For the New and Unseen

Oyun 57 - Xaxis ve Herseyin Sonu

Grup silverymoondadir, ordulari toplamislar son hazirliklari yapmaktadirlar. bu sirada silverymoon’un dogu kapisinda 3 kisi belirir, belliki bu dunyadan degillerdir. ortalik karisir guardlar toplanir. grupta o tarafa gider. Yaklastiklarinda gorurlerki gelenler Khalashtardir . adamlarin dili cok zayiftir ama Lakashtari’yi gormeye gelmislerdir. grup her zamanki gibi supheyle yaklasmis ve sorgulamaya baslamistir ve sonunda hikaye ortaya cikar. gelenler Khalashtar yuce konseyindendir ve Lakashtari’nin bu dunyaya gelisinin nedenidirler. lakashtari dogdugunda icine giren Khalashtar ruhunun kotulugunu sezmisler ve bu nedenle boyutlar arasi kapiyi acip Lakashtari’yi buraya gondermislerdir. aslinda Lakashtari’nin olecegini ve icindeki ruhun kaybolacagini ummuslar. onu kendilerinin olduremedigini cunku Kalashtarlar arasindaki her olumun digerleri tarafindan hissedildigini, konsey olarak boyle bir sey yaptiklari ortaya ciksarsa yasanacak Kaosu goze alamadikarini soylerler.. yakin zamanda Xaxis’in Khalashtar ruhlarini calmaya basladigini anlamislar. onlari bu dunyada kontrol ettigi insanlarin bedenleriyle birlestirmeye baslamis. simdi Xaxis tarafindan kontrol edilenler bizim insanlarimiz ve olmelerini istemiyoruz derler. Grup durumu umursamaz gorununce anlatmaya devam ederler. ’aslinda bu sizin de sorununuz, kontrol altindaki Khalashtarlar olduklerinde orjinal bedenlerinde olmadiklari icin boyutlar arasi bir kapinin acilmasina neden oluyorlar, ve bu kapindan gecip diger ruhlarin arasina, baska bir beden icin beklemek uzere geri donuyorlar. eger binlercesi ayni anda olurse olusacak kapi sizin dunyanizi tamamen yokedebilir. sadece buda degil, eger Xaxis olur ve ozu Khalashtar dunyasina geri donerse burdaki onunla baglantili tum Khalashtar olucek ve ayni senaryoyla karsilasicaz.
Elimizdeki secenekler sunlar:
Icimizden Galdar sizinle beraber gelecek ve Xaxis’I oldurdugunuz de orda olacak, disari cikan ruhu kendi bedeninde alicak, diger khalashtarlarla olan baglantiyi koparacak ve daha sonra sizing onu oldurmenize izin verecek. Bu durumda ne Xaxis icin nede digerleri icin kapilar acilmayacak ve Xaxis sonsuza kadar yokolacak. Her zaman Xaxis’in Galdar’in kontrolunu ele gecirmesi riski var o ndenle Galdar bu gorev icin secildi, kendi tapinaklarimizin bas kesislerindendir ve tum hayati boyunca baris icinde yasamistir, onun bedeninde kullanabilecegi hicbir guc yok.
Eger Xaxis’I oldurmeden etkisiz hale getirmeyi basarabilirseniz, onu bize getirin.icinde oldugu bedeni sonsuza kadar hapesedebiliriz. Bu durumda insanlarimiz savasmaya devam edecekler iki taraftan da binlerce kayip verilecek. Ama en kotu ihtimal secenegimiz bu olmali.

Bu sirada disarida bir ugultu kopar ve yer sallanmaya baslar, savas baslamistir. Grup galdari alir ve ejderhalariyla yola cikarlar, ordularin uzerinden gecerek piramide altindan giris yaparlar. Piramidin girisinde pusuya yatmis kalashtarlar Silvonun alevleri icinde can verirler. Pimaritte yol alirken Lakashtari dort bir yandan cok guclu bir telepatik enerjinin yayildigini hissetmektedir, Ama bunu fazla dikkate almazlar ve devam ederler. Aslinda bu kattaki kalashtarlar tarafindan korunan odalarda Xaxis ve asagidaki ordu arasindaki telepatik baglantiyi saglayan artifactler vardir.. Grup ikinci kata geldiginde rahatsiz edici bir ortamla karsilasir, bu katta bulunan bir portaldan dunyaya getirilen kalashtar ruhlari bir rituelle hareketsiz bekleyen insan bedenlerinin icine hapedilmekteydi. hatta odalardan birine basarisiz olan possessionlarin yarattigi korkunc transformasyonlar atilmisti. Grup odalardan herbirini sistematik bir sekilde devre disi birakip son merdivenleri de cikti ve Xaxis’in bulundugu kata geldi. merdivenlerin cikisini iki dev mutant korumaktaydi, grupta Kalashtar olmasindan duraklayan mutantlarin arasindan sizan kahramanlar Xaxis’e dogru hareketlendiler. bu sirada yanlarinda getirdikleri Galdar uzerindeki Rob’u firlatarak bir anda iki kati irilesti ve daha once hic gormedikleri iki kilic cekip Xaxis’e dogru atildi. hersey bir anda baslamisti, Xaxis’in yaninda 10’a yakin gucu kalashtar buyucu ve savascilari vardi. bu sirada grup Xaxis’in hemen arkasinda kristalden buyuk bir asanin oldugunu farkettiler, bu asa dusmanlarinin yaralarini iyilestirmekteydi. asayi ortadan kaldirmak isteyen grup summon ettikleri bir yaratikla kristale vurunca ortalik bir anda karisti. piramit havada sag tarafina dogru egildi ve odadaki herkes sag koseye yigildi. staff’in piramidi havada tuttugunu anlayan grubun bir anda gozu karardi ve Xaxis’in haykirislari arasinda tum guclerini asayi kirmaya yonelttiler. Asa once catladi ve butun herkes bu kez sol tarafa dogru yigildilar. en son darbeyle birlikte kristal asa parcalara ayrildi ve dev piramit asagiya dogru dusmeye basladi. Panikleyen Xaxis Lakashtari’yi bileginden yakaladiktan sonra kendi kalbine bir hancer saplayip ruhunu aciga cikardi, Lakashtari’nin onu kabul edecegini umuyordu ama Lak eliyle uygunsuz bir hareket yaparak kendini geri itti. Xaxis kimse tarafindan duyulamayan cigliklar icinde arkasinda ortaya cikan portalin icine cekilip kayboldu. Hicbir kacis sanslari olmayan Eglath, Rasputin ve Gwenn dev bir dusmani beraberinde goturdukleri fikrinden duyduklari huzurla ciglik cigliga da olsa mutlu bir sekilde dusmeye basladilar. bu sirada hayattan kopmaya bu kadar hazir gozukmeyen Lakashtari ve Obsidius ise teleport skillerini kullanarak ellerinden geldigince yuksege ve piramidin disina isinlandilar. Obsidius Lakashtari’den daha asagiya isinlanabilmisti ama hala dusuyordu. Bu sirada Lakashtari ejderhalari Silvo’ya telepatik bir sekilde bagirinca ejderha tum hiziyla onlari kurtarmak icin geldi, ilk ulastigi Lakashtari oldu ama Lak tutunamadi, pesi sira dalis yapan ejderha Obsidius’un yanindan gecti ve buyucu son anda ejderhaya tutundu, yukselirken tekrar Lakashtari’yi almaya calisti Silvo. Lakashtari tum gucuyle yaratigin kanadina yapisti, bir an oylece kaldi, gozleri umutla doldu fakat sonra kaydi ve hizla yukselen zemine dogru son surat dusmeye devam etti. Silvo ve Obsidius yapacak bir sey olmadigindan yukselmeye devam ettiler. Pimarit yere savasan binlerce canin uzerinde dustugunde ise Kalashtarlarin bahsettigi portallar acilmaya basladi ve dev bir kara delige donustu. Silvo butun gucunu kullanarak etki alaninda cikmayi basarmisti. Obsidius kafasini cevirip baktiginda az once bir dag gibi duran piramidin yerinde dev kraterden baska bir sey olmadigini gordu. Obsidius olup cehennemden geri gelmis ve sonunda hayatta kalan tek kahraman olmustu.
Silverymoon’a dondugunde kimse zafer sarkilari soylemiyordu ama yinede ona sarildilar ve tesekkur ettiler. Lady Alustriel sadece agliyor ve gonlundeki savascisinin yasini tutuyordu. oglu yetim kalmisti. Rasputin’in kabilesi buyuk savasci icin bir anit diktirdi ve babasinin temsili mezarinin yanina koydular. Gwenn ve Lakashtari’nin isimleri Silverymoon’da daha sonra yapilan ve savasta kaybedilen herkesin isminin yazildigi anitin uzerine grubun diger uyeleri ile birlikte buyuk harflerlerle kahraman olarak yazildi. anitin tepesinde ise alevler icinde taci ve asasiyla ejderhasinin tepesinde oturan tehditkar bir buyucunun heykeli duruyordu

