. kosarak son donemeci alan grup, karsilarinda 3 gri kurt ve onlarla mucadele eden bir kopek buldu. goz acip kapayinacaya kadar kiliclar cekilmis, buyulerin alevi geceyi patlamalarla aydinlatmaya baslamisti. Rasputin kurtlarin her manevrasini insan ustu bir sezgiyle goruyor ve savasi yonlendiriyordu. ayni sebepten 2 buyuk beyaz kurt savasa katildiginda hic sasirmadi, bunu bekliyordu. Eglath damarlarindaki Goliath kaninin verdigi hevesli kararlilikla ilk charge eden oldu, kurtlar tarafindan isiriliyor penceleniyor ama umurasmiyordu. Rasputinle egitimlerinin verdigi deneyimle beraber savasiyorlar, kurtlarin dengelerini bozuyorlardi. Obsidius iki arkadasininda boyle disedis savasmasina egitimlerden alisikti, ayni zamanda bu kendisi icin gerekli samatayi cikariyordu. Lakashtari nin yaninda uzak bir mesafeden kurtalara olum yagdirdi. Lakashtari her zamanki sakinligini savas sirasinda da devam ettirebiliyordu, onun yapisi ve gucleri bunu gerektirirdi. Kendini bu duzlemden ayirdi ve spirit duzleminde kurtlarla dovustu, geri dondugunde kurtlardan birisinin kendi kontrolu altina aldi. Savas coktan genc grubun lehine donmustu bile, bir kac dakika icinde de bitti.

Rasputin kurtlarin saldirisina ugrayan kopekle ilgilendi, adi Kex ti, cok zeki olduguna suphe yoktu. etrafta 3 kopek olusu daha buldular, bunlarda tasmaliydi fena halde parcalanmislardi. Obsidius ve Lakashtari hancinin oglunun aldigi yaralarin bu kurtlardan olamayacagina hemfikirdi. bu iste bir gariplik oldugunu dusunup cocugu bulmaya karar verdiler. at arabasina atlari baglayip tekrar hana dogru devam ettiler. at arabasini ambara sokup, on kapidan hana girdiler ve hanciyi buldular. hanci Rasputin’e kese icinde 100 altin firlatip onlara kapiyi gosterdi. ogluyla ilgili sorularada bilmedigini ve umursamadigini soyledi.

Grup oglani bulamayinca, obsidius evine, Rasputin Tapinaga, Lakashtari ve Eglath da Kucukhan’s geri donduler. Obsidius izlendikleri izleniminden kurtulamiyordu, hizla eve dogru seyirdi.

“O anda baska bir noktada”
Tharis ve Zek grubu izlemeyi birakmislardi, gorunuse gore hicbirseyden suphelendikleri yoktu. Tharis Lorac’a gidip durumu anlatmaya karar verdi, gecerken ambardan arabayi cikaracak Horster ve digerlerine de goz atabilirdi. Zek ise garip davraniyordu, Tharis ile gelmeye niyeti yoktu. Genc rahipten hoslanmadigi belliydi ama nedenini bilmiyordu. Zek’i gizlice gumus dagger’iyla oynarken gormus bunu pekde hayra alamet yormamisti. Tharis Zek’i kendi haline birakip Lorac’la bulusmaya gitti, ona herseyin planlanan da iyi gittigini anlatacakti. Orc sevinecekti.
""

Eglath yorgun kaslarini dinlendirmek icin hemen odasina cikip gurultulu bir sekilde uyumaya baslamisti, Lakashtari ise kendi normlarina gore cok fazla adrenalin uretmisti hemen uyumasi soz konusu degildi. Handa birseyler icen Walster i gordu, guardlardan biriydi. 1 saat kadar lafladilar. Kendi baslarina gelenlerden ve kurtlardan bahsedince yan masadakiler hayret nidalari yukseltip hizla kapiya dogru yoneldiler. suphelenen Lak, peslerinden gidiyorduki iceri Brod girdi, kucukhan’in sahibi.

Haberler kotuydu kandirilmislardi, getirdikleri at arabasi belliki haydutlarla doluydu ve yanlarinda tasidiklari kopek ise sucun uzerlerine atilmasina tuz biber olmustu. guardlar onlari aramaktaydi. Lak paniklemen yerine, zihnine dinginligin hakim olmasina izin verdi ve tum arkadaslarina telepatik bir mesaj gonderdi. baslari beladaydi ve ahirin orda bulusmalilardi. 20 dakika kadar sonra ahir ile nehir arasindaki boslukta bulustular. Rasputin tapinaktan cikarken biraz sorun yasar gibi olmus ama muthis ikna yetenegini sergileyerek ustasini umursamayacak kadar kizdirmayi basarmisti. ahira giden yoluda kendisi bulamayinca Kex onu ormanin icinden ve guardlarin arkasindan getirmisti.

Durumu analiz eden grup, haydutlarin cikmak icin kullandigi at arabasini takip etmeye karar verdi. ormandaki yol ayrimina kadar patikayi takip eden grup burda at arabasini terk edilmis olarak buldu. izlere bakilirsa 4 kisilerdi ve yanlarinda oldukca buyuk bir sandik vardi. izleri bir sure sonra ormanin derinliklerinde kaybettiklerinde Kex imdada yetisti ve koklayarak izleri surmeye devam etti. sonunda Yarim kubbe sekilde yaklasik 4 metre yuksekliginde ve 8 metre capinda bir kayaya rastladilar. oldukca eski ve zekice yerlestirilmis bir ilizyonla saklanan girisi Rasputin kayalarla konusma yetenegini kullanarak saniyeler icinde buldu.

bir 20 dakika onden kim gitsin diye konustuktan sonra, grubun en sessiz kahramani olarak obsidius’u one atmaya karar verdiler. kayadan iceri girer girmez 5 basamak merdivenden sonra bir kapi oldugunu gorduler. bu kapi daha once hic gormedikleri kadar siyah bir tastan yapilmisti, uzerinde herhangi bir sembol yada yazi yoktu. Rasputin kapiyi itti ve sanki agirliksizmiscasina kolaylik acildi. birkac basamaktan sonra bir koridor ve aralik bir kapiyla karsilastilar. obsidius kafayi uzatip bakinca sag tarafinda acik bir kapi, sol tarafinda kapali bir kapi ve tam karsisinda kapali daha buyuk bir kapi gordu. bu buyuk kapinin ardindan bagirismalar ve kahkahalar gelmekteydi. ama o an daha onemlisi sagdaki acik kapidan gorunen mutfakti, zira orda haydutlardan biri yemeklerle ugrasmaktaydi.

bir kac dakika sonra plan hazirdi, Lakashtari elinden geldigince sessiz ilerleyerek adama yanasmaya calisti, ama bu tip durumlarla ilgili deneyimi yoktu cok fazla hisirti cikariyordu. Asci bu garip sesi duydu ve bir anda dondu. vakit kaybetmeyen Lak bir buyuyle adamin aklini kontrolu altina aldi ve sessizce geldikleri koridora dogru girmesini saglayip kapiyi kapatti.

Zavalli adami savunmasiz yakalayan grup, obsidius’un buyulerinide kullanarak adamin odunu koparmayi basardi ve kayanin disina cikarak adami bagladilar. ellerinden geldigince bilgi alip, aradiklari haydutlarin burada oldugunu ve 5 kisi olduklarini ogrendiler. adami korkutmada biraz fazla ileri gidince cigliklarini susturmak icin agzinida baglayip oraya biraktilar. tam bu sirada asciyi aramaya cikan bir diger haydut tam giris kapisinda grubun gazabine ugrayip can verdi.

haydutlarin ikisinden basariyla kurtulduklarina gayet memnun olan grup asagiya dogru tekrar yoneldi. Eglath ayni taktigi defalarca uygulayabileceklerini soyluyordu, ama asagi indiklerinde durum degisikti. soldaki kapi acikti birileri aceleyle cikmisti. karsidaki kapi kapaliydi ama hic ses gelmiyordu. Eglath adamlarin kactiklarindan emin kufurler ederek kapiyi savurarak acti. malesef gercek bu degildi, iceride tam yedi haydut tam da bu ani bekliyordu, daggerlar havada ucarken, kurulmus crosbowlar ateslendi. Eglath saskinlik icinde bir cok isabet alirken, zor bela duydugu Orc’un kahkaha dolu sesine birkac kufurle karsilik verip kapiyi kapatti. Kendilerini toparlayip kapinin acilmasi icin hazirlanmalari icin sadece birkac saniyeleri oldu. tam o anda kapi acildi ve savas tum atesiyle basladi. kapiyi acan iki sanssiz haydut, pespese gelen darbeler sonrasi kanlar icinde kaldilar. Arkalardan Lorac isimli Orc’un kahkaha dolu sesi hala cinlamaktaydi…""Devami haftaya :)"

View
Oyun 2 - Beklenmedik Yardim

Savasin ilk sokunu atlatan grup, haydutlarin bulundugu oda ile koridor arasindaki kapiyi Rasputin ve Eglath ile tutarak defansif bir sira olusturdu. Kex’in ise belliki kafasinda baska bir plan vardi, vahsi gozlerini icerdeki Orc’a dikmis butun gucuyle o tarafa kosmaya calisti. Ama Rasputin gibi oda iple bagli olduklarini unutmustu, Rasputin’i de yaninda suruklemeye calistiysa da, o ayaklarini bir dwarf edasiyla yere simsiki sabitledi ve kopegin bi yere gitmesine izin vermedi. Tam bu anda gokgurultusu gibi bir gurlemeyle Orc gruba dogru charge etti, onundeki masalarin uzerinden sanki yoklarmis gibi kosarak gruba kadar geldi. Elindeki dev baltayi Rasputin’e dogru salladi, son anda kafasini egebildiyse de Rasputin ciddi yaralanmisti, bir anda sanki kani damarlarinda fokurdamaya baslamis gibi hissetti, butun vucudu degisim geciriyordu, Eglath’in saskin gozleri onunde Rasputin’in vucudu bir kurdu andiran ozelliklere sahip olmustu.
Obsidius ve Lakashtari her zaman oldugu gibi grubun arka tarafinda guvenli bir mesafeden buyuleriyle destek vermekteydiler, ama dusman bastirmaya baslamisti, kapidaki savunmayi asmalari an meselesiydi.
Tam bu sirada Rasputin arkalarinda bir tehlike sezdi, goz ucuyla arkasina baktiginda, geldikleri koridorun agzinda karanlik bir figur elinde crossbowuyla onu hedef almisti. Assassin acimasiz bir gulumsemeyle oku ateslemek uzereydi ki, hic beklenmedik bir sey oldu, mor bir karanlik biranda koridorun girisini sardi, hicbirsey gorunmuyordu. karanligin icinden bir ok firladi ve Rasputin’in kafasinin uzerinden zararsiz bir sekilde duvara saplandi. bu Mor karanligin icinden simdide celigin celige vurma sesleri geliyordu. on saflarda savas olanca hiziyla devam ederken, arkadaki golgelerin arasindan firlayan assassin kendisini zerre kadar farketmemis olan Obsidius’un arkasina kadar geldi ve uzun boneswordu sirtina sapladi, obsidius sokla kendini one atti ve arkasina baktiginda assassini gordu. ama gordugu baska bir sey daha vardi, garip mor bir karanlik icinden, daha once sadece kitaplarda okudugu mistik bir yaratik firlamisti, bu bir drowdu, iki elinde bir kilic ve dagger la firlayan drow hem golge kadar sessiz hemde gozun yakalayabileceginden daha hizli hareket ediyordu, gozleri as once icinden ciktigi karanlik kadar mor bir alevle yaniyordu. sasirma sirasi Assassindeydi, celikler parladi, kipkirmizi kan yerlere dokuldu. Rasputin durumu farketmis oda bu gruba katilmaya karar vermisti, asssassine dogru charge etti ama iskaladi, durumu kritiklesen assassin gozleri rasputinde sabitlenmis bir sekilde, tekrar goruseceklerini soyledikten sonra koridorun girisine teleport oldu ve merdivenleri hizla cikmaya basladi.
Rasputin feci yaralanmis olan obsidius icin tannrisina bir sifa buyusu mirildandi ve tekrar gozlerini on saflara cevirdi.
Bu sirada Obsidius kendisini mutlak olumun pencesinden kurtarmis olan bu esrarengiz yabanciya tesekkur etmek istedi, fakat drow onu duymayacak kadar konsantre olmustu, gozlerini on saflara dikmis ve bir kac buyu sozu mirildaniyordu. Eglath etrafini saran gri bir sis bulutunu gorunce iyice sasirdi, gercekten garip seyler oluyordu burda, geriye dogru bir goz atti bunu yapan obsidius degildi, ama onun yaninda biri vardi, kisa karanlik yuzlu bir yaratik ama gorunuse gore onlardan yana savasiyordu. biraz daha dikkat edebilse bu yuz hatlarini daha once nerde gormus yada okumus olabilecegini hatirliyacakti ama su anda savasmasi gereken bir orc vardi. gordugu kadariyla da bu gri sis dusmanlarini kendisini etkilediginden cok daha kotu etkilemisti, etraflarinda ne oldugunun farkinda degilmis gibilerdi. Orc saga sola emirler yagdiriyor bir yandan da dusmanlarinin sesini duydugu yerlere buyuk savas baltasini basariyla savurmaya devam ediyordu.
Tum grup bu yeni durumun verdigi ustunlugu farkedip ataklarini hizlandirdi. Lakashtari onunde ve arkasinda patlak veren savaslar ve olusan mistik sis ve karaltilardan bir turlu konsantre olamamis, istedigi gibi saldiramamisti. Obsidius ise biraz once aldigi yaraya cok sinirlenmis, yeni ogrendigi ve denemek icin sabirsizlandigi ates buyusunu test etmeye karar vermisti. asasini havaya kaldirdi ve buyu sozlerini okumaya basladi. parmaklari arasinda belirmeye baslayan alevler daha sonra iki elini de sardi ve son buyu kelimesini de soyledikten sonra ellerinden alevler kayboldugu gibi dusmanlarinin altindan puskurerek ortaya cikti. Bir anda alevler icinde kalan Orc ve haydutlarin lideri ates tarafindan kavruldular. on saflardaki duzen bir anda dagildi. Bu sirada Tharis te savasa dahil olmustu ama isler iyi gitmiyordu, drow’u gormus ve bu beklenmedik dusmanin kim oldugunu dusunmekteydi, ihanete mi ugruyorlardi? bu adami daha once hic gormemisti. yani basinda Lorac alevler icinde haykirarak olmustu, kendisi son anda saga dogru atladi ve alevlerden kurtuldu. Ama dusmanlari pesindeydi, donusumunun verdigi cilginlikla Rasputin bir o dusmandan bir oburune charge ediyor ve daha once sahip olmadigi bir gucle gurzunu indiriyordu. once onunde durma aptalligini gosteren haydutun kafasini kirdi, tamamiyle afalliyan ve kanlar icinde kalan haydutun gozlerinden bu sefer obsidius’un gonderdigi beyaz isik kumeleri girdi ve anlik bir POP sesiyle kafasini patlativerdi. Lakashtari de ritmini yakalamisti oda digerleriyle beraber icer dogru charge etti ve dusmanlarinin zihinlerine saldirarak savunmayi daha da geri puskurttu, Tam bu sirada Eglath sola dogru kacan bir haydutu kovalamakta, rasputin ve Arueth ise Tharis’i koseye sikistirmislardi. Rasputin bu yeni gelen dosttan nedense hoslanmamisti ama savastaki cabukluguna hayran olmamak elde degildi.
Eglath haydutun saklandigina emin oldugu odanin kosesine gitti ama garip bir sekilde orda kimse yoktu, duvara ve kitapliga bir goz atti ama garip bir sey goremedi. bu sirada icerki odada Obsidius arkasindan bir panterin firladigini gorunce artik sadece agzi acik bakmakla yetindi, bu gece gercekten garip seyler oluyordu. bu yaratik dogal bir panterede benzemiyordu. Hayvan haydutlarin yatak odalarinin bulundugu yere dogru atildi ve obsidius bogusma sesleri duydu. digerlerine “burda biri var” diye bagirdiktan sonra daha iyi gorebiliecegi bir pozisyon alip buyulerini gonderdi. onu duyan Lakashtari hizla gerisin geri dondu ve cevik bir deparla haydutun kacis yolunu tikadi. Telepatik gucuyle haydutun beynini sikistiran Lakashtari acimasizca onu ezdi ve haydut can verdi.
Savas bitmis, dusmanlarin biri haric hepsi oldurulmustu, herkes nefes nefeseydi uzerleri baslari kan icindeydi. bir anda bir sessizlik oldu herkes birbirine bakiyor bir yandan da yeni gelen ve onlara savasta oldukca buyuk bir avantaj saglayan Arueth’e bakiyorlardi. o anda hepsi birden fisiltiya benzeyen sesler duymaya basladilar birde sanki akan suyun sesi. hepsi bir anda ayaklarinin altindaki siyah taslara dogru baktiklarinda savas alanindaki tum kanlarin agir agir ama durmaksizin siyah taslarin arasindan suzuldugunu gorduler. bir kac dakikalik saskinlik icinde zeminde hic kan kalmamisti.

##bir kac dakika oncesi#
Assassin’in gizlice magaradan iceri girdigini goren Arueth gizlenmis oldugu agactan sessizce asagi indi ve hizlica pesi sira magaraya girdi. Sadik hayvani hemen pesindeydi. bir kac basamak indiginde Assassin’in elinde bir crossbowla birine hedef aldigini gordu. bu adamda bir gariplik vardi, bir hafta kadar once diger assassinle beraber gelmislerdi. bu haydutlardan oldukca farklilardi ama uzun zamandir beraber calistiklari barizdi. sinsi katillerdi. Durumu hizli bir sekilde okuyan Arueth ellerini hafifce oynatti ve Assassin bir anda mor bir karanligin icinde kaldi.
###

##Bu siralarda sehirde#
Xarvos gereginden fazla gazyagi lambasi ile aydinlatilmis odasindaki misafirlerine tekrar bir goz gezdirdi. yaklasik bir saattir dil dokuyordu ama kimseyi tam ikna edemediginin farkindaydi. Thorak iclerinde durumu en iyi karsilayanlardan biriydi, sonucta zorlu bir yasam surmustu gercekciydi ve oglunun da sonsuza kadar bu kasabada kalamayacaginin farkindaydi. Alfred yasli kadinlar gibi dirdir etmis, Rasputin’in cok genc oldugunu soyleyip durmustu. Xarvos dayanamamis patlamis, kendisinin 13 yasinda orduya katildigini, 15inde ilk dusmanini yere serdigini hatirlatmisti. Quoros sessizdi, her zamanki gibi, Xarvos onun belkide hic umursamadigini dusundu ama emin degildi. Quoros hislerini belli edecek son insandi.
Xarvos tekrar masanin basina dondu, kendi kafasinda bu sorunun baska bir cozumu yoktu buyuzden oyle yada boyle onlarda onun gozunden bakacaklardi.
“oglanlarin sucsuz oldugunun farkindayim ama bu sonucu degistirmiyor, istersem onlari hapse de atabilirim bunu biliyosunuz.” bu hafif tehditin havada bir sure asili kalmasina izin verdi sonra devam etti. “Gencler burda hem kendi baslarina hemde benim basima bela aciyorlar, Lord Pardraig’e bir mektup yaziyorum, onlari himayesi altina alicak hem boylece kendilerini gelistirebilecekleri bir yerde olurlar.” Xarvos tum deneyimli yillari boyunca tecrebusesiz gencler kadar kimseden rahatsiz olmamisti. dikkatsiz davranirlar, kolay yonlendirirler ve kontrol edemedikleri guzlerini kullanmakta birbirleriyle yarisirlardi. Burda bir ticaret sehrini idare etmeye calisiyordu ve son istedigi kaostu. "Bu gece burda bekliycez beyler, eger sizinkiler geri donerse hersey soyledigim gibi, bir iki gune yola cikarlar ha eger donmezlerse zaten sorun yok demektir, itirazi olan var mi?’
Quoros ilk kalkan oldu, hafifce selam verip bir sey soylemeden cikti. Alfred onun pesinden gidecek gibi oldu ama Xarvos en azindan ikisinin kalmasinda israrciydi. Thorak la beraber oda bekledi.
Xarvos son olarak ekledi, “evlerdeki daginiklik icin uzgunum, tamamen formalite icabi. zarari karsilarim”
##

Herkesi garip bir sessizlik almisti, karsilarindaki dostmuydu dusman miydi? bir Drow’a benziyordu ama aslinda hicbiri daha once drow gormemisti. sessizligi bozan Eglath ve Lakashtari oldu, ikiside yabancilara karsi paranoyak Obsidius ve ukala Rasputin’e gore daha sicaklardi. Arueth onlara bu haydutlari takip etmekte oldugunu soyledi, kendince sebepleri vardi. grupta ona nasil kandirildiklarini ve suclamalarin onlara kaldigini anlattilar. tanisma fasli kisa surdu etrafta arastirilacak cok sey vardi. Arueth kosedeki kasalari acmak icin ilerledi, bu konularda becerikli oldugu belliydi. Ahsap kasayi actiklarinda, bir cok altin, onlarca calinti kolye ve yuzuk ve bunlarin yaninda iki muhurlu mektup buldular. Arueth mektuplari tanidi, bunlarin esrarengiz drow ziyaretci ile Lorac arasinda alip verildigini gormustu. hemen acip okudu

Ilk mektup

Karavan 10 gun icinde geliyor, 4lu konvoy, ejderalevinde kalacaklar.
hata istemiyorum

Astrid

L.X. lacivert muhur

ikinci:

Sana olan inancimi bosa cikarmadin Lorac. Hizmetlerin karsiliksiz kalmayacak, sana Tharis ve Zek’i gonderiyorum.

Astrid

L.X. lacivert muhur

L.X. muhrunu tanimisti, demekki gercekten dogru iz uzerindeydi.

Bu sirada Obsidius tastan kitapligi incelemekteydi, kitapligin arkasindan gelen arcane buyuleri hissedebiliyordu, ayni buyuler zeminin altindan da gelmekteydi. Rasputini yardima cagirdi beraber kitapligi ittiler. karsilarinda karanlik bir bosluk vardi, Obsidius karanlikta cok iyi gorebilen gozleriyle tas duvarin ortasinda kitap seklinde bir bosluk oldugunu sezebildi. dokundugunda burda gercekten de bir kitap oldugunu gordu. kitabi buyulenmis gibi bir elinden bour eline alan Obsidius, kadifemsi dis kabinda ellerini gezdirdi, bu kitapla ilgili cok sey okumustu.

bir gecede yeterince gariplik yasamis olan grup, ganimetlerini topladiktan sonra hancinin sandigiyla beraber ordan ayrildi. yolda at arabasini da alarak sehre geri geldiler. Ejderalevinin orda iki guard grubu durdurdu ve silahlarini teslim etmelerini istedi. kendilerinden emin silahlarini teslim eden grup Guardlarin basi Xarvos’un huzuruna cikti.

Xarvos yaninda Thorak ve Alfred ile beraber onlari bekliyordu. Grup olanlari anlatirken, Hanci Adrac kasasinin icindekilerin calinmadigindan emin olmaya calisiyor, tum olanlari grubun arkasindan seyreden Arueth ise fazla dikkat cekmemeye calisiyordu, guardlar tarafindan drow oldugu coktan farkedilmisti, sehirde soylentilerin yayilmasi fazla zaman almazdi, her zamanki gibi bu sehirde de zamani kisitliydi.

