For the New and Unseen

Oyun 46 - Sundabar, Keshan ve Yazit

Grup tunellerden dikkat cekmeden sokaga dogru tirmandi. Daha bir kac adim gitmeden insanlarin onlarin oldukca aciklarindan gectiklerini farkettiler, asagida kokuya biraz alismislardi ama belli ki berbat kokuyorlardi. Gorunusleri de hic ic acici degildi, ustlerinden pislik akiyordu, yuzleri de gorunmeyecek kadar kirliydi. Bu halleriyle bir grup savascidan cok dilenciye benziyorlardi.

Bir yandan etraflarina bakarken diger yandan da ne yapip nerede kalacaklarini tartisiyorlardi. Cevrede yuzu segiren birden fazla insan gormuslerdi, bu da canlarini sikan bir baska sorundu. Tam bu sirada yoldan gecen biri donup Rasgath’a dogru tukurdu, “Les gibi kokuyorsunuz, su vali de kapilari kapatmadan dilencilerin hepsini disari atsaydi keske”.

Rasgath bir hamle yapar gibi oldu, ama dikkat cekmek istedikleri bir sey degildi. Bir an once bir han bulup temizlenmeleri lazimdi. Ustelik acikmis ve yorulmuslardi. Dar sokaklardan gecerek ilk gordukleri hana dogru ilerlediler. Tam bu sirada Lakashtari’nin gozune tanidik bir mavilik carpti. Az ilerideki sokagin kosesinde bir kiz vardi ama ayni Lakashtari gibi maviydi. Sonunda kendi dunyasindan birini bulmus olmanin verdigi saskinlikla ileri atildi Lakashtari, kiz da dogrudan ona bakti ancak sonra kosesinde bekledigi sokaga dalip gozden kayboldu. Rasputin bir anda ileri atilan Lakashtari’yi tutmaya calisti ama hizli davranamamisti. Lakashtari sokagin kosesine kadar geldi ama koseyi dondugunde kiz yoktu, hayal gorup gormedigine emin olamadan hanin girisine geri dondu. Soran gozlerle ona bakan gruba, “Yok bir sey, birine benzettim sanirim” dedi. Birilerine benzettikleri ilk kisi bu kiz olmayacakti.

Topluca handan iceri girdiler, oldukca salas ve bakimsiz bir handi, ama sececek durumda degildiler. Hemen hanciya 5 kisilik bir odasi olup olmadigini sordular, yemek ve banyo konusunda da oldukca uygun fiyata anlastilar. Hanci bu gruptan o kadarcik altin cikacagina bile pek inanmiyordu buyuk ihtimalle, o yuzden yeni musterileri fiyati hemen kabul edince biraz sasirmis gorundu.

Hemen odaya ciktilar, ama ortalikta bir hastalik kol geziyor gibiydi, bu yuzden once Rasgath banyoda kullanacaklari suyu bir rituel ile temizledi. Hepsi banyolarini yapip sonunda temizlendiklerinde acliklarini hissetmeye de basladilar. Kolyeleri uzerlerinde degildi, bu yuzden oylece inmek istemediler. Hana gelene kadar uzerlerindeki pislikten taninmaz haldeydiler, ama artik dikkat cekerlerdi. Rasgath ve Kris digerleri gibi taninmadiklarindan handa asagi inip yemegi odaya getirmeye gonullu oldular. Asagi indiklerinde ise bunun cok kolay olmadigini anlayacaklardi. Hanci odaya yemek gonderemem diyor, baska bir sey demiyordu. Surekli bagirarak konusuyor, zaten cok akilli olmayan Rasgath ve Kris’in aklini iyice karistiriyordu. Kris, “Biz oturup yiyelim yahu” diyordu, karni zil caliyordu ve zaten parasini bir turlu vermeyen Eglath icin neden daha fazla ac beklesindi ki. Rasgath ise insanlardan cok doga ile ilgilendigi icin gunluk alisveris, pazarlik islerinden hic anlamiyordu. “Odayi dagitmayiz, yemek bitince bulasiklari indiririz” diye gevelerken ortaligi yikarcasina Eglath asagi indi. “Yemek nerde ulan!” diye bagiriyordu, “Yemek parasini pesin verdik, cabuk hazirlayip odaya gonder yoksa agzini burnunu kirarim!”. Hanci bu dev gibi adamdan oldukca urkmustu, az onceki yuksek sesle konusan adam gitmis, yerine “Peki efendim, yolluyorum efendim” diyen suklum puklum biri gelmisti. Kris ve Rasgath agizlari bir karis acik Eglath’a bakiyorlardi. Hem adami bu sekilde degistirebilmis olmasina sasirmislar, hem de o kadar konusmadan sonra kolyesini takmadan asagi neden indi anlamamislardi. Eglath esip gurledikten sonra hepsi yukari cikti, cok gecmeden de yemekleri odaya geldi. Cok lezzetli sayilmazlardi ama bu handan daha iyisini zaten beklemiyorlardi.