Ve SoN

View
Oyun 56 - Aegis Fang'in pesinde

Silverymoon’un guney dogusundaki yol uzerinde gunumuze geri donen grup, sehre varip nelerin degisip nelerin degimedigini ogrenmek icin sabirsizlaniyordu. atlarina bindikleri gibi hizla yola ciktilar, sadece 5 dakika dinlenmeye tahammul edebilmislerdi. bir kac saat sonra silverymoon gorus alanina girdiginde onlari hos bir supriz bekliyordu. Silverymoon’un uzerinde 4 gumus ejderha ucmaktaydi. Silvo ve cocuklari yasiyordu, Thenaris Silvo’yu oldurmemis, cocuklarda dragonlance’e geri donmek zorunda kalmamislardi. Ejderhalar grubu uzaktan farkeder farketmez yanlarina geldiler. Lady Alustriel’in bekledigini soyleyip onlari hizla sehre ucurdular. Sehre indiklerinde en azindan iclerinden birini baska buyuk bir supriz beklemekteydi. Alustriel kosarak Eglath’in boynuna atlamis, gozlerinden yaslar akarken ne kadar endiselendiginden bahsediyordu. O sirada gruptaki herkesin gozu ise Lady’nin dev karnindaydi. Eglath soku uzerinden cabuk atti, bebek nasil diye sordu. geri kalanlar hala bakiyorlardi. baska nelerin degistigini iyice merak etmeye basladiklarindan, gidip kutuphanedeki yakin gecmisin kayitlarini incelemeye karar verdiler. hizla ilerlerlerken Lakashtari bir gariplik hisseti, saclari elektriklenmis, etrafinda onu izleyen gozler sezmeye baslamisti. durumu digerleriyle paylastigi sirada etraflarinda 4 portal acildi ve oldukca iri mavi derili altin zirhli adamlar ciktilar. Obsidius ve Rasoutin soyle bir etraflarina baktiklarinda insanlarin onlari farketmediklerini gorduler, cevreleri bir iluzyonla kaplanmisti. Eglath adamlarla konusmaya calisti ama hicbirinin bilmedigi bir dilde konusuyorlardi ve oldukca sinirli gorunuyorlardi. iclerinden biri Lakashtari’nin yanina teleport olarak saldirdi ama iskaladi. konusmanin bir yol olmadigini anlayan grup silahlarina davrandi, iclerinden biri buyucuydu ve Eglath la Rasputin direk ona dogru yoneldiler, sirtlarini birbirlerine verdiklerinde olumcul savasiyorlardi, buyucu bir buyu bile yapamadan kanlar icinde yere serildi. Bu sirada arka tarafta savunmasiz kalmis olan Obsidius’un basina usen diger ikisi dev kiliclarla buyucuyu yere indirdiler. Gwen sessiz sedasiz geriye kacmis, oklarini birbiri ardina gonderiyordu. Lakashtari iki vuruyor bir kaciyordu. buyucunun olmesiyle icine bir enerjinin doldugunu hissetti ve bu cok hosuna gitti. Eglath Obsidius’u ayaga kaldirirken, Rasputin Lakashtarinin yardimina kostu, bir kalashtar askerini daha indirdiklerinde mavi bir isik huzmesi tekrar Lakashtari’ye dogru gitti ve Lak kendini daha da guclu hissetti. grubun geri kalani bu durumdan pek hoslanmamisti. Gelen bu adamlarin Kalashtar olduklari asikardi fakat daha once hic bu adamlari gormemislerdi. bir kac dakika sonra son adami da oldurduklerinde adamlarin cesetlerin altinda birer kara delik acildi ve hepsini yuttu. ayni anda iluzyonda kalkmisti, tekrar silverymoon sokaklarinda ve yanlizdilar. Eglath gidip Alustriel ile konusmaya karar verdi. Lakashtari ile Gwenn hana dinlenmeye giderlerken Obsidius ve Rasputin de kutuphaneye dogru devam ettiler.
kutuphaneye vardiklarinda Rasputin kabilesiyle ilgili bilgiler aradi ama en son silver deathler tarafindan pusuya dusuruldukleri ve hayatta kalanlarin bir yerlerde saklandiklar disinda bir sey yazmiyordu. hayal kirikligina ugradi.
Bu sirada yeni olaylardan Xaxis’in hala Silverymoon’a dogru bir orduyla gelmekte oldugunu ogrendiler. Thenaris’in kendileri tarafindan olduruldukten sonra kilicinin Silverymoon buyuculeri tarafindan korumaya alindigini ogrendiler. Rasputin kilicla ilgili haberi okuyunca cok heyecanlandi, belkide babasinin mirasini almaliydi. Kutuphanede cucelerin basina getirdikleri yikim ve ejderhayla ilgili de pek bir sey bulamamislardi.
oradaki isleri bitince hana donup yattilar, ertesi gun Aegis Fang’i bulmak icin Eglath’in kasabasina geri gideceklerdi.
Sabah oldugunda Eglath’i almak icin tekrar buyuculuk kulesine gittiler. Bir sure sonra Eglath geldi. yola cikmalari icin Pardraig ile konusup son bilgileri almalari gerekiyordu. Pardraig Bruneor Battlehammer’in ona soylediklerini aynen aktardi.
Wulfgar’i dagin icinde eski bir Cuce mezarina koymuslardi, bunu takip eden yillardan birinde yasanan bir deprem ana girisi tamamen kapatmisti. Bruneor dagin icindeki diger sayisiz yapilardan birinden bir yol bulacaklarina emin oldugunu soylemisti. Ayrica Pardraig yakin zamanda ten towns kasabasinda cocuklarin dagin altindaki bir hazineden bahsedip durduklarini ve maceracilarin arastirmaya basladiklarini duymustu.
Ellerinde cok fazla bir bilgi olmasada efsanevi cekici bulmaya niyetli olan grup yola kendi hazinelerinin oldugu magaradan baslamayi tercih ettiler ve staff of portals’i kullanarak hazinenin yanina ciktilar. gorunuse gore hazine haydutlar tarafindan yagmalanmaya baslamisti, hazinenin ancak dortte biri kalmisti.. daha once buranin girislerine koruma yada tuzak kurmayi dusunmemislerdi. izleri incelediklerinde cuvallarin suruklenerek yakinlardaki bir delikten asagi goturuldugunu gorduler. ellerinde takip edecek daha iyi bir yol olmadigindan tuneldeki izlerin pesinden devam ettiler. bir sure surundukten sonra islak ve karanlik bir magaraya geldiler. bir sure daha izleri takip ettikten sonra baska bir alanda suyun kenarinda bir kampin izlerine rastladilar. kampin etrafini hizlica incelediklerinde 5 yetiskin ve bir cocugun ayak izlerine rastladilar. ayakkabilar kamp alaninda cikarilmisti ve gorunuse gore suya dalmislardi. Obsidius yataklarindan birinin altindan bir kitap buldu. “first civilizations” isimli bir kitapti, acip karistirdiginda bir elf yapisindan bahsediliyordu. ayrica kitabin arkasinda yakin zamana ait notlar vardi. bunlara gore ten towns’a yakin zamanda gelmisler ve burda bir cocukla anlasmislardi. cocuk onlari buraya getirmis ve yol gostermis gibi gorunuyordu. Rasputin “Pis subyancilar” diyerek lanet okuduktan sonra usutunu basini cikarip bag of holding’ine koydugu gibi suya atladi. agzinda suda nefes almasini saglayan buyulu bir item vardi. 5 dakika kadar elindeki az bir isikla ilerleyerek cikisi bulabildi. kafasini sudan cikardiginda ufak bir magara girisindeydi ve karsisinda cok eski gorunen catlamis bir tas kapi vardi. kapi aralikti ve yan tarafinda bir mesale yaniyordu. girisi buldugunu anlayinca geri donup digerlerini de ayni yoldan getirdi. bu sirada aralik kapinin arkasindan ara ara bagirislar yada ciplak ayakla kosan birilerinin sesleri gelmekteydi.
herkes kapinin onune gelince zirhlarini tekrar giydiler ve silahlarini kusandilar. ilk odaya geldiklerinde arkalarinda onlarca iskelet birakmislar ve geldikleri koridordan daha feci gorunen bir odaya cikmislardi. iskeletler cesitli zaman dilimlerinden kalma gorunuyorlardi. aralarinda ortak bir ozellik bulamadilar. ayrica bu yeni geldikleri odanin kosesinde daha taze bir cocuk cesedi vardi. gidip incelediler, onlardan once gelen maceracilarin yanlarinda getirdikleri cocugu nedense oldurmus olduklarini dusunduler. Rasputin cocugu canlandirmaya calisti ama buyu ise yaramadi. cocuk cesedinin etrafinda haddiden fazla kan vardi ve kanlarin bir kismi kuzey yonundeki koridora dogru devam ediyordu. bu odada ayni zamanda doguda bir kapi ve batida bir koridor daha vardi. once batidaki koridoru incelediler ve suyla dolmus bir odaya ciktigini gorup geri donduler. Dogu tarafindaki kapiyi acmaktan ise vazgecerek kan izlerinin pesinden koridordan devam ettiler. Biraz sonra spiral merdivenleri buldular ve asagi inmeye basladilar. cok gecmeden kan izlerinin nedeni anlasilmisti, merdivenlerde kopuk bir kol duruyordu. durumun iyice gariplesmesinden iskillenselerde en asagi kadar indiler ve karsilarinda bir koridor buldular. hemen koridorun basinda kolun sahibi adam yerde yatmaktaydi ve gorunuse gore yuzunu de bir sekilde kaybetmisti. cesedi gecip devam ettiler. Koridor boyunca sagli soglu bir cok oda vardi ve hepsi ya yikilmis ya suyla dolmustu. ilerlemeye devam ederlerken Lakashtari arkasinda ayak sesleri duydugunu sandi, geri dondu ve sanki kucuk bi cocugun biraz once gectikleri odalardan birine girdigini gordugunu sandi. o tarafa dogru bir iki adim atarken bir yandan da Eglath’a telepatik mesaj gonderdi. Eglath ta kisa bir sure sonra ona katildi, odaya tekrar bir goz attilar ama kimseyi bulamadilar. Bu sirada digerleri az ilerde oldukca iyi durumda duran kapali bir kapiya denk geldiler. Obsidius kapinin buyulu oldugunu hemen farketmisti zira kapinin hemen onune yigilmis iskeletler ve yanmis cesetler vardi. guclu bir tuzak oldugu kesindi. buyuyu dispel ederek kapiyi acti. icerisi bir kutuphaneydi. kitaplarin hepsi buyuyle korunmus gibi gorunuyordu. iceriyi incelerlerken disaridan tuyler urpertici bir cocuk sarkisi gelmeye basladi. Rasputin kapiya dogru ilerleyip koridora bakmak icin kafasini uzatinca kucuk bir kiz cocugunun soluk yuzuyle burun buruna geldi ve ustun iradesi olmasa altina dolduracakti. Kiz cocugu bir bilmece sordu ve seke seke koridordan uzaklasti. grup sapsallasmisti, bu cocuklar da neyin nesiydi. bir yandan bilmecenin cevabini dusunmeye basladilar. bir sure sonra cevabi buldular ve koridordan bir kikirdamayla beraber bir kafa yuvarlandi. yuzunun cogu yenmis bir adamin korkunc bir sekilde carpilmis kafasiydi bu. kutuphaneden ilginc gordukleri kitaplari kucaklayarak koridora tekrar cikip devam ettiler. odalarda odalara ilerlerken bu kez kiz cocugunu bir odaya girerken gorup pesinden gittiler. odada bir su birikintisi disinda kimse yoktu. derken su birikintisinin icinden bir kafa yukseldi ve bir bilmece daha sordu. bu bilmece grubu biraz zorlayinca ilkinin yaninda iki kafa daha belirdi suyun icinde. grubun kollektif ustun zekasi bir kez daha devreye girdi ve bilmecenin cevabi bilindi. bu kez suyun uzerine mithrilden bir zirh cikti. grup zirhi alip tedirgin bir sekilde yollarina devam ettiler. koridorun sonundaki acikliga geliyorlardiki sol taraflarinda baska bir odada bir top gorduler. Rasputin topu eline aldi. deriden yapilmisa benziyordu. bicagini cikarip topu kesince top patlayarak kan gibi kirmizi yapiskan agir bir sivi fiskirtti heryere. ortama bir anda bir panik hakim oldu. Obsidius’un ayagi kaydi ve dustu. dustugu yerde bir kucuk kizla burun buruna geldi ve kizin sertce kapanan dislerinden burnunun ucunu son anda kurtardi. herkes tam silahlarina davraniyorduki "anne"nin sesi duyuldu. kizlar kosarak uzaklastilar. Grup kendini toparlayinca acikliktan iceri girdi ve koca bir kan,et ve kemik yiginin uzerinde oturan Naga vari bir yaratik gorduler. cocuklar etrafinda toplanmislar en son maceracilardan kalanlari kemiriyorlardi. Goruntu tuyler urperticiydi. Iki tarafta birbirine temkinli yaklasmaktaydi, grup bunca zamanda gordukleri onca gariplige ragmen sasirdiklarini farkettiler. anne ve kucuk kizlarin ne kadar guclu olduklarini bilmiyorlardi ama oldukca uzun zamandir burda olduklari asikardi. kutuphaneden bulduklari kitaplardan eger “Anne ve cocuk” kitabini okumus olsalardi su bilgilere eriseceklerdi.

“elf yikintilarindki kitaplardan mother and child isimli kitap her ne kadar anne cocuk sagligi kitabi gibi gorunsede aslinda karsilasmakta oldugunuz garip yaratiklar uzerine yazilmis bir kitapti. elfler burda kaldiklari uzun yillar boyunca underdark’a olan sayisiz kesiflerinden birinde “anne” ile karsilasirlar, iki tarafta birbirine saldirmakta tereddut gosterince bir anlasma yaparlar. elfler “anne” ve daha sonra kesfedecekleri “cocuklari” gozlemlemek karsiliginda baska birseye karismamak konusunda anlasirlar. bundan sonra yillar boyunca yaratigi inceleyen elfler, cocuklarin bir cesit parazit olup anneyle simbiyotik yasam kurduklarini farkederler. annenin beslenmesini cocuklar saglamakta, cocuklarin sinirsiz regenerasyon ozelliklerini de anne saglamaktadir. cocuklar annenin etki alanindan cok uzaklastiklarinda regenerasyonlarini yitiriyorlar ve kisa bir sure sonra curuyerek oluyorlar. cocuklar underdark’ta genelde talihsizce mgaralarda gezinen darkelflerden beslenmektedirler. Elfler cocuklarin amansizca avlandiklarini ve muthis bir hizla tukettiklerine sahit olmuslardir. Bunun ana nedeni annenin belli bir sure sonra koza ormesi ve kendini kopyalamasiydi. bu surec 5 ila 20 yil aliyor, bu sure zarfinda cocuklar olu kaliyordu. kopyalanma tamamlandiktan sonra annenin bedeni bir kac gun icinde tekrar cocuk uretmeye basliyordu. elfler cocuklarin kan yerine atese oldukca duyarli kirmizi yapiskan bir siviyla dolu olduklarini not etmisler. saldiri zamanlarinda bu siviyi dusmanin uzerine kusarak kor olmasina neden olduktan sonra canli canli parcadiklarini yazmislardir. ayni zamanda eger cocuklardan biri dusman tarafindan oldurulurse patlayarak saldirganin yapiskan siviyla kor olmasini sagliyorlar. bunun yaninda oldurulen cocuk annenin etki alaninda oldugu surece regenere olarak bir sure sonra tekrar hayata donecektir. Elfler Anne ve cocuklarin oldukca eski bir yasam tarzi oldugunu varsaymislardir."

