For the New and Unseen

Oyun 42 - Obsidius'un kaderi

Grup bir kac gun Silverymoon’un toparlanmasina yardimci olduktan sonra hizlica doguya, bir zamanlar neredeyse Rasputin’i kaybettikleri, aralarindaki ilk nifak tohumlarinin atildigi daglarin eteklerine dogru yola ciktilar. Amaclari hem Xaxis’ten bir iz aramak hemde Obsidius’un setinin kalan son parcasini bulmakti. Obsidius butun konsantrasyonunu eldivenleri hissedebilmek icin harciyordu. Ilk gunun sonunda daglarin eteklerindeki vadide yol almaya basladilar. Kisa bir sure sonra guvenli bir yerde kamp kurdular ve sabahin ilk isiklariyla tekrar yolculuklarina devam ettiler. oglene dogru onlerindeki tepeligi astiklarinda daglarin en yuksek zirvesinin bulundugu dagin eteginde bir kasabayla karsilastilar. Obsidius eldivenlerin cekiminin karsilarindaki dagdan geldiginden emindi ama burda baska birseyler daha vardi, cok daha buyuk bir magical aura etrafi cevreliyordu. Meraklanan grup kasabaya yoneldi, orta buyuklukte bir kasabaydi, etraf kalabalik sayilirdi. insanlarin cogu kasabanin ortasindaki Lady Alustriel heykelinin etrafinda toplanmislar gunluk islerine devam ediyorlardi. Etrafta ates danslari yapan yada pratik yapmakta olan insanlar vardi. Kisa bir sure sonra kasabanin yoneticisi onlari karsiladi. Hic bekledikleri bir sekilde adam kendilerini oldukca iyi tanimaktaydi, Silverymoon’un kurtaricilari olarak hitap ederek etraftaki herkese kim olduklarini duuyurdu. Tabi bu durum grubu biraz rahatsiz ettigi gibi etraftaki herkesten alkis almamis olmalari da biraz tedirgin ediciydi. Bu sirada grup adamin konusurken yuzunun surekli seyirdigini farkettiler, adama durumu sorduklarinda bir seyi olmadigini soyledi. Obsidius bu arada etrafta atesle sovlar yapan adamlara takilmisti, adamlar oldukca ekstrem sovlari hic bir sikinti yasamadan yapmaktaydilar ve Obsidius bu durumdan suphelenmisti. Adama bu durumu sorunca, bu kasabanin cok eski bir gecmisten beri atese karsi hep dayanikli oldugunu bunun kanlarinda oldugunu ogrendi. Herkesin gozu dagdaydi, Obsidius yaklastiklarini biliyordu. Adam grubun adina bir ziyafet duzenlenecegini duyurup onlara hana kadar eslik etti. Handa kalacaklari oda uzerine adamla kiran kirana bir pazarliga girisen Lakashtari yarim saat kadar sonra ter icinde kalmis adamdan cok ucuza en iyi odasini koparmayi basarmisti. Rasputin soylene soylene odayi terkedip etrafta dolasmaya basladi, kimligini gizlemek icin madalyonunu takmisti. Uzun sure etrafta dolasti, yuzu seyiren baska insanlara da rastlamisti, bu durum gitgide ilgisini cekiyordu. bazi yerlerde kirmizi goz simgeleri gordu, once bundan suphelense de daha sonra bu simgenin dagin adini temsil ettigini ogrendi. Aksamki ziyafete kadar sehirde dolasip bilgiler aldi, daha once demonlarin kasabay saldirdigini ama atesle karsilik vererek puskurttuklerini ogrendi, Silverymoon’dan cok yardim aldiklarini ve bu sayede iyi durumda olduklarini ogrendi. Kasabanin mimarisiyle de ilgilenen Rasputin, detayli bir lagim sistemi oldugunu da not etti. Aksam ziyafet saatinde arkadaslarinin yanina oturmayarak kalabaligin icine karisti. Bir sure sonra kasabanin ortasindaki atesin etrafinda hatiri sayilir bir kalabalik olusmustu. yemekler de oldukca guzel gorunuyordu. Bir sure sonra Rasputin arkadaslarinin da geldigini ve yemeklerin oldugu bolumde oturduklarini gordu. Yaninda tipi tekin gorunmeyen