Xarvos genclere tesekkur ettikten sonra, onlardan Orc’un cesedini getirmelerini ve eger kabul ederlerse en yakin zamanda Silverymoon’a yola cikmalarini istedi. Cesedi Lord Pardraig’e ileticekler oda emrindeki rahiplere oluyu sorgulamalarini emredicekti. ricadan ote diretme gibi duran bu gorevi yuklu bir miktar odemeyide goz onunde bulundurarak grup kabul etti, aslinda eskiden beri silverymoon’u gormek istiyorlardi ama bu biraz acele olmus, bir gecede cok fazla gelisme olmustu. Aslinda o anda hepsi sadece uyumak istiyordu.

Bir saat kadar sonra Obsidius evinde siyah kadife kitabin uzerinde uyuyakalmisti, sifrelemeleri neredeyse cozmustu, Lakashtari hana donerken usta Quoros ile karsilasmis, ustasi ondan kendisini takip etmesini istemisti. Bu sirada Eglath babasi ile evlerine gitmis, hayatinin hic bilmedigi bir yonunu ondan dinlemekteydi. Arueth sehirden yakin zamanda uzaklasacaginin verdigi biraz olsun rahatlikla kucuk han’a girdi ve biraz yemek ve bira soyleyip uzak bir kosede meditasyona basladi. ayni zamanda handa konusulanlara da kulak kabartiyordu. Orc ve kurt suruleri ile ilgili haberler almis yurumus, drowlarin cirit attiklari bile konusulur olmustu. Rasputin ise Alfred ile bir saat kadar sohbet etmis kendisi ve yasadigi bu donusum ve ailesi ile ilgili kendisinden bunca zaman saklananlari ilk kez ogrenmisti, kendini bu dusunceler icinde uykuya verdi.

##
Zek’in sinirden gozu donmustu, rahibi ve ekibini fazla kucumsemis olmaliydi. Tekrar etmeyecegim bir hata dedi kendi kendine. oldukca yetenekli bir drowla birlikte olduklarini ne Tharis ne de o farketmisti, bu yuzden magaradaki kaostan kurtulmakta sansli bile sayilirdi. duruma en son baktiginda Tharis;in ordan sag cikabilecegine ihtimal vermedi. tekrar konsantre olmaya calisti, su anki isi nispeten daha kolaydi, alt kat penceresinden giricek ve aralik birakacakti, sessizce yukari cikmak kolaydi zaten cocuk 3 saattir horultulu bir sekilde uyuyordu. Yasli adamla uzayan sohbetleri Zek’in sabrini oldukca zorlamisti.
plani her zamanki gibi kusursuzdu, genc rahip herseyden habersiz tam onunde uyuyordu, gumus hancerini kinindan sessizce cikardi ve cocugun tam kalbini hedeflendi. iste o anda beklenmedik bir sekilde rahip gozlerini acti. Sansina kufurler savuran Zek’in bir anlik saskinligi Rasputin’e yataktan asagiya kendini aticak zamani versede, Zek hanceri indirmekte gecikmedi. Hancer tam gogsune giren Rasputin yere yigildi. Zek hemen pesindeydi ve isi bitirmeye niyetliydi, bu cocukla cok fazla aksilik cikmisti. kilicini cekti ve ayni anda arkasindaki hareketliligi farketti. Tam donmek uzereyken Alfred uzerine atladi ve bogusmaya basladilar. Yasli adam Zek’in dengi olmaktan cok ote olsa da, anlasilmaz bir gucle savasiyor onu cocuktan uzak tutmak icin elinden geleni yapiyordu. Zek kiliciyla her saniye adamin vucudunda yeni ve daha derin bi yara acsada pek aldirdigi yok gibiydi. Bu sirada goz ucuyla rahibin ayaklandigini gordu, sandalyeyi kaldirmis firlatmak uzereydi. Zek o anda yakaladigi boslukla kilicini Alfred’in kalbine soktu. Adam bir kac saniye bogusmaya devam etti, o an Zek hayatinda ilk defa korktugunu hissetti. sonra Alfred’in kollari gevsedi ve dizleri uzerine dustu. Ayni anda ucarak gelen sandalye Zek’in kafasinda patlayinca, kendisini trabzanlardan asagi kata ayip aralik biraktigi pencereden kacti. Zek kufurler savurarak ordan uzaklasti ama tekrar goruseceklerini biliyordu, sonucta o yeminini yilar once etmisti.
###

Sabah oldugunda ilk uyanan Lakashtari oldu, hizlica handan asagi indi. Dun gece cok sinir bozucu gecmisti. Quoros’un ona verdigi zarfta ise inanilmasi guc seyler yaziyordu, ayrica bir de yuzuk vardi. yuzugu cebine atti. handa uzak bir kosede duran Arueth’i gordu. yanina gitti ve Eglath’a gidecegini soyledi. Eglath’i aldiklarinda oda gayet dusunceliydi, annesi ve babasiyla vedalasti. Elinde oldukca ihtisamli ve uzerinde ejderha motifleri olan bir sancak vardi. grup daha sonra rasputin’in evine gittiginde ise onlari daha buyuk bir supriz bekliyordu. Rasputin gece saldiriya ugramis, Alfred olmustu. Uzerlerindeki gerginlik bicakla kesilecebilecek turdendi.

Bu siralarda Obsidius ise keyfi gayet yerinde yasli buyucu Bellamin’in dukkanina girdi. Golgealevi isimli bir nesne aradigini soyledi. Bellamin bunun ne oldugunu biliyordu ama ufak bir problem vardi ki, malzemelerine erisemiyordu. yasli bunak malzemelerini korumak icin bir demon summon etmis sonrada kontrolu kaybetmisti. Firsati goren yasli buyucu Obsidius’tan demonu ortadan kaldirmasini istiyordu. Obsidius normalde boyle bir seyle ugrasmazdi ama aradigi iksir onun icin onemliydi ayrica 3000 altin degerindeydi. Bellamin bu demondan kurtulmasi durumunda iksiri 300 altina verecegini soyluyordu. cokda hosuna gitmese de buyucuye evet diyip Lakashtari’den gelen telepatik mesajda bahsedilen yere onlarla bulusmaya gitti.

Bir sure olan bitenden bahsedildikten sonra, Obsidius gecen geceki magarada bulunan gizli kapiyi acmak icin bir iksire ihtiyaclari oldugunu, bunun icinde buyucunun onlardan istediini yapmalari gerektigini soyledi. o sirada her kafadan bir ses cikmaya basladi, Rasputin Orc’un cesedini alip gitmeyi oneriyor, Lakashtari ise kapiyi ve ardini merak ediyordu. Eglath savasta sirtlarini yasladiklari yetenekli ama bulmaca gibi konusan arkadaslari Obsidius’a guvenirdi o yuzden onunla hem fikirdi. Sonunda Rasputin yasli buyucuden karsilik olarak alabilecegi birsey aklina gelince bu goreve daha sicak bakmaya basladi. Arueth kibarca katilmayacagini ama bahsettikleri yerde onlari bekliyecegini soyledi. Eger baslari ciddi bir belaya girerse Lakashtarinin bir mesaj iletmesi yeterli olurdu.

Grup yasli buyucunun verdigi scroll’u kullanarak binanin icine bir kapi acti. pespese kapidan girip yokoldular, Arueth ise kapinin onunde panteriyle beraber etrafi izlemeye koyuldu.

Iceriye girer girmez suratlarina cehennemden cikma bir koku carpti, curumus ceset kokusuydu bu ve gorunuse gore ayaklarinin alti ve odanin orta kismi ceset parcalarindan gorunmuyordu. midelerini icerde tutmaya calisirlarken, Rolf the Butcher, karanliklarin icinden onlara dogru firladi. Boyu iki bucuk metre civarindaki yaratik en az 500 kilo olmaliydi, butun vucudu dev bogumlardan, surati ise devasa iki kirmizi goz ve yarimsar metrelik boynuzlardan olusuyordu. bir elinde kan icinde bir cekic, diger elinde ise yarim metrelik bir kasap bicagi vardi. Obsidius kendisine dev bir momentumla gelen yaratiga karsi kacmakla kusmak arasinda bir yerde donup kalmisti. Dev cekic ve bicak ayni anda indi, cekic darbesi yuzunden kafasini toplayamiyor, bir yandan da kocaman bicagin acitigi yaradan fiskiran kana bakiyordu. daha o bakarken yara kapanip iyilesti, goz ucuyla Rasputin’in dudaklarinin mirildadigini gormustu. Rasputin, Eglath ve Lakashtari kendilerine hakim olur olmaz savas pozisyonlarini alip canavara pespese darbeler indirmeye basladilar, ama gozle gorunur bir etki yaratabildikleri yoktu. Bu arada cekic ve balta darbeleri acimasizca inmeye devam ediyor Obsidius’un kani onlarin yuzlerine kadar saciliyordu.

##Haftaya devam##

View
Oyun 3 - Iblisler, Seytanlar ve bir Rituel.

Grup ilk sokun etkisini uzerlerinden attiktan sonra yine beraber bir butun olarak savasmaya basladilar, Eglath kilicini her savurdugunda yaratigin zayif noktalarini hedef aliyor arkadaslarina saldirmalari icin firsatlar doguruyordu. Rasputin ise tam istedigi stratefik bir bolgede dururken, tanrisindan bir koruma buyusu bahsetmesini istedi, elleri beyaz isiklarla dolarken zihninde bir sovalyenin gumus zirhinin goruntusu belirdi, elindeki isiklar yok olurken arkadaslarinin zirlari uzerinde belirdi. Pespese gelen darbeler Demoni cilgina cevirdi, dev kollarini buyuk bir siddetle savuruyor ama her seferinde dusmanlari ya tam zamaninda egiliyor yada yana cekiliyorlardi. Tam bu sirada Obsidiustan gelen olumcul bir buyu yaratigin gogsunu boylu boyunca yardi, dayanilmaz bir koku etrafa yayildi ayni zamanda yaratigin kani havada suzulup tam arkalarinda duran ceset yiginina karismaya basladi. Obsidius bir yandan yaratigin menzilinden cikmaya calisirken bir yandan da arkalarinda gordugu manzaraya dehsetle bakiyordu, yari yenmis ve parcalanmis cesetler gorunmeyen bir guc tarafindan cekilircesine bir araya toplanmis, 3 korkunc gorunumlu, azda olsa insani andiran zombiler ortaya cikmisti. Ortaya cikan bu 3 yaratik dehset verici bir hizla savasa katildi, onlara en yakinda duran Rasputin, midesini altust eden bu koku ve goruntu karsisinda iradesinin her damlasini konsantre olmak icin kullaniyordu, zombilerden bir kacindan darbe aldi ama pek umursamaadi, tum gucunu Eglath ile birlikte demon uzerinde yogunlastirmisti. Lakashtari bu sirada yeni cikan yaratiklarin arkadaslarina yaklasmasini engellemek icin, hatirladigi bir buyuyu kullandi fakat bu yeni yaratiklar zihin ataklarina karsi oldukca dayanikli gorunuyorlardi. Eglath sonunda kendine denk bir dusman bulmanin heyecaniyla hicbirseye aldiris etmeden savasiyordu, babasindan ogrendigi bir taktikle kilicini yukari kaldirdi, butun gucuyle vurmak ister gibi yapip yaratigin tek kolunu savunmak icin kaldirdigini gorunce, kilicin momentumunu sagina cevirip butun gucuyle ileri atildi. Kilic hedefini bulmus demin acilan kesikten iceri girip sirtindan cikmisti. Rolf un genzinden seytani bir ciglik yukseldi.Bir Orcu devirebilecek bu darbe yaratigi sarsmis ama oldurmemis, kilici yaratigin icinde sapli haldeykende Eglath’i savunmasiz birakmisti. Dev kasap bicagi intikam alircasina indi, Eglath kolunun altindan gogsune dogu muthis bir yanma ve sicak kanin yayildigini hissetti, tam bu anda da kilicini cikarmayi basardi. Lakashtari saskinlik icinde ceset yiginin hala bir araya toplanmaya devam ettigini gordu, uc zombi daha meydana gelmis ve onlara dogru kosmaktaydi. Biri tam onune kadar geldi, pencesini savurdu ama onun icin neredeyse agir cekim gibi olan bu ataktan kolayca siyrildi. bu arada Rasputin’in etrafi zombilerle dolmus, onun yanindan gecenler Eglath’a kadar ulasmis, dengesini bozmaktaydilar. Bu sirada Obsidius bir alan buyusuyle Rasputin’in onundeki zombileri paramparca etti, sadece ayaklari kalmisti. Ama tam bu sirada 3 zombi daha meydana geldi ve parcalananlarin yerini aldi. zombiler her saniye kalkmaya devam ediyor, genc grup kontrol altina aldigini dusundugu savasta geri adim atmaya basliyordu. Lakashtari ye dogru giden bir zombinin onune cikan rasputin balyozuyla kafasini patlatti, bu atagin hiziyla kendi etrafinda donup agir silahinin momentumunu kullanan Rasputin ona dogru gelen bir zombiye etlerini kemiklerinden ayiracak sekilde vurdu. Ama zombiler bitecek gibi gorunmuyordu ve oda Demon’a odaklanmalari gerektigine emindi. Lakashtari bu sirada zombilerden gelen ataklardan siyriliyor ama kendiside olumcul vurusu yapacak firsati bir turlu yakalayamiyordu. nefesini geri kazanmak icin durdugu bir sirada, tum arkadaslarinin kanlar icinde savastigini ve her gecen saniye yeni yaralarindan kanlar sizdigini gordu, bu hantal yaratiklardan nasil bu kadar darbe alabildiklerine hayret etti, kendi uzeri evden ciktigi anki kadar piril pirildi, saci bile bozulmamisti, tam bu anda ona dogru savrulan bir penceden hafifce egilerek kurtuldu. Eglath dusmanini tanimis artik bu isi bitirmek icin yapmasi gerekeni biliyordu, tekrar yaratigin gogsundeki yarayi hedef aldi ve bu sefer kilicini asagidan yukari dogru savurdu ve demon’in vucudunu cenesinin altina kadar yardi. Hiriltili cigliklar icinde bogazini tutmaya calisan Rolf, buyuk bir gurultuyle yere devrildi ve ayni anda kirmizi bir toz bulutuna donustu. Daha ne oldugunu anlayamadan grup 6 yeni zombinin saldirisina ugradi, ama obsidius hazirlikliydi, staffini onune aldi ve ellerinden cikan alevleri izledi, bir kac saniye icinde alevler ellerinden kayboldu ve tum zombilerin altinda tekrar patladi. odanin icini alev ve duman kaplamis goz gozu gormuyordu, alevlerin icinden sadece bir tek zombi cikti ve onuda Rasputin balyozuyla yere indirdi.

##bu sirada disarda"
Arueth demonlari digerlerinden cok daha iyi taniyordu, tamamiyle tahmin edilemez yaratiklardi ozellikle en asagi seviyelerden olanlar kimseye baglilik tasimazdi. kendi irki genelde daha yuksek rutbelilerle ilgilenir ama bu demonlari kontrol edebilmek icin cok ihtiyatli davranirlardi. bu nedenle bu savasa katilmak istemedi, yeni katildigi grubun Nesme’de bir sure daha isinin oldugunu anlayan Arueth, bu zamandan faydalanmak ve artik sehirde daha fazla gorunmemek icin, ormana haydutlarin magarasinin etrafina geri dondu. panter dostunu buyulu kapiyi korumasi icin geride birakti, nasil olsa Arueth’i bulmak hayvan icin sorun degildi. Magaranin oraya gidip, bir kac gun once gordugu drow’un izini surmeye karar verdi, en azindan gittigi yonu cikarabilmeyi umuyordu.
##

grup kendini buyulu kapidan guc bela disari firlattiginda saat sabahin onuydu, Arueth yoktu ama panteri ordaydi, hayvan onlara soyle bir baktiktan sonra hizla uzaklasti. Grup bu olaya fazla aldirmadi, uzerlerine sinen bu igrenc koku sayesinde Arueth onlari kitanin obur ucundan bulabilirdi. Az once bu sokaga geldiklerinde guzel bir kahvalti yapmis hepsi gayet dinc ve temiz gorunuyordu, simdi ise hepsi birer harabeydi, Lakashtari haric. hepsi kanlar icinde bitap vaziyette ona baktilar, oda omuzlarini silkip devam etti.
Once eve gidip dinlenmeyi dusunduler ama daha yeni kalkmislardi ve onca adrenalin ve yaralarinin sizisindan gozlerini kapamayi dahi dusunemiyorlardi. hayatlarinda ilk kez bir demon gormusler ve yenmeyi basarmislardi. bu sirada obsidius elindeki kadife kapli siyah kitabi ara ara acip karistiriyor ve onlari Bellamin’in dukkanina gitmeleri icin durtukluyordu. sonunda pes edip o tarafa dogru buyucuyu takip ettiler. bes on dakika sonra golgealevi denen, simsiyah bir sivi icinde bir gorunup bir kaybolan altin alevlerden olusan cam sise Obsidius’un elindeydi. Rituel icin gerekli nesne buydu ama nasil kullanacagi konusunda kafasinda hala soru isaretleri vardi, bunun canini sikmasina izin vermedi, iksiri kiyafetinin gizli ceplerinden birine kaydirip simdi ne yapacaklarina dair tartisan arkadaslarinin yanina dondu. biraz dinlendiler, Rasputin hepsiyle tek tek ilgilendi, elindeki yuzugu Bellamin’e gostermis ama buyucu bilememisti, biraz siniri bozulmus ama ayni zamanda yuzugun gozunde artan degeri nedeniyle keyiflenmisti. Lakashtari’de ayni sekilde yuzugunden anlayan bir buyucu bulabilmis degildi, Bellamin onda yuzugun yapildigi tasi dahi taniyamadigini, yuzugun buyulu olup olmaidigindan da emin olmadigini soyledi.
Bir sure dinlendikten sonra gidip cesedi almaya karar veren grup haydutlarin magarasina dogru tekrar harekete gecti. Magaraya vardiklarinda herseyi biraktiklari gibi buldular, Eglath aralarinda bir Orc’u paketlyebilecek boyutta olan tek kisi oldugundan ise koyuldu. bu arada Obsidius vakit kaybetmeden karanlik kapinin onune gitti, Rasputin de hemen arkasindaydi. Rasputin “Napiyon Yarrr…dim lazim mi?” diyemeden Obsidius kitapta yazan kelimeleri harfi harfine tekrarladi: “EtDrakhto Solastik Takhaktro Kaslem”. grup aninda ayaklarinin altinda yerin belli belirsiz hareket ettigini hissettiler, ve fisiltilar basladi, once herkes bunu sadece kendisinin duydugunu sandi, sonra fisiltilar etrafta dolasip yankilanmaya basladi, Lakashtari gayri ihtiyari ellerini kulaklarina goturmeye baslamisti ki sesler ortaya ciktiklari gibi bir anda yokoldular. herkes gozlerini tekrar kapiya diktiginde, Obsidius demin kapinin durdugu yerde acilan koridordan asagiya dogru gumusi bir isikla aydinlanmis olan merdivenlerden iniyordu. Lakashtari hemen arkasindan atildi, Rasputin de onu takip etti. Eglath icinden bir kufur edip Orc cesediyle ilgilenmeye devam etti taki yarim dakika sonra Lakashtari’nin panik halinde neredeyse ayaklarini yerden kesicek siddette gelen mental mesajini alana kadar, baslari beladaydi. Orc cesedini yere firlatip merdivenlerden kostu.