grubumuz bu bilgilere sahip degildi ama nadiren de olsa yaptiklari uzere konusma yolunu tercih ettiler. Anne de ayni sekilde tedirgindi, grubun gucu hafife alinir gibi degildi ve kizlarini kaybetmeye gonlu yoktu zira acti. maceracilarin Wulfar’in mezarina giden yolu aradiklarini ogrenince bir anlasma yapmayi onerdi. o onlara asirlar once yedigi bir cuceden aldigi anahtari vericek ve yeri gostericek, onlarda kizlarina bilemeyecekleri bir bilmece soracaklardi. Grup iyice gerilmekle beraber anlasmayi kabul etti. cocuklar hemen etraflarini sardilar. yuzlerindeki gulumseme bir cocuktan cok yemege bakan ac sirtlanlarinkine benziyordu. grup ilk bilmeceyi sordugunda kizlar aralarinda kikirdadiktan sonra cevabi bildiler. grubun cevresindeki halka bir anda daraldi ve yuzlerindeki gulumseme o kadar genisledi ki insan olmadiklari acikca gorunuyordu. Derken Rasputin cok eskilerde yarim yamalak duydugu ve bir kac satirinin eksik oldugunu dusundugu bir bilmeceyi soruverdi. gergin bekleyis uzadikca uzadi e sonunda kizlar sizlanarak annelerine gittiler. Anne yilan gibi suzulerek grubun yanina geldi ve onu takip etmelerini soyledi. grup iyi ter atmisti, bir sure karanlik koridorlarda anneyi takip ederek ve bir tuzaga cekilmediklerini umarak ilerlediler. sonunda yuzlerine bir esinti gelmeye basladi. bulunduklari yapinin duvarlarindan biri cokmus ve dagin icindeki bosluklardan birine acilmisti. Anne onlara anahtari verip asagidaki bir cikintiyi isaret etti. asagida iki cuce heykelinin korudugu bir kapi vardi. Anne ye tesekkur etmek icin donduklerinde coktan karanliklarda kaybolmus oldugunu gorduler. asagiya hemen bir okla halat atarak birer birer ipten gecmeye basladilar. en son Rasputin kaymak uzereydiki kolunu tutan bir el hissetti ve yine demir gibi iradesi sayesinde kontrolunu kaybedip asagiya ucmadi. karsisinda kucuk kizlardan biri duruyor, elindeki kopmus bir adam eliyle ona el salliyordu. Rasputin icinden bir dunya soverek asagiya kaydi.

bir sure sonra kapiyi acmak icin incelmeye basladilar ama kapidaki tuzagi farkettiklerinde cok gecti, tepelerine dogru dev bir kaya dusmeye baslamisti. o anda rasputin ve eglath digerlerini de toplayarak iceri dogru tum gucleriyle kostular. kapiyi iterek son anda iceri dustuler. iceride Wulfgar cekici gogsunde uyur gibi yatmaktaydi. Eglath bir sure tereddut etse de sonunda cekice uzandi ve inanilmaz derecede hafif geldigini farketti. uzerindeki cuce runeleri los isikta altin altin parliyorlardi. Lakashtari staff of portalsi cikardi. staff’in 6. kullanimda oldugunu hatirladilar ama baska bir sanslari yoktu ve onu kullanarak silverymoon’a geri donduler. staff of portals’in yikici etkisi onlar oradan isinlanirken mezari tamamen yoketmis ve wulfgar’in bir daha rahatsiz edilmemesini garantilemisti.

Silverymoon’a donduklerinde Xaxis’in ordusu artik sadece gunler mesafedeydi ama yapacak daha cok is vardi.

Eglath Mitral Hall’a yol alir, Pardraig de onunla gider.

Bruneor Battlehammer, Aegis Fang’i tekrar gordugune cok sevinir ve cok duygulanir, Eglath wulfgar’in mezarinin ayni sekilde korunduguna karsi kendisini telkin eder ;)
bu arada daha once Thenaris’e karsi olan savasi kazanmalari ve mithral hall’u barisa kavusturmalari nedeniyle bir ordu gondermeyi kabul eder.

Rasputin, magical atlardan biriyle kabilesinin yanina dogru hizla gider. kabilesinin 5 yil onceye gittiklerinde gordukleri kasabada olduklarini gorur, yanliz kasaba genislemis ve dagin eteklerine kadar inmistir. Thenaris’in o gece kacmasi, Greymoon’da ki tum savascilarin kabileyle beraber kalmasina neden olmus buda oldukca hizli ve guvenli bir sekilde gelismelerini saglamistir. Fakat tabiki bu durumu sadece Rasputin bilmektedir. kasabaya girer girmez tutuklanir. Thenaris’in kaybolmasindan sorumlu tutulmaktadir. Chef ile gorusmeye suruklenirken acaba gelmesemiydim diye hayiflanmaktadir. derken Chef’in Galimore oldugunu gorur ve sok gecirir. Thenaris’in kaybolusundan sonra yonetim annende kalmis ama annenin bu konularda yetenekli olmayisi ve travmatik bir durumda olmasi Galimore’un sehri terketmesini engellemis ve Annenle evlenerek basa gecmistir. O gece Galimore ile uzun uzun konusup durumu anlattiginda kabileninn ve herkesin gelecegi adina savasmayi kabul eder."

bundan sonra artik gruba xaxisi beklemek kalmistir

haftaya son oyun..

View
Oyun 55 -gecmise beklenmedik ziyaret

Cetin bir savastan ve oldukca hirpalandiktan sonra Meliisa’nin bedenin ele geciren yaratigi geldigi karanliga geri gondermeyi basarmislardi. Yaratigin boynundaki kolye yere sanki tonlarca agirliktaymis gibi dustu. Lakashtari hizla kosarak Rasputin’den once erismek istedi ama kolyeyi yerinden kaldiramiyordu. Rasputin Lak’i iterek kolyeye uzandi ve yerden aldi. muazzam bir gucle kalp gibi atiyordu. hic beklemeden cekicini cikardi ve kolyenin uzerine indirdi. Hepsinin gozleri onunde kolyenin parcalari havada bir sure asili kaldiktan sonra kolyeye geri donduler ve etraflarindaki hersey degismeye basladi. mezarlar ortaya cikiyor ve yokoluyorlardi, tepelerinde yikilan tavan tekrar olustu. bir kac saniye sonra hersey tekrar sakinlesmisti. ortada ne kolyeden ne de Melissa’nin mezarindan eser yoktu. Hepsi gecmise gitmis olabilecekleri varsayiminda birlesmisti. sonunda lahitin kapilarini acmaya karar verdiler. Actiklarinda ilkbahar gunesinin parlakligi gozlerini kamastirdi. Onlerinde oldukca buyuk ve gorkemli bir kasaba buldular. mezarin disinda bunlari goren bir greymoon ne yaptiklarini sordu, Rasputin birseyler geveledikten sonra Melissa’yi aradigini soyledi. Adam “ne ypacaksin Kraliceyi?” diye cevap verince Rasputin ne diyecegini bilemedi, annesi henuz olmemisti. kasabaya dogru ilerlerken Kral Rauld’un dondugunu de ogrendiler. Rasputin’in babasi 5 yildan sonra kasabaya geri donmustu ve bu gece onemli bir seyler olacakti. Rasputin kolyenin annesine gececegi gunun bu gun olacagini tah in ediyordu. birseyler yapip bunu durdurmalilardi. koye daldilar. icerisi korkunc kalabalik ve gurultuluydu, herkes iciyor egleniyor ve sarki soyluyordu. kalabalik icinde ilerlediler. Bir sure sonra Rasputin tanidik bir yuz farketti. Bu Sundabar’da Keshan’in gemisinde karsilastiklari shamandi. hemen takip etmeye basladi ve bir sure sonra seslendi. Shaman geri dondugunde cok sasirdi, “seni ruyalarimda gordum” dedi. Rasputin hemen konusmalari gerektigini soyledi. Shaman en yakindaki hana ilerledi ve bir masaya oturdu. Rasputin once nasil anlatacagini bilemese de sonra kendisinin de bir ruya gordugunu soyledi ve anlatmaya basladi. Annesinin uzerinde bir kolye gordugunden, bu kolyenin cok buyuk felaketlere yol acacagindan, Rauld’un silver deathler tarafindan korundugunu gordugunden bahsetti. Shaman ilgiyle dinledikten sonra, “Rauld ile ilgili gorduklerin cok sacma ama kolyede bir buyu sezdigimi hatirliyorum” dedi. “ben gidip incelerim siz keyfinize bakin” diyerek cikip gitti. Tabiki grubun boyle bir niyeti yoktu. Gwenn hemen shaman’in pesi sira ilerledi, yanindan gecerken bir kadinin pelerinini gizlice alip kafasina sardi. Bu sirada grup handan cikarak tekrar kalabaliga karisti. Duyduklarina gore bir seramoni olacakti ve Rasuld ksabanin idaresini Izul’a birakacakti. Rasputin kolyenin de o zaman verilecegini dusunuyordu, Seramoni alanina dogru hizla ilerlediler. Bu sirada Gwenn Shamani kasabanin sonundaki buyuk eve kadar takip etti. Bu evin onunde Melissa,Rasuld ve Izul beklemekteydi., aralarinda konusuyorlardi. Shaman onlara bir kac saniye bir seyler soyledikten sonra eve girdi. diger uclude seramoni alanina dogru ilermeye basladilar. yari yola geldiklerinde Rauld durdu. evde bir sey unuttugunu soyleyip hizlica geri dondu. Gwenn telaslanmisti. O sirada Lakashtari telepatik baglanti kurdu, durumun nasil oldugunu sordu. Gwenn olayi anlatinca Lakastari ne yapip edip oraya gitmesini ve Shamani ve kolyeyi almasini soyledi. Gwenn bu isten hic emin degildi ama cesaretini toplayip evin sol tarafina dogru ilerledi. acik pencere ariyordu. Bu sirada yukari kattan gum diye bir ses geldi pesi sira da boguk bir kadin cigligi. Gwenn cevik bir sekilde evin duvarlarina atildi ve kolaylikla tirmanmaya basladi. Ikinci kattaki acik pencereyi buldu. Tam iceri uzanacakti ki kanli bir el yakasina yapisti. baskasi olsa dengesini kaybederdi ama o sakinligini korudu. Bu shamandi, bogazindan kanlar fiskiriyordu. hemen iceri atladi ve kesesindeki tilsimli merhemi cikarip bogazina elini kapadi. yarasi saniyeler icinde kapanmisti ama hala kendinde degildi. Tam o anda omzunda korkunc bir aciyla ciglik atti. gumus bir kilic o noktada girip cikmisti. yere devrildi. Karsisinda Rauld duruyordu. Gwenn’in akli basindan gitmisti, Rauld orada ne yaptigini sorunca, dolasiyordum gii birseyler sacmaladi ama pek dusunemiyordu. karsisindaki adam ihtiyatli davraniyordu. kim oldugunu nerden geldigini, kiminle kasabaya girdigini soruyordu. Gwenn once pencereden atlamayi dusundu ama shamanida orda birakmak istemiyordu. sonra adamlar konusmaya calismayi denedi. Sundabar’dan geldigini soyledi, hala orada ne aradigina dair cevap veremiyordu. Adam’a shamani’da alip gitmek istedigini, sorun istemedigini, kimseye bir sey soylemeyecegini soyledi. adam bu gecenin onemli oldugunu ve etrafta ceset tutamayacagini soyleyip teklifini kabul ettigini soyledi. Gwenn cok sevinmisti hemen Shamani kucakladi. Adam ellerini kesesine atarak para isteyip istemedigini sordu. Gwenn kafasi karisik hayir diyip pencereye dogru atliyordu ki adam elindeki tozlari pencereye firlatip buyu sozleri soyledi. Gwenn’in icinden gecmekte oldugu pencere bir anda masmavi parladi ve bir saniye sonra kendini sundabar’in tanidik sokaklarinda yerde buldu.
Bu sirada Rasputin seramoninin olacagi sahnenin onune gelmis annesine ulasmaya calisiyordu. Elini tutmaya calisti ama araya Izul girerek onu uzaklastirdi. Eglath’a artik gina gelmisti rasputin’i tutugu gibi sahneye firlatti. tam o anda Rauld da sahneye cikmaktaydi. Annesi one dogru atildi, Izul’u uzaklastirdi. “Rasputin?” dedi sen oldugunu hemen anladim (:P). Rauld’un gozlerinde simsekler cakmisti hizla yanlarina geldi ve Rasputin’i cekip sarsti. bir kac ay oince gordugu cocuktan cok farkli biri karsisinda duruyordu. Soyle bir kalabaliga baktiktan sonra Rasputin’e sertce sarildi. “Bugun oglum bize katilmaya karar vermis” diye kalabaliga seslendi. Muthis bir sessizlik pesi sira haykiris koptu. Rasputin annesine sarilirken, Rauld hizla sahneyi terk etti. Rasputin annesini zor bela susturup acilen konusmalari gerektigini soyledi. Annesine babasinini verecegi kolyeyi asla takmamasiini tembihledi. Annesi durumu anlamiyordu ama ogluna guvenmisti. Bu sirada Lakashtari Gwenn ile telepatik baglantiyi kaybettigini ama iyi oldugundan suphesi olmadigini soyledi. Obsidius bir kasini kaldirdi, sonra indirdi. hizlica aralarinda konustuktan sonra kolyeyi ele gecirmek icin Lakashtari’yi yuzugunu kullanarak annesinin bedenine sokmaya karar verdiler. Bunun icin guvenli bir yer gerekiyordu. Rasputin arkadaslariyla beraber ailesinin evine gitmeyi planlamisti ama annesi onlari getiremeyecegini soyleyince Rasputin Lakashtari’nin yavuklusu oldugunu soyledi, annesi bu kez karsi gelemedi ve beraber eve gittiler. Bu sirada Gwenn shamnin yardimiyla grupla tekrar baglanti kurmus ve Sundabar’da olduklarini soylemisti. Grup staff of portals’i kullanarak gitmek istedi ama gecmise gittikleri icin Sundabar’in 5 yil onceki hali konusunda hicbir fikirleri yoktu ve bu yuzden de staffi kullanamiyorlardi. Gween ilk gemiyle yola cikacaklarini 8-10 saat sonra high forestin kuzeyinde bulusmalarini onerdi. Obsidius buyuyle yaptiklari atlardan birine atlayarak ucarak uzaklasti. Eglath’da bi hana gidip icmeye basladi, su zamanda yolculuk olayini hic sevmiyordu. Rasputin evde annesiyle sohbet ederken Lakashtari bir sure sonra odasina cekildi. annesinin uyumasini bekliyorlardi. Bu sirada beklenmedik bir sey oldu ve Rauld odanin ortasinda beliriverdi. Lakashtari silahlarina davaranacak oldu ama adam konusmaya gelmisti. Lak’a kolyenin gucunden bahsetti ve onu takmasi icin ikna etmeye calisti sonra da kolyeyi birakip gitti. Lak kolyeyi kesesine koydu ve disari cikti. Rasputin’i kenara cekip olanlari anlatti. Rasputin delirmis gibi bakiyordu. “Kolye nerde?” dedi Lakashtari hemen vermek niyetinde degildi “sakladim, bulamazsin, burda olmaz cikalim baska bir yerde veriyim”" dedi Rasputin alev alev gozlerle ok hadi gidelim dedikten sonra Lakashtari arkasini doner donmez kafasina bir tasla vurdu. Bayiltacagini ummustu ama Lakashtari fazla saglamdi “Ah ne vuruyosun ya!” diye bagirinca Rasputin “kolyeyi ver” diye bagirdi. pesi sira da “ya dur simdi vericem az sonra” diye geveleyen Lakashtari’nin alninn ortasinda bir kez daha indirdi tasi. bu kez kesin bayilmasi gerekirdi ama kafasindaki yara hizla iyilesti ve Lakashtari ayakta kaldi. bu kes ikisi de sasirmis ve Lak fena halde korkmustu. “al be al” diyerek hemen keseyi Rasputin’e uzatti. Rasputin hemen orda kolyeyi kirmaya niyetlydi ama Lakashtari eger zamanda ileri giderlerse arkadaslarinin burda sikisip kalabileceginden suphelenerek onu durdurdu. hemen birer at yaratip obsidius’un pesi sira gittiler ve 8 saat sonra kararlastirdiklari yerde Gwenn ile bulustular. Gwenn Keshan’in gemisini bulmus ve onunla yola cikmisti, bu sirada garip ruyalar ve goruntuler goren shaman onunla tekneden inmeyi reddetmis Gwenn’de “amaan salak be” diyerek ustelememisti. sonunda bulustuklarinda Rasputin bir kez daha kolyeye cekicini indirdi ve bu kez kendilerini simdiki zamana geri donmus halde buldular. acaba yanlis birseyleri degistirmeden geri gelmeyi basarabilmisler miydi? bunu zaman gosterecekti…