Yemekten sonra ellerindeki scroll’lardan birini denemeye karar verdiler. Lakashtari konsantre olarak buyu sozcuklerini okudu. Bir degisiklik hissetmisti, kendini zorlayarak daha fazla konsantre oldu ama hic bir sey gorememisti. Gormeyi bekledigi seyi goremediginden morali de bozulmus, hissettigi seyin uzerinde de durmamisti. Gruba dondu, “Hic bir sey goremedim” dedi uzuntuyle, belki de taslar burada degil. “Belki de ben goremeyecegim, acaba Rasputin mi kullansa scroll’lari?”

Yapacak baska bir sey yoktu, saat de iyice ilerlediginden artik cikip arastirmaya karar verdiler. Kolyeleri olmadan gorunmek istemiyorlardi, ama kolyelerini taktiklarinda da hancinin dikkatini cekerlerdi. “Zaten 2. kattayiz” dedi Rasputin, “atlayalim su arka pencereden.”. Dedigi gibi sirayla atladilar. Scroll’un etkisi gecmeden biraz daha bakindi Lakashtari ama hic bir sey gormemisti. Bu sirada hanin ilerisinden cigliklar ve kavga sesleri gelmeye basladi. Cok kalabalik bir grup birbirine girmis gibi bir kaos ortami vardi. Grup beklemeden o taraf dogru kosmaya basladi. En onde Rasputin gidiyordu, ne de olsa en hizlilari oydu : ) Ilerisindeki kalabaligin ortasinda sehir guard’larina saldiran yaratiklari gordu. Biri guardlardan birinin ustune cullanmis ve boynunu parcaliyordu. Rasputin bir saniye bile dusunmeden o tarafa dogru kosarak kalabaliga daldi.

Grubun geri kalani onun kadar hizli davranamamisti, arkasindan onlar da kalabaliga daldi ama tam bir kaos hakimdi ortaliga ve birbirlerini kaybetmeleri uzun surmedi. Eglath kalabalikta Rasputin’i ararken bir anda saskinliktan donakaldi. Babasi kalabaligin icinde ona bakiyordu. Cok anlamsiz olsa da iste babasi oradaydi. Hemen o tarafa dogru kalabaligi yararak ilerlemeye basladi. Babasi ise onu gorunce geriye dogru kacmaya basladi, kalabalik yuzunden pek ilerleyemiyor, oysa Eglath onune cikanlari deliler gibi iterek kendine yol aciyordu.

Bu sirada Rasgath’in dikkatini de kalabaligin icinde iki siyah giysili adam cekti. Ikisi de Eglath’a dikkat kesilmis, ona dogru ilerliyorlardi. Pek tekin tiplere benzemediklerinden Rasgath da gizlenerek onlarin arkasina gecmeye calisti, eger Eglath’a saldirirlarsa arkalarindan onlara saldirip sasirtabilirdi. Dikkatlerini cekmeden yaklasirken bir anda Kris yaninda bitti, koluna asilip “Rasgath!” diye bagirdi, “bizimkileri kaybettim!”. Druid icinden bir kufur savurdu, izledigi adamlarin dikkatini cekmediklerini umuyordu.

Lakastari ise zaten ufak tefek oldugundan kalabaliga girmesiyle sol tarafa dogru suruklenmesi bir oldu. Eglath’i ariyordu ama etrafinda tam bir karmasa vardi. Tam bu sirada mavi kizi yeniden gordu. Hayal goruyor olabilirdi ama bu sefer kesin olarak anlamaya kararliydi.O sirada kaba saba bir adam kizi saclarindan tutup cekerek bir duvarin kenarina getirdi ve goz acip kapayana kadar bicaklayip oraya birakti. Lakashtari Hemen o tarafa dogru kosmaya basladi, gruptakilerden hizla uzaklastiginin farkinda degildi. Eglath’a mental bir mesaj yollayarak “Sola gel!” dedi. Bir cevap gelmesini beklemeden mavi kiza dogru atildi. Tam bu sirada beyninde simsekler cakti ve her sey karardi.