Obsidius merdivenlerin sonundaki kapiyi actiginda hic beklemedigi bir manzarayla karsilasti. genis obsidian tastan yapilmis oda gayet kalin tastan 4 sutunla desteklenmisti. tum dikkatini ceken ilk sey duvarlardan cikan su kanallariydi, bu kanallar duvarlarin altindan ve ustunden cikiyor tam karsilarindaki kapali kapinin yanlarindan kayboluyordu, ama garip olan aslinda ortada bir su kanalinin olmamasiydi, duvarlardan cikan su havada akiyordu. Gri siyah ve icinde gumusi pariltilar olan, gorunuse gore vahsice caglayan ama hic ses cikarmadan akan garip bir suydu bu. Obsidius’un omzunun arkasindan bakan Lakashtari’de gormustu, gercek ustu bir goruntuydu bu. Bu sirada Obsidius baska birseyi daha farketti, yukarida garip bir sekilde kaybolan dusmanlarinin kanlari su an girdikleri odanin zemininde golcukler olusturmustu. Rasputin’de en arkadan neler olup bittigini gormek icin baktigi sirada, en yakinlarindaki kan birikintisinden bir iskelet eli yavasca cikti. Hepsi ayni anda gayri ihtiyari bir adim geri attilar. Simdi butun golcuklerden gorunuse bakilirsa kan rengi iskeletler yukselmekteydi. Lakashtari yukariya mental bir ciglik gonderdi “EGLAAAAATTTHH!!”, mesajin tasidigi guc Rasputin’in saclarinin havalanmasina yol acmis ama o bunu farketmemisti. Gozleri fal tasi gibi acik karsilarinda meydana gelen bu korkunc sahneye buyulenmis gibi bakmaktaydi. iskeletler yukseldikce, etraflarinda kan kaslara ve et parcalarina donusmeye basladi, goz yuvalarini dolduran kan, curumus gozlere donustu, bir kac saniye icinde bir oda dolusu uzerlerinden kan damlayan zombi ve tam ortalarinda havada suzulmekte olan, parca parca robeu icinde yuzu gorunmeyen ruhani bir varlikla karsi karsiya kaldilar. Rasputin iclerinde ilk tepki veren oldu, merdivenden inerken crossbow’unu kurmus hazir beklemekteydi, karsisinda gordugu cehennemden cikma sahne karsisinda ister istemez tetigi cekti ve sessizligi bozdu. yuvasindan cikan ok tok bir sesle en yakindaki zombinin omzuna isabet etti. Tam bu anda savas patlak verdi, arka siralardaki iki zombi okcu oklarini Obsidius’a firlatti, Obsidius aldigi ok yarasiyla ilgilenemeden, sipsivri disleri ve dev penceleri olan iki zombi uzerine cullandi, birinin pencelerinden guc bela kurtulan genc buyucunun sansi ikinci zombinin penceleri indiginde yaninda degildi, yaratik butun gucuyle kiyafetlerine yapisti ve onu hizla kapidan sola dogru cekti, Lakashtari’nin hemen onunde Obsidius bir cuval gibi cekip alinmis ve ortadan kaybolmustu. Tam bu sirada ortadaki ruh kulaklari sagir eden bir ciglik patlatti, Lakashtari bu sok dalgasinin etkisiyle koridora geri uctu ve merdivenlere sert bir sekilde dustu. Rasputin’in cleric disiplini undeadlere karsi ustunluguydu, Lakashtari’nin actigi yeri doldurdu ve savas tum hiziyla basladi. Bu sirada Eglath’da medivenlerden kosarak inmis o hizla kapinin onunde duran zombiye charge etmisti. bir kac saniye icinde grup farkettiki bunlar sabah kolaylikla geldikleri cehenneme geri gonderdikleri undeadlere hic benzemiyorlardi, Eglath kilicini yaratiga soktu ve sirtindan cikardi, onu neredeyse parcalara ayirmisti ama yaratik dev disleriyle ona siritmakraydi, pencelerini Eglath’in zirhina gecirdi ve onu kapidan saga dogru surukledi, Eglath yaratigin korkunc gucuyle onun gibi bir devi kolaylikla surukleyisini hayretle izledi. Lakashtari bu sefer de gozleri onunde Eglath’in yaratiklar tarafindan goturuldugunu gorunce cildirdi, icinde cok nadir hissettigi bir nefret dalgasiyla odanin ortasinda duran ruhun iradesini kirmak icin bir buyuyu aklina getirdi, tam bu anda Ruh kapkara bir olum dalgasini uzerlerine gonderdi, hepsi bu soguk ve siyah bulutu ta kemiklerine kadar hissettiler ve Eglath az once parcalanmak uzere olan ve kendisini penceleriyle yakalamis yaratiktan kopan parcalarin tekrar yerlerine geri gelisini seyretti. Grup birbirinden ayri dusmus, Eglath ve Obsidius koselerde yaratiklarin pencesinde kalmis, Lakashtari ve Rasputin ise Kapi tarafinda sikismis hem oklarin hemde korkunc Ruhun hedefinde kalmislardi. Iste tam bu anda Lakashtari Ruh’a buyusunu gonderdi, az once aldigi darbe nedeniyle buyu basarisiz olacak gibiydi ama o anda icindeki nefret onu ve etrafindaki herseyi icine alacak sekilde parladi, bir sok dalgasi butun magarayi koklerinden sarsti ve sonunda yaratigin aci icinde korkunc cigligi duyuldu, Lakashtari az once basarisiz olacagina neredeyse emin oldugu buyunun, yaratigin yuzunu orten kukuletanin on tarafindan neredeyse bir balyoz gibi girip diger tarafi parcalayarak ciktigini gordu. iste bu an grup icin bir donup noktasiydi, Eglath’i tutmakta olan yaratiga charge eden Rasputin, yaratik dislerini geciremeden onu muthis bir gucle yere serdi. Obsidius’un ise sansi tam tersine gitmekteydi, arkadaslari kendisine erisemeyince yaratigin uzun disleri Obsidius’un boynunu parcaladi. bu korkunc yarayla beraber savrulan Obsidius yaratigin elinden kurtuldu ama iki zombinin arasinda kalmis ve arkadaslarina ulasma sansi yoktu, ayrica boynundaki yaradan kan fiskirmaktaydi. Dislerini sikip duydugu aciyi kafasinda arka plana itti, aklina bir ates buyusu getirip kapinin hemen onundeki alana yapti, eger kendisi arkadaslarina gidemiyorsa en azindan yaratiklarida onlardan uzak tutabilirdi, sonucta burdan canli cikacagina ihtimal vermiyordu. diger tarafta Eglath Rasputin’in yardimiyla kurtulmus, Lakashtari’nin atagiyla dogan firsati gormustu. kilicini kaldirip savunmasi dagilmis Ruh’a indirdi. kilici ruhun parca parca kiyafetleri arasindan oylesine gecerken, yaratik gumus toz ve dumana donusup yokoldu. Ana dusmani indirdilerse de savasi kazanmaktan daha cok uzakti grup, zombiler daha once sahit olmadiklari bir vahsetle saldiriyorlardi, grupta herkes verdigi her darbe karsisinda en az bir darbe almis, hepsi kanlar icinde ve guclerinin son damlalariyla savasmaktalardi. Obsidius tekrar ayni zombi tarafindan yakalanmis sutunun arkasina uzaklara cekilmisti, eger kurtulamazsa bu sefer yaratigin kafasini koparip alacagina nerdeyse emindi. Rasputin onundeki diger bir zombiyle savasiyordu, zombi iki elini balyoz gibi kullanip Rasputin’i duvara firlatti, aralarinda mesafe olusmasini firsat bilen Rasputin charge etti ve yaratigin kafasini balyozuyla ezdi ama tam bu anda zombi muthis bir gucle patladi, son anda sutunun verdigi korumayla kurtulan Rasputin, bu patlamadan haberdar olmayan Eglath’a dogru bakti, bir seyler soylemek istedi ama cok gecti. tam bu sirada demin yokettigi ruhtan cesaret alan Eglath kilicini hemen onundeki nispeten daha zararsiz gorunen zombiye savurdu, Lakashtari ve Rasputin’in arada verdigi darbelerden iyice zayiflamis olan bu zombi, Eglath’in kilici altinda ikiye ayrildi, ama Eglath’in sevinci cok kisa surdu, muthis bir gurultuyle patlayan zombi Eglath’i karsi duvara kadar firlatti. vucuduna kemik parcalari giren Eglath, baska herhangi birini bayiltabilecek bu darbeden silkinip kalkti ve onlara hala ok yagdirmakta olan okculara dogru topallayarak devam etti. Lakashtari kapinin girisinin yaratiklardan temizlenmesiyle iceri dalmis, okculardan korunmak icin sutunlari kullanip, buldugu her firsatta onlara buyuler gondermekteydi, ama bugun onun gunu degilmis gibiydi sanki demin Ruh’u yokeden buyusu onunda enerjisini bitirmis gibiydi. Bu sirada Rasputin, Obisidius’un suruklendigini bildigi sutuna dogru kostu, yaratigi dislerini Obsidius’a gecirmek uzereyken yakaladi, olanca gucuyle vurduysa da fanatik bir vahsetle savasan yaratik Obsidius’un boynunu parcaladi, kanlar icinde yere yigilan genc buyucu baygin gorunuyordu. Rasputin tekrar saldirdi, zombinin ayaklarina savurdugu balyozuyla yaratigi devirdi ve sonrada gogsunu ezdi. Obsidius’a soyle bir goz atip, bu yaralardan olmiyecegine karar verdikten sonra Eglath’a yardim etmeye karar verdi. Bu sirada Eglath, okcularla arayi yariladi tam da bu noktada elindeki dev kilicin kabzasindaki zincirlerden tutarak kilicini etrafinda bir kere cevirip tam ilerisinde duran okcuya firlatti. Kilic dev bir mizrak gibi yaratiga girdi, zincirleri tum gucuyle geri ceken Eglath, yaratikta parcalar kopararak kendisine dogru geri ucan kilicini yakaladi. bir kac dakika icinde okcularda yere serildi, grupta herkes bayilmak uzereydi, sabah bir leke bile almadan savastan cikan Lakashtari bile kanlar icindeydi ustu basi yirtilmis, basi zonkluyordu. Obsidius ise kendi kanindan bir havuzun ortasinda yatmaktaydi. Rasputin bir on dakika kadar ugrasip onu kendine getirdi. tam bu sirada odanin diger tarafindaki kapi yavasca asayiga dogru kayarak acildi. zor bela ayaga kalkan Obsidius arkadaslarininda yardimiyla diger odaya ilerledi. Havada akmakta olan sular bu odada odanin merkezindeki bir cembere dolmaktaydi. cemberin ortasinda tas yuvarlak bir zemin verdi, zeminin uzerinde soluk renkli runelar gorunuyordu. sular saglarindan ve sollarindan duvardan cikiyor cembere giriyor, onlarin odanin kalan kisimlarina ulasmalarini egnelliyorlardi. Ayni zamanda odanin tam karsisinda tavandan 5. bir su akiyor yine cembere doluyordu, grup bu selale gibi akan suyun arkasinda oldukca buyuk siyah tastan bir sandik gordu, sandigin uzeri altin kaplamalarla suslenmisti ve gorunuse gore bir kilidi yoktu. Etraflarindaki sular yokolmadan bu kasaya ulasma ihtimalleri yok gibi gorunuyordu. Rasputin, bu sividan elindeki bir kavanoza almak istediyse de, kavanozun suya degdigi nokta siyah bir kule donusup yere dokuldu, kavanoz uzerinden karanligin hizla ellerine dogru geldigini goren Rasputin hemen geri cekildi.
Obsidius ne yapmasi gerektigiyle ilgili arkadaslariyla konusmaya karar verdi, bu ritueli yapmasi gerekiyordu, rituel ise ondan bu dunyanin renklerinden golgealevi ile arinmasini soyluyordu. Obsidius kararsizdi. golgealevi cok guclu bir iksire benziyordu ve o ise neredeyse olumden donmus ve cok zayifti. ama merak ve basarmak istedigi seye duydugu hasret onu cemberin icine girmeye zorladi. Cembere adim atar atmaz, etrafindaki rune lar isildadi. ne yapacagini dusunmek icin iksiri acmaya karar veren Obsidius, siseyi eline aldi, kapagini acmayi denedi, ama bu iksirin nasil bir magical prosedur ile yapildigini bilmeyen Obsidius, kapagi acmak icin butun gucunu denedi, sonunda elinin dondugunu hissettiginde sevinci kisa surdu, kapak acilmamis ama sisenin boyun kismi kirilmisti. golgealevi hava ile temas eder etmez dev bir ates topu seklinde patladi ve bir saniye icinde Obsidius’u yutuverdi. Arkadaslari sok icinde nefeslerini tutmus sekilde kaldilar, Rasputin bir iyilestirme buyusu dusunmeye calisiyor ama konsantre olamiyordu, butun gucunu harcamisti arkadasinin etlerinin kavrulmasini ve cigliklar icinde diz cokusunu korkuyla izledi. Iste o anda cemberin etrafindaki karanlik su 2 metre kadar havaya yukselip cemberin etrafinda donmeye basladi, bir hortum gibi hizla donen sular bir kac saniye sonra obsidius’un bulundugu noktada delicesine donmeye basladi. yarim dakika boyunca bu gercek ustu sahneyi sadece izleyebilen grup sularin bir anda durup yere dokulmeleriyle kendilerine geldiler. Obsidius cemberin ortasinda dizlerinin uzerinde duruyordu. derisi tamamiyle renksiz ve gri gounuyordu. Eglath arkadasinin tamamen kule dondugunden neredeyse emindi. Lakashtari bakamiyordu, aglamak uzereydi. Derken Obsidius kimildadi, Rasputin yildirim gibi yanina kostu, arkadasi sicak degildi hatta garip bir sekilde soguktu. yuzu ve elleri gorebildigi kadariyla tamamiyle gri bir renk almisti. “iyiyim” dedi Obsidius. gozleriyle kasayi gosterdi. Rasputin Obsidius orda birakip kasaya kostu, herhangi bir kilit gorunmuyordu, direk acti. bir sok dalgasi grubun yuzune carpti, kasanin icinde bir canta vardi, agzi bagliydi. Rasputin cantayi acti, cantada iki kilic, bir dagger, bir zirh ve birde robe vardi, bunlarin hepsi cantada minyatur birer oyuncak gibi duruyordu. esyalari teker teker cikaran Rasputin, hepsinin cantadan cikar cikmaz gercek boyutlarina geldigini gorunce pek sasirmadi, bu cantayi daha once duymustu, bag of holding idi. cikardigi esyalari digerlerinin inceleyip uzerlerindeki buyuleri cozmelerini bekledi. Derken cantanin icinde kalan son longsword’a bakti, bu kapara bir kilicti, keskin taraflari alev seklinde testere gibi tirtikli yapilmisti, diger longsworda gore daha buyuk gorunuyordu. Rasputin kilici alip disari cikarir cikarmaz kilic siyah bir alevle kaplandi ve ellerini yakti. Kilici elinden dusuren Rasputin geri cekildi, grupta bu arada tehlikeyi sezmis birar adim geri atmislardi, hepsi birbirine bakmaktaydi gucleri tamamen tukenmis nerdeyse zor ayakta duruyorlardi, korku icinde onlerinde gercekleseni izlediler. Rasputin’in elinden firlayan kilic yere dusmek yerine havada asili kaldi, kilictan cikan siyah alevler once dev bir kola daha sonrada 4 metre boyunda bir govdeye donustu. Bu, 3 metre kanatlari olan dev bir seytanin ta kendisiydi. kara bir alevli buluttan olusan sekil hepsini teker teker inceledikten sonra konustu. “You are not worthy. Leave me to my eternal rest.” Kilicini kaldirip Rasputine dogru tuttu “Do not tempt me”. Alevler tekrar kilicin uzerinde birlesti ve daha sonra havada suzulerek sandiga dondu. Rasputin sokun etkisinden cikip firladigi gibi sandigi kapatti ve digerlerine gozleriyle kapiyi isaret etti. grup kapidan cikip giderken su kanallarindan sular damlamaya baslamisti.

Cesedi alip zor bela Xarvos’a birakan grup, adamin yarin icin at mi istersiniz at arabasimi seklindeki anlamsiz sorularina “fark etmez at arabasi olsun” seklinde cevap verip, Rasputin’in evine dogru ilerledi. Evde hepsi bir koseye devrildiler. Rasputin gun boyu arkadaslariyla ilgilendi. bir kac gun icinde yasadiklari inanilir gibi degildi ve sehre donduklerinde hayat hicbirsey olmamis gibi devam ediyordu. hepsinin kafasi dusuncelerle doluyken uyumalari aksamustunu buldu. Rasputin uyumadan once minyatur korkulugunu cikarmisti, gece baska bir saldiri olmadan ona haber vermesi icin bu buyulu nesneyi satin almisti. ertesi sabah hepsi erken kalktilar, evde kahvalti ederlerken, Rasputin nesesini geri kazanmis yine cebindeki yuzugu cikarmisti. Obsidius’a uzatti. Obsidius tekrar yuzugu tanimlamayi, yapiminda kullanilan buyuleri tanimaya calisti ama yuzuk kesinlikle cok yuksek seviyeydi ve kendi yeteneklerini asiyordu. Rasputin bundan memnun oldu ve yuzugu parmagina takti. Yuzuk parmagini resmen yakiyordu, kendisini unutturacak gibi degildi ama Rasputin yinede takmaya devam etti. Lakashtari ise elindeki yuzuge hala kuskuyla bakiyordu, takmadan cebine atti. Hepsi bu sehri geride birakip neredeyse 7 gun surecek bu yolculuga cikmak icin heveslilerdi, kimbilir bu yol onlarin karsisina daha neler cikaracakti.

“Devami Haftaya”

View
Oyun 4 - Uzun bir yol, Seytani bir pusu

Ormanda agaclarin icinde olmasina ragmen soguk sonbahar havasi yuzune sert bir sekilde vuruyordu, ama doganin bu lutfuna minnettardi dogrusu zira arkasinda gizlenen kalabaliktan tam bir les kokusu yayiliyor, sansina ruzgar kokuyu dagitiyordu. aklini tekrar onundeki plana verdi, herseyi en bastan gozden gecirdi.

O gece malikanede yasanan basarisizligindan sonra Astrid’le temas kurmus ve ozel bir istekte bulunmustu, bu hic hosuna gitmiyordu. Astrid’in hemen kabul etmesi daha da sinirlerini germisti zira Astrid’e borclu kalinmazdi. Mektubu alir almaz yola cikti, zaten grubun yeni guzergahi belli olmustu, tek yapmasi gereken gidip ona tahsis edilen hobgoblinleri almak ve tuzagini en olasilikli noktaya kurmakti. Nesme’ye cok yakin kuramazdi, hem gizlenmek icin yeterince sik bir orman yoktu hem de yollar kalabalikti. Silverymmoon sinirlarinin icine kurmasina imkan yoktu Lady Alustriel’in koruyan gozunden kacmak soz konusu degildi. Arada ise Evermoors vardi, elindeki hatiri sayilir gucteki hobgoblin ordusu bile evermoorsta kamp kurmazdi, troller tarafindan parcalanip yenmek goblinlerin bile korkacagi bir sondu. Elindeki harita uzerinde saatler harcamis ve sonunda Silverymoon dan 7-8 saat uzakliktaki bir ciftligi gozune kestirmisti. Gencler yola aliskin degildi ve evermoors yakinlarinda kamp yapmakta kolay olmayacakti o nedenle bu ciftlikte kalmalari yuksek ihtimaldi. Pusuyu bu ciftlikte kuramaya karar verdi.

Sert bir ruzgar dusuncelerini tekrar dagitti, hesaplarina gore ertesi aksam burda olacaklardi, gonderdigi gozculerde bir kac saat once gelmis ve tahminlerini dogrulamisti. Zek her ne kadar planindan eminse de, bulabilecegi her avanatji kullanmakti niyeti, grubun eve girmesini ve yemek yemesini bekleyecekti, aksamin yorgunlugunun etkisini gosterecegi siralarda ise onlari evden disari cekecek olan oyununu ortaya koyacakti. Yuzunde herhangi bir duygudan yoksun bir gulumseme belirdi, bileginin altindaki hancerini yokladi. Hizlica arkasini donup son kez hobgoblinlerin sefine komutlarini tekrar iletti. Onlarin onceligi digerleriydi, rahip kendi aviydi. komutlar goblin siralari arasinda dolasti ve herkese ulastiginda emin olundugunda gecenin karanliginda gizlenen seytani grup tekrar avlarini beklemye koyuldu.

##
4 gun once
Bir onceki gunu, yaralarini sarip dinlenerek geciren grup, sabah erkenden kalkti. Herkes kendini dune gore oldukca iyi hissediyordu, onlerinde uzun ve eglenceli bir yol vardi, kimbilir yollarda nelerle karsilasacaklardi. Rasputin arkadaslarina kilerden getirdigi peynir ve salamlarla guzel bir kahvalti hazirladi. bunlardan biraz da yanina almaya karar verdi. kisa sure sonra herkes yol icin hazirdi.

evden cikan grup Xarvos’la bulustu, binanin onunde oldukca buyuk bir at arabasi duruyordu. arabaya 4 at baglanmisti, guclu atlardi bunlar. 3’u kahverengi biri sut beyazi. yaklastiklarini goren bir gorevli hizli adimlarla iceri gitti ve birkac dakika icinde Xarvos ile beraber tekrar gozuktuler. Xarvos onlara ne yone girmeleri gerektigini ve gecmeleri gereken kopru ve onemli noktalari tek tek tarif etti. Sehre bati kapisindan girmelerini tavsiye etti, Pardraig’i burda bulmalari cok daha olasiydi. Onlara atlara iyi bakmalarini ve oraya varinca atlari ve arabayi Pardraig’e teslim etmelerini istedi. Ayrica Pardraig’in onlari gormek icin can attigini, onlar gibi yetenekli genclere ihtiyaci oldugunu da ekledi.

Sarip sarmalanmis bir orc cesediyle kapali bir vagonda gitmeyi pek cazip bulmayan Eglath dizginlere gecti ve arabayi Nesme’nin uzun ahsap koprusunden karsiya gecirdi. Obsidius’ta onunla beraber on taraftaydi, guzel ve gunesli bir sonbahar sabahiydi. Kuzeye donduler ve buyuk irmagi sag taraflarina aldilar. Lakashtari icerde oturmus meditasyon yapar gibi gorunuyordu, aslinda ici gecmis kendini sabah gormekte oldugu ruyalara kaptirmisti. Rasputin ise vagonun arkasindaki perdeden disariyi seyre dalmis, caglayan irmagin gurultusu ve arabanin ritmik sallantilari arasinda dusuncelere dalmisti. Ikiside vagonun arkasinda bir anda belirip, goz acip kapayana kadar Lakashtari’nin karsisinda yerini alan Arueth ve ayaklarinin dibindeki panterini daha uzun zaman farketmeyecekti.

##
Arueth bir onceki gunu ormanda iz surerek gecirmis, drow’un izini saatlerce ugrastikran sonra belli belirsiz bulabilmisti. izler cok seyrek ve belirsizdi, tabiki buna sasirmadi. hava kararmaya basladiginda izleri kuzey doguya gittiklerini farkedebilecek kadar takip edebilmisti ama karanlikta daha fazla ilerlemeye niyeti yoktu, simdiden onu izleyen gozleri farkedebiliyordu. hizla geri dondu ve geceyi ormanin kenarlarinda ama sehre girmeden gecirdi. ertesi sabah yola cikacaklarini biliyordu, yol uzerinde onlara katilabilecegini dusundu. bir kac saat meditasyon yaptiktan sonra sabahin ilk isiklariyla yola cikti ve yol uzerinde bir agacin altinda at arabasini beklemeye koyuldu.
saat 9’a dogru 4 atli buyuk arabayi gordu ve agacin altinda hafifce dogruldu. Arabayi eglath kullaniyordu, obsidius’ta yanindaydi. araba iyice yakinlasinca onlara dogru el salladi ve araba yanindan gecip giderken eli havada asili kaldi. Yeni dostlarinin ihtiyatsiz hallerine sasiran Arueth hizla oldugu yerden firlayip vagonun arka tarafina tutundu. Rasputin vagonun diger tarafindan disari bakiyordu, tam merhaba diyecekti sonra vazgecti muhtemelen genc rahip sicrayacak ve tokezleyip asagi dusecekti. kendini sessizce iceri cekip Lakashtari’nin karsisina oturdu. gorunuse gore buda uyuyordu! Arueth kahkahasini bastirip ayaklarinin dibindeki sadik tuylu dostunu oksadi. yolculuk eglenceli olacaga benziyordu.
##

Grup o gun oglen yanlarindan gectikleri bir ciftlikte durakladi. biraz su alip, atlari dinlendirdikten sonra yollarina devam ettiler. Bu surede Arueth vagonun icinde kalmaya ve ciftciyi gereksiz yere korkutmamaya ozen gosterdi. O aksam atlar iyice yoruldugunda yakinlarinda kalabilecekleri bir ciftlik yoktu. bu yuzden irmak kenarinda konakladilar. Obsidius atesi yakti, herkes toplanip yemeklerini yediler. gece nobetlerini gozleri geceleri iyi goren Arueth ve Obsidius tutacaklardi, gun boyunca da at arabasinin icinde dinlenebilirlerdi zira arabayi Eglath ve Rasputin sirayla kullaniyorlardi. Lakashtari ise bir cok savasci erkegin arasinda bulunmanin verdigi rahatlikla krakerlerini kemiriyor ve keyfine bakiyordu (#:)#)
O gece Eglath cok garip bir ruya gordu. yine kamp alanindaydi ve yaninda arkadaslari vardi. bir sure sonra bir atli dort nala yanlarina geldi ve Eglath’i aradigini soyledi. Ruya bu ya bu atlidan cok korkmus at arabasinin arkasina saklanmisti. Haberci kendisine bir kutu uzatti ve oradan uzaklasti. herkes kutuya supheyle bakiyordu, Obsidius buyulu olup olmadigina bakti ama bir sey sezemedi, Arueth herhangi bir tuzak olmadigina emin oldugunu soyleyince Eglath kutuyu acti. Garip bir ruyaydi bu, kutunun icinde limonlu bir tart vardi ve kapagin ic tarafinda dogum gunun kutlu olsun yaziyordu. Bir anda silkinip uyandi ve etrafina bakti, herkes uyumaktaydi. bunun bir ruya olduguna emin olduktan sonra uykusuna geri dondu. cok garipti onun dogum gunu aylar once gecmisti.
Ertesi gun erkenden tekrar yola ciktilar ve ogle saatlerine kadar durmadilar. Oglen bu kez irmak kenarinda mola verdiler. gunesli bir gundu, Lakashtari balik tutmaya karar verdi ve elleriyle yaptigi mizragiyla irice birtane yakaladi. Rasputin de hevesle atildiysada once sopayi kayaya carpip bicagi kaybetti, ikinci denemesinde de fazla guc kullaninca sopayi orta yerinden kirdi. Tekrar yola ciktiklarinda Lakashtari hafifce pisirdigi baligi herkesle paylasti, tadi oldukca iyiydi. Ilk iki gun yol kalabalik sayilirdi, atlilar, at arabalari, ciftciler yanlarindan gecti.
yanliz ayni zamanda bu iki gun yolculugun aslinda o kadar da eglenceli olmayacaginin da sinyallerini vermisti. Gece ahsap bir arabada uyumak rahatsiz bir durumdu, etraftan gelen sesler arada bir onlari uyandiriyor ayni zamanda Eglath ve Rasputin surekli horluyorlardi. Aksam hava karardiktan sonra kalacak bir yer ariyorlardiki, astiklari son tepeden sonra ilerde isiklar gorduler. Nehrin kenarlarinda isiklar dansediyordu. Arueth ve Obsidius bu isiklarin varmalari gereken kopru olabilecegini soylediler. ama ayni zamanda yolun sol tarafinda da bir kamp atesi vardi. Eglath arabayi yavaslatti ve Arueth hizla asagi atlayarak karanliklarda kayboldu. bir 10 dakika sonra geri dondugunde ileride tuccar gibi gorunen iki cucenin kamp yaptigini soyledi. Eglath cucelerle sohbet etmenin ortamdaki sikici havayi biraz dagitacagina inanarak kamplarini orda kurmalarini onerdi.
Hutin Farcarver ve Dmos Gemcutter gencleri icten bir merakla karsiladilar, kamplarina davet edip, Mithrall Hall’dan getirdikleri kendi biralarini paylastilar. gece gec saatlere kadar sohbet edip ictiler, Arueth yine vagonda kalmayi tercih etmisti. Cuceler grubun Silverymoon ile ilgili bilmek istedikleri belli basli seylerden bahsettiler, daha sonrada yol hikayelerinden savas efsanelerine konustular da konustular. Eglath’a bu sohbet cok iyi gelmisti, yada ictigi bira cok iyi gelmisti, emin degildi. Dmos cok konusmuyor ara ara at arabasina bir goz atiyordu, 4 gencte yanlarinda oturmaya basladiklarindan beridir, Dmos at arabasinin nadiren cok hafifce sallandigini gozden kacirmamisti. arada bir gozuyle o tarafi inceleyip muhabbete devam etti.