View
Oyun 54 - Thenaris'in kolyesinin pesinde

Lady Alustriel’in rehber kuslarindan gelen bilgi sonucunda Rasputin’in kayip kabilesini bulmak icin Vakit kaybetmeden High Forest’a giderler. vardiklarinda gece olmustur ama Thenaris’in dirilmesine saatler kaldigindan beklemeyi goze alamazlar ve yurumeye devam ederler. Rasputin icindeki kurdun keskin duyularini kullanarak onden gitmektedir. bir sure sonra karanlikta onlari birsey takip etmeye baslar, orda oldugunu sezseler de bir turlu goremezler. Once Lakashtari’nin healing potion’i ortadan kaybolur, pesi sira Obsidius’u guclu bir el cekip goturmeye calisir. Obsidius kendini fire elemental’a cevirince gordukleri sey gece kadar karanlik bir maymundur ve onlarla eglenmektedir. kafasinin yarisini kaplayan dev agzinda yuzlerce sivri disi vardir. Hayvan atesten kacarak hizla uzaklasir. Obsidius’un yarattigi ufak capli yangini sondurduklerinde ise etraflarinda onlarca kirmizi goz onlara bakmaktadir. bir sure bunlarin kurt olduklariini gorurler. O anda gorus alanlarina uc adam girer. Bunlar Rasputin’in kabilesindendir ve ilk basta Rasputin’i gorduklerine cok mutlu olsalarda kimligini acikladiginda garip davranmaya baslarlar. yinede onlari kabileye goturmeye karar verirler. Saatlerce yurudukten sonra grup bir tepenin yamacindaki koyun eteklerine gelir. Koye girerler ve sefle tanisirlar ama yine beklenmedik sekilde hos karsilanmazlar. Sef onlara ertesi gun gitmeleri gerektigini soyler. iki gundur uyumamalarina ragmen dinlenmeyi goze alamazlar ve bilgi toplamak amaciyla koyde dolasmaya baslarlar. Lakashtari baslarinda duran guardlardan birinin icine girerek once sefi sonrada generali takip etmeye calisir ama feci sekilde basarisiz olur. General gorev yerini biraktigi ve garip davrandigi icin onu pestili cikana kadar dover birakir. Lakashtari hasat olmus adamin icinden cikarak arkadaslarinin yanin geri gider. Bu sirada digerleri bir hana gitmis ve bilgi toplamaya calismistir. Gwenn bir kac kez gizlenip sivismayi denemisse de etraftaki kurtlar pek zokayi yutmamislardir ve sonunda vazgecmek zorunda kalmistir. gece sonunda ogrenebildikleri koyun basinda surekli bir tehdit oldugu, insanlarin surekli tetikte oldugu ve islerin pek iyi gitmedigidir. Onlar tartisirken Rasputin iki okcunun koyu terkettigini gorur. Grup hemen peslerine duser. Gwenn gruptan once giderek okculari takip eder ve ileride yanmis bir koyu gozlemekte olduklarini gorur. Okcular geri dondukten sonra grup bu yanmis koye gider. Vardiklarinda koyun aslinda yanmis degil oldugu halde kullesmis oldugunu gorurler. Buyuk bir necrotic guc sezerler. Bu guc dagin zirvesinden dogru gelmektedir. atlarina binip hizla tepeye varirlar. Tepede kabilenin ilk koyunu kule donmus halde bulurlar. koyun arkasindaki yeralti mezarinin kapilari acilir ve iceriden Rasputin’in annesinin goruntusu cikar. Annesi Melissa Rasputin’den yardim ister ve babasinin ona verdigi kolyeyi kabilenin sefinin caldigini soyler. bu sirada etraftaki kullerden necrotic ghoullar yukselmektedir. annesinin hayaleti yokoldugunda grup bu durumu supheli bulur ve mezarin icine bakmaya karar verir. onlerinde ghoullara saldirirlar, ghoullar dokunduklarinda yasam enerjilerini cekmektedirler, Rasputin aradan siyrilarak yeraltina inen kapaklari acar ve iceri girer. Kapaklar arkasindan kapanir ve grubu disarida birakir. Rasputin mezarlar arasinda ilerleyerek en sondaki annesinin oldugunu tahmin ettigi buzlarla ortulu mezara dogru ilerler. Bu sirada grup disarda savasmaktadir. Rasputin yaklasirken mezarin etrafindaki buzlar kirilir ve icinden annesinin cesedi dirilir. “Neden burdasin Rasputin?” der, “herseyi zorlastiriyosun” diye devam eder ve Rasputin’i kara bir dumanin icine hapseder. Rasputin’in son gordugu arkasinda kapilarin acildigi ve kendisine cok benzeyen birinin disari ciktigiydi. Bu sirada grup disardaki yaratiklari yoketmisti ki mezarin kapilari tekrar acildi ve disari kanlar icinde bir Rasputin cikiti ve yere yigildi. Eglath hemen yardimina kostu ama Rasputin hicbir healing buyusune cevap vermiyordu. Lakashtari Rasputin’in gidici oldugunu anlamis hemen ceplerini karistirmaya baslamisti ki bir suprizle karsilasti. keselerinin hepsi yerinde olmasina ragmen icleri bostu. Grup Rasputin’in olse esyalarini birakmayacagi gerceginden yola cikarak ellerindekinin bir iluzyon olabilecegine karar verdiler. her ihtimale karsi Lakashtari yi kanlar icindeki Rasputin’in yaninda birakarak kapilari acip tekrar iceri girdiler. Lakashtari daha adim atamadan kapilar tekrar kapandi ve Lakashtari su anda sekil degistirmekte ve siyah bir ghoul’a donusmekte olan yaratikla basbasa kaldi. Bu sirada iceride grup gercek dusmanlariyla karsilasti. Rasputin’i siyah bir dumanin icinde hapis tutmaktaydi. vakit kaybetmeden saldiriya gectiler.

View
Oyun 53 - Kris'e veda, Obsidius'un dirilisi, Thenaris'in yikimi

Kris’i gomerler, Rasgath’i Rasputin diriltir, kalelerine isinlanirlar. Silverymoon’a giderler Alustriel’le bulusurlar. Barbar ordusunu yerinde bulamazlar, bu sirada guneyden buyuk bir patlama gelir ve silverymoondaki yazitlar kontrolden cikar. Rasgath ve Alustriel yazitlari kontrol altina almaya calisirken digerleri hizla sehrin guneyindeki surlara giderler ve ejderha sirtinda onlara dogru gelen Thenaris’i karsilarlar. Thenaris’in buyucu kalesine erisip yazitlari patlatmasini engellerler. savasin basinda yer yarilir ve lavlar arasinda Pyrocalystra gelir. grup tam iki ezeli dusman arasinda kalacagini dusunurken, Pyrocalystra’nin aslinda Obsidius oldugunu farkederler. cehennemden geri gelmis ve Pyrocalystra’dan bedenini geri almistir. Amansiz bir savas sonunda Thenaris’i deviren grup ejderhaya dokunmadan kurtulur ve silverymoon’a geldiklerinde Barbar ordusunun geldigini gorurler. Xaxis’in mutant ordusu tepesinde dev bir ucan piramitle beraber bir hafta uzakliktadir ve grubun onunde bir kac secenek kalmistir. Wulfgar’in cekicini aramak, Rasputin’in annesinin mezarini bulup Thenaris’i sonsuza kadar yok etmek ve sonunda Xaxis ile yuzlesmek

View
Oyun 50-51-52

Silverymoon da inerler Luskana giderler luskani havaya ucururlar gizemli bir sekilde silverymoon a geri gelirler. guneydeki yikintilara dogru yola cikarlar yikintilarda xaxis ile konusurlar, thenaris i bir dragon tepesinde ucarken gorurler uzerine yaartiklarla savasirlar bu sirada mutanat ordusu harekete gecer, savas sirasinda rasgath ve kris olur.