Rasputin yaratiklari bicerek guardlarin yardimina kostugunda kalabaligin icinden de tezahuratlar yukselmeye basladi. Adini bile bilmedikleri bu adam icin bagiriyor, alkisliyorlardi. Yaratiklarin hepsi haklandiginda guardlardan birinin parcalanmis cesedi disinda kayiplari yok gibiydi. Kalabaligin icinden bir adam Rasputin’e yaklasti ve bir kese uzatti, “Al evlat, bu senin payin.” Rasputin tezahuratlarin nedenini ancak o anda kavradi, uzerine bahis oynamislardi, iyi yani kazanmisti. Fazladan bir kese altina hayir demezdi. Altinlari cebine atip digerlerini aramaya koyuldu.

Eglath babasina ulastiginda kolunda tutup adami kendine cekti. “Baba! Babacigim!”. Ama bir teslik vardi, bu adam babasinin yarisi kadar irilikteydi, saclari da bir garip duruyordu. Adamin yuzunu iyice goremk icin cevirdiginde adamin kafasindaki peruk yere dustu, sadece bir yabanciydi. Ustelik korkmus ve paspal bir adamdi. Bu sirada Eglath adamin arkasindan yaklasan siyah giysili bir adami gordu, adam bir kilic cikarmis hizla onlara dogru geliyordu. Babasi olmasa da bu yabanciya soracaklari vardi Eglath’in, o yuzden kolunu birakmadan arkasina savurdu ve siyahli adamla aralarina girdi. Kendi kilicini cekmisti ve cok gecmeden birbirlerine saldirdilar.

Rasgath ve Kris de Eglath’a yapilan saldiriyi gormus ve adamin ustune atilmaya kazirlaniyorlardi ki, digeri onlerine atlayip kilicini Rasgath’a savurdu. Oldukca ciddi bir atakti ve Rasgath bir anda kanlar icinde kaldi. Kris ise savasmakla kalabaliga karisip sivismak arasinda kararsizdi. Rasgath’in durumunu gorunce savasmaya karar verdi ama karsilarinda oldukca guclu bir rakip vardi. Eglath’in durumu da cok parlak degildi, bir yandan babasina benzettigi adami kolundan tutmus birakmiyor, diger yandan da karsisindaki korsan kilikli dusmanla savasmaya calisiyordu. Bu sirada beyninde “Sola gel!” diye bir ses yankilandi. “Sen saga gel!” diyebildi, hemen sonrasinda da Lakashtari ile mental baglantisi kesildi. Tam galiba bu kargasa icinde olup gidecegiz derlerken uzaktan bir duduk ottu, guardlar geliyordu ve beklemedikleri sekilde karsilarindaki adamlar bu durumdan hoslanmamis gibiydi. Bir anda gruptakilerin yuzlerine bir toz firlatarak gozden kayboldular. Grup kendine geldiginde adamlar coktan kalabalikta uzaklasmisti.

Eglath’in tuttugu adam dikkatin yine kendisine donmesiyle iyice panik oldu, bagirip agliyor, “Birakin gideyim, biri bu perugu ve giysileri verdi, bir kac da altin verip ortada dolas dedi. Vallahi tanimiyorum, kotu bir amacim yoktu, zaten acim birakin gideyim” diye yalvariyordu. Eglath ise iyice sinirlenmisti. adami sarsip bagiriyor “Seni kim gonderdi, parayi kim verdi!” Bu bagirismalari duyan Rasputin daha sakin dusunebiliyordu, hemen dikkat cekmeyecekleri bir yere gitmelerini onerdi. Rasgath kalabaligin arasindan karanlik dar bir sokaga dogru yol gosterdi ve adami da surukleyerek sokaga daldilar. Eglath yine adamin uzerine cullandi, “Parayi kim verdi” diyordu, kalabalikta para kesesini kaybetmis olmasi da sinirini katlamisti. Bu sirada digerleri ayni anda “Lakashtari nerde?” diye atildilar. “Ha, evet, bana mental mesaj yolladi ama sonra yeniden haberlesemedik” dedi Eglath, adami sallamaya devam ediyordu, “Nerede aldin parayi, kim verdi?”. Hepsi Lakashtari’nin kacirildigi konusunda hemfikirdi, ama ne yapacaklari konusunda anlasamiyorlardi. Eglath adamin parayi limanda aldigini da duyunca kesin olarak limana gitmeyi istiyor, diger secenekleri duymuyordu bile. “Lakashtari kacirildiysa zaten o da limandan cikar” diyordu, hala birakmadigi adami o tarafa dogru suruklemeye baslamisti bile. Digerleri ise onun kadar rahat degildi, geri donup ortaligi arastirmak istiyorlardi. Tam ayrilirlarken yoldan gecen iki kisinin bir cinayetten bahsettiklerini duydular. Mavi tenli bir kadin oldurulmustu. Grup bunu duyunca tartismayi birakti, Eglath limana dogru giderken kalanlar da geri kosmaya basladilar. Bir yandan konusanlara kulak kabartiyorlardi. “Pekmezini akitmislar” dedi bir kadin yanindakine. Raputin iyice kosturmaya baslamisti, hatta kurta donussem daha mi hizli giderim diye dusunuyordu. Tam bu sirada kalabaligin toplandigi yeri gordu, kurta donusmekten vazgecti ve toplulugun arasindan cesede bakti. Derin bir oh cekti, yerde yatan Lakashtari degildi. Ancak bir not vardi uzerinde, imza yoktu ama onlara yazilmis oldugu anlasiliyordu: “Handa beni bekleyin. 2 saat sonra.” Bu durumda Eglath’in pasinden limana gitmeye karar verdiler, Lakashtari dedigi gibi limandan cikabilirdi, sonucta Lakashtari’yi en iyi taniyan Eglath’ti, sonra onu da alip hana donerlerdi. Notu Keshan’in koydugunu dusunuyorlardi, Lakashtari de buyuk olasilik onun elindeydi.