Ertesi sabah Rasputin arabayi ilk kullanmaya baslayan oldu zira Eglath oglene dogru anca uyandi. Kopruyu gecip doguya dogru yolculuga baslayan grubu oldukca zorlu 3 gun beklemekteydi. Ilk gece konakladiklarinda, Arueth ve Obsidius ormanda dolasan figurleri gorebiliyor, diger herkes ise seslerini duyabiliyordu. Gece ise hersey daha kotuye gitti, Arueth kamplarinin hizasinda ormanin icinde toplanan onlarca figur gormekteydi. Insan siluetindeydiler ama daha uzun kollari vardi ve korkunc kokuyorlardi. Eglath ve Obsidius’ta Arueth’in yaninda nobet tuttu o gece ama saldiriya ugramadilar. Ertesi sabah heskesin sinirleri gergindi, kimse dogru durust uyumamisti, gun boyu yolculuk sessiz ve nesesiz gecti. O geceki kamp ise daha beterdi. Ormanda biriken ve her an saldiracakmis gibi duran trollerin yaninda kamplarinin etrafinda dolasip duran kurtlar ortaya cikti. Arueth bir kacini panteriyle uzaklastirsa da, grup yine tum gece uykusuz kalmisti. 5. gun artik Lakashtari at kokusuna dayanamadigindan yakiniyor, Obsidius ve Eglath ne gece ne gunduz adam gibi uyuyabildiklerinden, butun yolu yari baygin bir sekilde gidiyorlardi. Rasputin at surmekten bikmis, Arueth ise at arabasina kapali kalmaktan cok bunalmisti. Yanliz aksama dogru Evermoors’u geride biraktiklarini gordukce bu gece rahat bir uyku uyuyabileceklerine dair umutlari artti. Hatta aksam 7ye dogru ilerde bir ciftlik gorduklerinde hepsi bir anda rahatladi, ciftlik onlara sicak yemek ve yatak sunmanin yaninda 5 gundur uzak kaldiklari medeniyetinde simgesiydi su anda.
Ciftci Yirnol onlari kapida karsiladi, oldukca buyuk bir ciftlik evi vardi, nerdeyse bir o kadar buyuk bir ahirda hemen evin yani basindaydi. Yirnol onlara elinden geldigince misapirperver davraniyordu, esi ve kizini bir sene once bir hastaliktan kaybetmis ve son alti aydir kardesininde zorlamasiyla artik ise yaramayan ciftligini yolcularin silverymoon’dan onceki son ugrak yeri yapmisti. Simdilerde yolcularla sohbet etmek ona cok iyi geliyordu. bir kuzu kesip kizartti yemekten sonra da tutun ikram etti. Arueth yine karavandaydi ama bu kez Eglath drowa bir kuzu budu goturmustu. Arueth tesekkur edip eti panteriyle paylasti. herkesin uykusu bastirdigi bir anda ciftligin citlerine bir atli yanasti. Yirnol hemen ustunu basini duzeltip ozur dileyerek adama dogru ilerledi, birgun de iki musteri buyuk nimetti. Yirnol adama yaklasti “buyrun efendim, sizi misafir etmek isterim, eminim yorulmussunuzdur dedi” yabanci bir kac saniye eve dogru bakti sonra “sanirim yemegi kacirdim?” dedi. Yirnol “evet kuzu kizartmistim ama sizede birseyler hazirlarim merak etmeyin lutfen buyrun dedi” bu sirada yabanci atindan inmisti. Yirnol yerlere kadar egilip selam verdigi sirada gozunun onunde birsey isildadi. kafasini kaldirdiginda sag gozunde anlik bir aci hissetti ve sonrada bir bosluga dusme hissi vucudunu sardi, ama yerdeki cimenler onu yakalayama gelmedi,. Yirnol etrafini saran karanligin icinde dustu.. dustu.
Evde Rasputin Yirnol’un evden cikmasinin ardindan boynundaki rahatsizligi ilk kez farketti, ailesinden kalma kolyesiydi nedeni, hissedilir bir sicaklik yaymaya baslamisti. Bir anda sicradi ve disari bakti, digerleride onun bakislarini izleyip disaridaki yabanciyi izlemeye basladilar. Arueth’te bu sirada vagonun perdesinin arasindan yabanciyi gormus ama cok gec tanimisti, bu adam daha once Orc’un magarasinda savastigi assassindi.

##
Zek atindan iner inmez ciftcinin selam vermek icin egildigini gordu, bu firsati kacirmayan tecrubeli katil,bileginin altindaki hanceri yildirim hiziyla cikardi ve Yirnol tam ayaga kalktigi sirada sag gozune sapladi. hancer adamin beynine kadar girdi ve adam o anda oldu, ama Zek durumu abartmaya niyetliydi hatta bundan oldukca keyif aliyordu. diger eliyle belindeki bicagi cekti ve coktan olmus olan adamin bogazini kesti. ciftciyi saclarindan yakalayip bir sure ozellikle evden rahatlikla gorulebilecek sekilde tuttuktan sonra birakti. bir kac saniye sonra gordukleri onu tatmin etmis, hedefi tam onikiden vurmustu. hizla atinin arkasina gecip gozden kayboldu.

##
Ciftlik evinin kapisi yerinden sokulurcesine acildi, evden ilk cikan Rasputindi, hemen topuklarinda Eglath vardi. ikiside deliye donmus gozlerle adami gordukleri yere dogru son hiz kosuyorlardi. arkalarindan obsidius ve Lakashtari de evden disari firladi. Arueth ise eline crossbow’unu almis assassin’in tekrar ortaya cikmasini beklemekteydi. Tam bu anda yolun karsisindaki orman sinirinda buyuk bir hareketlilik oldu, calilarin arasindan ok gibi firlayan 6 hobgoblin fanatik bir chargela Rasputin ve Eglath’a dogru kostular. hemen arkalarinda ise yine tepeden tirnaga zirhli 4 hobgoblin daha ormandan cikti ve hizla onlara dogru ilerledi. bu dortlunun yanlarindan ise ikiser goblin kurt tepesinde savas cigliklari atarak gecti, kurdun uzerinde arkada duran goblinler ellerinde uzun yaylar tutmaktaydi.
Rasputin kendisine dogru gelen hobgolini gorunce hic hiz kesmedi, ciftligin tam ortasinda birbirlerine yetistiklerinde zirh ve celik seslerinden olusan muthis bir gurultu koptu, Hobgoblin’in saldirisi basarili olmus kilici Rasputin’in omzuna girmisti ama sevinci kisa surdu. Rasputin dev topuzunu tum momentumunu kullanarak yaratigin kafasina gecirdi, silah hobgoblinin kafasindaki kaski paramparca etti ve basinin sola dogru dogal olamayacak sekilde bukulmesine yol acti, kirilan kemik sesi gecede gokgurultusu gibi yankilandi
Ayni anda Eglath kendi dusmaniyla karsilasmis, hobgoblinin kilicini kendi kiliciyla kolaylikla karsiladiktan sonra etrafinda donup tum gucuyle kilicini indirmisti. Fakat atagi yaratigin kalkanina inmis, kalkani iceri gocertmis olsa da hobgobline bir zarar verememisti. Tam o saniyede Eglath’in omzunun uzerinden teget gecen bir magic missile yaratigin siritan suratinda patladi ve metrelerce ucmasina neden oldu. Rasputin dengesini sagladiktan sonra hemen onundeki ona dogru kosan hobgobline dondu ama tam bu sirada islik gibi gecen bir ok yaratigin gozune girip diger taraftan cikti. hobgoblin iki adim daha atip saskin bir surat ifadesiyle yuzustu yere dustu. Bu arada sag taraftan gecenin karanliginda citleri asip grubun arkasina dogru ilerleyen Zek’i kimse farketmedi.
Savas tum atesiyle devam ediyor, grup yine her zaman kullandiklari taktiklerle Rasputin ve Eglath’i onde tutarak Obsidius ve Lakashtari’ye rahatsiz edilmeden olum yagdiracak mesafeyi sagliyorlardi. bu arada Arueth de bir yandan vagonun icinden oklar yagdirmaya devam ederken bir yandan da bir kac buyuyle omuz omuza savasan Eglath ve Rasputin’i kollamaktaydi. Ama ortamdaki asil buyuler arka taraflardaki Obsidius’tan yagmaktaydi, once ilerdeki 4 hobgoblini orumcek aglarina sardiktan sonra hepsinin ortasina dev bir atestopu gonderdi. butun savas meydani bir anda dev alevlerle aydinlandi. goblinlerin cogu ciddi sekilde yanmis, Arueth’in buyuleri nedeniyle adamakilli goremedikleri Eglath ve Rasputin’le savasmata calisiyorlardi. Zek buyucuyu farketmis gozlerini uzerinde sabitlemisti, zaten bir sekilde rahibin dikkatini cekmesi ve grubun bu makine gibi calisan savas stilini bozmasi gerekiyordu.Eglath kendisine yanasan her yaratigi kilciiyla tanistiriyor ama karsiliginda da pespese darbeler aliyordu. Lakashtari de mental guclerini gordugu her yaratiga gonderiyor ama sayilarinin cokluguna inanamiyordu. Tam bu sirada grubun kordinasyonu bozulmaya basladi, orumcek aglarindan kurtulan yaratiklar, kurt uzerindeki okcularla beraber Eglath ve Rasputin’in sagindan dogru arkadaki Lakashtari ve Obsidius’a eristiler. Tam bu anda ortaya cikan Zek crossbowuyla buyucunun kaburgalarina bir ok sapladi, aci icinde o tarafa bakan Obsidius, “Zek evin arka tarafinda” diye bagirdi. sonuctan memnun olan Zek binanin arkasina gecip gozden kayboldu.
Obsidius’u duyan Rasputin defans hattini bozup topuklari uzerinde dondu ve evin arkasina dogru tum hiziyla kostu, bu arada solunda Lakashtari saginda ise Obsidius goblinler tarafindan sikistirilmaktaydi, Eglath bacaklarina aldigi darbeler nedeniyle kosamiyor, aldigi yaralara da disini sikmaktan baska birsey yapamiyordu. Rasputin binanin yan tarafina kosarak geldi ama burda kimse gorunmuyordu, aceleyle binanin arkasina da bir goz atti ama orasi da bostu. Tam bu anda sirtinda muthis bir aci hissetti ve kemik bir kilic sirtindan girip on tarafindan cikti. Zek bir zafer kahkahasi atmak uzereydi ki, kilicinin uzerinden bir buz tabakasinin yayildigini gordu, sok icinde ayaklarini kimildatamadigini farketti. O ve Rasputin olumcul bir mucadeleye kilitlenmislerdi. Arueth genc rahibin ciglini duyar duymaz vagondan disari atladi, zaten diger goblinler yerini kesfetmislerdi ve fazla bir avantaji kalmamisti. at arabasinin on tarafindan indi ve duruma bir kac saniye goz gezdirdi, Obsidius’un etrafi cevriliydi, Lakashtari gorunmuyordu, Eglath ise on tarafta hala yerini korumaya calisiyordu, rahibin yanina gidebilecegi bir bosluk aradi ama goremedi o zaman boslugu yaratmaya karar verip obsidius’u cevreleyen kalabaliga daldi. Bu sirada Lakashtari evin tuvaletinin oldugu kucuk kulubenin on tarafina gelmis grubun arkasina sizmaya calisanlari durdurmaya calisiyordu. Rasputin’in geri cekilmesiyle cesaretlenen bir hobgoblin ona dogru charge etti, Lakashtari son anda kacmaya calissada yaratigin kilici kolundan sirtina kadar giden bir yara acti, aci icinde dislerini sikan Lak, bir iki adim geri atip tum gucunu onundeki yaratiga cevirdi. bir kac saniye sonra ise Rasputin’in cigligini duydu, goz ucuyla arka tarafta assassin’in onu kotu yakaladigini gorebiliyordu. telepatik gucunu kullanarak herkese mesaj gonderdi, Rasputin’in basi buyuk beladaydi. Obsidius’un telepatik mesaja ihtiyaci yoktu, daha once bu assassinle karsilasmis ve benzer bir yarayi kendiside almisti, adam acimasiz bir katildi. Ama su anda Rasputin’in durumu basindaki sorunlarin en kucuguydu, arkadaslari kadar agir zirhlar giyemeyen Obsidius aldigi yaralardan neredeyse bayilacak kadar zayiflamis ama etrafindaki goblin kalabaligindan kurtulamamisti. elindeki son kozlardan birini oynayip Arueth’in yardima gelmesinden dogan karisikligi kullanip gorunmez oldu, hizla goblinlerin yanindan uzaklasip Eglath’in hala icinde bulundugu Arueth’in yaratti toz bulutunun icine girdi.
Rasputin’in kani damarlarinda fokurdamaya baslamisti, aciyi tamamen gormezden gelip kukreyerek kilictan uzaklasti ve donerek topuzunu saskinlik icinde kendisine bakan Zek’in gogsune indirdi. Topuzun muazzsam gucuyle yerinden firlayan zek metrelerce uctu. dustugu yerde hemen ayaklarinin uzerine kalkti ve ciddiyetle karsisindaki dusmanina bakti.gorunuse gore bu savas daha bitmekten cok uzakti.

View
Oyun 5 - Assassin, Silverymoon ve yeni bir hayat.