View
Oyun 49 - Keshan'in gemisinde

Ejderha guverteye iner inmez grubun uzerine asit kusmaya basladi, herkes dort bir yana dagilarak yaratigin nefesinden kurtulmaya calisiyorlardi. Ilk kaos atladildiktan sonra her zamanki gibi Kris, Eglath ve Rasputin Ejderhaya charge ettiler. Rasgath’da hemen arkalarindaydi fakat onlar gibi durdugu yerde savasmiyor, bir saldiriyor bir geri cekiliyor sonra tekrar charge ediyordu. Lakashtari bulabildigi en uzak koseye gitmis guvende kalmaya calisiyordu ama ejderhanin kendinden uzaklasanlara ekstra bir garezi var gibiydi. uzun yilansi basini soyle bir kaldirdi ve o anda en uzakta gorunen Rasgath’in uzerine asit yagdirdi. Rasgath uzerinden asit dumanlari tuterken yere yigildi. Bu sirada ejderhanin tepesindeki karanlik sovalye savasa mutemadiyen mutantlar summon etmekteydi. Grup Kris-Eglath-Rasputin’in etkili ataklari, Rasgath ve Lakashtari’nin destegi ile yaratigin ilgisini uzerlerinde tutmaya calisiyor gemiye saldirmasini engelliyorlardi. Bir sure sonra savasta daha etkili olmaya karar veren karanlik sovalye ejderhanin sirtindan atladi ve saga sola korku buyuleri yaparak grubu dagitmaya basladi. Iste o anda guvertenin ust kismindaki iplerin uzerinde kosmaya baslayan bir ranger gorundu. Uzerinde tutunmanin bile neredeyse imkansiz oldugu halatlarda bir elf kadar cevik kosuyor, direkten direge atlayarak gruba yaklasiyordu. Son bir parendeyle ejderhanin kafasina basarak grubun yanina indi ve yayina taktigi iki oku ejderjanin basina isabet ettirdi. Savas Gwenn (iki n ile) adindanki bu rangerin da savasa katilmasiyla iyiden iyiye hareketlendi. Rasputin’in gurzu inerken agirliktan geminin kalaslari inliyor, Kris durdurulamaz bir yuk vagonu gibi charge ediyordu. Eglath kilicini once uzaktan firlatiyor, ejder kafasini uzatinca da iki eline alip butun gucuyle indiriyordu. Rasgath savas alaninin bir o yaninda bir diger yanindaydi, simsiyah bir panter seklinde ejderhanin derisini parcaliyor, o daha cevap veremeden ordan yokoluveriyordu. Lakashtari ise ayaklarini yere saglam basmis uzak bir koseden buyu uzerine buyu gonderiyordu. bir kac dakika icin Ejderha kanlar icinde kalmis ve hizla yikilacakmis gibi durmaya baslamisti. Iste o anda ne olduysa oldu, agir yaralarindan midir bilinmez grubun konsantrasyonu bozuldu. Lakashtari ve Kris savasmayi birakip kamaralara dogru indiler. Rasputin bir an sonra ejderhanin devrilmesiyle yeni gelen Gwenn’in yanina gidip sohbete basladi. Rasgath ise kanlar icinde yerde yatiyordu. Eglath kendini bir anda karanlik sovalyeyle bir basina savasirken buldu. “Noluyor lan?” diye bagirinip etrafina seslendi ama Lak ve Kris gitmisti. Gwenn guvenli bir yerden oklarini yagdirmaya devam ediyordu. Rasputin Rasgath’a bir buyuyle ayaga kaldirdiktan sonra sovalyeyi kendi tarafina cekti. bir an sonra hepsi adami kusatmislardi ve amansizca saldiriyorlardi. Bilmedikleri birsey ise yaratigin olurken patladigiydi. Zaten kalabalik yerde savasmaktan hoslanmayan Gwenn tam zamaninda uzaklasmistiki once asagi kamarada Keshan’in kapisini zorlayan Kris ve Lak hemen ardindan da guvertedeki karanlik sovalye patladilar. Kris Eglath’dan yuruttugu para kesesini etrafa sacarak duvarlara carpa carpa yere yapisti ve kendinden gecti. az ilerisinde de Lakashtari bayilmis ama durumu daha iyi duruyordu. Guvertede ise grup anca toparlanmisti ama kollarini kaldiracak halleri yoktu. karanlik sovalyeden geriye kalan muazzam gorunumlu zincir zirhi Rasputin gozunden kacirmadi ve hemen uzerine giydi. Bu sirada Keshan asagidaki patlamayi duymus, Lak ve Kris’i bulmustu. Lakashtari’yi uyandirdi ve neler oldugunu sordu. Lakashtari “Ya bu Kris senin kapini zorladi bizde patladik” diye cevap verince, adamlarina Kris’i zindana atmalarini soyledi. Lakashtari bu sirada israrci bir sekilde esyalarini geri istedigini soyluyordu. Keshan onu odasina birakip az sonra gelecegini soyleyerek guverteye geri cikti. Once gruba tesekkur ettikten sonra onlari Silverymoon’a birakabilecegini soyledi. Grup once bu olaya sicak bakarken, tum silahlarini ve esyalarini Silverymoon’a varana dek bir odaya birakmalari gerektigini ogrenince acilen bir sandalla karaya birakilmak istediler. Keshan biraz daha dusunmeleri icin onlari orda birakirken Lakashtari’nin yanina dondu. Lakashtari ile uzun uzun konusan Keshan onu kendi ile gelmeye ikna edemedi. Bunun uzerine Staff of portals’i vermeyecegini ama diger esyalarini alabilecegini soyledi Lakashtari’ye. Bu sirada Lak arkadaslari ile tekrar konusacagini gemide kalmaya ikna edecegini soyledi Keshan’da ses cikarmadi. Yukari ciktiklarinda Lakashtari ne dediyse grubun onu pek dinleyesi yoktu. Yazitlari bir sandala yuklenmis, Kris karga tulumba zindanlardan getirilip onlerine atilmisti. Keshan bir yandan iyi niyetli olarak karadan gitmeleri halinde yollarinin bir ay kadar surecegini eklemeden edemedi. En sonunda Eglath Keshan’a “Sen bizi bir odaya koy, biz o odadan hic cikmayalim, cikarsak da silahlarimizi birakip cikariz” dedi. Bu Keshan’a da mantikli gelince grup uzun bir yuruyusden kurtulmus oldu. Kendilerini cokda kucuk olmayan bir odada buldular ve gunu gecirmeye basladilar. Tabi bir yandan konusmalar tartismalar olmaktaydi ve Rasputin akli dengesini korumak sebebiyle biraz dinlendikten sonra silahlarini birakip disari cikti. Once gemideki shaman Zahir’i buldu. Uzun sure annesinden ve son yillarinda yasadigi sikintilardan bahsettiler. Annesinin uzerine bir buyu yapildigindan suphelenmis ama ne oldugunu bulamamisti Zahir. ayrica annesini detaylica tasvir etmis babasinin en son iki sene once geldiginde verdigi zumrut bir kolyeyi anlatmisti. Rasputin babasinin yerini bulmak icin kolye uzerine yaptiklari ritueli anlattiginda Zahir cok ilgilendi ve kolyeyi rituelle birlikte ona getirmesini istedi. Soyledigine gore bahsettikleri islemi bir gecede yapabilecekti. Ertesi gun sabah erkenden odalarinin kapisi calindi ve Rasputin hemen kostu. Gelen Zahir’di. Kolyeyi verdi ve gormek istediginin kisinin adini soylemen yeterli diyerek yanlarindan ayrildi. Rasputin babasinin adini soyledikten sonra gozlerini kapadi. Gozlerini actiginda sicak bir odada ellerini gogsunde kavusturmus uyudugunu gordu. Ellerinden bir tanesinin uzerinde hic deri yoktu ve sekli bir garipti. Bunun hemen babasi oldugunu anladi ve gorunuse gore ejderha tarafindan koparilan kolu neredeyse yenilenmisti. Kopan elinin uzerinde kalp gibi atan bir yuzuk oldugunu gordu ve bu yuzuk kendisinki ile ayniydi. Daha sonra hemen etrafi gozlemeye basladi. Masanin karsisindaki duvarda tablolar vardi ve bu tablolardan en buyugu annesinin tablosuydu. Boynunda zumrut kolyeyle resmedilmisti ve cok guzel gorunuyordu. Bu sirada Rasputin babasinin uyandigini hissetti ve hizlica masanin uzerini taradi. Masa kitap doluydu, ejderhalar, dark brotherhood, portallar ve en sonunda dikkatini ceken uzerinde annesinin kolyesinin resmi olan Kaprish isimli bir kitap gordu. Tam o anda Thenaris kolyeyi boynundan cekip aldi ve onaylamadigini belirten bir sesle sikarak kirdi. Rasputin gemideki kamaraya geri donmustu ama devam etmek icin bir kac ipucu eline gecirmisti. O gunu kendisini odadan atip guvertede calisarak gecirdi. Kris bir sure yanina gelip konusmaya calistiysa da cevap vermedi. Bir sure sonrada “yau bir rahat ver calisacaksan calis yoksa git isine” diye tersledi. Kris de “benden hanceri alirken oyle demiyodun ama” seklinde artislik yapinca Rasputin “Git lan al hancerini senin olsun” diyerek karsilik verdi. Bunu uzerine odaya donen Kris hanceri alip kemerine takti. Ertesi gun yolculugun son gunuydu ve bu kez sikilma sirasi Eglath’a gelmisti. Ben gidiyip su Keshan’la bi konusayim diyerek odadan cikti. Keshan’i dumenin basinda buldu. Keshan Eglath’i gordugune bir sasirmisti acikcasi ama bir kac dakika sonra sohbet koyulasti. Eglath basindan gecenlerden bahsetmeye basladi filan derken Keshan Eglath’in boynundaki yarayi sordu. Eglath lakashtari bogazimi kesmisti diyince beti benzi atti. “Nasi yau?” diyemeden basladi Eglath anlatmaya, Rasputin’in kafasina taslar mi sokmamisti, Eglath’i mi kesmemisti, neler neler olmustu. Keshan duyduklarina inanamiyor, Eglath’in yalan soyledigini dusunuyor ama bir yandan dogruyu soyledigini gozleriyle gorebiliyordu. Catlak matlak bir hatun diye sevdigi kiz allan saykosu cikmisti. En sonunda Keshan “Yau Eglath sen bi el atsanda ondan benim kolyeyi alsan, sonrada yarin sabah sehre varinca Staff of Portals la degis tokus etsek?” dedi. Eglath “ya bence olurda, simdi ona kolyeyi ver dersem hayatta vermez, baska bir yol bulmak lazim” dedi. Keshan can havliyle “Zahiiir” diye bahirdi yine. kosup gelen shaman’a bir kac sey soyledi. O da torbalarindan kucuk bir toz kesesi cikardi. Keshan bunu Eglath’a vererek “Al bunu gece uyurken Lak’in agzinin ortasinda patlat, o zman 8 saat uyanmaz. Sende o sirada kolyeyi alirsin” dedi. Eglath “peki denerim” diyip ayriliyordu ki. Keshan “Eglath sen iyi biriymissin bundan sonra gemim sana aciktir, hatta yarin sabah sana bir yuzuk vericem olurda bir seye ihtiyacin olursa bu yuzukten bana ulasabilirsin” dedi. Eglath “eyvallah” diyerek Keshan’in uzatti eli sikti ve kamaraya geri dondu. Gruba olanlari anlatti, Lakashtari duruma cok bozulmus digerleri ise bi hayli eglenmislerdi. Ama Eglath’in tahmininin aksine Lakashtari kolyeyi direk cikarip verdi, Eglath da toz kesesini daha sonra kullanmak uzere ceplerinden birine atti. Sabah oldugunda kendilerini Silverymoon’a demirlemis olarak buldular. Eglath Keshan ile tekrar vedalasti, kolye ile staff’i degis tokus edip bahsi gece yuzugu aldi. Lakashtari ise vedalasmak icin geliyorduki, geminin butun kopruleri kalkti ve hizla limandan ayrilmaya basladi. Keshan Lakashtari’ye kibarlik icabi uzaktan bir el sallamisti (tek eliyle sallamisti zira diger eliyle bogazini ovusturuyordu). Grup Silverymoon’a geri gelmis olmanin huzuru icindeydi. Lady Alustriel’e tasi getirdiler ve diger iki tasin yanina gelmesiyle beraber etkisinin yok oldugunu gorduler. onlerinde biri Luskan’da bir Waterdeep’de iki yazit daha kalmisti. Rasputin de kutuphaneye kosarak annesinin kolyesi Kaprish ile ilgili bilgi almak istedi. Sageler ismi duyar duymaz kosturarak babasinin odasinda buldugu kitabin aynisini getiriverdiler. Kitabi biraz inceleyen Rasputin Kaprish denen bu kolyenin bir ruhun ozunu icinde hapsettigini be boylelikle ruhun sahibinin asla olmedigini ogrendi. Oldurulse bile kolyenin yani basinda tekrar diriliyordu. Bunun uzerine emin olmak uzere kendi yuzugunu de sagelere incelenmesi icin birakti ve arkadaslarinin yanin geri dondu.