##
Lakashtari kendine geldiginde zengin bir kamarada bir dosekte yatmaktaydi, uzerinde zirhlarinin uzerine ozenle giydirilmis ipek kiyafetler vardi. gozlerini kaldirdiginda butun ihtisamiyla Keshan karsisinda ona gulumsuyordu. “Balim?” dedi “Nasilsin?”
##

Eglath limana vardiginda adami hala birakmamisti. Adam aldigi 5 altini bile Eglath’a vermis, sadece rahat birakilip gitmek istiyordu ama nafile. Eglath limanda saga sola bakiyor bir yandan da adami tartakliyordu. “Kim verdi lan parayi!”. Adam artik cevap veremiyor, sadece agliyordu. Bu sirada limandaki en buyuk geminin guvertesinde Lakashtari belirdi. Bir sandali suya indiriyorlardi, o da sandala atladi, belli ki kiyiya cikacaklardi. Eglath bunu gorup o tarafa dogru ilerledi, adami suruklemeye devam ediyordu. Bu sirada kosarak digerleri de limana geldi. Rasputin hemen Eglath’a dogru kostu, zira engel olmazsa sandalda Lakashtari’yi getiren adami parcalayacagina emindi. Adam da Eglath’in gozundeki atesi gorunce limana yanasip yanasmamak konusunda kararsizdi. Zaten adam yanasir yanasmaz Eglath yakasina yapisip kiyiya cekti. Sehirdeki kargasadan beri surukledigi adami ilk kez birakmisti, o da bu firsati hemen degerlendirip kendini suya atti, bir sekilde bir yerden kiyiya cikardi, ama Eglath’in gozune bir daha gorunmemek konusunda kararliydi. Eglath ise onu unutmus gibiydi, bi yandan Lakashtari’ye “Neredeydin, nasil geldin buraya?” diye ardi ardina sorulari siralarken diger yandan da sandala kacmaya calisan adamin arkasindan sandala atlamaya calisiyordu. Lakashtari ise onu durdurmaya calisiyordu, “Bir dakika Eglath, bu adamin sucu yok, bak sag salim geldim iste, hadi hana gidelim de anlatayim her seyi” diyordu. Digerleri bu ana kadar ses cikarmamislardi ama “hana gidelim” sozu bazi soru isaretleri yaratmisti. Cesedin uzerindeki not da onlari hana cagiriyordu. Rasputin birden “Hana filan gitmiyoruz! Ne oldugunu hic bir sey atlamadan burada anlatacaksin!” diye Lakashtari’nin uzerine gitmeye basladi. Lakashtari ise olayi anlatmaya pek hevesli degildi, “Tamam anlatacagim ama once hana gitelim rahat rahat otururuz” diyip duruyordu. Grup iyice iskillenip gitmeyi reddedince anlatmak zorunda kaldi. Duraklayarak, kesik kesik anlatiyordu, bu da grubun guvenini kazanmasi konusunda pek yardimci olmuyordu:

“Kalabalikta sizi kaybettim. Neden cagirinca gelmediniz? Kalabalikta biri kafama vurdu, bayilmisim. Sonra gozlerimiacinca Keshan karsimdaydi”.

Keshan sozunu duyan grup iyice sinirlendi, “Keshan seni kacirdi ve simdi birakiyor mu? Ne istiyor? Seni sadece konusmak icin mi kacirmis?” gibi sorular ardi ardina geliyordu. Lakashtari ise Keshan’in kotu bir niyeti olmadigina inanmis gibiydi.