bi adam buldu ve konusmaya basladi. Belli ki burdaki herkes Silverymoon sempatizani degildi, bu adam Sundabar’dan geliyordu ve grubu kahraman olarak degil sarlatan olarak gormekteydi. biraz daha konusup adamin daha sinsi veya dusmanca bir plani olmadigindan emin olunca kalabalikla ilgilenmeye devam etti. Bu sirada grup olabildigince kibarca cok yememeye calisiyor, genel olarak duruma supheci yaklasiyorlardi. Ilerleyen bir saatte garip bir sey geceye damga vurdu. Herkes goz kamastirici ve oldukca tehlikeli gorunen ates sovalarina bakarken, kalabaliktan bir kadin ayaga kalkip atese dogru yurumeye basladi. Kadin atesin basina geldiginde durdu ve etrafindaki tasdan duvara basini butun gucuyle vurmaya basladi. Grup bir an bunun hasta bir sovun bir parcasi oldugunu dusunsede bir kac saniye icinde kan golune donen kadinin yuzunu gorduklerinde ayaklandilar. Kadin bir kac darbe daha indirerek kendi kafasini pelteye cevirmis ve orcikta yere yigilmisti. Yonetici hemen bir kac kisiye komut vererek kadini uzaklastirmalarini istedi. Rasputin kadina vardiginda coktan olmus oldugunu gordu. Grup simdi yoneticiyi fena halde kiskaca almisti, boyle bir olay daha once olmus muydu? kasabada yuzu seyiren kac kisi vardi? Kadinin cocuklarinin da oraya gelmesiyle kadinin bir kac gundur cok siddetli basagrisi cektigini ogrendiler. Grup hana geri gitmeden once adamdan kasabada bu tarz bas agrisi cekenleri bulmasini istedi. Hana vardiklarinda herkesin keyfi kacikti, en iyisinin biran once daga gozatmak olduguna karar verdiler. Gec ve tenha bir saatte handan cikarak daga tirmanmaya basladilar. Bir sure sonra bunun cok uzun surecegini anlayinca Lakashtari her birine birer ucan at yapti ve dagin en tepesine bir saat icinde vardilar. Dag volkanikti ve kirmizi bir goz seklinde bir kratere sahipti, adi burdan geliyor olmaliydi. kraterin yanina indiler. Obsidius’un aurasindan yararlanarak yaklastilar. Obsidius girisin burada oldugundan emindi ama goremiyordu. Rasputin elini yere koyarak kayalarla olan bagi uzerine odaklandi. Bir sure sonra kraterin tam kalbine inen bir kac basamak gorduler. Hepsi Obsidius’un etrafinda toplanarak basmaklardan inmeye basladilar, etraflarini cilginca fokurdayan lav kapladikca hepsinin sinirleri gerilmekteydi, Obsidius’tan kazara kopmamak adina hepsi kendilerini bir iple ona baglamisti. belki bir on basamak indikten sonra ayaklarinin buz kestigini hissetmeye basladilar, lav dolu bir kraterden asagi iniyorlardi ve bundan daha garip bir hissiyat olamazdi. bir kac basamak daha inmeden neler oldugunu anlayamadilar. kafalari lavin icinden ciktiginda gordukleri kelimelerle anlatilabilecek gibi degildi. Sanki buzdan yapilmis bir dagin icindeydiler, belki yuz metre yuksekte buz kristallerinden bir merdivenin uzerinde duruyorlardi. yukarilarinda icinden gectikleri lav, buzdan bir kasenin icindeymis gibi oylesine duruyordu. uzerinde durduklari buz basamaklarin etrafi metrelerce bosluktu. asagiya bakmak insanin midesini bulandiriyordu. Birinin ayaginin kayip digerini de dusurmesini onlemek icin aralarindaki ipi kestiler. asagida buyuk buzdan bir kup bir kar tepesinin uzerinde durmaktaydi. Ellerinden geldigince yavas ve dikkatli bir sekilde spiral merdivenleri indiler. buzdan kupun yanina vardiklarinda icinde Obsidius’un aradigi eldivenlerin oldugunu gorduler. Kupun uzerinde buza kazinmis bir yazi vardi:

spark within the root
consumed the wood
melted the stone
devoured the good

staff of the apocalypse
boots of the path
helm of the phoneix
gloves of the touch

Here we died
Here it burned
shatter the ice
Let him return

Kupu kirdiklarinda Pyrocalystra ile karsilasma olasiliklarini gozden geciren grup gerekli hazirliklari yaptiktan sonra Obsidius’un kupu eritmesine izin verdi. buzlar eridiginde uzerinde canli alevler olan eldivenler havada asili kaldi. Obsidius bir kac adim atti ve eldivenlerin uzerine elini koydu. Tam bu anda eldivenler harekelendi ve Obsidius’un bilegini kavradi. Hepsinin gozleri onunde bir adamin silueti belirdi. Bir saniye sonra Obsidius muthis bir aci hissetti, gozlerini actiginda uzerindeki setin tum parcalari artik adamin uzerinde duruyordu, derken bir patlamayla hepsinin ayaklari yerden kesildi ve geriye dogru firladilar. Pyrtocalystra’nin uzerinde alevlerden korkunc bir zirhta belirmeye baslamisti. Grup Obsidius’un guclu ates buyulerinden oldugu gibi atese karsi immnunitylerini de kaybetmis oldular. Daha herkes toparlanamadan Pyrocalystra armageddon buyusunu Obsidius’un uzerine yapti, bulundugu yerden etrafa dogru muthis bir patlama oldu, herkes yine etrafa sacilmis, Obsidius ise yerlebir olmustu. Rasputin, Eglath ve Kris hemen adamin etrafini sarmaya calistilarsa da, adam teleport olarak onlardan uzaklasiyor, Obsidius’un uzerine yuruyor ve bir yandan da alan buyuleriyle grubu darmadagin ediyordu. Grubun belki de simdiye dek karsilastigi yikim gucu en yuksek dusman bu olabilirdi. Pyrocalystra digerlerini neredeyse gormezden geliyor ve Obsidius’u yoketmek icin uzerine uzerine gidiyordu. yakina geldiginde staffini butun gucuyle uzerine indirmeye calisiyordu. Obsidius’un agzindan burnundan kan gelmektedydi, ayaga kalkmaya calisti yapamadi. Pyrocalystra tekrar tepesine gelmisti. Staff inerken one atildi ve staffi tuttu. O anda ters giden birseyler oldugunu hissetmis ama cok gec kalmisti. ikisinide alevler sardi, bir an kimse hicbirsey goremedi. Obsidius gozlerini actiginda kendisi karsisinda duruyordu. Setin butun parcalari kendi bedeninin uzerinde kendisine bakiyordu. Panik icinde etrafina bakti, arkadaslari ona dogru kosuyorlardi, bir an Eglath’in dev kilicini gordu. Konusmaya bagirmaya basladi ama agzindan cikan kelimeleri hayatinda daha once duymamisti. Adamin bedeni icinde sikismisti ve kimsenin bunu anlamasina imkan yok gibiydi. Eglath’in kilcinindan kacamaadi, bedenin sag tarafini tutarken bagirmaya devam ediyordu. Sonunda aklina ismini gostermek geldi, eliyle “O” isaretini yapmaya basladi, arkadaslari vurmaya devam ediyordu, Pyrocalystra da kendi bedeni ile ona saldiriyordu. Obsidius duzgun dusunemez olmustu, eliyle “B” harini cizdi sonra “S”. Arkadaslarinin gozlerinin icine bakiyor ama en ufak bir anlayis kivilcimi goremiyordu. Derken Eglath’in kilici gogsune olumcul bir sekilde girdi. Yere yigilirken eline dolan kanla yere “Obsi..” yazabildi. Yaziyi gorduklerinde grubun tepkisi “Obsidius’u lanetlemeye calisiyor heralde” oldu. Bu sirada dag tepelerine yikilmaya baslamisti, buz buyusunun etkisi hizla yokoluyordu. Grup yanlarindaki adami Obsidius sanmaya devam ederek kanlar icinde yatak Obsidius’u lavlarin yutmasina izin verdiler ve kendilerini dagin disina tasidilar. Hersey ortaya ciktiginda onlari aci bir supriz bekliyor olacakti.

##Devami Haftaya##

Comments

Thathorian

I'm sorry, but we no longer support this web browser. Please upgrade your browser or install Chrome or Firefox to enjoy the full functionality of this site.