###
Bu sirada 5 gun once baska bir yerde
yildirimlardan kendi sesini bile zor duyuyordu ama Xaxis’in onu duymakta zorlanmamsi onu urpertmisti. Xaxis bir ulagin getirigi bir takim haberleri aldiginda oldukca sinirlenmisti, bu nedenle birkac saat boyunce disarida iceri alinmayi beklemesi gerekmisti. Ama sonunda Xaxis’in karsisindaydi ve soyleceklerini soylemisti. Xaxis basini onaylar bicimde salladi.
“Zekice ve sinsice davranmalisin, kolaylikla kanmiyorlar. aylar once Silverymoon’da kandirdigim saf gencler degiller artik. Ama yinede bazi zaaflari var ve artik durdurulmalari sart. Acele etme, dogru zamani kolla. Hata istemiyorum” dedikten sonra cikmasini isaret etti.
Derin bir nefes aldi ve firtinanin icine geri cikti, onlara yetismek icin yolu uzundu
###

View
Oyun 48 - Sundabar'dan kacis

Ellerindeki yaziti tunelin kapisina yasladiktan sonra dusunmeye basladilar, kafalarinda hem yazitla sehirden cikmak hemde Keshan’dan kurtulmak icin bir plan olusmaktaydi. Oncelikle Rasgath’i kulenin merdivenlerinden gondererek yukariyi kolacan etmesini istediler. Rasgath karanlikta el yordamiyla agir agir yukari cikti. Sessizce basinin uzerindeki kapagi araladi. Karsisinda liman kapisini acacak mekanizma duruyordu ve gorunurlerde kimse yok gibiydi. Odanin hemen disindan konusmalar geldigini duyabiliyordu. Ayni zamanda havada bir yanik kokusu ve parlayan isiklarin yansimasi vardi. Daha iyi gorebilmek icin disari cikmaya calisirken kapagi elinden kacirdi ve gum diye yere dusurdu. Bu disardaki nobetcilerin dikkatini cekmisti. Hizla pantere donusup gecite geri atladi ve kapagi pesi sira kapatti. Asagi geri donup durumu arkadaslarina anlattiktan sonra aralarinda tekrar tartismaya basladilar. Keshan’in gonderdigi sandali suyun ilerisinde gorebiliyorlardi ama adamin kendilerini gorup gormediginden emin degillerdi. Bunu duyan Lakashtari bu belirsizligi engellemek adina aciga cikip kayiga el salladi. Kayigin icinde bir gaz lambasi yandi ve onlara dogru ilerlemeye basladi. Bu sirada bu beklenmedik hareket grupta bir takim huysuzlanmalara sebep olmustu. Sonunda Eglath Kris ile beraber yukari cikip kapiyi acmaya karar verdi. Rasputin ise digerleri ile beraber kayikciyi karaya cikmaya ikna edecek, yaziti kayiga tasidiktan sonra adamdan kurtulup Eglath ve Kris’in sadece sandalin cikacagi kadar acacaklari kapidan sivisacaklardi. Plan kusursuz gorunuyordu iste tamda bu nedenle ise yaramayacagi barizdi :). Eglath ve Kris yukari ciktiklarinda karsilarinda alev alev yanan bir Sundabar’la karsilastilar. Ne olmussa olmus sehir karismisti. Kapidaki guardlar daha onlari farketmemis agizlari acik sehri izlemekteydiler. Daha sonra ileride bir yeri isaret edip “Suna bak bu tarafa geliyor” diye bagirisinca Eglath ve Kris’te o tarafa dogru bakindilar. Siyah pelerin ve kapsondan yuzu gorunmeyen parlak zirhlar icinde bir adam onlara dogru gelmekteydi. Hemen arkasinda mutantlardan bir ordu yuruyordu. Eglath fazla zamanlari olmadigini anlamisti. Bu sirada guardlardan biri onlari farketti, ikiside aninda donduler. Eglath yerinden kipirdayacak degildi. “Kapiyi acmaya geldik, ya burda hep beraber oluruz yada kapiyi acar kurtuluruz” dedi. Guardlarin fazla iknaya ihtiyaci yoktu aninda tozoldular. Bu sirada asagida kayik yaklasmis ama karaya yanasmayi reddediyordu. Rasputin adamin gelip yaziti tasimaya yardim etmesini istiyordu ama adam orali degildi, bir onceki gun Eglath’in canta gibi salladigi adami duymustu. Rasputin bir hinlik dusune dursun durumu ele almaya karar veren Lakashtari hancerini cekti ve “Ya gelirsin yada seni boydan boya acarim” diye bagirdi. Adamin kurekle asilip can havliyle onlardan uzaklasmasi bir kac saniye surdu. Rasputin daha “lan ne yaptigini begendin mi” derken Lakashtari “Ben simdi ona gosteririm” diyerek Keshan’a bir mental mesaj gonderdi. “Kayikcin bizi almiyor, hemen yardim et” dedi. Keshan’da “hemen geliyorum” diye cevap verdi. Rasputin Keshan’in gemisinin onlara dogru gelmekte oldugunu gorunce herseyi anlamisti. Agzi acik kalakaldi, butun plan suya dusmustu, artik kayigi calip kacabilme olasiliklari yoktu. Tek yol Keshan’in gemisiydi. O sirada Eglath tekrar asagi indi. "Noluyo yau? niye tasi hala yuklemediniz? diye cikisti. Rasputin tepki vermiyordu, gurzunu bir koseye birakmis bir sigara yakmisti. Rasgath olani biteni anlatti Eglath sinirden yerinde zipliyordu ama yukarida sehirdeki durum ciddiydi zamanlari yoktu. Tekrar yukari kostu ve Kris ile beraber bu kez kapiyi sonuna kadar actilar. Kapi acilinca kayik geri dondu. Asagiya ineceklerken esrarengiz zirhli adamin bir scroll okumaya basladigini gorduler. Scroll’u bitirdiginde butun sehre bir olum sessizli cokuverdi. Herkes ve hersey durmustu. Eglath kendisi bile nefes almayi biraktigindan bir an icin buyuden etkilenip etkilenmedigini dusundu. bir kac saniye sonra kiyamet koptu, adamin limani gosteren bir el hareketi ile beraber tum sehir onlari oldugu kuleye dogru cilginlar gibi kosmaya basladi. Eglath Kris’i de kolundan tutarak asagiya dogru kosturdu. Bu sirada Yazit sandala yuklenmisti ve onlari bekliyorlardi. Ikiside son surat teknenin icine zipladilar ve az daha tekneyi deviriyorlardi. Ama vakit yoktu kiyamet arkalarindaydi. Kris kayikciyi yana firlatip kureklere asildi. Eglath kilicini cekti tam donecekti ki onlarca alevli ok etrafina yagdi. Eglath’a varmak uzere olan onlarca dusman uzerlerine inen oklarla suyun dibini boylamisti. O kadar hizli kurek cekmelerine ragmen sandal sanki hic ilerlemiyordu, mutanatlar yuzerek kayiga yetisiyorlardi. Eglath bir savurdu bir kelle aldi. Rasgath penceleriyle kayiga tutunan elleri parcaliyordu. Rasputin ise solgundu, kadere teslim olmus bir hali vardi. Eglath surekli bagiriyor onu kendine getirmeye calisiyordu. Buyuk geminin kargo bolumunun kapaklari acildi. Kayigi o tarafa dogru yonlendirdiler. Bu sirada hala bir yandan oklar yagiyor bir yandan insanlar kayiga cikmaya calisiyorlardi. Sonunda tampaya vardilar, kayiktan atladilar ve yaziti yukari cekmeye basladilar. Bir yandan rampaya atlayanlarla ilgileniyorlardi. Bu sirada yukaridan oklar yagiyordu. Lakashtari’nin hemen dibinde beliren bir mutantin kafasini altin bir ok delip gecti. Yukari baktiginda Keshan’i gordu. Rasputin de tekrar ayaklarinin yere basmasindan midir bilinmez biraz toparlanmis gurzuyle onun gelenin kafasini dagitiyordu. Bir kac dakika icinde kargo kapaklarini kapattilar. Iceride herkes arkadaslarinin durumunu kontrol ediyor, bir yandan da gemi murettebatini temkinlice suzuyorlardi. Derken guverteden Keshan yanlarina geldi. Uzerindeki emsalsiz kalitedeki kiyafetler ve buyulu deri zirhi icinde bir savascidan cok mitoloji kitaplarindan firlamis bir efsaneye benziyordu. En azindan bazilari icin. Eglath adama daldi dalacakti. Ama daha bir kac kelime etmeye zaman olmadan korkunc bir ciglik duyuldu. Digerleri belki ne oldugunu tahmin etmeye calisabilirlerdi ama Rasgath icin buna gerek yoktu, bu bir ejderhaydi. Keshan merdivenlerden yukari firladi, Rasgath’ta pesinden. Digerleri de onlari takip etti. En arkadan durumdan pek etkilenmemis gibi gorunen Rasputin gitmekteydi. Guverteye ciktiklarinda sehrin uzerinde ucan bir komur karasi bir ejderha gorduler. Ejder siyahli adami sirtina aldiktan sonra tekrar havalanip onlara dogru ucmaya basladi. Keshan “Zahiiiiir!” diye bagirdi. Merdivenlerden uzeri kolyeler, garip bilezikler ve tilsimlarla dolu olan bir shaman kadin cikti. Rasputin merdivenlerin basindaydi bir an kadinla gozgoze geldi. Kadin “Seni taniyorum” dedi. “Gelecegini biliyordum”. Keshan tekrar bagirdi. “Zahir! ejderha!” Zahir basiyla onayladi, guvertenin ortasina geldi ve keselerinden bir kacindan cikardigi tozlari birbirine surerek mavi bir alev cikardi. Murettebattan onlarca tayfa ellerindeki mesaleleri Zahir’in kollarindaki mavi alevlerde yakarak geminin dort bir yanindan asagiya firlattilar. Gemi bir anda dev bir sis perdesinin arkasinda kalmisti. Keshan hemen grubun yanina indi, “fazla zaman yok, ejderhanin dikkatini uzerinizde tutmalisiniz ki gemimi parcalamasin, yoksa hepimiz olduk demektir” dedi. “Okcularimi size birakiyorum, isaretinizle yaylarini salacaklar” diye de ekledi. Bu sirada Rasputin Zahir’i tekrar yakalamis ve konusacak bir kac dakika bulmustu. Ama malesefki bu uzak akrabadan iyi haberler almayacakti. Zahir onun kabilesindendi ve hatta annesinin yakininda uzun sure kalmisti. Rasputin’in annesi bir yil kadar once olmustu ve oldugunde akil sagligi hic yerinde degildi. Rasputin daha fazla ogrenmek istiyordu ama o sirada Kara ejderha sirtinda binicisiyle sisleri yirtarak guverteye indi ve savas basladi.

##Devami Haftaya##

View
Oyun 47 - Sundabar'daki Yazit

Serpernti oldurur oldurmez toparlanan grup Rasgath’i agzindan salyalar akarken buldu, yuzunun yarisini cibanlar kaplamisti bile. Onuda yanlarinda surukleyerek en son duvarin acildigini gordukleri odaya gittiler. Duvar simdi kapali gorunuyordu, Kris rune’u bulduklari odaya geri donup tekrar aktive etti. Kapi acildiginda karsilarinda mutant ordusu beklerken mutantlarin cesetleriyle karsilastilar. Bu durum onlari iyice iskillendirmisti. Bu sirada kapi tekrar kapanmisti. Rasputin tahmini bir dakikada kapandigini tahmin etti. Once defalarca kapiyi acarak iceriyi incelediler. Rasputin kapinin hemen girisinde iceri dogru giren bir tas buldu ama ne ise yaradigini ogrenemedi. Kris bu sirada her dakikada bir rune’e tekrar basiyordu. Odanin ortasinda aradiklari yazitlardan biri vardi fakat yazitin butun etrafi tavandaki bir catlaktan akan yesil bir sivi ile kaplanmisti. Rasputin zemini ve duvarlari incelerken Eglath bir mesale yakarak yesil siviya yaklastirdi. Sivi dumanlar cikararak gerisin geri buzuldu. Grup sehre hastaligin bu sivi ile yazitin birlesmesinden kaynaklandigini varsayiyordu ve bu yuzden ikisini hizlica birbirinden ayirmalari gerekiyordu. Rasputin bu sirada yerdeki taslarin hepsinin agirliga duyarli oldugunu farketti. Ayni zamanda sollarindaki duvarda genis bir kisim, karsilarindaki duvarin ise tamami kayarak aciliyor gibi gorunuyordu. Mutant cesetlerinin cogunda ok delikleri olmasina ragmen oklar hicbiryerde gorunmezken, bir kisim mutant ise parcalara ayrilmisti. Grup burada bir tuzak oldugundan emindi fakat nasil tetiklendigini bulamiyorlardi. Akillarina gelen parlak bir fikirle lagimlarda fare avina ciktilar. Oncelikle iki tane fareyi iceri salip kapinin kapanmasini beklediler. Kapi kapandigi anda duvarlarin kayma sesi ve pesi sira gumburtuler gelmeye basladi. sesler kesildiginde kapiyi tekrar actilar ve farelerden birinin bir ok digerinin ise ezilerek olduruldugunu gorduler. Rasputin bu kez kapinin kenarindaki tasin uzerine bir agirlik koyduktan sonra iki fare daha yolladi. Bu sefer baktiklarinda farelerin ikiside ezilmisti. Uzerine agirlik koyduklari tasin tuzaklardan birini deaktive ettigine emin oldular. Iceride ayni sekilde basilabilecek baska bir tas bulamayinca tek yolun diger tuzak ne ise onunla savasmak olduguna karar verdiler. Herkes hazirdi, kapi acildiginda iceri daldilar ve bir dakikalik gergin bekleyis basladi. Arkalarindaki kapi kapandiginda soldaki duvar kayarak acildi ve icinden dev bir bone golem cikti. Golem cikar cikmaz saldiran gruptan kris yaratigin en yakinindakiydi ve pespese yedigi iki pence nedeniyle nerdeyse parcalaniyordu. Bu sirada odanin karsisindaki duvarda kayarak acilmis ve 3 adet okcu heykel ortaya cikmisti. Uzerine agirlik koyduklari tas sayesinde heykeller devre disiydi. grup ellerinde ne varsa saldiriyor yaratik yakininda kim varsa kan golune ceviriyordu. Sonunda Eglath bir darbeyle alet bir kemik yiginina cevirdi. Savas bittiginde kapi hala kapaliydi ve gorunurde bir cikis yollari yoktu. en iyisinin yaziti once yerinden kaldirmak olduguna karar verdiler. Onlar konusa dursunlar Lakashtari sikilmis yazitin uzerine adini yazmak istemisti. Ammavelakin keski ile vurdugu ilk darbede herkesin uzerine bir sok dalgasi carpti. Lakashtari hemen buyunun ne oldugunu sezmeye calisti ve bir anda gozleri dehsetle buyudu, arkadaslarina dondu ve “Yardim cagrisi gonderdi” dedi. Grubun geri kalani hep bir agizdan “Aferin!!” diye bagirip tasi yuklendiler. Tasin yerinden kalkmasiyla beraber uzerine oturdugu mekanizma yukari kalkti ve girdikleri kapi tekrardan acildi. Ellerinden geldigince hizla bir sonraki odaya geri ciktilar. Iste tam burda hepsi birden koridorlardan gelen sese kulak kesildi. Cig gibi buyuyen ciglik sesleri heryeri kaplamisti sanki bir tsunami dalgasi onlara dogru geliyordu. Hizlica etrafa baktilar, tam karsilarinda bir demir kapi ve yaninda bir capa vardi. Lakashtari “Iste keshanin bana bahsettigi kapi bu, burdan gidersek limana cikabiliriz ordan da bizi bekleyen sandalla Keshan’in gemisine. Tabi once limani kapatan kapiyi acmaliyiz” Eglath, Rasputin ve kris birbirlerine baktilar, fazla zaman ve baska care yok gibiydi Rasgath’in yuzu cibandan gorunmez olmustu. Kapiyi acip tunele dogru kosmaya basladilar. Lakashtari onlar icin kapiyi acik tutuyordu. Tam o anda mutant seli odaya doldu, Lakashtari kolu birakti ve kapiya dogru kosmaya basladi, yaratiklar ensesindeydi. Tam kapiya geldiginde kapi kapandi ve yaratigin biri koluna yapisti. Oda o anda soguk kanli bir sekilde seffaflasarak kapinin diger tarafina akiverdi. Yaratiklar arkalarinda kalmisti. Hizla koridordan yurumeye basladilar. Kordidorun sonundaki kapiya vardilar ve araladiklarinda Limandaki buyuk kapinin altina gelmis olduklarini gorduler. Hemen yani baslarinda bir kule vardi ve kapiyi acan mekanizma orda olmaliydi. Suyun ortasinda ama gorus hizasinda genis bir sandal onlari bekliyordu. Yapilacak sey belliydi Keshan ile bir randevulari vardi anlasilan.
##Bu gemi onlarin kurtulusu mu felaketimi olacakti? Keshan ile buzlar eritilebilir miydi? Lakashtari ne karar verecekti? Silverymoon’u tekrar gorebilecekler miydi? hepsinin cevabi haftayaa…##