“Sadece limani kapatan kapiyi acmamizi istiyor. Hana gidip oturursak anlatayim detaylari. Tunellerde kapiyi kontrol eden bir duzenek varmis, Yerini tarif etti, sadece kapiyi acacagiz, baska bir sey istemiyor”

Bu bile yeterince kusku vericiydi grup icin. “Sadece kapiyi acmak icin neden bizden yardim istesin? Kendi acsa ya. Hem bizim ne isimize yarayacak bu is?”

Lakashtari ise onlari ikna etmek icin elinden geleni yapiyordu. “Benden aldigi esyalari geri verecek, bakin iyi niyetinin gostergesi olarak bir kolye bile verdi bana.” Bariz sekilde buyulu olan bir kolyeyi boynundan kaldirip gosterdi. Eglath iyiden iyiye cileden cikmisti, “O herife yardim filan etmeyecegiz, kapiyi nasil aciyorsa kendisi acsin. Senin itemlarini da bir tarafina soksun! O kolyeyi de cikar boynundan, delirtme beni!” Eglath kadar sert olmasalar da grubun geri kalani da Keshan’a yardima hic gonullu degillerdi. Ustelik kendilerine bir yarari olmayacakti. Lakashtari de sag olduguna gore kaybettigi esyalarin uzerine bir bardak soguk su icip kendi gorevlerine odaklanmaya karar verdiler. Lakashtari hala “Ama portal staffi, ama hana gidelim” diyip duruyordu. En sonunda “Siz handa az bekleyin ben de arkanizdan gelecegim” diyince Rasputin’in de tepesi atti. “Hana gitmiyoruz. Baska bir yerde kaliriz. Scroll’lari da kaybetmissin zaten, eldeki tek kalani cogaltip sonra limanda kullaniriz. Gerekirse gemiyi de atese veririz.” diye bagirdi. Grup artik limanda daha fazla patirti cikartmak istemiyordu zaten, ilk kaldiklari handan daha duzgun gorunen baska bir han bulup hemen girdiler. Hem yorulmus hem sinirlenmislerdi. Ustelik Lakashtari’nin garip tavri kafalarini iyice karistirmisti.

Gece Rasgath scroll’u kopyaladi, kalan zamaninda da Rasputin’in kolyesine duzenli olarak yaptiklari ritueli tekrarladi. Sonrasinda biraz dinlendiler, yemek yediler ve sonrasinda limana gitmek icin toparlandilar. Limanda Lakashtari yine scroll’u kullandi, bu sefer isinlari gorebilmisti. Limandan guney bati yonune yerin altina dogru gidiyordu, onu takip edip gozden kaybolmadan yakinlarinda kanalizasyona inen bir kapak buldular. Asagiya atladiklarinda yine koku burunlarini sizlatti.

Kanalizasyonda yine kucuk odaciklardan ilerlediler, Rasputin surekli tuzak kontrol ediyor, yanlis bir hamle yapmamak icin yavasca ilerliyordu. Gerektiginde Rasgath’i stealth mod’da ileri yolluyorlardi.

isinin geldigi yonu kuzey dogu olarak hesapladiklarindan o yone dogru ilerlemeye devam ettiler. Bir sure sonra baska bir duvarda gizli bir kapi oldugunu farkettiler. Eglath Rasputin’in gurzunu alarak duvara vurmaya basladi. Her darbede butun etraflari sarsiliyor Rasputin silahin dayanmasi icin dua ediyordu. bir kac vurus sonunda Eglath duvari kirdi ve altindan bir baska rune cikti. Lakashtari den rune’a basmasini isterken digerleri dort bir yana dagilarak nereyi acacigini bulmaya calistilar. Sansli olan Rasputin’di. Kapinin mutantlarin oldugu odada acildigini gordu, kapi acilir acilmazda mutantlar iceri dolusmustu. Soylenerek gerisin geri yollandi. Bu sirada sanssiz olan ise Rasgath’di tam duvarlari incelerken arkasindan sinsice gelen serpenti gormemisti. agzindan asitler sacan yaratik aniden saldirarak Rasgath’i karsi duvara firlatti. uzerine bulasan asitler surekli patliyor ve etrafa saciliyordu. dakikalar sure bir savas sonrasi serpenti indirdiklerinde bir kaci biraz yaralanmis ama digerleri idare eder durumdaydilar. Simdi tek yapmalari gereken onlerindeki mutant engelini kaldirmakti.

##Devami Haftaya##

Comments

Thathorian

I'm sorry, but we no longer support this web browser. Please upgrade your browser or install Chrome or Firefox to enjoy the full functionality of this site.