Zek dustugu yerden kalkti ve rahiple arasinda acilan bir kac metreyi hizla kapatti. Dusmaninin aldigi darbelerden sonra hala ayakta olmasina inanamiyor gibiydi. Kilicinin agirlastigini hissetti kollari beyninin verdigi komutlara yeterince hizli tepki vermiyordu, o anda bilmedigi ise savas alanindaki tum goblinlerinde ayni durumda olduguydu, kiliclarini sallamak normalden
de zor geliyor sanki suyun icinde yuruyormus gibi hissediyorlardi. bir kac saniye boyunca ne Zek nede hobgoblinler’in kiliclari hedeflerini buldu. O sirada sadece Lakashtari’nin tam
karsisinda duran hobgoblin bir gariplik oldugunu gorebiliyordu zira karsisinda duran kadinin gozlerinden atesler cikiyor, saclari garip mental bir gucle dalgalaniyordu, sanki derin bir
transa girmis gibiydi. bir kac saniye sonra Lakashtari normal gorunumune geri dondu ve ortamdaki bu guc ortadan kalkti.
Arueth’in etrafi goblinlerle sariliydi, sag tarafini goz ucuyla kontrol etti ve Obsidius’un kargasadan yararlanip kactigini gorunce rahatladi, simdi panteri Antres ve o 3 goblinle karsi
karsiyalardi, biraz eglenmeye karar verdi ve daggerini tutan elinin ufak bir hareketiyle etrafini bir anda koyu mor bir karanlik sardi.Etrafindaki Goblinler panik halde etraflarina
bakindilar, hicbir sey goremiyorlardi.
Eglath hala savas alaninin ortasinda duran toz bulutunun icinden ok gibi firladi ve evin yan tarafinda savasmakta olan arkadaslarina katilmak icin o koseyi tutan gobline charge etti. kilici
goblin daha ne oldugunu anlamadan yaratigin gogsune girdi. Eglath kaslarinin insanustu kuvvetiyle kilici yukari dogru cekti ve yaratigin belden yukarisini ikiye ayirdi. Tum konsantrasyonunu
onundeki dusmanina verdigi icin, arkasinda Arueth’in yarattigi karanliktan panik halde cikan goblinleri gormedi. bir kilic sirtina girdi, ikinci bir kilic ise baldirini boydan boya yardi,
tam sirtinda patlayan bir topuz cigerlerindeki tum havayi aldi ve Eglath bilincsiz bir sekilde yere yigildi.
Rasputin’e olusan bu bir kac saniyelik yavaslik yetmisti, Zek’in sayif atagini kolayca savusturdu ve topuzunu tekrar tam hedefe indirdi. Zek ayaklari uzerinde zar zor dengesini sagladigi
anda uzaklardan gelen bir magic missile tam yuzunde patladi ve onu karanliklara bogdu. Rasputin Zek’e soyle bir bakti ve olmedigine emin olduktan sonra topuklari uzerinde hizla dondu ve ona
dogru kosmakta olan hobgobline topuzunu gecirdi. Afallayan hobgoblinin bu sefer tam ensesinde bir magic missile daha patladi oda Zek’in yanina dogru yere dusmeye basladi. iste bu
saniyelerde kendi basindaki goblinden kurtulan Lakashtari Zek’in bir daha ayaga kalkmayacagindan emin olmak icin ezici telepatik guclerini yerde yatan adama yoneltti, ayni anda da yere
dogru dusmekte olan goblinin kilicina odaklanip yonunu degistirdi. savunmasiz yatan Zek once basini tutarak bir ciglik atti sonra sag bacagina giren kilicin acisiyla bir tane daha. Rasputin
Lakashtari’ye dondu ve “Onu Oldurme!!!” diye var gucuyle bagirdi.
Kargasa sirasinda yaralarina disini sikarak Lakashtari’nin hemen arkasina kadar gelen Obsidius, onu kimsenin farketmemis olmasindan da yararlarnarak Rasputin’in etrafindekilere ezberinde
kalan bir kac buyuusunu gonderiyordu. Tam bu sirada onundeki Lakashtari Eglath’in yerde yatan hareketsiz bedeni uzerinden gecen goblinleri gordu ve saklanmak umuduyla geri adim atip
Obsidius’un ustune basti. Obsidius sansina kufrederek yeni gelen goblinlerin onu takip etmemelerini umdu. Ama umudu bosunaydi, tam onunde beliren goblin kosede saklanan buyucuyu gorur
gormez kilicini salladi, Obsidius kacmaya calisirken karnina giren krampla iki buklum olunca belkide kafasini koparacak olan kilic zararsizca ustunden gecti. Lakashtari bu sefer ileri
atildi ve Rasputin’e dogru kostu, bu sirada goz ucuyla Eglath’in kendi kanindan olusan bir gol icinde yattigini gordu ve ici buruldu.
Arueth’in karanlik buyusu oldukca kisa surmus ve bu avantajdan pekde istedigi gibi yararlanamamisti, goblinler agir zirhliydi ve ataklarini kalkanlariyla kolaylikla onluyorlardi. bu arada panteri Antareste oldukca darbe almisti. O anda aklina bir fikir geldi ve bu kez sol elini soldan saga dogru yavasca gezdirdi. Savas alaninin ortasindaki toz bulutu elinin hareketini takip edercesine onlara yaklasti ve etraflarini sardi, goblinler tekrar hicbirsey goremez olmuslardi. Arueth aradigi avantaji ele gecirmisti.
Rasputin Zek’in olmesini engellemek icin uzerine atilip bir kac buyuk kanamayi durdurdu. O anda Zek gozlerini acti ve Rasputin’e “beni oldurme, Silverymoon’a gotur. basima buyuk bir odul
var pisman olmazsin” dedi. Rasputin hizla ayaga kalkip Eglath’a dogru kostu. Yolunun ustundeki goblinleri iterek ve savurduklari kiliclardan kacaran kendini Eglath’in yanina atti. artik
gozlerindeki yasam enerjisi tamamiyle kaybolmak uzere olan arkadasi icin bir dua mirildandi, disleri gicirdiyor elleri titriyordu. Eglath’in gozlerindeki isik geri geldi, tam yerinden
dogrulmak uzereydi ki, goz ucuyla Arueth’in toz bulutu icerisinden firlayan goblinleri gordu ve ayni anda kendisini yere birakip baygin taklidi yapmaya devam etti. Goblinler Eglath’in
uzerinden atlayip Rasputin’e saldirdilar, iste o anda Eglath ayaklari uzerine firladi ve yaratiklara arkadan saldirdi. Ayni anda Lakashtari de onundeki iki hobgobline dogru kulaklari sagir eden bir ciglikla odaklandi, yaratiklar bir kac saniye ayakta oylece durdular sonra kulaklarindan ve gozlerinden akan kanlarla beraber yere yigildilar. bir kac saniye sonra tek duyulan ses sag kalan tek goblinin ormana dogru kacarken cikardigi seslerdi, bu da Obsidius’un hedefi bulan son magic missile’i ile son buldu.
Grup ayakta zor duruyordu, herkes sayisiz yara almis, Eglath olumun ucundan donmustu. Rasputin’in ise akli basinda degildi, gunlerdir bilmedigi bir sebepten bir assassin tarafindan takip
edilmis, sirf bu yuzden iki masum insan olmustu. Zek’i ayak bileginden yakaladigi gibi evin icine kadar surukledi. odalardan birine atip kapiyi arkasindan kapatti. grup bir sure onun
pesinden gitmedi. Rasputin Zek’i yataga bagladi, ustunu basini aradi. iki mektup buldu, biri yine Astrid’den geliyordu, digeri ise uzerinde mavi “S” muhuru olan bir mektuptu ve icinde
“Oglani yok et” yaziyordu. Onun disinda bulduklarini da kendi cantasina atti. Bu sirada grubun geri kalani da icer geldi. Eglath “uyandir sunudu da ogrenelim derdi neymis” dedi, Rasputin’de
Zek’e yaklasip sarsti. agir yarali olan adam yavasca gozlerini acti. Rasputin sabredemiyordu, “kimsin sen? neden beni takip ediyorsun?” diye bagirdi, adam cevap vermedi. Topuzunu havaya
kaldirdi, adami korkutmayi umuyordu ama Zek sadece siritti. Grupta herkes Rasputin’i tandigi icin, kimse ona engel olmuyordu zira rahip savunmasiz birini oldurmezdi. Bu yuzden topuz Zek’in
suratinda patladiginda herkesin agzi acik kaldi. Adam’in gozlerindeki isik sondu ve Rasputin oylece kalakaldi, onlara dondu ve “sadece korkutmak istemistim” dedi. Eglath “bi dahakine bana
birakta bir iki yumruk atiyim” diyip odadan cikti.
o aksami talihsiz ciftciyi gomup, goblinlerin cesetlerini yakarak gecirdiler sonrada yorgun ve rahatsiz bir uykuya daldilar. Rasputin icin ise uyku cok sonralari ve kabuslarla geldi.
Tanrisi dualarina cevap vermiyordu. Ertesi sabah herkes biraz toparlanmis olarak kalktiklarinda Rasputin’i hala baygin yatarken ve yaralarindan kan sizarken buldular.
Tatsiz bir kahvaltidan sonra tekrar yola cikti grup, Rasputin vagonda yatiyordu, uzerine bir karamsarlik cokmustu. Eglath arabayi kullaniyordu. 5-6 saat kadar sonra tirmanmakta olduklari
dagi geride biraktiklarinda ayaklarinin altindaki vadide Silverymoon’u gordu. vagonun perdesini araladi ve herkese bakmalarini isaret etti. iki tarafi capcanli, yesilin her tonunun yaninda
kizil ve sarilarla suslenmis ormanlarla kapli vadinin tam ortasinda mucevher gibi parliyordu Silverymoon. Bembeyaz bir sehirdi, surlari guneste mithril gibi parliyor, sehrin guney
kismindaki kuleler goklere uzaniyordu. Sehir oval bir sekle sahipti ve irmak sehrin icinden guney tarafindan geciyordu. Eglath hayranlikla sehri seyrederken atlari tekrar harekete gecirdi.
yaklasik bir saat sonra kendilerini bu ihtisamli yapinin buyuk kapilarinda buldular. Ardina kadar acik duran kapiilarin onunde yaklasik bir duzine guard dolasiyordu. Bunlardan cogu
kahverengi deri zirhlar giymis belliki alt rutbe askerlerdi, aralarinda bir kac gumus sovalye de vardi. guardlardan ikisi onlara yaklasti. Eglath Lord Pardraig’i goreceklerini soyleyince
guardlardan biri kapiya dogru hizla ilerledi ve ordaki grubun icine girip birseyler soyledi. iki gumus eldivenli el kumelenmis guardlari iki tarafa dogru ittirip aralarindan firladi. Gur
kizil kahve saclari ve sakallari ozenle taranmis ve orulmus, bastan asagi gumus zirhlarla donanmis, belinde dev bir cekic kafasinda da gorkemli bir kask olan kirisik suratli bir cuceydi
Lord Pardraig.
Eglath kendini tanitip neden geldiklerini belirtince sinirli hali yatisan Pardraig, Xarvos’a bir kac kufur salladiktan sonra guardlarindan biri olan Dahhim’i yanina cagirip genclere Dancing
Goat hanina kadar eslik etmelerini soyledi. kendisi de bir kac saat sonra onlara katilacakti ama su anda karsilamasi gereken onemli kisiler vardi. gencler cucenin yanindan gecerken,
Pardraig Arueth’e bir pelerin uzatti ve “sehirde bunu giysen iyi olur elf, hem senin icin hem bizim icin” Arueth saskin bir sekilde pelerine bakti sonra hafifce Obsidius’a dogru bakti.
Obsidius pelerinin magical oldugunu sezebiliyordu ama bunu Arueth’e gizlice soylemenin bir yolu yoktu. zaten gerekte kalmamisti Arueth pelerini uzerine gecirdi. Giydigi anda kafasindan koyu
kahverengi gur saclar, yuzunden beline kadar inen sakallar cikiverdi, Arueth tiknaz bir cuceye donmustu, soyle bir etrafina bakti, herkes gulumsemesini gizlemek icin baska taraflara
bakmaktaydi.
Grup at arabasini kapidaki guardlara teslim edip, Dahhim’in pesinden Silverymoon’a girdi. Akla mantiga karsi gelen bir sehirdi Silverymoon, belli bir mimari stili yoktu, her ev sanki bir
baskasi tarafindan insa edilmisti, bazi evlerin ayakta duruyor olmasi bile mantiga aykiriydi. Obsidius icin daha az sasirticiydi bu olay, burdaki binalar buyuyle yaratilmisti suphesiz,
buyunun fizik kanunlarina ihtiyaci yoktu. Dahhim onlari limanin kenarindan dogru goturdu, liman buyuklu kucuklu teknelerle doluydu, buyuk yolcu yelkenlilerinden, kucuk balikci teknelerine
kadar. limanin tam ortasinda ise daha hayret verici bir olay meydana gelmekteydi, bir duzine insan ve bir at arabasi irmagin tam ustunde havada yollarina devam ediyorlardi. Irmak hepsinin
altindan onlara dokunmadan devam ediyordu. Bu yolda karsilastiklari cucelerin bahsettikleri Moonbridge olmaliydi. Burdan kuzeye donduler ve buyuk market alanina girdiler. Aksam saatleriydi
ve dukkanlar kapanmisti ama burasi yinede oldukca gorkemliydi, meydanin etrafi dericiler, demirciler ve mistik dukkanlariyla doluydu. ayni zamanda meydan ise tezgahlarla doluydu, bunlarin
sebze meyve ve hayvan pazari oldugunu soyledi Dahhim. gidecekleri hanin bulundugu sokaga donmeden once Dahhim karsilarindaki bir diger meydanin ortasinda bulunan ve bir kaleye benzeyen
tapinagin ise “house of Invincible” yani Helm’in tapinagi oldugunu soyledi. Rasputin burayi aklinin bir kosesine kaydetti, bu gece bitmeden tapinaga gelmeli ve dua etmeliydi. Dahhim grubu
tavernaya birakti ve Lord Pardraig’i beklemelerini rica ettikten sonra onlardan ayrildi. Onlarda hanin uzak bir kosesindeki bos bir masaya dogru yoneldiler. Han oldukca kalabalikti,
genellikle tuccarlar ve alt kademe askerler burda zaman geciriyordu, masalar temizdi ve yemek guzel kokuyordu. Herkes masaya dogru ilerlerken Rasputin ve Arueth bara dogru baktilar, barin
arkasinda bir half-orc vardi, asil dikkatlerini ceken ise barin sag tarafinda iki orta yasli adamin hararetle birseyler tartismalariydi. Rasputin hemen o tarafa dogru yoneldi, Arueth de su
an sac ve sakal yiginin altina gomulen elf kulaklariyla dikkat kesilerek bara yaklasti. Adamlar bir hafta once yasanan bir depremden ve rivayete gore deprem sonrasi daglarda ortaya cikan
dev bir magaradan bahsediyorlardi. bu magaranin ejderha magarasi oldugu soyleniyordu, belkide ejderha olmustu ve hazinesi oraya gelecek talihlileri beklemekteydi. gunler once genclerden
olusan bir grup bu magarayi bulmaya gitmis ama daha haber alinmamisti. Arueth bu deli sacmasi haberleri duyduktan sonra yemek masasina geri dondu. Rasputin ise adamlarla bir sure daha
sohbet etti. Eglath arkadasinin yol boyunca suren yorgun ve yikilmis halinden cok endiselendigi icin sik sik bara gidip Rasputin’i kontrol etti, iki adam sorunca da onemli bir gorev icin
Nesme’den cikip Silverymoon’a geldiklerini, yolda saldiriya ugradiklarini ve Rasputin cok pahali bir yuzugu oldugunu da soylemeden edemedi. Rasputin Eglath’i kibarca kovaladiktan sonra
adamlarin, barmenin ve yan masalarin elindeki yuzuge bakislarindan dolayi izin isteyip masaya donmek zorunda kaldi.
Hanci siparis ettikleri leziz yemekleri getirdi, onlarda bir yandan yiyip bir yandan ileriki gunlerde neler yapacaklarini, onlerindeki secenekleri tartisiyorlardi. En sonunda en iyisinin
once Lord Pardraig’i beklemek olduguna karar verdiler.
1-2 saat sonra Lord Pardraig kapidan girdi, uzerindeki gumus zirhlari cikarmis ve siyah kahverengi seritlerden deri bir zirh giymisti. belinde yanindan ayirmadigi cekici asiliydi. Geldigi gibi direk bara yoneldi. Yururken yine yere o kadar sert vuruyorduki, adimlarini hanin uzak kosesinden hissediyordu grup. bira dolu koca bir masrapayi aldiktan sonra, kopuklerden bir firt cekti ve gozu handakileri taradi. Eglath da cucenin onlari daha iyi gorebilmesi icin ayaga kalkmisti. O tarafa bakar bakmaz ileri atildi. yine yeri sokercesine adimlar atarak yanlarina
geldi ve bos buldugu sandalyeye kendini atti. Genclere bir sure Nesme’yi ve Xarvos’u soran cuce, daha sonra baslarina gelenleri bir bir ogrenmek istedi. uzun bir sure sohbet ettiler,
kaliteli saraplardan ictiler ve bolca yemek yediler, ve bu arada baslarindan gecenleri anlattilar. Astrid’in mektuplarini gostediler. Pardraig ozellikle bu mektuplarla yakindan ilgilendi ve Astrid’in oldukca yuksek mevkide biri oldugunu bildiklerini, kuzeyde ne kadar pislik varsa yonettiginden suphelendiklerini anlatti. muhurdeki L.X harfleri ile ilgili ise birsey
bilmiyorlardi. Eglath bu isin izini surmek istediklerini soyleyince Pardraig iki gun icinde konseyin toplanacagini, bu toplantida bu konudan bahsedecegini soyledi. Astrid ile ilgili
bulduklarini grup ile paylasacak ve beraber hareket edeceklerdi. Bu sirada sehirde Pardraig’in misafiri ve sag kolu olarak kalacaklar, listesinde yapilmasi gereken isleri yapmasina yardim
edeceklerdi. Pardraig onlara Silverymoon ile ilgili biraz daha bilgi verdikten sonra herkesin yorgun oldugunu gorup onlari yeni evlerine goturdu. Handan sadece bir kac sokak ilerdeki
buyukce bir eve girdiler, etraftaki toz ve rutubetten uzun suredir kullanilmadigi belliydi. alt katta ve ust katta ucer odasi bulunan ev konforlu sayilirdi. Pardraig kendisini iki gun sonra
bugun girdikleri kapinin orda bulmalarini soyledi, o zamana kadar dinlenip sehri gezmelerini onerdi.
Rasputin disinda herkes yolun yorgunlugunu yataklara serilerek gecirirken, Rasputin yapilmasi gerekenin farkinda olarak evden cikti ve Helm’in tapinagina gitti.
Ertesi sabah gec kalkip kahvalti eden grup sehri dolasmaya cikti, meydanda Rasputin onlari bekliyordu, gorunuse gore butun gece uyumamisti ama yinede dunki nesesiz halinden eser yoktu,
canlanmisti. Rasputin ve Obsidius sehrin guney yakasina gecip universite’ye ve Vault of Sages’e ugramaya karar verdiler, Eglath, cuce Arueth ve Lakashtari ise meydandaki dukkanlarda
dolastilar. Sage’lerden bilgi almayi oldukca pahali bulan iki arkadas daha sonra universiteye ugradi. Bu arada Rasputin’in aklina birden elindeki yuzuk geldi ve Obsidius’a yuzuk uzerinde
tekrar calismasini rica etti. her sabah oldugu gibi tekrar konsantire olan Obsidius bu sefer birseyler sezdi ve yuzugun gucunu yakalamayi basardi. bu oldukca guclu bir yuzuktu, cok eskiydi
hatta o kadar eskiydi ki uzerindeki buyu dokusu zayiflamisti. universiteye ugradiklarinda oradaki bas buyuculerden biri yuzuge bakti ve yuzugun buyu dokusunun tutarsizlik gosterdigini,
Rasputin’in umdugu kadar guclu tepki vermeyebilecegini, hatta bir anda buyunun tamamiyle yokolabilecegini soyledi. yuzuk muhtemelen 1000lerce yillikti ve uzerindeki buyuyu yenilemenin bir yolu yoktu. Obsidius bu arada Celthric adindaki bir bas buyucu ile goruserek, bazi gorevler karsiliginda universiteden bilgiler edinebilecegini ogrendi. Ozellikle su ara Celthric’in Fey bir
yaratigin derisine ihtiyaci vardi, “elf olmamak kaydiyla” diye ekledi Celthric, Obsidius’un yuzundeki anlamsiz gulumsemeyi gorunce.

###
Luskan’in kapisindan gece kadar siyah bir at ruzgar gibi firladi. Binicisi avinin kokusunu almisti artik durdurulamazdi, Nesme’den gelen konvoy ilginc haberler getirmisti gercektende. drow’un gunleri sayiliydi.
###
“Devami Haftaya”

View
Oyun 6 - Ejderha Magrasina yolculuk, Loviatar Tarikati, tutsak Paladin

Sabah sekiz sulariydi kapi calindi. Arueth her zamanki gibi erkenciydi, digerleri ya uyuyor yada yatak keyfi yapiyorlardi. Son iki gun rahat ve dinlendirici gecmis, Silverymoon’un guvenli sokaklarinda bol bol dolasmis, dukkanlara girip cikmis, yeni insanlarla bol bol bira ve sarap yuvarlamislardi. Arueth pelerinini uzerine gecirdi, bir anda uzayan sakallarini hayranlikla seyretti sonra israrla calan kapiya gitti. Kapiyi actiginda karsisinda Dahhim’i buldu. Lord Pardraig acilen onlari gormek istiyordu, hazirlanip Moongate garnizonuna gelmelerini rica etti ve ordan ayrildi. Sehre geldiklerinden beri gruptaki herkesin keyfi yerindeydi ve Pardraig’in soyleyeceklerini ogrenmek icin sabirsizlanarak olabildigince hizli yola ciktilar. Pardraig masasinda parsomen tomarlarinin altinda kalmis homurdanip duruyordu, iceri girdiklerinde onlara oturmalarini isaret edip, yazmakta oldugu yaziya geri dondu. tombul elleri ve yazi islerindeki beceriksizligi nedeniyle kagidi duzgun bir sekilde bitirmesi yarim saat aldi. kendinden memnun bir sekilde isini bitirince genclere dondu. Havadan sudan sohbet kisa surdu, Pardraig parsomenlerin arasindan uzunca bir liste cikardi ve uzerinden gecmeye basladi. Kuzeyden alinacak raporlar vardi, birde supheli durumlar nedeniyle gozlenmesini istedigi bir kasaba. ama bunlardan once Pardraig gruptan etrafta dolanan Ejderha Magarasi efsanesinin uzerine gitmelerini istedi, bu ugurda maceraya atilan gencler donmemisti ayrica kendi gonderdigi iki gumus sovalyeden de haber yoktu. Pardraig gruba magaranin tahmini yerini de gosterdikten sonra dikkatli olmalarini ve isler sarpa sararsa baslarindan buyuk bir ise kalkismadan kendisine haber vermelerini istedi. Ayrica sag kurtaracaklari her kayip icin aileler 500 altin vermeye hazirdi, bu oldukca yuksek bir meblag idi, Rasputin ve Lakashtari’nin gozleri parladi. Bir ejderha gorebilecegi ve isin iki gumus sovalyenin bile halledemeyecegi kadar zor olma olasiligi Eglath’in hevesini kabartmisti. Pardraig ayni zamanda Astrid ile ilgili de konseyle gorustugunu ve su an nerede olabilecegi ile ilgili bilgilerin toplandigini soyledi, tahmini bir lokasyon belirlendiginde gruba haber vericekti.

Grup hic vakit kaybetmeden Pardraig’in hazirlattigi 7 at ile yola cikti. dogu kapisindan hizla cikip kuzey dogu yonunde 6 saat yol aldilar ve daglarin eteklerine ulastilar. burdan sonra yoldan sola saparak daglarin eteklerinde genclerin ve iki sovalyenin izlerini aradilar. Arueth’in panteri Antares iz surmekte hic zorlanmadi ama asil problem takip ettikleri grubun magarayi bulmak icin surekli yon degistirmesi hatta ara ara geldikleri yoldan geri donmeleri idi. bir saatlik bir arayistan sonra grup tam onlerindeki tepenin yamacinda 15 metre kadar yukarda bir aciklik gordu. burasi yeni olusmustu ve tepenin yamacinda bir delik seklinde gorunuyordu. Hava hizla karardigi icin Rasputin geceyi disarda gecirmeyi ve gunduz iceri girmeyi teklif etti, bir sure bu konuda tartistiktan sonra kamp yapmaya karar veren gruptan Obsidius ve Arueth yamaca tirmanarak delige bir goz atmaya karar verdiler.