View
Oyun 46 - Sundabar, Keshan ve Yazit

Grup tunellerden dikkat cekmeden sokaga dogru tirmandi. Daha bir kac adim gitmeden insanlarin onlarin oldukca aciklarindan gectiklerini farkettiler, asagida kokuya biraz alismislardi ama belli ki berbat kokuyorlardi. Gorunusleri de hic ic acici degildi, ustlerinden pislik akiyordu, yuzleri de gorunmeyecek kadar kirliydi. Bu halleriyle bir grup savascidan cok dilenciye benziyorlardi.

Bir yandan etraflarina bakarken diger yandan da ne yapip nerede kalacaklarini tartisiyorlardi. Cevrede yuzu segiren birden fazla insan gormuslerdi, bu da canlarini sikan bir baska sorundu. Tam bu sirada yoldan gecen biri donup Rasgath’a dogru tukurdu, “Les gibi kokuyorsunuz, su vali de kapilari kapatmadan dilencilerin hepsini disari atsaydi keske”.

Rasgath bir hamle yapar gibi oldu, ama dikkat cekmek istedikleri bir sey degildi. Bir an once bir han bulup temizlenmeleri lazimdi. Ustelik acikmis ve yorulmuslardi. Dar sokaklardan gecerek ilk gordukleri hana dogru ilerlediler. Tam bu sirada Lakashtari’nin gozune tanidik bir mavilik carpti. Az ilerideki sokagin kosesinde bir kiz vardi ama ayni Lakashtari gibi maviydi. Sonunda kendi dunyasindan birini bulmus olmanin verdigi saskinlikla ileri atildi Lakashtari, kiz da dogrudan ona bakti ancak sonra kosesinde bekledigi sokaga dalip gozden kayboldu. Rasputin bir anda ileri atilan Lakashtari’yi tutmaya calisti ama hizli davranamamisti. Lakashtari sokagin kosesine kadar geldi ama koseyi dondugunde kiz yoktu, hayal gorup gormedigine emin olamadan hanin girisine geri dondu. Soran gozlerle ona bakan gruba, “Yok bir sey, birine benzettim sanirim” dedi. Birilerine benzettikleri ilk kisi bu kiz olmayacakti.

Topluca handan iceri girdiler, oldukca salas ve bakimsiz bir handi, ama sececek durumda degildiler. Hemen hanciya 5 kisilik bir odasi olup olmadigini sordular, yemek ve banyo konusunda da oldukca uygun fiyata anlastilar. Hanci bu gruptan o kadarcik altin cikacagina bile pek inanmiyordu buyuk ihtimalle, o yuzden yeni musterileri fiyati hemen kabul edince biraz sasirmis gorundu.

Hemen odaya ciktilar, ama ortalikta bir hastalik kol geziyor gibiydi, bu yuzden once Rasgath banyoda kullanacaklari suyu bir rituel ile temizledi. Hepsi banyolarini yapip sonunda temizlendiklerinde acliklarini hissetmeye de basladilar. Kolyeleri uzerlerinde degildi, bu yuzden oylece inmek istemediler. Hana gelene kadar uzerlerindeki pislikten taninmaz haldeydiler, ama artik dikkat cekerlerdi. Rasgath ve Kris digerleri gibi taninmadiklarindan handa asagi inip yemegi odaya getirmeye gonullu oldular. Asagi indiklerinde ise bunun cok kolay olmadigini anlayacaklardi. Hanci odaya yemek gonderemem diyor, baska bir sey demiyordu. Surekli bagirarak konusuyor, zaten cok akilli olmayan Rasgath ve Kris’in aklini iyice karistiriyordu. Kris, “Biz oturup yiyelim yahu” diyordu, karni zil caliyordu ve zaten parasini bir turlu vermeyen Eglath icin neden daha fazla ac beklesindi ki. Rasgath ise insanlardan cok doga ile ilgilendigi icin gunluk alisveris, pazarlik islerinden hic anlamiyordu. “Odayi dagitmayiz, yemek bitince bulasiklari indiririz” diye gevelerken ortaligi yikarcasina Eglath asagi indi. “Yemek nerde ulan!” diye bagiriyordu, “Yemek parasini pesin verdik, cabuk hazirlayip odaya gonder yoksa agzini burnunu kirarim!”. Hanci bu dev gibi adamdan oldukca urkmustu, az onceki yuksek sesle konusan adam gitmis, yerine “Peki efendim, yolluyorum efendim” diyen suklum puklum biri gelmisti. Kris ve Rasgath agizlari bir karis acik Eglath’a bakiyorlardi. Hem adami bu sekilde degistirebilmis olmasina sasirmislar, hem de o kadar konusmadan sonra kolyesini takmadan asagi neden indi anlamamislardi. Eglath esip gurledikten sonra hepsi yukari cikti, cok gecmeden de yemekleri odaya geldi. Cok lezzetli sayilmazlardi ama bu handan daha iyisini zaten beklemiyorlardi.

Yemekten sonra ellerindeki scroll’lardan birini denemeye karar verdiler. Lakashtari konsantre olarak buyu sozcuklerini okudu. Bir degisiklik hissetmisti, kendini zorlayarak daha fazla konsantre oldu ama hic bir sey gorememisti. Gormeyi bekledigi seyi goremediginden morali de bozulmus, hissettigi seyin uzerinde de durmamisti. Gruba dondu, “Hic bir sey goremedim” dedi uzuntuyle, belki de taslar burada degil. “Belki de ben goremeyecegim, acaba Rasputin mi kullansa scroll’lari?”

Yapacak baska bir sey yoktu, saat de iyice ilerlediginden artik cikip arastirmaya karar verdiler. Kolyeleri olmadan gorunmek istemiyorlardi, ama kolyelerini taktiklarinda da hancinin dikkatini cekerlerdi. “Zaten 2. kattayiz” dedi Rasputin, “atlayalim su arka pencereden.”. Dedigi gibi sirayla atladilar. Scroll’un etkisi gecmeden biraz daha bakindi Lakashtari ama hic bir sey gormemisti. Bu sirada hanin ilerisinden cigliklar ve kavga sesleri gelmeye basladi. Cok kalabalik bir grup birbirine girmis gibi bir kaos ortami vardi. Grup beklemeden o taraf dogru kosmaya basladi. En onde Rasputin gidiyordu, ne de olsa en hizlilari oydu : ) Ilerisindeki kalabaligin ortasinda sehir guard’larina saldiran yaratiklari gordu. Biri guardlardan birinin ustune cullanmis ve boynunu parcaliyordu. Rasputin bir saniye bile dusunmeden o tarafa dogru kosarak kalabaliga daldi.

Grubun geri kalani onun kadar hizli davranamamisti, arkasindan onlar da kalabaliga daldi ama tam bir kaos hakimdi ortaliga ve birbirlerini kaybetmeleri uzun surmedi. Eglath kalabalikta Rasputin’i ararken bir anda saskinliktan donakaldi. Babasi kalabaligin icinde ona bakiyordu. Cok anlamsiz olsa da iste babasi oradaydi. Hemen o tarafa dogru kalabaligi yararak ilerlemeye basladi. Babasi ise onu gorunce geriye dogru kacmaya basladi, kalabalik yuzunden pek ilerleyemiyor, oysa Eglath onune cikanlari deliler gibi iterek kendine yol aciyordu.

Bu sirada Rasgath’in dikkatini de kalabaligin icinde iki siyah giysili adam cekti. Ikisi de Eglath’a dikkat kesilmis, ona dogru ilerliyorlardi. Pek tekin tiplere benzemediklerinden Rasgath da gizlenerek onlarin arkasina gecmeye calisti, eger Eglath’a saldirirlarsa arkalarindan onlara saldirip sasirtabilirdi. Dikkatlerini cekmeden yaklasirken bir anda Kris yaninda bitti, koluna asilip “Rasgath!” diye bagirdi, “bizimkileri kaybettim!”. Druid icinden bir kufur savurdu, izledigi adamlarin dikkatini cekmediklerini umuyordu.

Lakastari ise zaten ufak tefek oldugundan kalabaliga girmesiyle sol tarafa dogru suruklenmesi bir oldu. Eglath’i ariyordu ama etrafinda tam bir karmasa vardi. Tam bu sirada mavi kizi yeniden gordu. Hayal goruyor olabilirdi ama bu sefer kesin olarak anlamaya kararliydi.O sirada kaba saba bir adam kizi saclarindan tutup cekerek bir duvarin kenarina getirdi ve goz acip kapayana kadar bicaklayip oraya birakti. Lakashtari Hemen o tarafa dogru kosmaya basladi, gruptakilerden hizla uzaklastiginin farkinda degildi. Eglath’a mental bir mesaj yollayarak “Sola gel!” dedi. Bir cevap gelmesini beklemeden mavi kiza dogru atildi. Tam bu sirada beyninde simsekler cakti ve her sey karardi.

Rasputin yaratiklari bicerek guardlarin yardimina kostugunda kalabaligin icinden de tezahuratlar yukselmeye basladi. Adini bile bilmedikleri bu adam icin bagiriyor, alkisliyorlardi. Yaratiklarin hepsi haklandiginda guardlardan birinin parcalanmis cesedi disinda kayiplari yok gibiydi. Kalabaligin icinden bir adam Rasputin’e yaklasti ve bir kese uzatti, “Al evlat, bu senin payin.” Rasputin tezahuratlarin nedenini ancak o anda kavradi, uzerine bahis oynamislardi, iyi yani kazanmisti. Fazladan bir kese altina hayir demezdi. Altinlari cebine atip digerlerini aramaya koyuldu.