Iki dost yamaci tirmandilar, Arueth uzerindeki pelerinin verdigi kamuflajla tastan tasa muthis bir ceviklikle hoplayip ziplayan dev bir cuce gibi gorunmekteydi. Obsidius ise daha emin adimlarla gidiyordu. girise geldiklerinde ikiside daga sirtlarini verip yavasca iceri baktilar. Iceride gordukleri bir kac saniye onlari nefessiz birakti. 5-6 metre genisliginde ve en az 4 metre yuksekligindeki magara kemiklerle doluydu, etrafa gelisi guzel yigilmislardi. tam durumu konusmak icin birbirlerine donduklerinde bir kayanin kayaya surtunme sesiyle beraber ayak sesleri duydular, hemen gizlenme yerlerine geri cekilip goz ucuyla izlemeye devam ettiler. magaranin sag tarafinda iki monk belirdi, aralarinda surukledikleri koca bir cuval vardi. Adamlarin uzun cubbelerinin sirt ve gogus kisimlarinda bedenlerine girmis metal cubuklar vardi ama bundan rahatsiz olmus gibi gorunmuyorlardi, ayni zamanda elleri tamamiyle deforme olmus pence halini almisti. kafalari keldi ve vucudlarini gorunen yerlerinde dovmeler vardi. Onlerindeki kemik yiginina kadar yurudukten sonra ellerindeki cuvali bosaltmaya basladilar. Cuval gorunuse gore taze kemiklerle doluydu. isleri biten iki monk magaranin sag tarafinda gozden kayboldu ve tekrar o garip surtunme sesini duydular.
Bir sure daha kulak kabartip ayak sesi gelmediginden emin olduktan sonra magaraya girmeye karar veren Arueth ve Obsidius, ilk once yeni bosaltilan kemikleri incelediler. Arueth kemiklerin arasinda kanla kapli beyaz bir kutu ve icinde kusmuk buldu (:)), ne olduguna anlam veremeyip yerine birakti. monklarin gittikleri yone dogru bakan Obsidius karsisinda duz bir duvardan baska birsey goremedi. Gizli bir kapi olduguna hemfikir olan ikili bu gece icin kampa donmeye karar verdi. Onlar kampa donduklerinde Eglath ile Rasputin de kampin etrafini gezmeyi bitirmislerdi ve daha cok ayak izinin disinda bir sey bulamamislardi. Emin olduklari bir sey vardi, ayak izleri sadece magaraya dogruydu, her kim iceri girdiyse disari ciktigini gosteren bir iz yoktu. Lakashtari kampin uzerine kamuflaj rituelini yapti ve kamplari bir anda gozden kayboldu.
##
Tahta kolu cekip gizli kapiyi kapatan iki monk, karanlik koridorda rahatlikla yonlerini bularak zindanlara dogru gittiler, yarin sabahki yemek icin yeni bir tutsak secmeleri gerekiyordu.
##
Ertesi sabah grup erkenden yamaca tirmanip magaradan iceri daldi, dun geceden bu yana bir degisiklik yoktu. daha sonra kendilerini gecen gece Obsidius’un da baktigi duvarin onunde buldular. Rasputin kollarini kaldirdi ve ellerini kayanin uzerinde yavasca gezdirmeye basladi. bir yandan da birseyler mirildaniyordu. Arueth’de parmaklarini olasi girinti ve cikintilar uzerinde gezdirdi ama 20 dakika ugrasmalarina ragmen birsey bulamadilar. Tam bu anda Lakashtari onunla telepatik bir baglanti kurmaya calisan bir varlik hissetti. “Lutfen hanim efendi, bana yardim edin”. Lakashtari sasirmisti, arkadaslarina birisinin onunla konustugunu soyledi. Bir mesaj daha geldi “Iceride niyetleri iyi olmayan varliklar var dikkatli olun, aradiginiz kapiyi aktive eden nokta duvarin sol tarafinda tam kosede yerden 1 metre kadar yukarida” Lakashtari bilgiyi arkadaslarina aktardiktan sonra sordu “kimsiniiz siz?” cevap geldi “Benim adim Frederic hanim efendi, ben burda tutsak dusmeden once bir Helm Paladin’i idim” Bu sirada Arueth kapiyi acan kucuk noktayi buldu ve iceri ittirdi. Obsidius’un tam onundeki duz duvar sekil degistirerek ciglik atarken carpilmis bir agzin goruntusune donustu, ve agzin icinden bir koridor gorunmekteydi.
Dikkatlice iceri girdiler, magaraya girdiklerinden beri sicaklik oldukca dusmustu, ayrica havada belli belirsiz bir rituelin tekrarlanan dizeleri ve her ne kadar inanmak istemeselerde birilerinin aci icindeki cigliklari vardi. girdikleri noktada doksan derece acilarla ayrilan 3 koridor vardi, tum koridorlar zifiri karanlikti, Lakashtari ve Eglath digerleri gibi karanlikta gormek konusunda hic de iyi degilleri. bu sirada telepatik bir mesaj daha geldi. “Ben solunuzdaki koridorun sonundayim, lutfen gelin” Lakashtari arkadaslarina yeni gelen bilgiyi fisildadi, Arueth ve Rasputin bunun iyi bir fikir olmadigini soyluyorlardi, bir tuzak oldugundan eminlerdi. Grup yinede sol tarafa dogru devam etti. soldaki koridor kisa bir sure sonra saga dogru donup biraz genisledi, bu noktada tam karsilarinda buyuk cift tarafli bir kapi ve kapinin her iki tarafinda cehennemden cikma boynuzlu kopeklere benzeyen iki heykel gorduler. heykellerden hissedilir bir sicaklik yayilmaktaydi ve kipkirmizi gozleri sanki onlari izler gibiydi. yeni bir mesaj geldi “Sahipleri gunlerdir bir rituel ile mesgul, sizin geldiginizi bilmiyor, bu nedenle size zararlari dokunamaz yanlarindan gecebilirsiniz” yine kisa sureli durumu tartisan grup ilerlemeye karar verdi. heykellerin arasindan gectiler ve kapiyi araladilar.
Icerideki gercek ustu manzara bir sure herkesi oldugu yere civiledi. buyuk bir odanin ortasinda full plate zirhlari icinde bir paladin havada asili duruyordu. vucudunun sayisiz yerinden girip cikan zincirler duvarlarda sabitlenmisti. zincirlerin uzerlerinden hala kan damliyordu ve paladin’in asili oldugu yerin alti kan golune donmustu. ayni zamanda odanin zemininde de eski cesetler vardi, iskelete donmuslerdi. yirtik pirtik cubbelerinden ve kemiklerin yanindaki metal cubuklardan Arueth ve Obsidius bunlarin o monklardan olduguna emindiler. Telepatik ses bu kez herkesin duyacagi kadar yakindi, “Sakin iceri adim atmayin, bu zincirler cok guclu bir buyunun bir parcasi iceri girerseniz sizi paramparca ederler.” Grup paladine kim oldugunu, neden orda oldugunu, burdaki yaratiklarin kim oldugunu sordu. Frederic 100 yil kadar once buraya arkadasini bulmak icin geldigini ama cok gec kaldigini, kaninin son damlasina kadar savasirken burda koseye sikistigini ve sonunda da bu yaratiklarin oyuncagi oldugunu anlatti. bu zindandaki varliklar Loviatar’in fanatikleri idi, Loviatar iskence ve aci tanrisiydi. Tam bu sirada Paladin’in icinden gecen zincirler ileri geri testere gibi hareket etmeye basladi, 30 saniye kadar suren bu iskence boyunca tum grup adamin cigliklarini kafasinda isitti. Bu iskence surekli olarak 100 yildir devam etmekteydi. Paladin anlatmaya devam etti, zindanda bir warlock ve bir cleric vardi. her ikisinde de birer ozel kristal duruyordu, bu kristallerden biri onun ruhunu oburu ise bedenini hapis tutmaktaydi, grupran iki yaratigi da oldurmelerini ve kristalleri buraya getirip birbirine vurarak parcalamalarini istedi, ancak bu sayede kalan onuruyla olebilirdi.Rasputin duyduklarina inanmaz bir sekilde gruba burdan hemen gitmeleri gerektigini, Lord Pardraig’e gidip haber vermelerini, burasinin onlarin boyunu asacagini soyleyip duruyordu. Tam bu sirada Rasputin’in isteksizligine sinirlenen ve paladine aciyan Lakashtari kimseye hissettirmeden konsantre oldu ve Rasputin’e tanrisindan gelmis gibi gorunecek bir mesaj gonderdi, “Sovalyemi kurtar rahip, ben sana guclerimi bu nedenle verdim!” Rasputin sok icinde oldugu yerde kaldi, durumun heycanindan gelen mesaji sorgulamadi bile, ve herkesin saskin bakislari icinde “yuruyun paladin kardesimizi kurtarmamiz gerekiyor, buraya oturmaya gelmedik” diyip odadan firladi. Lakashtari memnun bir sekilde Rasputin’i takip etti, geri donulmez zincirleme bir felaketi baslattigindan haberi yoktu. odanin ortasindaki varlik arkalarindan bakip son andaki bu ilginc gelismeyi memnuniyetle karsiladi, ozgurluk yakindi.
Grup koridorda hizla geri giderek bu sefer sag taraftaki koridora dogru devam etti. Paladin’in soyledigine gore warlock burada olmaliydi. koridorun sonunda yanyana iki odaya geldiler. once sagdaki odayi actilar, burasi bir yatak odasiydi, iceride raflar kitaplar, parsomenler, bir yatak ve yatagin ustunde 9 kollu bir kirbac sembolu asiliydi. burda yatagin altinda bir sandik gorduler ama sandik buyulu bir tuzak ile korunmaktaydi. bu odadan ciktiktan sonra Arueth ikinci odanin kapisini araladi. iceride warlock yazi masasinin uzerinde egilmis calisiyor, adamin iki yaninda ise simsiyah zirhlar ve korkunc birer maske giymis iki olu sovalye duruyordu, kapinin gicirdamasiyla Arueth’e dogru donduler. Ayni anda Warlock masasindan kalkip gerisin geri dondu, yaratik bir insan boyundaydi, kafasi keldi ve tamamina metal cubuklar saplanmisti, yaratigin dudaklari yoktu ve yuzlerce disi varmis gibi gorunuyordu. Arueth once kilicinin ufak bir hareketiyle odayi bir toz bulutuyla kapladi sonra cesur bir hamleyle iceri dogru firladi, ilk Dread guardian’in yanindan cevik bir hareketle siyrilip warlock’un yanina kadar geldi ve ilk darbeyi indirdi. Ama garip gucler is basindaydi, kilici warlock’a degmeden hemen once cok yavaslamis istedigi etkiyi gostermemisti, warlock cehennemden cikma bir kahkahayla iki elini one dogru uzatti ve Arueth’in etrafini garip bir aurayla kapladi, hareketleri iyice yavaslayan Arueth, hemen ardindan warlock’un iki elinin ortasinda beliren dev mor topu son anda gordu ama yapabilecegi birsey yoktu, buyu gogsunde patladi ve onu karsi duvara carpip kendinden gecmis bir sekilde yere serdi. Eglath hemen pesi sira iceri daldi, odanin ortasina geldiginde butun gucuyle babasinin ona emanet ettigi sancagini yere sapladi. Barbar irkinin ona bahsettigi dev kaslarindan gelen insan ustu guc, sancagin odanin tas zeminini kirip yere saplanmasina neden oldu. onun hemen arkasindan Rasputin de iceri daldi ve dread guardian’lardan ilkine saldirdi. Obsidius ve Lakashtari yine uzakta duruyor, arkadaslarinin dusmanla aralarinda duvar olmasina izin veriyorlardi. dread guardianlar iki elleriyle kaldirdiklari neredeyse kendileri kadar buyuk olan kiliclarini acimasizca indiriyor, bir yandan da warlock curselerini kendisine yaklasanlara puskurtuyordu. Dread Guardian’larin etrafindaki mor aura gorunuse gore warlock’a hatiri sayilir bir kalkan saglamaktaydi, Obsidius’un kavurucu ates buyuleri bile yaratigi fazla etkilememisti. Rasputin bir yandan kara savascinin kilic darbelerinden kacinirken bir yandan da Arueth’i bir duayla ayaga kaldirdi. Arueth kendini yarattigi toz bulutunda gizleyerek warlock’a olumcul oklar gondermeye basladi, her zamanki gibi bunlarda yaratigin vucuduna girmeden once yavasliyor ve tam etki gostermiyordu. Lakashtari odanin girisinde elinden geldigince arkadaslarina yardim etmeye calisirken warlock’un gozlerini uzerinde hissetti. bir kac saniye sonra lanetlenmisti, hareketleri agirlasmis konsantre olamaz olmustu. aklina hemen ustasinin Nesme’de kendisine verdigi yuzuk geldi, belki onun yuzugu de Rasputin’inki gibi cok degerliydi ve onu olumlerden koruyabilirdi. yuzugu parmagina takti ve takar takmaz sirtinda korkunc bir yanma hissetti, ciglik cigliga ellerine sirtina goturuyor ama erisemiyordu. Hersey Obsidius’un hemen onunde olmaktaydi, Lakashtari yuzugu takar takmaz, sirtindan once dumanlar cikmaya basladi, ne yapacagini bilemeyen Obsidius daha sonra Lakashtarinin sirtindan boynuna dogru ilerleyen ve ensesinde son bulan bir dovmenin belirdigini gordu. Lakashtari’nin acisi dinmisti ama soktan hareket edememisti. Savas butun hiziyla devam ediyor, celigin cinlayan sesi ve buyulerin patlayan isiklari koridorlari dolduruyordu. Lakashtari son yaptigi buyude de basarisiz olunca bir kufur savurup yanindaki duvara yumrugunu salladi ama saskinlik icinde elinin duvardan gecip gittigini gordu. ellerini havaya kaldirdiginda arkasini gorebiliyordu, bu durumu Obsidius ta farketmisti, tam birseyler soyleyecektiki Lakashtari bir adimda yanindaki duvarin icine girip kayboldu. Obsidius acik kalan agzini kapatip onundeki savasa tekrar odaklandi.
Lakashtari daha once inceledikleri diger odada hayalet gibi suzulmekteydi, bu yeni hali hosuna gitmisti. aklina hemen yatagin altindaki sandik geldi, once elini icine soktu ama haliyle iceridekilere dokunamiyordu, bu kez kafasini sandiga sokmaya karar verdi, cok akillicaydi ama bu seferde ne yazikki sandigin ici zifiri karanlik oldugu icin hicbirsey goremiyordu. tam kafasini sandiktan cikardigi anda vucudu tekrar maddelesti.
Eglath ve Rasputin dread guardian’larin etrafinda dans ediyor birbirlerine verdikleri isaretlerle tam zamaninda saldirilar yapiyorlardi. Arueth acimasizca oklarini gonderiyor, Obsidius ise ates buyuleri ile ortami yakip kavurmaya devam ediyordu. En son gonderdigi magic missile warlock’un elindeki staffini yere dusurdu, warlock hepsine dogru donup anlamadiklari bir dilde mirildandiktan sonra yere yigildi. Tam bu anda hepsinin uzerinden hafif bir ruzgar gecti ama kimse ne oldugunu anlayamadi. savasin bitmesinin ardindan grup odayi arastirmaya basladi, bu arada Rasputin’e bir mesaj geldi ""Warlock’un ruhani varligi cok kuvvetlidir, bedenini yoketmis olsaniz bile, bir yada birkacinizin iradesi uzerinde baski kurabilir, dikkatli ol genc rahip, burada iradesi en kuvvetli kisi sensin, kristaller sende durmali, bu bilgiyi herseyden emin olana kadar kendine saklamani tavsiye ederim" bunun uzerine Rasputin hizlica warlock’un uzerini arayip buldugu sari kristali cebine atti. Bu sirada Obsidius kulaklarini tutarak yere kapaklandi, kulaklari garip seslerle cinlamaktaydi, bir sure sonra ayni sorun Eglath’da da bas gosterdi, bir kac dakika icinde ikiside normale donduler. Etrafi dikkatlice arastirirken bir gizli kapi ve yeni bir oda buldular. odada yine sayisiz kitap, parsomen, raflar ve bir okuma masasi vardi. bu kez masanin uzerinde ortak dilde yazilmis bir kitap durmaktaydi. kitap acikti ve acik olan sayfayi gozden geciren Rasputin, kitabin olumsuz bir seytanin dunyaya getirilmesi ve kontrolu uzerine bilgiler icermekteydi. Rasputin kitabi almaya karar verdi ve kapatip cantasina atti. kitabi alirken acilan baska bir sayfadaki bahsedilen seytanin detayli cizimini ve vucudundan cikan zincirleri ise gormedi.
Rasputin odayi biraz daha arastirip, bir kuru kafanin icinde gordugu bir avuc yuzugu cebine atti. daha sonra ise yine ufak bir sandikla karsilasti. yine buyu ile korundugunu anladigi sandigi bu sefer acmaya karar verdi. diger odada etrafa bakmakta olan grubun geri kalani sadece bir simsek catirtisi duydu ve Rasputin’in gizli odadan firlayarak yanlarinda yere dustugunu gorduler. Lakashtari once Rasputin’e dogru kostu sonra onu pas gecip icerdeki gizli odaya girdi. Sandigin ici agzina kadar altin doluydu ve ortasinda siyah bir Orb vardi. Lakashtari hemen Orb’u kucakladi. Rasputin ustunu basini silkip ayaga kalktiktan sonra herkese geride durmalarini soyleyip yandaki bos odaya daldi. bir kac saniye sonra kulaklari sagir eden bir patlama oldu ve kapi esiginden bakan grup Rasputin’in yandaki odanin kapisindan kapiyla beraber alevler icinde magaranin girisine kadar uctugunu gorduler. Anlasilan diger kasayida acmayi denemis ama bu kasadaki buyu dusundugunden kuvvetli cikmisti. patlamanin oldugu oda alevler icindeydi goz gozu gormuyordu, grup Rasputin’in yanina kostu, rahip bilincsiz yatmaktaydi. Patlama butun zindani temellerinden sarstigindan az ilerideki bir odada meditasyon yapmakta olan 20 monk grubun tam onundeki koridora kontrolden cikmis bir nehir gibi akmaya basladi. Grup Rasputin’i son anda ayaga kaldirip, magaranin cikisina dogru savasarak geri cekilmeye karar verdiler. Sans onlardan yanaydi, koridorlarin darligi cilgina donmus monk surusunun yaklasmasini engelliyor, gruba rahat bir savunma olanagi sagliyordu. En onde duran Eglath penceli ellerini uzatmis ona dogru kosan bir yaratigi dev kiliciyla tam ortadan ikiye ayiracakti ki, savastigi monkun arkasindaki iki tanesi yaratigi geri cekerek olumcul kilictan kurtardilar. Belli ki monklar beraber savasacak sekilde egitilmislerdi, kilic ve balyoz darbelerinden dans edercesine kaciyor, Obsidius’un yarattigi ateslerin icinden zarar almadan siyriliyorlardi. Iclerinde birtek Arueth crossbow’unun olumcul hiziyla dusmanlarini birbir yere sermekteydi. Monklar yorulmak bilmeden uzerlerine akti, Eglath ondeki birini kesiyor, onun yerini hemen iki tanesi aliyordu. Grubun avantaji monklarin silahsiz olmasi ve yumruklariyla dovusmeleriydi, her ne kadar etkili olsalarda ozellikle agir zirhli olan Eglath ve Rasputin bu yumruklardan cok az etkilendiler. dakikalarca suren savastan sonra bu ciglik cigliga savasan kalabalik yavas yavas tukendi ve sonunda tum koridor monk cesetleriyle doldu. Bir anlik sessizlik icinde tek duyulanlar, sagdaki odadaki yanginin citirtisi, monklarin ciktigi odadan gelen aci dolu haykirislar ve patliycak gibi atan kalplerinin sesiydi.
""Devami Haftaya""