Eglath babasina ulastiginda kolunda tutup adami kendine cekti. “Baba! Babacigim!”. Ama bir teslik vardi, bu adam babasinin yarisi kadar irilikteydi, saclari da bir garip duruyordu. Adamin yuzunu iyice goremk icin cevirdiginde adamin kafasindaki peruk yere dustu, sadece bir yabanciydi. Ustelik korkmus ve paspal bir adamdi. Bu sirada Eglath adamin arkasindan yaklasan siyah giysili bir adami gordu, adam bir kilic cikarmis hizla onlara dogru geliyordu. Babasi olmasa da bu yabanciya soracaklari vardi Eglath’in, o yuzden kolunu birakmadan arkasina savurdu ve siyahli adamla aralarina girdi. Kendi kilicini cekmisti ve cok gecmeden birbirlerine saldirdilar.

Rasgath ve Kris de Eglath’a yapilan saldiriyi gormus ve adamin ustune atilmaya kazirlaniyorlardi ki, digeri onlerine atlayip kilicini Rasgath’a savurdu. Oldukca ciddi bir atakti ve Rasgath bir anda kanlar icinde kaldi. Kris ise savasmakla kalabaliga karisip sivismak arasinda kararsizdi. Rasgath’in durumunu gorunce savasmaya karar verdi ama karsilarinda oldukca guclu bir rakip vardi. Eglath’in durumu da cok parlak degildi, bir yandan babasina benzettigi adami kolundan tutmus birakmiyor, diger yandan da karsisindaki korsan kilikli dusmanla savasmaya calisiyordu. Bu sirada beyninde “Sola gel!” diye bir ses yankilandi. “Sen saga gel!” diyebildi, hemen sonrasinda da Lakashtari ile mental baglantisi kesildi. Tam galiba bu kargasa icinde olup gidecegiz derlerken uzaktan bir duduk ottu, guardlar geliyordu ve beklemedikleri sekilde karsilarindaki adamlar bu durumdan hoslanmamis gibiydi. Bir anda gruptakilerin yuzlerine bir toz firlatarak gozden kayboldular. Grup kendine geldiginde adamlar coktan kalabalikta uzaklasmisti.

Eglath’in tuttugu adam dikkatin yine kendisine donmesiyle iyice panik oldu, bagirip agliyor, “Birakin gideyim, biri bu perugu ve giysileri verdi, bir kac da altin verip ortada dolas dedi. Vallahi tanimiyorum, kotu bir amacim yoktu, zaten acim birakin gideyim” diye yalvariyordu. Eglath ise iyice sinirlenmisti. adami sarsip bagiriyor “Seni kim gonderdi, parayi kim verdi!” Bu bagirismalari duyan Rasputin daha sakin dusunebiliyordu, hemen dikkat cekmeyecekleri bir yere gitmelerini onerdi. Rasgath kalabaligin arasindan karanlik dar bir sokaga dogru yol gosterdi ve adami da surukleyerek sokaga daldilar. Eglath yine adamin uzerine cullandi, “Parayi kim verdi” diyordu, kalabalikta para kesesini kaybetmis olmasi da sinirini katlamisti. Bu sirada digerleri ayni anda “Lakashtari nerde?” diye atildilar. “Ha, evet, bana mental mesaj yolladi ama sonra yeniden haberlesemedik” dedi Eglath, adami sallamaya devam ediyordu, “Nerede aldin parayi, kim verdi?”. Hepsi Lakashtari’nin kacirildigi konusunda hemfikirdi, ama ne yapacaklari konusunda anlasamiyorlardi. Eglath adamin parayi limanda aldigini da duyunca kesin olarak limana gitmeyi istiyor, diger secenekleri duymuyordu bile. “Lakashtari kacirildiysa zaten o da limandan cikar” diyordu, hala birakmadigi adami o tarafa dogru suruklemeye baslamisti bile. Digerleri ise onun kadar rahat degildi, geri donup ortaligi arastirmak istiyorlardi. Tam ayrilirlarken yoldan gecen iki kisinin bir cinayetten bahsettiklerini duydular. Mavi tenli bir kadin oldurulmustu. Grup bunu duyunca tartismayi birakti, Eglath limana dogru giderken kalanlar da geri kosmaya basladilar. Bir yandan konusanlara kulak kabartiyorlardi. “Pekmezini akitmislar” dedi bir kadin yanindakine. Raputin iyice kosturmaya baslamisti, hatta kurta donussem daha mi hizli giderim diye dusunuyordu. Tam bu sirada kalabaligin toplandigi yeri gordu, kurta donusmekten vazgecti ve toplulugun arasindan cesede bakti. Derin bir oh cekti, yerde yatan Lakashtari degildi. Ancak bir not vardi uzerinde, imza yoktu ama onlara yazilmis oldugu anlasiliyordu: “Handa beni bekleyin. 2 saat sonra.” Bu durumda Eglath’in pasinden limana gitmeye karar verdiler, Lakashtari dedigi gibi limandan cikabilirdi, sonucta Lakashtari’yi en iyi taniyan Eglath’ti, sonra onu da alip hana donerlerdi. Notu Keshan’in koydugunu dusunuyorlardi, Lakashtari de buyuk olasilik onun elindeydi.

##
Lakashtari kendine geldiginde zengin bir kamarada bir dosekte yatmaktaydi, uzerinde zirhlarinin uzerine ozenle giydirilmis ipek kiyafetler vardi. gozlerini kaldirdiginda butun ihtisamiyla Keshan karsisinda ona gulumsuyordu. “Balim?” dedi “Nasilsin?”
##

Eglath limana vardiginda adami hala birakmamisti. Adam aldigi 5 altini bile Eglath’a vermis, sadece rahat birakilip gitmek istiyordu ama nafile. Eglath limanda saga sola bakiyor bir yandan da adami tartakliyordu. “Kim verdi lan parayi!”. Adam artik cevap veremiyor, sadece agliyordu. Bu sirada limandaki en buyuk geminin guvertesinde Lakashtari belirdi. Bir sandali suya indiriyorlardi, o da sandala atladi, belli ki kiyiya cikacaklardi. Eglath bunu gorup o tarafa dogru ilerledi, adami suruklemeye devam ediyordu. Bu sirada kosarak digerleri de limana geldi. Rasputin hemen Eglath’a dogru kostu, zira engel olmazsa sandalda Lakashtari’yi getiren adami parcalayacagina emindi. Adam da Eglath’in gozundeki atesi gorunce limana yanasip yanasmamak konusunda kararsizdi. Zaten adam yanasir yanasmaz Eglath yakasina yapisip kiyiya cekti. Sehirdeki kargasadan beri surukledigi adami ilk kez birakmisti, o da bu firsati hemen degerlendirip kendini suya atti, bir sekilde bir yerden kiyiya cikardi, ama Eglath’in gozune bir daha gorunmemek konusunda kararliydi. Eglath ise onu unutmus gibiydi, bi yandan Lakashtari’ye “Neredeydin, nasil geldin buraya?” diye ardi ardina sorulari siralarken diger yandan da sandala kacmaya calisan adamin arkasindan sandala atlamaya calisiyordu. Lakashtari ise onu durdurmaya calisiyordu, “Bir dakika Eglath, bu adamin sucu yok, bak sag salim geldim iste, hadi hana gidelim de anlatayim her seyi” diyordu. Digerleri bu ana kadar ses cikarmamislardi ama “hana gidelim” sozu bazi soru isaretleri yaratmisti. Cesedin uzerindeki not da onlari hana cagiriyordu. Rasputin birden “Hana filan gitmiyoruz! Ne oldugunu hic bir sey atlamadan burada anlatacaksin!” diye Lakashtari’nin uzerine gitmeye basladi. Lakashtari ise olayi anlatmaya pek hevesli degildi, “Tamam anlatacagim ama once hana gitelim rahat rahat otururuz” diyip duruyordu. Grup iyice iskillenip gitmeyi reddedince anlatmak zorunda kaldi. Duraklayarak, kesik kesik anlatiyordu, bu da grubun guvenini kazanmasi konusunda pek yardimci olmuyordu:

“Kalabalikta sizi kaybettim. Neden cagirinca gelmediniz? Kalabalikta biri kafama vurdu, bayilmisim. Sonra gozlerimiacinca Keshan karsimdaydi”.

Keshan sozunu duyan grup iyice sinirlendi, “Keshan seni kacirdi ve simdi birakiyor mu? Ne istiyor? Seni sadece konusmak icin mi kacirmis?” gibi sorular ardi ardina geliyordu. Lakashtari ise Keshan’in kotu bir niyeti olmadigina inanmis gibiydi.

“Sadece limani kapatan kapiyi acmamizi istiyor. Hana gidip oturursak anlatayim detaylari. Tunellerde kapiyi kontrol eden bir duzenek varmis, Yerini tarif etti, sadece kapiyi acacagiz, baska bir sey istemiyor”

Bu bile yeterince kusku vericiydi grup icin. “Sadece kapiyi acmak icin neden bizden yardim istesin? Kendi acsa ya. Hem bizim ne isimize yarayacak bu is?”

Lakashtari ise onlari ikna etmek icin elinden geleni yapiyordu. “Benden aldigi esyalari geri verecek, bakin iyi niyetinin gostergesi olarak bir kolye bile verdi bana.” Bariz sekilde buyulu olan bir kolyeyi boynundan kaldirip gosterdi. Eglath iyiden iyiye cileden cikmisti, “O herife yardim filan etmeyecegiz, kapiyi nasil aciyorsa kendisi acsin. Senin itemlarini da bir tarafina soksun! O kolyeyi de cikar boynundan, delirtme beni!” Eglath kadar sert olmasalar da grubun geri kalani da Keshan’a yardima hic gonullu degillerdi. Ustelik kendilerine bir yarari olmayacakti. Lakashtari de sag olduguna gore kaybettigi esyalarin uzerine bir bardak soguk su icip kendi gorevlerine odaklanmaya karar verdiler. Lakashtari hala “Ama portal staffi, ama hana gidelim” diyip duruyordu. En sonunda “Siz handa az bekleyin ben de arkanizdan gelecegim” diyince Rasputin’in de tepesi atti. “Hana gitmiyoruz. Baska bir yerde kaliriz. Scroll’lari da kaybetmissin zaten, eldeki tek kalani cogaltip sonra limanda kullaniriz. Gerekirse gemiyi de atese veririz.” diye bagirdi. Grup artik limanda daha fazla patirti cikartmak istemiyordu zaten, ilk kaldiklari handan daha duzgun gorunen baska bir han bulup hemen girdiler. Hem yorulmus hem sinirlenmislerdi. Ustelik Lakashtari’nin garip tavri kafalarini iyice karistirmisti.

Gece Rasgath scroll’u kopyaladi, kalan zamaninda da Rasputin’in kolyesine duzenli olarak yaptiklari ritueli tekrarladi. Sonrasinda biraz dinlendiler, yemek yediler ve sonrasinda limana gitmek icin toparlandilar. Limanda Lakashtari yine scroll’u kullandi, bu sefer isinlari gorebilmisti. Limandan guney bati yonune yerin altina dogru gidiyordu, onu takip edip gozden kaybolmadan yakinlarinda kanalizasyona inen bir kapak buldular. Asagiya atladiklarinda yine koku burunlarini sizlatti.

Kanalizasyonda yine kucuk odaciklardan ilerlediler, Rasputin surekli tuzak kontrol ediyor, yanlis bir hamle yapmamak icin yavasca ilerliyordu. Gerektiginde Rasgath’i stealth mod’da ileri yolluyorlardi.

isinin geldigi yonu kuzey dogu olarak hesapladiklarindan o yone dogru ilerlemeye devam ettiler. Bir sure sonra baska bir duvarda gizli bir kapi oldugunu farkettiler. Eglath Rasputin’in gurzunu alarak duvara vurmaya basladi. Her darbede butun etraflari sarsiliyor Rasputin silahin dayanmasi icin dua ediyordu. bir kac vurus sonunda Eglath duvari kirdi ve altindan bir baska rune cikti. Lakashtari den rune’a basmasini isterken digerleri dort bir yana dagilarak nereyi acacigini bulmaya calistilar. Sansli olan Rasputin’di. Kapinin mutantlarin oldugu odada acildigini gordu, kapi acilir acilmazda mutantlar iceri dolusmustu. Soylenerek gerisin geri yollandi. Bu sirada sanssiz olan ise Rasgath’di tam duvarlari incelerken arkasindan sinsice gelen serpenti gormemisti. agzindan asitler sacan yaratik aniden saldirarak Rasgath’i karsi duvara firlatti. uzerine bulasan asitler surekli patliyor ve etrafa saciliyordu. dakikalar sure bir savas sonrasi serpenti indirdiklerinde bir kaci biraz yaralanmis ama digerleri idare eder durumdaydilar. Simdi tek yapmalari gereken onlerindeki mutant engelini kaldirmakti.

##Devami Haftaya##

View

I'm sorry, but we no longer support this web browser. Please upgrade your browser or install Chrome or Firefox to enjoy the full functionality of this site.