View
Oyun 7 - Loviatar tarikatinin sonu, Tuzak ,Bedel

Grup hizla haykirislarin geldigi koridorda ilerledi, monklarin ciktigi kapidan geliyordu sesler. iceri baktiklarinda buranin bir yatakhane oldugunu gorduler, odanin ortasinda ise yemek masasi durmaktaydi. haykirislarin kaynagi ise yemek masasinin uzerinde yatmakta olan bir adamdi. Rasputin adamin yanina kostu, durum kurtarilacak gibi degildi, belden asagisi yenmisti ve normalde adamin hala canli olmasi imkansizdi. Once acisini dindirmek icin balyozunu adamin boynuna indirdi, kirilan kemik sesine ragmen adam hala canliydi, bu kez parmagindaki yuzugu farkeden grup, cikarttiklarinda adamin sessizce can verdigini gordu. Gorunuse gore yuzuk olumcul yaralara ragmen bilinci acik tutmaktaydi, korkunc bir iskence aletiydi.
bu odanin karsi tarafindaki kapiyi ve ordan acilan koridoru inceleyen grup zindanin asil giris kapisini buldu. bu kapi hem kilitli hemde mekanik bir tuzakla korunmaktaydi.
Grup ana koridora geri donup havadaki rituel seslerini takip ederek koridorda devam etmeye basladi. Rasputin bir mesale yakip koridoru aydinlatti, ileride sag tarafta genis bir kapi, daha ileride de koridor sola donmekteydi. yaklastiklarinda seslerin kapidan geldigine emin oldular.
Grup kararsizdi, bazilari son iki savasta cok yorulduklarini ve disari cikip dinlenmeleri gerektigini, bazilari ise kurtarmalari gereken insanlar oldugunu ve ilerlemeleri gerektigini soyluyordu. herkes fisiltilarla tartismaya dalmisken Rasputin soyle bir bakmaktan zarar gelmez diyerek kapinin tokmagini cevirdi. Tokmak sessizce donerken bir yerde yavasladi ve kapinin icinden cok kisik bir alev alma sesi geldi ve bunu dokulen bir sivinin sesi izledi, yarim saniye icinde kapi muthis bir gurultuyle patladi ve herkes koridor duvarina yapisti. Arueth kendini topladiginda tuzaklari kontrol etmedigi icin kendine kufretti. Ortamda toz ve dumandan goz gozu gormuyordu, kapi parcalanmisti, ya kulaklari cok cinliyordu yada gercekten rituelde durmustu. Rasputin gurzunu kapip iceri atladi, toz bulutundan ciktigi anda ise evsahiplerinin onlari beklemekte oldugunu anladi.
#bir sure once#
Istraktis warlock’un oldugunu sezmisti, hemen en guclu korumalarini ve bir kac buyucuyu yanina cagirdi, iki dread guardian summon etti ve Monklarina kapidaki tuzagi aktive etmelerini soyledi. daha sonra yasanan patlamayi hissetmis, patlamanin gucunden bunun kendi odasindaki sandik oldugunu tahmin etmisti. sandigi acanin kurtulamamis olmasini diledi ve onundeki rituele geri dondu. Bu dunyaya getirmeyi basardiklari seytani kontrol edemiyorlardi ve bu Loviatar’in degerli rahibi icin kucuk dusurucu bir durumdu. egildi ve mor tasi onunde yatmakta olan monkun gogsune sapladi. icerideki grubun amacini bilmiyordu ama eninde sonunda geleceklerdi, en iyisi rituele devam edip beklemekti.
##
Rasputin buranin genisce bir tapinak oldugunu farketti, zeminde sirayla dizilmis banklar ve odanin diger ucunda bir platform vardi. Rasputin’in hemen onunde daha once warlock ile savasirken gordukleri Dread guardian, onun hemen arkasinda kirmizi robelar icinde iki monk vardi. Monklarin enselerinden ahtapot koluna benzer bir uzanti cikmisti. odanin ortasinda iki siyah cubbeli buyucu en arkada ise 2.5 metre boylarinda kanli bir chainmail giymis, elinde dev bir gurz olan cleric durmaktaydi. Cleric’in alt cenesi yoktu ve ust dislerinin tamami sivri bir sekilde uzamisti. simsiyah gozleriyle Rasputin’e bakiyordu. Bu Cleric’i de bir dread guardian korumaktaydi.
Rasputin etrafi bir kac saniye gozlemleyebildi, odanin ortasindaki iki buyucu kapidan gelmelerini beklediklerinden buyulerini hazir etmislerdi, magic missiller pespese rasputin’i buldu. Rasputin ciddi yaralanmasina ragmen cevikligi sayesinde dread guardian ona yetisemeden odadan geri cikti, ciktigi gibide arkadaslarina gunun taktigini verdi “Kaciiiiiiin”. bunu duyan Arueth kaplani Antares’e de isaret ederek hizla zindanin girisine dogru kostu. Bu sirada Dread Guardian kapidan gecip onu beklemekte olan Eglath’a saldirdi. dusmana arkasini donmekten hoslanmayan Eglath saldiriya karsilik verdi. bu sirada Obsidius ve Lakashtari de digerlerinin pesinden cikisa dogru hareketlendiler. Obsidius cikmadan once takip edilmelerini onlemek icin kapinin onunu orumcek aglariyla kapladi. Herkesin guvende oldugundan emin olan Eglath Dread guardian’in ataklarini kiliciyla savusturduktan sonra cikisa dogru kacarak arkadaslarina katildi.
Grup iskeletlerle dolu magaranin icine kadar kactiktan sonra nefeslenmek icin durdular. gorunuse gore peslerinden gelen yoktu, bu sirada paladinden de hic ses gelmemisti. Disari cikip kamp yapmaya karar verdiler, cok yorgunlardi ve eger cleric ve yanindakileri alt etmek istiyorlarsa tum guclerine ihtiyaclari vardi.
##
Istraktis yabancilarin kacmasini beklemiyordu, kaygi verici bir gelismeydi, buraya tanrilari adina gelenler fanatik bir sekilde saldirir ve feci bir sekilde can verirlerdi genelde. Ama rahip iceri girmis dezavantajini gorur gormezde geri cekilmeyi secmisti. Emrindeki magelere kafeslerden 3 tutsak daha getirmelerini emretti, bu arada monklara da kapiyi yerine cakmalarini istedi en azindan gece boyunca rahatsiz edilmeyeceklerinden emin ritueline geri dondu.
##
disardaki kamp yerinde ise hava gergindi, bir sonraki adim tartisiliyor, geri donmek, paladini kurtarmak, tutsaklari kurtarmak arasinda grup gidip geliyordu. O gece Rasputin uyumadi, Paladin’in, gruptakilerin bazilarinin warlock’un iradesiyle savasiyor olma ihtimalini soylemesinden sonra rahat bir uyku uyumasina imkan yoktu. nitekim gece gec saatlerde nobet tutan Arueth’in basina siddetli bir sanci girdi ve kulaklari o kadar cinlamaya basladiki hicbirsey duyamaz oldu. bir dakika sonra hersey gectiginde Rasputin ona kaygili gozlerle bakmaktaydi. Arueth once Obsidius’u uyandirmayi dusundu ama Rasputin nobeti kendi tutacagini soyledi, nasil olsa uyumuyordu.
Sabah oldugunda grup Eglath ve Obsidius disinda uyanikti, onlar ise derin bir uykuda gibi gorunuyorlardi, Arueth ve Rasputin ne kadar ugrastilarsa da, hatta Lakashtari telepatik mesajlar gonderdiyse de hicbir tepki yoktu. yarim saat sonra tam onlari ata yukleyip sehre donmeye karar verdiklerinde ikiside esneyerek uyandi ve arkadaslarinin kaygi ve korku dolu bakislarina anlam veremeyip birbirlerine baktilar.
oyalanmadan tekrar yamaci tirmanmaya koyulan grupta Lakashtari Paladinle tekrar iletisime gecerek karsilastiklari cleric ve yanindakiler ile ilgili yardim istedi. Paladin dusmanlarinin zayif noktalari hakkinda gruba onemli bilgiler verdikten sonra sans dileyip sessizlesti.
Zindana tekrar girdiklerinde geceden bu yana degisen tek seyin hizlanan rituelin sesi oldugunu farkettiler, monklarin cesetleri hala koridorlari kapliyor, sagdaki yanan odanin kokusu ise nefes almayi zorlastiriyordu. Grup emin adimlarla koridorda ilerledi, tapinagin kapisina geldiklerinde, kapinin kanatlarinin girise cakilarak sabitlendigini gorduler. Arueth araliktan iceriyi gozlemek icin basini kapiya dayadi ve dayamasiyla kapinin patlamasi bir oldu, bu kezde buyu ile kurulan tuzagi grup yine farketmemisti. Arueth kapidan yayilan elektrik ile carpilip koridora dustu. Rasputin hemen kapinin girisinde yerini alip arkadaslarina etrafina toplanmalarini istedi, bir koruma buyusu yapacakti ve herkesin yakininda olmasi gerekiyordu. iceride tam karsilarinda yine bir dread guardian dururken dusmanlarin geri kalani tapinagin daha uc taraflarina dogru cekilmislerdi. Ilk olarak kirmizi cubbeli monklardan biri saldirdi, boynunun etrafindaki ahtapot kolu bir anda yokolup Rasputin’in ayaklari altinda belirdi ve onu sarip hareketsiz birakti ayni zamanda dokungaclari asit gibi yakiyordu. Obsidius Asasini havaya kaldirip arkadaslarinin uzerinde dev bir ates topu olusturdu ve bunu muthis bir hizla iceri gonderdi. odanin neredeyse yarisini icine alacak sekilde patlayan buyu bir tane buyucu neredeyse bayiltmis, monklari ise dort bir tarafa kacirmisti. Bir tek Cleric buyuden etkilenmise benzemiyordu. Yerinden kimildayamayan Rasputin Dread guardian’in kendine dogru saldirmasini memnuniyetle karsiladi, gurzunu havaya kaldirip bir yandan da bir dua mirildanarak Helm den yardim istedi. Gurzu siddetle indi ve ayni zamanda tum grubun etrafini bir hare kapladi. Lakashtari onurlu bir gorevin pesinden kosmanin verdigi cosku ile korkunc bir konsantrasyon gosteriyor, saclari yine elektriklenmis gibi etrafta dalgalaniyordu. Teker teker dusmanlarinin akillarina saldiriyor, ruhlarini eziyordu. Kapinin girisinde bir savas hatti kuran grubun mageler ile basi beladaydi, uzaktan yolladiklari elektrik buyuleri ile grubun oldukca canini sikan bu yaratiklarla obsidius ve lakashtari karsilik vermekteydiler. Obsidius magelerden birini bir magic missile ile yikti. Tam bu anda platformdan asagi inen cleric’te savasa katildi. once Rasputin’e bir kan buyusu yaparak kendini ona bagladi boylece Rasputin iyilestiginde kendiside iyilesecekti. Daha sonra elinin uzerinde metal bir ok olusturup Eglath’a gonderdi. ok Eglath’in tam kafasina isabet eder etmez, Eglath kollarinin kendi istegi disinda kilicini kaldirip arkasindaki Obsidius’a indirdigini izlemek zorunda kaldi. Savas muthis bir hizla devam ediyordu, Arueth en arkadan gorus alanina giren herkese ok yagdirmaktaydi. Eglath da yine bir Dread Guardian ile karsi karsiya gelmis, agir zirhli rakibinin zayif noktasini kollamaktaydi. Bu sirada gelen baska bir metal ok donup savunmasiz Obsidius’a bir kere daha vurmasina neden oldu. kesin ve etkili vuruslar yapan grup karsi tarafa ciddi hasarlar verirken, ayni sekilde savasan Loviatar fanatikleride grubu yavas yavas yormaktaydi. Cleric gruba iyice yaklasip iki yana actigi ellerinden cikan simsiyah bir bulutu onlara dogru gonderdi. Gozleri alev alev yanan Lakashtari tum grubu icine alan mental bir kure olusturdu ve yaratigin buyusunu dagitti. Cleric’in yanindaki Dread Guardian’i parcalamak icin saldiriya gecen Rasputin yanindan gectigi diger bir Dread Guardian tarafindan olumcul bir kilic darbesi aldi, aciya disini sikip atagina devam eden Rasputin Helm’e bir dua okudu ve bembeyaz bir isikla parlayan gurzu ile Yaratigi paramparca etti. Ayni anda ona gelen bir magic missile ise Rasputin’i karanliklara cekti. Bu sirada Cleric te Eglath’a metal oklar gondermeye devam ediyor ve her isabette Eglath arkasindaki Obsidius’a kilicini indiriyordu, Obsidius sansina kufrederken bu sekilde bir kilic darbesi daha gelirse ortadan ikiye yarilacagini dusundu. Rasputin’in dustugunu ve Cleric’inde korumasiz kaldigini goren grup iceri dogru bastirdi. Arueth arkadaslarinin daha fazla zarar gormesini englelmek icin ortami toz bulutuyla kapladi, Eglath o anda Arueth’e “abi zahmet etmeseydin” anlaminda bir bakis gonderdi. Lakashtari hemen yanindaki ucan diskin uzerinde tasidigi healing potionlardan birini kapti ve Rasputin’e dogru hareketlendi. Bu sirada Rasputin’in vucudundan ise garip bir sekilde dumanlar tutmekteydi, yaralari daglaniyor ve kapaniyordu. Rasputin kafasinin icinde bir ses duydu “ayaga kalk genc rahip”. Rasputin’e yetisen Lakashtari iksiri icirir icirmez rahip gozlerini acti.
##
Istraktis bu kadar dayanikli bir grupla daha once karsilasmamisti, yilmadan dalga dalga geliyor, birbirleriyle olaganustu bir uyum ile savasiyorlardi. bir kac saniye platformdaki ritueline bakti, cok az kalmisti ama gorunuse gore o bu gece tanrisinin yanina gidecekti.
##
Once iki monk dustu , Cleric ise Eglath ve Obsidius’un elinde can verdi. Son kalan mage ise bir anda rituel alanina dogru kosmaya basladi. Eglath savasin atesiyle kendinden gecmis agzindan kopukler sacarak adama dogru sarj etti, fakat kontrolunu kaybettiginden yorgun kollariyla hizla havaya kaldirdigi kilici ellerinin arasindan gerisin geri ucup arkasinda duran Arueth’in omzuna girdi. Arueth bir yandan omzuna bakarken bir yandan Obsidius’la gozgoze geldi, ikiside bir an bu savasta Eglath’in hangi gruba daha cok zarar verdigini merak eder gibiydiler. Son kalan mage’de bir kac saniye sonra yere serildi.
Grup biraz nefeslendikten sonra, hemen Cleric’in uzerini aradilar ama kristal yoktu, Rasputin platforma gitti ve burda yatan olu bir adamin gogsune sapli duran mor kristali gordu. egilip adamin gogsunden sokup aldi.
Paladin’den Rasputin’e bir mesaj geldi, acele etmesini Cleric ve Warlock oldugu icin buyunun kontrolden cikmakta oldugunu soyledi, ayni anda kisa bir deprem oldu. Paladin acele etmezlerse zindanin cokebilecegini soyledi. Hemen gorev paylasimi yapan grup Rasputin ve Lakashtari’yi Paladin’in yanina buyuyu kaldirmaya, Eglath ve Arueth’i de tutsaklari kurtarmaya gonderdiler. Obsidius ise tapinaktaki odayi arastiracak ve ganimetleri toplayacakti.
#Rasputin#
Rasputin ve Lak koridorlardan hizla ilerleyerek odaya geldiler, iki kurt heykelinin arasindan gecip kapiyi araladilar. Paladin’in zincirleri gerilmis aci cekermis gibi gorunmekteydi. Rasputin’e kristallerle iceri bir kac adim atmasini ve iki kristali birbirine vurmasini soyledi. Rasputin soyleneni yapti, bir iki adim atip kollarini yana acip kristalleri birbirine vurdu.
#ayni anda Lakashtari#
Lakashtari sadece ama sadece bir anligina paladin’in goruntusunun titresip yokoldugunu ve yerinde dev kirmizi bir seytanin durdugunu gorur gibi oldu ama emin olamadan paladin’in goruntusu geri gelmisti. Rasputin’e dur demek icin agzini actiginda kristallerin milyonlarca minik parcasi gozunun onunde sanki agir cekimdeymiscesine Rasputin’in ayaklarina dokulmekteydi. Gec kalmisti
#Ayni anda Eglath ve Arueth"
Tutsaklari bulan ikili 3 genc ve bir yapili orta yasli adamla karsilasti, yapili olan adamin gumus sovalyelerden oldugunu tahmin ettiler. sovalye ve gencin durumu iyi olsada diger iki gencin saclari ve sakallari bemebeyaz olmus, gozleri yuvalarindan ugramis komada gibi kipirtisiz oturmaktaydilar. Genc cocuk bu ikisinin zindana girdiklerinde soldaki koridordan gittiklerini saniyeler sonrada cigliklar atarak geri kostuklarini o gurultuyle de yakalanmalarina neden olduklarini soyledi. Eglath adamlara soyle bir bakti ve paladinin kapisinin onundeki kurt heykellerinden suphelendi. Gencleri ve sovalyeyi hapsedildikleri yerden cikardiktan sonra Obsidius’u da tapinaktan alarak Rasputin ve Lakashtari’nin yanina dogru ilerlediler. Zindan’in girisine geldiklerinde, yanlarindaki koma halindeki iki tutsak sol taraftaki koridora adim atmak dahi istemeyip direnmeye basladilar, bunun uzerine Eglath onlari orda birakip Arueth’ten goz kulak olmasini istedi ve paladin’in odasina dogru ilerledi. Tam koseyi dondugunde kirilan kristallerin sesini duydu.
##
Kristallerin parcalari agir agir ayaklarinin dibindeki zemine duserken tum dag temellerinden sert bir sekilde sarsildi. Duvarlardaki zincirler teker teker yerlerinden sokulmeye basladi ve en son zincirde sokuldugunde Paladin yere dizinin uzerine dustu. Paladin yere degdiginde sanki tonlarca agirligindaki bir varlikmiscasina dustugu yer catladi, zindanda bir deprem daha yasandi. Rasputin’in icindeki ses yanlis birseyler oldugunu haykiriyor ama tanrisina inanci ise tam tersini soyluyordu. Derken tum zindan korkunc bir sesle yankilandi. “You have done well, Mortal” dedi paladin. Rasputin ve digerleri gozlerinin onundeki Paladin siluetinin dalgalanip yokolarak arkasinda meydana gelen dev sekli kimildayamadan nefes bile alamadan izlediler. Bu lower plane’lerin efendilerinden immortal bir devil idi, 6 metrelik kipkirmizi dev vucudu odayi bir bastan oburune kaplamaktaydi, sirtindaki deri kanatlari arkasinda toplanmisti. Biraz once paladini havada asili tutarmis gibi gorunen zincirler aslinda yaratigin vucudundan cikiyor ve havada vahsice dalgalaniyorlardi. Basini Rasputin’in hizasina indiren Devil’in gozleri saf alevden olusmaktaydi. Kafasinda uzunlugu bir metreden fazla boynuzlari devasa agzinda milyonlarca disi vardi.
Grup sok icinde hala cit bile cikarmadan devil’a bakarken, Lakashtari’nin yanindaki heykeller parcalanarak icerlerinden saf atesten yaratilmis iki hell hound cikip odaya girdi. Lakashtari, yanindan gecerlerken alevlerinden kollarinin yandigini hissetti. Houndlar Devil’in ayaklarinin dibine yerlestiler, oda onlarin alevden kurklerinin arasinda dev ellerini gezdirdi.
##
Rasputin’in kafasinda bin tane dusunce dolaniyordu, bu nasil olmustu, neyi atlamislardi, ama ona tanrisindan bir mesaj gelmisti.
Devil onun aklindan gecenleri okurmuscasina, “aah evet sasirtici degil mi?” dedi ve odanin icinde dolasmaya basladi, o yururken her adiminda tum zindan titriyor duvarlardaki catlaklardan taslar dokuluyordu. “goruyorsunya elimden geleni yapmama ragmen supheci ruhunu elime gecirememistim ki hic beklenmedik bi yerden bir yardim geldi” bunu derken dev basini Lakashtari’ye dogru cevirip kulaklari sagir eden bir kahkaha atti sonra da arkasini donup dolasmaya basladi. Lakashtari’nin kalbi sikisti, omuzlari coktu, zararsiz bir hile yapmak istemis, arkadasinin icine biraz motivasyon asilamak istemisti ama olay nerelere gelmis belkide tum grubun hayati tehlikeye girmisti. Rasputin’in dusunceleri daha derinlere suruklendi. kandirilmis miydi, Lakashtari’den mi gelmisti mesaj, nasil arkadasindan gelen bir mesaji tanrisindan geldigini zannederdi? bu devil ile basedemezlerdi, hepsinin gucleri tukenmis, bir onceki savastan aldiklari yaralari saracak vakitleri bile olmamisti. Burdan kurtulma ihtimalleri yok gibiydi, kendini sakinlestirmeye calisip bekledi, devil onlari hala oldurmemisti buda baska bir plani oldugu anlamina geliyordu. Eglath’da ayni fikirdeydi sabirsizca bekledi, olanlara inanamiyordu. Obsidius da sok icindeydi ve hayranlikla devil’i seyrediyordu, bir yandanda alevler icindeki hell houndlari gozden gecirdi, hmm bu yaratiklar kesinlikle Fey di.
Devil bir kac saniye sonra onlara dondu. “Beni ozgur biraktin rahip, bunu odulsuz birakamayiz degil mi, sana hayatiniza devam edebilmek icin iki secenek sunuyorum. Bana katilabilirsin bende arkadaslarini serbest birakirim, bana katilir bana taparsin guclerini bundan sonra ben veririm. Veya arkadaslarindan birini bana verirsin senin sececegin birini, bende sen ve geri kalanlari serbest birakirim. Iyi dusun rahip ama cabuk ol 100 yildir burdayim sabrimin limitleri oldukca azaldi.”
Rasputin hizla dusunmeye calisti, Lakashtari sucluluk duygusuyla sadece yere bakiyor, Eglath yaratikla savasmak, gerekirse savasarak olmek istiyordu. Obsidius’ta savasmaktan yanaydi ama kimse Rasputin’e bir sey soylemek icin agzini acmaya cesaret edemiyordu. Arueth ise en arkadan olaylari takip ediyor ve bu yaratikla bu kadar dezavantajli bir durumda savasmanin intihar olacagini biliyordu, koridorun karanliklarina cekildi.
Rasputin de Arueth ile ayni fikirdeydi savasmanin anlami yoktu, Devil onlara hem en buyuk dusmanlarini oldurtup kendisini serbest biraktirmis, hemde acele etmelerini saglayarak onlari gucsuz yakalamisti. Tam bu anda Lakashtari ileri atildi “Beni al! benim sucum hepsi” dedi, Devil ona dogru dondu siritarak, ama Rasputin araya girdi “Sana bir teklifim var, senin tarafina geceyim ama beni arkadaslarimla beraber gonder”. Devil durdu, atesten gozlerini Rasputin’inkilerle ayni seviyeye getirdi, yaratiktan yayilan sicaklik neredeyse bayilmasina yol acacakti. Sanki bir an aniden uzanip onu bir hamlede yutacakmis gibi hissetti Rasputin, ama Devil dogruldu ve pence gibi tirnaklarini cenesinde gezdirdi. “Hmmm.. ilginc…teklifini kabul ediyorum rahip, bana dogru gel” Rasputin bir kac saniye etrafina bakti, tum grup ona yapmamasini isaret ediyordu, ama secenegi olmadigini biliyordu, ilerledi.
Devil once iki elini iki yana acti ve herbir elinde alevler olusturdu, daha sonra bir elini Rasputin’in kafasina koydu. Rasputin aci icinde bir ciglik atti, alnindan dumanlar cikiyordu. Devil’in diger elindeki alevler saridan kirmiziya sonrada soluk bir yesile dondu ve kayboldu. Devil elini Rasputin’den cekti, Rasputin duser gibi oldu ama toparlandi. Eglath ileri atilmak istiyor ama iki hell hound surekli onlari gozluyorlardi. Devil “Artik kontrolun bende genc rahip, seninle bol bol gorusucez benim dis dunyadaki gozum olacaksin ve karsiliginda hayatta ve arkadaslarinla kalacaksin, simdi git ve bir daha ben soyleyene kadar bana donme”.
Rasputin arkadaslarina dogru dondu, hepsi bir anda ic gecirdiler, rahibin alninin ortasinda atesle daglanmis bir kristal sembolu vardi. Kapiya kadar yurudugunde Devil tekrar seslendi “Sakin benimle oyun oynamaya kalkma rahip, benden ve basina gelenlerden bahsetmeye kalkarsan bir dusuncemle kalbini durdururum, bu kadar kolay, simdi git”
##
Grup tutsaklarida alip magaradan cikti, gunes isigi gozlerini aldi ama disarda olmak, hayatta olmak, serin havayi yuzlerinde hissetmek guzeldi. Eglath kurtardiklari tutsaklari atlara goturdu. Bu sirada Rasputin’in gozleri bir anda kan kirmizisina dondu. “Ozgurluk! bu dunyayi ozlemisim” dedikten sonra gozleri normale geri dondu ve hicbirsey olmamis gibi atlara dogru yurudu. Arueth “yanimizda bir seytanla dolasiyoruz, sahane” diye ic gecirip onlari takip etti.

Nesesiz ve dusuncelerle dolu bir yolculuk yaptilar Silverymoon’a kadar.
##Devami Haftaya##

View
Oyun 8 - Yalanlar, Suphe ve kuzeye yolculuk

Grup Silverymoon’a varir varmaz Rasputin arkadaslarindan ayrildi, cani sikkin ve sinirliydi, kendini ihanete ugramis hissediyordu. Grubun geri kalani ise onu yanliz birakmak istemiyor, devil’in etkisi altinda olma ihtimalini de goz onunde bulundurarak basina bir sey gelebileceginden korkuyorlardi. Obsidius Rasputin’e eslik etmeye karar verdi, aslinda Eglath’in biraz zorlamasi ile olmustu. Eglath Lakashtari ve Arueth ile birlikte kurtardiklari tutsaklari da alarak moongate kapisindaki pardraig’in garnizon binasina yoneldiler. Rasputin Obsidius’a tapinaga gidecegini soyleyerek basindan savmak istediyse de Obsidius gitmiyordu, birlikte tapinaga girdiler. Rasputin daha once tapinakta bir kac gece gecirmis, labirent gibi binanin her kosesini gezmis dolasmisti, obsidius ise Helm’in tapinagina ilk kez giriyordu. Rasputin adimlarini hizlandirarak bir o koseyi bir bu koseyi dondu ve bir kac dakika icinde Obsidius genis bir holde yapayanliz kaldi, napmis etmis onu atlatmisti Rasputin.
En kisa yoldan disari cikip oncelikle market alanina dogru gidip kendisine kapsonlu bir robe aldi Rasputin. Kafasindaki kristali tamamen orttukten sonra Vault of Sages’e dogru gitti. Orda daha once oraya cizimini buraktigi Zek’in yuzugu icin toplanan bilgileri dinledi. Sage’lerin sozu bittiginde tesekkur etti ve mistik dukkanina ugramayi aklindan gecirdi. O sirada gozleri karardi.
Eglath garnizona geldiklerinde etrafta telasli bir kalabalik oldugunu farketmisti, kapinin onunde Dahhim’i gordu ve ne olup bittigini sordu. Dahhim konseyden onemli birinin Sir Tohe’nin vefat ettigini soyledi. Eglath’in yuzundeki ifadeyi gorunce biraz daha aciklama ihtiyaci hisetti, “Lord Pardraig, supheli bir olum oldugunu dusunuyor”.Bir sure sonra Rasputin’i kaybeden Obsidius da onlara katildi ve rahibi elinden kacirdigini soyledi. Hep beraber Hizlica Pardraig’in odasina vardilar, cuce iceride volta atiyordu, gencleri gorunce sevindi, oturmalarini soyledi. Sir Tohe’nin Xaxis ile beraber Lady Alustriel’in en yakin dostu oldugunu ve olumunun tam da Lady’nin sehirde olmadigi bir gecede gerceklestigini soyledi. acikcasi olduruldugunu dusunuyordu. Hemen sonra gorevi ve neler oldugunu sordu Pardraig, arkalarinda 3 genc birde sovalye gorebiliyordu, digerlerine ne oldugunu da sordu. Eglath baslarina gelenleri anlatmaya basladi, herkes tedirgindi cunku Rasputin’in basina gelenleri anlatip anlatmamak konusunda tereddut yasiyorlardi. Sonunda Eglath Devil’dan da bahsetti, Lakashtari ve Arueth onu susturmaya kalkinca Pardraig onlari odadan atti ve Eglath’la basbasa konusarak tum olan biteni ogrendi. Durumun ciddiyetini anlayinca ona simdi ayrilmasini kendisi tekrar cagirdiginda en cok guvendigi kisilerle beraber tekrar kendisini bulmasini soyledi.
Pardraig’in yanindan ayrilinca hep beraber market alanina dogru ilerlediler. Rasputin’in gidebilecegi yerleri dusunerek en iyisinin marketin onunden dogru gecerek Vault of Sages’e bir goz atmak olduguna karar verdiler. Sanslarinin da yardim etmesiyle Rasputin’i Vault of Sages’in onunde buldular, ne yaptigini sorduklarinda karisik ve dalgin cevaplar verip tekrar tapinaga gidecegini soyledi. Bu kez Eglath Rasputin’e eslik etmeye karar verdi. Obsidius ve Lakashtari de vault of sages’e girerek, hem devil hemde Lakashtari’nin sirtinda olusan dovme ile ilgili bilgi aldilar. Lakashtari eve gitmeden once market alanina ugrayip ellerindeki kullanilmayacak silahlari ve zirhlari satmak istedi. Bu arada Obsidius ta universiteye giderek Celthric’ten fey yaratiklarla ilgili biraz bilgi aldi ve nerelerde bulabilecegini sordu, Celthric kuzey ormanlarini denemesini tavsye etti. Bu sirada Lakashtari uzunca ve cetin bir pazarliktan sonra bir cok magical item karsiliginda bir avuc Alchemist fire satin aldi. Ayni zamanda zindanda Rasputin’den dusen iki yuzugude dukkan sahibine sorunca kadin onu dukkanin uzak bir kosesine cagirip, bunlarin iskence yuzukleri oldugunu ve Silverymoonda bunlari satamayacagini soyledi. Buyuk ihtimalle Luskan’da bu yuzuklere iyi para verebileceklerini soyledi. Obsidius universiteden ciktiktan sonra vakit kaybetmeden Eglath ve Rasputin’e katilmak icin tapinaga gitti, nedense Rasputin onunda gelmesi icin cok israr etmisti. Tapinaga vardiktan bir sure sonra, basrahiplerden biri yanina yaklasti ve ona siyah bir ortu icinde bir kitap verdi, ayni zamanda kitabin ona Rasputin tarafindan birakildigini da soylediler. Obsidius eve gittiginde sakin kafayla bakmak icin kitabi gizledi.
O aksam Lakashtari’nin eve gitmeye niyeti yoktu o yuzden gecen sefer gittikleri evlerinin yanindaki hana ugradi. Icerisi kalabalik ve hareketliydi, buna memnun oldu ve bara gidip yiyecek biseylerler ve bir bira soyledi. Daha sonra kendini bos bir masaya birakti. Bir muddet sonra tam yemekler gelmistiki, kaytan biyikli, uzun, yapili ve oldukca yakisikli bir savasci kendisine yaklasti ve oturmak icin izin istedi. Adamin adi Keshan idi ve bir parali askerdi. Ikilinin muhabbeti saatler gectikce koyulasti, biralar su gibi akiyor, adam yasadigi heyecanli maceralarini ballandira ballandira anlatiyordu. Lakashtari’de kendi baslarindan gecenleri en ince detayini atlamadan anlatti, arkadaslarindan bahsetti, Nesme’deki hayatindan bahsetti.
Bu siralarda Eglath, Obsidius ve Rasputin geceyi hep beraber tapinakta geciremeyeceklerini anlayinca mecburen eve dogru yoneldiler. Eve gittiklerinde Arueth’den bir not vardi, onemli bir gelisme olmustu ve bu yuzden onlara sonra katilacakti. 3 eski dost sessizce odalarina cekildiler. Obsidius butun gece Rasputin’in zindandayken warlock’un gizli odasindan almis oldugu kitabi inceledi.
Gece cok gec olmustu, Lakashtari Keshan’a tesekkur edip ayrilmak istedi ama Keshan ayrilmaya pekde hevesli gorunmuyordu, onu once kalmasi icin ikna etmeye calisti ama olmayacagini ve o kadar bira icmesine ragmen pekte sarhos olmamasina sasirarak israrindan vazgecti. Onun yerine kirmizi bir kese cikarip icinden ucunda yakut bir cicek olan altin bir kolye cikardi. yakutun etrafi parlak taslarla suslenmisti. Lakashtari’nin agzi acik kaldi, aklinin cakir keyif kismi kolyenin guzelligine hayran hayran bakiyor, ayik kismi ise evde muhtemelen nerde kaldigini merak etmis olan ama ismini su an bir turlu hatirlayamadigi iri yari savasciyi dusunuyordu. Keshan’in kolyeyi takmasi konusundaki israrlarini kibarca reddetse de mucevheri yinede aldi ve tesekkur edip yanindan ayrildi. Sonbaharin serin gecesi yuzune carpinca biraz daha kendine gelen Lak, kafasi guzel bir sekilde eve gidip yataga atti kendini, bir kac saniye icinde de sizdi.
Sabah erken saatlerde kapi caldi, Eglath kapiya bakinca Dahhim’in gelmis oldugunu gordu. bir kac dakika izin isteyip iceride hemen is bolumu yapti, Rasputin’i yanliz birakmak istemediginden Obsidius’u onunla tapinaga gonderdi, Lakashtari’nin de hala horultulari geldigi icin Eglath Pardraig ile gorusmeye kendisi gitmeye karar verdi. Obsidius Eglath ile gidemedigi icin biraz cani sikilmisti ama yapacak birsey yoktu.
Eglath Dahhim’i takip etmeye basladi, yanliz bu kez garnizona degil universiteye dogru gidiyorlardi. Eglath neden universiteye gittiklerini sorunca Dahhim Lord Pardraig’in orda oldugunu soyledi. Universiteye vardilar, Celthric onlari karsiladi ve Eglath’i once buyulu bir aynanin icinden universitenin yuksek kulelerinden birine daha sonra da sayisiz koridordan bir saga bir sola bir asagi bir yukari dolastirdi. En sonunda tum yon duygusunu kaybeden Eglath kendini genis bir konuk odasinda buldu, iceride Pardraig beyaz yuvarlak bir masanin etrafinda oturuyordu. Eglath’a eliyle gelmesini isaret etti. Eglath’in soran bakislarini gorunce Lady Alustriel ile goruseceklerini soyledi. Eglath’in tepesi atmisti, High Lady ile gorusecekti ve simdi haberi oluyordu, ustune basina ceki duzen verdigi sirada, tam karsilarindaki bir kapidan iceriye Lady Alustriel girdi. Kizil kahve saclari beline kadar dalga dalga inen, iki buyuk zumrute benzeyen gozleri ve purussuz yuzundeki gulumsemeyle insana huzur veren bir kadindi. Ayaklarina kadar inen beyaz robeu o yururken dalgalaniyor sanki havada suzuluyormus hissaiyati yaratiyordu. Bu Eglath’in hayatinda gordugu en guzel ve en soylu kadindi. konusmalari yarim saat kadar surdu, Lady Alustriel sordukca Eglath Rasputin’in durumunu soyleyip soylememek arasinda gidip geliyor, onu kurtarmak istiyor ama devil’in birseyler sezip soyledigi gibi onu oldurmesinden korkuyordu. Lady Alustriel zihnini okurmuscasina onu telkin etti ve onlara yardim edebilmek icin herseyi ogrenmesi gerektigini soyledi. Eglath anlatti, hicbir detayi atlamadi. High lady bir sure dusuncelere daldiktan sonra Eglath’a devil ile ilgili bildikleri yada ogrenebilecekleri her turlu detaya ihtiyaclari olacagini soyledi, ozellikle de ismine. Eglath’in o an Obsidius’ta bulunan kitaptan haberi yoktu bu nedenle ellerinde hicbir bilgi olmadigini ama Sage’lere gidip sorusturmaya basladiklarini soyledi. Alustriel odasina cekilmeden once bundan sonra yapilacaklar ile ilgili onemli bilgiler verdi. Oncelikle devil ile ilgili her turlu bilgi onemliydi, ayni zamanda devil’in Rasputin uzerindeki kontrolunun kuvvetini bilemeyecekleri icin, onu bu islerden uzak tutmalari gerekiyordu. Simdilik normal hayatlarina devam etmeleri onlar icin en iyisiydi. Eninde sonunda devil ile tekrar karsi karsiya gelmeleri gerekecekti ama bunu silverymoon’da yapamazlardi zira silverymoon bu tarz yaratiklara gecit vermeyen buyulerle korunmaktaydi. Alustriel onlara yardim edebilecek birini arastiracagina soz verip Eglath ile vedalasti, ona moralini bozmamasini eninde sonunda her sorunun cozulebilecegini soyleyip gulumsedi. Eglath’in icine bir umut doldu, selam verip Pardraig ile beraber Lady’nin yanindan ayrildilar. Celthric onlari kapida karsilayip nereye gitmek istediklerini sordu, Pardraig garnizona diyince ikiside bir saniye icinde yokolup, garnizonun onunde tekrar gorunduler. Pardraig buyuculere ve hic hoslanmadigi buyulere bir iki kufur savurup iceri girdi, Eglath da pesi sira takip etti. Iceri girdiklerinde Pardraig Eglath’a eger Lady Alustriel yardim edecegini soylediyse icini rahat tut diyip elindeki listeye tekrar bir goz atti ve kuzeyde yapilmasi gereken bir is oldugunu soyledi, Eglath dinlemeye devam etti. Moonwood’un dogusunda bir dag yamacinda Pardraig’in eski bir arkadasi gozculuk gorevi yapiyor ve kuzeydeki olusumlarla ilgili aylik raporlar gonderiyordu, bu ayki raporlarin bizzat alinmasini istiyordu Pardraig zira son uc dort aydir raporlar hicbir aktivite gostermiyordu ve bu pek olagan bir durum degildi. Pardraig adama guvendigi icin bir ihanetten cok muhtemelen isi savsakladigindan supheleniyordu. Eglath’tan gidip adami biraz sorgulamalarini ve eger gozculuk isini gecistiriyorsa ogrenmelerini istedi. Eglath dalgin bir sekilde olur diyip Pardraig’in yanindan ayrilip tapinaga Obsidius ile Rasputin’in yanina gitti.
Lakashtari sonunda uyanmis basi agriyordu, asagi inince salonda oturan Arueth’i gordu. Herkesin nerde oldugunu sordu ama Arueth de daha yeni gelmisti, haberi yoktu. Pardraig’e gittiklerini dusunup Arueth’i de pesine takarak hizla ilerledi. Moongate’e vardiginda kapinin onunde Dahhim vardi, Lakashtari’yi gorunce telaslandi neden geldigini sordu. Lak arkadaslarini aradigini soyleyince Dahhim bir yarim saat once ciktiklarini soyledi ona. Tam geri donup tapinaga dogru gideceklerdiki arkalarindan biri “Lakashtari” diye seslendi. donup baktiginda Keshan’i gordu, Lak panik halde ondan nasil kurtulacagini dusunurken, yakisikli savasci havadan sudan sohbet etmeye baslamisti bile. Arueth aradaki gerginligi farkedip ortamdan biraz uzaklasti. Lakashtari bu arada acelesi oldugunu anlatmaya calisiyor arkadaslarini aradigini soyluyordu, Keshan ona yardim etmeyi teklif etti. O anda Lak yaninda bir dark elf varken yardima ihtiyaci olmadigini soyleyiverdi. Hem Arueth’in hemde Keshan’in gozleri buyudu “Dark elf’mi nerde” diye silahina davranan Keshan etrafa supheli gozlerle bakarken, Arueth saskin gozlerle Lak’a bakip pelerinin uzerinde olmasindan dolayi rahatladi, Keshan’in ona bakinca tek gordugu sac ve sakal yumagi bir cuceydi. Lakashtari durumu toparlamaya calistiysa da Keshan ortamda bir dark elf olabilecegi icin onu yanliz birakamayacagini soyleyip pesine takilmisti bile. Lakashtari caresiz tekrar eve dogru yoneldi. Keshan’a tesekkur edip eve girdikten sonra kapiyi kapatip bir on dakika daha bekledi. Adamin gittiginden emin olunca tekrar disari cikip hizlica tapinaga dogru gitti. Arueth durumun biraz karisik oldugunu sezip sessizce takip etmeye karar verdi. Tapinaga vardiklarinda Eglath ve Obsidius’u konusurken buldular, Rasputin ise iceride meditasyon yapmaktaydi. Eglath universiteyi, kuleleri, buyulu aynalari ve Lady Alustriel ile konusmasini anlattikc Obsidius oldugu yerde sinirden ziplamaya baslamisti, Eglath ile gidip bunlari gorecegine Rasputin’e bakicilik etmek zorunda kalmisti. Rasputin’in uzakta ve dinlemediginden emin olduktan sonra Eglath’a kisaca kitaptan bahsedip cok detay vermeden hemen gidip sagelerle konusmalari gerektigine ve hatta Lady Alustriel ile tekrar gorusup, elindeki kitaptaki bilgileri iletmeleri gerektigine ikna etti. Obsidius da kime guevenecegini bilemiyor elindeki bilgileri mumkun oldugunca ihtiyatli paylasiyordu. Lakashtari hareketsizlikten sikilmis “hadi gidelim” diye soylenip dururken Eglath onun Rasputin ile kalmasi gerektigini soyledi. Lakashtari biraz soylendikten sonra kabul etti ve onlar ayrilmadan once eger disarda kaytan biyikli ve fazla merakli bi adamla karsilasmalari halinde yuz vermemelerini soyledi. Eglath ve Obsidius bos ifadelerle Lakashtari’yi suzduler sonrada omuz silkip devam ettiler. Once Vault of Sages’e ugrayarak onceki gun sorduklari devil ile ilgili bir sey bulup bulamadiklarini sordular. Sage o konuda daha erken oldugunu ama rahip arkadaslarinin arastirmasini bitirdiklerini soyledi. Iki arkadas bir sure birbirlerine baktiktan sonra Eglath arastirmayi alip Rasputin’e verebileceklerini soyledi. Sage buna istekli degildi, arkadaslarinin kendisinden baskasina teslim edilmemesi icin tembihledigini soyledi. Bir sure daha israr ettilerse de birsey degismeyince bu sefer Eglath ayni arastirmayi kendileri icin yapip yapamayacaklarini sordu. Sage gorevi geregi buna hayir diyemezdi ve hali hazirda elinde belgeler oldugu icin bu belgeleri bir saat icinde kopyalayabilecegini soyledi. Obsidius gereken parayi vermeden once orjinalleri bir gozden gecirmek istedi. Sage bir kac dakika sonra elinde 100lerce sayfadan olusan persomenlerle yanlarina geldi. Gorunuse gore Rasputin bu calisma icin 50 altin pesin odemisti. Obsidius hizlica bir gozden gecirdigi sayfalarda bir staff tan bahsedildigini farketti ama adam gibi birsey ogrenmesi icin saatlerini harcamasi gerekiyordu. Sage sayfalari tekrar toplayip bir saat icinde kopyanin hazir olacagini soyledi. Eglath ve Obsidius ordan cikip tekrar universiteye yoneldiler. Orada bir sure Celthric’i bekledikten sonra yine aynalardan ve garip koridorlardan gecerek Eglath’in bir kac saat once geldigi konuk odasina geldiler. Oda bu kez bostu. Celthric onlari odanin sonundaki bir kapiya kadar goturdu ve yavasca kapiyi calarak iceri girdi. Lady Alustriel iceride calismaktaydi, Eglath’i gorunce gulumsedi ve iceri buyur etti. Eglath Obsidius’u tanistirdiktan sonra ellerinde bazi bilgiler oldugunu soyleyip sozu Obsidius’a birakti. Obsidius son derece gergin oldugunu hissetti, karsisindaki kadin kitanin en guclu buyuculerinden biriydi. Once Devil’in ismini ogrendiklerini soyledi, isim LorudDreth Irothun Manil idi. Lady nereden ogrendiklerini sorunca kitaptan bahsetmemek icin birseyler gevelemeye basladi. Eglath araya girerek “kitaptan bahsetsene Obsidius” diyince soylemekten baska caresi kalmadi. Eglath’a sinirli bir bakis atarak ellerindeki kitabi Lady Alustriel’e verdi. Eglath bir yandan da Sage’lere gittiklerinde Rasputin’in bir staff hakkinda arastirma yaptigini ogrendiklerini soyledi. Belgeleri Sage’lerden alamadiklarini ama kendilerine bir kopya hazirlattiklarini soyledi. Alustriel bunu duyar duymaz hizla birseyler mirildandi ve oturdugu koltukta bir anda yokoldu. Obsidius guclu buyucunun ne kadar uzaklara teleport olabilecegini merak etti.
#
Lakashtari Rasputin’i tapinakta takip edip duruyor, Rasputin ise bu durumdan hosnutsuzlugunu surekli belli ediyordu. Ne zaman meditasyona baslasa Lak gelip iyi olup olmadigini soruyor konsantrasyonunu bozuyordu. Bir sure sonra artik dayanamarak ona Bas rahip ile gorusecegini soyleyip ilerideki depolardan birinin kapsinin onune geldi. Lakashtari de hemen pesindeydi. Ona donup "Bashrahibin odasina girmen yasak beni burda beklersen sevinirim " dedikten sonra iceri daldi. Tam deponun sessizliginin keyfini cikariyordu ki ortamda baska bir varlik daha hissetti ve bir anda karanliklara gomuldu.
#
5 dakika kadar sonra Lady Alustriel gittigi gibi bir anda karsilarinda belirince ikiside gayri ihtiyari sicradi. Kadin elinde belgeleri tutuyordu. Belgeleri aldigini ama orjinallerin Rasputin tarafindan biraz once alindigini soyledi. Ellerini kitap ve parsomenler uzerinde gezdirerek buyu sozleri mirildandi. Parsomenlerde bahsi gecen “Staff of Portals” idi ve uzun zaman once kaybolmus bir artifactdi. Alustriel biraz arastirma yapacagini ve onlara en kisa zamanda yardim edebilecek birini bulacagini soyledi.
ikiside universiteden ayrilip tekrar Vault of Sages’e gittiler. O sirada Lakashtari’de onlara yetisti. Lak’i tek basina goren ikili Rasputin’in gene kactigini anlamisti zaten. Lakashtari de sagelere giderek dun sordugu dovmesiyle ilgili bilgi aldi ve ucret konusunda yine siki bir pazarlik yapip ordan ayrildi.
Rasputin’i aramak icin eve giden grup iceri girdiklerinde rahibin salonun ortasinda durdugunu ve etrafinda yuzlerce parsomenin havada asili donduklerini gorduler. Kapi acilir acilmaz Rasputin onlara dondu ve etraftaki kagitlarin hepsi bir anda alev alip kule donduler. Hemen Rasputin’in yanina kosan grup rahibin yine hicbirsey hatirlamadigini gordu. Sehirde kalmanin herkes icin sikinti olmaya basladigina hem fikir olan grup kuzeydeki yeni goreve hemen cikmaya karar verip atlari almak icin Pardraig’in ofisine dogru ilerlemeye basladilar. bir 10 dakika kadar yurudukten sonra en arkadan gitmekte olan Lakashtari “pssst” diye birinin seslendigini duydu ve sesin sahibini tahmin ederek adimlarini hizlandirip ondekilere yetisti. Bu sirada Rasputin gecen iki gunde neler yaptiklarini ve kimlerle gorustuklerini Eglath’a sordu ama Eglath’in kacamak cevaplar verdigini gorunce ustelemedi.
Dahhim’den atlari hazirlamasini istedikten kisa bir sure sonra yola cikan grup yine dogu kapisindan cikip 2 saat kadar yolu takip ettiler. Daha sonra kuzey yonunde ana yoldan ayrilarak Moonwood’a dogru yoneldiler. 5-6 saat sonra hava iyice kararinca kamp yapmaya karar verip nispeten korunakli bir kayanin yan tarafina kamp kurup geceyi gecirdiler. Arueth ve Obsidius yine nobet tuttular ama gece sorunsuz ve sakin gecti. Ertesi sabah erkenden birseyler atistirip yola cikan grup bir kac saat sonra sag taraflarina dagin yamacini sol taraflarina ise Moonwood ormanini aldiklari bir vadide ilerlemeye basladilar. Burda ova ara ara 50 metreye kadar daraliyordu.
Arueth gruba yavaslamalarini soyledikten sonra besyuz metre kadar ileride yolda bir kadin gordugunu soyledi, kadinin yaninda yerde yatan biri daha vardi. Grup atlari durdurup Arueth’in onden gitmesine izin verdi. Arueth atindan inip ormana dalarak bir sure ilerledi, agir agir gizlenerek yoluna devam ederek yoldaki kadina yaklasti, daha yolun yarisina gelmisken kadin yerde yaninda yatan adami kafasindan tutup ormanin icine dogru suruklemeye basladi. Arueth kadinin genc bir elf kizi oldugunu gorebiliyordu, ilginc olan kizin uzerinde neredeyse hic elbise yoktu, upuzun saclari vucudunu kaplamaktaydi. yaninda surukledigi adamin canli olup olmadigini goremedi. bir kac saniye daha bakip daha sonra gruba geri dondu ve durumu anlatti. Yapacak bir sey olmadigina hem fikir olduktan sonra ihtiyatli bir sekilde yollarina devam ettiler, Obsidius ormanda hafif bir hareket seziyordu ve takip edildiklerine neredeyse emindi. Herkes bir tuzak olasiligi ile tetikteydi. elf kizin ve yerdeki adamin oldugu yere geldiklerinde yerde kan izleri gorduler, yine de adamin olmus olup olmadigi belli degildi. Tam bu anda yakinlardaki bir agacin arkasindan birdenbire demin Arueth’in gordugu elf kiz belirdi ve grubun ortasinda giden Obsidius’a dogru hizla ilerledi. bir yandan da “kardesim yaralandi bana yardim edin” diyip duruyordu ve elleri kan icindeydi. Obsidius bir saniye bile elf kadina guvenmesede grup atlarini durdurmustu. Iste tam o anda Arueth’in atinin oldugu yerdeki buyuk yasli bir agac muthis bir catirtiyla devrilmeye basladi. Arueth dark elf olmasinin verdigi ceviklikle atin uzerinden arkaya sicrayip yere ayaklarinin ustune inerken ati ise dev agacin altinda kaliverdi. Saskin gozlerle agaca bakan Obsidius ise kendisine uzanan elfin uzayan ve agac dallarina donusen elini gormedi. Boynunda keskin bir aciyla kendisine gelip atindan yere dustu. Boynu parcalanmis neredeyse sah damari yirtilacakti ve bir yari agac yari elf bir yaratik karsisinda ona dogru tislamaktaydi. Ayni anda yikilan agacin iki yanindan kucuk birer fil boyutunda iki Owlbear kukreyerek gruba saldirdi. Ilk saskinligi uzerinden atan grup bir savas pozisyonu almaya calisti fakat aralari cok acikti ve dusman daginik duruyordu. Owlbearlardan biri Lakashtari’yi iki pencesiyle yakalayip havaya kaldirdi, salyalari akan koca agziyla isirmak uzereydiki Lak uzak bir yere teleport olup yaratiktan kurtuldu. Eglath durumu ciddi olan Obsidius’a yardim etmek icin Dyrad’a charge etti fakat Dyrad etraftaki agaclarin iclerine dogru bir adim atip kayboluyor baska bir agacin icinden birden ortaya cikiyordu. ikinci kez ortaya ciktiginda uzaklasmis oldugunu dusunen Obsidius’a arkadan saldirip onu kan revan icinde yere serdi. Rasputin bu kez Eglath ile degil Arueth ile beraber savasiyordu, ama bu ikisinin savas taktikleri birbirine pek uymuyor tam bir uyum saglayamiyorlardi. Eglath Lakashtari ve Obsidius Dyrad ile ugrasirken, Rasputin ve Arueth bir Owlbear ile resmen guresiyor, bu sirada bosta kalan Owlbear ise Eglath’a dogru hizla ilerliyordu. Eglath Savas tanrilarina haykirip Obsidius’a yerden kalkmasini emretti ve Obsidius yaralarinin aniden iyilesmesiyle beraber tekrar ayaga kalkti. Arueth elindeki tum numaralari kullanip savastigi yaratiga karsi avantaj yakalamaya calisiyordu, Rasputin ise onundeki Owlbear’in isini bitirip arkadakine yetismek icin elinden geleni yapmaya calisiyordu. Eglath ve Obsidius Dyrad’i yikmayi basardiklari anda onlara dogru gelen Owlbear Eglath’a dev pencesini tum gucuyle indirdi ve Eglath yere sert bir sekilde dustu. Simdi Lakashtari kendisinden neredeyse 2 kat daha buyuk yaratikla karsi karsiya kalmisti, hemen etrafina bakip Obsidius’u gordu ve kosarak arkasina saklandi. Obsidius “lan?” der gibi Lakashtari’ye bir bakis atip aklinda kalan buyuleri yaratiga siralamaya basladi. Savas uzadikca iki tarafta yorulmaya basladi, owlbear’larin sahip olduklari dev cusse aldiklari yaralara ragmen ayakta kalmalarini sagliyordu, grubun ise saniyeler gectikce gucu tukeniyor ve kullanabilecekleri taktikleri surekli azaliyordu. Owlbear Obsidius ve Lakashtari’ye dogru ilerledi, bu sirada Eglath’in uzerine basacaktiki kahramanca yaralarina disini sikip gozunu acan Eglath yerde yuvarlanip ezilmekten kurtuldu sonrada agir agir kilicina dayanarak ayaga kalkti. Bu sirada Arueth ve Rasputin sonunda savastiklari yaratigi yere sermeyi basarip son kalan yaratiga dogru kostular. Owlbear pencelerini amansizca savurarak kacmaya calisan Lakashtari’yi yere serdi. Lak kotu yaralanmisti yaralarindan oluk oluk kan sizmaktaydi. Grupta kimsenin silahini kaldiracak hali kalmamis, Eglath yari olu bir sekilde savasmaktaydi, Owlbear’da aldigi yaralardan zayiflamis penceleri hedefi bulmaz olmustu ama zaman grubun aleyhine isliyor her gecen saniye Lakashtari olume dogru olan yolculuguna devam ediyordu. Eglath, Lakashtari’nin yakininda olan Rasputin’e bakti ama Rasputin acimasiz bir yuz ifadesiyle Lakashtari icin dua etmmiyor yaratiga saldirmaya devam ediyordu, gurzuyle yaptigi son ataktan sonra icinden can cekilmiscesine bir anda yere yigildi Rasputin. Eglath ise herseyi goze alip yaratigin savrulan kollarindan siyrilarak Lakashtari’nin yanina kostu, yarasinin uzerine ellerini kapatip bir dua mirildandi. Lakashtari hafifce gozlerini acip ona kaygi dolu gozlerle bakan dev savasciyi gordu. “senin…ismini..hatirliyoruum..Eglath” dedi. Bu arada Arueth ve Obsidius son yaratigida zor bela yere sermeyi basarmis ama kendileride bitap bir sekilde yere cokmuslerdi.Herkesin kulaklari cinliyor etraf toz ve dumandan gecilmiyor, Rasputin nedeni bilinmez bir sekilde yerde yatiyor, Eglath ve Lakashtari ise bir kosede sarilmis duruyorlardi.
##Devami Haftaya##

View

I'm sorry, but we no longer support this web browser. Please upgrade your browser or install Chrome or Firefox to enjoy the full functionality of this site.